- Ceza İstinaf No. 8/74
(Dava No. 77/74; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir, Başkan, Ülfet Emin ve
- Şakir S. İlkay.
İstinaf eden: Altan Cemal Macilâ, Lefkoşa.
(Sanık)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü,
a r a s ı n d a.
İstinaf ede-n namına: Mustafa Varol.
Aleyhine istinaf edilen namına: Vedat Aziz.
Trafik kazası - Kaza yerinde meydana gelen olaydan doğan ihtilâf.
Tehlikeli sürüş - İnsan hayatını tehlikeye koyacak şekilde sürüş - İlk
Mahkemenin mahkûmiyete hükmetmesi.
İstinaf -- Mahkûmiyet aleyhine istinaf - İlk Mahkemenin şahadeti
değerlendirmede hata ettiğini ileri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf - İstinafın kabulü ve İstinaf Mahkemesinin mahkûmiyeti iptal etmesi.
Şahadet - İlk Mahkemenin şahitlerin şahadet verirken tak-ındığı tavır
ve hareketleri görmek fırsatı olduğundan şahitlerin doğru söyleyip söylemediğini tesbit hususunda İstinaf Mahkemesinden daha avantajlı olması - İlk Mahkemenin şahitlerin doğru söylemediği hususundaki kanaatinin diğer şahadet tarafından kâfi -derecede desteklenmemesi halinde İlk Mahkeme bulgusuna müdahale edilmesi - Meselede şikâyetçiyi doğruladığını gösteren hususların yanlış olması ve İstinaf Mahkemesinin Ilk Mahkemenin şahadeti değerlendirmede hata ettiği nedeniyle hükmü iptal etmesi.
Des-tekleyici şahadet - Şikâyetçinin doğru söylediğini gösteren
hususların İstinaf Mahkemesince yanlış bulunması.
İspat - Suçun şüpheden ari olarak Sanık tarafıııdan işlendiğinin İddia
Makamınca ispat edilmesi gerekir. İstinaf Mahkemesinin suçun şüpheden -ari olarak ispat edilmediği nedeniyle İlk Mahkemenin mahkûmiyet emrini iptal etmesi.
OLAY: Lefkoşa'da bir kaza oldu. Şikâyetçi kaza yerinde kaldı. Babası
ise kazayı polise haber vermeye gitti. Sanık kaza yerinden
geçiyordu Şikâyetçiye "Bu adam nereye gi-tti" diye sordu. Şikâyetçinin polise haber vermeye gitti demesi üzerine "olmaz öyle şey" diyerek arabasını Şikâyotçinin üzerine sürdü. Şikâyetçi kendisini kaldırıma attı. Sanığın arabası ise kaldırıma vurdu ve tekerleğinin tası düştü.
Sanık insan hayatını -tehlikeye koyacak şekilde sürüş yapmaktan itham edildi.
İlk Mahkeme Sanığı Şikâyetçiye zarar verebilecek şekilde araba sürmekten mahkûm ederek K.L.6.- para cezasına çarptırdı.
Sanık şahadetin istinaf edeni şüpheden ari mahkûm etmeye yeterli olmadığını öne -sürerek hükmü üstinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme şahadet veren şahitlere inanıp inanmama
hususunun İlk Mahkemenin yetkisinde olduğunu, şahitlerin tavır ve hareketlerini görme fırsatı olduğundan doğru söyleyip söylemediklerine karar vermek bakımından İl-k Mahkemenin İstinaf Mahkemesine nazaran daha avantajlı durumda bulunduğunu, İlk Mahkemenin şahitlerin doğru söyleyip söylemedikleri hususundaki kânaatine müdahale etmek için şahidin söylediklerinin ya kendi şahadeti ile veya başka şahadetle tekzip edilmiş- yada diğer ikna edici şahadetle desteklenmemiş olması gerektiğini belirtti. İlk Mahkemece Şikâyetçinin şahadetini doğrulayan hususlar olarak gösterilenlerin yanlış olduğu kanaatine varan Yüksek Mahkeme, tüm şahadet incelendiği zaman istinaf edenin suçland-ığı davanın makul şüpheden ari olarak ispat edilmediği kanısına vardı ve mahkûmiyeti iptal etti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
9/68 sayılı Ahmet Mustafa Osman Bey v. Başsavcılık arFsındaki
Ceza İstinaf.
2/69 sayılı Şefik Suyolcu v. Türk -Emniyet Müdürlüğü arasındaki Ceza İstinaf.
23/72 sayılı Aynur Akif v. Türk Emniyet Müdürlüğü arasındaki
Ceza İstinaf.
29/72 sayılı Mehmet Osman Kulle v. Türk Emniyet Müdürlüğü
arasındaki Ceza İstinaf.
____________________
- H Ü K Ü M
İstinaf eden (sanık) Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından 3 Aralık 1973 tarihinde, Lefkoşa'da II. Selim Caddesinde, BR 11 plâkalı arabasını Mehmet Metin Orhan'a zarar getirebilecek bir tarzda sür= mekten mahkûm edilerek K.L.6.- pa-ıa cezasına çarptırıldı.
İstinaf eden, davadaki şahadetin istina.f edeni şüpheden ari olarak mahkûm etmeye yeterli olmadığını ve Kaza Mahkemesinin istinaf
edenin polise verdiği ifade ile davaya verdiği cevap ve şahadeti arasında tezat bulunduğunu ve şahade-tin. istinaf edenin insan hayatını tehlikeye koyacak şekilde sürüş yaptığını göstermekte olduğu kanaatına varmakla hata işlediğini ileri sürerek mahkûmiyet aleyhine istinaf etmiştir.
İddia Makamı davayı isbat zımnında meseleyi tahkikat eden PÇ 521 Altay H-asan'ı, şikâyetçi Mehmet Metin Orhan'ı ve F'adıl Halil isimli bir şahsı şahit olarak çağırmıştır. İstinaf eden ise yalnız kendisi şahadet vermiştir.
Şikâyetçi Mehmet Metin Orhan'ın şahadetine göre 3 Aralık 1973 tarihinde Lefkoşa'da Şehitler Abidesi yakını-nda bir kaza olmuştu. Babası bu kazayı Polise haber vermeye gitmiş, kendisi de kaza yerinde kalıp kaldırımın üzerinde bekliyordu. O sırada istinaf eden sıyah bir araba ile Mobil Benzin İstasyonuna doğru giderken istasyonun yanından geri dönüp şikâyetçinin -babasına ait arabanın yanında durdu. Istinaf eden arabasından inerek şikâyetçiye "Bu adam nereye gitti" diye sordu. Şikâyetçi "Babamı isterseniz polise gitti. Polis gelsin diye" dedi. İstinaf eden "olmaz öyle şey" deyip otomobiline bindi ve ani bir hareket-le otomobilini şikâyetçinin üzerıne sürdü. Şikâyetçi zor bir hareketle kendisini kaldırıma attı, ayağı kaldırıma takılıp kaldırımın üstüne düştü. İstinaf edenin arabasının sol ön tekerleği kaldırıma vurdu ve tekerleğin tası düştü.
İstinaf edenin Bidayet -Mahkemesinde vermiş olduğu şahadete göre o gün babası dükkâna gelerek kendisine birşeyler anlattı ve bunun üzerine BR 11 plâkalı arabayı sürerek babasının bahsettiği yere gitti. Kızılayın avlusuna girerek Lısenin önünden II. Selim Caddesine çıktı ve sola d-önerek şikâyetçinin yanına geldi. Şikâyetçi kaldırımın üzerinde idi. İstinaf eden şikâyetçi ile konuştu ve yoluna devam etti.
İstinaf edene göre hareket ederken arabasını normal sürmüş, kaldırıma çarpmamış ve şikâyetçi kaldırımdan hiç inmediği cihetle sür-üşünün ona tehlike arzetmesi mevzubahis olamazdı. Yine istirıaf edene göre arabasının tası orada değil de Lise avlusundan caddeye inerken sarsıntıdan düşmüş olmalı idi.
Fadıl Halil o gün istinaf edenin sabah biraz sinirli gibi göründüğünü mamafih, arabası-ndan tasın düştüğünü görmediğini söyledi. Bu şahit istinaf edenin arabasının çıkardığı sesten istinaf edenin sürüşünün hızlı olduğu kanaatına vardığını söyledi.
PÇ 521 Altay Hasanın şahadetine göre 3 Aralık 1973 tarihinde şikâyetçi kendisine şikâyette bul-undu ve istinaf edenin arabasından düştüğünü iddia ettiği bir tası verdi. Şahit şikâyetçiyi doktora gönderdikten sonra istinaf edeni buldu ve istinaf eden kendisine bu tas benim arabanın sol ön tekerleğine aittir. Bu tası Mobil benzin istasyonunun yanında -düşürdüm. Çünkü istasyonun sahibi Fadıl bey tasır düştüğünü gördüğünü bana söyledi" dedi. Şahit şikâyetçinin huzurunda ölçüler alarak bir kroki hazırladı ve krokiyi Emare II olarak Mahkemeye ibraz etti. Bu şahidin şahadetine göre kaldırımın kenarında 9 aya-k uzunluğunda lâstik izi mevcuttu. Emare II üzerinde "B" olarak göste- rilen bu izler hakkında şahit aynen şöyle demiştir:-
" 'B': BR 11 plâkalı arabanın olay anında kaldırıma çarparak sol ön tekerleğinin bıraktığı iddia edilen izler. İzleri bana şikâyetçi- göstermiştir."
Şahit, istintakta, izler ile ilgili olarak kendisine sorulan sorulara cevaben de şunları söylemiştir:
-"B noktasını bana müşteki gösterdi. Oradaki iz kaldırımı sıyırarak giden bir arabanın lâstik izi idi. Biraz fazla siyahtı. Darbe şeklinde bir izdi. Yavaş giden bir arabanın bu izi bırakıp bırakamayacağını söyleyemem bu arabanın durumuna bağlıdır. Yavaş gid-en bir araba kaldırıma tazyik yaparsa bu iz gene meydana gelebilir. Tası aldım ve sanığa gittim. Sanığın arabasının lâstiğini kontrol ettim. Lâstikte belirli şekilde dikkati çeken bir şey görmedim. Sekiyi ölçtüm yüksekliği 5"dir. 5"den fazla olamaz. Sanığı-n arabasının lâstiğini ölçmedim. Sanığın arabasının lâstiğinin yerle tas arasındaki mesafesi sekiden az olduğu iddianız için birşey söyleyemem. Çünkü lâstiği ölçmedim. Yalnız bu tasın tazyikten düşme ihtimali vardı. Tasın mutlaka çarparak düşmesi gerekmez.- Sanığın yoldan geçebilmesi için 1'er ayak mesafesi kalmadı. Sürücü gereken dikkat ve ihtimamı gösterse sekiye sürünmemesi lâzımdı. O lâstik izinin sanığın arabasından olmadığı iddianıza karşı birşey söyleyemem: İz yeni idi. O saatlarda olan bir iz idi."
-
Bidayet Mahkemesi, huzurundaki tütıı şahadeti eleştirdikten sonra, şikâyetçinin doğru ve güvenilir bir şahadet verdiği istinaf edenin ise hem kendi söyledikleri arasında hem de söyledikleri ile Mahkemenin doğru olarak kabul ettiği şahadet arasında çelişki- olduğu kanaatına vararak istinaf edeni itham olduğu suçtan mahkûm etmiştir. Bidayet Mahkemesi hükmünde (1) tasın düşmesinin ve (2) kaldırımda lâstik izinin bulunmasının şikâyetçinin şahadetini doğruladığı kanaatında olduğunu belirtmiştir.
Bir İstinaf Mah-kemesinin alt kademedeki bir mahkemenin şahitlerin doğru söyleyip söylemediği hususundaki kanaatına müdahale edebilmesi için bu kanaatın yanlış esaslara istinad etmekte olduğuna veya şahadetle desteklenmediğine dair kat'i surette ikna olması lâzımdır. İsti-naf Mahkemesini bu hususta ikna etmek ise istinaf edene düşer.
Bu ana prensip Yüksek Mahkemenin vermiş olduğu birçok hükümlerde sarahaten belirtilmiştir: Bak: Ahmet Mustafa Osman Bey v. Baş Savcılık, Ceza İstinaf No.9/68, Şefik Suyolcu v. Türk Emniyet Müd-ürlüğü, Ceza İstinaf No. 2/69 ve Aynur Akif v. Türk Emniyet Müdürlüğü, Ceza İstinaf No. 23/72. Hiç şüphe yoktur ki bir davada şahadet veren şahitlere inanıp inanmama hususu Bidayet Mahkemesinin yetkisi dahilindedir ve Bidayet Mahkemesi şahitlerin şahadet v-erirken
takındığı tavır ve hareketleri görmek fırsatını haiz bulunduğundan bunların doğru söyleyip söylemediği hususunda karar vermek bakımından daha avantajlı bir durumdadır. Ancak, Yüksek Mahkemenin Mehmet Osman Kulle v. Türk Emniyet Müdürlüğü 29/72 sayı-lı Ceza istinafında vermiş olduğu hükümde belirttiği gibi, bir şahidin söyledikleri yine kendi şahadeti ile veya başka şahadet tarafından tekzip edilirse veya verilen diğer ikna edici şahadet tarafından kâfi derecede desteklenmiyorsa, İstinaf Mahkemesi Bid-ayet Mahkemesinin şahitler hususunda varmış olduğu kanaata müdahale edebilir.
Bu davada Bidayet Mahkemesi istinaf edene, daha önce belirttiğimiz gibi, inanmadığını ve şahadetine herhangi bir önem vermediğini hükmünde sarahaten belirtmiştir. Bidayet Mahkem-esi istinaf edenin arabasından tasın düşmesinin ve kaldırımda lâstik izinin bulunmasının şikâyetçinin şahadetini desteklediğine kanaat getirmiştir.
Bidayet Mahkemesi huzurundaki lâstik izleri ile ilgili tüm şahadet incelendiği zaman bu şahadetin şikâyetçi-nin şahadetini destekleyecek mahiyette olmadığı görülmektedir. Daha öııce belirttiğimiz gibi PÇ Altay Hasan lâstik izlerini kendisine şikâyetçinin gösterdiğini gerek esas şahadetinde gerekse istintak esnasında sarahaten belırtmiştir. Şikâyetçi ise vermiş o-lduğu şahadette yere düştüğünde tasın düştüğünü gördüğünü fakat lâstiğin kaldırıma sürünüp sürünmeâiğini görmediğini söylemiştir. Demek oluyor ki şikâyetçi PÇ Altay Hasan'a lâstik izlerini gösterirken bunları ıstinaf edenin arabası târafından yapılırken gö-rmüş olduğu lâstik izleri olarak değil de, hadiseden sonra görmüş olduğu ve istinaf edenin arabasının yaptığını tahnıin ettiği lâstik izleri olarak göstermiştir. Buna ilâveten PÇ Altay Hasan şahadetinde istinaf edenin arabasının lâstiğini kontrol ettiğini -ve lâstikte belirli şekilde dikkatı çeken bir şey görmediğini söylemiştir. Daha önce belirttiğimiz gibi bahis konusu lâstık izleri P.Ç. Altay Hasan'ın şahadetinde ve ibraz ettiği krokiden de görüleceği gibi 9 ayak uzunluğundadır. Kanaatımızca bir arabanın -lâstiği 9 ayaklık bir iz bırakacak kadar bir kaldırıma süründüğü zaman o lâstikte sürünmeden mütevellit bir izin görülmesi beklenir. İstinaf edenin arabasının lâstiğinde herhangi bir iz veya emare bulunmadığına ve kaldırımdaki izin istinaf edenin arabası t-arafından yapıldığını şikâyetçi görmediğine göre, kanaatımızca, Bidayet Mahkemesinin kaldırımda lâstik izlerinin bulunrrasının şikâyetçinin şahadetini destekIer nitelikte olduğuna dair kanaatı hatalıdır.
Tasın istinaf edenin arabasından nasıl düştüğü hus-usunda da sarih şahadet mevcut değildir. Tasın istinaf edenin arabasından düştüğü taraflarca kabul edilen bir husus olmakla beraber bunun üzerinde de herhangi bir iz bulunmamıştır. Binaenaleyh tasın şikâyetçinin izah ettiği şekilde düşüp de sair şekilde dü-şmediğini gösterecek şahadet mevcut değildir kanaatındayız. Bidayet Mahkemesi huzurundaki şahadet tasın hem şikâyetçinin hem de istinaf edenin söylemiş olduğu şekilde düşmüş olması ile kabili teliftir.
Bidayet Mahkemesi huzurunda verilen tüm şahadet ince-lendiği zaman, kanaatımızca, istinaf edenin aleyhine getirilmiş olan davanın makul şüpheden ari olarak isbat edilmediği görülmektedir.
Yukarıda verilen sebeplerden dolayı istinaf kabul olunur ve Bidayet Mahkemesinin mahkûmiyet kararı iptal edilir.
- Yüksek Mahkeme
3 Temmuz, 1974.
Full & Egal Universal Law Academy