-D.7/82 Yargıtay/Hukuk 1/82
- (Gen. İst. Dava No.50/80; Lefkoşa)
-
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
-Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Şakir Sıdkı İlkay, Salih S. Dayıoğlu.
-
İstinaf eden: Hüseyin Konuralp, Lefkoşa.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: 1. KTFD Başsavcılığı vasıtasıyle KTFD, Lefkoşa.
2. KTFD Ekonomi ve Maliye Bakanlığı, Lefkoşa.
- A r a s ı n d a.
-
İstinaf eden namına: Ümit Özdil.
-Aleyhine istinaf edilen namına: Mustafa Arıkan.
-
7/80 sayılı Yabancıdan Satın Alınan Taşınmaz Malların Kaydı Yasası - Davacının 1960 yılında yazılı bir sözleşme ile bir Rumdan 330KL karşılığı taşınmaz mal satın alması - 1963-1974 yılları arasında mal sahibinden koçan talep ettiği ve bakiye borcunu öd-emeyi teklif ettiği ancak Rumların Türklere mal satmasının yasaklandığı gerekçesiyle taşınmazın adına koçan edilmediği iddiası - Taşınmaz malın adına kaydedilemsi için Mahkemeden emir talebi - 7/80 sayılı Yasanın 6. maddesinin satışa ilişkin sözleşmenin ib-razını zorunlu kılmadığı iddiası - 7/80 sayılı Yasanın 6(b)(iii) maddesi - Satın alınmış olduğu iddia edilen malın 20 temmuz 1974 tarihinden önce bedeline karşılık ödeme yapıldığını veya bedelinin ödendiğini kanıtlayıcı nitelikte banka havalesi veya döviz -transsferlerinin yapıldığını gösteren belgenin en az birinin ibrazı ile kanıtlanabilmesi - Yargıtaya göre Yasanın 6. maddesinde yazılı sözleşmenin 20 temmuz 1974 tarihinden önce yapıldığının ve (b) paragrafının (i)(ii)(iii)(iv)(v) fıkralarında belirlenen b-elgelerden en az birinin ibraz edilmesi gerektiği görüşü.
Usül - Hukuk Muhakemeleri usulü Tüzüğü Emir 35 nizam 10 altında bir ihbar dosyalanarak Mahkeme kararının düzeltilmesi istemi.
Şahadet - İngiltere'de uygulanan şahadet hukukuna göre bir belge birde-n fazla nüsha olarak yapılmış ve ayrı ayrı ilgili kişiler tarafından imzalanmışsa bu belgeler şahadet hukuku bakımından çifte asıllı veya 3'lü asıllı belgeler olarak nitelendirilir - Yargıtayın ibraz edilen yazılı sözleşmenin bir suret olsa dahi ilgili kiş-iler tarafından imzalanması nedeniyle asıl belge niteliğinde olduğu görüşü.
Şayia şahadet -
OLAY: Davacı, 1960 tarihinde bir Rumdan bir taşınmaz mal satın aldığını idia ederek taşınmaz malın adına kaydı için dava açtı.
Davacı, taşınmaz malın sahibin-in yetkili vekili ile konu taşınmaz malı için 330KL karşılığı anlaştılar. 100KL peşin ödeyen Favacı Lefkoşa Türk Bankası vasıtasıyla Rumun yetkili vekiline (Limasol'a) aralıklarla 160KL daha ödediğini iddia etti. Davacı 5 adet banka makbuzunun tasarrufunda- olduğunu 1963-1974 tarihleri arasında malsahibinin (Rumun) yetkili vekiline kalan bakiyesini ödemeyi teklif ettiğini, ancak Rumların Türklere mal satışının yasaklandığı gerekçesiyle teklifini kabul etmediğini iddia ederk taşınmazın adına kaydedilmesi için- dava açtı.
Müstedi duruşma esnasında Rumca yazılı sözleşmeyi Mahkemeye ibraz ederek bu sözleşmenin orijinal olduğunu iddia etti. Davalı ise sözleşmenin asıl olmadığını ve karbon kağıdı konmak suretiyle yazılan bir suret olduğunu iddia etti.
İlk Mahk-eme bir tarafça ibraz veya dosya edilmesi istenen belgelerin asıl ibraz edilmesi gerektiğini ve bu belgenin asıl bir belge olmaması nedeniyle herhnagi bir değer verilemeyeceği kanısına vardı. İlk Mahkeme Davacının malsahibi Rumun yetkili vekiline 5 adet ma-kbuz ile banka havalesiyle 160KL ödeme yaptığını kabul etti. İlk Mahkeme ayrıca yetkili vekilin mütebaki satış bedelini almaya yetkili olduğu ve 60 KL'nin bu yetkiye dayanarak satış beledine mukabil ödendiği hususunda davacının Mahkemeyi tatmin etmediği ka-nısına vardı.
İlk Mahkeme Davacının konu taşınmaz malı 20 Temmuz 1974 tarihinden önce satın almış olduğu hususunu Yasanın 6(b)(iii) maddesine istenen belge veya belgelerle kanıtlayamadığı kanaatine vardı ve istemi reddetti.
Davacı, sözleşmenin asıl v-eya suret olup olmadığı hususunda karar verirken dikkate alması gereken hususlara dikkat etmediğini, yazılı sözleşmenin karbon kağıdı konmak sureti ile yapılmış olduğu bulgusuna gerekenden fazla değer verdiğini, banka havalesi makbuzlarını Yasanın 6(b)(ii-) maddddesi tahtında birer belge olarak kabul edilmekte, yetkili vekilin satış bedelini tahsil etmeye yetkili olduğu hususunda bulgu yapmakla ve Davacının 1960 tarihinde 330KL karşılığı taşınmazı satın aldığına dair şahadet bulunmasına ve koçan alamaması-nı ülkedeki koşullara bağlamsına rağmen Davacı lehine karar vermemekle hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay çoğunluk kararında, satış sözleşmesinin 20 temmuz 1974'den önce yapıldığının 7/80 sayılı Yabancıdan Satın Alınan Taşınmaz Mall-arın Kaydı Yasasının 6(b)(ı))ii)(iii)(iv) ve (v). fıkralarında belirlenen belgelerden en az birinin ibrazı ile mümkün olacağını belirtti. Çoğunluk kararı, 6. maddenin bazı fıkralarında satışa ilişkin yazılı sözleşmenin ibrazının gerekmediği ancak satış hus-usunda ek şahadet veya ek belge istenmesi ile teyit edilmesinin gerektiğini belirtti. yasanın 6(b) maddesi uyarınca satışa ilişkin yazılı sözleşmenin ibrazı zorunlu idi malın satış fiyatının ne olduğunun belirleneceğini ve satış fiyatının ne olduğu hususun-da başka şahadet istenmemesi grektiğini vurgulayan çoğunluk kararı yazılı sözleşmenin ibrazının zorunlu olmadığı sonucuna vardı.
-Çoğunluk kararı davacının satış sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığını kanıtladıktan sonra yazılı sözleşmenin 20 Temmuz 1974 tarihinden önce yapılmış olduğu hususunu Yasanın 6(b) madddesinde öngörülen belgelerden en az birini ibraz etmesi gerektiğini b-elirtti ve İlk Mahkemenin bu noktada hata ettiğini belirtti.
-Çoğunluk kararı, satış sözleşmesinin karbon kağıdı konmak sureti ile yazılmış olduğu hususunda Mahkeme huzurunda herhangi bir şahadet olmadığını belirtti. Çoğunluk kararı İngiltere'de uygulanan şahadet hukukuna göre belge birden fazla nüsha olarak yapıl-mışsa bu gibi belgelerin her bir suretinin şahadet hukuku bakımından asıl belge sayıldığını ve bu gibi belgelerin çifte asıllı veya 3'llü asıllı oalrak nitelendirildiğini belirtti.
Çoğunluk kararı yazılı sözleşmenin satıcının vekili ve alıcı tarafından -imzalandığının görüldüğünü ve bu hususta şahadet verildiğini belirtti. Böyle bir durumda ibraz edilen yazılı sözleşmenin bir suret olsa dahi ilgili kişiler tarafından imzalandığı nedeni ile şahadet hukuku bakımından asıl belge sayılması gerektiğini vurgula-yan çoğunluk kararı bu belgenin asıl belge sayılması nedeniyle Yasanın 5. maddesi altında asıl belge olarak mahkemeye şahadet olarak ibraz edilebileceğini belirti. Çoğunluk kararı İlk Mahkemenin yazılı sözleşmeyi kabul edebilir şahadet olarak kabul etmemek-le hata ettiği sonucuna vardı.
Çoğunluk kararı Davacının 7/80 sayılı Yasanın 6. maddesinin aradığı bütün koşulları yerine getirdiği kanısına vardı ve taşınmazın Davacı adına kaydedilmesi için emir verdi.
Azınlık kararı ise N. Zodiades'in malsahibinin- vekili olduğunun ispat lanmadığını, bu hususta şahadet vren davacının ve tanığının şahadetlerinin şayia şahadet olduğunu ve N. Zodiades'in malsahibinin vekili olmadığına göre Zodiades'e gönderilen paraların ilgili banka havalelerinde yazılı sözleşmenin 20- Temmuz 1974 tarihinden önce yapıldığını kanıtlayacak belgeler olmadığı görüşünü savunarak İlk Mahkemenin hata etmediğini belirtti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
-Atherstone v. Bostock zman and G. 512, 513(b)'de (1133 E.R.850)
-Everst v. Wood (1824) 1 C and p.75.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
Taylor on Evidence 12. baskı sayfa 294 paragraf 426.
Phipson on Evidence 10. baskı sayfa 669, paragraf 1688.
-H Ü K Ü M
-
Ülfet Emin, Başkan: Müstedi 7/80 sayılı Yabancıdan Satın Alınan Taşınmaz Malların Kaydı Yasası tahtında bir istida ile Lefkoşa'da Küçük Kaymaklı'da Blok C, Varaka XXI, Harita 31.W.2 ve 30.E.2, Parsel 910 da gösterilen C.945 no'lu ve 14.9.1957 tarihli kayı-t tahtında kayıtlı taşınmaz malın Tapu ve Kadastro Müdürlüğünde müstedi adına kaydedilmesi ve mezkûr taşınmaz malın ödenmemiş satış bedeli bakiyesi olan 60KL'nın 2. müstedaaleyhin göstereceği özel bir fona yatırılması hususunda mahkemenin emir vermesi iste-minde bulun- muştur.
Müstedi istidası ile beraber istidaya ekli olarak dosyaladığı yemin varakasında diğer şeyler meyanında Kıbrıslı Türk olduğunu, 14.10.1960 tarihinde Küçük Kaymaklı'lı Katina Pavlu Stavru'nun yetkili vekili Petros Pavlu ile yapmış oldu-ğu bir yazılı sözleşme ile mezkûr şahıstan istida konusu taşınmaz malı 330KL karşılığında satın aldığını, vekil Petros Pavlu'ya 14.11.1960 tarihinde sözleşme bedeline tuta 100KL peşin ödediğini, daha sonra 10KL daha ödediğini bilâhare Petros Pavlu'dan aldı-ğı talimat üzerine mütebaki satış bedelinin bir kısmını Limasol'da ikamet eden ve mal sahibinin yeni vekili olan Nicos Zodiades'e Lefkoşa Türk Bankası Ltd. vasıtası ile ve banka havalesi ile gönderdiğini, müteaddit fasılalarla ve taksitlerle Nicos Zoiades'-e takriben 160KL ödediğini, 5 adet banka havalesi makbuzunun yanında bulunduğunu, geriye kalan makbuzların o zaman çalışmakta olduğu ve şimdi Lefkoşanın Rum kesiminde kalmış olan Kıbrıs Elektrik İdaresi Dairesinde yazıhanesinin çekmecesinde bulunduğunu, bu- makbuzları şimdi almanın imkânı olmadığını, 21 Aralık 1963-20 temmuz 1974 tarihleri arasında malsahibinin yeni vekili olduğunu öğrendiği bir Kıbrıslı Rum ile temasa geçtiğini, satın almış olduğu taşınmaz maın satış bedeli bakiyesini ödemeyi teklif ettiğin-i ve malın namına koçan edilmesini talep ettiğini, ancak Rumların Türklere mal satmalarının yasaklandığı gerekçesi ile taşınmaz malın adına koçan edilmediğini, taşınmaz malın istida gününde Katina Pavlu Stavru adında kayıtlı oldğunu, taşınmaz malın üzerind-e herhangi bir engel bulunmadığını, satış mukavelesinin fesholunmadı- ğını, satın almış olduğu mal ile istidada talep edilen malın aynı olduğuunu belitmiş ve söz konusu taşınmaz malın ismine kaydettirilmesi için mahkemeden emir istemiştir.
Müstedaaleyhle-r dosyaladıkları İtirazname ile müstedinin istemine karşı çıkmış ve müsteidnin istediği emirleri almaya hakkı olmadığını ileri sürmüştür.
Müstedi savını kanıtlamak için kendisi şahsen şahadet vermiş ve üç de tanık çağırmıştır.
İstidanın duruşması esnas-ında müstedi 14.10.1960 tarihli Rumca yazılı bir sözleşmeyi mahkemeye ibraz etmiş ve Emare I olarak işaretlenmiştir. Müstedi ibraz olunan Emare I'in kalemle yazılmış original bir sözleşme olduğunu iddia etti. Müstedaaleyh ise ibraz olunan emarenin asıl ol-madığını, karbon kağıdı konmak sureti ile yazılan bir suret olduğunu iddia etmiştir. Emare I'in Türkçe tercümesi müstedi avukatı tarafından yapılmış ve tercüme Emare II olarak ibraz edilmiştir. Mahkeme Emare I'in asıl olup olmadığı hususunda hükmünde 'Emar-e I yakından incelendiğinde bunun asıl (original) olmayıp karbon kağıdı konmak sureti ile yazılı bir suret (copy) olduğu sarahaten görül- mektedir' demektedir. Mahkeme hükmünde Yasanın 5. maddesi uyarınca yasa kapsamına giren herhangi bir mahkeme işleminde- herhangi bir tarafça ibraz veya dosya edilmesi istenen belgelerin asıllarının ibraz ve dosya edilmesi gerektiğini göz önünde tutarak ibraz edilen satış sözleşmesinin de asıl bir belge olmadığına göre bu belgeye herhangi bir değer verilmeemsi gerektiğine k-anaat getirdi ve bu nedenle müstedinin istidasında istediklerinin yerine getirilemeyeceğine hüküm verdi. Mahkeme Hükmünde bu kanaaata varmakla beraber huzurunda bulunan diğer şahadeti de gözden geçirmeyi yararlı buldu ve diğer şahadet hussuunda da hükmünde- bulgu yaparak konu hakkında karar verdi.
Satış sözleşmesi ve satıcının yetkili vekili Petros Pavlu'ya ödenen 110KL hakkında Mahkeme hükmünde aynen şunları söylemiştir:
"Müstedi Kıbrıs'lı bir Rum olan Petros Pavlou'nun 1960 yılında İngiltere'de bulunan- mal sahibi Kıbrıs'lı Katina Pavlou Stavrou'nun vekili olduğunu, vekil olduğuna dair kendisine bir belge gösterdiğini, Katina Pavlou'nun daha önce de bu bölgedeki arsalarının bazılarını petros Pavlou vasıtasıyle başkalarına sattığını belirtmiştir. 3 numara-lı tanık Abdurrazzak Kerimoğlulları da şahadetinde 1956 yılında kendisinin de Petros Pavlou'dan aynı şekilde senetle arsa satın aldığını, bilâhare kendisine koçanını yürüttüğünü, bu arsalar için Petros Pavlou'ya müşteri de bulduğunu, müstediye de Petros Pa-vlou'ya kendisinin götürdüğünü belirtmek suretiyle Müstedinin bu husustaki şahadetini teyid etmiştir. Biz inandığımız bu şahadetten Kıbrıs'lı Petros Pavlou isimli Rumun yine Kıbrıslı mal sahibi Katina Pavlou Stavrou isimli Rumun vekili olduğuna ve Petros P-avlou'nun Müstedi ile bu satış sözleşmesini yapabileceğine kanaat getirdik ve bu hususta bulgu yaparız."
Mahkeme daha sonra hükmünde müstedinin Limasol'lu N. Zodiades'e 5 adet makbuz ile banka havalesi ile 60KL ödeme yaptığını kabul etmiş ancak müstedini-n Nicos Zodiades'e 100 lira ödeme yaptığı iddiasını kabul etmemiştir. Mahkeme Nicos Zodiades isimli şahsın taşınmaz malın kayıtlı sahibinin Katina Pavlou Stavrou'nun vekili olduğu, bu şahsın mütebaki satış bedelini almaya yetkisi bulunduğunu ve 60KL'nın bu- yetkiye dayanarak ve satış bedeline mukabil ödendiği hususunda müstedinin mahkemeyi tatmin etmediği kanaatına vardı. Mahkeme hükmünde müstedinin satış sözleşmesinin 20 Temmuz 1974 tarihinden önce yapıldığını kanıtlamak için müstedinin Yasanın 6(b)(iii) ma-ddesine dayandığını, müstedinin mal sahibinin vekili Petros Pavlou'ya nakden ödediği 110KL hususunda ibraz ettiği belgenin Yasanın 6(b)(iii) maddsinin aradığı nitelikte bir belge olmadığına karar verdi. Emare III olarak ibraz edilen banka havale makbuzları-nda belirtilen toplam olarak 60KL'lık meblağın söz konusu taşınmaz malın satış bedeline karşılık olarak ödendiğine mahkeme kanaat getirmemiştir. Mahkeme müstedinin 20 Temmuz 1974 tarihinden önce istida konusu taşınmaz malı satın almış olduğu hususunu yasan-ın 6(b)(iii) maddesinde istenen belge veya belgeler ile kanıtlayamadığı kanaatına varrak müstedinin istemini reddetmiştir.
Müstedi ilk mahkemenin hükmünün aşağıdaki sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek hükme karşı istinaf eyledi:
1. İlk mah-keme malın satışı ile ilgili yazılı sözlemenin asıl veya suret olup olmadığı hususunda karara varırken dikkate alması gereken hususlara dikkat etmemiş ve/veya yanılmıştır.
2. İlk Mahkeme yazılı sözleşmenin karbon kağıdı konmak sureti ile yapılmış olduğu -bulgusunu yaptıktan sonra bu bulgunun gerekenden fazla etkisi altında kalmış ve olumsuz yönde etkilenmiştir.
3. İlk mahkeme Emare III olarak ibraz olunan banka havalesi makbuzlarını Yasanın 6(b)(iii) maddesi tahtında birer belge olduklarını kabul etmemek-le hataya düşmüştür.
4. İlk Mahkeme Emare III 5 adet banka havalesi makbuzlarının istida konusu taşınmaz malın satış bedeline karşılık ödendiğine ve Nicos Zodiades'in satış bedelini tahsil etmeye yetkili bir vekil olduğu hususunda bulgu yapmamakla hata e-tmiş veya bu husustaki şahadetten tatmin olmamakla hataya düşmüştür.
5. İlk Mahkeme huzurunda olan 14.10.1960 tarihinde müstedinin istida konusu taşınmaz malı KL330.-ya satın aldığına dair şahadet bulunmasına rağmen ve satın almış olduğu söz konusu taşın-maz mala koçan almamasını ülkedeki koşullara bağladıkalrına dair bulgu yapmasına rağmen müstedi lehine karar vermemekle hataya düşmüştür.
Diğer taraftan müstedaaleyhler de mahkemenin müstedinin satın aldığını iddia ettiği taşınmaz mala koçan alamamasını -ülkedeki koşullara bağlamakla hata ettiğini ve bu nedenle mahkeme kararının o yönde değiştirilmesi gerektiğini ileri sürerek Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.35 n.10 tahtında mahkemeye bir ihbar dosyaladı.
İstinafın duruşması esnasında istinaf eden 7/8-0 sayılı yasanın 6. maddesi veya başka herhangi bir maddesinin satışa ilişkin yazılı sözleşmenin ibrazını zorunlu kılmadığını ileri sürdü. Aleyhine istinaf edilen ise yasa uyarınca yazılı sözleşmenin ibrazının zorunlu odluğunu ileri sürdü. satışa ilişkin y-azılı sözleşme ile ilgili yasa maddesi Yasanın 6. maddesidir. Yasanın 6. maddesine göre iddialarını kanıtlamak yükü başvuru sahibine aittir. Başvuru sahibi leyhine bir kararın isdar edilmesi için aşağıdaki hususlarda mahkeme tatmin edilmelidir:
"(a) Satın- alınmış olan malın dilekçede talep edilen maldan başka bir mal olmadığı ve olma olasılığı bulunmadığı;
(b) Satışa ilişkin yazılı sözleşmenin 20 Temmuz 1974 tarihinden önce yapılmış olduğu;
Bir satışın 20 Temmuz 1974 tarihinde önce yapılmış olduğu aşa-ğıdaki belgelerden en az birinin ibrazı ile mümkün olur:
(i) 20 temmuz 1974 tarihinden önce Tapu Dairesi'ne, fasıl 232 Mal Satışı (Aynen İcra) "Sepcific Performance" yasası uyarınca satış senedinin yatırılmış olduğuna dair resmi belge ve buna ilişkin ha-rç makbuzu;
(ii) Satın alınmış olduğu iddia edilen malın bedelinin ödenmesi için 20 Temmuz 1974 tarihinden önce Kıbrıs Türk Yönetimi İçişleri ile ilgili Üyelik veya Bakanlığa müracaat etmiş ve Yürütme Kurulu veya Bakanlar Kurulu kararı ile kredi alınmış -olduğu hususunda belge;
(iii) Satın alınmış olduğu iddia edilen malın 20 temmuz 1974 tarihinden önce bedeline karşılık ödeme yapıldığını veya bedelinin ödendiğini kanıtlayıcı nitelikte banka havalesi veya döviz transferinin yapıldığını gösteren belge;
(-iv) Kıbrıs Türk Yönetiminin herhangi bir resmi makamının arşivinden böyle bir satışın 20 Temmuz 1974 tarihinden önce yapılmış olduğunu kanıtlayan ve bu tarihten önce alınmış belge;
(v) Satışı yapan yabancı tarafından, malı satın almış olan kişiye, satıldı-ğı iddia edilen malın 20 Temmuz 1974 tarihinden önce ipotek konmuş olduğuna dair belge ve bu satış hususunda ek kanıtlayıcı belge;
(c) Bu Yasanın yabancı saymadığı diğer devlet uyrukluları, 20 temmuz 1974 tarihinden önce yabancıdan sözleşme ile mal satın -aldıklarını Kıbrıs Türk Federe Devleti İrtibat ve Azınlıklar Dairesine 30 Haziran 1975 tarihinden önce müracaat ettiklerine dair belge veya 30 Haziran 1975 tarihinden sonra ve bu Yasanın yürürlüğe girmesinden önce yapılan müracaatlarda, müracaatın kabul ed-ilip işlem görmüş olduğuna dair belge.
(d) Tapu kütüklerinde ilgili malınsatıcısı adına kayıtlı olduğu veya satıcıdan başka birinin adına kayıtlı olmasının satışı etkilemediği veya satışa bir engel teşkil etmediği;
(e) Satılan malın Lefkoşa Kazasında olm-ası ve malın kayıtlı bulunduğu kütüklerin Kaza Tapu Dairesinde bulunmaması halinde ilgili taşınmaz malın satıcı kişinin adına kayıtlı bulunduğu;
(f) Malın satış fiyatının ne olduğu ve bu miktarın ne kadarının ödenmiş olduğu;
(g) Satın alınmış olan malın -herhangi bir ipotek, yetkili bir mahkeme hükmü veya emri gereğince konan bir haciz veya başka bir yükümlülükle yükümlü olup olmadığı, yükümlü ise yükümlülüğünün kimin lehine odluğu ve borç miktarı ile faiz oranının ne olduğu ve borcun hangi tarihten beri y-ürürlükte olduğu, ödenmiş kısmı varsa ne zaman ne miktarda ödenmiş olduğu, ödenmiş kısmı varsa ne zaman ne miktarda ödenmiş olduğu.
İstinafın duruşması esnasında istinaf eden Yasanın yazılı sözleşme ile ilgili 6(b) maddesinin metninin açık olduğunu ve bu- metne göre yazılı sözleşöenin ibrazının gerekmediğini ancak öyle bir yazılı sözleşmenin yapıldığını kanıtlamak için Yasanın 6(b) maddesi altında belirlenen beş halde aranılan belgelerin en az birinin ibraz edilmesi gerektiğini ileri sürdü. Yasanın 6. madd-esine bakıldığında Yasanın 6. maddesinin amir hükmü iddiaları kanıtlama yükünü başvuru sahibine yüklemekte ve bu kanıtlama yükünün nasıl yerine getirileceğini aynı madeede a, b, c, d, e, f ve g fıkralarında belirlenmektedir. Bu maddede öngörülen hususların- bazılarının kanıtlanması için müstedinin belge ibraz etmesi gerektiği belirlenmektedir. Örneğin (b) fıkrasında yazılı sözleşmenin 20 temmuz 1974 tarihinden önce yapılmış olduğunun (b) fıkrası altında (i), (ii), (iii), (iv), (v) fıkralarında belirlenen bel-glerden en az birinin ibrazı ile mümkün olduğu açıklıkla belirlenmektedir. (c) fıkrası uyarınca da müstedinin bir belge ibraz etmesi gerektiği açıktır. (d) fıkrasında istenilenler Tapu ve Kadastro Dairesinden alınan bir belge ile kanıtlanabileceği gibi Tap-u ve Kadastro Dairesinden bir tanığın Mahkemede şahadet vermesi ile de kanıtlanabilir. (c) fıkrasında istenilenler sözlü şahadetle kanıtlanabilir. (f) fıkrasında istenenler belge ile kanıtlanabileceği gibi sözlü şahadet ile kanıtlanabilir. (g) fıkrasında i-stenenler sözlü şahadetle kanıtlanabilir. Görülüyor ki 6. madde tahtında ilgili fıkralardan hangi hallerde kesinlikle bir belgenin ibrazının istendiği açıklıkla belirlenmektedir. Satışa ilişkin yazılı sözleşmenin ibraz edilmesi gerektiği hususunda Yasanın -6. maddesinde veya başka herhangi bir maddede açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak yazılı sözleşmenin 20 Temmuz 1974 tarihinden önce yapılmış olduğunun kanıtlanması gerektiği hususunda da Yasanın 6 maddesinde açık hüküm bulunmaktadır. Bu yükümlülük de (b)-'nin (I), (ii), (iii), (iv), (v) fıkralarında belirlenen belgelerden en az birinin ibrazı ile mümkün olduğu da açıklıkla belirlenmiştir. 7/80 sayılı Yasa bizzat satışa ilişkin yazılı sözleşmenin ibrazının gerekmediği hususu Yasanın 6. maddesinin bazı fıkra-larında satış hususunda ek belge veya ek şahadet istenmesi ile teyit edilmektedir. Nitekim Yasanın 6(b)(v) maddesinde satılan malın 20 Temmuz 1974 tarihinden önce satın almış kişi leyhine ipoteğe konmuş olması halinde bunu kanıtlayan bir belge istenildiği -gibi satış hususunda da ek kanıtlayıcı belge istenmektedir. Yasa şayet (b) maddesi uyarınca satışa ilişkin yazılı sözleşmenin ibrazını zorunlu kılmış olsaydı (b) (v) madde uyarınca satış hususunda ek kanıtlayıcı belge istenmesi tamamen gereksiz ve fuzuli o-lurdu. Genel hukuk ilkelerine göre tamamen fuzuli ve gereksiz bir hüküm yer almamsı gerekir. Yasanın 6. maddesinin (g) fıkrasında da başvuru sahibinin malın satış fiyatının ne olduğu hususunda mahkemeyi tatmin etmesi gerektiği öngörülmektedir. şayet 6(b) m-addesi uyarınca satışa ilişkin yazılı sözleşmenin ibrazı zorunlu olmuş olsaydı ibraz edilecek yazılı sözleşmede malın satış fiyatının ne odluğu mutlaka belirlenecekti. Bu durumda satış fiyatının ne olduğu hususunda başka şahadet istenmemesi gerekirdi. satı-ş fiyatının ne olduğu hususu başka şahadetle kanıtlan- ması istendiğine göre (b) fıkrası uyarınca yazılı sözleşmenin ibrazının zorunlu olmadığı görülmektedir. Kanımca 7/80 sayılı Yasanın ve özellikle 6. maddesine bakıldığında bizzat yazılı sözleşmenin ibra-zı gerekmez. Yazılı sözleşme ile ilgili Yasanın istediği satışın bir yazılı sözleşme ile yapıldığının müstedi tarafından kanıtlanmasıdır. Kanımca bu husus mahkemede şahadet hukukuna uygun bir şekilde Yasanın 5. maddesindeki hükümlere tabi olmak üzere kabul- edilebilen şahadetle kanıtlanabilir. Ancak yasaya göre müstedi satışın yazılı bir sözleşme ile yapıldığını kanıtladıktan sonra yazılı sözleşmenin 20 Temmuz 1974 tarihinden önce yapılmış olduğu hususunu Yasanın (b) (I), (ii), (iii), (iv), (v)'de öngörülen -belgelerden en az birini ibraz etmesi gerekir. Kanımca mahkemenin satışa ilişkin yazılı sözleşmenin Yasanın 6(b) maddesi uyarınca ibrazının zorunlu olduğu hususunda görüş veya bulgusu hatalıdır.
İstinafın duruşması esnasında mahkemeye Emare I olarak ibra-z edilen satış sözleşmesinin asıl olmadığı hususunda ilk mahkemenin yaptığı bulgunun hatalı olduğu ileri sürülmüştür. Mahkeme bu hususta hükmünde müstedinin ibraz olunan yazılı sözleşmenin karbon kağıdı ile yazılmış birşey olmadığını kalemle yazılmış oriji-nal bir sözleşme olduğunu, savcının ise karbon kağıdı konmak sureti ile yazılan bir suret odluğunu iddia ettiklerini belirttikten sonra hükmünde aynen şunları söyledi:-
"Emare I yakından incelendiğinde bunun asıl (original) olmayıp karbon kağıdı konmak s-ureti ile yazılmış bir suret (copy) olduğu sarahaten görülmektedir."
Emare 1'in karbon kağıdı konmak sureti ile yazılmış olduğu hususunda mahkeme huzurunda herhnagi bir şahadet yoktur. Ancak müstedaaleyh namına bulunan savcı müstediye soru sorarken bu hu-susta müstediye bir soru sormuştur. Müstedi de bu suale cevap olarak karbon kağıdı konmdığını ve yazılı sözleşmenin kalemle yazıldığını, iki suret olarak yazıldığını söylemiştir. Görülüyor ki mahkeme huzurunda Emare I'in karbon kağıdı konmak sureti ile yaz-ılmış bir suret olduğu hususunda herhangi bir şahadet bulunmamaktadır. Bu konuda bir uzman dahi çağırıp şahadet verilmiş değildir. Bu böyle olmakla beraber bir belgenin şahadet hukukuna hangi hallerde asıl sayılebileceği öemli bir rol oynar. Bazı hallerde -bir maksat için bir belge şahadet hukukuna asıl belge olarak kabul edilebilir, aynı belge ise başka maksatlar için asıl olarak kabul edilmez ve suret olarak kabul edilir. İngilter'de uygulanan şahadet hukukuna göre herhangi bir belge birden fazla nüsha ola-rak yapılmış ise ve tüm nüshalar ayrı ayrı ilgili kişiler tarafından imzalanmış ise bu gibi belgelerin her bir sureti şahadet hukuku bakımından asıl belge sayılır ve bu gibi belgeler çifte asıllı veya 'lü asıllı veya dörtlü asıllı belgeler olarak nitelendi-rilir. Bu hususta Atherstone v. Bostock 2 Man. and G.512, 513(B)'de (133 E.R.850) sayfa 853'te şunlar yer almaktadır:
"In common parlance, however, the counterpart or counterpart sealed by the party from whom the estate, and c. moves, is called the ori-ginal; and the counterpart or counterpane sealed by the party accepting the estate, ande. is called the counterpart. When both counterparts or counterpanes are sealed and delivered by each party (which, of late years, has been frequently done), they are co-mmonly spoken of as "duplicate originals."
Taylor on Evidence 12. baskı sayfa 294, paragraf 426'da ise şunlar yer almaktadır:--
"The rule which determines under what head of evidence deeds executed in duplicate are to be classed, appears to be this: Whem two or more parts are sealed and delivered by each party -a practice which of late years has frequently prevailed- they are de-nominated deplicate or triplicate originals, and, as such, each part is considered primary evidence."
Phipson on Evidence 10. baskı sayfa 669, paragraf 1688'de ise şunlar yer almaktadır:
"Bat ara originals. It is not always easy, however, to determine- what is the original document so as to constitute primary evidence in this sense; and sometimes the same document is primary for one purpose and secondary for another.
Duplicates. Where there are duplicate originals- i.e., two documents both fully execu-ted by each party- both are considered primary evidence."
Emare I'e bakıldığında Emare I'in gerek satıcının vekili ve gerekse alıcı tarafından ve iki şahit tarafından imza edildiği görülmektedir. Satış sözleşmesinin gerek alıcı ve gerek satıcı tarafında-n ve şahitleri tarafından imza edildiği hususunda mahkeme huzurunda müstedi ve şahidi Abdurrazak Kerimoğulları tarafından aynı zamanda yazılı sözleşmeyi imzalayan şahittir. Bu durumda Emare I olarak ibraz edilen yazılı sözleşe bir suret olsa dahi ilgili ki-şiler tarafından imzalandığı nedeni ile şahadet hukuku bakımından asıl belge sayılır ve asıl belge sayıldığı cihetle Yasanın 5. maddesi uyarınca asıl velge olarak mahkemeye şahadet olarak ibraz edilebilir kanısındayım. İstinafın duruşması esnasında Emare I-'in bir suret olduğu Emare I'de açıkça yazılı olduğu nedeni ile Emare I'in suret olarak kabul edilmesi gerektiği görüşü belirtilmiştir. Emare I'de gereçekten yazılı sözleşmenin iki suret olarak yapıldığı ve alıcının gerçek bir sureti aldığı yazılmaktadır. -Bu böyle olmakla beraber gerçek suret diye nitelendirilen belge ilgili kişiler tarafından imza edilmiş bir belgedir ve bu da daha önce belirtilen şahadet hukuku ilkelerine göre bu belge kendi içinde suret olarak nitelenririlmekle beraber asıl belge olarak -kabul edilebilir niteliktedir. Mahkeme Emare I'i kabul edilir şahadet olarak kabul etmekle ve Emare I'e gereken değeri vermemekle hata ettiği kanısındayız. Emare I şahadet bakımından Yasanın 5. maddesinin istediği bir asıl belgedir. Bu belge şahadet olarak- akbul edilebilir bir belge olduğuna göre ve belge de Emare I olarak ibraz edildiğine göre bu belgeye mahkemenin gereken değeri vermesi gerekirdi. Mahkeme hükmünde müstedinin satışı yapan kişinin vekili ile bir yazılı sözleşme yaptığının doğru olduğunu kab-ul etti ve o hususta bulgu yaptı. Bu durumda müstedi satışın yazılı sözleşme ile yapıldığını isbat etmiş olur. Ancak müstedi başvurusunda başarı sağlayabilmesi için yazılı sözleşmenin 20 temmuz 1974'ten önce yapıldığı hususunda mahkemeyi tatmin etmesi gere-kir ve bu da ancak (b) fıkrasında belirtilen 5 halde gösterilen belgelerden en az birini ibraz etmesi ile sağlanabilir. Müstedi gerek ilk mahkemenin duruşmasında gerek istinafın duruşmasında Yasanın (b) (iii) fıkrasının aradığı belge veya belgeleri mahkeme-ye ibraz ettiğini ileri sürdü. Müstedinin Yasanın (b) (iii) fıkrası uyarınca ödeme yaptığı hususunun Emare I ve/veya Emare III ile kanıtlandığını ileri sürdü. Emare I daha önce belirtildiği gibi müstedi ile satıcının vekili arasında yapılan sözleşmedir. An-cak bu yazılı sözleşmenin arkasında satıcının vekilinin alıcıdan 14.11.1960 tarihinde KL100.- ve 29.11.1960 tarihinden de KL10.- aldığı yazılmaktadır. Müstedi bu yazıların bir ödeme belgesi olduğunu ve bu ödeme belgesinin Yasanın (b) (iii) fıkrasının aradı-ğı bir belge olduğunu iddia etmiştir. Mahkeme hükmünde alıcının satıcının vekiline, iddia ettiği gibi, KL110.- ödediğini Emare I'in arkasında yazılı olanlardan dolayı kabul etmiştir. Ancak mahkeme bu yazının Yasanın (b) (iii) fıkrasının aradığı bir belge o-lmadığı kanaatına varmıştır. istinafın duruşması esnasında müstedi Yasanın (b) (iii) maddesinin 'satış bedeline karşılık' ödeme yapıldığında herhangi bir ödeme makbuzunun yeterli olabileceğini ileri sürdü. Müstedi iddiasında (b) (iii) maddesinin satış bede-line karşılık ödemeler ile ilgili kısmının şu şekilde okunması gerektiğini ileri sürdü: "malın 20 Temmuz 1974 tarihinden önce bedeline karşılık yapıldığını gösteren belge" başka bir deyişle müstedi aynı maddede "karşılık ödeme yapıldığını" söz dizisinden s-onra yer alan veya "bedelinin ödendiğini kanıtlayıcı nitelikte banka havalesi veya döviz transferinin yapıldığını" söz dizisinin "bedeline karşılık ödeme yapıldığı söz dizisi ile bir ilgisi olmadığınıileri sürdü. kanımca Yasanın (b) (iii) fıkrasının anlam-ı gayet açıktır ve bu fıkrada yer alan "kanıtlayıcı nitelikte banka havalesş veya döviz transferi" söz dizisi gerek "bedeline karşılık ödeme yapıldığını" ve gerekse "bedelinin ödendiği" söz dizisine şamildir. Bu fıkraya aksi bir anlam verildiği takdirde ma-lın bedeline karşılık ödeme yapıldığı takdirde banka havalesi veya döviz transferi aranmayacak ama malın bedelimin tamamen ödenmiş olduğu hallerde mutlaka banka havalesi veya döviz transferi istenecekti. Bu fıkraya böyle bir anlam verilmesi tamamen anlamsı-zdır. Kanımca 6(b)(iii) fıkrasına verilebilecek yegâne anlam malın 20 tennuz 1974 tarihinden önce gerek bedeline karşılık ödeme yapıldığı ve gerekse bedelinin tamamen ödendiği hallerde yasa kanıtlayıcı nitelikte ödemenin banka havalesi veya döviz transferi- ile yapıldığını istediğidir. Emare I'in arkasında yazılan KL110.- ödeme peşin olarak satıcının vekiline yapılan bir ödemedir. Bu ödemenin banka havalesi veya döviz transferi ile yapılmadığı açıktır. esasen böyle bir iddia da yapılmış değildir. Bu nedenle -Emare I'in arkasında yazılı olan ödeme yazısı ile müstedi Yasanın 6(b)(iii) fıkrasının öngördüğü belgeyi mahkemeye ibraz etmemiştir. Ancak müstedi yazılı sözleşmede yer alan mal için 20 Temmuz 1974'ten önce mal sahibine banka havalesi ile de ödeme yaptığın-ı iddia etmiştir. Nitekim müstedi Limasol'lu Nikos Zodiades isminde birisine KL160.- ödeme yaptığını iddia etmiştir. Müstedi mahkemeye beş adet banka havalesi makbuzu ibraz etmiştir. Bu 5 adet banka havalesinin tutarı KL60.-dır. İlk Mahkeme müstedinin Niko-s Zodiades'e toplam olarak KL160.- ödediği kanısına varmamış, fakat müstedinin Nikos Zodiades'e banka havalesi ile 30.12.1960 tarihinde KL10.-, 6.2.1961 tarihinde KL10.-, 8.5.1961'de KL10.-, 4.7.1961'de KL10.- ve 13.12.1961'de KL20.- olmak üzere toplam KL6-0.- ödediği hususunda bulgu yapmıştır. İlk Mahkeme müstedinin Nikos Zodiades isminde banka havalesi ile 20 Temmuz 1974'ten önce KL60.- ödeme yaptığı kanaatına varmakla beraber bu ödemenin Emare I olarak ibraz olunan yazılı sözleşmede belirlenen taşınmaz ma-l ile ilgili olarak yapıldığı hususunda kanaat getirmemiştir. Buna sebep olarak da müstedinin Nikos Zodiades'in malsahibinin yetkili vekili olduğunu isbat etmemesini göstermiştir. Mahkeme bu konu hakkında hükmünde şunları söylemiştir:-
"Bu 60KL'lik mebla-ğ satış bedeline mukabil mi ödenmiştir? Nikos Zodiades satış bedelini tahsi etmeğe yetkili bir vekil midir?
Türk Bankası Ltd. Muhasebe Bölümünde görevli 4 numaralı tanık Mustafa Alemdar emare 3'deki 5 adet makbuzun ariginal banka havale makbuzları oldukl-arını, bu makbuzlarda gösterilen paranın makbuzlar üerinde ismi yazılı şahsa -Nikos Zodiades'e- gönderildiğini, bankanın iç düzenlemesine göre bu tür evrakların 6 yıl sonra yapılması nedeniyle bu paranın ne maksatla gönderildiğini bilmediğini belirtmiştir.- Nikos Zodiades hakkında tanık Abdurrazzak Kerimoğulları da tered- dütlü ve çelişkili şahadet vermiştir. Abdurrazzak Kerimoğullarının bu konudaki şahadetine de inanmıyoruz.
Yukarıda belirtilenlere ilâveten Müstedi de, Katina Pavlou Stabrou'nun vekili old-uğu, bu şahsın mütebaki satış bedelini almağa yetkisi bulunduğu ve 60KL'nı bu yetkiye dayanarak ve satış bedeline mukabil aldığı hususunda Mahkemeyi tatmin edememiştir."
İstinafın duruşması esnasında müstedi ilk mahkemenin Nikos Zodiades'in satıcının vek-ili olduğunu kanıtlanmadığı hususunda yaptığı bulgunun hatalı olduğunu ileri sürdü. Müstedi istinafın duruşmasında İlk Mahkemenin müstedi ve şahidinin Peros Pavlu'nun mal sahibinin yetkili vekili olduğu hususundaki şahadete inanmasından sonra aynı kişiler-in Nikos Zodiades'in mal sahibinin vekili olduğu hususunda verdikleri şahadete inanmamasının doğru olmayacağını ileri sürdü.
İlk mahkeme Petros Pavlu'nun mal sahibi Katina Pavlu Stavru'nun vekili olduğu hususunda bulgu yapmıştır ve bu bulgusuna nasıl var-dığı hususunda da hükmünde aynen şu gerekçeyi vermiştir.
"Müstedş Kıbrıs'lı bir Rum olan Petros pavlu'nun 1960 yılında İngiltere'de bulunan mal sahibi Kıbrıs'lı Katina Pavlu Stavru'nun vekili olduğunu, vekil olduğuna dair kendisine bir belge gösterildiği-ni, Katina Pavlu'nun daha önce de bu bölgedeki arsalarının bazılarını petros Pavlou vasıtasıyle başkalarına sattığını belirtmiştir. 3 numaralı tanık Abdurrazzak Kerimoğulları da şahadetinde 1956 yılında kendisinin de Petros Pavlou'dan aynı şekilde senetle -arsa satın aldığını, bilâhare kendisine koçanını yürütüldüğünü, bu arsalar için petros Pavlou'ya müşteri de bulduğunu müstediye de Petros Pavlou'ya kendisinin götürdüğünü belirtmek suretiyle müstedinin bu husustaki şahadetini tayid etmiştir. Biz inandığımı-z bu şahadetten Kıbrıs'lı Petros Pavlou isimli Rumun yine Kıbrıs'lı mal sahibi Katina Pavlou Stavrou isimli Rumun vekili olduğuna ve Petros Pavlou'nun müstedi ile bu satış sözleşmesini yapabileceğine kanaat getirdik ve bu hususta bulgu yaparız."
Müstedi -şahadetinde Nikos Zodiades'in daha sonra mal sahibi Katina Pavlou Stavrou'nun vekili olduğu hususunda dava zabıtlarında mavi 10'da aynen şunları söyledi:
"C. 100 lira Petro pavlou'ya ödedim senedin arkasında imzası mukabilinde aldım. Daha sonra 10 lira al-dı her ay taksitle. daha sonra gittiğimde bana vekilin artık kendisi olmadığını ve bu Petros Pavlou'nun kayın pederi Nikos Zodiades'in olduğunu söyledi. Nikos Zodiades Limasol'da ikamet ederdi. Adresini verdi ben de Türk Bankası vasıtasıyle Nikos Zodiades'-e ödemler yaptım."
Bu konu hakkında istintaka tabi tutulduğnda mavi 17'de aynen şunları söyledi:
"S. Ve bu petros Pavlou dedi Nikos Zodiades'e ödeyeceksiniz dedi.
C. Bana bir yaz gösterdi onun vekili artık kendinin olmadığını ve Nikos Zodiades'in ve-kili olduğunu ve bu Nikos Zodiades'in ismini ve adresini verdi ve ben de Türk Bankası kanalıyle tabii Limasol'a bizzat götüremeyeceğim nedeniyle Türk Bankası vasıtasıyle göndermeye başladık. bana vekilinin o olmadığını muhakkak ispatla- yacak birşey göster-di.
S. Nikos Zodiades'in bu malı tüm satış işleriyle yetkili olduğunu araştır- dınız mı.
C. Araştırdım bu ayni kadından arsa alan kişilerele görüştüm konuştum, sordum. Abdurrazzak Kerim'in ki onun kanalıyle gittim bu arsayı aldım, sordum ve bu adamı o-nların da tanıdığını daha sonra vekil olduktan sonra arsaları satış için bunlara müracaat ettiklerini isteyen- ler varsa Türk tarafında tanıdığı varsa getirin dediğini söyledi. Ben de inandım ve verdim.
Müstedinin çağırdığı şahit Abdurrazzak Kerimoğullar-ı ise Nikos Zodiades hakkında mavi 23'te aynen şunları söyledi.
"S. Bilir misiniz bu şeyin vekili Petros Pavlou idi sonra kimdi.
C. Evet birisi geldi bana Petros Pavlou yolladı kendisini. Kendisi o kadının kayanatasıymış bundan sonra müşteri bulacağınd-a bana şey et dedi. Bana telefon numarası verdi onları kaybettim. Limasolda otururdu.
S. Adını hatırlar mısın adamın?
C. Hatırlamıyorum.
S. Daha sonra.
C. Geldi bana müşteri bulursam adres verdi telefon numarasını verdi bana.
S. Ondan sonra mü-şteri buldunuz mu kendisine.
C. Kaçtık artık o bölgeden."
Konu hakkında istintaka tabi tutulduğunda şahit mavi 25'te şunları söyledi:
"S. Petros Pavlou vekili de değişti.
C. Hatırladığım kadarıyla Petros Pavlou gitti ve dedi bana ben dedi artık al-amıyacağın dedi falan adama vereceksiniz. İşte bana gelen bu adam söyledi artık bana yolla biri arsa isterse dedi. Limasol'da otururdu ve biri çıkarsa bana gönder dedi.
S. Sana dedi mi bu Hüseyin Bey artık parayı ona versin diye.
C. Evet, geldi artık b-undan sonra bana vereceksiniz dedi. Her kim çıkarsa arsa alıcı bana gönderin dedi."
Tekrar istintaka tabi tutulduğunda yine mavi 25'te şunları söyledi:
"S. Şimdi Abdurrazzak Kerim Bey bu adam sana söylediğine veyahut ondan sonra geldiğinde teyit eder -misin bize ki parayı da müstedi Hüseyin Konuralp'ın ona göndereceğini söyledi mi sana.
C. Petros dedi bundan sonra falan adama vereceksiniz dedi.
S. Ondan sonra bu adam çıktı geldi ve kendini tanıştırdı sana.
C. Evet."
Yukarıda alıntısı yapılan şah-adetten Petros pavlou'nun yani emare I olarak ibraz edilen yazılı sözleşmeyi malsahibinin vekili olarak imza eden kişinin müstediye sözleşme imzaladıktan sonra belli bir zamanda, malsahibinin vekilinin artık kendisi olmadığını, Limasol'da ikamet eden Nikos- Zodiades'in olduğunu söylediği, Nikos Zodiades'in adresini müstediye verdiğini, Petros pavlou vekil konusunda aynı şeyleri şahit Abdurrazzak Kerimoğulları'na söylediği ancak Abdurrazzak Kerimoğulları'nın Limasol'lu kişinin ismini hatırlamadığı açıkça görü-lmektedir. Emare III olarak ibraz edilen banka havalesi makbuzlarından da açıkça görülüyor ki müstedi Limasol'lu Nicos Zodiades'e ilk taksit 30.12.1960'da olmak en son taksit de 13.12.1961'de olmak üzere 5 taksitte 60 lira tutarında banka havalesi yaptı. -Bu banka havalelerinin iade edilmediğini müstedi şahadetinde belirtti. Petros Pavlou müstediye ve şahit Abdurrazzak Kerimoğlu'na kendisinin artık Katina'nın vekili olmadığını ve Katina'nın vekilinin Nikos Zodiades olduğunu söylerken malsahibinin bunları s-öylemesi için yetkili olduğu kanısındayım. Yetkili vekil olduğu nedeni ile de Petros Pavlu'nun müstediye ve Abdurrazzak'a Katina Pavlu'nun kim olduğu hususunda söyledikleri kabul edilebilen şahadettir. Mahkeme Petros Pavlou'nun sözleşmeyi yaparken malsahib-inin vekili olduğu hususunda bulgusunu yaparken müstedi Abdurrazzak'ın verdiği şahacete dayandı. Aynı kişiler Petros Pavlou'nun belli bir müddet sonra mal sahibinin vekilinin Nikos Zodiades olduğunu söylediği hususunda şahadet vermelerine rağmen mahkeme bu- şahadete itibar etmemiştir.
Kuşkusuz mahkeme bir şahidin tüm söylediklerine inanması gerekmez. Mahkeme bir şahidin söylediklerinin bazı kısımlarınainanıp bazı kısımlarına inan- mayabilir. Ancak bunun için mahkemenin gerekçe vermesi gerekir. mahkeme müst-edinin mal sahibinin vekilinin Nikos Zodiades olduğu hususundaki şahadetine niçin inanmadığı hususunda herhangi bir sebep veya gerekçe vermiş değildir. Kanımca mahkemenin müstediye Petros Pavlou'nun malsahibinin vekili olduğu hususunda inandığı, müstedinin- Nikos Zodiades'e Lefkoşa Türk Bankası vasıtası ile banka havalesi ile ödeme yaptığı, bu banka havalelerinin iade edilmediği, şahit Abdurrazzak'ın Limasol'lu bir kişinin kendisine geldiğini ve Katina Pavlou'nun vekili olduğunu söylediği, petros Pavlou'nun -malsahibinin eski vekili olarak müstediye yeni vekili Nikos Zodiades olduğunu söylediği ve Petros Pavlou'nun Abdurrazzak'a malsahibine Limasol'da ikamet eden bir kişinin vekâlet ettiğini söylemesi ve daha sonra Limasol'lu bir kişinin Abdur- razzak'ı bizzat- görmesi ve kendisine müşteri gönderilmesini ve ödeme yapılmasını söylediği hususları göz önünde tutulduğunda petros Pavlou'nun malsahibinin vekilliğinden çıkardıktan sonra Limasol'lu Nikos Zodiades'in Emare I olarak ibraz olunan yazılı sözleşmedeki malsah-ibinin vekili olduğuba kanaat getirmesi gerekirdi kanısındayım. Bu nedenle ilk mahkemenin Nikos Zodiades'in ödemeler yapıldığı zamanda malsahibinin vekili olmadığı hususundaki bulgusu hatalıdır. Nikos Zodiades malsahibinin vekili olduğuna göre ve 60 lira ö-deme banka havalesi ile yapıldığına göre müstedi Yasanın 6(b)(iii) maddesinin aradığı bir belgeyi ibraz etmiş bulunmaktadır ve böylelikle yazılı sözleşmenin Yasanın istediği gibi 24 temmuz 1974 tarihinden önce yapıldığı isbatlanmış olur. Yasanın 6. maddesi-nin aradığı diğer bütün koşulları müstedi yerine getirmiştir. Bu nedenle ilk mahkemenin müstedinin isteğini reddeden kararının iptal edilmesi ve onun yerine müstedinin istidada belirlenen taşınmaz malın müstedi adına kaydettirilmesi hususunda bir mrin veri-lmesi gerektiği kanısındayım. mahkemenin bulgusuna göre 330 liralık satış bedeline karşılık olarak müstedi Petros Pavlou'ya peşin olarak 110 lira ve Nikos Zodiades'e de banka havalesi ile 60 lira ödedi. Bu durumda taşınmaz malın ödenmemiş satış bedeli 160K-L'dir. İşbu ödenmemiş satış bedelinin başvuru sahibi tarafından maliye işleri ile ilgili bakanlığın göstereceği özel bir fona yatırılmasına da emir verilmesi gerekir.
İstinafın duruşması esnasında aleyhine istinaf edilen mahkemenin müstedinin satın almış- olduğu taşınmaz mala koçan alamamasını ülkedeki koşullara bağlamasının hatalı olduğunu ileri sürdü. Buna sebep olarak da satış sözleşmesinin 1960 da yapıldığını, satış sözleşmesine göre satış bedelinin 21 Aralık 1963'ten çok önce ödenmesi gerektiğini ve a-lıcı, yazılı sözleşme altında mükellefiyetlerini yerine getirmiş olsaydı 21.12.1963'ten önce malın tapusunun kendisine yürütülebileceğini, bu nedenle ülkedeki koşullar nedeni ile taşınmaz malın kaydının yaptırılmadığı iddiasının doğru olmadığını göstermişt-ir. Kanımca 21.12.1963'ten önce alıcı satış bedelinin tümünü ödemiş olsaydı koçanın kendisine devreolunabileceği bu meselede önemli bir rol aynamaz çünkü yasanın amacı ülkedeki koşullar nedeni ile kaydı yaptırılmayan taşınmaz malların kaydının yapılmasıdır-. Müstedi 21.12.1963'e kadar veya ondan önce satış bedelini ödemek zorunluluğunda olmakla beraber satış bedelini ödememekle hakkını kaybetmiş değildir. Ortada bir gerçek vardır ki müstedi Emare I ile bir taşınmaz mal satın almıştır ve 21.12.1963'ten önce s-atış bedelini ödemiş olsaydı tapusunu kendi üzerine alabilmesine rağmen 21.12.1963'e kadar satış bedelinin tümünü ödemediği nedeni ile taşınmaz malın tapusunu üstüne almak hakkını kaybetmez. Ancak 21.12.1963'ten sonra Rumların Türklere zorunlu haller dışın-da taşınmaz mal kaydı yapmadıkları veya yapmağa istekli olmadıkları bilinen bir gerçektir. Bu durumda istida konusu taşınmaz malın müstedinin namına kaydının yapılmaması 21.12.1963'ten sonra süre gelen ülkedeki koşullar nedeni iledir.
Yukarıda belirtilen-ler ışığında aleyhine istinaf edilenin iddiası geçersizdir ve müracaatının reddolunması gerekir kanısındayım.
Emare I olarak mahkemeye ibraz edilen yazılı sözleşme şahadet hukuku bakımından asıl belge olarak kabul edildiğinden bu belgenin Pul Yasası uya-rınca pullanmış olması grekir. Halbuki Emare I'e bakıldığında bu belgenin Pul Yasası uyarınca pullanmadığı görülmektedir. Bu nedenle Kaza Mahkemesinin Pul Yasasının 35. maddesinin (2). fıkrası uyarınca ödenmemiş pul vergisi ile cezanın ödenmesini temin etm-ek için gereken bildirinin ilgili kişiye tebliğ ettirilmesini sağlaması gerektiğini belirtmekte yarar görüyoum.
Şakir Sıdkı İlkay: Müstenif-Müstedinin talebinde muvaffak olması, diğer şeyler arasında, satışla ilgili yazılı sözleşmenin 20 temmuz 1974 tari-hinden önce yapılmış olduğunun, Yasanın 6. maddesinin öngördüğü şekilde, kanıtlanmış olmasına bağlıdır. Müstedi bu maksat için malsahibi Katina Pavlu Stavru'nun yetkili vekili olduğunu iddia ettiği Nikos Zodiadis isimli bir şahsa gönderdiği KL60.-lık meblâ-ğla ilgili 5 adet banka havale makbuzu ibraz etti. Bu durumdailkin incelenmesi gerken husus Nikos Zodiades'in malsahibinin vekili olduğunu gerektiği şekilde kanıtlamış olup olmadığıdır.
Müstedi, ilk mahkeme önündeki şahadetinde, satış senedini malsahibin-in vekili olarak imza eden petros Pavlu'nun kendisine malsahibinin vekilinin artık kendisi olmadığını ve Limasol'da ikamet etmekte olan Nikos Zodiadis olduğunu ifade ettiğini söyledi. Müstedinin şahidi Abdurrazzak Kerimoğulları da Petros Pavlu'nun kendisin-e aynı şekilde konuştuğunu söyledi. Görüleceği gibi Petros Pavlu, Nikos Zodiadis'in malsahibinin yeni vekili olduğunu müstedi ve Kerimoğulları'nın söylediğinde malsahibinin vekili değildi, Bu durumda Nikos Zodiadis'in malsahibinin vekili olduğunu kendileri-ne Petros Pavlu'nun söyleidği hususunda müstedi ve Abdurrazzak kerimoğulları'nın şahadeti şayia şahadettir ve geçerli değildir.
Abdurrazzak Kerimoğulları, ilâveten, Limasol'lu birinin kendisine geldiğini ve malsahibinn yeni vekilinin kendisi olduğunu ifa-de ettiğini söyledi. Abdurrazzak Kerimoğulları'nın şahadetinden kendisine gelen bu şahsın Nikos Zodiadis olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Kerimoğulları'nın Nikos Zodiadis'in kendisine ne söylediği hususundaki şahadeti de şayia şahadettir ve geçerli değildi. --Gör:Everest v. Wood (1824) 1 C and P.75.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi Nikos Zodiadis'in malsahibinin yetkili vekili olduğu hususunda geçerli şahadet mevcut değildir. Nikos Zodiadis'in malsahibinin vekili olduğu kanıtlanmadığına göre ona gön-derilen paraların ilgili banka havaleleri de satış ile ilgili yazılı sözleşmenin 20.7.1974'ten önce yapıldığını kanıtlayacak belge olarak kabul edilemez. Bu böyle olduğuna göre de ilk mahkeme müstedinin istidasını redetmekle hata etmiş değildir.
Varmış o-lduğum karar ışığında mesele ile ilgili diğer olguları inceleyip bunlar hakkında görüş beyan etmem gerekmemektedir.
Yukarıda söylediklerime bağlı kalarak Sayın başkanın hükmünde 7/1980 sayılı Yasanın ilgili maddelerinin yorumu ile ilgili olarak belirtile-n görüşlerle hemfikirim.
Sonuç olarak istinafın reddedilmesi ve masraflarla ilgili herhangi bir emir verilmemesi gerektiği görüşündeyim.
Salih S. Dayıoğlu: Satışa ilişkin yazılı sözleşmenin asıl bir sözleşme olduğu hususunda Sayın Başkanın serdettiği gö-rüşleri paylaşırım. Binaenaleyh, sözü edilen sözleşmenin asıl olduğu ve ibraz edildiği gerçeği karşısımda bu gibi sözleşmelerin 7/80 sayılı Yasa altında başlatılan istidalarda ibrazlarının yasal bir gereklilik olup olmadığı hususunda bir karara varmanın ak-ademik kalacağı görüşündeyim. İleride, bu husus konu edildiği takdirde, görüşlerimi belitmeği uygun gördüm.
Şayia şahadet konusuna gelince; İlk Mahkeme mal sahibi Katina'nın Petros Pavlu'dan sonra vekilinin Nikos Zodiadis olduğunu iddia eden müstedinin b-u babta ibraz ettiği şahadeti bu gibi şahadetin şayia şahadet olduğu gerekçesiyle kabul edilmediğini belirtmedi. Esasen İlk Mahkeme bu şahadetin şayia şahadet olup olmadığı üzerinde durmadı. Ayrıca müstedaaleyh, bu şahadet verilirken buna itiraz etmediği g-ibi dava süresince bu hususu konu dahi yaptığı gözükmemektedir. Buna ek olarak müstedaaleyhin Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünün E.35 n.10 altında bir ihbar dosyalamakla beraber dosyaladığı ihbarnamede bu hususa yer vermesi. gerek İlk Mahkeme ve gerekse ya-rgıtayda, usule uygun olarak, ihtilâf konusu edilmeyen konu hakkında karar vermek doğru değildir. Buna tabi olarak İlk Mahkemenin Nikos Zodiades'in mal sahibinin vekili olduğunu müstedinin kanıtlayamadığı dorultusundaki kararının hatalı olduğu hususunda Sa-yın başkanın serdettiği gerekçe ve görüşlere katılırım.
Sonuç olarak aleyhine istinaf edilenin müracaatının reddolunması ve Sayın Başkanın satış belgesinin yasaya uygun olarak pullanması gerektiği ve ödenmemiş satış bedelinin istinaf eden tarafından mali-ye işleri ile ilgili Bakanlığın göstereceği özel bir fona yatırılması hususlarında emir verilmesi ile istinafın kabul edilmesi ve aleyhine istinaf edilen tarafından yapılan müracaatın da reddolunması gerektiği görüşündeyim.
Ülfet Emin Başkan:
Sonuç ola-rak istinaf oyçokluğu ile kabul edilir ve müstedinin ödenmemiş satış bedeli olan 160KL'nı maliye işleri ile ilgili Bakanlığın göstereceği özel bir fona yatırılmasına ve Lefkoşa'da Küçük Kaymaklı'da Blok C, Varaka XXI, Harita 31.W.2 ve 30 E.2, Parsel 910'da- gösterilen ve C.945 numaralı 14.9.1957 tarihli kayıt tahtında kayıtlı taşınmaz malın müstedinin adına kaydettirilmesine oyçokluğu ile emir verilir.
(Ülfet Emin) (Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu)
Başkan- Yargıç Yargıç
25 Şubat 1982.
Full & Egal Universal Law Academy