-D.14/89 Yargıtay/Hukuk 112/87
(G.M/sa Dava No. 19/85)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel.
İstinaf eden: Neşe Hıdır, "Bebe Ticar-et", 2 Ali Paşa Yolu, Mağusa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hayriye Ali Mehmet, vekili Ali Mehmet
Tahir vasıtasıyle, Ali Paşa Yolu, Mağusa.
A r a s ı n d a.
İstinaf -eden namına: Özkul Özdevim.
Aleyhine istinaf edilen namına: Orhan Z. Bilgehan.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Davacı Mağusa'da Ali Paşa yolu No.2'de zemin katta 3 dükkân ile üstteki bir evden ibaret binanın sahibidir. Davalı söz konusu 3 dükkândan bir tane-sini 1.1.1978 tarihinden 31.12.1978 tarihine kadar ayda 820TL aylıkla davacıdan icar etmiştir. Davacı talep takririnde konu dükkânın aylık kirasının 1.6.1984 tarihinden itibaren ayda 9500TL'ye çıkarıldığını iddia etmektedir. Davalı ise kontratlı kiracı old-uğunu, mevcut kontratın sene be sene uzatıldığını ve kiracılık münasebetlerinin sona erdirilmediğini iddia etmektedir.
Davacı ise ev hanımı olduğunu, part-time olarak terzilik yapmakta olduğunu, kocasının amele olduğunu ve hastalığı netices çalışamaz dur-umda bulunduğunu, bu nedenle istinaf konusu dükkâna, kendisi ve eşinin ticarethane açmak için ihtiyaçları bulunduğunu iddia ederek tahliye talebinde bulunmaktadır.
Davalı ise kanuni kiracı olmadığını, davacı ile davalı arasındaki kontratın gönderilen ihb-arlarla sona erdirilmediğini ve bu nedenle davanın ileri gidemiyeceğini ileri sürmüş keza konu yere davacının makul surette ihtiyacı bulunmadığını, bu talebinde samimi olmadığını ileri sürerek kendisnin mali gücünün başka dükkân icar etmeğe yeterli olmadığ-ını, tahliye emri verilmesi halinde davacıdan daha müşkül durumda olacağını ileri sürmüştür.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme 1.1.1978 tarihinden 31.12.1978 tarihine kadar 1 yıl süre ile taraflar arasında icar mukavelesi yapıldığını, bu mukavelenin 6. maddesi- uyarınca vade hitamından bir ay önce taraflardan biri diğer tarafa mukaveleyi feshettiğine dair yazılı ihbar vermediği takdirde, icar müddetinin ayni şartlarla bir yıl daha yenilenmiş olacağını öngördüğünü, bu durumda bu icar kontratının her halûkârda 31.-12.1979 tarihinde son bulduğunu, davacının bu tarihten sonra yasal kiracı durumuna girdiğini, tahliye için gönderilen ihbarların da yasaya uygun olduğu bulgusuna vardıktan sonra, konuyu sunulan şahadet ışığında değerlendirip davacı lehine tahliye kararı ve-rerek bu tahliye kararının 6 ay süre ile durdurulmasına emir vermiştir.
İstinaf bu karara karşı davalı tarafından yapılmaktadır. İstinaf ihbarnamesi 10 istinaf sebebi içermekle beraber istinafın duruşmasında taraflar arasındaki kontratın devam ettiği ve -davalının kanuni kiracı olmadığı ve bu nedenle Kira Denetim Yasası altında bir tahliye talebinde bulunulamıyacağı yönüneki iddiayı içeren 1. iddia ile ihbarlara karşı dosyalanan 1. ve 2. istinaf sebebi müstenif avukatı tarafından geri çekilmiştir. Geriye k-alan istinaf sebepleri ise esas itibarı ile davacının konu dükkânda ticarethane yanında, part-time olarak terzilik yapacağına dair bir iddianın lâyihlarda yer almadığı, bu nedenle İlk Mahkeme davacı ve eşinin konu dükkâna makul surette ihtiyacı olduğu yönü-ndeki bulgusunun hatalı olduğu yönünde iddialar yer almaktadır. İlâveten 7, 8, 9 ve 10. istinaf sebeplerinde, İlk Mahkemnin tahliye emri verilmesi halinde davacının davalıya nazaran daha fazla müşkülata uğrayacağı yönündeki bulgusunun hatalı olduğu ve bu b-ulguya varırken tarafların gelirleri hususundaki şahadeti yanlış değerlendirdiği, neticede davacının daha fazla müşkülata uğrayacağı yönündeki İlk Mahkeme bulgusunun hatalı olduğu iddiaları yer almaktadır.
Müstenif avukatı, davacının bu yeri eşi ile birl-ikte ticaret yapmak için talep ettikleri lâyihalarda iddia edilmesine rağmen bu yerde terzilik yapacaklarına dair bir iddia bulunmadığını ve bu nedenle İlk Mahkemenin bu yönde verilen şahadeti dikkate alarak bir bulgu yapamayacağını, çünkü böyle bir iddian-ın esasa müteallik bir iddia olduğunu ileri sürmüştür. Diğer istinaf sebeplerine değinen müstenif avukatı yukarıdaki argümanlarını yenileyerek davalının kazancı ile davacının kazancının mukayesesini yaparak konu yerin tahliyesine karar verilmesi halinde ba-şka uygun bir dükkânın bulunamayacağını, bulunsa bile 80,000 - 90,000TL kira ödemesi gerekeceğini, bu durum ise davalının mal durumu dikkate alındığında ona daha fazla müşkülat yaratacağını ileri sürmüştür.
Aleyhine istinaf edilen avukatı ise, talep takr-irinde, davacının, bu yerin tahliyesini niçin talep ettiğini açıklıkla belirttiğini, bu yeri kendisi ve kocasının ticareti maksatlarla kullanacağını ileri sürdüğünü ancak fazla detay verilmediğini buna da gerek olmadığını ileri sürmüştür. Şayet karşı taraf- bu hususta detay istemiş olsaydı munzam tafsilât (further and better particulars) istenmesi gerektiğini, bu yönde de davalı tarafından bir talepte bulunulmadığını; her halûkârda davacının bu yerde ticaret yanında part-time olarak terzilik de yapacağı husu-sunun esasa müteallik bir olgu olmadığını iddia etmiştir. Aleyhine istinaf edilen avukatı ayrıca müşkülâtla ilgili müstenif avukatının iddialarına yanıt olarak şahadete atıfta bulunmuş ve İlk Mahkemenin bu husustaki bulgusunun doğru olduğunu ve böyle bir b-ulgunun yapılmasına yeterli şahadetin İlk Mahkeme önünde mevcut olduğuna değinmiştir.
Davacının konu dükkânda terzilik yapacağı hususunun talep takririnde belirtilmediği ve bu nedenle mahkemenin sunulan şahadeti dikkate alarak bir bulguya varmasının olan-aksız olduğu yönündeki iddiayı incelemek gerekir.
Müstenif avukatı, ihtiyaca binaen konu dükkanın tahliyesini talep eden davacının, bu yeri ticarethane maksatları için kullanacağını talep takririnde ileri sürmekle beraber bu yerde ne gibi ticaret yapacağ-ını belirtmediğini, özellikle dikilmiş elbise, konfeksiyon gibi mamuller satacağı ve terzilik yapacağı hususunun talep takririnde belirtilmediğini, bunların ise esasa müteallik olgu olduğu cihetle lâyihalarda ileri sürülmediğine göre, şahadet verilse dahi,- bu yönde ilk mahkemenin bulgu yapmasının hatalı olduğuna değinmiştir.
Davacı konu malın tahliyesini 17/81 sayılı Kira (Denetim) Yasasının 7(1)(g) maddesi uyarınca kendisinin veya aile fertlerinin kullanımı için ihtiyaca binaen talep etmektedir. Talep t-akririnde bu dükkânı ticaret maksatları için kendileri kullancaklarını ve serbest ticaret yapacaklarını belirtmekte ancak ne gibi bir ticaret yapacakları belirtilmemektedir. Bu meselede esas itibarıyle üzerinde durulması gereken konu ne tür ticaret yapılac-ağı veya bu yerde ne gibi ticaretle iştigal edileceğinin esasa ilişkin olgu olup olmadığıdır.
Esasa ilişkin olgu (material facts) davanın nevine ve türüne göre değişmektedir. Ana hatları ile dava sebebinin belirlenmesini gerektirecek tüm olguların esasa -müteallik olgu olması gerektiği şimdiye kadar verilen ve incelenen kararlardan ortaya çıkmaktadır. Ancak dava sebebinin belirlenmesi için gerekli olgular ileri sürüldükten sonra bunları isbat için gerekli şahadet ve hukuksal durumun lâyihalarda yer alması -lûzumsuz kalmaktdır. Ayrıca dava sebebini belirleyen olgular ileri sürdüldükten sonra bunların genişletilmesi makul surette değişik izahı mahiyetinde olan hususların lâyihalarda yer alması gerekmemektedir. Waghorn v. George Wimpey & Co. Ltd. (1979) 1 All -E.R. p.474 at 478 davasında, avukatın bu davadaki olgularla ilgili iddialarını reddederken John G. Stein & Co. Ltd. v. O'Hanlon (1965) 1 All E.R. 547'deki karara atıfta bulunan Geoffrey Lane şu görüşe yer vermektedir:
"The question is whether the case o-n which the respondent succeeded was covered by the pleadings. I have no doubt that the respondent failed to esatblish the case of a long-standing overhang sone thirty feet from the corner; but in the way in which the evidence came out this became immateri-al where the accident was proved tohabe taken place at about the corner. The facts on which the respondent succceeded before the Second Division were in effect the facts as alleged by the appellants in answer 2: "Explained and averred tahat the point at wh-ich the fall occurred was just round the corner from the position in which shots had been fired. The side of the road from which clay fell on the pursuer had been secure until the said shot-friing had taken place. The strata at said place was not weak nor -dangerous prior to the said short-firing. It is believede and averred that the two explosions accompanying the said shot-firing had the effect of disturbing the strata of said place." On thee facts the Second Division held that there was a breach of s.48 b-y the manager. (Section 48 was the section on which the plaintiff had been basing this claim.) Although this finding was to some extent a variation or modification of the respondet's case on record, it was based on the same ground of fault and it related t-o the facts as found by the Lord Ordinary on evidence properly before him. There was not, in my view, such a radical departure from the case averred on record as would justify the House in absolving the appelants from liability."
Layihalarda yer alması ge-reken esasa müteallik olgu (material facts) hakkında hakim Lord Thomson tarafından Burns v. Dixon's Iron Works Ltd. 1961 SC 102 veya 1970 1 All E.R. 479 davasında şu görüşe yer verilmektedir:
"The court is often sharitable to records and is slow to overt-urn verdicts on technical grounds. But where a pursuer fails completely to subsstantitate the onlay grounds of fault averred, and seeks to justify his verdict on a ground which is not just a variation, modification or development of whar is averred but is -something which is new, separate and distinct, we are not in the ralm of technicality."
-Bu ve benzeri davalardaki prensiplerden görülebileceği gibi genellikle dava sebebini ortaya koyan olgular esasa müteallik olgu olarak kabul edilmekte, bunların değişik şekilde ifadesi veya makul surette genişletilmesi veya izahları ise esasa müteallik olgu- olarak kabul edilmemektedir. Ancak dava sebebini büyük ölçüde değiştiren ve dava sebebinden ayrı mütalâa edilebilecek yeni iddiaların yeni ve değişik dava sebebi oluşturduğu cihetle esasa müteallik olgu olarak nitelendirildiği görülmektedir.
-
Yukarıdaki hukuki durum ışığına önümzüdeki argümanı incelediğimizde, davacının konu dükkânı kendisinin bir ticarethane olarak kullanacağını belirttiği ancak ne tür ticaretle iştigal edileceği hususunda izahat vermediği görülmek-tedir. Kanaatimizce esas d-ava sebebi lâyihalarda yer almaktadır. Ne tür ticaret yapılacağı ise teferruattır veya en azından dava sebebinin makul bir genişletilme- sidir ve esasta bu tip olgular talebin isbatı hususunda gerekli olabilir. Tabiatıyle davalı davacının iddialarını daral-tmak istiyorsaydı bu hususta munzam tafsilat istemekte serbestti. Kanaatimizce davacının bu yeri ticarethane maksatları yanında part-time terzilik maksatları için de kullanacağı bu dava maksatları bakımından esasa inen olgu olduğu söylenemez ve bu nedenle -1. argümanın reddedilmesi gerekir.
Birlikte ele alınan diğer dava sebeplerinde davalının davacıya nazaran tahliye verilmesi halinde daha fazla müşkülâta uğrayacağı üzerinde durulmuştur. İlk mahkeme tüm şahadeti değerlendirdikten sonra özellikle davacı v-e davalının mali ve sair durumlarını dikakte alarak tahliye verilmesi halinde davalının daha fazla müşkülâta uğramayacağı bulgusuna varmış ve kararında şu görüşe yer vermiştir.
"Davalı daha önce ikametgâhı için kaynına ayda 25,000TL ev kirası ödüyordu, d-avalı 20.8.1985 tarihli emare (6) kira mukavelenamesi ile 1.12.1985 tarihinden itibaren yeni bir ikametgâh için ayda 60,000TL ve şimdi de ayda 75,000TL aylık kira vermektedir. Davalının mali gücü kendi iddiasına göre iyi olmamasına rağmen 25,000TL'lik evde-n çıkıp 60,000TL'ye ev kiralayabiliyorsa muhakkak ki geliri yüksektir. Davalı ikametgâhı için şimdi ayda 75,000TL kira ödüyor. Bu kirayı ödeyemiyecek durumda olmadığını şahadetinde belirtmemiştir.
Davalı 1984 ve 1985 yıllarında 30,000TL'ye dükkân kiralam-ağa olanağı varken yine de başka bir dükkân kiralamamıştır. Kanaatimizce davalının mali gücü yüksektir. Çünkü 1985 yılında 30,000TL'ye dükkân kirlamaya gücü olamdığını söylerken yine 1985 yılında Emare 6 ışığında 60,000TL aylık kira ile ikametgâh kiralayab-ilmiştir.
Davacının kullandığı misafir salonunun küçük ve sıkışık olması ve bu salonun oturma odası olarak da kullanılması nedeniyle davacının sıkışık bir durumda mesleğini yapmağa zorlandığı görülmektedir. Böylesine zor ve sıkışık bir misafir salonunda- işini ve günlük işlerini sürdürmesinde karşılaştığı zorluklar dikkate alındığında tahliye emrinin verilmesinin makul olduğu kansındayım."
-Tüm şahadet ve argümanlar dikkate alındığında ilk mahkemenin yukarıdaki bulguya varmasına yeterli şahadet vardı ve ilk mahkemenin bu bulguya varmakla yanıldığına ikna edilmedik.
-
Netice olarak istinafın reddedilmesine, ilk mahkeme kararının aynen tasvibine, ilk mahkemece verilen süre sona erdiği cihetle konu dükkânın derhal tahliyesine oybirliği ile karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) - (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç yargıç
19 Nisan 1989
-
-6-
-
Full & Egal Universal Law Academy