-D.34/81 Yargıtay/Hukuk :12/81
(BirleştirilmişDava No. 240/79, 236/79,
237/79,238/79,239/79,241/79;Mağusa.)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Niyazi F. Korku-t, Aziz Altay.
İstinaf eden: Şakir Tacirlioğlu veya Ahmet Şakir Ayrancı, Ankara.
(Davalı No.1)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Hüseyin Halil Helvacıoğlu ve
Behlül Halil Helvacıoğlu, Yeni İskele-.
(Davacı)
A r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Tevfik Pilli.
Aleyhine istinaf edilen namına: Cahit Yılmazoğlu.
Tazminat - Trafik kazası nedeniyle 6 ayrı tazminat talebi.
Zamanaşımı- defi - Müdafaa takririnde ilk itiraz olarak zamanaşımı
def'i ileri sürülmesi - Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58 ve 68. maddelerinde öngörülen süreler içerisinde açılmayan davaların zamanaşımına uğradığı iddiası - İlk Mahkemenin Fasıl 148 Haksız F-üller Yasasının hükümleri yerine Fasıl 15 Davaların Tahdidi Yasasının genel hükümlerini uygulaması - Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58(1)(d) maddesine göre haksız fiil sonucu hayatını kaybeden bir kimseyle ilgili davanın ölüm tarihinden itibaren 1 yıl -içinde açılma zorunluluğu - Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 68(a) maddesine göre bir ihmal veya kusur sonucu meydana gelen zararın tazmini için açılan davaların haksız fiilin vukuundan itibaren 2 yıl içinde açılma zorunluluğu.
Usul - Davaların birleşti-rilmesi - Davaların birleştirilmesine ilişkin ilkeler - Her dava için ayrı istinaf dosyalanmamasının usulsüzlük veya hükümsüzlük teşkil edip etmediği tartışması - İtirazın istinafın işitilmesine başlar başlamaz yapılmaması - Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü- E.1.4 n.2 - Aynı veya farklı Davacılar tarafından aynı veya farklı davalılar aleyhine açılan davalarda taleplerin müşterek yasal bir noktayı içermesi halinde davaların birleştirilmesine emir verilebilmesi - E.35 n.28'e göre istinafın herhangi bir aşamasın-da mahkemenin emir verme yetkisi.
Usul - İtirazın geç yapılması - Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.64 n.2 - Bir hukuk işleminin usulsüzlük nedeniyle iptal edilebilmesi için şikayet edenin makul bir süre zarfında veya usulsüzlüğün bilgisine gelmesinden so-nra yeni bir adım atmadan önce müracaat etmesi gereği - Davalıların usulsüzlük bilgilerine gelir gelmez itiraz etmeyip yeni adımlar atmış olması - Yargıtayın Davalıların usulsüzlükten sarfınazar ettikleri görüşü.
Anayasaya havale - Kıbrıs Türk Yönetimi Yü-rütme Kurulunun zamanaşımına ilişkin karar ve emirnamelerinin 1960 ve KTFD Anayasasına aykırı olduğu iddiası.
Usul - Özel yasa veya genel yasadan hangisinin uygulanacağı tartışması - Özel olan Haksız Fiiller Yasasının zamanaşımına ilişkin hükümleri dururk-en genel hükümlerin uygulanamaması.
OLAY: Davalı 1, Davalı 2'ye ait arabayı sürdüğü bir esnada trafik
kazası yaparak Davacıların yaralanması veya ölümüne neden oldu. Davacılar Davalılar aleyhine 6 tazminat davası açıtılar. Layihaların kapanmasından -sonra Davalı bir istida dosyaladı ve müdafaasında iptidai itiraz olarak öne sürdüğü zamanaşımı definin öncelikle görüşülmesini istedi.
İstidanın duruşmasında Davalı, 1966 tarihinde Genel Komite tarafından alınan zamanaşımını talik kararının 1976 tarıhind-en itibaren bir emirname ile sona erdirildiğini, bu nedenle zamanaşımı sürelerinin tekrar işlemeğe başladığını ve dolayısıyle Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58 ve 68. maddelerinde öngörülen süreler içerisinde açılmayan istinaf konusu davaların zamanaşı-mına uğradıklarını iddia etti.
İptidai itirazı inceleyen İlk Mahkeme, Genel Komitenin kararında belirlenen talik süresinin 1976 tarihli Emirname ile sona erdirildiğini, dolayısıyle zamanaşımı süresinin tekrar işlemeğe başladığını kabul etmekle birlikte Fa-sıl 15 Davaların Tahdidi Yasasının 5. maddesinin öngördüğü süreler içerisinde açılan bu davaların zamanaşımına uğramadığı kanaatine vardı.
Davalı İlk Mahkemenin Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasındaki zamanaşımına ilişkin özel hükümler yerine Fasıl 15 Davala-rın Tahdidi Yasasının genel hükümlerini uygulayarak davaların zamanaşımına uğramadıkları kanaatine varmakla hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
Davacılar ise Genel Komite kararının bir yasama tasarrufu olduğunu ve ancak başka bir yasama tasarrufu il-e ortadan kalkabileceğini Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kurulu tarafından çıkarılan zamanaşımına ilişkin emirnamelerin hükümsüz olduklarını ileri sürerek mukabil istinaf dosyaladı.
İstinafın dinlenmesine başlamadan önce davacıların avukatı istinaf ihbarnam-esinin E.35 n.5 uyarınca tebliğ edilmediğini ileri
sürerek istinafın bu şekilde ileri gidemeyeceğini iddia etti. Bu itiraz üzerine istinaf ihbarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmesi için emir verildi. Davacıların avukatı her istidanın ayrı ayrı dosyalanm-ası gerektiğini ileri sürdü. Daha sonra bu itirazından vazgeçen Davacıların avukatı Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kurulunun zamanaşımına ilişkin karar ve emirnamelerin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürdü ve konunun Anayasa Mahkesnesine havale edilmesini i-stedi. Müracaat kabul edildi ve konu Anayasa Mahkemesine havale edildi. Anayasa Mahkemesi konuyu karara bağladıktan sonra, Davacılar avukatı İlk Mahkemede birleştirilmiş olan davalarda verilen kararların birleştirilmiş şekilde istinaf edilemeyeceğini yenid-en ileri sürdü.
SONUÇ: Çoğunluk kararı, Hukuk Muhakemelerî Usulü Tüzüğü E.I4 n.2 altında davaların birleştirilebileceğini, E.35 n.28 altında ise istinafın herhangi bir safhasında davaların birleştirilmesi için emir verilebileceğini belirtti.
Çoğunluk kar-arı itirazın istinafın çok geç bir safhasında yapıldığını dolayısıyla her davada ayrı ayrı istinaf dosyalanmamasının bir usulsüzlük veya hükümsüzlük teşkil edip etmediğinin önem kazandığını vurguladı. Bu konunun bir hükümsüzlük değil usulsüzlük olduğu kanı-sına varan çoğunluk kararı bir hukuk işleminin usulsüzlük nedeniyle iptal edilebilmesi için usulsüzlükten şikayet eden tarafın makul bir süre îçerisinde veya usulsüzlüğün bilgisine gelmesinden sonra yeni bir adım atmadan önce itiraz etmesi gerektiğini beli-rtti.
Usulsüzlük bilgilerine gelir gelmez itiraz etmeyip yeni adımlar atan Davacıların sözkonusu usulsüzlükten sarfı nazar ettiklerini kabul eden çoğunluk kararı birleştirilmiş şekli ile istinafın dinlenebileceği sonucuna vardı.
Davaların zamanaşımına uğ-rayıp uğramadıklarını inceleyen çoğunluk kararı Haksız Fiiller Yasası altında açılmış davalarda aynı yasanın zamanaşımına ilişkin özel hükümlerinin uygulanması gerektiğiııi bu hükümler dururken Davaların Tahdidi Yasasının genel hükümlerinin uygulanmasının -hatalı olduğunu belirtti ve davaların zamanaşımına uğradıkları sonucuna vardı.
Azınlık kararı ise geçmiş içtihatlarda belirtilen görüşler ışığında her dava için ayrı ayrı istinaf dosyalanması gerektiğini ve bu kurala uymayan istinafların reddedilmesi gere-ktiği görüşünü savundu.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- Yargıtay/Hukuk 1/78.
2- Yargıtay Hukuk 25/81.
3- 10/81 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı.
4- Re Pritchard (deceased) (1963) All E.R. 873 at 882.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
I- Ha-lsbury's Laws of England 3. baskı, cilt 30, sayfa 400, para.749.
2- Maxwell on Interpretation of Statutes II. baskı s.168-169.
----------------------
H Ü K Ü M
Şakir Sıdkı İlkay: Bu istinafta Sayın Yargıç Aziz Altay'ın vereceği hükümde belirtilen göri-rşlerle ve varılan sonuçla hemfikirim.
Aziz Altay: İstinaf eden davalı No.l aleyhine 22.6.l975 tarihinde davalı No.2'ye ait GD520 plâkalı arabayı Yalusa-Mehmetçik yolu arasında sürdüğü bir sırada karşı istikametten gelmekte olan Halil Hüseyin Helvacı yöne-timindeki FU656 plâkalı araba ile çarpışması sonucu meydana gelen kazadarı dolayı Mağusa Kaza Mahkemesinde 6 tazminat davası açıldı. Lâyihaların kapanmasını müteakip bir istida üzerine mahkeme emri ile birleştirilen bu davalarda davalı bir istida dosyaladı- ve müdafaa takririnde iptidai itiraz olarak ileri sürmüş olduğu zaman aşımı def'inin öncelikle görüşülmesini talep etti. 9.1.81 günü yapılan îstidanın duruşmasında davalı 26 Temmuz 1966 tarihinde Genel Komite tarafından alınan zaman aşımını talik kararını-ıı 1.7.1976 tarihinden itibaren bir emirname ile sona erdirildiği nedeniyle zaman aşımı tekrar işlemeye başladığı cihetle Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58 ve 68. maddelerinde öngörülen süreler içerisinde açılmayan istinaf konusu davaların zaman aşımın-a uğradıklarını iddia etti. Davalının iptidai itirazını inceleyen ilk mahkeme Genel Komitenin sözü edilen kararında belirlenen talik süresinin 1 Temmuz 1976 tarihli Emirname ile sona erdirildiği cihetle zaman aşımının tekrar işlemeye başladığını kabul etti- ancak Fasıl 15 Davaların Tahdidi Yasasının (Limitation of Actions Law) 5. maddesinde öngörülen süreler içerisinde açılan istinaf konusu davaların zaman aşımına uğramadığı kararına vardı.
Davalı ilk mahkemenin bu kararından istinaf ederek Fasıl 148 Haksız- Fiiller Yasasındaki zaman aşımına ilişkin özel hükümleri yerine Fasıl 15 Davaların Tahdidi Yasasının genel hükümlerini uygulayarak istinaf konusu davaların zaman aşımına uğramadıkları kanaatına varmakla ilk mahkemenin hataya düştüğünü ileri sürdü. Aleyhin-e istinaf edilen davacılar da dosyaladıkları mukabil istinafta Genel Komitenin 26 Temmuz 1976 tarihli kararının bir yasama tasarrufu olduğu ve ancak başka bir yasama tasarrufu ile ortadan kalkabileceği cihetle Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kurulu tarafından- çıkarılan zaman aşımına ilişkin emirnamelerîn yetki aşımı (ultra vires) nedeni ile hükümsüz olduklarını ve dolayısıyle Genel Komitenin sözü edilen kararının halen yürürlükte olduğunu, kaldı ki zaman işlese dahi davalı kazadan hemen sonra Türkiye'ye gidip -dava açılıncaya kadar Kıbrıs'a hiç avdet etmediğinden zaman aşımının söz konusu olamayacağını ileri sürdü.
10.4.1981 günü istinafın işitilmesine başlamazdan önce davacıların avukatı bir itirazda bulunarak istinaf ihbarnamesinin Hukuk Muhakemeleri Usulü Tü-züğü E.35 n.5 uyarınca tebliğ edilmediğini ileri sürerek istinafın bu şekilde ileri gidemeyeceğini iddia etti. Bu itiraz üzerine istinaf ihbarnamesinin usule uygun tebliğ edilmesine emir verildi ve buna iınkân vermek amacı ile istinaf 18.5.1981 tarihine er-telendi. 18.5.1981 günü davacıların avukatı ilk mahkemede 6 davanın birleştirilmiş olduğunu, istinafın bu davaların birleştirilmiş şekli ile yapıldığını, halbuki her dava için ayrı istinaf dosyalanması gerektiğini iddia etti. Ancak daha sonra bu husustaki -itirazını ileri götürmekten vazgeçerek Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kurulunun zaman aşımına ılişkin karar ve emirnamelerinin 1960 Cumhuriyet Anayasası ile Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasasına aykırı olduğunu ileriı. sürdü ve istinafın karara bağlanmasınd-a etkisi olacağı cihetle konunun karara bağlanması için Anayasa Mahkemesi olarak oturum yapan Yüksek Mahkemeye havale edilmesini istedi. Anayasa Mahkemesince karara bağlanması istenen husus, istinafın karara bağlanmasında etkisi olacağı kanısına varıldığın-dan, Anayasa Mahkemesine havale edildi. Anayasa Mahkemesi A.M.lO/81 sayılı havalede konuyu inceleyerek karara bağladıktan sonra istinafın işitilmek üzere tayin edildiği 27.10.1981 günü davacılar ilk mahkemede birleştirilmiş olan davalarda verilen karardan -birleştirilmiş şekli ile istinaf edilemeyeceğini yeniden ileri sürdüler ve verilecek kararın sadece 240/79 sayılı davaya şamil olmasını istediler. Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.14 n.2'ye göre aynı veya farklı davacılar tarafından aynı veya farklı daval-ılar aleyhine açılan davalardaki talepler müşterek yasal bir noktayı veya olguyu içeriyor ve bunların önemi, davalardaki diğer hususlara nazaran, birlikte işitilmelerini gerektirecek nitelikte ise Mahkeme bu gibi davaların birleştirilmelerini emredebilir. -E.35 n.28'e göre istinafların herhangi bir safhasında birleştirilmeleri için emir verebilir. Görüleceği gibi İlk Mahkemede birleştirilmiş olan davalardan birleştirilmiş şekli ile istinaf edilemeyeceğine dair Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünde sarih bir niz-am bulunmamaktadır. Ne var ki bu husus Yargıtay/Hukuk 1/78 sayılı istinafta incelenmiş ve ilk mahkemede birleştirilmiş davalardan ayrı ayrı istinaf edilmesi gerektiği karara bağlanmıştır. Şu kadar var ki söz konusu karar istinafın işitilmesine başlar başla-maz yapılan itiraz üzerine verilmiştir. Huzurumuzdaki meselede ise itiraz istinafın çok geç bir safhasında yapılmış bulunmaktadır. Bu durumda her davada ayrı istinaf dosyalanmamasının bir usulsüzlük (irregularity) veya hükürzısüzlük (nullity) teşkil edip e-tmediği hususu önem kazanmaktadır. Yargıtay/Hukuk 1/78 sayılı istinaf kararının dayanağını teşkil eden gerekçeler aynen şöyledir:
"Bu sebeble her davacsa ayrı bir istinaf gerekmektedir. Bunu söylerken aşağıdaki nedenlere dayanıyoruz:-
l. Yukarıda izah -edildiği gibi, birleştirme, davalarda
müşterek bir yasal veya olgular ile ilgili bir nokta olduğu
zaman yapılır. Alt Mahkemede bahis konusu olan yasal
noktalar istinafta sözkonusu olan yasal noktalar ile aynı
- olmayabilir.
2.Davalar birleştirildiği zaman bütün davacıların namına davayı kimin yürüteceğine dair mahkeme tarafından direktif verilir. Bu direktif de davaların mal niyeti ve davacıların menfaatları gözönünde tutularak verilir. İstinaf Mahkemesin-de durum tamamıyle değişebilir. Tarafların avukatları değişebilir ve davaların mahiyeti tamamıyle farklı bir yön alabilir. Bu sebeple alt mahkemedeki duruşma bakımından gerekli olan bir birleştirme istinafın duruşmasında gerekli olmayabilir."
Görüleceği g-ibi Yargıtay/Hukuk 1/78 sayılı istinafta usule ilişkin (Procedural) nedenler dolayısıyle ilk mahkemede birleştirilmiş olan davalardan ayrı ayrı istinaf edilmasinin doğru ve uygun olacağı kanaatına varmış ve bu doğrultuda bir karar vermiştir. Bu durumda ayr-ı ayrı istinaf dosyalanması, bilhassa bu meselede, istinafı hükümsüz kılan bir kusur olmadığı kanısındayım. Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü E.64 n.2'ye göre bir hukuk işlemi usulsüzlük nedeni ile iptal edilebilmesi icin usulsüzlükten şikâyet eden tarafın m-akul bir süre zarfında işlemin iptali için müracaat etmesi veya usulsüzlüğün bilgisine gelmesinden sonra yeni bir adı atmamış olması gerelcir. İngiltere'de bu hususta durum aynıdır. Halsbury's Laws of England 3. baskı cilt 30, sayfa 400 para.749'da şöyle d-enmektedir:
"749. Applications to set aside proceedings for irregularity. No application to set aside any proceedings for irregularity under the foregoing provision (b) may be allowed, unless made within a reasonable time, or if the party applyig has take-n any fresh step after knowledge of the irregularity (c)."
İngiltere Mahkemeleri bir hukuk işlemindeki bir kusurun, işlemin esa-sına ilişkin olmadıkça, bizdeki E.64'ün muadili olan 0.70'in kap- samına giren bir usulsüzlük telâkki edilmesi görüşünü benimsemiş bulunmaktadırlar. Re pritchard (deceased) (1963) A.E.R.. 873 at 882'de Upjohn L.j. usulsüzlük (irregularity) hakkında şöyle d-enmiştir:
"1 do not think that the earlier cases or the later dicta on them prevent me from saying that in my judgment the law when properly understood is that R.S.C., Ord.70, applies the applies to all defects in proceduro unless it can be said that the -defect is fundamental to the proceedings. A fundamental dofect will make it a nullity. The court should not readily treat a defect as fundamental and so a nullity and should be anxious to bring the matter within the umbrella of Ord.70 when justice can be d-one as a matter of discretion, still bearing in mind that many cases must be decided in favour af the party entitled to complain of the defect ex debito justitiae."
Huzurumuzdaki meselede- itiraz, Yargıtay/Hukuk 1/78 sayılı istinafta olduğu gibi, istinafın işitilmesine başlar başlama yapılmamıştır. Yukarıda belirtilenlerden görüleceği gibi iptida sadece teblîğe ilişkin bir itiraz yapılmış ve bu itiraz ışığında ilk mahkemede birleştirilmiş o-lan davaların tümü için yeniden usule uygun tebliğ yapılmıştır. Tebliği müteakip yapılan duruşmada ilk mahkemede birleştirilmiş davalardan birleştirilmiş şekilde istinaf yapılamayacağı ilk defa öne sürülmüş bilâhare bundan vazgeçilerek davalarda anlaşmazlı-k konusunu teşkil eden karar ve emirnamelerin Anayasaya aykırı olup olmadıklarının karara bağlanması için Anayasa Mahkemesine havale edilmesi istenmiştir. Anayasa Mahkemesine yapılan havale istinafın birleştirilmiş şekli ile yapıldığı gibi Anayasa Mahkemes-i de kararını istinafın birleştirilmiş şekli ile vermiştir. Bu durumda söz konusu usnlsüzlük bilgilerine gelir gelmez itiraz etmeyip yeni adımlar atmakla davacıların sözkonusu usulsüzlükten sarfı nazar ettiklerini göstermektedir. Tüm bu nedenlerden dolayı -birleştirilmiş şekli ile yapılan istinafa ilişkin itirazın reddedilmesi gerekir.
Şimdi de istinaf konusu davaların zaman aşımına uğrayıp uğramadıklarını incelemek gerekir. Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58(1)(d) maddesi bir haksız fiil sonucu hayatını- kaybeden bir kişinin ölüm tarihinden itibaren 12 ay zarfında tereke idare memurları tarafından tazminat davası açılmasını, aynı yasanın 68(a) maddesi de bir ihmal (neglect) veya kusur (default) sonucu meydana gelen bir haksız fiile dayanan davaların fiili-n vukuundan itibaren iki yıl içinde açılmasını öngörmektedir. Ne var ki 1963 olaylarından sonra 27 Aralık 1967 tarihine kadar yasama ve yürütme görevi yapmakta olan Genel Komite 26 Temmuz 1966 tarihinde aldığı bir kararla zaman aşımını ikinci bir emre kada-r talik etti. 27 Aralık 1967 tarihinden sonra Genel Komitenin yürütme görevini devralan Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kurulu 27.4.1971 tarihinde isdar olunan 18 sayılı bir emirname ile zaman aşımını talik süresinin sona ereceği tarihi 1 Temmuz 1972 olarak s-aptadı. Ancak Yürütme Kurulu daha sonra zaman zaman ısdar olunan emirnameler ile talik süresinin sona erme tarihini seneden seneye erteledi ve en son 24 Haziran 1975 tarihli emirname ile talik süresinin sona erme tarihini 1 Temmuz 1976 olarak saptadı. Dava-lının iddiasına göre bu tarihten sonra zaman aşımı işlemektedir ve istinaf konusu davalar Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasında belirlenen süreler içinde açılmadığı cihetle zaman aşımına uğramışlardır. Davacılar ise Yürütme Kurulu tarafından isdar olunan zama-n aşımına ilişkin emirnamelerin yetki aşımı (ultra vires) nedeni ile Anayasaya aykırı olduğunu iddia ettiklerinden söz konusu emirnamelerin Anayasaya aykırı olduklarının karara bağlanması için Anayasa Mahkemesine havale edilmişti.
A.M.lO/81 sayılı havaled-e konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi Yürütme Kurulunun zaman aşımını talik süresinin sona erme tarihini saptayan ve 21.4.1971'de isdar olunan 18 sayılı emirnameyi çıkarmaya yetkisi bulunduğu cihetle geçerli ve yürürlükte olduğuna, talik süresini seneden se-neye uzatan müteakip emirnamelerin ise yetkisi olmadan isdar olundukları cihetle yayınlandıkları andan itibaren yürürlükte veya geçerli olmadıklarına karar verdi. Anayasa Mahkemesinin bu kararı ışığında Yürütme Kurulunca 20 lVisan 1971 tarihinde ısdar olun-an 18 sayılı Emirname geçerli ve yürürlükte olduğuna göre zaman aşımını talik süresinin 1 Temmuz 1972 tarihinde sona erdiğine ve bu tarihten 3 ay sonra da zaman aşımının, Genel Komitenin 26 Temmuz 1966 tarihli talik kararının 2. maddesi uyarınca, işlemeye -başladığına kuşku yoktur.
İlk Mahkeme istinaf konusu davaların zaman aşımına uğrayıp uğramadıklarını incelerken davaların Fasıl 15 Davaların Tahdidi Yasasını ve bu yasada öngörülen süreleri uygulamıştır. Haksız Füller Yasası altında açılmış bulunan söz ko-nusu davaların aynı yasanın zaman aşımına ilişkin özel hükümleri dururken bu hükümleri uygulamayıp Davaların Tahdidi Yasasının genel hükümlerini uygulamaya imkân yoktur. (Bak Maxwell on Interpretition of Statutes 11. baskı s.168-169). Bu nedenle Fasıl 148 -Haksız Fiiller Yasasında belirlenen süreler içerisinde açılmayan istinaf konusu davaların zaman aşımına uğradıkları ve ileri gidemeyecekleri açıktır.
Bu durumda istinafın kabul edilerek ilk mahkeme hükmünün iptal edilmesi ve onun yerine istinaf konu-su davaların zaman aşımına uğramaları nedeniyle ileri gidemiyeceği hususunda hüküm verilmesi gerekir.
Mukabil istinafa gelince: Anayasa Mahkemesi, A.M.lO/81 sayılı havalede, Genel Komitenin 26 Temmuz 1966 tarihli zaman aşımının işlemesini talik kararının -Kıbrıs Türk Yönetimi Yürütme Kurulunun 27 IVisan 1971 tarihinde isdar olunan 18 sayılı Emirnamesi ile sona erdiğine karar verdiği cihetle davacıların Genel Komitenin söz konusu kararının halâ yürürlükte olduğuna ilişkin iddiaları geçerli değildir.
Davalın-ın haksız fiilden hemen sonra adadan ayrılarak Türkiye'ye gitmesi ve davalar açılıncaya kadar dönmemesi nedeni ile zaman aşımının işleyemeyeceğine ilişkin 2. mukabil istinaf sebebine gelince: davacılar talep takrirlerinde davalının ada dışında olması neden-i ile davanın zamanında açılmadığını ileri sürmedikleri gibi zaman aşımı def'i istidasının görüşülmesi sırasında da böyle bir iddia ileri sürmüş değillerdir. İlk Mahkeme huzurunda hiç bir şekilde ele alınmayan ve görüşülmeyen böyle bir hususun istinaf konu-su edilip istinafta karara bağlanmasıııa olanak yoktur. Bu nedenle mukabil istinafın reddedilmesi gerekir.
Niyazi F. Korkut: Bu istinafın olguları sayın yargıç Aziz Altay'ın hükmünde belirtildiği cihetle olguları yinelemeye gerek görmüyorum. Sadece aleyh-lerine istinaf edilenlerin avukatının istinafların birleştirilmiş olarak yapıldığına ilişkin itirazını geri çektiği görüşüne katılmıyorum. Aleyhlerine istinaf edilenler bu itirazı yaptıktan hemen sonra istinafta Yüksek Anayasa Mahkemesine bir havale yapılm-ış ve konu Yüksek Anayasa Mahkemesinde karara bağlandıktan sonra istinaf yeniden duruşma için tayin edildiğinde avukat konu itirazını yinelemiştir. Bu durumda öncelikle üzerinde durulması gereken husus aleyhlerine istinaf edilenlerin avukatının yapmış oldu-ğu konu itirazdır.
Aleyhlerine istinaf edilenlerin avukatı itirazında alt mahkemede birleştirilmiş 6 dava için ayrı ayrı istinaf yapılması gerektiği ve bu yapılmadığına göre de istinafın olduğu şekli ile ileri gedemiyeceğini ileri sürmüştür.
Be-nzeri bir itirazın karara bağlandığı Y/H 1/78'de Mahkeme hükmünde şöyle denmektedir: "Kanımızca birleştirilmiş davalarda her dava için ayrı bir hüküm verilmekte ve her dava ayrı zamanlarda ve diğer davalardan ayrı olarak infaz edilebilmektedir, bu sebeple -her davada ayrı bir istinaf gerekmektedir." Her dava için ayrı bir istinaf yapılmadığı gerekçesi ile de sonuçta konu birleştirilmiş istinafın ileri gidemiyeceğine hükmolunmuştu. Daha sonra benzeri bir konuda Y/H 25/81'de de aleyhine istinaf edilenlerin avu-katı birleştirilmiş davaların istinafının dosyalanmış olduğu şekildc ileriye gidemeyeceğini ve reddedilmesi gerektiğini ileri sürdü. İtirazına mesnet olarak da Y/H 1/78'den atıfta bulundu. Bu itirazı inceleyen Yüksek Mahkeme, oyçokluğu ile, istinafın birle-ştirilmiş şekli ile tüm davalardan bir tüm olarak yapıldığı ve atıfta bulunulan Y/H 1/78 sayılı istinafta verilen hükme göre, istinaf birleştirilmiş şekli ile ileri gidemiyeceği gerekçesiyle, istinafı reddetmiştir. Azınlık kararırtda ise en azından öteki d-avaların birleştirildiği davanın istinafının görülebileceği görüşü belirtilmişti.
Bu istinafta da her dava için ayrı bir istinaf yapılmadığına göre istinafın, Y/H 25/81'de azınlık kararında belirttiğim görüş ışığında 240/79 sayılı dava dışındaki davalar i-çin ileri gidemiyeceği ve sadece 240/79 bakımından geçerli olacağı görüşündeyim.
Yukarıda alıntısı yapılan kararlardan da anlaşılacağı gibi her dava için ayrı bir istinaf gerekli olduğuna göre önüzmüzdeki meselede 240/79 sayılı dava dışındaki davalar için- istinaf yapılmamıştır. Bu nedenle yapılan itirazın kabul edilerek 240/79 sayılı dava dışındaki davalar için istinafın reddedilmesi ve sadece 240/79 sayılı dava ile ilgili istinafın ileri gidebileceği görüşündeyim. Bu görüş ışığında sadece 240/79 sayılı da-va ile ilgili olarak sayın Yargıç Aziz Altay'ın davanın zaman aşımına uğrâdığı görüşüne katılır ve 240/79 sayılı davanın zaman aşımına uğradığı nedeni ile ileri gidemiyeceği görüşünü paylaşırım. Bu nedenle 240/79 sayılı dava ile ilgili alt mahkemenin karar-ının iptal edilmesi gerekir.
Mukabil istinaf ile ilgili olarak da sayın Yargıç Aziz Altay'ın görüşlerine katılırım.
Şakir Sıdkı İlkay: Sonuç olarak istinaf, oyçokluğu ile, kabul edilir ve Mahkemenin kararı iptal edilerek istinaf konusu davaların reddi -için hüküm ve emir verilir.
Mukabil istinaf, oybirliği ile, reddolunur. İlk Mahkeme masrafları ve istinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmez.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç Yar-gıç Yargıç
8 Aralık 1981
Full & Egal Universal Law Academy