-D.5/86 Yargıtay/Hukuk 108/85
(Dava No. 540/81 Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
İstinaf eden: 1. Mehmet Mustafa, H-amitköy.
2. Mehmet Ahmet Pertev, Lefkoşa.
3. Eray Kermeoğlu, Lefkoşa.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Tolga Özdamar (an infant) babası ve en yakın arkadaşı
- (next friend) Mehmet Özdamar vasıtasıyle, 57 İstiklâl
Sokak, Lefkoşa.
Fatma Özdamar, 57 İstiklâl Sokak, Lefkoşa.
- (Davacılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ali dana adına Şefika Durduran.
Aleyhine istinaf edilen namına: Zeki Bayram.
H Ü K Ü M
Sa-lih S.Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinin davacılar lehine vermiş olduğu bir tazminat hükmünden yapılmıştır. İhtilaf konusu edilmeyen olgular şöyledir:
Bütün ilgili zamanlarda 2. davalı C 825 plâkalı motorlu aracın mal sahibi, 1. davalı ise -2. davalının izni ile sürücüsü bulunmakta idi.
16.9.1980 tarihinde Küçük kaymaklı'da Kahramanlar Caddesinde C 825 plâkalı araç 1. davalı tarafından sürüldüğü bir esnada, bir trafik kazası vukubulmuş ve bunun sonucu o vakit 4 ½ yaşında olan küçük Tolga Öz-damar yaralanmıştı. Küçük Tolga'nın aldığı yaralar ihtilâf konusu değildir. İlk Mahkeme önüne serdedilen ve İlk mahkemenin de kabul ettiği tıbbi şahadete göre küçük Tolga kaza gününe kadar normal ve sıhhatli birçocuk idi. Kazadan sonra hastahaneye kaldırıl-an küçük Tolga'ya beyin ameliyatı yapılmış, kafatasına delik açılmış, 10cm2'lik kafa kemiği alınmıştı. Küçüğün beyninde zar yırtığı beyine yapılan tahribatın konuşma merkezini de içine aldığı görülmüştü. Beyine vukubulan tazyikin hafiflemesi için sağ tara-fa başka bir delik açılmış, küçüğün nefes alabilmes için traktomi yapılmıştı. Daha fazla tıbbi izahata girmeyi gereksiz buluruz. Küçüğün feci şekilde yaralandığı, aldığı kırıkalrdan maade en fecisi zekâsının gelişmeyeceği, hiçbir zaman normal bir insan ola-mayacağı, en fazla 12 yaşında bir çocuğun zekâsına erişebileceği, bud ruumda hayatı boyunca bir bakıcıya ihtiyacı oalcağı, ömür boyu epileptik kalabileceği, konuşma yeteneğini yitirdiği, şimdi 8 yaşında olamsına rağmen 12 kelime ancak konuşabildiği, okula -gitmesne rağmen orada gerek derslerine ve gerekse arkadaşlarına uyum sağlayamadığı, ileride daha da ameliyatlara gerek duyulacağı, bedeni iş yapamayacağı gibi zihinsel bir iş yapamsının da söz konusu olmadığı Mahkeme önüne serdedilen hakikatlardır.
31.10-.1980 tarihinde hastahanedeb taburcu edilen küçük Tolga, ebeveyni tarafından daha ileri tıbbi bakım için İngiltere'ye götürülmüse de küçüğün sıhhi durumunda kayda değer olumlu bir gelişme olmamıştır.
Zarar ziyan konusunda ise İlk Mahkeme 2. davacı lehine- 478.068TL özel zarar ziyan ve 1. davacı lehine ise 177.755TL ve 1091 sterlin özel ve 15,000,000TL de genel zarar ziyan tesbit ederek hüküm verdi. İstinaf bu hükümden yapılmıştır.
Dosyalanan istinaf ihbarnamesi gayet mufassal olup dokuz ayrı sebep içerme-kle birlkte, istinafın duruşmasında istinaf eden iki esas sebep üzerine durmuştur. Bunlar ise şu şekilde özetlenebilir:
-1. İlk Mahkeme, kazanın oluşumu ile ilgili olarak davacılar tarafından celbedilen Ali Nalbant isimli tanığa inanmakla hata etti.
-
2. Küçük Tolga için hükmolunan 15,000,000TL genel zarar ziyan müdahalemizi gerektirecek kadar çoktur.
İlkin 1. istinaf sebebi olan kazanın oluşu ile ilgili Mahkeme önüne serdedilen şahadete bakalım.
Davacının şahidi Ali Nalbant'a göre kaza şu şekilde- oldu: 16.9.1980 tarihinde kendisi Küçük Kaymaklı'da askeri barikatta görevli idi. Özellikle saçları dolayısıyle barikatı teftişe gelecek komutanın kendisini görmemesi için geçici olarak barikat görevini bir arkadaşına devretmiş ve kendisi de oralarda dola-nmağa koyulmuştu. Bu sırada 1. davalı C 825 plâkalı arcı sürerek abrikata geldi, barikatı geçtikten sonra hızını artırarak güney istikametine doğru sürdü. Yolun sol tarafında parkedilmiş üç araç vardı. BU şahide göre parkedilmiş araçların birisi olan AB 77-8 plâkalı aracın hemen önünde asfalt yolun 1 veya 1 ½ ayak içinde durur vaziyette küçük Tolga duruyordu. Daha sonra fren sesi duan Ali Nalbant geriye baktığında kazanın vuku bulduğunu gördü. Bu şahide göre 1. davalı barikatı geçmeğe çalıştığı esnada sanki -acele edermiş gibi saatına baktığını söyledi. Davacılara göre tüm ahval ve şerait altında, 1. davalının kaza yerindeki sürati fazla idi ve ayrıca barikattan kurtulduğu zaman küçük Tolga'nın asfalt içinde durduğunu görmemesi bir dikkatsizlikti.
-1. davalıya göre ise kaza önlenemiyecek bir kaza idi. Ona göre normal bir süratte seyreden küçük Tolga'nın asfalt yol içinde durduğu veya kaza yerine gelmeden önce asfalt yolu geçmeğe çalıştığı iddialarının doğru olmadığını ilri sürdü.
-
İlk Mahkeme kazanın davacıların iddia ettiği şekilde vukubulduğunu bir bulgu olarak buldu ve 1. davalının iddialarını reddetti.
İstinaf eden, Ali Nalbant'ın şahadetini eleştirirken, bu şahadette belirlenen tutarsızlıklara, doğal olmayan veya rasyonel b-ir kişiden beklenmeyen bir takım hareketlerin varlığına dikkatimizi çekti ve bu tanığın şahadetine inanmanın yaratacağı tehlikelere işaret ettikten sonra bizi şahadetini reddetmeye ve ona hiçbir kıymet vermemeğe davet etti.
İstinaf edenin de üzerinde ısr-arla durduğu hususlar ve özellikle bunlar teker teker ve birbirinden ayrı bir şekilde incelemeye tabi tutulduklarında Ali Nalbant'ın şahadetinin ilk nazarda muteber bir şahadet olarak değerlendirilmesinin oldukça tehlikeli olabileceği izlenimini vermektedi-r. Ne var ki bu tanığın en azından tarafları tanımaması ve tarafgirliği konu edilmediği cihetle tarafsız oluşu, şahadetinin bazı yerlerde göze çarpan tenakuzların önemini bertaraf etmeye yeterli addolunmalıdır.
Saniyen birçok geçmiş kararlarımızda da müt-eaddit defalar tekrarladığı-mız gibi, tanıkların şahadetlerinin değerlendirilmesinde ilk mahkemelerin, Yargıtaya oranla daha avantajlı oup bu nedenle Yargıtay, şahadet olduğu sürece onların yaptıkları bulgulara müdahale etmekte hayli çekingen davranmaktadı-r. Bütün mesele, İlk Mahkemenin varmış olduğu bulguya varabilmesi için önümde yeterince şahadet olup olmadığıdır. Elebetteki bu şahadetin de makul ve inanılabilir türden olması gereklidir. Bu genel prensipten hareketle huzurumuzdaki istinafı incelediğimizd-e İlk Mahkemenin yapmış olduğu bulguları yapabilmesi için önünde yeterli şahadetin var olduğu görülür. keza bu şahitin gayri makul veya inanılmaması gereken şahadet olduğunu da söylemeğe imkân yoktur. Hal böyle olunca İlk Mahkemenin de bu şahadete dayanara-k kazanın oluşu konusunda yapmış olduğu bulgunun hatalı olduğunu söylemek olankasızdır. Kazanın oluşu konusunda İlk Mahkemenin varmış olduğu yargıya müdahalemiz söz konusu edilemiyeceğine göre kazanın önlenemeyecek bir kaza (unavoidable accidebt) olduğu gö-rüş ve iddiasına itibar etmek olanaksızdır. Bu nedenlerle birinvi istinaf sebebinin reddolunması gerekir.
2. İstinaf sebebi:
Bu sebeple istinaf eden küçük davacı lehine hükmolunan genel zarar ziyanın müdahalemizi gerektirecek kadar çok olduğundan yakı-nılmaktadır.
Küçük davacının aldığı yaraları, geçirdiği ve geçireceği tedavi türlerini, bundan sonraki ne kadar oalcağı belli olmayan yaşamında hiçbir zaman normal bir insan gibi yaşayamıyacağı ve devalı bir bakıcıya ihtiyacı olacağını daha önce belirtmi-ştik. Bunları tekrarlamakta yarar görmüyoruz. Küçüğn düçar olduğu bedensel ve zihinsel yaraları, bunların etkilerini ve Türk Lirasının devamlı bir şekilde değer kaybına uğradığı gerçeği dikkate alındığında genel zarar ziyan için belirlenen 15,000,000TL'nin- aşikâr surette çok olduğuna ikna edildiğimizi söyleyemeyiz. Bu nedenle bu istinaf sebebinin de reddolunması gerekir.
İstinafın duruşması esnasında, istinafın reddolunması halinde, küçük davacı lehine hükmolunan 177,755TL ile ödeme tarihinde resmi kur üz-erinden 1091 sterlinin karşılığı olacak ve bunların dava tarihinden nihai tediye tarihine değin %4 faizin küçük davacının tedavi masrafları babası Mehmet Özdamar tarafından yapıldığı için bunların küçük davacıya ödenmeyip babası Mehmet Özdamar'a ödenmesine- olanak vermek için hükmün gerekli değişikliğe tabi tutulması hususunda taraflar fikirbirliğine varmışlardır. Biz de bunu makul bulur ve hükmünde yukarıda belirtilen değişikliğin yapılmasını emrederiz.
Sonuç olarak istinaf yukarıda sözü edilen ve yapılma-sı emrolunan değişikliğe tabi olarak reddolunur.
İstinaf masrafları istinafe denler tarafındam ödenecektir.
(Saih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç - Yargıç Yargıç
7 Şubat 1986
-
-5-
-
Full & Egal Universal Law Academy