-D.14/98 Yargıtay/Hukuk 11/94
(Dava No: 577/91; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Celâl Karabacak, Gönül Erönen, Seyit A. Bensen.
İstinaf eden: Hasan Şerbetçioğlu, Lâpta
(Davalı)
-ile--
Aleyhine istinaf edilen: 1. Christopher Boak, Karaoğlanoğlu
Girne,
2. Sylvia Betsy Boak, Karaoğlanoğlu
Girne (Davacılar)
A r a s ı n d a.
Girne Kaza Mahkemesinin 5-77/91 sayılı davada 5 Ağustos 1993
tarihinde verdiği karara (Mustafa H. Özkök Kaza Mahkemesi Başkanı, Göksel Başak Kaza Mahkemesi Yargıcı) karşı Davalı tarafından yapılan istinaftır.
İstinaf eden namına: Avukat Tahir Seroydaş
Aleyhine istinaf edilenler n-amına: Avukat Ali Dana.
------------------
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak: Bu istinafta Mahkemenin ilk hükmünü Sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen:Davacılar Hukuk Usulü Nizamatı Emir 2 Nizam 1 altında 22.5.1991'de Girne Kaza Mahkemesi-nde dosyalanan 577/91 sayılı davanın Tafsilatlı Talep Takririni 27.11.1991 tarihinde dosyaladılar. Davacıların Tafsilatlı Talep Takriri yedi paragraftan oluşmakta olup aynen şöyledir:
" 1. Davacılar karı - koca olup, İngiliz vatandaşıdırlar ve takriben- son 5 seneden beri Girne Karaoğlanoğlu köyünde ikamet etmektedirler. Davacı No 1 ağır taşıt vasıtaları ve dozer tipi vasıtaların tamiri ve alış satışı ile iştigal etmektedir.
2. Davalı dava ile ilgili tüm zamanlarda Davacı No
1'in yanında ve/vey-a vekili olarak çalışmakta
idi.
3. Davalılar takriben Temmuz 1988 tarihinde Girne'li Erbil Erensoy'dan 65,000 Sterling mukabilinde Girne kazasında Zeytinlik köyünde, Pafta/Harita XII/11 E.1 ve 2'de kayıt no 113, parsel 247/4 ve kayıt no 97, parsel -200 tahtında kayıtlı taşınmaz malları müştereken satın almak için mezkur Erbil Erensoy ile anlaşma yaptılar. Davacılar İngiliz Uyruklu olduklarından ve henüz gerekli izni ve/veya KKTC Yurttaşlığı almamış oldukları nedeni ile adı geçen taşınmaz mallar Davac-ılar adına kaydedilemeyeceğinden Davacılar Davalı ile anlaşma yaptılar ve Davacılar adına koçan çıkmasının mümkün olacağı tarihe kadar mezkur taşınmaz malların Davalı adına geçici olarak kaydedilmesi ve Davacıların talep ettikleri zaman mezkur malın Davalı- tarafından Davacılara ve/veya Davacıların göstereceği herhangi bir şahıs veya şirkete Davalı tarafından devir ve koçan edilmesi için Davalı ile anlaştılar. Mezkur anlaşma üzerine Davacı yukarıda mezkur satış bedelinin tümünü Erbil Erensoy'a ödeyerek adı g-eçen taşınmaz malların Davalı ismine kaydedilmesini sağladılar.
4. Takriben Mayıs 1991 tarihinde Davalı adı geçen taşınmaz malları Davacılara veya gösterecekleri herhangi bir şahıs veya şirkete devretmeyeceğini ve işbu taşınmaz malların Davalıya ait olup -Davacıların bu mallar üzerinde hiçbir hakları olmadığını söyleyerek ve/veya iddia ederek ve/veya öyle bir tavır takınarak Davacılar ile yapmış olduğu anlaşmayı inkar ve ihlal etmiştir.
5. Mezkur taşınmaz malların ihlâl tarihindeki değeri 100,000 Sterling'-in fevkindedir.
6.Davalının yukarıda mezkur ihlâli neticesinde Davacılar 100,000 Sterling fevkinde bir zarara ve/veya kayba düçar kalmaktadırlar ve/veya kalmışlardır.
7. Yukarıdaki nedenlerle Davacılar Davalıdan;
a) 100,000 Sterling fevkinde zarar -ziyan; ve
b) Nizami faiz; ve
c) Muhterem Mahkemenin uygun göreceği başka
herhangi bir emir ve/veya hüküm ve/veya çare;ve
d) İşbu dava masraflarını, talep
etmektedirler."
Davalı ise 12.3.1992 tarihinde dosyalamış olduğu Müdafaa Takririnde iptidai- itiraz olarak özetle;
A) Davacıların KKTC'den mal satın alma izinleri olmadığı cihetle Davalı ile yaptıkları iddia edilen anlaşmanın gayrı yasal (illegal) olduğunu;
B) Davacıların dava konusu malları almak için izinleri olmadığı gibi üçüncü şahıslara devr-edilmesi için talepte de bulunmadıkları cihetle henüz dava sebeplerinin doğmamış olduğunu;
C)Davacıların KKTC'de kanunen emlak işi ile iştigal etmeleri mümkün olmadığı için de dava sebeplerinin dayandığı olguların da illegal olduğunu;
ileri sürerek davanı-n daha ileri götürülmeden reddini talep etmiştir.
Bu iptidai itirazlardan sonra müdafaasına devam eden Davalı, 16.10.1989 tarihli vekaletname ile Davacıların KKTC'de umumi vekilleri olduğunu, davada iddia olunan 97 ve 113 kayıt nolu gayrimenkullerin adın-da kayıtlı olmadığını iddia ederek, Davacılardan, konu işyerinin tasarruf ve/veya kullanımını Davacılara temin etmesinden dolayı 50.000.000TL, Mayıs-Aralık 1990'a kadar yaptığı işlerden dolayı Davacı No 1'in ödemeyi
taahhüt ettiği komisyonluk miktarı ola-n 550.000.000TL nın %15'i 82.500.000TL ve Davacı No 1'e 10.000 Sterlin borç para verdiğini, bu borçlanmaya karşılık Davacıların mezkur 1 ve 1805 kayıt nolu gayrimenkulleri borçlarına karşılık kendisine yapacakları ödeme yerine kaim olmak üzere Davalıya bır-akmayı ve/veya vermeyi kabul ve teklif ettiklerini, Davalının da bu teklifi kabul ettiğini ve bu şekilde Davalının da kabulü ile tarafların anlaştıklarını, Talep Takririnde ileri sürülen hususların ise uydurma olduğunu, dava konusu mallar için Tapu'nun top-lam 95.000.000TL rayiç bedel takdir ettiğini, Davacıların talep ettiklerine veya bir kısmına hakları olmadığı cihetle davanın reddini talep etmektedir.
Davacılar ise 17.3.1993 tarihinde dosyalamış oldukları Müdafaaya Cevap Takrirlerinde Davalının iddialar-ını genel olarak reddederek Talep Takrirlerinde ileri sürdükleri hususlarda ısrarlı olduklarını belirttiler.
21.10.1992 tarihinde başlanan davanın duruşmasında Davacı 1 şahadet vermiş ve iki Tanık dinletmiştir. Davalı ise şahadet vererek üç Tanık dinletm-iştir.
Sunulmuş olan şahadet ışığında Alt Mahkeme taraflar arasındaki ilişki ile ilgili aşağıdaki görüş ve bulgulara varmıştır:-
".....Davalının Davacıların müstahdemi olduğu ve ayni zamanda Davalının Davacıların umumi vekili olduğu Davacıların ve/veya Da-vacı No.1'in Erbil Erensoy'dan satın aldığı iki parça gayrımenkulü kendileri adına kaydettirmek mümkün olmadığı cihetle 1 kayıt nolu gayrımenkulü 11.10.1989 tarihinde 1805 kayıt nolu gayrimenkulu ise 27.10.1989 tarihinde Davacı no.1 Erbil Erensoy'un vekili- sıffatıyle Davalıya satmış gibi gösterilerek Davalı adına kaydedildiği ve Davalının bir gayrımenkulün Davacılar adına
kaydetmenin mümkün olacağı yani Davalıların KKTC vatandaşı olacakları ve/veya Bakanlar Kurulundan satın almak için özel izin alacakları- zamana kadar Davalının adında kayıtlı kalacağı ve Davacıların adına kaydı mümkün olduğu zaman Davacılar adına veya gösterecekleri üçüncü kişi adına kaydettirmek için tarafların anlaştıkları, dava açıldığı tarihte ve duruşmanın yapıldığı tarihlerde Davacıl-arın KKTC vatandaşı olmadıkları gibi dava konusu gayrimenkulleri satın almak için Bakanlar Kurulundan izin almadıkları ve izin almak için müracaatta bulunmadıklarını, bu malların üçüncü şahıs adına kaydettirilmesi için Davalıdan talepleri olmadığı 12.10.88- tarihinde Davacıların kızı Laurane Shirley Boak'un Bakanlar Kurulu kararı ile dava konusu gayrımenkullerden kesin tasarruf belgesi no.97, 3 dönüm 2 evlek ebadında olan malı alması için izin verildiği Davacıların kızları adına kaydedilmesi için de talepte -bulunmadıkları Ocak 91'de Davalının işten durduğu dava konusu gayrımenkuller halen Davalı adında kayıtlı bulunduğu hususları kanıtlanmıştır, kanaatindeyiz ve bu hususlarda bulgu yaparız."
Alt Mahkeme 5.8.1993 tarihinde vermiş olduğu kararda Davalının bir-inci iptidai itirazını reddetmiştir. İkinci iptidai itirazı kabul eden ve dava sebebinin henüz doğmadığına karar veren Alt Mahkeme, üçüncü iptidai itirazı, 1.ve 2. iptidai itirazlarda vardığı bulgular neticesinde, ret etmiştir. Alt Mahkeme muhtemel istinaf-ı gözönünde tutarak davanın esasını da incelemeyi uygun görmüştür.
Alt Mahkeme davanın esası ile ilgili olarak yaptığı incelemede başka şeyler yanında taraflar arasında anlaşma yapıldığı zaman gerçekleşmesi öngörülen şartın henüz gerçekleşmediğinden anlaş-manın ihlâlinden söz edilemiyeceği; keza anlaşmanın ihlâl edildiğinin Davacılar tarafından yeterli şekilde ispat edilmediği nedenlerine dayanarak davanın reddedilmesi gerektiği bulgusuna varmıştır. Yine de muhtemel bir istinafı dikkate alarak, anlaşmanın i-hlâl edilmiş olması
halinde Davacıların almaya hakkı olduğu zarar ziyanın ne olacağını tesbit etme yönüne gitmiştir. Alt Mahkeme yaptığı etüdde, ilgili dönemde rayiç bedel ve sterling kuru ile ilgili sunulan şahadeti de değerlendirerek ortalama olarak Ma-yıs 1991'de dava konusu taşınmaz malların 24.000 sterling değerinde olduğu bulgusuna varmıştır.
Daha sonra Davalının iddialarını inceleyen Mahkeme, Müdafaa Takriri ile Davalının şahadeti arasında esasa müteallik çelişki olduğuna karar vermiş ve borçla il-gili iddialarını kanıtlamak için yeterli şahadet bulunmadığından, Davalının bu konudaki şahadetine değer vermemeyi uygun görmüştür. Neticede
Davacıların davalarında başarılı olmadıkları cihetle davayı ret etmeyi uygun gören Alt Mahkeme,davanın özelliğini -ve geçirdiği safahatları dikkate alarak masraflar için herhangi bir emir vermemiştir.
Davadaki ret kararından Davacılar 10/94 sayılı istinafı, Davalı ise 11/94 sayılı işbu istinafı dosyaladılar. Dava konusu ile ilgili olarak daha sonra Girne Kaza Mah-kemesinde 428/94 sayılı yeni bir dava açan Davacılar, 10/94 sayılı istinaflarını 13.2.1995 tarihinde geri çektiler.
428/94 sayılı davaya atıfta bulunulduğu cihetle bu dava dosyası Yargıtay tarafından incelenmiştir. Alt Mahkemede açılan 428/94 sayılı dava-da Davacının dosyalamış olduğu Talep Takririnde, 577/91 sayılı davadaki Mahkemenin vardığı bulgulara ve sonuca atıfta bulunulduğu görülmektedir. Buna ilâveten Davacılar 428/94 sayılı davanın Talep Takririnde özetle, takriben Şubat 1993 tarihinden itibaren -KKTC vatandaşlığına geçtiklerini, Davalıdan yazılı olarak konu malların adlarına koçan edilmesini talep ettikleri halde Davalının konu malları
adlarına koçan etmeyi reddettiği ve bu şekilde davranarak anlaşmayı ihlâl ettiği iddiasında bulunmaktadırlar. B-u hususları da ifade ettikten sonra Davalıdan 100,000 sterling zarar ziyan ve bu meblağ üzerinden nizami faizin masraflarla birlikte ödenmesi için Mahkemeden hüküm talep etmektedirler. 428/94 sayılı davadaki Müdafaa Takriri işbu istinafın sonucu beklendiği-nden bilgimde olduğu kadarıyla henüz dosyalanmış değildir.
Huzurumuzdaki istinaf, Davalının dosyaladığı ve daha çok iptidai itirazlara bağlı 7 istinaf sebebine dayanan 11/94
sayılı istinaftır. Davalının istinaf sebeplerini beş başlık altında özetle şöyle- sıralayabiliriz:-
1.Alt Mahkemenin, gerek birinci iptidai itiraz maksatları gerekse davanın esası maksatları açısından taraflar arasında var olduğu iddia edilen anlaşmanın yasal ve şarta bağlı bir anlaşma olduğu hususundaki bulguları, huzurunda bulunan -şahadet ışığında hatalıdır. Keza Mahkeme, yabancı uyrukluların KKTC'de taşınmaz mal edinmeleri ile ilgili yasal durumu yanlış anlayarak uygulamıştır.
2.Talep Takririnde Davacılar Davalı ile yapmış oldukları anlaşmanın, "şarta bağlı bir anlaşma" olduğu hu-susunda iddia yapmamışlardır. Bu nedenle Alt Mahkemenin Talep Takririnde iddia olunmayan bu husustaki bulgusu hatalıdır.
3.Konu ile ilgili yasal mevzuatı ve içtihadi prensipleri yanlış uygulayarak Davalının gerek ikinci ön itirazı gerekse davanın esası -bakımından ve/veya davanın zamansız veya mevsimsiz ikame olunduğundan dolayı ve/veya Davacıların davasını ispatlayamamalarından dolayı reddetmesine rağmen masraflar için Davalı leyhine emir vermemekle Alt Mahkeme takdir yetkisini hatalı kullanmıştır.
4.Da-valının sunmuş olduğu şahadete inanması gerekirken şahadeti yanlış değerlendirerek mukabil dava doğrultusunda hüküm vermemekle Alt Mahkeme hatalı hareket etmiştir.
5.Konu ile ilgili yasal mevzuatı ve içtihadi prensipleri yanlış uygulayarak, dava konusu ta-şınmaz malların Mayıs 1991 tarihi itibarıyle rayiç bedelinin 24,000 UK pound olduğu hususundaki bulgusu ve/veya Davacıların zarar ziyanının bu miktarda olduğu ve/veya Davacıların zarar ziyanının ihlal tarihindeki değil de hüküm tarihindeki TL karşılığının -olduğu hususundaki bulgusu hatalıdır.
Taraflar istinafın duruşması esnasında sadece hitapla yetinip şahadet sunmadılar.
1. 2. 3. ve 4. İstinaf sebebleri:
Hemen belirtmek gerekir ki hiç bir Mahkeme "illegal" yani yasa dışı bir anlaşmanın uygulanmas-ını sağlamaz. Bir anlaşmanın (akitin)
a)Yapılışı yasa dışı olabilir,
b)İcrası veya ifası yasa dışı olabilir (its performance)
c)İvazı yasa dışı olabilir,
d)Akit yapmaktaki amaç veya hedef yasa dışı olabilir.
Chitty on Contracts 21.baskı sayfa 465 para- 893'de de bu konuda şöyle deniyor:
"Whenever the contract which a party seeks to enforce,be it express or implied,is expressly or by implication forbidden by the common or statute law,no court,either of law or equity,will lend its assistance to give it ef-fect. Although in general the agreements into which the parties enter have the force of law over those parties,yet this does not apply where the interests of the public or of morality are affected by the agreement and may be injured by the observance of it-s provisions."
Yapılan herhangi bir anlaşmanın yasal (legal) olduğu hususunda genel karine (presumption) mevcuttur. Aksine old-uğunu ispat etmek iddia eden tarafa düşmektedir.
Yine aynı eserin 467. sayfasında:-
"But the presumption of law is in favour of the legality of a contract;therefore,if it be reasonably susceptible of two meanings or two modes of performance, one legal a-nd the other not, that interpretation is to be put upon it which will support it and give it operation ;and it lies upon the party attempting to set aside a transaction for illegaity to prove it."
-Mahkemeler bir anlaşmanın açıkca (on the face of it) yasa dışı olduğu durumlar hariç, bir anlaşmanın yasa dışı olup
olmadığını incelerken yasa dışı durumu yaratabilecek durum ile ilgili tüm olgulara bakması gerekir.
Genelde taşınmaz mal satın almaya i-lişkin anlaşmaların amacı veya ivazı gayrı yasal bir amaç taşımamaktadır. Halbuki huzurumuzdaki meselede gayrımenkul mal satın almaya ilişkin bir anlaşmanın yasa dışı olduğu iddiası mevcuttur. Davalının istinaftaki esas iddiası, taraflar arasında Davacını-n mal satın almak için "Olağanüstü Durum Süresince, Türk Cemaatına Mensup Olmıyan Şahıslara Gayrımenkul Mal Satışını Önleyen Kural" diye bilinen 6/69 sayılı Yasa tahtında izni olmadığı cihetle böyle bir akit yapmak için ehliyetli olmadığı, ve bu şartlar -altında yapılan anlaşmanın yasa dışı(illegal)olduğu, bu nedenle yapıldığı tarihten itibaren (ab initio) batıl (void) ve yok sayılması gerektiğine dayanıyor.
İstinaf Edenin dayandığı 6/69 sayılı Yasanın ilgili 3(1) maddesi şöyledir:-
" 3(1)İşbu kural yürür-lüğe girdiği tarihten itibaren Türk Cemaatına mensup olmayan şahıs veya şahıslara gayrımenkul mal satışı menolunur ve bu maddeye aykırı hareket edenler bir suç işlemiş olurlar".
3(2)..............
4. maddesi ise şöyledir:
" Bu gibi bir satışı teşvik ve- teshil edenler, ücretli veya ücretsiz aracılık edenler, Tapu muamelesini yapanlar veya yapılmasına yardım edenler veya bunlardan herhangi birini yapmaya teşebbüs edenler bir suç işlemiş addolunurlar".
7. madde ise ne gibi hallerde belirtilen yasağın kal-kabileceğini içeriyor:-
-" Türk Cemaatının hakkına halel gelmeyeceği aşikâr olan zaruri hallerde emvali gayri menkulenin satışına Yetkili Makam müsade edebilir."
-
İlgili tarihte Davacıların Bakanlar Kurulundan izin alamıyacağı veya KKTC vatandaşlığına geçemiyeceği sözkonusu olmayıp, bu husus ihtilâf konusu da edilmemiştir.
Yasanın 3(1) maddesi KKTC vatandaşı olmıyan bir şahsa taşınmaz mal satmayı, Tapu muamelesi y-apmayı ve teşebüste bulunmayı dahi suç sayıp yasaklamaktadır. Başka bir deyişle KKTC vatandaşı olmıyan bir kişinin adına herhangibir taşınmaz mal hiçbir şekilde devredilemez. Burda yasa koyucunun temel amacı, ilgili yasanın geçirildiği dönemi dikkate aldı-ğımızda toprak bütünlüğünü zedeleyecek durumlara yer vermemek, Kıbrıslı Türklere ait malların yabancıların adına geçmesini önlemek ve Kıbrıs Türk Yönetiminin tasarruf ve yönetimi altında bulunan taşınmaz malları korumaya, yöneliktir. İlgili yasa tahtında K-KTC vatandaşı olmıyan kişiye taşınmaz mal satımı ancak Bakanlar Kurulu kararı ile mümkün kılınabilir.
Akitsel bir ilişkiye girecek olan herhangi bir kişinin akit yapmak için ehliyetli olduğu var sayıldığı genel bir kuraldır. (has capacity to contract). B-aşka bir ifadeyle akit yapan iki tarafın ilk nazarda prima facie akit yapmak için
ehliyetli oldukları var sayılır. Bu varsayımın aksi, yani kişinin ehliyetli olmadığı hususunun, iddia eden tarafından ispat edilmesi gerekir. Yasa koyucu, 6/69 sayılı Yasan-ın 3. maddesi ile KKTC vatandaşı statüsünde olmıyan yabancı uyruklu bir kişinin KKTC vatandaşlarına ait taşınmaz malların mülkiyetini gerek akit, gerek ipotek, mübadele veya başka şekilde devralmasını yasa dışı kabul etmiştir.
Huzurumuzdaki meselede ilgi-li tarihte Davacılar KKTC vatandaşlığına geçmedikleri gibi Bakanlar Kurulundan mal satın almak için izinleri de olmadığından adlarına mal
devredilebilmesi için satış anlaşması yapmalarına 6/69 sayılı Yasa cevaz vermemekte idi. Ancak buna rağmen, huzurumuz-daki meseleye ait olguları, 6/69 sayılı Yasaya aykırı bir fiilin gerçekleşip gerçekleşmediği açısından incelememiz gerekmektedir. Şöyle ki: Satışın Davacılar leyhine gerçekleştirilmesinin şarta bağlı olması gerçeği karşısında, anlaşmanın yapıldığı tarihte -Davacıların vatandaş olmaması, konu anlaşmayı yine de yasa kapsamına koyarmıydı?
Huzurumuzdaki meselede tartışılan aktin, illegal olması için dava konusu anlaşma ile dava konusu malların satın alınmış olması veya buna teşebbüs edilmiş olunması gerekir.
-
6/69 sayılı Yasanın tefsir bölümü olan 2. maddesi
"satış" veya "satma" tabirini şöyle ifade etmektedir:-
"akitle satış,ipotek,mübadele veya herhangi başka yolla mülkiyetin devrini ve 5 seneyi mütecaviz icarı kasteder".
İlgili yasa tahtında herhangi bir a-kte konu herhangi bir taşınmaz malın satışının yasa dışı olabilmesi için söz konusu aktin yabancı uyruklu kişiye herhangi bir şekilde bahse konu
taşınmaz malın mülkiyetinin devrini öngörmesi ile mümkün olmaktadır. Anlaşma ile gerçekleşecek olan "mülkiyet- devri" ancak satın alınmak istenilen taşınmaz malın Davacılar adına tapu kaydı yapıldığı takdirde tamamlanabilir.
"A "sale" means the exchanging of property for money." (Chitty on Contracts p.129 footnote)
Huzurumuzdaki meselede 6/69 sayılı Yasa kapsam-ına giren ve yabancı uyruklu oldukları tartışma konusu olmayan Davacılar, Bakanlar Kurulunun izni olmaksızın taşınmaz mal satın almak üzere bir anlaşma yapmamışlar hatta buna teşebbüs dahi etmemişlerdir. Bu davaya taraf olan kişiler yasanın öngördüğü
izni- aldıktan veya vatandaşlığa geçtikten sonra bahse konu taşınmaz malların mülkiyetine sahip olmak üzere bir anlaşma yapmışlardır.
Cheshire & Fifoot Law of Contract 4.baskı sayfa 386'da yapılışı yasa dışı ve geçersiz olan akitler hakkında şöyle deniyor:-
"A- contract that is void in its inception cannot be ratified; for ratification postulates an act which is capable of being ratified".
Huzurumuzdaki meselede paranın Davacılar tarafından ödenmiş olduğu bir gerçektir, ancak anlaşmaya konu taşınmaz malın Dava-cılar adına kaydedilmesi öngörülmemiş tam tersine konu taşınmaz mal Davalı adına kaydedilmiştir. Mülkiyet yabancı uyruklu Davacılara devredilmemiştir. Dolayısıyle ilgili yasa kapsamına giren ve mülkiyeti Davacıya veren gerçek bir "satış" yoktur. Satışın ge-rçekleşmesi Davacıların KKTC vatandaşı olmasına veya Bakanlar Kurulundan izin almalarına bağlıdır. Bunların herhangi birinin gerçekleşmesi halinde zaten satış
6/69 sayılı Yasanın kapsamı dışına çıkacaktı. Dolayısıyle yapıldığı tarihte yapılışı yasa dışı -olan bir anlaşmanın mevcut olduğu söylenemez. Keza aynı şekilde anlaşmanın Davacılar tarafından yapılmış olması veya bu anlaşmanın gerçekleştirmek istediği amacın yasa dışı olduğu söylenemez. Paranın Davacılar tarafından ödenmiş olması 6/69 sayılı Yasa tah-tında suç işleme yönüne gidildiğini veya teşebbüs edildiğini göstermez çünkü davaya konu anlaşma, yapıldığı tarihte, yasal bir satışı gerçekleştirmeye yöneliktir. Tüm ilgili zamanlarda Davacının ilgili yasaya aykırı bir işlem yapma girişimi veya teşebbüs -etme niyeti olmamıştır. Bu nedenlerle ilgili akit ab initio geçersiz (void) değildir.
Davacılar, eğer vatandaşlığa geçmeden veya izin almadan malın tapusunu anlaşma ile adlarına kaydedilmesini sağlamaya çalışmış olsalar idi, bu durumda satış anlaşması -yasa dışı geçersiz ve yasal olarak uygulanamaz bir anlaşma olacaktı. Davacılar bunu yapmaya çalışmamıştır. İlgili şartlar yerine getirilmesi halinde anlaşma yasal olarak uygulanabilecek (enforecebale in law) duruma gelecektir. Dolayısıyle Davacıların şaha-detine inanarak vardığı sonuçta Alt Mahkemenin bu konudaki bulgusu hatalı değildir.
(Bak bu konuda Cyprus Import Corporation Ltd.,v. Arıstos Kaisis 1974 1 CLR p.16 v C. Demetriou v.Andorkas 1956 21 CLR p.187)
Fasıl 149 madde 31 ve 32 şartlı anlaşmalarl-a ilgili şunları söylemektedir:-
"31.A "contingent contract" is a contract to do or not to do something,if some event, collateral to such contract, does or does not happen."
32" Contingent contracts to do or not to do anything if an uncertain future -event happens cannot be enforced by law unless and until that event has happened.
If the event becomes impossible such contracts become void."
Huzurumuzd-aki meselede Alt Mahkemenin vermiş olduğu kararda, taraflar arasında varılan anlaşmanın "emanet anlaşması" olduğuna dair ibareler kullanılmıştır.Mahkeme, kararının büyük bir kısmında Fasıl 149 madde 31 ve 32 ye değinmemekle beraber, ilgili anlaşmanın Fas-ıl 149 madde 31 ve 32 kapsamında, "şartlı" bir anlaşma olduğu bulgusuna varmış ve bu şartlar henüz gerçekleşmediği cihetle davayı reddetmiştir. Bunu yaptıktan sonra Alt Mahkemenin taraflar arasında "emanet anlaşması" olduğuna değinmesi anlaşmanın şeklini v-e türünü değiştirmemektedir. Dolayısıyle diğer görüş ve bulguları ışığında Alt Mahkemenin yasal anlamda bir "emanet" anlaşmasının varlığını kastettiği görüşünde değilim.
Yukarıda görüleceği gibi Davacılar Talep Takrirlerinde açık bir ifade ile var oldu-ğunu iddia ettikleri anlaşmaya ilişkin olguları ve şartlarını sıralamışlardır. Talep Takririnde sırf "şartlı anlaşma" ibaresi yer almadığı cihetle Alt Mahkemenin taraflar arasında şartlı anlaşma olduğu bulgusuna varamıyacağını iddia etmek doğru değildir ve- Davalının, Davacıların davasını anlamadığı anlamına gelir.
Bir davaya taraf olan herkes gibi, Davalının işbu davada sürprizle karşılaşmamak hakkı elbette vardır. Nitekim böyle bir sürpriz yaratmamanın en doğal şekli "esasa ilişkin" olguların lâyihalarda- doğru bir şekilde yer almasıdır. Bu, lâyiha hazırlamanın temel kuralıdır. Eğer Davalı, Davacıların talebini
anlamamış olsa idi müdafaasını hazırlamaya çalıştığı sırada munzam tafsilat istemeye hakkı var idi. Bu yol kendisi-ne açık olmakla birlikte, böyle bir müracaat yapmadığına göre Talep Takririnde verilen bilgilerin müdafaasını hazırlamak için yeterli olduğu anlaşılmaktadır. Esasa ilişkin olan önşartın "Davacıların vatandaşlığa geçmeleri veya izin almaları" olduğu zaten T-alep Takririnde serdedilmiştir. Bu nedenle bu konuda ileri sürülen istinaf sebebinin samimi olmadığı ve reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
İlgili anlaşmanın yasal olduğu görüşüne vardıktan sonra, anlaşmanın yukarıda belirtildiği şekilde şartlı -bir anlaşma olduğu noktasından hareket ettiğimizde Davacıların ilgili taşınmaz malı satın alabilmeleri vatandaşlığa geçmeleri veya
izin almaları önşartına bağlı olduğunu görmekteyiz. Önşart yerine getirilmeden ise ilgili anlaşma altında Davacıların dava a-çma hakkı doğmamaktadır. İlgili anlaşma altında Davacıların dava sebebi ancak Bakanlar Kurulundan izin aldıktan veya vatandaşlığa geçtikten sonra ve ilgili taşınmaz malın adlarına veya gösterecekleri başka bir şahsın adına kaydedilmesini veya devredilmesin-i Davalıdan talep etmeleri ve Davalının ise işbu talebi reddetmesi halinde, doğacaktır. Mesele ile ilgili zamanlarda söz konusu şartlar gerçekleşmemiş veya dava konusu taşınmaz malın herhangi bir şahsa devri Davacılar tarafından talep edilmemiştir. Bu duru-mda taraflar arasındaki anlaşmanın ihlâl edildiğinden bahsedilemez. Ayni şekilde Davalı da anlaşmanın ihlâlinden sorumlu tutulamaz. Bu nedenle bu konuda da Alt Mahkemenin yanıldığı veya hata ettiği söylenemez.
Şunu belirtmek gerekir ki İlk Mahkeme olara-k tanıkları izleyen, şahadeti dinleyen ve değerlendiren Alt Mahkemenin Davacıların şahadetine inanmaması için neden görülmediği gibi,
bu konudaki görüş ve bulgularına müdahalemizi gerektiren bir durum olmadığı kanaatindeyim. Huzurunda bulunan şahadet ile- vardığı sonuçlar arasında esasa müteallik çelişki yoktur. Taraflar arasındaki ilişkinin Davalının değil Davacıların izah ettiği şekilde olduğu kanaatine varması için İlk Mahkeme huzurunda yeterli şahadet bulunduğuna değinerek bu konuda daha fazla görüş be-yan etme gereğini duymuyorum.
Masraflarla ilgili istinaf sebebine gelince.
Sayın meslektaşım Seyit A. Bensen'in kaleme almış olduğu kararını daha önceden okuma fırsatım olmuştur. Sayın Bensen'in, Davacıların davalarını ispatlayamadıklarından dolayı Alt- Mahkemenin davayı reddetmesine rağmen masraflar için Davalı leyhine emir vermemekle ilgili serdettiği görüşler ve varmış olduğu sonuca aynen katıldığımı, belirtmek isterim.
5. İstinaf sebebi:
Bu mesele ile doğrudan ilgili Girne Kaza Mahkemesinde 42-8/94 sayılı dava ikame edilmemiş olsa idi, beşinci istinaf sebebini işbu kararımızda ele alıp inceleyecektik. Ancak Alt Mahkeme 428/94 sayılı davada zarar ziyan veya tazminat ile ilgili görüş ve bulgulara varması gerekeceğinden, Alt Mahkemeyi, varması gere-ken bulgularda etkilememek için, bu konuda görüş beyan etmeme düşüncemizi yerinde ve isabetli bulmaktayım.
Netice itibarıyle, Davalı istinafında başarılı olmadığı cihetle istinafın reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
İşbu istinaf masraflarının Davalı- tarafından Davacılara ödenmesi uygun olacaktır.
Celâl Karabacak: Şimdi de Sayın Seyit A. Bensen kendi hükmünü okuyacaktır.
Seyit A. Bensen: İngiliz vatandaşı olan Aleyhine İ-stinaf Edilen/Davacılar, karı-koca olup son 5 yıldan beri Girne Karaoğlanoğlu köyünde ikamet etmektedirler. İstinaf Eden/Davalı ise dava ile ilgili zamanlarda ağır taşıt vasıtaları ve dozer tipi vasıtaların tamiri ve alım-satımı ile iştigal eden Davacı No.-1'in yanında çalışmakta idi. Davalı aynı zamanda 16.10.1989 tarihli iki vekâletname tahtında Davacıların umumi vekili idi.
Davacılar takriben Temmuz 1988 tarihinde Girne'de aktedilen bir satış sözleşmesi ile Girne'li Erbil Erensoy'dan Girne Kazasında, Z-eytinlik köyünde kâin Pafta/Harita XII/II.E.1 ve 2; Parsel no.200 ve 247/4, kayıt numarası 97 ve 113 olan 2 parça tarlayı £62.000 sterline müştereken satın aldılar. Yabancıların Fasıl 109, madde 3'e göre Kıbrıs'ta taşınmaz mal almaları Bakanlar Kurulu'nun -iznine bağlıdır. Davacılar, yabancıların Kıbrıs'ta taşınmaz mal sahibi olmaları Bakanlar Kurulunun iznine bağlı olduğu için Tapu Dairesine giderek devir işlemlerini yaptıramadılar. Karşılaştıkları sorunu çözmek için Davacılar, itimat ettikleri ve müstahdem-leri olan Davalı ile sözlü bir anlaşma yaptılar. Anlaşma şartlarına göre, Davacıların adına koçan çıkmasının mümkün olacağı tarihe kadar dava konusu taşınmaz malların Davalı adına geçici olarak kaydedilmesi ve Davacıların talep ettikleri zaman mezkûr malın- Davalı tarafından Davacılara veya Davacıların göstereceği herhangi bir üçüncü şahsa Davalı tarafından devir ve koçan edilmesi için Davalı ile anlaştılar. Bu anlaşma üzerine 97 kayıt nolu taşınmaz mal 11.10.1989, 113 kayıt nolu taşınmaz mal ise 27.10.1989 -tarihinde Davacı no.1 tarafından konu malların kayıtlı mal sahibi olan Erbil Erensoy'un kanuni vekili
sıfatıyle Davalıya satmış gibi gösterilerek Girne Kaza Tapu Dairesinde Davalıya devretti. Devir üzerine Davalıya 1 ve 1805 nolu 2 adet yeni koçan isdar -edildi. Dava konusu taşınmaz mallar halen Davalı adında kayıtlı bulunmaktadır.
Talep Takririne göre Davalının Mayıs 1991 tarihinde konu malları, Davacılara veya gösterecekleri herhangi bir üçüncü şahsa devretmeyeceği iddia edilerek, Davalının Davacılarl-a yapmış olduğu anlaşmayı ihlâl ettiği ileri sürüldü. Davacılar konu anlaşmanın ihlâlinden dolayı Davalıdan konu taşınmaz
malların değeri olan £100,000 sterling zarar-ziyan talep ettiler.
Davalı ise dosyalamış olduğu Müdafaa Takririnde iptidai itirazda- bulunarak özetle:-
Davacıların İngiliz vatandaşı olmaları nedeniyle KKTC'de gayrimenkul edinebilmek için ilgili mevzuat tahtında izin sahibi olmadıklarını, dolayısıyle bu davadaki dava sebeblerinin dayandığı olgu veya iddiaların ve/veya Davalı ile yaptıkl-arı iddia edilen anlaşmanın illegal olduğunu;
Davacıların dava konusu taşınmaz malları almak için izinleri olmadığı gibi satış ve/veya devir edebilecekleri hususunda Davalıya herhangi bir şahıs göstermedikleri cihetle henüz bir dava sebebinin doğmamış oldu-ğunu;
Davacıların KKTC'de kanunen emlâk işi ile iştigal etmeleri mümkün olmadığı için de dava sebeblerinin dayandığı olguların da illegal olduğunu;
ileri sürerek davanın daha ileri götürülmeden reddini talep etti.
Davalı, müdafaasına devamla 16.10.1989 -tarihli vekâletnameler tahtında Davacıların KKTC'de umumi vekilleri olduğunu ve bilhassa Davacı no.1 ile birçok müşterek ticari iş ve/veya nakliye işi yaptıklarını, zaman zaman Davacı no.1'e borç para verdiğini ve keza Davacıların ve/veya şirketlerinin Kar-aoğlanoğlu'nda kâin işyerinin tasarruf ve kullanımını temin eden kişi olduğunu, dava konusu taşınmaz malların namına kaydolunmasının ise Davacıların talep takririnde iddia edilen anlaşma uyarınca olmadığını ve Davacılardan:
a) Yukarıda zikrolunan işyerini-n tasarruf ve/veya
kullanımını Davacılara temin etmesinden dolayı
50,000,000.TL ;
b) Davacılar ile takriben Mayıs 1990'dan Aralık 1990'a
kadar yapmış oldukları kum-çakıl nakliye işinden ve
yedek parça satış işlerinden dola-yı Davacıların
ödemeyi taahhüt ettiği komisyonluk miktarı olan
550,000,000.TL'nin %15'i 82,500,000.TL; ve
c) Davacı no.1'e takriben Aralık 1989'da £10,000
sterling borç para vermiş olmasından dolayı;
Davacılardan ceman 132,500,000.-TL + £10,000 sterling alacağı olduğunu, Davacıların £10,000 sterling ve yukarıda belirtilen 50,000,000.TL borçları için dava konusu taşınmaz malları mezkûr borçlarına bir teminat olmak üzere Davalı namına kaydolunmasını temin ettiklerini, bilâhare yukarıda- belirtilen 82,500,000.TL alacağı doğduktan sonra da Davacıların mezkûr £10,000 sterling ve 132,000,000.TL borç ve faizlerini ödeme yerine kaim olmak üzere dava konusu taşınmaz malları Davalıya vermeyi teklif ettiklerini, Davalının da bu teklifi kabul etti-ğini ve böylece dava konusu taşınmaz mallar hususunun
taraflar arasında bu şekilde neticeye bağlandığını, dava konusu taşınmaz malların rayiç bedellerinin toplam 95,000,000.TL olduğunu, bu davanın ikamesinden önce konu taşınmaz malları Davacılara veya g-österecekleri herhangi bir şahsa devretmesi için kendisine herhangi bir teklifte bulunmadıklarını ve/veya bu hususta aralarında herhangi bir konuşma geçmediğini ileri sürerek Davacıların talep ettiklerine hakları olmadığı cihetle davanın reddini talep etmi-ştir.
Davacılar dosyalamış oldukları Müdafaaya Cevap Takririnde, dava konusu taşınmaz mallar ile ilgili olarak Erbil Erensoy ile yapmış oldukları anlaşmaların illegal olmadığını ve Davalının Müdafaa Takririnde ileri sürdüğü iddiaları red ve inkâr ederek -taleplerinde ısrar ettiler.
Davanın duruşmasında 1. Davacı bizzat şahadet vermiş ayrıca 2 başka şahit çağırmıştır. Davalı da bizzat şahadet verip 3 tanık dinletti.
Tam kadrolu Girne Kaza Mahkemesi, huzurundaki şahadeti ve ibraz olunan belgeleri değer-lendirdikten sonra Davalının Davacıların müstahdemi olduğu ve aynı zamanda Davalının Davacıların umumi vekili olduğu, Davacıların Erbil Erensoy'dan satın aldığı 2 parça gayrimenkulü kendileri adına kaydettirmek mümkün olmadığı cihetle 1 kayıt nolu gayrimen-kulü 11.10.1989 tarihinde, 1805 kayıt nolu gayrimenkulü ise 27.10.1989 tarihinde Davacı no.1, Erbil Erensoy'un vekili sıfatıyle
Davalıya satmış gibi gösterilerek Davalı adına kaydedildiği ve Davalının bu gayrimenkulün Davacılar adına kaydetmenin mümkün ol-acağı yani Davacıların KKTC vatandaşı olacakları ve/veya Bakanlar Kurulundan satın almak için özel izin alacakları zamana kadar Davalının adında kayıtlı kalacağı ve Davacıların
adına kaydı mümkün olduğu zaman Davacılar adına veya gösterecekleri üçüncü ki-şi adına kaydettirmek için tarafların anlaştıkları, dava açıldığı tarihte veya duruşmanın yapıldığı tarihlerde Davacıların KKTC vatandaşı olmadıkları gibi, dava konusu gayrimenkulleri satın almak için Bakanlar Kurulundan izin almadıkları ve izin almak için- müracaatta bulunmadıklarını, bu malların üçüncü şahıs adına kaydettirilmesi için Davalıdan talepleri olmadığı,
Ocak 1991 tarihinde Davalının işten durduğu ve dava konusu gayrimenkullerin halen Davalı adında kayıtlı bulunduğu hususunda bulgu yaptı. Bu bul-guya vardıktan sonra, önce Davalının iptidai itirazlarını incelemeyi uygun bulan İlk Mahkeme, 1. iptidai itirazla ilgili olarak Davacıların İngiliz vatandaşı oldukları ve Davalı ile anlaşma yaptıkları belirtilen tarihlerde dava konusu gayrimenkulleri satın- almak için izinleri olmadığı, bu nedenlerle adlarına kayıt yapmanın mümkün olacağı tarihe kadar davalı adında kayıtlı kalması için anlaştıkları, diğer bir deyişle yapılan anlaşma şartlara bağlı ve şartları ise Davacıların KKTC vatandaşı olmaları ve/veya B-akanlar Kurulundan satın almak için özel izin almaları, her iki şartın gerçekleşmesinin mümkün olduğu cihetle şartlara bağlı yapıldığı belirtilen anlaşmanın yasal olduğu bulgusuna vararak Davalının 1. iptidai itirazını reddetti. 2. iptidai itirazla ilgili -olarak dava açıldığı tarihte ve duruşmanın yapıldığı tarihlerde Davacıların KKTC vatandaşı olmadıkları ve dava konusu gayrimenkulleri adlarına kaydettirmek için Bakanlar Kurulundan özel izin almadıklarından, dava konusu gayrimenkulleri adlarına kaydettirme-leri mümkün olmadığından şartın gerçekleşmediği, keza üçüncü şahıs adına kaydı için de bir talepleri olmadığından dava sebebinin doğmadığı bulgusuna vararak Davalının 2. iptidai itirazını kabul ederek davanın daha ileri götürülmeden reddedilmesi hususunda -bulgu yaptı. 1.
ve 2. iptidai itirazlar ışığında Davalının 3. iptidai itirazını da reddetti.
Varmış olduğu karardan istinaf edilebileceği düşüncesi ile İlk Mahkeme davanın esası ile ilgili olarak yaptığı incelemede başka şeyler meyanında taraflar aras-ında anlaşma yapıldığı zaman gerçekleşmesi öngörülen şartın henüz gerçekleşmediğinden anlaşmanın ihlâlinden de söz edilemeyeceği, keza Davacıların
anlaşmanın ihlâl edildiğinin isbatı için yeterli şahadet sunmadıkları bulgusuna vararak davanın reddi gerekt-iği kanaatına varmıştır.
Yine İlk Mahkeme muhtemel bir istinafı dikkate alarak, anlaşmanın ihlâl edilmiş olması halinde Davacıların almaya hakkı olduğu zarar-ziyanın ne olacağını tesbit etme yönüne gitmiş ve anlaşmanın ihlâl tarihi olan Mayıs 1991'de d-ava konusu taşınmaz malların £24,000 sterling değerinde olduğu bulgusuna varmıştır.
Daha sonra Davalının iddialarını inceleyen İlk Mahkeme, Müdafaa Takririndeki iddiaları ile verdiği şahadetin esasa ilişkin çelişki arzettiğini, £10,000 sterling alacakla- ilgili iddialar hususunda Müdafaa Takriri ile çelişkili şahadet verdiğini, Davalının işyeri için ödediğini iddia ettiği 50,000,000.TL'nin Davacı tarafından Davalıya verildiğini, yine Davacılardan yaptığı işlerden tahsil ettiği paradan %15 komisyonluk veri-leceği hususunda bir anlaşma olduğunu kanıtlayamadığından Davalının bu konudaki şahadetine değer vermemeyi uygun görmüştür.
Neticede Davacıların davalarında başarılı olmadıkları cihetle davayı ret etmeyi uygun gören İlk Mahkeme, davanın özelliği ve g-eçirdiği safahatı dikkate alarak masraflar için herhangi bir emir vermemiştir.
Dava ve Müdafaadaki ret kararından Davacılar 10/94 sayılı istinafı, Davalı ise 11/94 sayılı işbu istinafı dosyaladı. Dava konusu ile ilgili olarak daha sonra Girne Kaza Mahke-mesinde 428/94 sayılı yeni bir dava ikame eden Davacılar 10/94 sayılı istinaflarını 13.2.1995 tarihinde geri çektiler.
İlk Mahkemenin bu hükmüne karşı önümüzdeki istinafı dosyalayan Davalının istinaf ihbarnamesinde 7 istinaf sebebi yer almaktadır. Daval-ının istinaf sebepleri özetle şöyledir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi, Davalının 1. iptidai itirazını yani "Davacıların İngiliz vatandaşı olmaları nedeniyle KKTC'de gayrimenkul edinebilmek için ilgili mevzuat tahtında izin sahibi olmadıkları ve dolayısıyle -bu davadaki dava sebeplerinin dayandığı olgu ve iddiaların ve/veya Davalı ile yaptıkları iddia edilen anlaşmanın illegal olduğu" hususundaki iptidai itirazlarını reddetmekle ve Davacıların iddia ettikleri anlaşmanın Davacıların adlarına kayıt yapılmasının -mümkün olması ve KKTC vatandaşı olmaları şartlarına bağlı bir anlaşma olduğu ve/veya yasal bir anlaşma ve/veya illegal olmadığı hususundaki bulgu ve kararı hatalıdır. Keza Muhterem Mahkeme özellikle yabancı uyrukluların KKTC'de gayrımenkul edinmeleri ile i-lgili mevzuatı yanlış anlamış ve konuya yanlış olarak uygulamıştır.
Muhterem Bidayet Mahkemesinin davanın esası maksatları bakımından da Davacıların Davalı ile yapmış oldukları iddia ettikleri anlaşmanın şarta bağlı bir anlaşma olduğu ve dolayısıyle yasal- bir anlaşma olduğu ve/veya Davacıların dava konusu gayrimenkuleri KKTC vatandaşı olmaları ve/veya Bakanlar Kurulu özel izni ile adlarına kaydetmelerinin mümkün olduğu hususundaki bulgusu da hatalıdır.
Talep Takririnde Davacılar Davalı ile yapmış oldukl-arı anlaşmanın "şarta bağlı bir anlaşma" olduğu hususunda bir iddia yapmamışlardır. Bu nedenle Muhterem Mahkemenin talep takririnde ileri sürülmeyen bir hususta bulgu yapması hatalıdır.
Muhterem Bidayet Mahkemesinin dava konusu gayrimenkullerin Mayıs 1991- tarihi itibarıyle rayiç bedelinin £24,000 sterling olduğu hususundaki bulgusu ve/veya Davacıların zarar-ziyanının £24,000 sterling olduğu hususundaki bulgusu ve/veya davacıların zarar ziyanın ihlâl tarihindeki değil de hüküm tarihindeki TL karşılığının ol-duğu hususundaki bulgusu hatalıdır.
Muhterem Bidayet Mahkemesi Davalının mukabil davasını reddetmekle ve/veya tanıklarının şahadetine mukabil dava maksatları bakımından inanmamakla ve bu hususta davacının şahadetine itibar etmekle ve davalının
mukabil- davası doğrultusunda hüküm vermemekle hataya
düşmüştür.
Muhterem Bidayet Mahkemesinin Davalının iddiaları hilâfına Davalı aleyhine yaptığı bulgular, şahadetle desteklenmediği için hatalıdır.
Muhterem Bidayet Mahkemesi Davacıların davasını reddetme-sine rağmen dava masraflarının Davacı tarafından ödenmesine emir vermemekle hatalı hareket etmiştir.
Şimdi de bu istinaf sebeplerini incelememiz gerekir.
İlkin 3. ve ondan sonra diğer istinaf sebeplerini ele almayı uygun gördüm.
Davacılar, -Talep Takririnde Davalı ile yapmış oldukları anlaşmanın "şarta bağlı bir anlaşma" olduğu hususunda bir iddia yapmamalarına rağmen Mahkemenin Talep Takririnde ileri sürülmeyen bir hususta bulgu yapmasının hatalı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Davacının dava-sında muvaffak olabilmesi için Davacı ile Davalı arasında "şarta bağlı bir anlaşma"nın varlığının ispatına bağlıdır. Bu nedenle, esasa ilişkin bir olgu olan bu hususun talep takririnde belirtilmesi gerekir.
Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatının 19. Emri-nin 4. Nizamı lâyihalarda tarafların taleplerinin veya müdafaalarının istinad ettirildiği esasa ilişkin olguların özet olarak belirtilmesini öngörmektedir.
Esasa ilişkin olgular, tüm bir dava sebebini veya müdafaayı ortaya koyacak olgular demektir. Bir -takrirde esasa ilişkin olgu veya olgular eksik olursa, o takrir kusurlu ve geçersizdir. Eksik olgu veya olgular ile ilgili şahadet verilemez ve verildiği takdirde de dikkate alınmaması gerekir.
(Gör: Hukuk/İstinaf 33/72; Yargıtay/Hukuk 23/77; Yargıtay/Hu-kuk 2/88 (D.28/88).
Davacıların Talep Takririnin 3. paragrafı aynen şöyledir:-
"Davalılar takriben Temmuz 1988 tarihinde
Girne'li Erbil Erensoy'dan £65,000 sterling
mukabilinde Girne Kazasında Zeytinlik köyünde,
Pafta/Harita XII/11, E.1 ve 2'de -kayıt no.113,
Parsel 247/4 ve kayıt no.97, Parsel 200
tahtında kayıtlı taşınmaz malları müştereken
satın almak için mezkûr Erbil Erensoy ile
anlaşma yaptılar. Davacılar İngiliz uyruklu
olduklarından ve henüz gerekli izni ve/veya
KKTC Yurtt-aşlığı almamış oldukları nedeniyle
adı geçen taşınmaz mallar Davacılar adına
kaydedilemeyeceğinden Davacılar Davalı ile
anlaşma yaptılar ve Davacılar adına koçan
çıkmasının mümkün olacağı tarihe kadar mezkûr
taşınmaz malların Davalı adına geçic-i olarak
kaydedilmesi ve Davacıların talep ettikleri
zaman mezkûr malın Davalı tarafından
Davacılara ve/veya Davacıların göstereceği
herhangi bir şahıs veya şirkete Davalı
tarafından devir ve koçan edilmesi için
Davalı ile anlaştılar. Mezkûr- anlaşma
üzerine Davacı yukarıda mezkûr satış
bedelinin tümünü Erbil Erensoy'a ödeyerek
adı geçen taşınmaz malların Davalı ismine
kaydedilmesini sağladılar."
Davacıların Talep Takriri incelendiği zaman "koşula bağlı bir anlaşma" ibaresinin mevcut- olmadığı görülmektedir. Ancak Talep Takririnin 3. paragrafı bir bütün olarak okunduğunda Davacılar ile Davalı arasında yapıldığı iddia edilen anlaşmanın zikredilmemekle beraber "koşula bağlı bir anlaşma" olduğu ve taraflar arasındaki anlaşmanın "koşula ba-ğlı bir anlaşma" dan başka bir şey olmadığı Talep Takririnden açıkca istihraç edilmektedir. Bu nedenle Davalının 3. istinaf sebebi reddolunur.
1 ve 2. istinaf sebepleri: Görüleceği gibi 1. ve 2. istinaf sebepleri aynı hususla ilgili olup birbiriyle içiç-edir ve birlikte ele alınıp incelenmesi gerekir.
Müdafaa Takririnin iptidai itirazlarından görüleceği üzere Davalının müdafaası yasaya aykırılık (illegality) üzerine dayanmaktadır. Davalının 1. iptidai itirazı Davacıların İngiliz vatandaşı olmaları ve t-aşınmaz mal edinmek için izinleri olmadığı cihetle Davalı ile yaptıkları iddia olunan anlaşmanın illegal olduğu yönündedir.
İstinaf Eden/Davalıya göre 6/69 sayılı Kıbrıs Türk Cemaatına Mensup Olmayanlara Gayrimenkul Mal Satışını Meneden Kural, Türk Cema-atına mensup olmayan şahıslara gayrimenkul mal satışını yasaklamıştır. Davacılar gayrimenkul satın almak için yetkili makam olan Bakanlar Kuruluna müracaat yapmamıştır. İzin alınmadan gayrimenkulün bir ecnebiye satılması bir suç teşkil eder. Mahkeme, Davac-ıların dava sebeplerinin illegal olması sebebiyle 1. iptidai itirazı kabul etmesi gerekirdi.
Davacılar ise dava konusu mallarla ilgili olarak yapmış oldukları anlaşmaların illegal olmadığını ileri sürdüler.
Davalının dayandığı 6/69 sayılı Kıbrıs Türk- Cemaatına mensup olmayanlara gayrimenkul mal satışını meneden Kural'ın 3(1) ve 7. maddeleri şöyledir.
"3(1) İşbu Kural yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren Türk Cemaatına mensup olmayan
şahıs veya şahıslara gayrimenkul mal
- satışı menolunur ve bu maddeye aykırı
hareket edenler bir suç işlemiş olurlar."
"7. Türk Cemaatının menfaatlerine halel
gelmeyeceği aşikâr olan zaruri hallerde
emvali gayrimenkulenin satışına yetkili
makam müsaad-e edebilir."
Aynı Kuralın 2. maddesinin 3. ve 4. paragrafları şöyledir.
"Satış" veya "satma" tabiri akitle satış,
ipotek, mübadele veya herhangi başka bir
yolla mülkiyetin devrini ve 5 seneyi
mütecaviz icarı da kasteder.
"mal sahibi" Fas-ıl 224'ün 2. maddesinde
bu kelimeye verilen manaya ilaveten, böyle
bir mal sahibinin vekilini de ihtiva eder."
Fasıl 224'ün 2. maddesinde "mal sahibi"nin tarifi ise şöyledir.
"Mal Sahibi" kayıtlı olup olmadığına
bakılmaksızın he-rhangi bir taşınmaz malın sahibi olarak kaydedilme hakkına sahip
olan kişiyi anlatır."
Yukarıda iktibas edilen mevzuattan anlaşılacağı gibi bu Kural, yetkili makam olan Bakanlar Kurulunun izni olmadıkça bir Türke ait taşınmaz malın bir yabancıya satışı-nı yasaklamaktadır.
Kuralın amacına ve özüne bakıldığında mal sahipleri ve satın alanlar, Türk Cemaatına mensup şahıs olduğunda Kural tahtında herhangi bir suç işlenmiş olmaz.
İstinafa konu meselede dava konusu 2 parça taşınmaz mal önceleri Erbil E-rensoy isimli bir şahsın adında kayıtlı idi. İngiliz vatandaşı olan Davacılar bu 2 parça taşınmaz malı takriben 1988 tarihinde Erbil Erensoy'dan müştereken satın aldılar. Erbil Erensoy dava konusu taşınmaz malları Davacılara satmak için Kural'ın öngördüğü- şekilde yetkili makamdan izin almış değildir. Davacılar da Kıbrıs'ta taşınmaz mal almaları için 6/69 sayılı Kural veya Fasıl 109 tahtında Bakanlar
Kurulundan izin almış değillerdir. Hatta izin almak için müracaat dahi yapmamışlardır. Olgulardan görüleceğ-i üzere satış sözleşmesi, Davacılar ile Davalı arasında değil de dava konusu taşınmaz malların eski mal sahibi Erbil Erensoy ile Davacılar arasındadır. Bu durumda Davacılar ile Davalı arasında Kural'ın öngördüğü şekilde herhangi bir taşınmaz mal satış sözl-eşmesi yoktur. Satış sözleşmesi yokluğunda yasaya aykırı bir fiilden de söz edilemez. Kaldı ki bir yabancının bir Türk'ten taşınmaz mal satın alması Kural'a göre yabancı bakımından bir suç teşkil etmez. Bir an için Erbil Erensoy ile Davacılar arasında yapı-lan satış sözleşmesinin illegal olduğunu veya illegality ile lekelenmiş olduğunu kabul etsek dahi, Erbil Erensoy ile Davacılar arasında yapılan bu satış sözleşmesinde Davalı taraf değildir. Davalı taraf olmadığına göre bu sözleşmenin herhangi bir şekilde k-endisini bağlamayacağı açıktır. Konu sözleşme yasaya aykırı olsa dahi, Davalı kendisinin taraf olmadığı bu sözleşmeye, sözleşmenin yasaya aykırı olmasını Davacılara karşı bir müdafaa olarak ileri süremeyeceği kanısındayım. Bu nedenle istinaf konusu meselen-in karara bağlanması bakımından 6/69 sayılı Kural'ın, kanımca etkisi olamaz.
Davalı, Davacılar ile Davalı arasında yapıldığı iddia edilen anlaşmanın şartlara bağlı bir anlaşma olduğu hususundaki Mahkemenin bulgusunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
-İlk Mahkeme taraflar arasındaki anlaşmanın şartlara bağlı yasal bir anlaşma olduğu, ancak dava açıldığı tarihte Davacıların gayrimenkulleri adlarına kaydettirmeleri mümkün olmadığından şartın gerçekleşmediği, keza üçüncü şahıs adına kaydı için de bir talep-leri olmadığından dava sebebinin doğmadığı hususunda bulguya varmıştır.
İlk Mahkemenin tutanakların Mavi 128-129'undaki bulgusu şöyledir:
"Davacıların İngiliz vatandaşı oldukları
ve davalı ile anlaşma yaptıkları belirtilen
tarihlerd-e dava konusu gayrimenkulleri satın
almak için izinleri olmadığı kabul edilmekte,
bu nedenlerle adlarına kayıt yapmanın mümkün olacağı tarihe kadar davalı adında kayıtlı kalması için anlaştıkları beyan edilmekte, diğer bir deyişle yapılan anlaşma şa-rtlara bağlı ve şartları ise davacıların KKTC vatandaşı olmaları ve/veya Bakanlar Kurulu'ndan satın almak için özel izin almaları her iki şartın gerçekleşmesinin mümkün olduğu cihetle şartlara bağlı yapıldığı belirtilen anlaşmanın yasal olduğu kanaatindeyi-z.
............................................
Yukarıda varılan bulgulardan da anlaşılacağı
gibi dava açıldığı tarihte ve duruşmanın yapıldığı tarihlerde Davacıların KKTC vatandaşı olmadıkları ve dava konusu gayrimenkulleri adlarına kaydettirmek içi-n Bakanlar Kurulundan özel izin almadıklarını davacı 1 şahadetinde açıkca ifade etmiştir. Bu durumda dava açıldığı tarihte davacılar dava konusu gayrimenkulleri adlarına kaydettirmeleri mümkün olmadığından şart gerçekleşmemiş. Keza 3. şahıs adına kaydı içi-n de bir talepleri olmadığından dava sebebi doğmadığı anlaşılmaktadır."
İstinafa konu sözlü anlaşmanın varlığı Davalı tarafınca kabul edilmediği gibi geçerliliğini de ihtilâf konusu yapmıştır.Bu durumda anlaşmanın var olup olmadığı ve yasal olarak geçerl-i olup olmadığını incelemek gerekir.
Davacılar Talep Takririnde taraflar arasında şartlı bir sözleşmenin var olduğunu iddia etmektedirler. Talep Takririnin 3. paragrafı 3. istinaf sebebi ele alındığında aynen yukarıda aktarılmıştı.
Yukarıda alıntısı- yapılan Talep Takririnin 3. paragrafından görüleceği gibi yapıldığı iddia edilen sözleşme nihai olmayıp koşula bağlı bir sözleşmedir. Bu koşul da Davacıların adına koçan çıkmasının mümkün olacağı tarihe kadar ve Davacıların talep ettikleri zaman mezkûr ma-lın Davalı tarafından Davacılara ve/veya Davacıların göstereceği herhangi bir üçüncü şahsa Davalı tarafından devir ve koçan edilmesi koşuludur. Bu koşul yerine getirilmedikçe uygulamaya konabilecek nihai bir sözleşmeden söz edilemez. Koşula bağlı sözleşmel-erde koşul yerine getirilmedikçe sözleşme nihai değildir ve Mahkemeler böyle bir sözleşmeyi geçerli ve uygulanabilir bir sözleşme olarak kabul edemez. Taraflar arasındaki sözleşmede "Davacılar adına koçan çıkmasının mümkün olacağı tarihe kadar ve Davacılar-ın talep ettikleri zaman mezkûr malın Davalı tarafından Davacılara ve/veya Davacıların göstereceği herhangi bir üçüncü şahsa Davalı tarafından devir ve koçan edilmesi" koşuluna bağlı olduğuna göre bu koşul yerine getirilmeden nihai, geçerli ve Mahkemelerc-e uygulanabilecek bir sözleşmenin varlığından söz etmek olası değildir. Davacılar ne Talep Takririnde ne de davanın duruşmasında söz konusu koşulu yerine getirdiklerini iddia ve ispat etmişlerdir. Koşul yerine getirilmediğine göre konu sözleşmenin Mahkemel-erce uygulanabilecek geçerli bir sözleşme olduğu söylenemez. Bu nedenle İlk Mahkemenin bu doğrultuda vardığı hüküm hatalı değildir.
4. İstinaf sebebi: Mahkemenin dava konusu gayrimenkullerin Mayıs 1991 tarihi itibarıyle rayiç bedelinin £24,000 sterlin-g olduğu hususundaki bulgusu ve/veya Davacıların zarar-ziyanının £24,000 sterling olduğu hususundaki bulgusunun hatalı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme taraflar arasındaki "koşula bağlı anlaşma"nın dava açıldığı tarihte Davacıların dava konusu
gayrimenkul-leri adlarına kaydettirmelerinin mümkün olmadığı veya üçüncü şahıs adına kaydı için bir talepleri olmadığından "koşula bağlı anlaşma"daki dava sebebinin doğmadığı gerekçesiyle Davacının davasını iptal etmiştir. Davacılar istinaf dosyasından görüleceği üzer-e Davalı aleyhine Girne Kaza Mahkemesinde 428/94 sayılı yeni bir dava ikame ettiler ve 10/94 sayılı Yargıtay/Hukuk istinaflarını 13.2.1995 tarihinde geri çektiler. Davacılar Davalı aleyhine yeni bir dava ikame etmekle hiç şüphesiz "koşula bağlı anlaşma"nın- ihlâl tarihi de değişik olacaktır. Mahkeme dava konusu taşınmaz malların rayiç bedellerini veya Davacıların zarar-ziyanını yeni ihlâl tarihine göre saptayacağına göre bu aşamada bu istinaf sebebiyle ilgili bir yargıya varmayı gereksiz ve fuzuli addederim.- Bu nedenle 4. istinaf sebebinin de reddolunması gerekir.
5. ve 6. İstinaf sebepleri: Mahkeme Davalı tanıklarının şahadetine mukabil dava maksatları bakımından inanmamakla ve bu hususta Davacının şahadetine itibar etmekle ve Davalının mukabil davası doğr-ultusunda hüküm vermemekle hataya düştüğü ve/veya Davalının iddiaları hilâfına Davalı aleyhine yaptığı bulgular şahadetle desteklenmediği için hatalı olduğu iddia edilmiştir.
İlk Mahkeme Davalının Müdafaa Takririndeki iddiaları ile Mahkemede verdiği şah-adet arasında esasa ilişkin çelişki arzettiği ve Davalının iddialarını kanıtlayamadığı hususunda
bulgu yapmıştır. İlk Mahkemenin konu ile ilgili bulgusu tutanakların Mavi 133 ve 134'de şöyledir.
"Davalı Müdafaa Takririnde dava konusu
gayrimenkullerin- kendisine Davacılara şirketi
işyerinin temini için ödediği 50,000,000.TL'yi yine davacı 1 veya şirketin yaptığı işlerden sağlanan brüt 580,000,000.TL %15 komisyonluk 82,500,000.TL ve
Davacı 1'e verdiği £10,000 sterling borca karşılık olarak veya kendi a-dına kaydedildiğini ileri sürmekte, şahadetinde ise bu gayrimenkullerin başlangıçta Davacılar adına kayıt mümkün olmadığı için kendi adına kaydedildiğini ve bilâhare davacılar adına kaydın mümkün olduğundan Davacılara veya gösterecekleri üçüncü şahıslara d-evredeceği hususunda anlaştıklarını ancak bilâhare Aralık 90'da Davacı 1 ile hesaplaştıklarını ve yukarıda tafsilâtı verilen alacaklarına karşılık dava konusu gayrimenkullerin kalmasının teklif edildiğini, kendisinin de bu teklifi kabul ettiği için gayrıme-nkullerin kendisine kaldığını iddia ederek müdafaa takririndeki iddiaları ile verdiği şahadet bu noktada esasa müteallik çelişki arzetmektedir. Yine müdafaa takririnde Davacı 1'e £10,000 sterling borç verdiğini ileri sürerken verdiği şahadetinde £10,000 st-erlingi Davacıya yedek parça ve araç getirmesi ve kârdan kendisine pay verilmesi için verdiğini iddia ederek yine müdafaa takriri ile çelişkili şahadet vermiştir. ..............................................Yine Davacı taraf emare 1 olarak ibraz olunan -iki adet çek kökünden Davalının işyeri için ödediğini iddia ettiği 50,000,000.TL'nin Davacı tarafından Davalıya verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar da Davalı bu çekleri Davacıya bozdurduğunu yani karşılığında TL olarak Davacı 1'e ödediğini iddia etmekt-e ise de bu iddiasını kanıtlamak için yeterli şahadet ibraz ederek Mahkemeyi bu noktada tatmin etmemiştir. Yine Davacılardan veya şirketlerinde yaptığı işlerden tahsil ettiği paranın %15'nin kendisine komisyonluk olarak vereceği hususunda bir anlaşma olduğ-unu kanıtlayamadığı bir yerde böyle bir tahsilât yapıldığı hususunda da Mahkemeyi tatmin etmemiş, keza bu tahsilâtları yaptığını iddia ettiği tarihlerde hem davacıların müstahdemi hem de umumi vekilleriyle de tahsil ettiğini iddia ettiği paralarda alacakla-rı tahsil
etme imkânı olduğu halde böyle bir yola gidip herhangi bir işlem yapmamıştır."
Yüksek Mahkeme Yargıtay olarak bir çok davada belirtildiği gibi davayı dinleyen Yargıcın bulgularına genellikle müdahale etmez. Bu bulgulara müdahale etmek için Y-argıcın şahadeti değerlendirirken yanlış ilke ve olgular kullanmış olduğunu ve yanılıp hataya düştüğüne kesinlikle tatmin edilmesi gerekir.
Şahadet tetkik edildiğinde İlk Mahkemenin bu yönde bulgu yapmasına yeterli şahadetin mevcut olduğu ve İlk Mahkeme- bu gibi hususlarda ispat külfetinin mukabil talebi ileri süren Davalıda olduğunu dikkate alarak bir yargıya vardığı görülmektedir. Bu nedenle 5. ve 6. istinaf sebeplerinin reddedilmesi gerekir.
7. İstinaf sebebi: Mahkeme Davacıların davasını reddet-mesine rağmen dava masraflarının Davacılar tarafından ödenmesine emir vermemekle hatalı hareket ettiği iddia edilmektedir.
Bir hukuk davasındaki masraflar, aksine mevzuat bulunmadıkça, Mahkemenin takdirine bağlıdır ve Mahkeme, masrafların kimin tarafında-n ve ne miktarda ödeneceği hususunda karar verme yetkisine sahiptir. Ancak, Mahkemenin bu takdir yetkisini adli surette kullanması gerekir.
İlk Mahkemenin masraf konusunda verdiği herhangi bir emri bozmak için İlk Mahkemenin bazı yasal prensipleri veya- önemli faktörleri dikkate almadığı hususunda Yüksek Mahkemenin iknâ edilmesi gerekir. Bu davada İlk Mahkeme masrafların Davacılar tarafından Davalıya ödenmemesine hükmederken Davalının mukabil
davasında başarılı olmadığını gözönünde tutmuştur. Bu dikkat-e alındığında İlk Mahkemenin masraf hususundaki takdirini yanlış prensip veya esaslara istinat ettirdiği hususunda iknâ olunmadım.
İstinaf masraflarına gelince; Davalının istinafta başarılı olmadığını dikkate aldığımda istinaf masraflarının Davalı tarafı-ndan ödenmesi gerekir.
Sonuç olarak Davalının yaptığı istinafta muvaffak olmadığı ve istinafın masraflarla reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Celal Karabacak: Sayın Yargıç Seyit A. Bensen'in az önce okuduğu hükümle tamamen hemfikirim.
Sonuç ol-arak, yukarıda belirtilenler ışığında istinaf, Sayın Yargıç Gönül Erönen'in değişik gerekçeleri ile ve oybirliği ile reddolunur.
İstinaf masraflarını İstinaf eden Davalı ödeyecektir.
Celâl Karabacak Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Yargıç - Yargıç Yargıç
31 Mart 1998
37
Full & Egal Universal Law Academy