-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
İstinaf eden: Abdullah İbrahim
ile
Aleyhine istinaf edilen : Türk Emniyet Müdürlüğü
arasında.
(Ceza İstinaf No. 4/70, Dava No. 1929/69)
İstinaf edilen namına: Menteş Aziz
Aleyhine istinaf edilen namına: Zaim M. Necati.
- Trafik - Dikkatsiz araba sürme - Fasıl 332 Motorlu Taşıt Vasıtaları ve Seyrüsefer YoI Yasası madde. 6 - Sürücünün davanın olguları ışığında makul ve tedbirli bir sürücünün göstereceği dikkat ve ihtimamı göstermesi gereği.
H Ü K Ü M
İstinaf- eden (sanık), Lefkoşa Kaza Mahkemesinde Fasıl 332, Motorlu Taşıt Vasıtaları ve Seyrüsefer Yol Kanunu, madde 6'ya aykırı olarak 2 Nisan 1969 tarihinde Lefkoşa - Girne ana yolunun 4. ve 5. milleri arasında BE 553 plâkalı arabayı gereken azami dikkat ve i-htimamı göstermeksizin sürmek suçundan kabahatlı bulunmuş ve 31/l/1970 tarihinde ₤3.- Para cezasına rnahkûm olmuştu. Bu mahkûmiyetten sanık istinaf etmiştir ve Bidayet Mahkemesi Hakiminin 2. şahit Tayyar Ali Tilki'nin şahadetine inanmakla hataya düştüğün-ü, Hakimin bulgularının şahadete istinad etmediğini ve sanığın otobüsü gördüğü zaman ne yapması gerektiği hususunda Hakimin hataya düştüğünü iddia etmiştir.
Bidayet Mahkemesi 2 numaralı şahidin, Tayyar Ali Tilki'nin, kazayı gördüğünü, sanığın kulla-ndığı arabanın Lefkaşa istikametinden süratle geldiğini, bu süratin fazla olduğunu ve 40 - 50 mil süratte olabileceğini, sanığın cocuğa, yolun kenarında toprakta yürürken çarptığını göirdüğünü, sanığın süratinin 50 - 60 - 70 miI olabileceğini ifade ettiğin-den bahsetmektedir. Bidayet Mahkemesi kararını verirken, ikinci şahit için şunları söylemektedir.:-
" Bu davada bilhassa 2 numaralı şahidin sözlerini nazarı dikkate almak lâzımdır."
Bundan görülüyor ki Bidayet Mahkemesi ikinci şahidin şahade-tine ehemmiyet vermiştir. Sanık aleyhine verilen tüm şahadet incelendiğinde ikinci şahidin esas vakıalar hususunda verdiği şahadetin doğru olamayacağı görülür. Meselâ ikinci sahit çocuğun yolun kenarında, toprakta yürüdüğünden, çarpmanın toprak üzerinde- vukubulduğundan bahsetmektedir. Halbuki polisin mahkemeye ibraz ettiği kaza plânına göre sanığın arabası asfalt yoldan dışarıya hiç bir zaman çıkmamıştır. İkinci şahit sanığın arabasının süratinin 45 - 70 mil arasında olduğundan bahsetmektedir. Halbuki y-ine polisin Mahkemeye ibraz ettiği plâna göra sanığın arabasının kaza esnasında yolda bıraktığı fren izleri nazarı itibara alındığında arabanın süratının hiç bir zaman 30 mili aşmıyacağı, ve süratın ancak 25 ile 30 mil arası olduğız aşikârdır. Nitekim san-ık polise verdiği ifadede kaza anında süratinin 25 - 30 mil olduğunu söylemiştir. Bu seheblerden dolayı Bidayet Mahkemesinin ikinci şahidin şahadetine hiç ehemmiyet vermemesi ve bu şahidin şahadetini nazarı itibara almaması gerekirdi.
Kazanın vukubu-lduğu gün, sanık takriben saat 13.25 de BE 553 plâkalı arabasını kullanarak Lefkoşa'dan Girne istikametine doğru gitmekte idi. Gönyeli'nin çıkışnada ve Gönyeli İlk Okulu karşısında yüzü Lefkaşaya bakan ve hemen hemen tamamıyle asfalt yolun üzerinde parkedi-lmiş vaziyette TK 582 plâkalı otobüs duruyordu. 17' 9" genişliğinde olan asfaltın 6' 8" ini işgal etmekteydli. Otobüs yolcularından Tayyar Ali Tilki ve Mustafa Hüseyin Evliya otobüsten inerek şöförün tarafına geççip şöföre para vermekle meşguldüler. Bu a-n, ayni otobüste yolcu olan 7 yaşındaki müstaki Hasan Ahmet otobüsün arka tarafından yola atılarak yolu koşarak geçmeye çalıştı. 25 - 30 mil süratle gelmekte olan sanık müşrekiyi görür görmez frenlerini kullandı fakat arabasının sol ön kısmı ile müştekiye -çarparak müştekiyi yolun sol tarafına düşürdü. Asfalt üzerinde arabanın sağ tekerlekleri 38' 7" ve sol tekerlekleri de 37' iz bırakmıştır. Kazanın vukubulduğu yer sürat tahdidine tabidir ve orada Okul isareti vardır.
Bu istinafta karara bağlanacak h-usus, yukandaki vakıalar muvacehesinde sanığın gereken azami dikkat ve ihtimamı gösterip göstermediğidir. Her ne kadar da bir davada suçun işlenip işlenmediği o davanın özel vakıalarına dayanırsa, Simpson v Peat (1952) 1 All L.R. 447 davasında belitilen -prensibe göre, sürücünün davanın vakıalan ışığında makul ve tedbirli ("reasonably prudent ") birisinin göstereceği dikkat ve ihtimamı ("care and attention") göstermesi gerekmektedir. Bu prensibi huzurumuzdaki davanın vakıalarına tatbik edecek olursak,- sanığın otobüsü gördüğü zaman ne gibi tedbirler alması gerekirdi. Kanaatimizce, sanığın sürati 25 - 30 mil olmakla beraber, otobüsü gördüğü zaman, asfalt yolda sürücüye konuşan şahısların veya atobüsün arkasından bir yolcunun yola atılabileceği ihtimalini- göz önünde tutarak, otobüse yaklaştığı zaman süratını daha da azaltıp, icab ederse klakson çalması gerekirdi. Sanık polise verdiği ifadede yolda veya otobüsün sağ ve solunda hiçbir kimseyi görmediğini söylemektedir. Bu da sanığın dikkatını gerektiği şeki-lde otobüse veya civarına vermeediğini gösterir. Durum böyle olduğuna göre sanığın makul ve tedbirli birisinin göstereceği dikkat ve ihtimamı göstermediği aşikârdır.
Yukarıdaki sebeplerden dolayı Bidayet Mahkemesi Hakiminin Kararını değiştirmek içi-n bir sebep görmüyoruz.
İstinaf reddolunur.
Tarih: 7 Nisan, l970.
Full & Egal Universal Law Academy