-
Ceza İstinaf No. 6/74-
-(Dava No. 1803/73; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir Başkan, Ülfet Emin ve
Şakir S. İlkay.
İstinaf eden: Aydın Hasan, Gönyeli.
(Sanık)
ile
Aleyhine istina-f edilen: Gönyeli İdare ve Kalkınma Encümeni.
a r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Menteş Aziz tarafından Hasan Murat.
Aleyhine istinaf edilen namına: Fuat Veziroğlu.
Fasıl 96 Yollar ve Binalar Yasası - Yas-anın 3(1)(b) ve (e), 3(2)(b), 4
ve 20. maddelerine aykırı izinsiz inşaat yapma ve/veya başlama ve/veya inşaasına müsaade etme - Sanığın aleyhine getirilen davada ve şahadette suçun ne vakit işlendiğinin belirtilmemiş olması - Suçun işlendiği tarihin beli-rtilmesinin elzem olması.
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası - Yasanın 39(c) ve (g) maddesi - Maddeye
göre herhangi bir şahsın aleyhine getirilen davada Sanığın işlediği iddia edilen suçun basit bir lisanla özet olarak tarif edilmesi ve davanın suçun ne vakit,- nerede hangi şahıslar tarafından işlendiğine dair bilgi içermesi gerekir.
İthamname - Örnek ithamname - 1953-54 Ceza Usulü Tüzüğü ekindeki
örnekte suçun işlendiği tarihlerin açıkça belirtilmesinin gerekli olduğunu ortaya koyması - İthamnamede suçun ne -vakit, nerede hangi şahıslar tarafından işlendiğine dair bilgi içermesi ve suçun basit bir lisanla tarif edilmiş olması gereği - Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası madde 39(c) ve (g) - İthamnameye dahil her davanın birden fazla suç içermemesi - Fasıl 155 Ceza Usu-lü Yasası madde 39(a).
Ceza Usulü Yasası - Yasanın 38. maddesi - Maddenin her davanın tespit
edilmiş örnekte olmasını önermesi - 1953-54 Ceza Usulü Tüzüğünün eklerinde örnek dava veya ithamnamenin mevcudiyeti - Bu örneklerde suçun işlendiği tarihin olm-ası.
İzinsiz inşaat yapma - Fasıl 96 Yollar ve Binalar Yasasının madde
3(1)(b) ve (e), 3(2)(b), 4 ve 20. maddelerine aykırı izinsiz inşaat yapma ve/veya inşasına müsaade etme - Davada suç tarihinin belirtilmemiş olması - Bu hususta şahadet de olmaması -- Suçun işlendiği tarihin belirtilmesinin elzem olmasıBelirtilmediği için Saııığın mahkûm edilemeyeceği.
Ceza Usulû Yasası - Yasanın 39(a) maddesi - Bu maddeye göre herhangi
bir şahıs, birden fazla suç işlerse, ithamnamede işbu suçların ayrı davalar ola-rak gösterilmesini öngörmesi - Sanığın aleyhine getirilen davanın birden fazla suç ihtiva etmesi - Böyle bir davanın hatalı olması (bad for duplicity) nedeniyle Sanığın bu davaya dayanılarak mahkûm edilememesi.
Şahadet - Suçun Sanık tarafından işlendiğine- dair herhangi bir şahadet
olmaması.
Ceza Usulû Yasesı - Yasanın 77(3) maddesi - Maddeye göre Sanıkların
Mahkemece suçlu bulunduğunda mahkûm edilmesi ve mahkûm edildikten sonra cezasının tezekkür edilmesi gerekir - Bu açıdan İlk Mahkemenin mahkûm etti-m demesi ve gerekçe vermesi gerekir.
1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası - Anayasaya göre Mahkemenin
gerekçeli karar vermesi gereği.
Gerekçeli karar verme zorunluluğu - Mahkemenin hükmünün gerekçeye
dayanması gereği.
Sanığın mahkûm edilmiş olduğunun h-ükümde belirtilmesi zorunluluğu -
Suçunu kabul etmeyen Sanıkların mahkûm edildiğinin Mahkemece hükümde belirtilmesi gerekir - Mahkemenin suçunu kabul etmeyen Sanıkları yargıladıktan sonra mahkûm ettiğini belirtmesi ve cezayı bilahare takdir etmesi gereği -- Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası madde 77(3).
Mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf - İlk Mahkeme hükmünün gerekçesiz
olması ve davanın hatalı ve Sanığın aleyhine şahadet olmaması nedeniyle hatalı olması - Mahkûmiyet hükmünün Yargıtayca iptali.
Fasıl 155 Ce-za Usulû Yasası - Yasanın 89(1) maddesi - Davanın tebliğ
edilmiş olmasına rağmen Sanığın Mahkemeye gelmemesi hali - Bu halde Mahkemenin Sanığın gıyabında aleyhindeki davayı sonuçlandırabilmesi veya bunun yerine Mahkemeye gelmesini temin için Sanığın derd-est edilmek üzere aleyhinde derdest müzekkeresi isdar edebilmesi - Mahkemenin bu hususta takdir hakkı bulunması.
Gıyaben yargılama yetkisi - Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası madde 89 (1) -
Mahkemenin yetkisini davanın mahiyeti, kesilecek ceza.nın vehameti ve- dava ile ilgili hal ve şartları dikkate alara.k kullanması - Bu hususlar dikkate alınarak Sanığın ne dereceye kadar duruşmada bulunmasının elzem olup olmadığına karar vererek Mahkemenin Sanığın gıyabında davayı dinleyip sonuçlandırılma yönüne gidebilmesi.-
Mahkemenin tebliğ edilmiş olmasına rağmen davaya tayin edilen günde gelmeyen Sanığın aleyhine derdest müsekkeresi isdar etme yetkisi-
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası madde 89(1) - Sanığın tebliğ edilmiş olmasına rağmen davaya gelmemesi halinde Mahkemenin g-ıyaben davayı dinleme yerine Sanığın derdest edilip Mahkemeye gelmesini temin için sanığın aleyhine derdestlik müzekkeresi çıkarabilmesi.
Ceza Usulü - Davanın yeniden dinlenmek üzere İlk Mahkemeye iadesi -
Mahkemenin Ceza Usulü Yasası madde 89(1)'deki (-gıyaben davayı dinleme veya Sanığın aleyhine davaya getirilmek üzere derdest edilme) takdir hakkını hatalı kullanması nedeniyle davanın İlk Mahkemeye iadesi.
Seri Usulle Yargılama (Summary Trial) - Mahkemenin Ceza Usulü Yasası
madde 89(1)'e göre davaya -geimeyen ve seri usulle yargılanan bir sanığın gıyaben yargılanıp aleyhine hüküm verebilmesi.
OLAY: Sanık inşaat izni almadan bir bina inşa etmeye başladı. Sanık
İlk Mahkemede izin almadan bina inşa etmek veya
inşasına müsaade etmekle itham edildi.
Da-va birçok tehire ve avukat değişikliğine uğradı. En son tehir edilen tarihte Sanık veya avukatı Mahkemede hazır değildi. İddia Makamının talebi üzerine Mahkeme davanın ispatı için bir gün tespit etti. Tespit edilen tarihte Sanığın gıyabında davanın duruşma-sı yapıldı. İlk Mahkeme vermiş olduğu hükümde Sanığın 2 ay içinde yaptığı inşaatı yıkmasını emretti.
Sanık İlk Mahkemenin gıyaben duruşma yaparak karar vermekle, Sanığı müdafaa hakkından mahrum etmekle ve gerekçesiz karar vermekle hatalı hareket ettiğini i-leri sürerek hükmü istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, Sanığın aleyhine getirilen davada suçun ne
vakit işlendiği hususunda herhangi bir iddia yer almadığını, bunun Ceza Usulü Yasasının suçun hangi tarihte, nerede ve kimler tarafından işlendiği hakkınd-a basit bir lisanla özet olarak Sanıklara bilgi verilmesi gerektiği kuralına aykırı olduğunu, keza sunulan şahadette de bu hususta bir tarih belirtilmediğini, inşaatın kimin tarafından yapıldığı hususunda da şahadet olmadığını, ayrıca Sanık aleyhine getiri-len davanın birden fazla suç içerdiğini, bunun ise her davanının bir suç içermesi gerektiği (bad for duplicity) kuralına aykırı olduğunu belirtti. Hükmün gerekçeli olmadığını da dikkate alan Yüksek Mahkeme istinafı kabul ederek mahkûmiyeti iptal etti.
Yüks-ek Mahkeme Yargıçlarından biri İlk Mahkemenin yıkma kararı gibi önemli bir kararı Sanığın gıyabında vermemesi erektiğini belirtti ve bu nedenle hükmün iptal edilerek davag yenıden dinlenmek üzere İlk Mahkemeye iade edilmesi genın
rektiği görüşünü benimsedi-.
Atıfta Bulunan Yargısal İçtihatlar:
1959 yılında 2251 sa ılı ceza davasında Yüksek Mahkemece
verilen ve yayınlanmamış olan DervişKarasalih v. The Commissioner of Limaspl arasındaki hüküm.
Niyazi Ahmet v. The Police C.L.R. Vo. XIX. s.127 sayfa 128.
-
_________________
H Ü K Ü M
-
-M.Necati Münir, Başkan: İstinaf eden (sanık) 26 Şubat 1974'de Lefkoşa
Kaza Mahkemesi tarafında K.L.3.- para cezasına, K.L.10.- dava masrafı ödemeye mahkûm oldu ve emrin ihbarından itibaren en geç aya kadar kanunsuz olarak yaptığı inşaatı yıktırması için -sanığa emir verildi.
İstinaf eden aleyhine 22 Mayıs 1973'de Gönyeli İdare Kalkınma Encümeni tarafından bir ithamname dosyalandı. İşbu ithamnamede itham olunduğu suç ve suçun tafsilâtı ile ilgili aynen şunlar yer almaktadır:-
"İth-am Olunduğu Suç
Birinci Dava
l. Fasıl 96 Madde 3 (1)(b) ve (e) ve 3(2)(b) madde 4 ve madde 20'ye aykırı olarak bina inşa ruhsatı almadan bina inşa etmek, inşaatına başlamak, inşasına müsaade etmek veya inşasına başlanmasına müs-aade etmek.
Suçun Tafsilâtı
Sanık ilgili makamdan gerekli izni almadan Gönyeli' de Varaka/Harita XXI/12.W11 ve 81 kıt a numaralı arazide bir bina ve/veya baraka inşa etmiş ve/veya inşasına başlamasına/ müsaade şasına müsaade etmiş ve/veya inşasına başanm -etmiştir."
Davanın duruşması 29 Haziran 1973'e tayin olunmuştur. 29 Haziran 1973'de sanık Mahkemede bizzat isbatı vücut etmiş ve sanık avukatı tarafından da temsil edilmekte idi. Sanığın avukatı gerekli izin verilmesi için müracaat yapıldığını belirterek -tehir talep etti. İddia Makamı buna itiraz etmediği cihetle sanığa dava okunmadan dava 27 Temmuz 1973'e ertelendi. 20 Ekim 1973 73'de sanık ve avukatı Mahkemede
hazırdı. Tarafların muvafakatı ve vakit darlığından ötürü dava dinlenmek üzere 17 Aralık 1973'e- ertelendi. 17 Aralık 1973'de ise sanığın gıyabında sanığın avukatı ve İddia Makamının avukatı Mahkemeye müştereken müracaat ederek yeni bir duruşma günü talep ettiler. Mahkeme de davanın duruşmasını 9 Ocak 1974 tarihine tayin etti. 9 Ocak 1974'de sanık ha-zır değildi. O güne kadar kendisini temsil eden avukattan başka bir avukat hazır bulundu ve Mahkemeye talimat almadığını, davanın asıl avukatı Lefkoşa'da olmadığından tehir talep etti. İddia Makamının avukatı tehire itiraz etmedi ve dava dinlenmek üzere 26- Ocak 1974' e tayin edildi. 26 Ocak 1974' de gerek sanık gerekse avukatı hazır değildi. İddia Makamının avukatı isbat için bir gün talep etti. Mahkeme de davanın ispat edilmesi için davayı 26 Şubat 1974 tarihine tayin etti. 26 Şubat 1974'de İddia Makamı sa-nığın gıyabında davasını isbat etmek için bir şahit çağırdı. Mahkeme de şahidi dinledikten sonra aynen şu hükmü verdi:-
-"Sanık K.L.3.- para cezası ve K.L.lO.- dava masrafı ödeyecektir. Sanığa bu emrin ihbarından itibaren en geç 2 aya kadar kanıunsuz olarak yaptığı inşaatı yıktırması için emir verilir."
-
Sanık 18 Mart 1974' de avukatı vasıtası ile dosyaladığı bir istinaf ihbarnamesi ile mahkemenin hükmünün aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek, mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf eyledi.
Bidayet Mahkemesi sanığın gıyabında cinai duru-şma yaparak karar vermekle hata işlemiştir.
Bidayet Mahkemesi sanığa müdafaa hakkı tanımamakla ve
sanığı müdafaa hakkından mahrum etmekle hata işlemiştir.
Bidayet Mahkemesinin vermiş olduğu karar gerekçeden
yoksun olduğundan ve hiçbir esasa dayan-madığından
hatalıdır ve verilen karar keenlemyekündür.
İlk önce 3. istinaf sebebini eleştirmeyi uygun gördüm.
Sanığın aleyhine getirilen davada suçun ne vakit işlendiği hususunda herhangi bir iddia yoktur. Herhangi bir şahıs aleyhine getirilen itham-namelerde nelerin yer alması gerektiği hususunda Fasıl 155, Ceza Usulü Kanunu'nun 39. maddesinde hükümler mevcuttur. 39. maddeye göre bütün ithamnamelerin 39. maddede vaz edilen hükümlere uyması gerekir. 39. maddenin (c) bendine göre ithamnamedeki her dava-da sanık aleyhine getirilen suçun basit bir lisanla tarif edilmesi öngörülmektedir. Ayni maddenin (g) bendine göre ise suçun ne vakit, nerede hangi şahıslar tarafından işlendiğine dair sanığa bilgi verilmesi gerekir.
Ceza Usulü Kanunu'nun 38. maddesi her -davanın tesbit edilmiş örnekte (prescribed form) olması gerektiğini öngörmektedir. Ceza Usulü Kanunu'nun 176. maddesi tahtında yapılan Ceza Usulü Nizamlarının 3. nizamı Nizamnamede EK A'da gösterilen formaların kullanılmasını öngörmektir. Ek A'da Ceza Usul-ü Kanunu'nun 38. (Nizamların yapıldığı zaman 37.) maddesinin hükmüne uyularak getirilecek olan davanın bir örneği verilmektedir. Verilen bu örnek ise aynen şöyledir:-
"CRIMINAL FORM NO. 7
CHARGE - (Section 37).
In the District Court- of. . . . . . . . . . .
. . . . . . . .. . . . Charge preferred by:C.D., of. .
. . . . . . . . . . - - - - - - -
against
A.B. of. . . . . (address and occupation. . . . . . .
Accused The accused is charged with the following -offence
(offences):-
STATEMENT OF OFFENCE
FIRST COUNT.
(Cömmon Assault), contrary to section. . . . of. . Law,
Cap. . .
PATICULAR OF OFFENCE
- The accused on the. . . . . . . day of. . . . . . . . . ,
19. . . . , at ................ in 'the District of.......--
- did (here set out the particulars of the offence in
ordinary language, in which the use of technical terms is
unnecessary).
(Signed) C:D."
-Yukarıda iktibas edilen örnek formadan da açıkça görülüyor ki suçun işlendiği tarih davada sarahaten belirtilmelidir. Bu nedenle herhangi bir şahıs aleyhine getirilen herhangi bir davada suçun ne vakit işlendiği hususu sarahaten belirtilmesi şarttır kanaa-tındayım. Aksi takdirde sanığın hangi suçu ne vakit işlediği hakkında bilgisi olmayaGak ve dolayısıyle gereken müdafaasını yapamayacaktır. Bu gibi hallerde yani suçun işlendiği tarih belirtilmeyen davalarda, dava Ceza Usulü Kanunu'na uygun olarak tadil edi-lmeksizin, herhangi bir sanık mahkûm edilemez ve sanığın beraat etmesi gerekir.
Sanığın aleyhine getirilen davada -suçun ne vakit işlendiğine dair herhangi bir gün veya tarih belirtilmediğine ilâveten, sanığın aleyhine verilen şahadette dahi, suçun ne vak-it işlendiği hususunda herhangi bir şahadet yoktur. Şahit olarak çağırılan İlkay Kâmilin verdiği şahadet aynen şöyledir:-
"Lefkoşa Kazası İdare Amirliğinde kaza müfettiş muaviniyim. Gönyeli köyü vazife bölgemdedir. Gönyelinin idare ve kalkınma encümerü ba-şkanı Kaza İdare Amiridir. Onun adına. Gönyeli bölgesindeki işleri ben takib ederim. Gönyeli'de Harita XXI/12 W.11 ve 81 kıt'a numaralı arazide bir inşaat yapılmıştır. İnşaat yetkili merci olan Kaza İdare Amirliğinden izinsiı olarak bir baraka inşa etmişti-r. İzin alması gerektiğini sanığa bildirdik. Sanık izin almamıştır. Sanığın inşaat yaptığı arazi hali arazidir. Kendisine izin verilme imkânı da olmadığı kanaatindeyim.
Bu şahadetten görülüyor ki sanığın suçu ne vakit işlediğine dair herhangi bir tarih -belirtmiş değildir. Suç ile ilgili sanığın aleyhine verilen yegâne şahadet sanığın izin alması gerektiği hususunda sanığa bildirildiğini şahidin söylemesidir. Ne vakit ve nerede bildirildiği hususunda dahi tafsilât yoktur. İnşaatın bizzat kimin tarafından -yapıldığı hususunda da herhangi bir şahadet yoktur. Buna ilâveten Ceza Usulü Kanunu'nun 39. Maddesinin (a) bendine göre herhangi bir şahıs, birden fazla suç işlerse, ithamnamede işbu suçlar ayrı dava olarak gösterilmelidir. Herhangi bir dava birden fazla s-uç ihtiva edemez. Herhangi bir dava birden fazla suç ihtiva ederse sanığın böyle bir davada mahkûm olmaması gerekir çünkü böyle bir dava birden fazla suç ihtiva ettiği için hatalı bir dava (bad for duplicity)'dir. Kanaatımca ithamnamede suçun tafsilâtında -yer alan suçun tarifinde sanığın birden fazla suç ile itham edildiği sarahaten görülmektedir. Sanığın aynı davada bina veya baraka inşa etmekle ve/veya inşasına başlamakla ve/veya inşasına müsaade etmekle ve/veya inşasına başlamasına müsaade etmekle itham -edilmektedir.
Dava hatalı addolunmasa dahi, sanığın aleyhine getirilen suçun sanık tarafından işlendiğine dair herhangi bir şahadet mevcut değildir. Kanaatımca sanık aleyhine verilen tüm şahadet incelendiğinde sanığın herhangi bir suç işlediği isbat edi-lmemiştir. Bundan dolayı dahi, sanığın şahadet yoksunluğundan mahkûm edilmemesi gerekirdi.
Buna ilâveten Bidayet Mahkemesi sanığı herhangi bir suçtan mahkûm ettiğini dahi hükmünde belirtmiş değildir. Ceza Usulü Kanunu'nun 77. Maddesinin (3). Fıkrasına g-öre herhangi bir şahıs kabahatlı bulunduğunda Mahkeme tarafından mahkûm edilmesi gerekir ve mahkûm edildikten sonra sanığa verilecek ceza tezekkür edilir. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'na göre herhangi bir mahkeme hükmünü verirken hükmünün dayandığı hususla-r hakkında gerekçe vermesi gerekir. Mahkemenin hükmü tezekkür edildiğinde herhangi bir gerekçeden yoksundur.
Yukarıda izah ettiğim sebeplerden dolayı, 3. İstinaf sebebine dayanarak mahkûmiyetin iptal edilmesi gerekir kanaatındayım. Bu nedenle 1. Ve 2. İ-stinaf sebepleri hususunda bu davada herhangi bir görüşte bulunmanın elzem olmadığı kanaatında olduğundan 1. Ve 2. İstinaf sebepleri için herhangi bir görüş izhar etmenin akademik kalacağını göz önünde tutarak 1. Ve 2. İstinaf sebepleri hususunda herhangi -bir görüş belirtmeyi uygun görmedim. Ancak Sayın Hâkim Şakir İlkay bu hususta bir görüş belirteceğini izhar ettiğinden, Bidayet Mahkemesi Ceza Usulü Kanunu'nun 89(1) maddesine istinadentakdir hakkını kullanarak davayı sanığın gıyabında dinlemeye karar verm-ekle davanın tüm ahval ve şeraiti göz önünde tutulduğu zaman Bidayet Mahkemesi takdir hakkını İstinaf Mahkemesinin müdahalesini
gerektirecek kadar yanlış kullandığına ikna edilmediğimi belirtmeyi
uygun gördüm.
İstinafın kabul edilmesi, mahkûmiyetin iptal -edilmesi ve aleyhine istinaf edilenin İstinaf ve dava masraflarını istinaf edene ödemesi için emir verilmesi taraftarıyım.
Şunu da belirtmek yerinde olur ki iptal edilen mahkûmiyet hangi suç ile ilgili olduğu sarahaten belirtilmediğinden sanık aleyhine, C-eza Usulü Kanunu'nun hükümlerine uymak şartıyle, başka dava getirilebilir.
Şimdi de ikinci hükmü Sayın Hâkim Şakir S. İlkay verecektir.
Şakir S. İlkay, Hâkim: Müstenif (sanık) aleyhine getirilen davada Gönyeli'de 81 Kıt'a numaralı (Harita XXI/12.W.11) ara-zide ilgili makamdan gerekli izni almaksızın inşaat yaptırmış olmakla itham edildi. Dava Bidayet Mahkemesi huzuruna ilkin 5 defa geldi ve bunların 2'sinde sanık hazır bulundu, diğer 3'ünde de sadece avukatı tarafından temsil edildi. Dava 26/1/1974 tarihind-e duruşması yapılmak üzere Mahkeme huzuruna betekrar geldiğinde ise ne sanık ne de avukatı hazır bulundu ve Mahkeme davayı, şahadet dinlemek üzere, 26/2/1974'e erteledi. 26/2/1974 tarihinde İddia Makamı tarafından çağırılan bir şahidin şahadeti, sanık ve a-vukatının gaybubetinde, dinlendi ve Mahkeme sanığa K.L.3.- para cezası kesti ve ilâveten dava konusu inşaatın 2 ay zarfında yıkılmasını ve sanık tarafından K.L.lO.- dava masrafı ödenmesini emretti. İstinaf Bidayet Mahkemesinin işbu kararından yapılmıştır.
-
Müstenif, ileriye sürmüş olduğu istinaf sebepleri ile, davayı kendi gaybubetinde dinlemek, gerekçe ve esastan yoksun bir karar vermek ve K.L.lO.- dava masrafını ödemesini emretmekle Bidayet Mahkemesinin hata işlediğini iddia etmiştir. Müstenif, ilâveten, -Bidayet Mahkemesinin kesmiş olduğu ceza ve vermiş olduğu yıkma emrinin de alenen fahiş olduğunu iddia etmiştir.
İlkin davanın sanığın gaybubetinde dinlenmesi ile ilgili istinaf sebeplerini eleştirelim. Ceza Usulü Kanunu'nun 89(1) maddesine göre bir davada- sanık, kendisine celbname tebliğ edilmiş olmasına rağmen,
tayin edilen vakitte Mahkemede hazır bulunmazsa Mahkeme davanın duruşmasını onun gaybubetinde yapabilir veya davayı tehir ederek sanığın derdest edilip getirilmesi için mi.izekkere isdar edebilir. -Her ne kadar da bu madde tahtında Mahkeme davanın duruşmasını sanığın gaybubetinde yapabilir ise de bazı davalarda bu yolu takip etmek doğru olmayabılir. Dağıtılmamış olmakla beraber 1959 da zamanın Yüksek Mahkeme'sinin 2251 sayılı Ceza Davasında (Dervish -Karasalih ve The Commisioner of Limassol) vermiş olduğu karar bu hususta ışık tutar mahiyettedir. O davada sanık memnu bir sahada 50 keçi otlattığı nedeni ile dava edilmişti. Bidayet Mahkemesi davayı sanığın yürürlükte olan kanuna uyarak sanığa K.L.2.500 c-eza kesmiş ve davaya konu teşkil eden 50 keçini müsaderesini emretmişti. Bunun üzerine sanık keçilerinin müsaderesini mucip bir ithamı havi davanın kendi gaybubetinde dinlenmesinin doğru olmadığını ileriye sürerek istinaf etmiş ve Yüksek Mahkeme de, mahkûm-i etin lûzumlu kıldığı cezanın müsadereden ötürü vehametini nazarı alarak, istinafı kabul edip davayı yeniden duruşması yapılmak üzere Kaza Mahkemesine iade etmiştir. Yüksek Mahkeme kararında şöyle demiştir:-
-"We think, having regard to the severity of the penalty involved on a conviction by reason of the f orf eiture, that the proper course would in the circumstances have been to compel the attendance of the accused by due process at law. We have to set aside -the conviction and sentence including the order of forfeiture and to order a new trial before another judge. Though no point has been taken upon it before this Court we would invite consideration of the question whether the words of the charge to allege an- offence under section 7 and 12 of the Goats Law."
-
Niazi Ahmet v. The Police, C.L.R., Vol.XIX, P.127 at 128'de Hallinan, C.J., şöy e demiştir:-
"We would like to place on record the opinion of this Court that Courts of Summary Jurisdiction in execising their power under Section 89 of the Criminal Procedur-e Law topconvict a person in his absence should not exercise that ower where the charge involves the stigma of dishonesty and would be normall unishable by imprisonment rather than fine. We consider thâtpin these circumstances Courts of Summary Jurisdictio-n should issue a Bench Warrant and bring up the accused before determining the case."
Herhangi bir davada sanığın duruşmada haz-ır bulunmasının ne dereceye kadar elzem olduğu davanın mahiyetine, kesilecek cezanın vehametine ve dava ile ilgili tüm ahval ve şeraite bağlıdır.
Halihazırdaki meselede yıkma emrinden ötürü kesilen cezanın vehametini ve sair ilgili ahval ve şeraiti göz ö-nünde bulundutrıanrak devayı sanığın gaybubetinde dinleyip karara bağlamak ve bun erine gerekli kanunı ışlemin yapılarak sanığın Mahkeme huzuruna getirilmesini sağlamamakla Bidayet Mahkemesinin yanlış hareket etmiş olduğu kanaatına varmiş bulunuyorum.
İst-inaf sebebi olarak ileriye sürülen ikinci husus, yukarıda belirtilıdiği gibi, Mahkemenin kararı ile ilgilidir. Bidayet Mahkemesi ahadeti dinledikten sonra sanığın kabahatlı olduğuna dair bulgu yapıp mahkûmi et ka detmeksizin doğrudan doğruya ceza kesme yol-una gitmiştir. Bidayet Mahkemesinin, kendisine ceza kesmiş olduğuna göre,
sanığı dinlenilen şahadet üzerine kabahatlı bulup mahkûm etmiş olduğu zımnen anlaşılmakta ise de kanaatımca bu yeterli değildir. Sanık davayı kabul etmemiş ve neticede şahadet dinlen-miş olduğuna göre sanığın kabahatlı olup mahkûm edildiği hususu, gerekçesi ile, Mahkemenin hükmünde açıkça belirtilmeli idi.
Yukarıdaki sebeblerden ötürü Bidayet Mahkemesinin kararını, kesilen cezayı ve yıkma ile masraf emirlerini iptal edip dayanın yeni-den duruşmasının yapılmasını emretmeği uygun ve münasip gördüm.
Mahkûmiyet aleyhine olan istinaf sebepleri ile ilgili olarak yukarıda varmiş olduğum karar muvacehesinde kesilen ceza ve verilen masraf emri ile ilgili istinaf sebeplerini tezekkür etmem gere-kmemektedir.
Sayın Başkanın vermiş olduğu ve daha önceden okumak fırsatını bulduğum hükmünde davadaki ithamın ve verilen şahadetin yeterli olup olmadığı eleştirilmiştir. Bu hususlar huzurumuzda ele alınmamış ve bunlar üzerinde tarafların iddia ve görüşler-ini dinlemiş değilizdir. Esasen bu konularla ilgili istinaf sebebi de mevcut değildir. Bunun içindir ki ben, Sayın Başkanın görüşlerine hürmetim olmakla beraber, bu hususları eleştirmeği veya bunlar üzerinde herhangi bir fikir izhar etmeği uygun bulmadım.
-
Meselenin bütün ahval ve şeraiti muvacehesinde istinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmesini uygun görmüyorum.
Ülfet Emin, Hâkim: Sayın Başkan Necati Münir'in vermiş olduğu hükümle tamamen hemfikirim. Ancak Sayın Hâkim Şakir İlkay vermiş ol-duğu hükümde bazı esasa ait konulara temas ettiğinden bu konular hakkında görüşlerimi belirtmeyi uygun gördüm. Sayın Şakir İlkay hükmünde yıkma emrinden ötürü kesilen cezanın vehametini, sair ilgili ahval ve şeraiti göz önünde bulundurarak davayı sanığın g-aybubetinde dinleyip karara bağlamak ve bunun yerine gerekli kanuni işlemin yapılarak sanığın Mahkeme huzuruna getirilmesini sağlamamakla Bidayet Mahkemesinin yanlış hareket etmiş olduğu kanaatına vardığını belirtti.
Fasıl 155, Ceza Usulü Kanunu'nun 89(1)- maddesi gereğince seri usulü Mahkeme (Summary trial) yapılan hallerde herhangi bir sanık Mahkemede hazır bulunmaz ise, celbnamenin sanığa tebliğ edildiği hususunun isbatı halinde Mahkeme sanığın gaybubetinde davanın duruşmasını yapabilir ve karar verebili-r veya davayı tehir ederek sanığın tutuklanıp mahkemeye getirilmesi için bir tutuklama müzekkeresi isdar edebilir. Kanaatımca 89(1) maddesi duruşmayı yapan hakime geniş takdir yetkisi vermektedir. Hiç şüphe yoktur ki her hakim kanun tahtında takdir yetkile-rini kullanırken yetkilerini adli bir şekilde (judicial) kullanması gerekir.' Herhangi bir konuda herhangi bir Mahkemenin yetkisini adli bir şekilde kullanmadığı ileri sürülürse böyle bir iddiayı ileri süren taraf Bidayet Mahkemesinin yetkisini adli olarak- kullanmadığı hususunda Yüksek Mahkemeyi ikna etmesi gerekir. Bu meselede Sayın Başkan ile Sayın hâkimin hükümlerinde belirtildiği gibi
celbname sanığa tebliğ edildikten sonra sanık Mahkeme huzuruna çıktı ve dava 3 defa ertelendikten sonra sanık Mahkemeye- gelmedi. Bidayet Mahkemesi de davayı sanığın gıyabında dinleyerek sanığı mahkûm etti. Sanığın gıyabında mahkûmiyet verildiği için Derviş Kara Salih v. Niyazi Ahmet davalarında zamanın Yüksek Mahkemesi duruşmanın bazı hallerde sanıkların gıyabında yapılmam-ası gerektiğini beyan ederek mahkûmiyetleri iptal etmişlerdir. Mamafih, mahkûmiyet iptal edilen her iki davada da sanıklar hiçbir zaman Mahkemeye gelmemişlerdi. O davalarda sanıklarin itham olundukları suçların ağır olduğu belirtildi. Herhangi bir suçun ağ-ır olup olmadığı veya herhangi bir suça verilecek cezanın ne olacağı bilindiği gibi her suçun kendine has özelliklerine tabidir. Herhangi bir suç ağır ise ve verilecek olan ceza da ağır olacaksa Bidayet Mahkemelerinin sanığın gıyabında davayı dinlememeleri- ve sanıkların aleyhine tutuklama müzekkeresi isdar edip sanıkların bizzat Mahkeme huzuruna getirilmesirıi sağlamsları arzu edilmektedir. Kara Salih davasında Mahkemenin verdiği ceza 50 keçinin müsadere edilmesi idi. Hiç şüphe yoktur ki bu ceza ağır bir ce-za idi. Niyazi'nin davasında da sanık 2 ay hapse mahkûm edilmişti. Hiç şüphe yoktur ki hapislik cezası da ağır bir ceza idi. Bunlara ilâveten daha önce belirttiğim gibi her iki davada da sanıklar hiçbir zaman Mahkeme huzuruna çıkmamışlardı. Kanaatımca 89(1-) maddesi tahtında Bidayet Mahkemesi adli takdirini kullanırken hata işlediği hususunda ikna edici herhangi bir sebep mevcut değildir.
İstinaf eden 3. istinaf sebebi olarak Bidayet Mahkemesinin kararının gerekçeden yoksun olduğunu ve hiç bir esasa dayanma-dığını istinaf ihbarnamesinde ileri sürmüştür. Bu nedenle kanaatımca davadaki ithamname ve davadaki şahadetle ilgili istinaf sebebi mevcuttur. Her ne kadar da ithamname ve şahadet yoksunluğu iie ilgili Yüksek Mahkeme huzurunda herhangi bir iddia yapılmamış- ise de dava zabıtları baştan sona kadar tetkik edildiğinde ithamnamenin davanın esasına ait bazı hususlarda kusurlu olduğu ve sanığın işlediği iddia edilen suçu işlediğine dair herhangi bir şahadet olmadığı aşikârdır. Sanığın suçu ne vakit işlediğine dair- ne ithamnamede ve ne de sanık aleyhine verilen şahadette herhangi bir bilgi veya şahadet yoktur. Herhangi bir şahıs aleyhine bir mahkûmiyet verilmesi için, bu gibi şahsın hangi suçu ve ne vakit işlediği hususunda mahkûmiyette belirtilmesi gerekir. Svçun n-e vakit işlendiği hususu gerek ithamnamede ve gerekse sanık aleyhine verilen şahadette belirtilmediğinden bu husus mahkûmiyette de belirtilemezdi. Dolayısıyle sanık belli olmayan bir suç için mahkûm edilemezdi. Kaldı ki tüm şahadet eleştirildiğinde sanığın- herhangi bir suçu işlediğine dair şahadet yoktur. İddia Makamı sanık aleyhine prima facie dava dahi isbat etmiş değildir. Dolayısıyle davanın yeniden duruşmasının yapılması için emir vermek uygun ve münasip değildir kanaatındayım. Bu nedenle yegâne çare m-ahkûmiyet ve cezanın iptal edilmesi olduğu kanaatındayım. Nitekim bu hususta Niyazi'nin davasında Hallinan C.J. şunları söyledi:-
-"The Crown has suggested that this Court might order a retrial but we consider that that course would only be appropriate if the Crown had established a prima facie case. As it has not established a prima facie case, there is no case for the accused to ans-wer and we are not disposed to order a retrial. We consider that the appeal should be allowed and that the conviction and sentence should be set aside."
--
Aleyhine istinaf edilenin gerek Bidayet Mahkemesi gerek İstinaf Mahkemesi masraflarını istinaf edene ödemesi emir verilmesine b-en de taraftarım.
M. Necati Münir, Başkan: Netice olarak istinaf kabul edilir, mahkûmiyet ve ceza iptal edilir ve oy çoğunluğu ile de aleyhine istinaf edilenin istinaf ve dava masraflarını istinaf edene ödemesine emir verilir.
- Yüksek Mahkeme
3 Mayıs, 1974.
Full & Egal Universal Law Academy