D.6/90 Yargıtay/Hukuk 1/90(Dava No. 1824/85; Lefkoşa)Yüksek Mahkeme Huzurunda.Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay,Başkan, N. Ergin Salâhi, Aziz Altay.İstinaf eden: Neriman Hasan, Lefkoşa. (Davacı) ileAleyhine istinaf edilen: Mehmet Yeşilyurt, Lefkoşa. (Davalı) A r a s ı n d a.İstinaf eden namına: Hakkı Süleyman SonderAleyhine istinaf edilen namına: Oktay Feridun tarafından Tanju Öncül.H Ü K Ü MŞakir Sıdkı İlkay, Başkan: Müstenif, açtığı davayı reddeden Lefkoşa Kaza Mahkemesinin kararından istinaf etmiştir. Müstenif davacı, Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açtığı davada davalının yatalak eşine bakmak ve evinde sair şekilde hizmet etmek ve karşılığında geçer ücretten ödenmek üzere davalı ile şifahen anlaştıklarını ve bu anlaşma uyarınca davalının evinde Ekim 1984 den Temmuz 1985’e kadar 9 ay süre ile hizmet ettiğini ve davalının onu ödemediğini iddia ederek davalı aleyhine 810000 Türk Lirası için hüküm talep etti. Davalı, dosyaladığı müdafaa takririnde, diğerleri arasındai davacı ile iddia edildiği şekilde bir sözleşme yapmadığını ve davalının yapmış olduğu hizmeti gönüllü olarak ve karşılık beklemeden yaptığını iddia etti. Davacı kendisi şahadet verdi ve ilâveten iki de şahit çağırdı. Davalı ise sadece kendisi şahadet verdi. Davayı dinleyen Kaza Mahkemesi davacının şahadetine inanmadı ve davayı reddetti. Hükmü bir bütün olarak incelendiğinde Kaza Mahkemesinin davacının çağırdığı şahitlere de itibar etmediği anlaşılmaktadır. Kaza Mahkemesi hükmünde şöyle demiştir. “Davacı şahadetinde davalıyı gıyaben tanıdığını belirtirken istintakından davalıyı 7 – 8 seneden beri tanıdığını belritmiştir. …… ……………………………………………………………........ Öyle bir hizmet akdi tasavvur edin ki dokuz ay hizmet veren ve karşılığında hiçbir ücret alamayan hizmetçi ev sahibinin yemeklik ihtiyaçlarını da kendi cebinden karşılamaktadır. Böyle bir davranış biçiminin normal ve inandırıcı olamayacağı tabiidir. Dolayısıyle davacının bu yöndeki iddiaları kabule şayan değildir. Keza davacı şahadetinde tedavi maksadıyle iki defa yalnız olarak Türkiye’ye gittiğini ifade ederken istintakı sırasında davalı ile beraber gittiğini kabul etmiştir ……………………………................. .. Öte yandan davacı talep takririnin 4. paragrafında Ekim 84’den 1989 yılı Temmuz ayına kadar davalının evinde kaldığını iddia etmesine karşın istintakında bazı akşamlar davalının evinde kaldığını ve sürpriz bir iddia olarak da oda kapısının davalı tarafından zorlandığını ileri sürmüştür. Görüleceği üzere davacının istintakı sırasında belirtmiş olduğu şahadetiyle ve gerekse talep takririnde ileri sürdüğü iddialarla çelişkilidir, bu bakımdan davacının vermiş olduğu şahadeti doğru ve güvenilir bir şahadet olarak telakki etmiyorum.” Davacının şahadeti incelendiğinde gerçekten ilk sorgusunda söyledikleri ile istintakında söyledikleri ve talep takririnde iddia ettikleri arasında, Kaza Mahkemesinin belirttiği hususlarda, çelişkiler olduğu gözükmektedir. İstinaf değerlendirilirken davacının şahadeti yanında davalıya göndermiş olduğunu kabul etmiş olduğu Emare I mektubun da göz önünde bulundurulması gerekir. Bu mektupta davacı davalıya şöyle yazmıştır:“………………………………………………………………………1/Kıskanmak yok 2./Eve erkek getirmek yok.Mehmet bey, size bu değersiz satırları yazmam icap etti, affedersiniz ama her insan kendi çıkarını ister sıkıştınız ve o zaman beni (kendiniz için) hatırladınız. Bendeniz şartlarınızı kabul ederim. Ama benim de şartlarım var, şartlarımı kabul ederseniz veya etmezseniz bana sizin de yazmanızı ve kimse görmeden geç vakitte kapımın altıdan atmanızı öneriyorum lütfen iyi okuyun ve iyi cevaplayın.NOTNikahlı karınız olduğuna göre sizinle sağlam bir kâğıt yaparak işbirliği yapabilirim, yalnız gardiyana Aliye de söyledim bednen (hiçbirşey) istemeyeceksizniz karınız ölünceye kadar.İkinci şartım evimi düzelttireceksiniz ve Türkiye’ye her gidişinizde beni de götüreceksiniz. Üçüncü arzum geberene kadar (gardiyanın Aliyi) bereaberce avutacağız ve ona ve ondan istifadeye yanaşmak isteyenlere her fırsatta MANİ olacağız. (Onu sevdiğimden istediğimden değil) bahsus (ona) ölünceye kadar vereceğim en (büyük ceza) olarak düşünüyorum. Bu fikirlerimi kabul edeceğinizi umar değerli cevabınızı sabırsızlıkla bekleyeceğim.Saygılar. (İmza)” Davacının şahadeti bir bütün olarak ve Emare I mektup ışığında incelendiğinde davacının davalıya ücret vaadi karşılığında değil de başka amaçlarla hizmet etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda söylenenler ışığında ve davadaki talebi ispat etmek külfetinin davacıda olduğu göz önünde bulundurulduğunda Kaza Mahkemesinin davayı reddetmekle hata etmiş olmadığı görülür. Bu nedenle istinafın reddedilmesi gerekir. Davada dosyalanan müdafaa takririnin birbiri ile bağdaşmayan iddialar içerdiği ve diğer hususları nazarı itibara alarak masrafarla ilgili herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük. Sonuç olarak istinaf reddolunur. İstinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmez.(Şakir Sıdkı İlkay) (N. Ergin Salâhi) (Aziz Altay) Başkan Yargıç Yargıç8 Mart 1990
Full & Egal Universal Law Academy