- Konsolide edilmiş
- YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA Ceza istinaf No. 8/73 ve 9/73
-
Ülfet Emin, Hâkim ve Ahmet İzzet, Hâkim.
Ceza İstinaf No. 8/73
- (Dava No. 1548/73)
İstinaf eden: Hasan İbrahim Hacı İzzet, Lefke
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Baş Savcılık
a r a s ı n d a
İstinaf eden namına: A.M.Berberoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: -Kıdemli Savcı Vedat Aziz.
Ceza İstinaf No. 9/73
(Dava No. 1548/73)
İstinaf eden: Baş Savcılık
- - ile -
Aleyhine istinaf edilen: Hasan ibrahim Hacı İzzet, Lefke
a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Kıdemli Savcı Vedat Aziz.
-Aleyhine istinaf edilen namına: A.M.Berberoğlu.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasa'nın 47(b), 48(a), 48(e),
59(a) maddelerine aykırı müfsit gayesi bulunan beyan-
name tasarrufu ve müfsit gayesi bulunan beyanname
yayma - Politik suç kavramı -- Kıbrıs Cumhuriyeti Ana-
yasası'nın 12(2) ve 144. maddeleri - "Karar" -
Herhangi bir davada olgulara dayanılarak verilen ka-
rarın, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın 144. madde-
sinde belirtilen "karar" kapsamına girmemesi
Ceza - -Ceza Takdiri - Bidayet Mahkemesinin ceza takdir
ederken göz önünde bulundurduğu prensipler - İstinaf
Mahkemesinin hangi hallerde Bidayet Mahkemelerince
verilen cezaya müdahale edebileceği - Tekrar duruşma
yapılan hallerde daha ağır b-ir ceza verilmesi mümkün-
dür.
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası - Yasa'nın 68(3) maddesine
göre Sanığın, itham olunduğu suçlar okununca susması-
nın, davaları kabul etmediği şeklinde telâkki edil-
mesi.
-
OLAY: Sanık, müfsit gayesi bulunan yayın yayma ve tasar-
ruf etme suçlarından mahkûm edildi. Sanığın oy bir-
liği ile mahkûm edilmesinden sonra Sanığa oy çokluğu
ile K.L.300.- ceza verildi. Azınlık kararını veren
yargıç tekrar yar-gılama halinde ilk verilen cezadan
daha ağır bir ceza verilemiyeceği görüşünü öne sürdü.
İstinaf eden mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf
etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme istinafı şu nedenlerle reddetti.
1- İstinaf Mahkemesi, daha -önce Sanığın tekrar
yargılanmasını emretmişti. İstinaf eden bu kararın
Anayasa'nın 12(2) maddesine aykırı olduğunu ileri
sürerek Anayasanın 144. maddesi tahtında havale iste-
di. Bu istemi reddeden Ağır Ceza Mahkemesi hata
- etmedi çünkü İstinaf Mahkemesi kararı, Anayasa'nın
144. maddesinde belirtilen "karar" kapsamına girmez.
2- İstinaf eden, Ağır Ceza Mahkemesinde itham
edilince cevap vermeyip sustu. Ağır Ceza Mahkemesinin
istinaf edenin neden - sustuğunu araştırmak zorunda
olmamasına rağmen böyle bir araştırma yaptığı zabıt-
lardan gözükmektedir. Bu nedenle Ağır Ceza Mahkemesi
duruşmaya devam etmekle hata etmedi.
3- Verilen ceza aşikâr surette fazla değildir.
Çü-nkü Bidayet Mahkemesi ceza keserken şu hukuki
prensipleri göz önünde bulundurmalıdır:
a) Amme menfaatini korumak,
b) Cezanın işlenen suçun vehameti ile orantılı
olması,
c) Kesilecek cezanın, Sanığın ıs-lâhını ve cemiyete
faydalı bir insan olarak iadesini temin eder
nitelikte olması,
d) Sanığın kişisel ve sosyal durumunu ve verilecek
cezanın Sanığın bakımına muhtaç kişilere yapa-
cağı etki,
e) Kes-ilecek cezaya etki yapabilecek mühim faktör-
leri nazarı itibara almak.
İstinaf Mahkemesi Bidayet Mahkemesinin verdiği cezaya genellikle müdahale etmez; ancak
1- Bidayet Mahkemesi yukarıda yazılı prensipler dahilinde hareket etmemiş-se, nazarı itibara alması gereken mühim faktörleri nazarı itibara almamışsa veya nazarı itibara almaması gereken herhangi bir faktörü nazarı itibara almışsa.
2- Verilen ceza aşikâr surette fahiş veya çok az ise, Yüksek Mahkeme cezaya müdahale eder. -Bu meselede, Yüksek Mahkemenin cezaya müdahalesi için bir neden yoktur. Ağır Ceza Mahkemesinde azınlık kararı veren yargıcın, tekrar yargılama halinde ilk kesilen cezadan daha ağır bir ceza verilemiyeceği görüşü doğru değildir.
Atıfta Bulunulan Yargısal -Kararlar:
1. Ceza istinaf No.3/67, 4/68, 7/69, 13/69, 24/70, 15/72.
2. R. v. Kenneth John Ball 35 Cr. App. R. s.164.
3. R. v. Gumbs 19,Cr. App. R. s.74.
4. R. v. Shershewsky XXVIII T.L.R. s.364.
Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Hâkim Ülfet Emin ve-rmiştir.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin: 8/73 sayılı istinafta istinaf eden (mahkûm) 5.7.73 tarihinde Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Fasıl 154, Ceza Kanununun 47(b) ve 48(a) maddelerine aykırı olarak 30 Mart 1973 tarihinde Lefke'de mü-fsit gaye ile Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna karşı nefret uyandırma maksadına matuf davada tafsilâtı verilen bir beyannameyi yaymaktan kabahatli bulunarak mahkûm oldu (İthamnamede 9. dava). Mahkûm ayni Mahkeme tarafından ayni tarihte Ceza Kanununun- 47(b) ve 48(e) maddelerine aykırı olarak Kıbrıs Türk halkı arasında hoşnutsuzluk yaratma maksadına matuf davada tafsilâtı verilen bir beyannameyi ayni tarih ve mahalde yaymaktan kabahatli bulunarak mahkûm edildi (İthamnamede 10. dava). Mahkûm ayni Mahkem-e tarafından ayni tarihte Ceza Kanununun 59(a) ve 48(a) maddelerine aykırı olarak Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kuruluna karşı nefret uyandırma maksadına matuf davada tafsilâtı verilen bir beyannameyi ayni tarih ve mahalde tasarrufunda bulundurmaktan kabaha-tlı bulunarak mahkûm edildi (İthamnamede 11. dava). Mahkûm ayni Mahkeme tarafından ayni tarihte Ceza Kanununun 59(a) ve 48(e) maddelerine aykırı olarak Kıbrıs Türk halkı arasında hoşnutsuzluk yaratma maksadına matuf davada tafsilâtı verilen bir beyannamey-i ayni tarih ve mahalde tasarrufunda bulundurmaktan kabahatlı bulunarak mahkûm edildi (İthamnamede 12. dava).
Mahkûmiyet kararı oy birliği ile verildi, oy çokluğu ile ise mahkûm 9. davadan K.L.300.- para cezasına çarptırıldı, 10, 11 ve 12. davalar üz-erinden ise 3 sene süre ile hüsnü ahlâk sahibi olması, sulhu muhafaza etmesi kaydı ile K.L.300.- kefalete bağlandı. Hakimlerden biri kesilen yukarıdaki cezaya iştirak etmemiş ve 9. ve 10. davaların her biri üzerinden K.L.75.-er ceza ödemesinin uygun olacağ-ı kararına varmıştır. Mahkûm Ağır Ceza Mahkemesinin hükmünün aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf eyledi:
"1. İstinaf Mahkemesinin 30.6.1973 tarihli olup, sanığın tekrar duruşmasını öngören k-ararın Anayasanın 12(2) maddesindeki hükmüne aykırı olduğu hakkında yapılan iddianın, Anayasanın 144. maddesi tahtında Yüksek Anayasa Mahkemesine havale edilmesi talebini reddetmekle, Özel Ağır Ceza Mahkemesi hata etmiştir.
-
2. Sanığın ithamnameye cevap vermemesi keyfiyeti karşısında Özel Ağır Ceza Mahkemesi kanunun öngördüğü şekilde muamele yapıp konuyu karara bağlamadan, duruşmaya devam etmekle hata etmiştir.
3. Sanığa kesilen ceza, davanın ahval ve şer-aiti nazarı itibare alındığında fahiş surette ağırdır. özellikle cezanın dayandığı gerekçe ve ayni zamanda 7.6.1973 tarihinde kesilen cezada reyi mevcut olan bir hakimin değişik ölçüde rey kullanması ve netice itibarıyle cezanın oy birliğiyle kesilmemesi, -sözkonusu cezanın fahiş surette ağır veya normal ölçülerin dışına çıkılmış olduğundan, Özel Ağır Ceza Mahkemesi cezayı tesbit ederken hata etmiştir."
- Diğer taraftan Baş Savcılık verilen cezanın davanın ahval ve şeraiti muvacehesinde aşikâr surette kifayetsiz olduğunu ileri sürerek ceza aleyhine istinaf eyledi. Her iki istinaf da konsolide edildi.
-
İlk önce 1. istinaf sebebini ele alalım. Kanaatımızca bir Mahkemenin duruşma esnasında verdiği herhangi bir karar Anayasanın 144. maddesinde belirtilen "karar"ın kapsamına girmez. Yüksek Mahkemenin 5/73 sayılı ceza istinafında mahkûm ile ilgili ver-diği karar, istinafın bir davanın duruşmasının devamı addolunduğu cihetle, duruşma esnasında verdiği bir karardır. Kaldı ki bu böyle addolunmasa dahi, herhangi bir mahkemenin ister Bidayet Mahkemesi olsun ister istinaf Mahkemesi olsun, herhangi bir davada -olgulara istinaden verdiği herhangi bir karar Anayasanın 144. maddesinde belirtilen "karar" kapsamına girmez. İstinaf Mahkemesinin 5/73 sayılı istinafta verdiği ihtilâf konusu karar davadaki olgulara istinaden verilmiş bir karardır.
Bu nedenle Ağır C-eza Mahkemesi sanığın duruşmasını öngören 30.6.1973 tarihli İstinaf Mahkemesi kararının Anayasanın 12(2) maddesindeki hükmüne aykırı olduğu hususunda yapılan iddianın Anayasanın 144. maddesi tahtinde Yüksek Anayasa Mahkemesine havale edilmesi talebini redd-etmekle herhangi bir hata işlememiştir.
2. İstinaf sebebine gelince Ağır Ceza Mahkemesinde mahkûma itham olunduğu suçlar okunduğunda mahkûm herhangi bir cevap vermeği reddederek susmayı tercih etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi Ceza Usulü Kanununun 68(3)- maddesine istinad ederek mahkûmun davaları kabul etmediği şeklinde telâkki ederek davanın duruşmasına gidilmesine karar verdi. İstinaf esnasında mahkûmun avukatı Ağır Ceza Mahkemesi herhangi bir muamele yapmadan önce mahkûmun niçin sustuğunu araştırması g-erektiğini ileri sürdü. Ağır Ceza Mahkemesinin muamele görmeden bu hususta araştırma yapması kesinlikle gerekmemekle beraber Mahkemenin bu hususta bir araştırma yaptığı dava zabıtlarından görülmektedir.
Kanaatımızca Ağır Ceza Mahkemesinin bu hususta-ki kararı ve takip ettiği usul hatalı değildir.
Şimdi de 3. istinaf sebebini ve ceza kifayetsizliği hususunda Baş Savcılığın yaptığı istinafı ele alalım.
Kıbrıs'ta uygulanmakta olan Ceza Kanunu ve Ceza Usulü Kanunu prensiplerine göre herhangi b-ir şahıs herhangi bir suçtan kabahatlı bulunduğunda bu gibi şahsa nasıl bir ceza verileceği hususu Bidayet Mahkemelerinin takdirine bırakılır. Hiç şüphe yoktur ki Bidayet Mah-kemeleri işbu geniş takdirlerini kullanırken bazı hukuki prensipler dahilinde ha-reket ederek takdirlerini adli bir şekilde (judicial) kullanmaları gerekir. İşbu hukuki prensiplerin sıra ile, en önemlileri şunlardır:-
1. Amme menfaatını korumak. Bu amaç ile kesilecek olan cezanın mahkûm olan şahsı ve başkalarını betekrar mahkûm -olduğu suça benzer ve/veya başka herhangi bir suçu işlemesini önleyici nitelikte olması. Başka bir deyimle cezanın sanığa ve başkalarına ibret verici nitelikte olması.
2. Cezanın işlenen suçun vehameti ile orantılı olması. Bunu sağlamak için de suç-un nasıl ve hangi koşullar altında işlendiğini göz önünde bulundurmak.
3. Kesilecek olan cezanın sanığın ıslâhını ve cemiyete faydalı bir insan olarak iadesini temin eder nitelikte olması.
4. Sanığın karakter, sosyal, şahsi, geçmişteki durum-unu, kesilecek olan cezanın sanığa ve himayesine ve yardımına muhtaç olan kimselere yapacağı etkiyi nazarı itibara almak.
5. Kesilecek olan cezaya herhangi bir etki yapabilecek mühim faktörleri nazarı itibara almak. (Misal olarak sanık suçu işledikte-n sonra suçu işlediğini kabul ederse ve polise yardımcı olursa bu hususun ceza bakımından sanık leyhine bir faktör olarak nazarı itibara alınması gerekir.)
- (Bak Ceza İstinaf No.3/67, 4/68, 7/69, 13/69, 24/70 ve 15/72 ve R. v. Kenneth John Ball 35 Cr. App. R. 164)
-
Yüksek Mahkeme İstinaf Mahkemesi olarak alt kademedeki mahkemenin tesbit ettiği cezaya genellikle müdahale etmez. Ancak:
Bidayet Mahkemesi cezayı tesbit ederken adli bir
şekilde (judicial) yukarıda belirtilen prensipler dahilinde hareket etmemişse -ve nazarı itibara alması gereken mühim faktörleri nazarı itibara almamışsa veya nazarı itibara almaması gereken herhangi bir faktörü nazarı itibara almışsa;
Davanın bütün ahval ve şeraiti göz önünde tutul-
duğunda kesilen cezanın aşikâr bir surette fahiş- veya çok az olduğuna kanaat getirirse;
Yüksek Mahkeme İstinaf Mahkemesi olarak kesilen cezaya müdahale eder ve gereken uygun, adil cezayı verir. İstinaf eden Bidayet Mahkemesinin cezayı tesbit ederken yukarıda belirtilen herhangi bir prensibe uyma-dığına veya cezanın aşikâr surette fahiş veya çok az olduğuna Yüksek Mahkemeyi ikna etmesi gerekir. Yüksek Mahkeme İstinaf Mahkemesi olarak davaya direkt olarak kendisi bakmış olsaydı sanıklara Bidayet Mahkemesinin verdiği cezadan farklı bir ceza vermek t-emayülünde olsa dahi, sadece bir sebepten dolayı Bidayet Mahkemesinin kestiği cezaya müdahale etmez. Bu hususta R. v. Gumbs 19 C. App. R. 74, s.75'de Hewart L.C.J. şunları söyledi:-
"Two principles from time to time have been men-
tioned - in this Court, and in some cases they may
have to be considered together. One is that this
Court never interferes with the discretion of the
Court below merely on the ground that this Court
might have passed a somewhat di-fferent sentence; for
this Court to revise a sentence there must be some
error in principle. Secondly, when a man has com-
mitted serious offences and has served long terms
for them, it is not required that he should suffer
- further severe punishment for a later offence which
does not intrinsically call for it."
ve R. v. Shershewsky X-XVIII T.L.R. 364'de Coleridge J. şunları söyledi:-
"The principles on which the Court acted were,
first, to consider the facts of the particular case;
and secondly, if the sentence was manifestly exces-
sive, to reduce it and -made it appropriate to the
crime. The Court did not assert any right to review
a sentence merely because they thought that if they
had to try the case themselves they would have given
a sentence which would not have been quite so h-igh
or quite solow; they only reduced a sentence when it
was manifestly excessive."
Ağır Ceza Mahkemesinin çoğun-luğu cezayı tesbit ederken dava -konusu müfsit bültende kullanılan lisanı, fesatlık derecesini, Yö-netime yaptığı ve yapması muhtemel zararları, Yönetimin bunca mücadele ve fedakârlıklarla kurulabildiğini, toplumun dirlik ve anavatanımızın dayanışması ile birliğini idame ettirebildiğini, devamlı, bir var olma mücadelesi ve direniş içerisinde bulunduğumu-zu, bu gibi müfsit yayınların toplum dayanışması ile birliğini kökünden sarsacak nitelikte olduğunu, toplum arasında yaratılacak fesat ve hoşnutsuzlukların sadece toplum sathında kalmayıp, karşı unsura istismar fırsatı vereceğini, telâfisi imkânsız zararla-r verebileceğini göz önünde tuttuklarını belirtmişlerdir. Çoğunluk hükmünde suçun nasıl ve hangi koşullar tahtinde işlendiği, mahkûmun 57 yaşında 4 çocuk babası olduğu, sabıkası olmadığı, sanığın alet edildiği, broşürlerin fesat derecesi ve yapacağı zarar-ları lâyıkı ile takdir etmediği hususlarının nazarı itibara alındığı belirtildi. Kanaatımızca çoğunluk cezayı tesbit ederken daha önce belirttiğimiz tüm prensipleri ve cezaya etki yapabilecek mühim faktörleri nazarı itibara almıştır.
Diğer taraftan a-zınlık hükmünü veren hakim mahkûmun itham olunduğu suçun çok ciddi bir suç olduğu, cezanın çok ağır olması gerektiği kanaatında olmakla beraber, usül bakımından çoğunluğun ceza hususundaki kararı ile hemfikir olmadığını belirtmiştir. Azınlık kararını vere-n hakim bu gibi hallerde yani tekrar duruşma yapıldığı hallerde ilk mahkemenin verdiği cezadan daha ağır bir ceza vermenin mümkün olmadığı kanaatını belirtti. Kanaatımızca azınlık kararını veren hakimin bu hukuki görüşü hatalıdır. Kıbrıs'ta uygulanan Ceza- Usulü Kanununa göre Yüksek Mahkeme tarafından herhangi bir şahsın tekrar muhakeme edilmesine karar verildiği hallerde yeni mahkemenin daha önceki mahkeme safhasında mahkemenin yaptığı bütün bulgular ve olgular üzerinde verilen herhangi bir karar geçersizd-ir. Yeni mahkeme bir fikir ile sanığı muhakeme etmesi ve huzurunda verilen şahadete istinaden sanığın suçlu olup olmadığı hususunda karar vermesi gerekir, Ceza hususunda ise ayni usulün takip edilmesi gerekir. Son mahkemenin daha önceki mahkemenin tesbit- ettiği herhangi bir cezaya uyması gerekmez. Son mahkeme cezayı tesbit ederken eski mahkemenin kestiği cezayı tamamen aklından çıkarması gerekir. Bu durumda azınlık kararını veren hakimin usul yönünden hatalı olduğu cihetle, ceza hususunda vermiş olduğu -karar herhangi bir değer taşımaz, çünkü azınlık kararını veren hakim huzurunda olan şahadete istinaden uygulaması gereken prensipleri uygulayıp cezayı takdir ve tesbit etmemiştir.
İşbu suç politik bir suç olmakla beraber Ağır Ceza Mahkemesinin hükmün-de belirtildiği gibi ağır bir suçtur ve amme menfaatının, içinde bulunduğumuz durumda nazarı itibara alınarak, korunması gerekir. Amme menfaatını ve meriyette olan kanunlara uyulmasını sağlamak mahkemelerin görevidir. Mahkemeler işbu görevlerini korkusuz-ca ve hiç bir yerden çekinmeden yerine getirmelidir. Bu da ancak cezanın hissedilir nitelikte olması ile yerine getirilebilir. Kanaatımızca Ağır Ceza Mahkemesi çoğunluğunun takdir ve tesbit ettiği ceza hiç bir zaman aşikâr surette fahiş değildir. Belki d-e içinde bulunduğumuz durum göz önünde tutulduğunda takdir ve tesbit olunan ceza az olabilir.. Fakat Bidayet Mahkemesinin mahkûm leyhine nazarı itibara aldığı hususlar göz önünde tutulduğunda takdir ve tesbit olunan cezanın, müdahale gerektirecek nitelikte- aşikâr bir surette az olduğuna ikna olunmadık.
Bu nedenle mahkûmun mahkûmiyet ve ceza aleyhine yaptığı istinaf reddolunur. Baş Savcılığın da cezanın aşikâr surette kifayetsiz olduğu hususunda yaptığı istinaf reddolunur.
-
Yüksek Mahkeme
9 Ağustos 1973.
295
Full & Egal Universal Law Academy