-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza İstinaf No.5/71
(Dava No.266/70)
M.Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
Ahmet İzzet, Üye.
İstinaf eden: Özvatan Ramadan, Uzunmeşe, Baf.
ile -
Aleyhine İstinaf ed-ilen: Türk Emniyet Müdürlüğü,
arasında
İstinaf eden namına: Gürsel Kadri.
Aleyhine istinaf edilen namına: Vedat Aziz.
Fasıl 154 Ceza Yasası'nın 243. maddesi - -Yaralanmaya
neden olan gayri kanuni darp.
Ceza Usul - Doktor raporunun ibraz edilmemesi.
OLAY: Sanık, babasını vahşiyane ve barbarca dövdü ve yaralan-
masına neden oldu. Bidayet Mahkemesinde doktor raporu
ibraz edilmedi.
Bidayet Mahkemes-i Sanığı, altı ay hapse mahkûm etti.
Sanık, verilen cezanın fahiş olduğunu öne sürerek ceza
aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, oyçokluğu ile, Sanığın cezasını
mahkûmiyet tarihinden başlamak üzere 3 haftaya indirdi.
-Yüksek Mahkeme, Bidayet Mahkemesinin, Sanığın ıslâhını
vecemiyete faydalı bir insan olarak iadesini nazarı
itibara almadığına bilâkis amme menfaatına ve cezanın
başkalarına ibret verici olmasına lûzumundan fazla
ehemmiyet verdiğine -kanaat getirdi. Suçun işleniş şekli,
şekli, Sanığın sosyal durumu ve Müştekinin affetmesi de
cezanın indirilmesine etken oldu. Kararda doktor
raporlarının mutlaka Mahkemeye ibrazı gerektiği ifade
edildi.
Atıfta Bulunulan Yargısal -İçtihatlar:
1. 24/70 sayılı Ceza İstinaf
H Ü K Ü M
M. Necati Münir, Başkan:
- İstinaf eden (Sanık), 5 Mart 1971 tarihinde Baf Kaza Mahkemesi tarafından, Fasıl 154, Ceza Kanunu'nun 243. maddesine aykırı olarak 24 Ağustos 1970 tarihinde Uzunmeşe'de "Haftos Spilyos" mevkiinde Uzunmeşe'li Ramadan Emin Berdigo'yu gayri kanuni olarak- darbederek hakiki bedensel incinmesine sebep olduğundan dolayı 5 Mart 1971 tarihinden itibaren 6 ay hapislik cezasına mahkûm edildi. Sanık suçunu Mahkemede kabul etti.
-
- İstinaf eden cezanın fahiş olduğunu iddia ederek 13 Mart 1971 tarihinde istinaf etmiştir. İstinaf sebepleri şöyledir:-
-
- 1. Bidayet Mahkemesi Sanığı cezalandırırken huzurundaki şahadetle bağdaşmayan fahiş ceza kesmekle hataya düşmüştür.
-
- 2. Bidayet Mahkemesi Sanığı cezalandırırken yanlış kıstas kullanıp ammeye ibret verici vahiş ceza kesmekle hata etmiştir.
-
İddia Makamı Bidayet Mahkemesinde vakayı özetle şöyle anlatmıştır:-
- Müşteki evlidir, bazı ailevî sebeplerden dolayı 3 seneden beri karısından ayrı yaşamaktadır. Müşteki karısından ayrılmazdan önce "Haftos Spilyos" mevkiinde bir tarlayı, içindeki harupları ile beraber karısına koçan etti. Müşteki bazı harupları -talep ettiğinden tarlaya gidip harupları toplamak istedi. Müşteki harupların olduğu yerde güveyisi ve oğlu (Sanık) ile buluştu ve aralarında bir münakaşa çıktı ve müşteki ile güveyisi arasında bir kavga oldu. Daha sonra sanık müştekinin elini bağladı ve k-öye götürmek istedi. Sanık
müştekiyi köye götürürken dövmekte idi. Fazla dayaktan takatı kesilen müşteki yere düştü. Sanık müştekiye vurmaya devam etti, onu kaldırdı ve yürümeye devam ettiler. Daha sonra müşteki halsiz yere düştü ve Sanık ayrıldı. Müşteki -yerden kalkmaya muvaffak oldu ve köye gitti. Polise gitti, oradan hastahaneye kaldırıldı, muayene edildi, durumunu kritik gören Baf Kaza Doktoru müştekiyi Limasol Hastahanesine kaldırttı.
-
- Bidayet Mahkemesi cezayı keserken Sanığın sabıkasız olduğunu ve babası olan müşteki ile barıştığını da nazarı itibara aldığını fakat işlenen suç vahşiyane ve barbarca işlendiğinden dolayı Sanığın hapislikle cezalandırılmasının uygun olduğu kanaatı-na vardı ve Sanığa 6 ay hapislik cezası kesti.
-
- Bugün istinaf edenin avukatının iddia ettiklerini, Başsavcı tarafından bulunan Savcının söylediklerini, ve bütün ahval ve şeraiti nazarı itibara aldığımda kesilen 6 ay hapislik cezasının, bütün faktörler göz önünde tutulduğunda, aşikâr bir surett-e fahiş olduğu kanaatindeyim. İstinaf edenin 23 yaşında olduğunu, suçun işlendiği şekli ve babası ile barıştığını nazarı itibara alarak 3 hafta
hapislik cezasının bu suç için kifayet edeceği kanaatindeyim ve onun için bu 6 ay hapislik cezasını yi-ne mahkûmiyet tarihi olan 5 Mart 1971'den başlamak üzere 3 haftaya indirmeyi uygun görüyorum.
-
- Şunu da eklemek isterim ki zabıtlardan da görüleceği gibi doktor raporu Bidayet Mahkemesinde okundu ve ibraz edilmedi. Bidayet Mahkemesi hakimi de doktor raporuna atıfta bulundu ve 19 maddelik bir rapor olduğundan bahsetti. Lâkin maalesef bu rapor İdd-ia Makamı tarafından Mahkemeye ibraz edilmediğinden, ve bugün İstinaf Mahkemesinde önümüzde olmadığından, bize yardımcı olabilecek bu önemli doktor raporundan istifade edemediğimizi de belirtmek isterim. Bu gibi raporlar ibraz edilerek dava dosyasına da-hil edilmelidir.
-
Ülfet Emin, (Üye):
- Başkanın biraz evvel okuduğu hükümle tamamıyle hemfikirim. Ancak bu hususta birkaç kelime söylemeyi ben de uygun gördüm. Bidayet Mahkemesi hakimi hükmünü verirken, işlenen suçun çok ağır, barbarca ve vahşiyane bir suç olduğunu, doktor raporun-un okunduğunu belirtmiştir. Mamafih doktor raporu Mahkemeye ibraz edilmedi. Bu gibi hallerde İddia Makamının bu gibi raporları Mehkemeye emare olarak ibraz etmesi şarttır kanaatindeyim. Doktor raporu İstinaf Mah-kemesinin huzurunda olmadığı için mü-ştekinin yaralarının ne olduğu hususunda herhangi bir bilgimiz yoktur. İddia Makamı müştekinin yaralandığını ve Baf Kaza doktoru tarafından durumu kritik addolunduğunu söylemiş mamafih müşteki Limasol Hastahanesine kaldırıldığında orada ne kadar mü-ddet kaldığı hususunda Mahkemeye herhangi bir bilgi verilmiş değildir. Bunlar bir eksikliktir ve bu eksikliklerin Sanığın leyhine alınması gerekir.
-
- Sanık Mahkemede suçunu kabul etti ve Sanığın avukatı Mahkemeye yaptığı beyanatta Sanık eniştesinin kanlar içerisinde geldiğini görünce şuurunu kaybederek müştekiyi bulunca bu suçu işlediğini belirtti. Sanık, gayesinin babasını polise götürmek -olduğunu babasına söyledi. Babası itiraz etti ve Sanığa da vurmak istedi. Bunun üzerine Sanık müştekiyi darbetti. Sanık Mahkemeden özür diledi.
-
- Bir Mahkemenin bir Sanığa keseceği cezayı tesbit ederken hangi prensiplere istinad edeceği 24/70 sayılı Ceza İstinafında sarahaten belirtilmiştir. Bidayet Mahkemesi hakimi bu davada cezayı keserken, Sanığın ıslâhını ve cemiyete faydalı bir insan- olarak iadesini temin etme hususunu nazarı itibara almadığı bilâkis amme menfaatına ve cezanın başkalarına ibret verici olmasına lûzumundan fazla ehemmiyet verdiği kanaatindeyim. Suçun vehametini, hangi şartlar altında
ve nasıl iŞlendiğini, sanığın kara-kterini, yaşını, şahsi durumunu, sabıkası olmadığını, Sanığın müştekinin oğlu olduğunu ve müştekinin Sanığı affettiğini ve Sanıkla barıştığını nazarı itibara alarak Bidayet Mahkemesinin kesmiş olduğu 6 aylık hapislik cezasının çok fahiş olduğu kanaat-indeyim. Bu cezanın mahkûmiyet tarihinden başlamak üzere 3 haftaya indirilmesi taraftarıyım.
-
Ahmet İzzet, (Üye):
- Sanığın genç olması, sabıkasız olması ve işlediği suçu babasının affetmesi hiç şüphe yok ki hafifletici sebeplerdir. Fakat buna rağmen kanaatimce işlenen suç hapislikle cezalandırılması lâzım gelen bir suçtur. Huzurumuzda doktorun raporu yoktur ve - müştekinin aldığı yaraların ne olduğunu bilmiyoruz fakat bu böyle olmakla beraber zabıtlardan müştekinin aldığı yaraların ağır olduğu ve işlenen suçun da ağır bir suç olduğu aşikârdır. Bu sebeple kanaatimce 4 aylık bir hapislik cezası bu da-vada uygundur.
-
M.Necati Münir, Başkan:
- Netice olarak, Yüksek Mahkeme oy çokluğu ile, 6 aylık hapislik cezasını, mahkûmiyet tarihinden yani 5 Mart 1971 tarihinden başlamak üzere, 3 haftaya indirir.
-
Yüksek Mahkeme
25 Mart 1971.
- 24 -
Full & Egal Universal Law Academy