-D.9/92 Yargıtay/Hukuk 10/90
(Genel İstida No: 264/80; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Taner Erginel, Metin A. Hakkı
İstinaf eden: Colonel Dougl-as O. May of Kayalar (Orga Village)
(Müstedi)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. K.T.F. Devleti.
2. K.T.F. Devleti Maliye Bakanlığı veya
Devlet Emlâk ve Mal-zeme Dairesi vasıtasıyle
K.T.F. Devleti, Lefkoşa.
(Müstedaaleyhler)
-A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Emine Erk.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Mustafa Arıkan.
K A R A R
N. Ergin Salâhi: Müstedi Girne Kaza Mahkemsinde 7/80 sayılı Yabancıdan Satın Alınan Taşınmaz Malların Kaydını Düzenleyen Yasa tahtında dosyal-adığı 264/80 sayılı bir istida ile, Girne Kazası, Orga Köyünde 1721 numaralı koçanda görülen taşınmaz malın adına kaydını talep etmiştir.
İstinaf açısından ihtilâfsız olgulara göre; Orga Köyünde Pafta/Harita XI/2.W2. de görülen parsel 255, kayıt no 1138 -ve parsel no 38 olarak görülen ve 13 dönüm 1 evlek genişliğindeki büyük bir arazinin bölünmesinden meydana gelmiştir. Şahadete göre 1138 numaralı koçanda tasvir edilen 13 dönüm 1 evleklik yer Kıbrıslı bir Rum olan Michael John Thompson adına 23.11.1954'den- eri kayıtlı bulunmakta idi. Bu parsel 16.11.1972 tarihinden önce bölünerek 3'e ayrılmış ve bu parselden ayrılan 1 dönüm 400 ayakkarelik kısmı parsel 255 olarak numaralandırılıp 1721 nuaraalı koçan isdar edilmiştir. Müstedinin iddiasına ve Emare 2 olarak s-unulan belgeye göre yukarıda pafta/harita referansı verilen ve 1138 numaralı koçanda tasvir edilen 13 dönüm 1 evleklik araziden takriben 1 dönümlük kısmının bölünerek Eylül 1969 tarihinde Edward William Matis'e 2500KL'sına satılmış ve bu satılan yerin satı-n alan kişi adına devredilmesi için sözü edilen gerekli işlemlerin yapılarak kayıt no 1721 de parsel 255 olarak görülen 1 dönüm 400 ayakkarelik kısmı sözü edilen parçadan ifraz edilmiştir. Ancak eski mal sahibinden konu yeri satın alan Mathis bu taşınmaz m-alı kendi adına kaydettirmeden önce müstedi, eski alıcı Mathis'in rızası ile, mal sahibi M.J. Thompsonla 12 Haziran 1972'de düzenlenen ve Mahkemeye Emare 5 olarak ibraz edilen satış senedi ile anlaşarak satın almış ve satış bedeli olarak eski alıcı Mathis'-in ödediği 2500KL:'sını ona geri ödemek sureti ile, satış bedelini uyuşulduğu şekilde ödemiştir. Mahkemeye Emare 4 olarak sunulan 5 Haziran 1972 tarihli makbuz nitelikli belge konu malın müstediye satılmasına rıza gösterildiğine dair bir belgedir. Mahkemey-e Emare 3 olarak sunulan 30 Mayıs 1972 tarihli belge ise E.W. Mathis'in 920744 numaralı çekle 2500KL'sını müstediden satışa konu yerin bedeli olarak aldığını gösteren bir makbuzdur.
Yine müstedinin şahadetine göre, gerekli izinler Rum Yönetiminden alının-caya kadar konu malın müstedi avukatı A. Triantafyllides'e devredilmesi ve avukatının bu yeri, izinler alındıktan sonra kendisine devretmesi yönünde anlaşmışlar ve konu mal A. Triyantafyllides ismine kaydedilmiştir ve halen tapu kayıtlarında müstedi avukat-ı A. Triantafyllides isminde kayıtlı bulunmaktadır. Müstedi ile avukat arasında yapılan ve bu malı müstedi avukatınca müstedinin yediemini olarak adına kayettirmiş olduğu Mahkemeye sunulan Emare 6'dan görülmektedir.
İstidayı dinleyen İlk Mahkeme, Emare 5- olarak sunulan satış sözleşmesinin 7/80 sayılı Yasanın 6(a) paragrafını tatmin edecek düzeyde yazılı bir sözleşme olduğu kararına varmış ancak konu yasanın 6(b) maddesi tahtında bu sözleşmenin 20 Temmuz 1974'den önce akdedildiğinin ispat edilip edilmediği-ni araştırma yönüne giderken Emare 3 olarak sunulan makbuz ile Emare 2 Mathis ile ilk mal sahibi arasındaki sözleşme ve Emare 4 olarak sunulan Mathis tarafından imzalı rıza belgesi keza Emare 7 olarak sunulan ve müstedinin satış bedeline karşı Mathis'e 250-0KL'sı ödediğini gösteren makbuz niteliğindeki belgeler, Emare 5 satış sözleşmesinin 20 Temmuz 1974'den önce yapıldığını kanıtlamaya yeterli olmadığı kararına vararak istidayı bu bulgulara istinaden reddetmiştir.
İlk Mahkeme 7/80 sayılı Yasanın 6(c) bend-inde öngörülen şartların müstedi tarafından sunulan Emare 1 ile ispatlandığı bulgusuna varmıştır. İlk Mahkeme konu malın satış tarihinde satan üzerine değil de müstedi avukatı ismine kayıtlı olduğunu dikkate alarak yasanın 6(d) fıkrasında öngörülen koşulun- mevcut olmadığı bulgusuna vararak istidayı bu nokta üzerinden reddetmiştir.
İstinaf bu karardan yapılmakta olup 4 istinaf sebebi içermekle beraber istinafın duruşmasında tüm istinaf sebepleri birlikte ele alınmıştır. Müstenif avukatı tarafından yapılan -argümanlar başlıca 2 başlık altında toparlanabilir.
1. İlk Mahkeme, sunulan Emare 3, 4 ve 7'yi ayrı ayrı mütalâa etmek ve neticede Mahkemeye Emare 5 olarak sunulan satış sözleşmesinin 20 Temmuz 1974'den önce bu belgelerle kanıtlandığı kararına varmamakla- hata etmiştir.
2. 7/80 sayılı Yasanın 6(b) bendi tapu kütüklerinde ilgili malın satıcı adına kayıtlı olduğu veya satıcıdan başka birinin adında kayıtlı olmasının satışı etkilemediği veya satışa bir engel teşkil etmemesi gerektiği hükümlerini içerdiğini,- halbuki bu maddenin İlk Mahkemece yanlış tefsir edilerek bu meseleye yanlış uygulandığını ileri sürmüştür.
Aleyhine istinaf edilen tarafından bulunan savcı, müstenif avukatının yaptığı argümanları dinledikten sonra Mahkemeye Emare 3 olarak sunulan ve sa-tış bedeli olan 1500KL.sının E.W. Mathise 920744 numaralı çekle ödendiğini gösteren makbuzun Emare 2, 4 ve 7 olarak sunulan belgelerle birlikte mütalâa edildiğinde Emare 5 satış sözleşmesinin 20 Temmuz 1974'den önce yapıldığını gösteren kanıtlayıcı bir bel-ge olduğunu teslim etmiştir.
Hakikaten sözü edilen emareler incelendiğinde konu malın ilkin Kıbrıslı bir Rum olan esas mal sahibi M.J. Thompson tarafından E.W. Mathise Emare 2 satış senedi ile satıldığı, bu satışın tahakkuk edebilmesi için büyük bir pars-el olan 38'in ifraz edildiği ve satış konusu 1 dönüm kusur olan ve parsel 255 olarak belirlenip, 1721 numaralı koçanda kadyedildiği ancak bu mal Mathisin üzerine kaydedilmeden önce esas mal sahibi M.J. Thompson ile müstedinin, Mathisin rıcasını da alarak, -müstediye satışı için şifahen anlaştıkları, daha sonra bu şifahi anlaşmayı Emare 5 olarak ibraz edilen yazılı anlaşmaya dönüştürdükleri, Mathisin mal sahibine ödeniş olduğu 2500 KL'sının bu parselin bedeli olarak geri Mathise bu anlaşmaya uygun olarak öden-diği görülmektedir.
Konuyu inceleyen İlk Mahkeme, Emare No.5 satış kontratının geçerli olduğuna karar vemekle beraber Emare 3 makbuzun mal sahibine ödenen bir paraya karşılık alınan bir makbuz olmadığı kararına vararak sunulan Emare 5 satış sözleşmesinin- 20 Temmuz 1974'den önce yapıldığını kanıtlayıcı belge olarak kabul etmemiştir. Halbuki yasanın 6(b) maddesi makbuz veya benzeri nitelikte kanıtlayıcı bir belgeden bahsederen bunun direkt olarak mal shibine ödenmesini amir kılmamaktadır. Böyle bir belgenin- sadece sözleşmenin 1974 Barış Harekâtından önce yapıldığını kanıtlamak maksadıyle talep edildiği görülmektedir.
Önümüzdeki meselede esas mal sahibi konu yerin satış bedeli olan 2500KL.'sını eski alıcı Mathisten aldığına göre ikinci bir 2500KL.'sını yeni- alıcı müstediden alması söz konusu olamazdı ve müstedi bu malı eski mal sahibindeni eski alıcı Mathis'in rızası ile satın aldığına göre satış bedelini daha önce ödeyen Mathise bu parayı geri ödemesi gerekirdi, yapılan budur ve Mathise ödenen 2500KL'sı da -bu malın satışı ile ilgili olarak Emare 5'deki anlaşma uyarınca ödenmiş bir para olup gayet açık olarak görülür. Bu durumda konu 2500KL'sının ödendiğini gösteren Emare 3 makbuzun müstedi ile esas mal sahibi Thompson arasındaki Emare 5 satış anlaşmasının 19-74 Barış harekatından önce yağıldığını gösteren kanıtlayıcı bir belge olarak kabul edilmesi gerkirdi.
Üzerinde durulan ikinci hususa gelince; Yasanın 6(d) bendi aynen şöyledir:
"6(d) Tapu kütüklerinde ilgili malın satıcı adına kayıtlı olduğu veya satıcı-dan başka birinin adında kayıtlı olmasının satışı etkilemediği veya satışa bir engel teşkil etmediği."
Halbuki İlk Mahkeme mavi 22'de bu bendi şu şekilde kararına aktarmıştır.
"....... 6(d) bendine bakıldığında bu bent malın halen satış sözleşmesindeki -satıcı adına kayıtlı bulunmasının veya satış tarihinde başkasının adına kayıtlı olmasının satışı engellemediğini aramaktadır."
Yukarıda alıntısını yaptığımız bent mutlaka satış tarihinin esas alınması gerketiği yönünde bir hüküm içermemektedir. Her halük-arda alıntısı yapılan maddeden açıklıkla görülebileceği gibi satış konusu malın ya satan mal sahibi adına halen kayıtlı bulunması veya satıcıdan başka birinin adında kayıtlı bulunması halinde satışa engel teşkil etmemesi gerektiğini öngörmektedir.
Yargıt-ay/Hukuk 39/89, D.22/91'de 7/80 sayılı Yasanın 6(d) fıkrası aşağıdaki şekilde incelenip karara bağlanmıştır.
"İlk Mahkeme 6(d) bendine bu yorumu getirerek satış tarihinde malın malı satan Despina'nın isminden başka birisinin isminde kayıtlı olduğu gerekç-esi ile müsteniflerin iddiasını reddetmiştir. Yasanın 6(d) maddesi aynen şöyledir:
'6(d) Tapu kütüklerinde ilgili malın satıcı adına kayıtlı olduğu veya satıcıdan başka birinin adına kayıtlı olmasının satışı etkilemediği veya satışa engel teşkil etmediği.-'
Yukarıda iktibası yapılan yasa maddesi İlk Mahkemenin yaptığı şekilde bir tefsire açık olmakla beraber bu maddenin esas amacı 7/80 sayılı Yasa altında 1974 Barış Harekâtındn önce bir satış anlaşması ile taşınmaz mal alan ve bu yasa kuralları çerçevesin-de bu akdi kanıtlayan kişilere, devlet konu malı devretmeyi taahüt ettiğinden, böyle bir devir işleminin yapılabilmesi için sözkonusu malın halen satan ismine kayıtlı bulunması veya satan ismine kayıtlı değilse satışa engel teşkil etmemesi gerekir. Diğer b-ir ifade ile satanın mükellefiyetlerini yüklenen Devletin bu satış neticesinde devir işlemlerinin yapılmasına engel bulunmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu durumda bu maddeyi sadece satış tarihi ile sınırlamamak gerekir.
Önümüzdeki meselede satış anla-şmasının yapıldığı tarihte satış konusu mal, satıcı adında kayıtlı olduğu ihtilâfsız bir olgudur. Daha sonra, yukarıda izah edilen nedenlere bağlı olarak, aynı satış anlaşmasına dayanılarak Müstedilerin avukatı bu malı bir yediemin sıfatı ile, Müstedilerin- muvafakat ve arzusu ile kendi ismine kayıt ettirmiş olması istida konusu satış anlaşmasının bir devamı ve merhalesidir. Konu mal halen müstediler avukatı adına kayıtlı olup yediemini olarak onlar adına yürütmek üzere elde tutulduğu ihtilâfsız olduğuna gör-e satışa bir engel bulunmadığı gibi davasının kazanan müstediler ismine konu malın Devletçe devredilmesine de herhhangi bir engel yoktur. Bu nedenlerle Yasanın 6(d) bendi konu malın müstedilere devredilemsine bir engel teşkil etmemektedir."
Yukarıdaki gö-rüşler ışığında, Mahkemeye Emare 6 olarak sunulan belgeden açıkıkla görülebileceği gibi kou malın müstedinin avukatı adına ve onun nam ve hesabına tutulmak kaydı ile ve müstedinin direktiflerine uygun olarak herhangi bir zaman ve onun dilediği anda müstedi-nin ismine kadyedilmek şartı ile avukatının ismine devredildiği görülmektedir. Bu belge ve içeriğinin şartları dikkate alındığında konu malın müstedinin avukatının isminde kayıtlı olmasının bu malın müstediye satışını ve devrini engellemediği açıklıkla gör-ülmektedir ve bu durumda iktibası yapılan bendin ikinci şıkkının tatmin edilmiş olduğunun kabul edilmesi gerekir.
İlk Mahkemenin yasal durumu yanlış değerlendirerek müstedinin bu yöndeki talebini reddetmekle hata ettiği kanaatindeyim.
Taner Erginel: Say-ın N. Ergin Salâhi'nin serdettiği görüşler ve verdiği karara katılmaktayım. Sayın Ergin Salâhi'nin kararına katılmakla birlikte bu karara birkaç söz ekleme gereği duymaktayım.
Bu istidada M J. Thompson isimli bir kişi Orga Köyünde 13 dönüm 1 evlek alanın-daki taşınmaz malının bir dönümünü önce E.W. Mathis ismili bir şahsa 2500KL'ye satar. Malı alıcıya devretmek için ifraz işlemleri tamamlanmadan aynı malı D. May isimli İngiliz vatandaşı bir başka şahıs satın almak ister. 3 kişi aralarında anlaştılar. Malın- kayıtlı sahibi M.J.Thompson'la D. May arasında bir satış sözleşmesi yapılır. Malın satış bedeli olan 2500KL. Daha önce E.W. Mathis tarafından satıcıya ödendiği için M.J. Thompson'un ikinci kez para alması söz konusu değildir. D. May doğal olarak parayı E.-W. Mathis'e öder ve E.W. Mathis'den bir makbuz alır. S. May yabancı olduğu için izin almadan malı ismine kaydedemez. Bu nedenle izin alındığı zaman D. May'e dervedilmek üzere mal geçici olarak D. May'in avukatı A. Triantafyllides'in ismine kadyedilir. Avuk-at A. Triantafyllides alıcı D. May arasında A. Triantafyllides'in malı D. May adına trustee olarak tuttuğunu gösteren bir belge imzalar.
İlk Mahkeme M. J. Thompson'la D. May arasındaki sözleşmenin geçerli bir sözleşme olduğunu kabul etmiştir. Esasen sözl-eşmenin gerçek olmadığı veya hileli olduğu yönünde en küçük bir iddia veya belirti ortada yoktur. İlk Mahkeme sadece sözleşmenin 7/80 sayılı yasanın katı kurallarını tatmin etmediği öne sürülmüştür ve İlk Mahkeme de bu nedenlerle istidayı reddetmiş bulunma-ktadır.
İlk Mahkeme M. J. Thompson'un Kıbrıslı Rum olduğunun kanıtlanamadığı belirtilmiştir. Fakat bu gözden kaçan bir hatadan ibarettir. Gerçekte Tapu Memuru Ünsal Gürok malın 1974'den önce Kıbrıslı Rumların ismine kayıtlı olduğunu söylemiştir. Zaten ba-şka türlü olmasının bir anlamı da yoktur. Eğer satıcı Kıbrıslı Rum değil de üçüncü devlet uyruklu bir kişiyse bu malda Devletin de söz hakkı olmaması gerekir. Hatta bu argüman kabul edildiği takdirde M.J.Thompson'un ismine kayıtlı olan ve Devlete intikal e-tmiş olan diğer araziyi de devletin kaybetmesi gerekecektir.
İlk Mahkemenin istidayı reddetmesinin esas nedeni Müstedinin 7/80 sayılı yasanın 6(b) maddesini tatmin etmemiş olmasıdır. Bu maddeye göre Müstedinin satış sözleşmesini kanıtlaması yeterli olmay-ıp sözleşmenin 20 Temmuz 1974'den önce yapıldığını kanıtlamak için 20 Temmuz 1974'den önce ödeme yapıldığını kanıtlayan makbuz, çek v.s. ibraz etmesi gerekir. Burada böyle bir makbuz vardır. Bu da 30 Mayıs 1972 tarihli olup E.W. Mathis'in D. May'e hitaben -yazdığı ve 2500KL'nin alındığını gösteren makbuzdur. İlk Mahkemeye göre bu makbuz geçerli olamaz. Geçerli olması için makbuzun M.J. Thompson tarafından verilmesi gerekirdi. Halbuki yukarıda söylenenlerden anlaşıldığı gibi M.J.Thompson'un D. May'den para al-acağı yoktur. Eğer D. May M. J. Thompson'un hazırladığı bir makbuz ibraz etmiş olsa Mahkemenin asıl o zaman şüpheye düşmesi ve istidayı reddetmesi gerekirdi.
İlk Mahkemenin malın D. May'ın avukatı A. Triantafyllides'in ismine geçici olarak kadyedilmiş ol-masının istidayı reddetmek için haklı bir gerekçe olduğu görüşü de hatalı bir görüştür. Çünkü A. Triantafyllides Kıbrıslı Rum bir avukattır ve onun mal üzerindeki tüm hakları Devlete intikal etmiştir. Ayrıca 7/80 sayılı Yasanın 6(d) maddesine göre bir isti-danın kabulü için malın satıcı ismine kayıtlı olması şart değildir. Yani izahı yapılma koşuluyla mal başka bir kişinin ismine kayıtlı olsa bile Müstedi kayıt kararı alabilir. Diğer bir ifade ile 7/80 sayılı Yasa istida konusu malın satıcı Rumun ismine kayı-tlı olmaması durumunda alıcıların haklarını kaybetmemesi için geniş ve hoşgörülü bir düzenleme getirmiştir. Bir mal hangi gerekçe ile satıcıdan başka bir kişinin ismine kayıtlı olabilir? Bir malın geçici olarak avukatının ismine kaydedilmesinden daha haklı- bir gerekçe tasvvur etmek mümkün değildir.
Görülebileceği gibi sorun İlk Mahkemenin konuya genel yaklaşımında yatmaktadır ve 7/80 sayılı Yasanın genel yorumu ile ilgilidir. 7/80 sayılı Yasa bir taşınmaz mal satış sözleşmesinin uygulanması amacıyle yapıl-mış bir yasadır. Bu satış sözleşmesinin Rumların malı devlete intikal ettiği için satıcı durumunda Devlet bulunmaktadır. Yasayı yapan Devlet hayali alıcıların sahte taleplerle mal almalarını önlemek için haklı olarak yasaya katı kurallar koymuştur. Ancak ö-nümüze gelen meselelerde sorun bunun tamamen dışına kaymıştır. Müstediler sözleşemelerini en küçük bir tereddüte yer bırakmayacak şekilde kanıtladıktan sonra yasanın katı kuralları Devletin yükümlülüğünü yerine getirmemesi için bir bahane olarak fonksiyon -ifa etmektedir. Böylece 7/80 sayılı Yasa Devleti dürüst olmayan alıcılara karşı korumayı amaçlarken yasanın dar yorumu Devletin kendisini dürüst olmayan ve sözlşemeyi ihlâl etmek için bahane arayan bir satıcı statüsüne koymaktadır. Konunun en üzücü yanı Mü-stedilerin büyük bir bölümünün yabancılar olması ve bir Devletin diğer Devletlerle ilişkilerinde "mütekabiliyet, karşılıklılık" ilkesinin uygulanmasıdır. Yasanın dar veya şekilci yorumlanması ve böylece geçerli sözleşmelerin Devlet tarafından ihlâl edilmes-i diğer Devletleri de bu ülkelerde yaşayan KKTC vatandaşlarına aynı şekilde davranmaya davet eder.
Bir KKTC vatandaşının başka bir ülkede taraf olduğu bir sözleşme için "sözleşme geçerli fakat yasaya göre aldığın makbuzu ilgisi olmayan bir kişiye imzaltm-alıydın. Bunu yapmadığın için tüm haklarını kaybediyorsun" yanıtını almasını, bir başka Devletin bir KKTC vatandaşının sözleşmesini böyle gerekçelerle iptal etmesini doğal ve hukuka uygun bulmuyorum. Bu nedenlerle kanımca 7/80 sayılı Yasanın hükümlerini sö-zleşmenin gerçek olup olmadığını kanıtlamak açısından dar yorumlamak mümkündür. Fakat bu engel aşıldıktan sonra yasanın geniş yorumlanması gerektiği görüşündeyim.
Metin A. Hakkı: Müstedi 24.6.1980 tarihinde, 7/80 sayılı Yabancıdan Satın Alınan Taşınmaz Ma-lların Kaydı Yasası'na istinden Müstedaaleyhler aleyhine 24.6.90 tarihinde dosyaladığı bir istida ile, Girne Kazasında, Orga Köyünde 1721 kayıt numaralı, Kıta 255, Pafta/Harita XI/2.W.2 de bulunan gayrımenkulün ismine kadyedilmesini talep etti. İstidayı di-nleyen tam teşekküllü Girne Kaza Mahkemesi, Müstedinin mezkûr istidasını ilgili Yasanın öngördüğü mükellefiyetlerin tümünü yerine getirmemesi nedeni ile iptâl etti. Müstedi mezkûr karar aleyhine Yargıtay olarak oturum yapan Yüksek Mahkemeye yukarıda ünvan -ve sayısı gösterilen istinafı dosyalayarak Girne Kaza Mahkemesinin kararının değiştirilerek ilgili malın ismine kayıd edilmesi talebinde bulundu.
İhtilâf konusu olmayan başvurunun kökeninde yatan olgular, esas kararı hazırlayan Sayın N. Ergin Salâhi'nin -kaleme aldığı kararda görülmekle beraber, vurgulamayı arzuladığım bazı hususların daha iyi tebellür etmesi için ben de kısaca olgulara değinmeyi uygun gördüm. İhtilâf konusu olmayan olgular şöyledir:
1974 öncesi, 1721 kayıt numaralı gayrımenkul, 13 dönüm- civarında alanı oaln daha büyük bir gayrımenkulün bir parçasını oluşturmakta idi ve Kıbrıslı bir Rum olan Michael John Thompson'un ismine 1138 kayıt numaralı koçan tahtında kayıtlı idi.14.9.1969 tarihinde Edward William Mathis isimli bir İngiliz, taraflar- arsındaki bir anlaşmaya istinaden 1721 kayıt numarası tahtında büyük parçadan ifraz edilen malı satın aldı, ancak mezkûr 1721 kayıt numarası tahtındaki gayrımenkul hiçbir zaman Edward William Mathis ismine tapuca kayıt edilmedi. 1972 senesinde Edward Will-iam Mathis ile Müstedi bir anlaşma yaparak mekûr malı Müstedi, Mathis'den bir mukavele ile satın aldı, ancak 1974 öncesi ilgili gayrımenkulün Müstedi adına kayıt edilmesi için yasal formaliteler tamamlanmadığından 1721 koçan nolu gayrımenkul Müstedinin adı-na tapuda devredilmedi ve Müstedi namına Müstedinin o zamanki avukatı A. Triantafyllides'in ismine kaydedildi. Girne Kaza Mahkemesinin bulgusuna göre mezkûr gayrımenkulu Avukat A. Triantafyllides Müstedi adına emanettar (trustee) olarak tutmakta idi. İstin-af konusu 1721 kayıt mumaralı gayrımenkul, A. Triantafyllides'in ismine 13.10.1972 tarihinde ilgili Tapu Dairesine verilen satış takriri ile kaydedilmiştir. Müstedi bu istidası ile halen Kıbrıslı Rum avukat A. Triantafyllides'in ismine kayıtlı duran söz ko-nusu malın kendi ismine kaydını talep etmektedir.
Uygulamakla yükümlü olduğumuz, tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasanın 6. maddesi bu gibi istidalarda bir Müstedinn muvaffak olması için Yasanın, bilhassa 6. maddesinde öngörülen kriterlerin Müstedi t-arafından ispat edilmesini öngörmektedir ki bunların arasında, mezkûr Yasanın 6. maddesinin (b)(iii) maddesi, satın alınmış olduğu iddia edilen gayrımenkulün bedeline karşılık ödemenin 20.7.1974 tarihinden önce yapıldığının ispat edilmesi gerektiği koşulun-u aramaktadır. Müstedi ise Girne Kaza Mahkemesi önünde yapılan duruşmada Yasanın öngördüğü koşulu yerine getirememiştir. Kaza Mahkemesinin bu hususta bir hata yaptığına istinafın duruşmasında ikna olmadım. Bir başka deyişle kayıtlı mal sahibine ödeme yapıl-dığı hususunda Müstedi mahkemeyi tatmin edememiştir. İlâveten Girne Kaza Mahkemesi, Müstedinin mezkûr istdiasını reddederken tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasanın 6(d) maddesinin de tatmin olmadığı doğrultusunda bulgu yaptı. İlgili madde de aynen şöy-ledir:
"6. Mahkemede, iddialarını kanıtlamak yükü başvuru sahibine (müstediye) aittir. Başvuru sahibi, lehine bir kararın isdar edilmesi için aşağıdaki hususlarda mahkemeyi tatmin etmelidir:
......................................................-................................................. ................................................................................................
(d) Tapu kütüklerinde ilgili malın satıcı adına kayıtlı olduğu veya satıcıdan başka birinin adında kayıtlı ol-masının satışı etkilemediği veya satışa bir engel teşkil etmediği."
Kaza Mahkemesi bu madde tahtında Müstedinin mükellefiyetlerini yerine getrimediğini vurguladı. Kanımca Alt Mahkemenin bu husustaki kararı yerindedir; şöyle ki 1974 Mutlu Barış Harekâtı g-erçekleştiğinde, Müstedinin ismine kayıt olunması talep edilen gayrımenkul Kıbrıslı Rum avukatın emanettar sıfatı ile Müstedi adına kayıtlı olduğu görülüyorsa bu tarihten hemen önce mezkûr Rum avukat ile Müstedi arsında söz konusu gayrımenkul ile ilgili bi-r ihtilaf olup olmadığı ve bir misal vermek gerekirse ilgili avukatın ücretinin tümünün ödenmiş olup olmadığı ve söz konusu avukatın ilgili mal üzerinde emanettar sıfatının ötesinde ve bunun dışında veya buna paralel olarak bir "lien" hakkı olup olmadığı b-u ana kadar meçhuldur. İhtimal dahilinde olan bu tehlikeyi gözardı edip ilgili gayrımenkulün Müstedi adına kayıt edilmesini uygun görmemekteyim ve bu nedenle çoğunluk kararına katılamam. Mevcut istinafın reddedilmesi görüşündeyim. 4.3.1992 tarihinde Yargıt-ay/Hukuk 20/91 sayılı kararda (D.6/92) tadil edilmiş şekli ile halen yürürlükte bulunan 7/80 sayılı Yasa hakkında görüşlerimi belirtirken mevcut içtihatlara da sadık kalınarak söz konusu Yasa hükümlerinin sıkı bir tefsire tabi tutulması gerketiğini etraflı- bir şekilde vurgulamaya çalışmıştım. Bu vesile ile halen aynı görüşlerimi muhafaza ettiğimi belirtmeyi uygun görmekteyim.
N. Ergin Salâhi: Yukarıda söylenenler ışığında istinaf Sayın Yargıç Taner Erginel'in değişik gerekçesi ve Sayın Metin A. Hakkı'nın k-arşıoyu ve oyçokluğu ile kabul edilir, netice olarak Orga Köyünde Sirti mevkiinde Pafta/Harita XI/2.W.2 parsel 255'de görülen ve kayıt no.1721'de tasvir edilen 1 dönüm 400 ayakkarelik taşınmaz malın müstedi ismine kaydedilmesi hususunda emir verilir. Müste-dinin Emare 3 makbuz ile satış bedeli olan 2500KL'sını ödediği cihetle Devlete ödenecek herhangi bir miktar bulunmamaktadır. İstinaf masrafları hususunda ise herhangi bir emir verilmemesine karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Taner -Erginel) (Metin A. Hakkı)
Yargıç Yargıç Yargıç
18 Mayıs 1992
Full & Egal Universal Law Academy