-D.18/82 Yargıtay/Hukuk 10/82
- (Gen. İstida No. 34/81 Girne)
-
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay
İstinaf eden: Müstedi NO:2 Şenay Sertel, Lefkoşa
Müstedi NO:3 Kâmil Kayahan, Lefkoşa
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Yüksel Ülfet Emin, Eti Sok. Lefkoşa-
A r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Ali Dana, A.M.Berberoğlu, T. Seroydaş
Aleyhine istinaf edilen namına: İlkay Hikmet
Erteleme - Erteleme talebinin reddi - Geçit hakkı il-e ilgili saptanan tazminat miktarının az olduğuna ilişkin dava - Davalının bir istida dosyalayarak saptanan tazminat miktarının çok olduğunu ileri sürmesi - Her iki istidanın birleştirilmesi - Davanın 17.8.1981 tarihinden 26.1.1982 tarihine kadar muhtelif -tehirlere uyğraması - 26.1.1982 tarihindeki son duruşmada Müstedilerin avukatının davadan çekilmesi üzerine Müstedilerin avukatsız kalmaları - Müstedilerin iki yeni avukat tutması ancak o günkü duruşmada her ikisinin de hazır olmaması nedeniyle tehir talep- etmeleri - Davalı avukatının tehir talebini Mahkeme ile alay etme olarak nitelendirmesi ve tehir talebine itirazı - İlk Mahkemenin davaların seri oalrak görülmesi gerektiği prensibine atıfta bulunarak tehir talebini reddetmesi ve istidanın dinlenmesine ka-rar vermesi - İlk Mahkemenin Müstedilerin avukatsız oalrak duruşmaya devam edemeyeceklerini bildirmeleri üzerine takipsizlikten dolayı istidalarını reddetmesi.
Ara karar - Ara kararın ertelendiği tarihte verilmmmemesi nedeniyle prosedürel bir hatanın mey-dana gelmesi.
Müdafaa hakkı - İlk Mahkemenin Davacıların avukatlarının yardımlarından faydalanmasına müsaade etmemesi ve müdafaa haklarını kısıtlaması.
Taraflardan birinin nüfuzubu kullanması - Yüksek Mahkeme Başkanının Davalı avukatının yanına oturarak -istişarede bulunması.
OLAY: Davacılar dosyaladıkları bir istidada Girne Kaza Tapu Amirinin geçit hakkı ile ilgili verdiği kararın iptalini ve saptanan tazminat miktarının yükseltilmesini talep ettiler.
-Davalı bir itiraz dosyalayarak tazminat miktarının çok olduğunu ve düşürülmesini talep etti.
davacının dosyaladfığı istidanın duruşması 17.8.1981 tarihine tayin edildi. Bu sırada Davalı bir istida dosyalayarak tazminat miktarının azaltılmasını talep -etti.
Dava muhtelif tehirlerden sonra 26.1.1982 tarihine ertelendi. 26.1.1982 tarihindeki duruşmada Davacıların avukatı davadan çekildi ve Davacılar avukatsız kaldı. davacılar iki yeni avukat tuttuklarını ve bu avukatların yoğun işleri nedeniyle o günkü- duruşmada hazır bulunamadıklarını ileri sürerek tehir talep ettiler. Davalı avukatı ise tehir talebini Mahkeme ile alay etme olarak niteledi ve istidanın iptalini talep etti.
İlk Mahkeme tehir talebinin bir oyalama taktiği olduğunu vurguladı ve Yüksek -Mahkemenin davaların seri olarak görülmesi ve sürüncemede bırakılmaması yönüne yaptığı prensip kararlarını dikkate aldı ve tehir talebini reddetti.
Davacılar uzun süreli erteleme istemedilerini belirterek avukatsız duruşmaya devam edemeyeceklerini bildi-rdiler. Bunun üzerine İlk Mahkeme istidayı da iptal etti.
Davacılar İlk Mahkemenin ara kararını vermeyip istidanın dduruşmasına geçerek takipsizlikten istidayı reddetmekle ve avukatlarının yardımlarından faydalanmalarına fırsat vermeyip müdafaa hakların-ı gereksiz yere kısıtlamakla hata ettiğini ileri sürerek istinaf ettiler.
SONUÇ: Yargıtay, İlk Mahkemenin ara kararı vermek için celseyi 26.1.1982 tarihine ertelemesine rağmen ara kararını vermediğini ve ara kararın verilmmemesinin prosedürel bir hataya n-eden olduğunu, ancak Müstedilerin ara karar verilecekmiş gibi duruşma günü hazır olmaları gerektiğini gözönünde bulundurdu ve ara karar vermeden istidanın duruşmasına geçmekle hatta ettiğine ilişkin istinaf sebebini reddetti.
Yargıtay Davacıların ertele-me talebiin reddedilerek müdafaa haklarının kısıtlanması ve Davalının kocası Yüksek Mahkeme Başkanı Ülfet Emin'in Davalı avukatının yanına oturarak onunla istişarede bulunmasının Davalı avukatının iddialarının Yüksek Mahkeme Başkanının görüşleri olduğu şek-linde intiba yarattığı iddialarını ele alarak inceledi.
Yargıtay, bir Yüksek Mahkeme Başkanının karısını herhnagi bir Mahkemede temsil edebileceğini ancak Yargıçların her türlü şaibeden uzak kalması gerektiğini ve yargı organının saygınlığı ve güvencesi- açısından zorunlu haller dışında Mahkemeye taraf olarak çıkmaması gerektiğini belirtti.
Yargıtay yargısal işlemde bir tarafın Yüksek Mahkeme Başkanı olduğu, diğer tarafın avukat bulmakta zorluk çektiği, bulduğu avukatların da duruşma günü meşgul olduğu-nu İlk Mahkemenin Davacıların kısa tehir talebini dikkate aldı ve daha anlayışla karşılanması ve adli takdirini Davacıların lehlerine kullanması gerektiğini bu noktada İlk Mahkemenin hata ettiğini belirterek istinafı kabul etti. Yargıtay, İlk Mahkemenin v-erdiği kararı iptal ederek istidayı İlk Mahkemeye iade etti ve değişik bir yargıç kadrosu tarafından erken bir zamanda dinlenmesi için emir verdi.
-
-H Ü K Ü M
-
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Girne Kaza Mahkemesinin 34/81 sayılı genel istidanın duruşmasının başka bir güne ertelenmesi talebinin reddinden ve takipsizlikten ötürü istidanın iptal edilişinden yapılmıştır. İstinaf maksatları bakımından olgular şöyledi-r:
İstinaf edenler (bundan sonra müstediler olarak anılacaktır) Girne Kaza Mahkemesinde 34/81 sayılı genel istida tahtinde başlatıkları işlemle, aleyhine istinaf edilen (bundan sonra sadece müstedaaleyh olarak anılacaktır) lehine, Girne Kaza Tapu Amirini-n bir geçit talebiyle ilgili olarak vermiş olduğu kararın iptali ve/veya isteleri doğrultusunda değiştirilmesini talep ettiler Bu istidaları ile, sair şeyler meyanında,müstediler, geçit hakkı için Girne Kaza Tapu Amirinin tazminat olarak saptadığı miktarın- çok düşük olduğunu iddia ederek bunun yükseltilmesini istediler.
Müstedaaleyh de bir itiraz dosyaladı ve kocası Ülfet Emin tarafından yapılan ve itiraza ekli yemin varakasında diğer şeyler meyanında Tapu Amirince saptanan geçit yönünün doğru olarak tesb-it edildiğini ancak öngörülen tazminat miktarının çok olduğunu ve bunun düşürülmesi için müstedaaleyhin de mahkemeye müracaat edeceğini belirtti.
13.11.1981 tarihinde yapılan celsede 34/81 ve 35/81 sayılı istidaların birleştirilmesine ve her iki istidanı-n zapt-1 dava olarak 23.11.1981 tarihine ertelenmesine karar verildi. Müstedaaleyh bu ertelemeye itiraz etmedi ve talebi üzerine Mahkeme o günkü masrafların müstediler tarafından ödenmesine karar verdi.
23.11.1981 tarihinde müstedilerin müracaatı ve müst-edaaleyhin itiraz etmemesi üzerine istidada bazı değişiklikler oldu ve duruşma yapılmak üzere istida 5.1.1982 tarihine ertelendi. 23.11.1981 tarihindeki celsenin de masraflarının müstediler tarafından ödenmesi emrolundu.
5.1.1982 tarihinde müstedaaleyh t-arafından bulunan avukat bir itirazda bulundu ve müstedilerin istidalarının geçit yönü ile ilgili kısmının ileri gidemeyeceğini ve istidanın bu kısmının reddolunmasını talep etti. Müstedilerin avukatı ise buna itiraz etti. Mahkeme de "itirazı tetkik etmek -üzere" duruşmayı 12.1.1982 tarihine ertelendi.
12.1.1982 tarihinde müstediler mevcut avukatlarına ek bir avukat daha tutmak istediler ve bunu gerçekleştirebilmek için 15 günlük tehir talep ettiler. Müstedaaleyhin avukatı ise masrafların peşin ödenme-si koşuluyla tehir talebine itiraz etmedi. Bunun üzerine istidanın duruşması 26.1.1982'ye ertelendi.
26.1.1982'de müstedilerin avukatı, Mahkemeye bir beyanda bulundu ve müstedilerin 13.1.1982 tarihinde izhar ettikleri istem üzerine davadan çekilmek üzere- izin talep etti. Gerekli iznin verilmesi üzerine müstediler o gün Mahkemede avukatsız kaldılar. Müstedilerin Mahkemeye yaptığı beyanda yeni avukatları olan A.M. Berberoğlu ve T. Seroydaş'ı ancak bir gün evvel bulabildiklerini her iki avukatın o gün yani 2-6.1.1982'de Mağusa'da daha önce duruşması saptanmış davaları olduğu gerekçesiyle Girne Kaza Mahkemesine gelemediklerini ve bundan dolayı da duruşmanın ertelenmesini talep ettiler. Müstedaaleyhin avukatının duruşmaya hazır olduğunu söylemesi ve Mahkemenin m-üstedilere tekrar söz hakkı vermesi üzerine müstediler aynen şunları söylediler:
"Bizim adımıa avukatlarımız konuşacaktır. Savunmamızı onlara tevdi ettik. Avukat bulmadık, çünkü karşı tarafın ünvanından mıdır nedir Avukatlık kabul etmiyorlar. Tahir Seroyd-aş ile Mithat Berberoğlu da dün kabul ettiler, fakat Magosada davaları olduğu için gelemediler. Avukatların ikisinin de işi vardır. Mithat Beyin Ağır Cezada işi var. Mithat Bey ve Tahir Bey dün akşam avukatlığı kabul ettiler. Mahkeme kapandıktan sonra oldu-. Bugün sabahleyin Magosaya gittiler. Dava biterse döneceklerdir. Bu durumda müddet isteriz. Mazaret neticesi katılmadılar. Kararı sizin takdirinize bırakıyoruz."
Tekrar söz alan müstedaaleyhin avukatı uzun bir hitabede bulundu ve müstedinin istemini mah-keme yöntemlerini kötüye kullanma (abuse of court process) ve mahkeme ile alay etme olarak nitelendirdi ve tehire itirazı olduğunu söyleyerek 34/81 sayılı istidanın iptalini talep etti.
Durumu tezekkür eden İlk Mahkeme kararında sair şeyler meyanında şun-ları söyledi:
"Dosya tetkikinden bugüne kadar yapılan tehirlerin büyük çoğunluğunun Müstedilerim arzusu ile yapıldığı ve 12.1.1982'de yapılan tehirin Avukatlarına ek bir avukat tutma amacı ile yapıldığı ve 13.1.1982 tarihinde eski avukatlarını azletmeler-ine rağmen yeni avukatlarına dün talimat vermelerinn uygn ve makul bir mazaret olmadığını yeni tuttuklarını ileri sürdükleri avukatlarının yeni avukat değişikliği dosyala- madıkları gibi bugün ne kendileri ve ne de kendilerini temsilen herhangi bir avukat- bulundurmadıklarını göz önünde tutulduğunda avukatlarının da bu meseleye gereken önemi vermedikleri ve bunun da yapılan tehir talebinin bir oyalama taktiği olduğunu gösterir nitelikte olduğuna kanaat getirmiş bulunuyoruz.
Özellikle iki Avukat tuttukları-nın söylenmesine rağmen her iki avukatın da bugün duruşma olarak tayin olunan bu istidanın dinlenmesinde bulunmamalarının sebebini anlayamadık. Bunlara ek olarak Yüksek Mahkemenin davaların seri olarak görülmesi ve sürüncemede bırakılmaması yönünde yaptığı- prensip kararları da dikkate alındıktan sonra yapılan tehir talebinin uygun ve makul olmadığına ve bu nednele itirazın kabul edilerek tehir talebinin reddine ve istidanın dinlenmesine karar verilir."
Bundan sonra müstediler uzun bir erteleme süresi iste-mediklerini avukatsız davalarını yürütemeyeceklerini, hukuki konuşma bilmediklerini ve avukatsız duruşmaya devam edemeyeceklerini bildirmeleri üzerine Mahkeme 34/81 sayılı istidanın takipsizlikten reddine ve masrafların da müstediler tarafından ödenmesine -hükmetti. İşbu istinaf müstedilerin erteleme talebini red- deden ve takipsizlikten ötürü istidayı red ve iptal eden İlk Mahkemenin kararından yapılmış bulunmaktadır. 2.3.1982 tarihinde dosyalanan istinaf ihbarnamesi müstediler tarafından imzalanmış ve iki -sebep ileri sürülmüştü. Bunlar özetle şöyledir:
(1) İlk Mahkeme istidayı ilkin 12.1.1982 ve daha sonra 26.1.1982 tarihine ara kararını vermek için ertelendiği halde, ara kararını vermeyip istidanın duruşmasına geçmeye karar vermekle ve daha sonra takipsiz-likten ötürü istidayı reddetmekle;
(2) Müstedilere istidanın duruşmasını başka bir güne ertelememekle onların avukatlarının yardımlarından faydalanmasına fırsat vermemekle diğer bir deyimle müdafaa haklarının geresiz bir şekilde kısıtlanmasına neden olduğ-u için İlk Mahkemenin hata ettiği nokta- larda toplanmaktadır.
İstinafın duruşma gününden evvel müstediler, Avukatları olan bay A.M. Berberoğlu ve Bay T. Seroydaş'a ilâveten Avukat bay A. Dana'ya vekâlet verdiler. Müstedilerin avukatları Yargıtaya yapmış -odlukları 16.4.1982 tarihli bir istida ile istinaf ihbarnamesine üçüncü bir sebebin eklenmesi için müracaat ettiler. Bu müracaata itiraz edildiği için Yargıtayda müracaatın duruşması yapıldı ve sonuçta itiraz kısmen kabul edilerek eklenmek istenen 3. sebeb-in kısmen eklenmesine müsaade edildi. Eklenmesine müsaade edilen 3. sebep aynen şöyledir:
"Aleyhine istinaf edilen müstedaaleyh Yüksel Ülfet Emin kocası Yüksek Mahkeme Başkanı Sn. Ülfet Emin'in 26.1.1982 tarihindeki celsede müstedaaleyhin avukatının yanı-nda oturarak müstedilerin tehir talebine yapılan itirazı destekleyici mahiyette iddialara ileri sürerken müstedaaleyh avukatı ile istişarelerde bulunmasından dolayı müstedaaleyh avukatının iddialarının Sn. Yüksek Mahkeme Başkanının görüşleri olduğu şeklind-e bir intiba yaratılmıştır."
Eklenen 3. sebepten açıklıkla görüleceği gibi İlk Mahkeme önünde yapılan 26.1.1982 tarihli celsede bütün celse boyunca müstedaaleyin kocası olan zamanın Yüksek Mahkeme Başkanı Sayın Ülfet Emin müstedaaleyhin avukatının yanınd-a mahkıeme salonunda avukatlara ayrılan sırada oturmakta idi.
Şimdi de istinaf sebeplerini sıra ile ele almamız gerekmektedir:
1. istinaf sebebi:
Bir olgu olarak İlk Mahkemenin 5.1.1982 tarihinde yaptığı duruşmada müstedaaleyh bir itirazda bulunmuş v-e Mahkeme de bu itiraz üzerine kararını vermek için celseyi 12.1.1982'ye ve daha sonra 26.1.1982'ye ertelemişti. Hal böyle olamsına rağmen İlk Mahkeme ertelemeye neden olan ara kararını vermemiş ve dosya tetkikinden görebildiğimiz kadar el'an verilmemiştir-. Dolayı- sıyle İlk Mahkemenin esas erteleme nedeni, anlayamadığımız bir sebeple, henüz gerçekleşmemiştir. 12.1.1982 ve 26.1.1982 tarihli celselerde bu ara karar unutulmuş ve gözden kaçmıştır. İstidanın duruşması, ra kararın verilmesi maksadıyle yukarıda s-özü edilen iki tarihe ertelenmesi ve buna rağmen verilmemesi, kanımızca prosedürel bir hatanın meydana gelmesine neden olmuştur. Ara kararın, verilmesinden İlk mahkeme şu veya bu haklı nedenlerle imtina edebilir fakat bunu da yani imtina ettiğini de belirt-mesi gerekir. Öte yandan ara kararın, tesbit edildiği günde verilmemesi duruşmanın otomatik ertelenmesi grektiği anlamına gelmemesi gerekir. Diğer bir deyimle sadece ara karar verilecektir diye müstedilerin mahkemeye hazırlıksız gelmeleri ve duruşmaya deva-m edememelerini buna bağlamaları doğru olmaz. Ara kararı, sapyanan günde, verip vermeme ilk etapta mahkemeyi ilgilendiren bir husustur. Daha önce değindiğimiz gibi şu veya bu haklı nedenle, mahkeme, ara kararını o gün vermeyebilir veya daha ileri bir tarih-e bırakabilir veya kararını vermek üzere ek şahadet dinleme arzusunu izhar edebilir. Bütün bu ihtimaller, tarafların mahkemeye, duruşmaya devam edeekmiş gibi ahzırlıklı gelmelerini gerektirir. esasen İlk Mahkeme, zabıtlardan görebildiğimiz kadarıyle, hiçbi-r zaman ara karar için erteleme emri verdiği zaman, saptanan tarihte sadece ara kararın okunacağı ve başka bir işlem yapılmayacağını söylememiştir.
Bu nedenlerle, prosedürel bir hataya dayanan, bu istinaf sebebi kendi başına, istinafın kabulü için kâfi d-eğildir ve reddolunur.
2 ve 3. istinaf sebepleri:
Bu iki istinaf sebebini, mahiyeti icabı, birlikte mütalâa etmeği uygun gördük.
Özellikle 26.1.1982 tarihindeki celsede zamanın Yüksek Mahkeme Başkanı, görüşülmekte olan istidada müstedaaleyh durumunda- olan Yüksel Ülfet'in kocası ve onun vekili idi. Elbette ki haklı istisnalar dışında, her kişi, bir Yüksek Mahkeme Başkanı da olsa karısını bir mahkemede temsil edebilir. Bu husus onun ve karısının en tabii hakkıdır. Salt hukuk açısından bunun herhangi bir- sakıncası yoktur. Bu böyle olmakla beraber, zorunluluk halleri dışında, bu yönteme başvurulmamasına azami çaba gösterilmesi şayan-ı arzudur.
Yargıçların statü ve ifa ettikleri kutsal görevleri icabı, her türlü şaibeden uzak tutulmaları, en küçük dedikod-uya karıştırılmamaları, isimleri ve davranışları üzerinde en küçük bir tartışma konusu yapılmaına fırsat verilmemesi yargı organının güvencesi ve saygınlığı bakımından kaçınılmazdır. yargıçlık çok zor bir görevdir. Yargıölık saygınlığı olduğuveya olması ge-rektiği kadar feda- kârlık da gerektiren bir meslektir. Yapılan şahsi fedakârlık Yargıçlık mesleğinin yüce menfaatı için yapılır. Bu bakımdan, mümkün mertebe ve başka çare olmaması gibi zorunlu haller dışında bir yargıç mahkemeye taraf olarak veya bir tara-fı temsil ederek çıkmamalıdır.
Önümüzdeki meselede müstedaaleyhi temsil eden kişi zamanın Yüksek Mahkeme Başkanı idi. Müstedilerin de açıklıkla ifade ettikleri gibi istidada Yüksek Mahkeme Başkanının yakından ilgilenmiş olması nedeniyle haklarını savunac-ak bir avukat bulmakta müşkilât çekmişlerdir. Yargıtayda ek istinaf sebebi eklenmesi ile ilgili duruşmada açıklıkla ifade dildiği gibi müstediler bir ara avukat bulamamışlar ve müdafaa haklarını kullanabilmek için Baroya müracaat etmek zorunda kalmışlardı.- Ancak bu müracaattan sonradır ki Baro Başkanı ve T. Seroydaş müdafaalarını kabul etmişlerdir.
Yüksek Mahkeme Başkanının Mahkeme salonunda avukatının yanında oturuşu ve avukat müvekkil münasebeti icabı istişarelerde bulunmasıı, bu istişareler gerçekte ne- kadr masum olursa olsun, bu tablonun "adalet sadece yapılmakla kalınmamalı, aynı zamanda yapılır görünmelidir" prensşbi ile bağdaştığı söylenemez.
Öte yandan, aslında değilse bile en azından görünürde önündeki yargısal işlemde bir tarafın Yüksek Mahkeme- Başkanı odluğu, diğer tarafın avukat bulmakta güçlük çektiği, son anda bulduğu avukatın da Mağusa Kaza Mahkemesinde meşgul olduğu gerçeği karşısında İlk Mahkemenin müstedilerin kısa bir erteleme istemini daha anlayışla karşılamak ve adli takdirini müstedi-lerin leyhlerine kullanması gerekirdi. Bunun aksine bir karar vermekle İlk Mahkemenin hata ettiğine inanmıyoruz.
Mahkeme önündeki işlemlerin lûzumsuz tehire uğramamaları gerektiği hususunda İlk Mahkemenin görüşlerini tamamen paylaşırız. Fakat erteleme ta-lebi her meseleye has olgular ışığında değerlendirilmeli ve bir haksızlığın giderilmesine veya müdafaa hakkının başedilmesine vesile olacaksa, böyle bir erteleme "lûzumsuz" sayılmamalıdır.
Kanımıza bu meseleye özgü olgular ışığında İlk Mahkeme, müstedile-re avukatları ile İlk Mahkemede bulunma ve davalarını ileri götürme fırsatını, istidanın duruşmasını ertelemek suretiyle, vermemekle hata etmiştir.
Yukarıda söylenenler ışığında istinaf kabul edilir. İlk Mahkemenin 26.1.1982 tarihinde verdiği karar iptal- edilir. istida neticelendirilmek üzere Girne Kaza mahkemesine iade edilir. İlk Mahkemenin bazı bulgular yaparken müstedilerin hareketleri üzerinde fikir beyan ettiği gerçeği karşısında istidanın değişik bir yargıç kadrosu tarafından ve erken bir zamanda d-inlenmesi için direktif verilir.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç yargıç
4 Kasım 1982
Full & Egal Universal Law Academy