-D.31/86 Yargıtay/Hukuk 107/85
(Dava No.1392/82;Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Başkan, Salih S. Dayıoğlu, Aziz Altay.
İstinaf eden: 1. Abdurrahma-n Seyfi, Lefkoşa.
2. Celâl Şahin, Lefkoşa.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Halil Mulla Ali, Mehmetçik.
2. Ali Ağaoğlu, Mehmetçik.
- (Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Ahmet Mithat Berberoğlu.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Kıvanç M. Riza tarafından Mu-stafa Asena.
H Ü K Ü M
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: Bu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinin müstenifler aleyhine TL775,560 için verdiği hükümden yapılmıştır.
Aleyhine istinaf edilen davacılar, 8.10.1982 tarihinde, kendilerine ait olup Mağusa'da soğuk hava- deposunda bulunan takriben 1000 kada armudu okkası TL120'dan davalılara müştreken ve münferiden satmayı kabul ettiklerini, yapılan bu şifahi anlaşma uyarınca davalılara, muhtelif tarihlerde, toplam oalrak 1008 kasalık 11588 okka armut satıp teslim ettikle-rini, davalılarıdan mahsuben TL600,000 ödediklerini, satış bedelinden mütebaki kalan TL790,560'nı ise, yapılan müteaddit taleplere rağmen, davalıların kendilerine ödemediğini iddia ederek lefkoşa Kaza Mahkeemsinde davalılar aleyhine bir dava açtı. Davalıla-r ise, dosyaladıkalrı müdafaa ve mukabil talep takririnde, yapılan anlaşmaya göre,a rmutların soğuk hava deposunda davacıların mülkiyetinde olmak üzere muhafaza edilip çarşının ihtiyacına göre depodan kısım kısım tslim alıanrak piyasaya sevk edilmiş olacağ-ını, ilk teslim aldıkları TL 276,300 değerindeki 200 kasa armudun iyi kalitede olduğunu, ancak daha sonra teslim aldıkalrı 120 kasa armudun çürümüş vaziyette odluğu için bu kez bu armutları almak istemeyince davacıların kendilerine çürükleri atmalarını ve -geriye kalanı TL60'dan satıp %15 komisyonluk kestikten sonra mütebakiyi davacıalra ödemelerini teklif ettiklerini ve kendilerinin de bunu kabul ettiğini iddia ettiler. Davalılar, ilâveten, teslim aldıkalrı 1008 kasa armmudun satışından toplam TL569,910 tah-sil edildiğini, halbuki kendilerinin davacılara TL615,000 ödediklerini ve bu durumda davacılardan TL45,090 alacakları olduğunu ileri sürdüler ve bu miktar için mukabil talepte bulundular. davacılar, dosyaladıkalrı cevabi takrirde, armutların herhnagi bir k-ısmının çürümüş olduğunu kabul etmediklerini beyan ettiler ve kendileri ile davalılar arasında esas anlaşmaya ek herhangi bir anlaşma yapılmadığını ileri sürdüler.
Davayı dinleyen Lefkoşa Kaza Mahkemesi davalıların davacılara TL775,560 borçlu odluğunu bu-ldu ve bunun için davacılar lehine hüküm verdi.
İlk Mahkeme hzurunda davacılar namına sadece davacı 81) şahadet verdi. Davacı (1), esas sorgulamasında,a rmutların çürük olduğunu kabul etmeidğini söylemiştir. Müdafaa tarafından istintak sırasında ise şu ş-ekilde bir şahadet vermiştir:
"S: Bu armutların çürük çıktığını öğrenince doğru değil mi ki konuş-tunuz tamam fiyatları düşürerek satın ve sonunda hallederiz diye birşey konuşmadın mı?
C: Hiç böyle birşey konuşmadık.
S: Çürümüş olduğunu bile bile ge-ne gelip sizden almaya devam ettiler.
C: Evet.
S: Bu armutları sonunda Belediye aldı ve imha etti ve bunu da biliyorsunuz.
C: Ben bilmiyorum."
Görleceği gibi davacı (1) ilk anlaşma yapıldıktan sonra yeni bir anlaşam yapıldığını kabul etmediği gi-bi bir kısıma rmudun da Belediye tarafından imha edilmiş olduğunu bilmediğini söyledi. Ancak, yukarıdaki iktibastan da görüleceği gibi, bu sırada kendisine tevcih edilen çift sorulu bir suale evet diye cevap verdi. 'Evet' cevabını armutların çürük olduğunu- kabul ettiği için mi, davalıların armutları almaya devam ettiğini kabul ettiği için mi, yoksa her iki soruya olumlu cevap teşkil etmesi için mi verip vermediğini, en azından bizim bir İstinaf Mahkemesi olarak, söylememize olanak yoktur. Müdafaa tarafından- çağrılaan davalı (1) de, şahadeti sırasında, Belediye kağıtlarını davacı 81)'e gösterdiğini ancak onun böyle birşeyi kabul etmediğini kendine beyan ettiğini söyledi.
Davalıların ibraz ettiği şahadet ise bir kısım armudun çürük olduğunu göstermeğe matuft-ur. Ne var ki Kaza Mahkemesi Davacı (1)'e inandığıı, davalıların şahadetine ise inanmadıını belirttiği ve Emare I uyarınca çürük olduğu için müsadere edilen armutların miktarının davalıların ilgili tarihlerde, Belediye kâğıtlarına göre, çarşıya götürdüğü a-rmut miktarından çok daha fazla odluğuna değindiği halde armutların çürük olduğunu kabul ettiğini söyleyerek mülkiyet ve rizikonun kimde olduğu hususunu inceledi ve 8.10.1982 tarihinde bunların davalılara geçtiğini buldu ve neticede davacılar lehine hüküm -verdi. İlk Mahkeme hükmünde şöyle demiştir:
"... Kanımca davacı Mahkemede dürüst şahadet vermiş ve istintakı esnasında şahadeti hiç sarsılmamıştır, dolayısıyle davanın olgları davacının ibraz ettirdiği şahadete istinad ettirmeyi uygun gördüm. Kanımca dav-alı 1, bilhassa istintakı esnasında çok sarsılmış, hatta bazı mühim konularda knedinin çağırdığı Orhan Rezvan'ın şahadetiyle de tenakkuza düşmüştür. Davalı 1 ilâveten şahadetinin bir kısmında kendi müdafaa ve mukabil talep takririyle bağdaşmayan şeyler de -söylemiş- tir ..
İlgili tarihlerde davalıların Lefkoşa'da Belediye Pazarına kaç kasa veya okka armut getirdikleri usulen Belediye defterinde görülmesi lazım olamsına karşılık bu dava ile ilgili tahkikatta bunun böyle olmadığı ve emare 1 ile insan sağl-ığı için tehlikeli olduğu iddiası ile müsadere edilen armutların miktarının belediye kayıtlarına göre davalıların ilgili tarihlerde çarşıya soktuğu armutların miktarında çok daha fazla olduğu gözden kaçmamıştır. ........ Davalşı 1, yine istintakı esnasında- rakamlarla ilgili olarak sıkıştırdığında bunlara cevap veremeyeceğini, bunları ortağı 2. davalının bildiini ve bu konularla ilgili olarak Mahkeemyi aydınlatması için Davalı 2'yi şahadete çağıracağını söylemesine rağmen müdafaa 2. davalıyı şahadete çaırmam-ıştır. ..........
Takriben 8.10.1982 tarihinde davacıların Mağusa'daki Toprak Ürünlerine ait Soğuk Hava deposunda 1000 kasaya mütecaviz, tam rakam olarak 1010 kasa armudu vardı. Takriben 8.10.11982 tarihinde, davalılar mezkûr armutları davacılardan 120TL- okkası bedelinden uyuşup satın aldılar. Davacılara bu maksatla alel hesap 300,000TL, 300,000TL ve 400,000TL olmak üzere 3 çek verdiler. Bu çeklerin ikisi davacılar tarafından bozuldu. Üçüncü çek ise davalılar tarafından durdurulduğu gerekçesiyle bozulmadı-. Davalıların davacılara olan kesin borçlarının miktarı, armutlar davalılar tarafından Soğuk Hava deposundan teslim alınıp tartılırken okka hesabı üzerinden hesaplanacak ve davalılar davacılara mütebaki borçları buşekilde tesbit olunduktan sonra teslin ald-ıkları zaman ödeyeceklerdi. davalılar arzue ttikleri zaman ihtiyaçlarına göre davacılar adına duran bu armutları istedikleri zaman ve istedikleri miktarlarda buzluktan çekebilecekleri .......
Emare 1 ile ortaya konulan armut miktarının bozuk olduğunu kab-ul etmekle beraber, kanımca bu hususun davacıların davalılardan olan alacağıyla hiçbir ilgisi yoktur, çünkü 8.10.82 tarihinde, Soğuk Hava deposunda bulunan ve tafsilatı yukarıda gösterilen armutların mülkiyeti ve dolayısıyle riski davacılardan o gün davalı-lara geçmiş oldu ve bu armutların davacılar tarafından davalılara satış tarihinde bozuk oldukalrına dair önümde hiçbir şahadet de yoktur. Muhakkak ki bu armutlar bilahare mülkiyeti davalaılara geçtikten sonra bozulmuştur.
Bu olgulara uymamakla yükümlü ol-duğum yasal prensipler Fasıl 267'de belirlenmiştir. Davayı en yakından ilgilendiren maddeler 18-24 maddeleridir. Bunları burada tekrarlamaya gerek görmemekle beraber 20. madde hükümlerini aynen burada belirtmeden geçemeyeceğim. ....."
Davalılar, Kaza Mah-kemesinin bu hükmü aleyhine istinaf etmişler ve ilk mahkemenin konuya yanlış yasal kurallar uygulandığını ve mülkiyetin davalılara geçmiş olduğunu bulmakla hata ettiğini ileri sürdüler. Aleyhine istinaf edilen davacılar ise armutların çürük olduğunun kanıt-lanmadığını ileri sürdüler.
Aksine bir anlaşma olamdığı takdirde satılan menkul eşyalar ile ilgili olarak riziko, eşyaların mülkiyeti alıcıya devredilinceye kadar, satıcıda kalır. Mülkiyet alıcıya geçtiği takddirde ise eşyalar teslim alınmış olsun veya o-lmasın riziko alıcıdadır. istisna teşkil eden haller bulunmakla beraber genellikle riziko mülkiyet ile beraber geçer. Bir menkul eşya satış anlaşması altında mülkiyet ve rizikonun alıcıya geçip geçmediği tarafların niyetine bağlıdır. Aksine bir niyet gözük-mediği takdirde eşyaların mülkiyetinin alıcıya geçtiğinin tesbiti için fasıl 267 Eşya Satış Yasası bazı kurallar vazetmiştir.- Gör M.20-24.
İlk Mahkeme mülkiyetin ve dolayısıyle rizikonun davalılara geçmiş olduğunu bulurken meseleye Fasıl 267 Eşya Satış -Yasasının 20. maddesinin kurallarını uygulamıştır. Bu madde aynen şöyledir:
"Where there is a unconditional contract for the sale of specific goods in a deliverable state, the property in the goods passes to the buyer when the contract is made, and it i-s immaterial whether the time of payment of the price or the time of delivery of the goods, or both, is postponed."
Yasanın 22. maddesi ise aynen şöyledir:
"Where there is a contract for a sale of specific goods in a deliverable state, but the seller is- bound to weigh, measure, test or do some other act or thing with reference to the goods for the purpose of ascertaining the price, the property does not pass until such act or thing is done and the buyer has notice tereof."
Bu mesele okka olarak miktarı-n ve dolayısıyle fiyatın belirlenmesi için, davacı (1)'in şahadetinde de anlaşıldığına göre, armutların, davalılar tarafından her teslim alındığında, davacılar veya vekilleri tarafından tartılması gerekiyordu. Bu böyle olduğuna göre de meseleye şamil Yasan-ın 22. maddesidir. Bu maddeye göre ise riziko, armutlar tartılıp teslim alınıncaya kadar, davalılara geçmemişti.
Armutlar çürük olduğu takdirde riziko davaılarda olacağına göre şimdi de tezekkür edilmesi gereken husus armutların çürük olduğunun kanıtlanm-ış olup olmadığıdır.
İlk Mahkeme, daha önce söylenenlerden anlaşılacağı ve hükümden yapılan iktibastan görülebileceği gibi, davacı (1)'in şahadetine inanmış ve davalı (1)'in şahadetine inanmamış olduğunu belirtmiş olmasına rağmen armutların çürük olduğun-u kabul ettiğini söylemiştir. Ancak bu bulgunun gerekçesini vermemiştir. İlk Mahkeme çürük armutların miktarının ne olduğunu da hükmünde söylememiştir. İlk Mahkeme davacı (1)'e inandığına ve davalı (1)'e inanmadığına göre armutların çürük olduğunu neye gör-e kabul etmiştir? Yoksa İlk Mahkeme, mülkiyet ve riziko davalılara geçtiğine ve armutların çürük olup olmamasının durumu değiştirmeyeceğine inandığı için, bunu varsayım olarak mı kabul etmiştir? Kanaatimce bunları cevaplandırmak davanın duruşmasını yapmış,- şahitleri dnleyip şahadet makamında tavır ve hareketlerini müşahade etmiş ve kime ve ne oranda inanıp inanmayacağını bilebilecek olan İlk Mahkemeye düşer.
Yukarıda belirtilenler ışığında, armutların çürük olup olamdığı, çürük ise çürük armutların miktar-ının ne olduğu hakkında gerekçeli ve kesin bulgu yapması ve bunlara göe hüküm vermesi için, davanın duruşmasını yapmış olan ilk mahkemeye iade edilmesi gerektiği görüşündeyim.
Salih S. Dayıoğlu: Sayın Yargıç Aziz Altay'ın biraz sonra okuyacağı hükmü daha -önce görüp okuma buldum ve bunun ile hemfikirim.
Aziz Altay: Bu istinafta hangi tarihte ne miktarda armut teslim edildiği hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtlâf yoktur. Esas ihtilâf 20.10.1982 tarihinde ve ondan sonrak tarihlerde teslim edilen ar-mutların bir kısmının çürük olduğu gerekçesi ile davalıların ödeme yapmak istememelerinden kaynaklan-maktadır.
Davacılar tarafından teslim edilen armutların bir kısmının çürük olduğunu ispat etnek davacılara düşer. Bu amaçla 1. davalı bizzat şahadet verd-i ve ayrıca Belediye Pazarında bulundurduğu armutların bir kısmının çürük olduğunu gösteren belediye müsdere makbuzları da mahkemeye emare olarka ibraz edildi. şaahdet veren 1. davacı ise teslim ettiği armutların çürük odluğunu kabul etmedi. İlk Mahkeme da-vacıyı dürüst bir tanık olarak nitelendirdi ve şaahdetini doğru olarak kabul etti. 1. davalının vermiş olduğu şahadete, önemli hususlarda çelişkili olduğundan, inanmadı.
İlk Mahkeme Belediye Pazarı ilgili memuru tarafından verilen ve Mahkeemye Emara I oa-lrak ibraz edilen makbuzlarda belirtilen armutların çürük olduğunu kabul etmiştir. Ne var ki İlk Mahkeme, makbuzlarda belirtilen çürük armutların davacılar tarafından teslime dilen armutlar olup olmadığı hususunda sarih bir bulgu yapmış değildir. Yine çürü-k olduğu belirtilen armutların davacıların teslim ettiği armutlardan olduğu bir an için kabul edilse dahi, bu armutların davalılara teslim edildikleri anda çürük olup olamdığı hususunda da bulgu yapmış değildir. İlk Bakışta İlk Mahkemein bu iki husus hakkı-nda bulgu yapması için davanın iade edilmesi düşünülebilir. Ancak İlk Mahkemenin 1. davacının şahadetini doru olarak kabul ettiğini ve 1. davalının şahadetine inanmadığını ve özellikle karara bağlanacak her iki hususun belgelere ve tarafların Mahkemede müş-tereken kabul ettikleri olgulara dayandığını dikkate aldıktan sonra, bu konudaki şahadeti en az İlk Mahkeme kadar doğru ve sağlıklı bir şekilde değerlendirip karara bağlayacak durumda olduğumdan davanın İlk Mahkemeye iade edilmesine gerek görmüyorum.
Dav-alıların Mahkemeye Emarı I olarak ibraz ettikleri müsadere belgelerinden görüldüğü gibi 2.11.1982 tarihinde erimiş ve kokuşmuş durumda olan 1120 okka armut 1. davalının kendi isteği üzerine müsadere edilmiştir. 4.11.1982 tarihinde 1312 okka, 5.11.1982 tari-hinde 773 okka ve 9.11.1982 tarihinde de 450 okka armut erimiş ve kokuşmuş olduğu nedeni le müsadere edildiği görülmektedir. Erimiş ve kokuşmuş oldukalrı belirtilen bu armutların davacılardan teslim alınan armutlaran olduğu hususunda, 1. davalının şahadeti- dışında, şahadet mevcut değildir. 1. davalının şahadetine ise İlk Mahkeme inanmamıştır. Bir an için bu armutların davacıların armutlarından olduğu kabule dilse dahi bunların teslim alındıkları tarihte erimiş ve kokuşmuş oldukları hususunda, İlk Mahkemenin- inanmadığı 1. davalının şahadeti dışında, şahadet bulunmamaktadır. Davalıların bile bile erimiş ve kokuşmuş durumda armut teslim aldıkları düşünülemez. Kaldı ki şahadetten davalıların, davacılardan teslim aldıkları armutları Belediye Pazarına getirmedikle-ri anlaşılmaktadır.
Davacıların talep takririnde iddia ettikleri ve davalıların da müdafaa takririnde aynen kabul ettiklerine göre davalılar davcılardan 11.10.1982 tarihinde 1142, 13.10.1982 tarihinde 1161, 20.10.1982 tarihinde 1390, 25.10.1982 tarihinde- 595, 1.11.1982 tarihinde 2675, 3.11.1982 tarihinde 3252 ve 4.11.1982 tarihinde de 1473 okka olmak üzere toplam 11588 okka armut teslim aldılar.
Davanın duruşması esnasında tarafların avukatları vasıtası ile Mahkemeye yapmış oldukları müşterek beyana gör-e davalılar 11.10.1982, 25.10.1982, 1.11.1982 ve 4.11.1982 tarihlerinde, yuakrıda belirtilen miktarlarda armut teslim almış olmalarına rağmen, Belediye Pazarına hiç armut getirmediler. Aynı müşterek ebyana göre davalılar Belediye Pazarına 13.10.1982 tarihi-nde 200, 20.10.1982 tarihinde 300, 3.111.1982 tarihinde 1559 okka armut getirdiler ki bu miktarlar aynı tarihlerde davacılardan aldıkalrını kabul ettikleri armutlardan çok azdır ve davalılar bu hususta herhangi bir izahatta bulunmamışlardır. Bu durumda bu -tarihlerde Belediye Pazarına getirdikleri armutların davacılardan teslim aldıkları armutlarda olduğu söylenemez. Yine aynı müşterek beyana göre 15.10.1982 ve 5.11.1982 tarihlerinde davacılardan hiç armut almayan davalılar 15.10.1982 tarihinde Belediye Paza-rına 300 okka, 5.11.1982 tarihinde de 1940 okka armut getirdiler. Görüleceği gibi 11.10.1982 tarihinden 4.11.1982 tarihine kadar (her iki tarih de dahil) davacılardan 11588 okka armut teslim alan davalılar bu süre zarfında belediye Pazarına getirdikleri ar-mutların toplam miktarı sadece 4299 okka olup Belediye Pazarına getirmedikleri armutlar hakkında herhangi bir açıklamada da bulunmamışlardır.
Öte yandan davacılardan armut almadıkalrı 15.10.1982 ile 5.11.1982 tarihlerinde Beeldiye Pazarına getirdikleri 2-240 okka armudu nereden temin ettikleri hususunda da davalılar birşey söylemiş değillerdir. Bir an için davalıların 5.11.1982 tarhinde Belediye Pazarına getirdikleri armutların bir gün önce, yani 4.11.1982 tarihinde davacılardan aldıkları armutlar olduğu d-üşünülebilir. Şu kadr var ki 4.11.1982'de davacılardan alınan armutlar 1373 okka odluğu halde 5.11.1982 tarihinde getirdikleri armutlar 1940 okkadır. Bu fazlalığın nereden geldiği hususunda herhangi bir izahat verilmiş değildir.
Yukarıda değinilen ve tar-aflarca kabul edilen ve hiçbir şekilde ihtilâf konusu yapılmayan olgular ışığında Belediyenin müsadere makbuzlarında çürük olduğu belirtilen armutların, yeterli ve inandırıcı şahadet yokluğunda, davacılardan etslim alınan armutlar olduğu ve bunalrın teslim- alındıkları atrihte çürük olduğu söylenemez.
Sonuç olarak istinafın masraflarla reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: Sonuç olarak istinaf, oyçokluğu ile, reddolunur.
İstinaf masraflarını istinaf edenler ödeyecektir.
(Şaki-r Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu) (Aziz Altay)
Başkan Yargıç Yargıç
11 Kasım 1986
-
-
8
-
Full & Egal Universal Law Academy