- Konsolide edilmiş
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza istinaf No.5/73 ve 6/73
Ülfet Emin, Hâkim ve Ahmet İzzet Hâkim.
C-eza İstinaf No.5/73
(Dava No. 1548/73;Lefkoşa)
İstinaf eden: Hasan ibrahim Hacı İzzet, Lefke.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Baş Savcılık
arasında.
İstina-f eden namına: A.M. Berberoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Vedat Aziz.
Ceza İstinaf No. 6/13
(Dava No. 1548/73; Lefkoşa)
İstin-af eden: Baş Savcılık
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Hasan İbrahim Hacı İzzet, Lefke
arasında.
İstinaf eden namına: Veda-t Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: A.M. Berberoğlu.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasa'nın 47(b), 48(a), 48(e),
59(a) maddelerine aykırı müfsit gayesi bulunan yayın
-Müfsit gayesi bulunan yayınlarda ilgili yazının
gerçeklere dayanıp dayanmamasının önem taşımaması -
Yazı iyi niyetle yazılmışsa, Sanığın beraat ettiril-
mesi ve kötü niyetle - yazılmışsa mahkûm edilmesi
gerekir - Fasıl -154 Ceza Yasası'nın 47(b) maddesin-
deki döküman sözcüğünün kapsamı - Yazının başka
yayınlardan iktibas edilmiş olmasının ceza davası
getirilmesine engel olmaması.
-
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası - Yasa'nın 85(4) maddesine
göre Mahkemenin ithamnameye dava eklenmesini emretme-
sinin şartları - Yasa'nın 39(c)(g) ve 3. maddesi
hükümleri çerçevesinde itham olunan suçun tafsilâtı-
nın ithamnam-ede gösterilmesi zarureti - Yasa'nın 83.
maddesine göre İddia Makamının talebi ile ithamnamede
tadilât, yapılması - Suçun tafsilâtı belirtilmediği
için ithamnamenin eksik ve kusurlu olması nedeniyle
tadile gidilirse Yasanın 84(1)- maddesine göre Sanığa
cevap verme imkânının tanınması gereği - Yasa'nın 145
(1)(d) maddesine göre yeniden yargılanma emri
verilmesi.
OLAY: Sanık, müfsit gayesi bulunan yayın tasarruf etmek
ve yaymakla itham edildi. İtham-namedeki 8 davada
suçun tafsilâtı verilmediğinden, Mahkeme bu 8 davayı
iptâl etti ve Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası madde
85(4)'e göre ithamnameye 4 dava eklenmesi hususunda
direktif vererek Sanığı bu 4 davadan mahkûm etti.
- Sanık mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, ithamnamedeki davalarda tafsilâtın
verilmemesinden doğan kusurun, Fasıl 155 Ceza Usulü
Yasası'nın 63. maddesine göre tadilâtla giderilmesi
gerektiğini belirtti. Böyle b-ir kusurun Fasıl 155
Ceza Uslü Yasası'nın 85(4) maddesine göre yeni dava
eklenmesi ile giderilmesinin hatalı olduğu sonucuna
sonucuna varan Yüksek Mahkeme Fasıl 155 Madde
145(1)(d) altında yeniden yargılama yapılmasın-ı
emretti.
Yüksek Mahkeme, müfsit gayesi bulunan yayında,
yazıyı yayınlayanın fesat doğurma niyeti taşıyıp
taşımamasının önemli olduğunu, yazının gerçeklere
dayanmasının önemli olmadığını ve başka yayından
-iktibas yapılmış olmasının müdafaa teşkil etmediğini
belirtti.
Atıfta Bulunulan Yargısal Kararlar:
Ceza İstinaf 25/70 Ali Süleyman v. Türk Emniyet
Müdürlüğü
2. R. v. Sullivan 11 Cox 44, s.50.
- 3. R. v. Pigott 11 Cox 44, s.61.
-
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1. The Criminal Law of England Vol.II s.381.
----------------
Mahkemenin hükmünü Hâkim Ülfet Emin vermiştir.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin, Hâk-im: 28 Haziran 1973'de verdiğimiz özet hükmünde 5/73 sayılı istinafı kabul ederek, 9, 10, 11 ve 12. davalarındaki mahkûmiyeti iptal ettik. Ancak mahkûmiyetin usulde hata bakımdan iptal edildiğini, adaletin yerine getirilmesinin gerektiğini göz önünde tuta-rak, Ceza Usulü Kanununun 145(1)(d) maddesindeki yetkilerimizi kullanarak istinaf edenin yeniden Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 9, 10, 11 ve 12. davalardan muhakeme edilmesi için emir verdik. 6/73 sayılı istinaf, mahkûmiyet iptal edildiği cihetle, reddolun-du. Ayni hükümde hükmümüzün istinad ettiği gerekçeleri ileride vereceğimizi belirtmiştik. Şimdi de gerekçeleri veriyoruz.
5/73 sayılı istinafta istinaf eden Mayıs 1973'de oturumunu Lefkoşa'da yapan Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda 8 dava ile su-çlandırıldı. İstinaf edenin suçlandırıldığı ilk 3 dava Fasıl 154, Ceza Kanununun 47(b) ve 48(a) maddelprine istinad etmektedir. işbu 3 dava ile ilgili iddianamede verilen suç tafsilatında sanığın 30 Mart 1973 tarihinde Lefke kasabasında sıra ile müfsit gay-e ile Kıbrıs Türk halkını Kıbrıs Türk Yönetimine karşı nefret ettirme maksadına matuf, müfsit gaye ile Kıbrıs Türk Halkı nazarında Kıbrıs Türk Yönetimini küçük düşürme maksadına matuf ve müfsit gaye ile Kıbrıs Türk halkında Kıbrıs Türk Yönetimine karşı düş-manlık hissi uyanmasına matuf müfsit gayesi bulunan yazılı beyanname dağıttığı iddia edildi. 4. ve 5. davalar ise ayni Kanunun 47(b) ve 48(e) maddelerine istinad ettirilmiştir. Bu iki dava için iddianamede verilen suçun tafsilâtında sanığın ayni tarih ve -mahalde sıra ile müfsit gaye ile Kıbrıs Türk Halkı arasında hoşnutsuzluk yaratmasına matuf ve düşmanlık hissinin uyanmasına matuf müfsit gayesi bulunan yazılı beyanname dağıttığı iddia edildi. 6, 7 ve 6. davalar ayni Kanunun 59(a) ve 48(a) maddelerine isti-nad etmektedir. İşbu üç dava ile ilgili iddianamede verilen suçun tafsilâtında sanığın ayni tarih ve mahalde sıra ile Kıbrıs Türk halkını Kıbrıs Türk Yönetimine karşı nefret ettirmek maksadına matuf, Kıbrıs Türk Yönetimini Kıbrıs Türk halkı nazarında küçük- düşürme maksadına matuf ve Kıbrıs Türk halkında Kıbrıs Türk Yönetimine karşı düşmanlık uyandırma maksadına matuf müfsit gayesi bulunan yazılı beyannameyi tasarrufunda bulundurduğu iddia edildi.
İstinaf eden Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhine getirilen -davaları kabul etmedi. Ağır Ceza Mahkemesi İddia Makamı ve istinaf edenin şahitlerini dinledikten sonra 7 Haziran 1973'de verdiği hükümle istinaf edenin dağıttığı beyannamelerin Kıbrıs Türk Yönetiminin Yürütme Kuruluna saldırmakta olduğu, halk nazarında Y-önetimin Yü- rütme Kurulunu küçük düşürmeye, Yönetime karşı nefret yaratmaya matuf bulunduğu ve beyannamenin müfsit bir karakter taşıdığı kanaatına vardı. Ancak Ağır Ceza Mahkemesi istinaf edenin aleyhine getirilen tüm davalarda dağıtılan beyannamenin şik-âyet konusu olan müfsit kısımlarının tafsilât kısmında belirtilmediğini, bu gibi tafsilâtın bu gibi suçlarda sarahaten belirtilmesi gerektiğini, belirtilmediği hallerde davaların eksik veya kusurlu olduğunu ve bu nedenle istinaf edenin itham olunduğu 8 dav-adan mahkûm edilemiyeceği kanaatına vardı. Ancak istinaf edenin Ceza Kanununun ilgili maddeleri tahtinde tasarrufunda müfsit gayeli beyanname bulundurmak ve bu beyannamelerden dağıtıp yaymakla suç işlediği cihetle Fasıl 155, Ceza Usulü Kanununun 85(4) mad-desi tahtinde 4 davanın ilâve edilmesi hususunda direktif verdi ve Mahkemenin direktifi üzerine 9, 10, 11 ve 12. sayılı olarak 4 dava ilâve edilerek istinaf eden 9, 10, 11 ve 12. davalar üzerinden kabahatli bulunarak mahkûm edildi. Bidayet Mahkemesi istin-af edeni 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. davaları iptal etti ve bunlar üzerinden beraat ettirdi. Ağır Ceza Mahkemesi istinaf edenin 9 ve 10. davalar üzerinden K.L.75.-er lira ceza ödemesine, 11 ve 12. davalar üzerinden ise 3 yıl zarfında çağrıldığı takdirde hü-küm işitmek üzere Mahkemeye geleceğine dair K.L.300.-lık bir kefalet raptedilmesine emir verdi
9. dava olarak eklenen dava ithamnamede mevcut olan 1. davanın aynisidir yalnız 9. davada beyannamenin müfsit kısımları belirtildi. 10. dava olarak eklenen -dava ithamnamede mevcut olan 4. davanın aynisidir yalnız 10. davada beyannamenin müfsit kısımları belirtildi. 11. dava olarak eklenen dava İthamnamede mevcut olan 6. davanın aynisidir yalnız 11. davada beyannamenin müfsit kısımları belirtildi. 12. d-ava olarak eklenen dava ithamnamede mevcut olan 6. davanın aynisidir yalnız 12. davada beyannamenin müfsit kısımları belirtildi.
5/73 sayılı istinafta istinaf eden Ağır Ceza Mahkemesinin hükmünün aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sür-erek mahkûmiyet aleyhine istinaf eyledi.
1. Ağır Ceza Mahkemesi Fasıl 155, madde 85(4) tahtinde ithamnameye 4 dava eklenmesi için direktif vermekle ve söz konusu ek davalardan sanığı mahkûm edip cezalandırmakla hata etmiştir. Çünkü Mahkemenin direkt-ifi ile ithamnameye eklenen 4 davanın hepsi de ithamnamede mevcuttu.
2. Ağır Ceza Mahkemesi ibraz olunan şahadet ışığında
söz konusu yayının gerçeklere dayandığı
cihetle iyi niyetle yapıldığına karar verme-
mekle -hata etmiştir veya alternatif olarak;
Ağır Ceza Mahkemesi söz konusu yayını müfsit
gayeli bulmakla hata etmiştir.
3. Ağır Ceza Mahkemesi Fasıl 154, madde 47(b) hükümleri uyarınca söz konusu yayını 'document' olarak kabul etmekle hata -etmiştir.
4. Ağır Ceza Mahkemesi söz konusu yayını periodik yayın ve münderecatının ithal edilmiş yayından iktibas olduğunu, dolayısıyle Kanunun Fasıl 164 hükümleri çerçevesine girdiğini ve o açıdan incelenmesi gerektiğini bulmamakla hata etmiştir.
- Diğer taraftan Baş Savcılık 6/73 sayılı istinafı dosyalayarak Ağır Ceza Mahkemesinin kestiği cezanın aşikâr surette az olduğunu iddia ederek cezanın çoğaltılması için istinaf eyledi.
Ceza davalarının hazırlanması hususunda Fasıl, 155, Ceza Usulü- Kanununun 39. maddesi ve bilhassa 39(c)(g) fıkraları ve ayni Kanunun 3. maddesinin hükümleri göz önünde tutulduğunda müfsit yayının ilgili kısımlarının ithamname veya iddianamede tafsilât kısmında belirtilmesi şarttır, kanaatındayız. Bu nedenle istinaf e-denin suçlandırıldığı ilk 8 davada müfsit yayının ilgili kısımları suçun tafsilâtında belirtilmediği cihetle, kabahatli bulunup mahkûm edilemiyeceği hususunda Ağır Ceza Mahkemesinin bulgusu hatalı değildir. Eksik veya kusurlu olan herhangi bir dava Ceza U-sulü Kanununun 83. maddesi tahtinde, duruşmanın herhangi bir safhasında İddia Makaminin müracaatı üzerine veya res'en tadil edilebilir ve eksik ve kusurlu davanın yerine başka bir dava veya eksik ve kusurlu davaya ilâveten yeni bir dava eklenebilir. Ancak- bu madde tahtinde herhangi bir davaya bir tadilât yapıldığında böyle bir tadilâtın yapılması için verilen emir ithamnameye veya İddianameye kaydedilmesi gerekir. 83. madde tahtinde herhangi bir tadilât yapıldığında 84(1) maddesine uyularak, sanığa yeniden- davaların okunması gerekir ve suç veya suçları kabul edip etmediği sorulmalıdır. 83. madde tahtinde Mahkemelere verilen yetkiye ilâveten duruşma sonunda kullanılmak üzere Mahkemelere Ceza Usulü Kanununun 85. maddesi tahtinde ek yetkiler verilmektedir. 85(-4) maddesine göre duruşma sonunda Mahkeme sanığın iddianamede veya ithamnamede mevcut olmayan bir suç veya suçları işlediği şahadetle tesbit olduğu kanaatına gelirse ve İthamname veya iddianame tadil edilmeksizin sanık bu suçlardan mahkûm edilemezse ve san-ık yeni suçtan mahkûm edildiği takdirde ithamnamede mevcut olan suçların tesbit ettiği cezadan daha fazla bir cezaya maruz kalmayacaksa ve ithamname veya iddianamenin tadili ile sanık müdafaasında zarar görmeyecekse, Mahkeme İthamname veya iddianameye sanı-ğı böyle suç veya suçlar ile itham eden davalar eklenmesine direktif verebilir ve Mahkeme böyle dava veya davaların asli ithamnamenin veya iddianamenin hir kısmı imiş gibi hareket ederek böyle davalar için hüküm verebilir. Herhangi bir Mahkemanin 85(4) ma-ddesi tahtinde hareket edebilmesi için 85(4) maddesinin öngördüğü 4 şartın mevcut olması gerektiği hususunda Yüksek Mahkemede 25/70 sayılı Ali Süleyman v. Türk Emniyet Müdürlüğü Ceza İstinafında Necati Münir, Başkan şunları söyledi:-
"Kanaatımca -Bidayet Mahkemesinin bunu yapabilme-
si için aşağıdaki 4 şartın mevcut olması gerekir:
Dava hitamında şahadet muvacehesinde itham-
namede mevcut olmayan herhangi bir suçun sanık
- tarafından işlendiğinin sabit olması.
-
İthamname tadil edilmeksizin sanığın böyle
bir suçtan mahkûm edilememesi.
Sanık yeni suçtan mahkûm olduğunda itham-
namede olan suçtan daha fazla cezaya maruz
kalmamalıdır. Yani yeni suç için kanunun öngördü-
- ğü ceza ithamnamede olan asli suç için Kanunun
öngördüğü cezadan daha yüksek olmamalıdır.
İthamnamenin tadil edilmesi ile sanık
müdafaasında herhangi bir zarar (prejudice) görme-
melidir."
- Sayın Başkanın 25/70 sayılı Ceza İstinafında Ceza Usulü Kanununun 85(4) maddesi ile ilgili yukarıda iktibas edilen söyledikleri ile tamamıyle hemfikiriz. Bu istinafta en mühim husus Bidayet Mahkemesinin eklenmesine direktif verdiği 9, 10, 11 ve 12. d-avaların asli İthamnamede mevcut olup olmadığı hususudur. Daha evvel belirttiğimiz gibi istinaf edenin kabahatli bulunup mahkûm edildiği 9, 10, 11 ve 12. davalar asli ithamnamede mevcuttu. Ancak ilgili yayının müfsit kısımları asli davaların tafsilât kıs-mında belirtilmemişti. 9, 10, 11 ve 12. davalar esaslıca eleştirildiğinde iddianamede mevcut olan davaların aynisi olduğu görülmektedir. İddianamede mevcut olan ilk 8 dava ile ilgili yayının müfsit kısımları, suçların tafsilâtında belirtilmediği cihetle da-valar eksik veya kusurlu idi. Bu gibi eksiklik veya kusuru gidermek için Mahkeme Ceza Usulü Kanununun 83. maddesi tahtinde hareket etmesi gerekirdi. Mahkeme 83. madde tahtinde hareket etmiş olsaydı eklenen davalar istinaf edene yeniden okunacaktı ve istin-af edenin bu eklenen davaları kabul edip etmemesi için fırsat verilecekti. Belki de eklenen davalar eksik ve kusurlu olmadığı için istinaf eden, davalar okunduktan sonra suçunu itiraf edebilirdi. İstinaf eden yeniden eklenmiş davalar ile itham edilmediği -için ve eklenmiş davaları kabul edip etmeme fırsatı verilmediği için esasa müteallik bir hakkından mahrum edilmiş oldu. Dolayısıyle kanaatımızca eklenmiş olan 9, 10, 11 ve 12. davalar için yapılan muamele batıl olur ve bu davalar için yapıldığı addolunan -tüm duruşma batıl sayılır. Bu nedenle istinafın bu nokta üzerinden kabul edilmesi gerekir ve mahkûmiyetin iptal edilmesi gerekir. Mahkûmiyetin usul bakımından yapılan bir hatadan iptal edildiğini, davaların esasına yani istinaf edenin suçları işleyip işl-emediği hususuna girilmediği cihetle, adaletin tecellisi bakımından istinaf edenin 9, 10, 11 ve 12. davalardan yeniden muhakeme edilmesine karar vermenin davanin tüm ahval ve şeraitini göz önünde tutarak, uygun olacağı kanaatındayız. Tüm duruşma batıl add-edildiğinden Ağır Ceza Mahkemesinin 9, 10, 11 ve 12. davalardaki mahkûmiyeti iptal edilir. İstinaf edenin mahkûmiyetinin iptal edilmesi duruşmanın batıl olmasına istinad ettirildiği için istinaf edenin bu davalarda muhakeme edilerek beraat ettirilmesi mana-sına alınmaması gerekir.
-
1. İstinaf sebebi üzerinden istinafı kabul etmekle istinafın diğer istinaf sebeplerini eleştirmek gerekmiyorsa da ileri sürülen diğer sebeplerin bazıları kanuni noktaları ilgilendirdiği ve sanığın yeniden muhakeme edilmesine zarar vermeyeceğini göz ö-nünde tutarak bu kanuni noktalar hususunda görüşlerimizi bu istinafta açıklamayı uygun gördük.
İstinaf edenin avukatı Ceza Kanununun 48. maddesinin şart bendi tahtinde istinaf edenin niyetinin masum olup olmadığı hususunda herhangi bir karara varmak -için şikâyet konusu yazının gerçeklere istinad edip etmediği hususunu Bidayet Mahkemesinin eleştirmesi gerektiğini iddia etti ve hatta ilgili yazıda ileri sürülenlerin gerçek olduğu hususunda ilk önce şahadet kabul edildiği halde daha sonra bu gibi şahadet-in kabulünü Mahkeme reddetmekle hata işlediğini ileri sürdü. Müfsit yayını ilgilendiren davalarda gerçekler müdafaa değildir. Hatte bir yazının iyi niyetle yayınlandığı hususunda dahi yazının gerçeklere istinad ettirildiği hususu bir müdafaa olarak ileri- sürülemez ve bu hususta herhangi bir şahadet verilemez. Bu gibi davalarda ilgili yazının gerçeklere istinad edip etmemesi bir önem taşımaz. Önemli olan husus yazıyı yayınlayan şahsın fesat doğurucu niyeti (seditious intention) olup olmadığı hususudur. V-eya müfsit gayesi olan yazıları tasarrufunda bulundurma suçlarında ilgili yazının fesat doğurucu nitelikte olup olmadığıdır. Bu hususta Stephen, History of The Criminal Law of England, Vol. II, s.381'de şunlar yer almaktadır:-
"I have given th-e history of the gradual and
informal steps by which this principle came to be
qualified by an exception so nearly co-extensive
with it that it has for common purposes, and in
quiet times, practically super-seded the rule. The
exception is that criticism of existing
institutions, intended in good faith for their
improvement and for the removal of defects in them,
is lawful, even if it is mistaken. With res-pect
accordingly to such criticisms, it may still be said
that the truth of the matter stated in a writing
prosecuted as a seditious libel is immaterial. For
instance, if a person were charged with seditious
libel fo-r asserting that the taxes were unjust and
oppressive, and that the revenue was squandered on
improper objects, the question for the jury would
not and could not be whether the assertion was
true, nor would evidence to- prove its truth he ad-
missible. The question would be whether the
writer's object was to procure a remedy by peaceable
means, or t-o promote disaffection and bring about
riots."
Herhangi bir yazının fesat doğurucu niyet (seditious intention) veya iyi niyetle yayınlanıp yayınlanmadığı hususunda karar vermek Bidayet Mahkemelerinin yetkisi dahilindedir. Bidayet Mahkemesi bu -hususta herhangi bir karara varmak için şikâyet konusu olan müfsit kısımlarla beraber tüm yazıyı okuması ve yazıyı tüm olarak tezekkür ederek çevre koşullarını da nazarı itibara alarak karar vermesi gerekir.
Bu hususta R. v. Sullivan 11 Cox 44, sayfa- 50'de Fitzgerald J. şunları söyledi:-
"In dealing with the question whether the
articles were published with the seditious intention
charged in the indictment, you will fairly consider
the surrounding circumstances-, coupled with the
state of the country and of the public mind when the
publication took place, for these may be most
material in considering the offence."
ve R. v. Pigott 11 Cox 44, sayfa 61'de Deasy B. şunları söyledi:- -
"The articles are numerous, and it will be your
duty to read each and every one of them, and
consider their tendency, construction and effect,
and pronounce a verdict upon each and every one."
- Her şahsın düşündüklerini söylemeye ve yazmaya hakkı vardır. Ancak söylediği ve yazdığı herşey için Kanun tahtinde mes'uldur. Kişisel hürriyet maskesi altında başka şahısların, müesseselerin, organların, hükümetlerin haklarına tecavüz etmek hakkı yok-tur. Bu gibi maske altında kanunları ihlâl etmeye, toplum arasında hoşnutsuzluk yaratmaya, düşmanlık hissi uyandırmaya, hükümeti veya herhangi bir organını halk nazarında küçük düşürmeye, toplumu hükümete karşı nefret ettirmeye yetkisi yoktur. Bu gibi şa-hıslar kendi fikir ve görüşlerini belirtmekte ne kadar hür iseler, başkalarının hak ve hürriyetlerine hürmet ve saygı göstermeğe de o kadar mecburdurlar. Bu hususta Fitzgerald J. R v. Sullivan davasında sayfa 49'da şunları söyledi:-
-
-
"Every man is free to write as he thinks fit, but
he is responsible to the law for what he writes; he
is not, under the pretence of freedom, to invade the
rights of the community, or to violate the-
constitution, or to promote insurrection, or
endanger the public peace, or create discontent, or
bring justice into contempt, or embarrass its
functions."
-- ...........
"A writer may criticise or censure the conduct
of the servants of the Crown or the acts of the
Government - he can do it freely and liberally, but
it must be wit-hout malignity, and not imputing
corrupt or malicious motives; with the same motives
a writer may freely criticise the proceedings of
courts of justice and of individual judges - may, he
is invited to do so, and to do so -in a free and fair
and liberal spirit. The law does not seek to put
any narrow construction on the expressions -used, and
only interferes when plainly and deliberately the
limits are passed of frank and candid and honest
discussion."
- Herhangi bir şahıs kişisel hak ve hürriyetini kullanarak herhangi bir organı iyi niyetle tenkid edebilir. Ancak bunu yaparken fesat doğurucu bir niyet ile yapmaması gerekir. Yaptığı takdirde bunun önlenmesini sağlamak için Devletin, toplumu koruması -bakımından, gerekeni yapması gerekir. Bu hususta Sullivan davasında Fitzgerald J. sayfa 45'de şunları söyledi:-
-
"Seditioin has been described as disloyalty in
action, and the law considers as sedition all those
practices which have for their object to excite
discontent or dissatisfaction, to create public
disturbance, -or to lead to civil war; to bring into
hatred or contempt the Sovereign or the Government,
the laws or constitution of the realm, and generally
all endevaours, to promote public disorder.
Sedition, being inconsistent wit-h the safety of the
State, is regarded as a high misdemeanor, and, as
such, punishable with fine and imprisonment; and it
has been truly said that it is the duty of the
Government, a-cting for the protection of society, to
resist and extinguish it at the earliest moment."
Mahkeme, tezekkür edilmesi gereken her hususu tezekkür ettikten sonra ilgili yazının, ithamnamede iddia edildiği niyetle yayınlandığına makul şüpheden ari- bir şekilde kanaat getirirse, ilgili yazıyı yayınlayan şahsi mahkûm etmesi gerekir. Diğer taraftan ilgili yazının iyi niyetle yayınlandığına kanaat getirirse sanığın beraat ettirilmesi gerekir. Bu hususta Sullivan davasında Sayfa 50'de Fitzgerald J. şun-ları söyledi:-
"The intentions of men are inferences of reason
from their actions where the action can flow but
from one motive, and be the reasonable result of but
one intentioin. Now I would invite you to a careful
- examination of these articles. You should deal with
them in a broad and candid and liberal spirit, and
subject them to narrow and jealous criticism. In
considering them, you should recollect that there is
no sedition in -censuring the servants of the Crown
or in just criticism on the administration of the
law, or in seeking redress of grievances or in the
fair discussion of all party questioins. You should
remember that you are the guardians- of the liberty
and freedom of the press, and that it is your duty
to put an innocent interpretation on these
publications if you can. But if an the other hand,
from their whole scope, you are coerced to the
- conclusion that their object and tendency is to
foment discontent and disaffection, to excite to
tumult and insurrection, to promote the objects of a
treasonable conspiracy, to bring the administration
of justice- into disrepute, or to stir up the people
to hatred of the laws and the constitution, then you
may, if you think fit, and you ought to find the
bills, and send the case to be tried by a petit
jury."
İstinaf edenin a-vukatının Ağır Ceza Mahkemesinin söz konusu yayını müfsit geyeli bulmakla hata ettiği iddiasını bu istinafta, sanık yeniden bu hususta muhakeme edileceği için, eleştirmeyi uygun görmedik. Hükmümüzde daha evvel belirttiğimiz gibi bu hususta sanığı muha-keme edecek olan Mahkeme karar verecektir.
Söz konusu yayının döküman olarak kabul edilmemesi iddiasına gelince, kanaatımızca Ceza Kanununun 47(b) maddesinde yer alan döküman (document) kelimesi yazılı olan herşeyi ihtiva etmektedir. Bu nedenle söz ko-nusu yayın Ceza Kanununun 47(b) maddesi tahtinde bir dökümandır.
4. istinaf sebebine gelince, istinaf edenin avukatı söz konusu yazının periodik yayın veya münderecatı ithal edilmiş yayından iktibas olunduğundan Fasıl 164 hükümleri çerçevesine girdiğ-ini iddia etti. Fasıl 164, Müfsit Yayınlar Kanunu'dur ve Kanunun gayesi Hükümetin herhangi bir yayının müfsit, bir yayın olduğuna kanaat getirirse, o gibi yayının intişar etmiş veya edecek olan herhangi bir nüshasının Adaya ithal edilmesini, herhangi bir -şahıs veya müessese tarafından satılmasını veya tasarrufunda bulundurulmasını önlemek içindir. Bunu yapmak için de Kanunun 4. maddesi Türk bölgeleri bakımından Yürütme Kuruluna yetki vermektedir. Bu Kanun tahtinde herhangi bir suç işlenmesi için Kanunun- 4. maddesi tahtinde Yürütme Kurulunun herhangi bir yayınının müfsit yayın olduğu hususunda bir emir vermesi gerekir. Müfsit Yayınlar Kanunundaki hükümler fesat doğurucu bir niyetle bir yazı yayınlayan herhangi bir şahsı Ceza Kanununun 47(b) veya 59. ve-ya başka herhangi bir maddesi tahtinde itham etmeye mani olmaz. Yayınlanan yazının ithal edilmiş başka yayınlarından iktibas edilerek yayınlanmış olması, yayınlayan şahsın aleyhine ceza davası getirilmesine angel olmaz. Bu hususta Fitzgerald J. R. v. Pi-gott davasında sayfa 46'da şunları söyledi:-
"The publications may be divided into three
classes - (1). original articles; that is, those
which appeared first in that paper. (2). Articles
taken from American or other- papers, and republished
in the Irishmen,. (3). Articles, some original and
some American, relating to the Manchester
executions. As to the articles extracted from
American or other papers, it was recently cont-ended
by the counsel for Mr. Pigott, in the Court of
Queen's Bench, that even if these articles were of a
seditious or treasonable character, yet that the
defendant was justified in publishing them as
foreign- news. I am bound to warn you against this
very unsound contention, and I may now tell you,
with the cuncurrence of my learned colleague, that
the law gives no such sanction, and does not in the
abstract justify or excus-e the republication of a
treasonable or seditious article, no matter from
what source it may be taken."
ve sayfa 47'-de ise şunları söyledi:-
"You see, therefore, how necessary it is to
assert this part of the law, and therefore I again
emphatically tell you that it is no justification or
excuse for a publication, treasonable or sediti-ous,
that it appeared first in another paper, whether
local or foreign. I wish to be particularly plain
on this."
-Yüksek Mahkeme
30 Haziran 1973.
Full & Egal Universal Law Academy