-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
İstinaf eden : Ahmet Mustafa Osman Bey, Mora.
ile
Aleyhine istinaf edilen : Baş Savcılık, Lefkoşa.
arasında.
- (Ceza lstinaf No. 9/68, Ceza Dava No. 1561/68)
İstinaf eden namına : Ali Dana ile Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf eden namına : Savcı Vedat Aziz.
Adam öldürme. Yasaya aykırı bir fiile adam öldürme - Fasıl 154 Ceza Yasasının 205. m-addesine aykırı adam öldürme.
İstinaf - Tanıklara inanma ile ilgili bulgu - İstinaf Mahkemesinin İlk Mahkemenin tanıklara inanmasına müdahale edebileceği haller.
Muhasım Tanık - Bir tarafın kendi tanığını istintak edebilmesi için muhası-m tanık olduğunu öne sürüp Mahkemeden izin alması gereği.
HÜKÜM
İstinaf eden 25 Kasım 1968'de Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, 30 Ekim 1960. tarihinde Mora köyünde kanuna aykırı bir fiil ile Balikitreli Hüseyin Hasan Kıraç'ın ölümüne seb-eb olduğundan Fasıl 154, Ceza Kanununun 205'inci maddesi tahtinde suçlu bulunarak 12 sene hapislik cezasına mahkûm oldu. İstinaf eden mahkûmiyet kararı aleyhine aşağıdaki sebeplerden dolayı istinaf eder :
1. Savcılık, kendi şahitlerinden bir tanesini, zı-t şahit (hostile witness) telakki edilmesi için mahkemeye müracaat yapılmadığı halde ve bu şahidi istintak etmek için mahkemeden müsaade alınmadığı halde istintak etti. Yapılan gayri kanuni istintak mahkemenin bu şahidin şahadetine inanmamasında mühim rol- oynadı.
2. İddia Makamı, başlca bir şahidi, sanığın beraatında mühim bir amil teşkîl edebileck bir konu üzerinde sanık leyhine şahadet verdiği halde ve zıt şahit olarak telakki edilmesi istenmediği halde Mahkeme, bu şahidin sanık leyhine söyl-emiş olduğu noktaya gereken dikkat, ehemmiyet ve değeri verimedi ve bu şahidin şehadetini topyekün reddetmek hatasına düştü.
3. İddia Makamının başka bir şahidinin kendi vermiş olduğu ve mahkeme huzurunda mevcut diğer şahadetten dolayı büyük -bir şüphe ile karşılanması ve şahadetinin gayet tehlikeli olarak telâkki edilmesi gerekirken muhterem mahkeme bu şahide inanmakla hata etmiş ve daha da ileri giderek bu şahidi tekdir etmesi gerekirken takdir etmiş ve şahadetine hak ettiğinden çok dah-a fazla değer vermiştir.
4. Polis, davanın en önemli delillerini ele geçirip Mahkemeye ibraz etmediğinden sanığın lehine müncer olması ihtimal dahilinde bulunan bazı önemli hususların isbat edilmesinden sanığı mahrum bırakmıştır.
5. Mahkeme İ-ddia Makamının şahadetinde sanığın leyhine mevcut bulunan bir çok hususları gerektiği şekilde değerlendirememiş ve anormal durumun meydana getirdiği bazı eksiklik ve/veya aksilik ve/veya karanlık ve/veya şüpheli hususları sanığın leyhine değil, aleyhine- olarak kullanmıştır.
6. Müdafaa avukatlarının müracaatına rağmen Mahkeme avukatların adres yapmaları için şahadet zabıtalarının alınmasına fırsat vermedi.
7. Mahkeme huzurunda mevcut şahadet sanığı mahkumiyetini makul; haklı veya sal-im kılacak bir nitelik, kalite veya derecede değildi.
30 Ekiııı, 1964 tarihinde ö.s. saat 4.30 raddelerinde maktul köydeki tulumbanın yanında sarhoş bir vaziyette otururdu. Karısı Söğüda Hüseyin bunu gördü, kocasının yanına geldi, bir konuşma ya-ptılar ve ondan sonra ikisi beraber köyün batı istikametine doğru yürümeye başladılar. Yolda Mehmet Mustafa Tayyar'a rastladılar ve daha sonra Hacer Kâmil de iltihak etti. Her üçü de yollarına devam edip köşeyi dönerek kuzeye doğru, Mustafa Arnavudun evin-e kadar geldiler. Maktul Arnavudun evini çeviren tellere dayanıp durdu ve bu esnada Halil Derviş biraz sonra Tünay Cemal ve Ali Nor yanlarına geldiler. Maktul bir sigara yaktıktan sonra karısı, Hacer ve Halil Derviş'le beraber 40 adım daha ilerledi. Halil- Derviş maktule yürümesi için yardımda bulundu. Kamilari'nin evinin önüne geldiklerinde maktul diz çöküp sıgara aradı. Halil Derviş kendisine bir sigara verdi ve beraber sigara içtiler. Bu esnada kuzey istikametinden sanık, kardeşi Mehmet Mustafa ve Mehmet- Kaya, maktulün diz çökülü olduğu yere doğru yaklaştılar. Mehmet Mustafa ile Mehmet Kaya maktulden takriben 25 - 27 ayak kadar uzakta kaldılar. Sanık ise ilerleyip maktulün 2,3 adım yanına
kadar geldilten sonra tabanca ile 4, 5 el ateş etti. Vurma hadis-esini bir çok şahıslar gördü ve Mahkemede bu hususta şahadet verdi. Mahkeme verilen şahadeti esaslı bir şekilde inceledi ve vakanın 4 sene evvel vukubulduğunu göz önünde bulundurarak şahitlerin, vakanın teferruatı hakkında bazı şeyleri unutabilecekleri-ni de göz önünde bulundurarak şahitlerin şahadetlerini verirken takındıkları tavır ve hareketlere fazla ehemmiyet verdiklerini belirttiler. Mahkeme şahadet veren 5, 9, 10, 11 numaralı şahitlerin şahadetine inanmadıklarını fakat 3, 4, 6, 7, 8 numaralı şah-itlerin şahadetlerini tatminkâr ve doğru bulduklarırı kararında belirttiler.
İstinaf edenin avukatının ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin birincisi Mahkemenin 11'nci şahit Mehmet Mustafa Tayyara inanmamakla hataya düştüğüne dayanmaktadır. 11'in-ci şahidin şahadeti hakkında mahkeme kararında şunları söyledi :-
"11'inci şahit Mehmet Mustafa Tayyarın şahadetine gelince, buna hiçbir ehemmiyet vermedik. Donuk ve anormal derecede durgun olan bu şahit kendisine sorulan sualleri anlamakta -güçlük çekip, ilk tahkikat esnasında verdiği şahadeti de tekzip etmiştir. Bu şahidin maktulün vaka günü yere düştüğü ve başını yere vurduğu hakkındaki şahadeti hiç bir şahit tarafından teyid edilmemiştir."
İstinaf edenin avukatı Savcılığ-ın, kendi şahidini zıt şahit olarak telâkki edilmesi için Mahkemeye müracaat etmediği halde ve mahkemeden istintak (cross-examination) etmesi için izin almadan istintak etmesi ve bu ististak neticesi verilen şahadeti mahkemenin nazarı itibara alması hatal-ıdır. Bu ahval tahtinde verilen şahadetin mahkeme tarafından nazarı itibara alınmaması icab ettiği ileri sürüldü. Savcılık bu şahide istintak (cros-examine) yolu ile sorduğu sualleri mahkemenin vasıtasıyle sunmuştu. Bu gibi ahvalde şahit istintaka tabi t-utulmadan evvel, şahidin mahkemede verdiği şahadetinin iptidai duruşmada verdiği şahadete tamamıyle zıt olduğu İddia Makamının hakimlerin bilgisine getirmesi ve şahidi zıt şahit olarak istintak etmesi için hakimlerden müsaade istemesi icab eder. Bunun b-öyle yapıldığına dair Mahkeme evrakında herhangi bir kayıt yoktur yalnız sorulan suallerin Mahkeme vasıtası ile sarulduğuna dair kayıt vardır.
Yukarıda izah edilen istintakın bir an için gayri kanuni olarak yapıldığını addetsek ve istintak netice-si olarak verilen şahadetin nazarı itibara alınmaması icab etse dahi, Mahkeme bu şahide inanmaması için hata işlediği manasına gelmez, çünkü, mahkeme şahide inanmak için daha başka mühim sebepler ileri sürmüş bulunmaktadır. Kaldı ki, bu ahval tahtin-de normal usul takip edilseydi ve şahit zıt şahit (hostile witness) olarak telâkki edilmiş olsaydı, şahidin vermiş olduğu şahadete hiç bir kıymet verilmemesi icab ederdi. (Bak. R v. Harris 20 Cr. App. R. 144 ve Ceza İstinaf No. l/68) Kanaatimizce istinta-k neticesi verilen şahadet yanlış alarak kabul addolunmuş olsa dahi, mahkeme bu şahide inanmamakla herhangi bir hataya düşmüş değildir, çünkü, şahit için vermiş oldukları kanaat destekleyecek başka sebepler mevcuttur. Bundan dolayı istinaf edenin istinaf- sebeblerinin 1'incisi reddolunur.
İstinaf edenin 2'nci istinaf sebebi, Mahkemenin 5'inci şahide inanmaması ile ilgilidir. İstinaf edenin avukatı Ağır Ceza Mahkemesinin bu şahide inanması icab ettiğini ileri sürdü.
İstinaf Mahkemesi a-lt kademedeki bir mahkemenin şahadet hususunda verdiği kanaatı bozması için varılan kanaatın doğruluğundan şüphe etmesi kafi olmayıp, varılan kanaatın yanlış olduğuna kanaat getirmesi lazımdır ve bunun kati olarak yanlış olduğuna dair isbat etmek külfeti g-erek hukuk davaları gerekse ceza davalarında istinaf edene düşer. Bu hususta Stelios Michael Simadhiakos v. The Police Cr. App, No. 2298 (1961) C.L.R. sayfa 88 de şunlar yer almaktadır :-
" Before such findings aee disturbed, the appellate C-ourt must be satisfied to the extent of reaching a decision, (unanimaus or by majority) That the reasoning behind a finding is unsatisfactory; or that the finding is not warranted by the evidence cansidered as a whole. And the onus in my opinion, must r-est an the appellant, both in civil and an criminal appeals, to bring this Court to such decision or else, the trial-court findings remain undistrubed as part af the case. " ve
Powell v. Stretham Manor Nursing Home (l935) A. C. -265 de şunlar yer almaktadır :-
" Two principles are beyond controversy. First it is clear that in an appeal of this character, that is from the decision of a trial judge based on his opinion of the trustworthiness of witnessess whom he has see-n, the Court of Appeal " must, in order to revezse, no merely entertain doubts whether the decision below is right, but he conviced that it is wrong." The Julia, per Lord Kingsdown, cited with approval by Lard Sumner).And secondly the Court of Ap-peal has no right to ignore what facts the judge has found on his impression of the credibility of the witnessess and proceed to try the case on paper on its own view of the probabilities as if there had been no oral hearing. " ve
Charalambos -Zacharia v. The Republic (1962) C.L.R. sayfa 67'de şunlar yer almaktâdır :-
"Accarding ta the English principles of law, credibitlity of witness as well as weight to be attached to evidence falls within the province of the trial Court. Unless -one is prepared to go to the extent of finding the verdict arrived at to be unreasanable, such verdict must stand. As I am not ready to say that the trial Court went too far to the extent that having regard to the evidence adduced their verdict was unrea-sonable I must as a matter of law dismiss the appeal. " ve
Shevket Salih and other v. The Republic (1963) C.L.R. sayfa 31-32'de- şunlar yer almaktadır.
"This case really falls to be determined upon the legal point of the credibility of the witness. As is well known, an appellate Court will not interfere with the findings of credibilitiy made by a trial Court unless there is a very- good ground to do so. In this case we have not found any such basis to differ from the careful Judges who have tried this case."
Yukarıda belirtilen prensiplere dayanarak Ağır Ceza Mahkemesinin 5'ci şahit hakkında verdikleri kanaatin kati olarak yanlış o-lduğu gösterilemediğinden istinaf sebeplerinin ikincisi reddolunur.
İstinaf sebeplerinin üçüncüsü 7'ci şahidin şahadeti ile ilgilidir. Ağır Ceza Mahkemesi bu şahit hakkında şunları söyledi:-
"7'ci şahit Mora köyünün şirket kaytibi ve hadiseler esnasında- köy idaresinin başkan yardımcısı Mehmet Kaya'dır. Öteki şahitlere nisbeten tahsilli olan bu şahidin, ciddi ve ağır başlı bir şekilde verdiği uzun bir istintaktan sonra sarsılmayan şahadeti mahkememiz üzerinde olumlu bir tesir yapmıştır. Şahadetin doğruluğ-una hiç tereddüt etmeden inanıyoruz. Müdafaa avukatı bu şahit ile sanık arasında bir soğukluk olduğunu ve köyde sanık ile şahit leyhinde ayrı bir guruplaşma olduğunu iddiaetmiş ve bu cihetle şahidin verdiği bitaraf ve itimada şayan olmadığını ima etmiştir.- Bu iddiaları Mehmet Kaya kesin olarak reddetmiştir. Bunu teyid edecek başka hiçbir şahadet mevcut değildir. İlâveten müdafaa iddialarının doğruluğunu isbat fırsatına haiz olmasına rağmen bu hususta hiç bir şahadet ibraz etmemistir."
İstinaf -edenin avukatı, bu şahide inanılmaması gerektiğini ileri sürdü. Şahit köy idaresinin başkan yardımcısı olduğu halde ve suç işlendiği an sanıkla beraber olduğu halde, şahidin hiç bir müdahalede bulunmaması ve vurma hadisesinden sonra şahidin yine Başkan ya-rdımcısı olarak herhangi bir faaliyette bulunmarnası ve hatta köyün dışına kadar gelen ambulânsın köye girip maktulü almasına müsaade etmemesi üzerinde durulacak çok mühim hususlar olduğu ileri sürüldü. Hakikaten bu şahidin vurma hadisesinden hemen evvel-, vurma hadisesi esnasında ve vurma hadisesinden sonra takındığı tavır ve hareketler, üzerinde durulacak şüphe verici hareketlerdir. Şahid mahkemede vermiş olduğu ifadede sanıkla arasında herhangi bir soğukluk olmadığını belirtmekle beraber istint-ak esnasında sanıkla arasında münakaşalar ve soğukluk olduğunu kabul etti. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim biz olmuş olsaydık, belki 7'inci şahidin şahadetine verilecek kıymet hususunda başka türlü düşünebilirsek. Fakat bu, Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kar-arı bozmak için kâfi derecede bir sebep değildir. Belki de 7'inci şahidin şahadeti yalnız başına olmuş olsaydı, sanığı mahkûm etmek salim olmayabilirdi. Fakat sanığın aleyhine 7'inci şahidin şahadetinden mada verilmiş bitaraf şahadet mevcuttur ve sanığı m-ahkûm edecek kafi derecede başka şahadet vardır. Bu şahidin vurma hadisesinden hemen evvel, maktulün bir elini aşağıya çizmesine doğru salladığını söylemesi ve bu şahadetin doğru olduğunu makemenin kabul etmesi üzerine sanığın aleyhine getirilen Ce-za Kanununun 203 ve 204'.ncü maddleri tahtinde teammüden katillikten kabahatli bulunmamasına ve Ceza Kanununun 205'inci maddesi tahtinde insan öldürme suçundan kabahatli bulunmasında mühim rol oynamıştır. Görülüyor ki inanılmaması istenilen şahidin şahad-eti sanığı ölüm cezasından kurtarmıştır.
Yukarıda izah edilen sebeplerden dolayı istinaf sebeplerinin 3'üncüsü de reddolunur.
İstinafın 4 ve 5'inci sebeplerinde ileri sürülen iddialar Ağır Ceza Mahkemesinde ileri sürülmüş ve Ağır Ceza -Mahkemesi bütün bu iddiaları teker teker esaslıca inceleyerek delillerin ibraz edilmemesinde kafi ve makul sebep olduğu kanaatine varmıştır. Ağır Ceza Mahkemesinin varmış olduğu bu kanaatı değiştirecek kâfi derecede sebep göremediğimizden dolayı istina-fın 4 ve 5'inci sebepleri de reddolunur.
İstinaf sebeplerinin 6'ıncısına gelince, istinaf edenin avukatı Ağır Ceza Mahkemesinde şanadet bittikten sonra beyanatını yapmazdan evvel şahadet zabıtlarının daktilo edilip kendisine verilmediğinden şikâyet etme-ktedir.
Kanaatimizce bu husus istinaf için bir sebep değildir. Avukat devamlı olarak Ağır Ceza Mahkemesinde şahadet verilirken hazır bulunmuş ve bütün şahitleri itintak etmiştir. Şahitlerin vermiş oldukları şahadeti avukatın bilmesi gerektiği kanaatindeyiz-.
İstinaf ihbarnamesinin 7'inci sebebine gelince, burada yapılan iddialar genel olup mahkeme huzurunda verilen şahadetin sanığın salimen mahkûm edecek nitelikte olmadığı ileri sürüldü. Ağır Ceza Mahkemesinde verilen şahadet tüm olarak esaslı bi-r şekilde incelendiğinde, sanığı salimen mahkûm edecek kâfi derecede şahadetin mevcut olduğu görülmektedir. Bundan dolayı istinafın 7'inci sebebi de reddolunur.
Ağır Ceza Mahkemesinde verilen şahadet muvacehesinde Ağır Ceza Mahkemesinin şahitler -ve şahâdet huzurunda vardıkları kanaatı değiştirecek kâfi derecede makul sebep bulamadığımızdan dolayı istinaf reddolunur.
Tarih : 15 Şubat, 1969
Full & Egal Universal Law Academy