- Yargıtay/Hukuk 10/77
(Dava No. 415/75; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: Ahmet İzzet Şakir Sıdkı İlkay ve Salih S. Dayıoğlu.
İstinaf eden: Ramadan İb-rahim, Alsancak
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Münür Şükrü, Lefkoşa
(Davacı)
a r a s ı n d a.
İstinaf eden na-mına: Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
Trafik kazası - Kaza neticesi yaralanma - Kazadan doğan özel ve genel
tazminat talebi - Bir arabayı çalıştırmak için iterken karşıdan
gelen arabanın Davacıya çarpması - İlk Mahkemen-in kazaya Davalının
%70, Dsvacının %30 oranında neden olduğu bulgusu Davacının el
bileklerinde mafsal kırığı meydana gelmesi - Tüm hal ve şartlar
dikkate alındığında İlk Mahkemenin vardığı bulgulara varabilmesi
için yeterli şahadet olması - Ben-zer davalarda verilen tazminat
miktarları gözönünde tutulduğunda İlk Mahkemenin tespit ettiği
K.L.600.- genel tazminatın fazla olmaması.
Mûterafik kusur - İlk Mahkemenin müterafik kusurla ilgili bulgularına
ancak istisnai hallerde Yargıtayın müda-hale etmesi - İlk Mahkemenin
çok ehemmiyetli bir olguyu nazarı itibara almaması, gerek yasa
gerekse olgular hakkında hata etmesi veya müterafik kusur oranının
bariz bır şekilde hatalı olması hallerinin istisnai haller olması -
kusur oranına ili-şkin İlk Mahkemenin bulgusuna müdahale etmek için
istisnai bir neden olmaması nedeniyle istinafın reddi.
Şahadet - İfadenin en uygun şeklinin alınarak İlk Mahkemenin Davacı
lehine kanaata vardığı iddiası - Bu iddianın davanın sonucunu
etkilememes-i.
Dikkatsiz sürüş - Frenleri tutmayan arabayı sürme - İlk Mahkemenin
kazaya Davalının aracını sürerken frenlerinin tutmamasının ve elle
itilen ve ağır seyreden arabaya çarpmaması için yeterli fırsatı
olduğu halde yolun sağına kaçmak suretiyle ka-zayı önlememesinin
%70 oranında sebebiyet verdiğini bulması, Davacının da "arabayı
işlek, bir yolda yolun içine iterek çevirmeye çalışmasının" kazaya
%30 oranında katkısı olduğunu bulması.
Yargıtayın İlk Mahkemelerin mûterafik kusurla ilgili bulg-ularına ancak istisnai hallerde (İlk Mahkemenin çok ehemmiyetli bir olguyu nazarı itibara almaması, yasa veya olgular hakkında hata etmesi veya mûterafik kusur oranının bariz bir şekilde hatalı olması hallerinde) müdahale etmesi.
Genel tazminat - Benzer d-avalarda verilen tazminatların dikkate
alınması - Davacının her iki el bileğinde mafsal kırığı olması -
Benzer davalarda verilen tazminat miktarları gözönünde tutulduğunda
K.L.600.- genel tazminstın fazla olmaması.
İstinaf - Davacının yaralarının- trafik kazası sonucu olmadığı
iddiası Araba iten Davacının ittiği arabaya Davalının arabası ile
çarpması ve Davacının yan tarafa fırlatılıp yere düşmesi - Arabanın
arka yan sağ kısmında bulunan Davacının arabanın sol arka kısmına
çarpmakla yan-a fırlayıp yere düşmesi ve yaralanmasının kabili telif
olmadığı iddiası - İddiayı tatminkâr bulmayan Yargıtayın reddi.
OLAY: Davacı arabası ile Girne'den Lefkoşa'ya gelmekte idi. Yolun
kenarında duran bir arabanın yanındaki şahısların yardım istedi-ğini
görerek durdu. Arabayı kontrol etti ve iterek çalıştırmayı önerdi.
Davacı arabayı iterek çalıştırmaya gayret ederken araba yolun
ortasına geldi. Bu esnada Lefkoşa istikametinden gelen ve küçükbaş
hayvan yüklü olan Davalının sürdüğü araba -itilmekte olan arabaya
çarptı. Yan tarafa fırlatılan Davacının el bileklerinde mafsal
kırıkları meydana geldi.
İlk Mahkeme büyük ölçüde kazaya Davalının kullandığı aracın
frenlerinin tutmamasının neden olduğunu belirtti ve Davacının %30,
- Davalının %70 oranında kusurlu olduğu kanaatine vararak Davacı
lehine ve Davalı aleyhine özel ve genel tazminata hükmetti.
Davalı Davacının yaralarının bu kazadan meydana geldiğine
karar vermekle, şahadetteki ifadelerin Davacıya uygun böl-ümlerini
seçip kabul etmekle, arabanın küçükbaş hayvan yüklü olmasına
gereğinden fazla önem vermekle ve fahiş genel tazminata hükmetmekle
İlk Mahkemenin hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, kazanın oluş şekli ile Davac-ının yaralarının
kabili telif olmadığı ve Davacının yaralarının kazadan mütevellit
olamayacağına ilişkin iddiaları, tüm şahadet ışığında, tatminkâr
bulmayarak reddetti.
İfadelerin Davacıya en uygun şeklini kabul etmekle İlk
Mahkemenin -hata ettiği iddiasını yapan Davalı avukatının değindiği
hususların davanın esasına tesir etmediğini belirten Yüksek
Mahkeme, tüm hal ve şartlar ışığında İlk Mahkemenin vardığı kanaate
varması için yeterli şahadet olduğu sonucuna vardi.
İlk- Mahkemenin müterafik kusurla ilgili kanaatine ancak
istisnai hallerde müdahale edilebileceğini belirten Yüksek Mahkeme,
bu davadea kusur oranlarına müdahaleyi gerektirecek bir neden
bulmadı ve benzer davalarla kıyaslayınca tazminat miktarının da
- fazla olmadığı kanısına vararak istinafı reddetti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar
1- Kerry v. Carter (1969) 3 All E.R. s.726.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- Motor Claims Cases, 6th Edn. sayfa 22.
H Ü K Ü M
Ahmet -İzzet: Aleyhine istinaf edilen (davacı) 60 yaşında olup Lefoşa'da şoförlükle iştigal etmektedir.
22 Haziran 1975 tarihinde davacı akşam üzeri kendi otomobili ile Girne'den Lefkoşa'ya gitmekteydi. 14-15. miller arasında yolun kenarında CC 18 plâka num-aralı bir arabanın durduğunu gördü ve arabadakilerin kendisinden yardım etmesini istemeleri üzerine, durarak arızalı olan arabayı kontrol etti. Benzin pompasında bir arıza olduğu için araba hareket etmediğinden CC 18 plâkalı araba sahibinin teklifi üzerine- bu arabayı Girne'ye doğru çevirerek çalıştırmağa teşebbüs ettiler. Birinci defa arabayı itmeye çalıştıkları zaman Lefkoşa'dan Girne'ye gelen herhangi bir araba yoktu. Birinci defa arabayı çevirmeğe muvaffak olamayıp ikinci defa itmeye çalıştıklarında, itt-ikleri araba yolun orta yerine yakın bir yere geldiği zaman Lefkoşa tarafından uzakten normal süratte gelen bir araba olduğunu gördüler. Davacı arabanın arka sağ tarafında bulunuyordu. Lefkoşa tarafından gelen araba Morris van tipi ve DV 485 plâkalı olup c-anlı keçi ve oğlak cinsi hayvanlarla yüklüydü. DV 485 plâkalı araba hiç fren yapmadan, sağa ve sola bükmeden gelip itilen arabanın sol arka köşesine vurdu. O anda arabayı sağ arka köşesinden itmekte olan davacı iki arabanın çarpışması neticesi uzağa fırlat-ıldı ve yere düştü. Davacı yerden kalktığı zaman ellerinde bir sızı hissetti.
Kazadan hemen sonra olay yerinden geçmekte olan bir otobüsten bir Polis inerek vaka yerinde tahkikata başladı. Davacı ellerinin ağrıdığını Polise söyleyerek arabasına bindi- ve dirseklerinin yardımı ile direksiyon kullanarak yavaş yavaş Lefkoşa'ya geldi. Daha sonra istinaf edenin (davalının) huzurunda yolun ölçüleri alındı ve kroki hazırlandı. Davalının gösterdiği çarpışma noktası Girne'ye doğru bakıldığı zaman sağ taraftan 8-' 6"ti. Asfaltın sağ kenarında 2' lık kullanılabilen bir banket vardı. Çarpışma noktasından Lefkoşa'ya doğru görüş mesafesi 150-200 metre idi. Kazadan hemen sonra davalının sürdüğü araba Polis tarafından kontrol edildiğinde frenlerin işlemez bir vaziyette -olduğu görüldü ve tekrar incelenmesi için Girne Emniyet Müdürlüğü garaj bölümünde görevli teknik araç müfettişi Mevlüt Ahmet vaka yerine getirildi. Bu şahıs da davalının kullandığı arabayı o an kontrol ettiği zaman frenlerin çalışmadığını gördü. Frenlerin -çalışmadığını davalıya söylediği zaman davalı "daha yeni tamir ettitdim" şeklinde cevap verdi. Bu şahıs arabayı daha esaslı bir muayene için Girne Emniyet Müdürlüğüne götürerek ertesi gün tekrar muayeneye tabi tuttu. Bu muayene sırasında frenlerin ana pomp-asının bozuk olduğu ve normal çalışmadığı saptandı. Pompanın bozukluğu, içindeki lâstiğin yıpranması ve elâstikiyetini kaybetmesinden meydana gelmişti. Bu şahit Bidayet Mahkemesinde verdiği şahadetinde arabanın stoplarının kaza neticesi değil de eskiden yı-pranmış olan lâstik yüzünden çalışmadığını ifade etti.
Bidayet Mahkemesi davacı lehine K.L.300.- özel ve K.L.600.genel zarar ziyana hükmetti. Ancak davacının %30 davalının ise %70 kusurlu olduğunu belirttikten sonra davacı leyhine K.L.210.- özel ve K-.L.420.- genel zarar ziyan için hüküm verdi. (Hükümde genel zarar ziyan K.L.480.- olarak belirtilmektedir ki bunun bir hata olduğu aşikârdır.) Bidayet Mahkemesi tarafların kusurları ile ilgili görüşlerini şöyle izah etti:-
"Bulgularıma göre dava-lı 150-200 metre kadar uzun bir
mesafeden yolun içerisinde itilmekte olan CC 18 plâkalı arabayı
görmesi ve tedbir alması için fırsat vardı. Davacının yardımı ile
yolun içerisine itilmekte olan CC 18 plâkalı arabayı vaktinde ve
zamanında- görebilirdi ve görmesi gerekirdi ve gerekli tedbiri
alması gerekirdi. Aynı zamanda frenleri arızalı olduğunu, iyi
çalışmadığını da bilmesi ve böyle bir arabayı bilhassa oğlak ve
keçi cinsi bu tip hayvan yüklememesi ve böyle bir arızalı arab-ayı
kullanmaması gerekirdi. Bu kazanın vukuuna geniş çapta davalının
kullandığı DV 485 plâkalı aracın frenlerinin tutmaması sebeb
olmuştur. Aynı zamanda elle itilen ve gayet ağır seyreden CC 18
plâkalı arabaya çarpma anında bulunduğu ye-rde çarpmaması için
kâfi fırsatı da vardı, yolun sağına, kaçmak sureti ile bu kazayı
önleyebilirdi. Verilen şahadetten görülebileceği gibi
banket de dahil 10 ayak 6 inçlik geçebileceği temiz bir mesafe
mevcuttu. Davalı bunların hiçbiris-ini yapmamıştır ve neticede bu
kaza vuku bulmuştur. Davacının bu kazaya katkısına gelince, CC 18
plâkalı aracı Girne yolu gibi işlek bir yolda yolun içerisine
iterek çevirmeğe yardım yönüne gitmemesi gerekirdi, bunu yapmakla
davacının d-a kazaya katkıda bulunduğu sşikârdır. Kazanın vukuu
hususundaki tüm şahadeti değerlendirdiğimde davalının katkısı %10
davacının ise katkısının %30 oranında tesbit etmeği salim ve
uygun buldum."
Davıılı bu hükümden istinaf ederek esas o-larak üç nokta üzerinde durmuştur.
İlk olarak istinaf edenin avukatı, verilen şahadet ışığında davacının aldığı yaraların bu kazadan mütevellit olduğuna hükmetmekle mahkemenin hata ettiğini, çünkü davacının mahkemeye verdiği izahın davacının doğru -söylemediğini gösterdiğini iddia etmiştir. İstinaf edenin avukatı, davacının Bidayet Mahkemesinde verdiği şahadatinin bazı pasajlarına işaret ederek, davalının arabasının CC 18 plâka numaralı arabanın sol arka kısmına çarptığını, bu anda davacının arabanın- sağ arka kısmında bulunduğunu, bu iki pozisyonla davacının geriye yan tarafa fırlatılıp yere düşmesinin ve yaralanmasının kabili telif olmadığını iddia etmiştir. Gerek Bidayet Mahkemesinde davalı tarafından verilen şahadet, gerekse istinafın duruşmasında -yapılan iddialar bizi bu hususta tatmin etmedi.
İstinaf edenin avukatı yine şahadetteki bazı pasajlara dikkatımızı çekerek, Bidayet Mahkemesinin ifadelerin davacıya en uygun şeklini kabul ettiğini iddia etti. Bunları teker teker tetkik ettik. Bidayet- Mahkemesi hükmünün dikkatsızca kaleme alındığı görülmekle beraber, istinaf edenin avukatının değindiği noktaların hiçbirinin davanın esesına tesir etmediği ve davanın tüm şeraiti ve olguları ışığında Bidayet Mahkemesinin varmış olduğu kanaata varabilmek i-çin yeterli şahadetin var olduğu kanaatına vardık. Bu nedenle bu iddialarla ilgili istinaf sebeplerini reddederiz.
İstinaf edenin avukatının 3. iddiası, müterafik kusur ile ilgilidir. Davalının arabasının oğlak ve keçi ile yüklü olmasına Bidayet Mahk-emesinin fazla ehemmiyet verdiğini iddia eden istinaf edenin avukatı, diğer yandan Bidayet Mahkemesinin davacının arabayı iterken başının yerde olduğunu nazarı itibara almadığını ileri sürdü.
İstinaf Mahkemesinin hangi hallerde Bidayet Mahkemesinin m-üterafik kusur ile ilgili bulgularına müdahale edeceği Bingham's Motor Claims Cases, Sixth Edition. sayfa 22'de şöyle izah edilmektedir:
"The House of ords decideci that the finding of the trial
judge as to the degrees of blame to be attrib-uted to two or more
tortfeasors involves en individual choice or discretion and
will not be interfered with on appeal save in very exceptional
circumstances, e.g., if the trial judge has misapprehended a
vital fact (per Viscount Simon, -L.C.), or there is some error in
law or in fact in his judgment (THE OTRANTO (1931) A.C. 194) or
he has misintezpreted a rule of navigation (THE PETER BENOIT
(1915), 84 L.J.P.87)
The apportionment of damages is unlike an ordinary fi-nding of
fact, and the rules applicable to one are not applicable to the
other. It is a question, not of principle or of positive findings
of fact or law, but of proportion, of balance and relative
emphasis, and of weighing different co-nsiderations. It involves
an individual choice or discretion.
British Fame (Owners) v. MacGreor (Owners)(1943) A.C.
197; 1943 1 A 1 E.R.33 "
Kerr v. Carter- davasında (1969) 3 All E.R. s.726'da Lord Denning şöyle dedı:-
"We will interfere if the judge has gone wrong in principle
or is shown to have misapprehended the facts; but, even if
neither of these is shown, we will interfere if we a-re of opinion
that the judge was clearly wrong."
Bunlardan da anlaşılacağına göre, İstinaf Mahkemesi Bidayet Mahkemesinin müterafik kusurla ilgili kanaatına ancak istisnai hallerde yani Bidayet Mahkemesinin çok ehemmiyetli bir olguyu nazarı itib-ara almaması, gerek kanun gerekse olgular hakkında hata etmesi veya müterafik kusur oranının bariz bir şekilde hatalı olması halinde müdahale edebilir.
Bidayet Mahkemesi hakimi gerek davalının gerekse davacının ihmelkârlığının neden ibaret olduğunu y-ukarıda iktibas ettiğimiz pasajda belirtmiştir. Davalının ihmalkârlığını daha teferruatlı bir şekilde kaleme almış, davacının ihmalkârlığından bahsederken ise yalnız "arabayı işlek bir yolda yolun içine itirek çevirmeye çalışmaktan" bahsetmiştir. Buna rağm-en hükmün tümü okunduğunda Bidayet Mahkemesinin davacının arabayı iterken etrafını kâfi derecede gözetlemediğini nazarı itibara aldığı anlaşılmaktadır. Bidayet Mahkemesinin tesbit etmiş olduğu %70-30 kusur oranına, yukarıda söylenenler ışığında, müdahale e-tmek için yeterli sebep olmadığı kanısındayız. Bu sebeplerden dolayı bu istinaf sebebi de reddolunur.
Son olarak istinaf edenin avukatı, genel tazminatın fahiş olduğunu iddia etti.
Davacının aldığı yaralar şunlardır: Sol el bileğinde radius alt- uç ve radio-ulnar mafsal kırığı ve sağ el bileğinde radio-ulnar alt mafsal kırığı. Davacının eli alçıya alındı ve 1-1 1/2 ay alçıda kaldıktan sonra 1 1/2 ay fizik tedavisi gördü. 15 Eylül 1975'te yapılan kontrol neticesi, sağ elin tüm olarak iyileşmiş old-uğu ancak sol elinde radius alt mafsalda genişçe bir kırık mevcut olduğu, bunun neticesi de el bileğinde fleksiyonda 10 derece ve extansiyonda 5 derece mahdudiyet bulunduğu sabit olmuştur. Doktorun şahadetine göre davacı yaraları neticesi fazla ağrı çekmiş-tir. Şimdi mevcut olan ağrı ve uyuşukluklar da bir seneye kadar devam edecektir.
Davacının yaraları nedeni ile çektiği ıztırap ve benzeri davalarda verilen tazminat miktarları gözönünde tutulduğunda K.L.600.- genel tazminatın fazla olmadığı kanaatına- vardık.
Netice olarak istinaf reddolunur. İstinaf edenin istinaf masraflarinı ödemesi emrolunur.
(Ahmet İzzet) (Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu)
Yargıç Yargıç Yargıç
15 Haziran, 1977
-
- 37 -
Full & Egal Universal Law Academy