-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
istinaf eden : Fehmi Mustafa
Aleyhine istinaf edilen : Mağusa Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında
( İ-stinaf No. 4/68, Dava No: 1292/66)
İstinaf eden namına : A.M. Berberoğlu ve Osman Mehmet
Aleyhine istinaf edilen namına : Savcı Vedat Aziz.
Adam öldürme - Yasaya aykırı bir fiil ile adam öldürme - Fasıl 154 Ceza Yasasının 205. m-addesi.
Cezanın ağırlığı - Cezanın benzer suçlarda verilmiş cezalarla kıyaslanması - İIk Mahkemenin vermiş olduğu cezanın değiştirilmesine ilişkin prensipler - İlk Mahkemenin ya prensipte hata yapması ya önemli bir hususu göz önünde bulundu-rmaması ya da davanın şartları ışığında cezanın açıkça ağır veya hafif olması gereği - Yüksek Mahkemenin farklı ceza verme görüşünde olmasının cezayı değiştirmek için yeterli bir neden olmaması.
K A R A R
İstinaf eden, 11 Haziran I968'-de Mağusa Ağır Ceza. Mahkemesi tarafından, 23 Şubat 1964 tarihinde Mağusa kazasının Mehmetcik köyünde kanuna aykırı bir fiille Mehmetçikli Mulla Emin Salih'in. ölümüne sebep olduğundan, 1962 yılının 3 sayılı kanununun 5'inci maddesi ile tâdil edilen Fasıl -I54, Ceza kanununun 205'inci maddesi tahtinde suçlu bulunarak 8 sene hapislik cezasına mahkum oldu. İstinaf eden işlediği suçu Ağır Ceza Mahkemesinde kabul etmiştir.
İstinaf eden kesilen bu 8 sene hapisliğin asağıdaki sebeplerden dolayı ço-k ağır olduğunu iddia etti :
- 1. Suçun. işlenmesinden hemen önceki olayların yarattığı ahval ve şerait nazarı itibara alındığında ve mevcut hafifletici sebepler muvacehesinde verilen ceza çok ağırdır.
-
2. Aralık 1963 hadiselerinden evvel hükme bağlanmış olan emsali davalara kıyasen verilen ceza çok ağırdır.
- 3. Sanığın hükümden evvel çektiği tutukluluk müddeti nazarı itibara alındığında bu verilen ceza çok ağırdır.
-
Mahkeme suçlu buldıığu bir sanığa vereceği cezayı kararlaştırırken bazı prensipler dahilinde hareket etmesi icab eder. Bu prensipler de R. v.Kenneth John Ball 35 Cr. App. R. sayfa 165'de açıkça. belirtilmektedir. Şöyle ki :-
- "In deciding the appropriate sentence a Court should always be guided by certain considerations. The first and foremost is the public interest. The criminal law is publicly enforced, not only with the object of punishing crime, but also in the- hope of preventing it. A proper sentence, passed in public, serves the public interest in two ways. It may deter others who might be tempted to try crime as seeming to offer easy money on the supposition, that if the offender is caught and bro-ught to justice the punishment will be negligible. Such a sentence may also deter the particular criminal from committing a crime again, orinduce him to turn from a criminal to an honest life. The public interest is indeed served, and best served, if th-e offender is induced to turn from criminal ways to honest living. Our law does not, therefore, fix the sentence and leaves it to the Court to decide what is, within that maximum, the appropriate sentence for each criminal in the particular circum-stances of each case. Not only in regard to each crime but in regard to each criminal, the Court has the right and the du-ty to decide whether to be lenient or severe."
Yüksek Mahkeme, istinaf rnahkemesi olarak, alt kademedeki mahkemenin verdiği cezayı değiştirmek hususunda da bazı prensipler dahilinde hareket eder. Bu prensipler R. v. Kenneth John Ball, 35- Cr. App. R. Sayfa I65'de ve Regina v. Sofoclis Georghiou Cr. App. No. 2113, Cyprus Law Reports Vol. 22, Page 148'de belirtilmektedir. Şöyle ki :
R. v. Ball:
"It appears to us appropriate that we shauld rest-ate the principles which must guide a Court in deciding what is the right sentence to pass on a prisoner. In the first place, this Court does not alter a sentence which is the subject of an appeal merely because the members of the Court might have pa-ssed a different sentenee. The trial Judge has seen the prisoner and heard his history and any witnesses to character he may have chosen to call. It is only -when asentence appears to err in principle that this Court will alter it. If a sentence is excessive or inadequate to such an extent as to satisfy this Court that when it was passed there was a failure to apply right prinsiples, theıı this Court will in-tervene."
Regina v. Sofoclis Georghiou :
"The principles upon which an Appellate Court will act in exercising its juridistiction to revew sentences are firmly established. The Court does not alter a sentence on the mere g-round that if members of the Court had been trying the appellant they might have passed a somewhat different sentence and it will nor ordinarily interfere with the discretion exercised by a trial Judge unless it is evident that the Judge has acted upon -some wrong principle or overlooked some material factor R. v. Gumbs, 19 Cr. App. R. 74. To this might be added a third criterion, namely, that the sentence is manifestly excessive in view of the circumstances of the case, R. v. Shers kewsky (1912)- 28 T.L..R. 364)".
Sanık 45 yaşında ve 7 çocuk babasıdır. Suçun işlendiği zaman Mehmetçikte ikamet etmekte ve kasapl-ık yapmakta idi. Hadiseler patlak verdiğinde köyün idarecileri Rum saldırılarına tedbir almak için köy sakinlerine silâh ve mermi dağıtmışlardı. Bu arada sanığa da bir piyade tüfeği ile 28 kurşun verilmişti. 23 Şubat 1964 senesinde Mehmetçikte saat -ö.s. 5.30 sıralarında bir piyade mermisi deneniyordu. Deneme işini maktulün kardeşi yaptı. Deneme yapılırken silah patladı ve orada olan sanığın 15 yaşındaki oğlu Yücel yaralandı ve kaldırıldığı hastahanede ölmüştür. Sanık oğlunun yaralandığı haberini -aldı, hastahaneye gitti, ondan sonra köye doğru koştuğu görüldü. Sanık evine gittikten sonra piyade tüfeğini alarak dışarıya çıktı ve 100 yarda ötede oIan maktulün evine doğru yürüdü. Bazı köylüler buna mani olmak istedilerse da muvaffak olamadılar. Maktü-lün evinin avlusunun hududunda olan duvarın üzerinden maktülün babasının yattığı odaya bir el ateş sıktı. Kurşun oda kapısından girdi, odanın içerisinde duvara saplandı. Sanık biraz daha yürüdü, maktülün kaldığı odaya karsı bir mevkiye geldi ve oradan da- ikinci el bir silah atışı yaptı.Ondan sonra oradan ayrıldı. Sanık oradan ayrıldıktan sonra maktul, kapının önünde komada, arka üzeri yerde yatır vaziyette bulundu. Hastahaneye naklolundu ve orada bir iki dakika sonra öldü. Maktul muayene edildiğinde I cm-. yuvarlağında sağ arka küreğinde bir kurşun yarası bulundu. Otopsi yapıldınında sağ akciğer yirtılmış, 3'üncü kaburga kemiği üzerinde de bir yara tesbit edilmiştir. ölüm sebebi dahili organların yaralanması ve dahili kanama olduğu tesbit olundu -
Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi işlenen suçu tarif ettikterı sonra kararında cezanın tesbitinin nazarı itibara aldığı faktörler için şunları söyledi :
"Müdafaa avukatı bütün kabiliyeti i-le bütdn sizin durumunuzu Mahkemeye anlatmıştır- ve Mahkeme de müdafaa avukatının söylediklerini teker teker eleştirmiştir. Bu davada size karanın ne şekilde olduğunu doğru olarak aksettirmedikleri için ceza almanızda tahfif edici noktalardır ve bunları - nazarı itibara aldık. Bundan başka 1964 Şubatından 1967 Haziranına kadar Mağusa'da surlar dahilindeki Polis karakolunda tutuklu kaldınız. Bu müddet zarfında fevkalâde durumdan ötürü Ağır Ceza Mahkemesi terekküp etmediği için mahkeme olmadınız. Bu esnada -akıbetinizin ne olacağını günlerce düşündünüz, ıstırap çektiıniz ve nedamet getirdiniz. Biz Mahkeme olarak bugün cezayı tesbit ederken içeride mahkemesiz dört sene kaldığınızı da nazarı itibara aldık. Mahkemeler cezanın tesbitinde işlenen suçun mahiyetini,- verdiği neticeyi ve sanığın durumuna bakıyor, ve ona göre cezayı tesbit ediyor. İnanıyıoruz ki sizin ailenize de, öteki aileye olduğu gibi bir felâket düşmüştür. İşte bu felâketleri göz önüne alarak bize kanunun verdiği yetkiye göre ve evraktaki olay-ları iyice inceledikten sonra cezayı iyice tesbit etrniş bulunuyoruz."
Kanaatimizce Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi sanığa ceza verirken, yukarıda iktibas olan kararda görüldüğü gihi, nazarı itibara alması icab eden bütün mühim faktörleri nazarı -itibara almış ve yukarıda belirtilen prensiplere göre hareket etmiştir. İstinaf edenin avukatı Aralık 1963 hadiselerinden evvel hükme bağlanmış olan emsali davalara kıyasen verilen cezanın çok ağır olduğunu ileri sürdü.
Yukarıda R. v. Kenn-eth John Ball davasında yapılan iktibasta görüldüğü gibi bir davada uygun cezanın ne olacağı hususu Mahkemerıin takdirine bırakılınıştır. Mahkeme vereceği cezayı tesbit ederken suçun hangi ahval ve şerait tahtinde işlendiğini, sanığın karakterini ve mesele-nin bütün mühim faktörlerini nazarı itibara alarak hareket eder. Bunun için ayrı zamanlarda benzer suç işleyen ayrı sanıklar aynı cezaya çarptırılamaz. Bu hususta Regina v. Sofoclis Georghious, Cr. App. No. 2113, C.L.R. Vol. 22, page l49'da şunlar yer al-maktadır :-
"It has been urged upon us as a ground for interference with the sentence in this case that it is not uniform; it was said that the usual penalty inflicted for this type of offence is a small fine or the accused is m-erely bound over to keep the peace and be of good behaviour. While exceptional circumstances may justify such leniency even under prescent conditions, we are certainly not aware of any such standardised practice, nor do we credit that Judges and Just-ices of the Special Court are so unalive to realities and the principles of punishment as to fail in their duty by the pursuit of any such genera-l praetice."
Sanığın Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmasında hakim biz olmuş olsaydık, sanığa daha az ceza vermeyi meyilli olmamıza rağmen, Mağusa Ağır Ceza Mahkrmesi sanığa ceza verirken yanlış prensiplere istinad ettiği görülmediğinden v-e nazarı itibara alması icab eden bütün mühim faktörler nazarı itibara alındığından ve verilen 8 sene hapislik cezası. aşikâr bir surette çok fazla (manifestly excessive) olmadığınıdan istinaf reddolunur.
Hapislik cezası 11 Hazir-an l968'den başlar.
Tarih : 27 Temmuz 1968.
Full & Egal Universal Law Academy