-D.11/82 Yargıtay/Hukuk 12/82
- (Dava No: 70/80 Lefkoşa)
-
Yüksek Mahkeme Huzurunda
-Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay.
-
İstinaf eden: 1. Zeki Halil, Lefkoşa.
2. Mustafa Halil İbrahim, Lâpta, Girne
(Davalılar)
- ile -
-Aleyhine istinaf edilen: KTFD Başsavcısı, Hukuk Dairesi, Lefkoşa.
- (Davacı)
- A r a s ı n d a.
-
İstinaf eden namına: Ahmet Mithat Berberoğlu
Aleyhine istinaf edilen namına: Erden S. Algun
İcar - Bahçe icarı - Davalıların Davacılardan (Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi) 1978 yılına kadar geçerli olmak üzere narenciye bahçesini kiralamaları - Davacıl-arın 22.3.1978 tarihli bir ihbarname ile kira münasebetini sona erdirmek istediklerini Davalılara bildirmeleri - Davacıların bahçenin tahliye edilmesi, Davalıların taşınmaza müdahalesinin men edilmesi, zarar ziyan be ara kâr talebi - İlk Mahkemenin mecurun- tahliyesi, zarar ziyan ve müdahalenin meni için emir vermesi - Davalıların İlk Mahkeme hükmü aleyhine istinafı.
Mahkeme kararlarının gerekçeli olması - 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 39(3) maddesi - Mahkemelerin gerekçeye dayandırmak kışuluyla hüküm ve-ya kararında bildiği uslubu kullanması - Mahkeme kararları gerekçe dayandırıldığı ve adaletsizlik yapılmadığı sürece uygulanan üslup veya teknik ne olursa olsun Yargıtay hükmün bozulması yönüne gitmez.
Mesne profits (ara kâr) - Ara kâr mal sahibinin malı -kullanmasından yoksun bırakılması sonucu uğradığı zarar ziyandır - Ara kâr malı (taşınmaz) elinde bulunduranların mütecaviz durumuna girdiği andan itibaren hesaplanır.
OLAY: Davalılar 1974 yılında 300 dönüm narenciye bahçesini Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi-nden yarıcılık esası üzerinden bir yıllığına icar ettiller. Bu süre daha sonra 1 yıl daha uzatıldı. Bu arada Devlet Davalıların icarında olan 300 dönümlük narenciye bahçesi de dahil olmak üzere 16345 dönüm narenciye bahçesini Cypruvex isimli bir kuruluşa t-ahsis etti. Davalıların kiracılık hakları dikkate alınarak 300 dönümlük kısım ve ilâveten 330 dönüm narnciye bahçesi davalılara 1 yıllığına icar edildi. Devlet daha sonra Cypruvex'e tahsisli bahçeleri geri aldı. Davalılar bu esnada 1976-77, 1977-1978 yılla-rı için 630 dönümün bedelini Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesine yatırdılar. Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesi 1978 yılında Davalılara bir ihbar göndererek kira sözleşmesinin uzatılmayacağını bu nedenle tarlayı tahliye etmelerini bildirdi.
-Davacılar, bahçeleri tahliye etmeyen Davalılar aleyhine bir dava açtılar. Davacılar açtıkları davada taşınmaz malların tahliyesi, Davalıların taşınmaz mallara müdahale etmelerinin men edilmesini ve ara kâr talep ettiler.
-İlk Mahkeme Davacıyı haklı bularak Davacının talep ettiği şekilde zarar, ziyan, tahliye emri ve Davalıların taşınmaz mallara müdahale etmemeleri için emir verdi.
Davalılar, İlk Mahkeme kararının yasal gerekçeden yoksun ve geçersiz olduğu ve İlk Mahke-menin verilen şahadetle talep takririndeki iddialar arsında büyük ayrılıklar olmasına rağmen Davacı ile Davalılar arasında mucir-müstec,r ilişkisi olduğu bulgusuna varmakla hata ettiğini ve mesne profit talebiyle ilgili yaptığı bulgunun hatalı olduğunu ile-ri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay istinaf sebeplerini tek tek ele alarak inceledi.
Yargıtay, 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 39(3) ve Anayasanın 27. Maddesinde, mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiğinin belirtildiğini, gereçeye dayanan- ve adaletsizlik içemeyem hükmün bozulamayacağını vurgulayarak İlk Mahkeme hükmünün gerekçeye dayandırıldığını ve hatalı olmadığı sonucuna vardı.
Yargıtay, İlk Mahkemenin Davacı ile Davalılar arasında mucir-müstecir ilişkisi olduğuna dair bulgu yapamsın-ın hatalı olmadığını ve taşınmazların Devlet Emlak ve Malzeme Dairesinden kiralandığının emarelerden açıkça görüldüğünü belirtti.
Yargıtay, Davalıların kiranın yıllık olduğu ve Davacının kendilerine 1 yıllık ihbar vermesi gerektiği şeklindeki iddiasını -ele alarak inceledi. Yargıtay sunulan tüm şahadetten ve emare yazıdan kira süresinin 1 yıl olduğunun görüldüğünü ve bu durumda Davalılara 1 yıllık ihbar gönderilmesinin sözkonusu olamayacağını vurguladı.
Yargıtay, Davalıların ara kârın saptanmasında dük-kate alınması gerken tarihin kendilerinin mütecaviz oldukları tarih değil de celpnamenin isdar edildiği tarihinin dikkate alınması gerektiği şekilndeki iddialarını inceledi. Yargıtay böyle bir iddianın kabullenilmesi halinde mütecavizin haksiz fiildeb ötür-ü ödüllendirileceğini ve böyle bir iddiaya itibar edimesinin mümkün olmadığını belirtti.
Yargıtay, ara kârın mal sahibinden malı kullanmasından yoksun bırakılması sonu onun uğradığı zarar ziyan olduğunu ve Davalının 31.5.1978 tarihinden sorna mütecaviz -olarak malları kullanmaya devam ettiğini ve davacıları malları kullanmaktan mahrum ettiğini belirtti. Davacının 31.5.1978 - 31.5.1980 tarihleri arasındaki çıkarının 10,072,023TL olduğunu ancak talep takririnde talep edilen miktarın 5,015,354TL olduğunu ve -İlk Mahkemenin talep takririnde talepe dilen son rakama itibar ettiğini ve uyguladığı testin yanlış olmadığı sonucuna vardı ve istinafı reddeti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Clifton Securities Ltd. V. Huntley and other 1948 2 AER s.283.
Atıfta -Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
Halsburys Laws of England 3rd. Ed. Vol.23,s ayfa 561, para.1230.
-H Ü K Ü M
-
Salih S. Dayıoğlu: 10.9.1974 tarihli bir icar mukavelesi ile; Lefkoşa Kazasına bağlı Kumköy'de (Sirganohorgo) ova mevkiinde muhtelif pafta ve parsel numaralı altında takriben 300 dönümlük narenciye bahçelerini zamanın O.K.T.Y. adına Lefke Bölge Ziraat Sor-umlusu davalılara (istinaf edenlere) yarıcılık esası üzerinden bir yıllığına icar etti. Bu süre daha sonra 6679/75 sayılı Bakanlar Kurulunca 31.5.197'ya kadar uzatıldı. İl Mahkemenin yapmış olduğu bulgulara göre davalılara icar edilen 300 dönümlük narenciy-e bahçeleri da dagil olmak üzere 16345 dönümlük narenciye bahçeleri Devlet tarafından Cypruvex isimli bir kuruluşa tahsis edildi ancak davalıların 300 dönümlük narenciye bahçesindeki kiracılık hakları dikkata alınarak daha sonra davalılar ile Cypruvex aras-ında bir anlaşmaya varıldı ve bu anlaşma uyarınca davalılar sözü edilen 300 dönümük narenciye bahçelerini ve ilâveten 330 dönümlük narenciye bahçeleri toplam 630 dönümlük narenciye bahçelerini dönümü 250TL'den bir yıllığına icara aldılar. Buna ilaveten dav-alılar 5 dönümlük tarlayı da icar ettiler. Davalıların icara aldıkları 630 dönümlük narenciye bahçelerinin dökümü şöyledir:
Valencia - 569 dönüm
Greyfruit - 38 dönüm
Yafa - 16 dönüm
Mandarin - 7 dönüm
Bu icar süresi 1.6.1976'dan 31.5.1977 -tarihine kadardı. Bu süre zarfında Devlet yukarıda sözü edilen 16340 dönümlük narenciye bahçelerinin tahsisini Cypruvexten geri aldı ve bunun üzerine 22.4.1976 tarihinde Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesi ile davalılar arasında yapılan anlaşma uyarınca davalı-ların 630 dönümlük narenciye bahçeleri için ödemeleri gerekli 158750Tl icar bedelini Devlet nam ve hesabına olmak üzere Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesine ödemeği kabul ve deruhte ettiler ve nitekim bunu ödediler. Aynı tarihte Devlet Emlâk ve Malzeme Daires-i vasıtasıyle Devlet ile davalılar arasında varılan anlaşma uyarınca sözü edilen kira münasebeti aynı kira ile 31.5.1978 tarihine kadar uzatıldı. davalılar 1976-77 ve 1977-78 yılları iöin Devlete ödemekle yükümlü oldukları icar bedellerini bir tamam ödedil-er.
22.3.1978 tarihli bir ihbarname ile Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesi davalılara, aralarında mevcut kira münasebetinin 31.5.1978 tarihinde sona ereceğini hatırlattı ve icar süresinin uzatılmayacağını bildirerek konu baçeleri 31.5.1978 tarihinde tahliye- etmelerini istedi ve bu tarihten sonra bu bahçelere herhangi bir masraf yapmamaları hususunda uyarıda bulundu. Davalılar 31.5.1978 tarihinde veya daha sonra bahçeleri bu güne kadar teslim etmediler. Bunun üzerine davacı da davalılar aleyhine Lefkoşa Kaza -Mahkemesinde ikame ettikleri bir dava ile özetle;
Davalıların münferiden veya müştereken veya ajanlarının sözü edilen taşınmaz malları tahliye etmelerini, onların sözü edilen taşınmaz mallara müdahalelerden men edilmelerini ve 31.5.1978'den 31.5.1980 tar-ihine kadar davcıya ika olunan 5015354.00TL ara kârın davalılar tarafından ödenmesinin emredilmesini talep ettiler.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme davacıyı haklı buldu ve zarar ziyan hususunda ibraz edilen şahadete itibar edip bu zararı 10,072,023.80TL olar-ak saptadı ancak talep takririnde talep edilen zarar ziyan 5015354.00TL olarak sınırlandırıldığı için bu rakamın aşılamayacağı kanısına vararak davalılar aleyhine 5015354.00TL zarar ziyan için hüküm verdi ve ilâveten davalılara dava konusu taşınmaz malları- tahliye etmelerini ve bu mallara müdahalelerini durdurmalarını emretti. İlk mahkeme ayrıca davalıalrın dava masraflarını ödemelerini hükme bağladı. İstinaf işbu hükümden yapılmış bulunmaktadır.
İstinaf sebepleri aynen şöyledir:
"1. Muhterem Bidayet Ma-hkemesinin hükmü, tarafların çağırdığı şahitlerin şahadeti ayrı ayrı değerlendirilmeden ve şahadete dayalı bulgulara varılmadan verildiği nedeniyle, yasal gerekçeden ve/veya yeterli yasal gerekçeden yoksun olduğu cihetle geçersizdir. ve/veya Anayasaya ve i-lgili Yasa Hükümlerine göre bir Mahkeme hükmü niteliğinde değildir. Bu nedenlerle iptal edilmesi gerekir.
Yukarıdaki istinaf sebebine halel gelmeksizin diğer istinaf sebepleri şöyledir:
2. Muhterem Bidayet Mahkemesi, verilen şahadetle talep takririndeki- iddialar arasında esasta büyük ayrılıklar bulunmuş olmasına rağmen, Davacı ile Davalılar arasında mücir-müstecir ilişkisinin mevcut olduğu bulgusuna varmakla hata etmiştir.
2(a) Davacı ile Davalılar arasında mücir-müstecir ilişkisinin mevcut olduğu kabul- edilse bile, mecur bir tarımsal holding olduğu için aradaki ilişkinin sona erdirilip tahliye talep edilebilmesi için bir yıllık ihbar gerekirdi ve/veya kiracılık ilişkisi yıldan yıla kira münasebeti şeklinde odluğu için en az 6 aylık ihbar gerekirdi. Muht-erem Bidayet Mahkemesi bu hususları değerlendirmeden tahliye kararı vermekle hata etmiştir.
3. Muhterem Bidayet Mahkemesi "mesne profit" talebiyle ilgili olarak yaptığı uygulama ve bu uygulama sonucunda vardığı bulgu dolayısıyle hata etmiştir.
3(a) Dava-lılar mecura yılda Tl.158.750.- kira ödemek şartıyle kiracı olarak girdikleri için mevcut kira münasebetinin feshedilmesini mütekip "mesne profit" talep edilmesi halinde, saptanacak olan "mesne profit"in kira bedeline eşit ve/veya şartların etkisi gözönünd-e tutularak bir miktar eksik veya fazla olması gerekirken, bahçelerin ürününden yıllık net gelirin "mesne profit" olarak saptanması hatalıdır.
3(b) Bir kira münasebetinin feshini müteakip "mesne profit" talep edildğinde, "mesne profit" kiracının mecuru ta-hliye etmesi gereken tarihten değil, dava celpnamesinin tarihinden itibaren hesaplanması gerekirken, mecurun tahliye edilmesi gerkentarihten dava celpnamesinin tarihine kadar hesaplanmış olması hatalıdır.
4. Muhterem Bidayet Mahkemesi, davalıların ilgili- taşınmaz malı tahliye etmesi hususunda emir verirken, bir süre tanımamakla hata etmiştir.
5. Muhterem Bidayet Mahkemesi, huzurundaki davayı 9/76 sayılı "Mahkemeler Yasası"nın 40. maddesine uygun oalrak karara bağlama- mış olmakla hata etmiştir."
Bu se-bepleri aynı sırayı takip ederek teker teker inceleyip bunlar üzerinde hükmümüzü belitmeyi uygun gördük.
1. İstinaf sebebi:
Tüm Mahkemelerin kararlarının gerekçeye dayandırılması gerektiğine kuşku yoktur. Bu husus gerek 9/76 sayılı Mahkemeler Yasası 39-(3) maddesinde ve gerekse Anayasanın 27. maddesinde açıklıkla görülmektedir ancak bu gerekçelerin nasıl ve ne şekilde olacağına dair herhangi bir yasal düzenleme yoktur ve esasen böyle bir düzenlemenin yasa veya sair mevzuatla tatminkâr bir şekilde yapılab-ileceği hususunda kuşkumuz vardır. Tüm Mahkeme kararları elbette ki gerekçeye dayanmalıdır fakat tüm mahkemelerden gerekçelerinin belli bir uslûba uyulmasını beklemek ilgili mahkemeleri katı uslûp içine sokmaktan başka bir işe yaramıyacağı açıktır. Her mah-keme, gerekçeye dayandırmak koşuluyla, hüküm veya kararında dilediği uslûbu kullanabilir. Konuya yaklaşım yargıçtan yargıca değişebilir. Bu bir uslûp ve mesleki teknik meselesidir. Uygulanan uslûp veya teknik ne şekilde olursa olsun gerekçeye dayandırıldığ-ı ve adaletsizlik yapılmadığı sürece hakli bir eleştiri konusu yapılamaz ve Yargıtayca hükmün bozulması yoluna gidilemez. Önümüzdeki meselede İlk Mahkemenin hükmünün gerekçeye dayandırılmadığını söylemeğe imkân yoktur. Sekiz sayfadan oluşan hüküm incelendi-ğinde İlk Mahkemenin konuyu ciddi olarak ele aldığı ve titizlikle inceleyip gerekçeleriyle bir sonuca bağladığı açıklıkla görülür.
İlk Mahkemenin hükmünü bidayette biz yazacak olmuş olsydık belki de her birmizin yaklaşımı, uygulayacağımız uslûp veya tekn-ik birbirinden farklı olacaktı. Bunun böyle olabileceği hususu, kendi başına, İlk Mahkemenin gerekçeli hükmünü sırf bu noktadan eleştirmemize haklı bir neden olamaz. Bu nedenle birinci istinaf sebebi reddolunur.
2. İstinaf sebebi:
Bu istinaf sebebi alt-ında davalılar mahkemenin konu taşınmaz mallarla ilgili olarak Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesi ile kendileri (davalılar) arasında mucir müstecir ilişkisinin varolduğu bulgusuna varmakla hata ettiğini iddia etmektedirler. Bu hususta hükme bakıldığında İlk m-ahkemenin şu bulguya vardığı gözükmektedir:
"Davalılar avukat her ne kadar da bir taraftan Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesi ile Cypruvex arasında öte taraftan Cypruvex ile davalılar arasında kira münasebeti olduğunu ileri sürmekte ise de durumun böyle olma-dığı hem davacılar tanıklarının hem de bizzat davalı 2'nin şahadetinden görülmektedir. 1976-1977 ve 1977-1978 icar yıllarının kira bedellerinin davalılar tarafından doğrudan doğruya Devlet Emlâk ve malzeme Dairesine ödenmiş olması da icar münasebetinin Dev-let Emlâk ve Malzeme Dairesi ile davalılar arasında olduğunu göstermektedir."
Kanımızca İlk Mahkemenin taraflar arasında böyle bir ilişkinin varolduğu bulgusuna varması için huzurunda kâfi derecede şahadet verdi. Buna ek olarak davalıların avukatı 25.4.1-978 tarihinde İskân ve Rehabilitasyon Müdürlüğüne yazmış olduğu bir yazıda konu taşınmaz malların Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesinden kiralandığını kabul ve teslim etmektedir. Sözü edilen yazının ilgili kısmı aynen şöyledir:
"Müvekkilim Lefkoşa'lı Bay Ze-ki Halil'den aldığım talimat uyarınca, adı geçen müvekkilime gönderdiğiniz ve Güzelyurt toprağında bulunan 685 dönümlük narenciye bahçesinin kiracılık durumu ile ilgili 6/2 sayılı ve 17 Nisan 1978 tarihli yazınıza atfen, sözkonusu narenciye bahçesinin müve-kkilim tarafından Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesi Müdürlüğünden kiralandığı cihetle ........."
Bu durumda konu taşınmaz malların Devlet Emlâk ve Malzeme Dairesinden kiralandığı açıklıkla görülmektedir ve bunun aksine ileri sürülen iddialara da itibar edi-lmesi söz konusu olamaz.
2(a) istinaf sebebi:
Bu istinaf sebebi altında davalılar kira ilişkisinin yıllık olduğu iddiasıyle davacının davalılara 1 yıllık ihbar verilmesi gerektiğini halbuki bunun yapılmadığını iddia ettiler.
İlkin taraflar arsında va-rolan kira ilişkisinin süresinin ne olduğunun saptanması gerekir. davacının bu husustaki iddiası kira süresinin sadece bir yıl olduğu doğrultusundadır. Davacı tarafından ibraz edilen ve İlk Mahkemece itibar edilen şahadet de bu iddiayı doğrulamaktadır. Tüm- şahadet incelendiğinde kira süresinin bir yıl için olduğu ve bu sürenin 31.5.1978 tarihinde sona erdiği doğrultusunda olduğu gözükmektedir. Kira süresinin 31.5.1978 tarihinde sona ereceğini bizzat davalılar, avukatları vasıtasıyle Devlet Emlâk ve Malzeme -dairesi Müdürlüğüne yazdıkları 6.4.1978 tarihli yazı ile, bilmekte ve kabul etmekte idiler. Sözü edilen yazının ilgili kısmı aynen söyledir:
"Müvekkillerim Lefkoşa'lı Zeki Halil ve Lâptalı Mustafa Halil İbrahim'den aldığım talimat uyarınca, adıgeçen müve-kkillerime gönderdiğiniz ve Güzelyurt toprağında kâin 635 dönümlük naernciye bahçesinin 31.5.1978 tarihinde tahliyesini talep eden, 37/78 sayılı ve 22 Mart 1978 tarihli yazınıza atfen, sözkonusu narenciye bahçesi ile ilgili kiracılık durumunun 31.5.1978 ta-rihinde sona ereceği bir gerçek ise de,....."
Kira süresinin bir yıl olduğu kanıtlandıktan sonra kira ilişkisinin 31.5.1978'de sona erdiği kuşkusuzdur. Bu durumda davacının davalılara bir yıllık ihbar göndermesi söz konusu olamaz. Davalıların avukatının- bir yıllık ihbar hususunda atıfta bulunduğu İngiliz kaynakları ise bize yardımcı olmaktan uzaktır çünkü zirai holdinglerle ilgili mevzuat İngiltere'de, The Agricultural Holdings Act 1923 isimli yasa ile düzenlenmektedir. Davalılar avukatınınileri sürdüğü -bir yıllık ihbar sözü edilen yasanın 25. maddesi ile düzenlenmektedir. Kira anlaşmasında veya bu hususu düzenleyen yasa yokluğunda, kira ilişkisi kira süresinin sona ermesiyle nihayet bulur. Gör:- Halsburys aws of England 3. edition Vol.23 p.534 para.1190:-
Sonuç olarak bu istinaf sebebinin de reddolunması gerekmektedir:
3. 3(a), (b) ve 4. istinaf sebepleri:
İlk iki istinaf sebebi birlikte ele alındığında ve diğerleri de bunlarla çokyanından ilgili olduğundan biz de ayni şekilde bunları birlikte ele a-lıp incelemeyi uygun bulduk.
Bu istinaf sebepleri ile davalılar özetle ara kâr ile ilgili talebin incelenmesinde hatalı bir yaklaşım içinde bulunduğunu, zarar ziyan tesbitinde konu taşınmaz malların icar edilmeleri halinde kira olarak elde edilecek mikta-rın esas alınması gerektiğini, keza, ara kârın saptanmasında dikkata alınması gereken tarihin davalıların mütecaviz odlukları tarih değil de ceplnamenin isdar edildiği tarih olamsı gerektiğini iddia ettiler.
Kanımızca İlk Mahkemenin ara kârın saptanmasın-da uyguladığı yaklaşım hatalı değildir. Ara kâr, haksız bir tasarrufla mal sahibini hakkı olan ve makul olarak elde edeceği geliri temsil etmektedir. Bu gelir sadece bir taşınmaz malın daha önceki kira miktarı ile sınırlı değildir. esas kriter, mals ahibi -taşınmaz malına sahip olmuş olsaydı bundan makul olarak elde edeceği net gelirdir. Tabiatıyle bu gelir taşınmaz malın nev'i ile değişiklik arzedenilir. Ara kâr saptama yöntemi dükkân veya ev olduğu zaman başka, zirai taşınmaz mal olduğu zaman ise tamamen b-aşka şekilde ugulanır ve esasen bunun böyle olması doğladır.
Halsburys Laws of England 3rd. Ed. Vol.23 sayfa 561 para.1230'da ara kâr ile ilgili olarak şunlar yer almaktadır:
"1230. Mesne profits. Yhe landlord may recover in an action for mesne profits- the damages which he had suffered through being out of possession of the land. Mesne profits being damages for trespass can only be claimed from the date when the defendant ceased to hold the premises as a tenant and became a trespasser. The action for me-sne profits does not lie unless either the landlord has recovered possession, or the tenant's interest in the land gas come to an end, or his claim is joined with a claim for possession. The landlord is not limited to a claim -for the profits ehich the defendant has received from the land, or those which he himself has lost, he may recover all the loss which has resulted from the dispossion."
Yukarıdaki pasajdan açıkça görülebileceği gibi ara kâr mal sahibinin malın kullanması-ndan yoksun bırakılması sonucu onun düçar olduğu zarar ziyandır. Bu istinafta da davacı 31.5.1978 tarihinden sonra konu taşınmaz malları davalıların mütecaviz olarak kullanmaları sonucu o tarihten sonra davacıya sözü edilen taşınmaz malları kullanmaktan ve- bunlardan gerekli çıakrı sağlamaktan mahrum edilmiştir. istinaf konusu edilmeyen şahadete göre davacının bu çıkarı 31.5.1978'den 31.5.1980'e kadar olan süre için 10,072,023.80TL'dir. Ancak talep takririnde talep edilen miktar 5,015,354.00TL olduğu için ar-a kâr olarak son rakama hükmedilmiştir. İlk Mahkemenin ara kârı saptamak için uyguladığı est yanlış değil, bilâkis doğru bir testtir. Şayet daha önceki kira bedeli makul bir surette ara kârı temsil ediyorsa bu gibi kiranın bir kriter olarak düşünülmesi ve -ara kâr saptanmasının ona göre yapılması uygun olabilir ancak mal sahibi bu meselede olduğu gibi daha fazla zarar ettiğini kanıtlayabilirse mahkemenin kirayı dikkata almayarak daha fazla ara kâr üzerinde hüküm verilmelidir. Bu hususta Clifton Securities, L-td. v. Humtley nd others 1948 2 AER s.283 isimli içtihat kararı bize ışık tutmaktadır. Bu davada mahkeme sayfa 284'de şunları söyledi:
"At what rate are the mesne profits to be assessed. When the rent represents the fair value of the premises, mesne prof-its are assessed at the amount of the rent, but, if the real value is higher that the rent, then the mesne profits must be assessed at the higher value."
Yukarıda söylenenler ışığında bu istinaf sebebiin de reddolunması gerekir.
Davalıların diğer bir y-akınması da ara kârın dava celpnamesinin isdr edildiği tarihten itibaren hesaplanması gerektiği doğrultusundadır. Bu görüşle hemfikir olmamıza imkân ve ihtimal yoktur. Bu iddiayı kabullenmek, mütecavizi bir yerde haksız fiilinden ötürü ödüllendirmek olur. -Yukarıda alıntısı yapılan bir önceki pasajdan açıkça görülebileceği gibi ara kâr davalının kiracı olarak taşınmaz malı tutmağa hakkı olmadığı ve mütecaviz durumuna girdiği andan itibaren 31.5.1978'den sonra mütecaviz olarak tasarruflarında bulundurdukları -kabule dildikten sonra ara kârın 31.5.1978'den itibaren hesaplanması doğrudur.
Davalıların diğer bir yakınması ise İlk Mahkemenin davalıalra tahliye için herhangi bir süre tanımamasıdır. Mütecavizlere böyle bir imkânın sağlanmasının düşünülmesi onların h-aksiz fiillerden ötürü ödüllendirilmesi anlamına geldiğinden bunun kullanılması söz konusu olamaz. Kaldı ki önümüzdeki meselede davalılar 31.5.1978'den beri mütecavizler ve aradan bu kadar süre geçtiği halde hala daha onlara bir sürenin tanınmamasından yak-ınılması doğru ve uygun değildir.
5. İstinaf sebebi:
Davalıların avukatı bu istinaf sebebi üzerinde fazla durmamıştır. Biz de durmak niyetinde değiliz. Esasen konu taşınmaz mallar içinde bulunan kuyu ve su motorları ile ilgili tesisat ve techizat 22777- sayılı Yasa altında ele alınıp bir karara bağlanabilir. esasen anladığımız kadarıyle, davalıların oluşturduğu bir sulama birliği mevcuttur. 22/77 sayılı Yasanın bu gibi sulama birliklerini birer tüzel kişi saydığına göre önümüzdeki davada davalıların oluş-turduğu sulama birliği, tüzel kişi olarak davaya ithal edilmeden sorunun halledilmesi olası değildir.
Sonuç olarak yukarıda söylenenler ışığında istinaf reddolunur. istinaf masrafları dvalılar tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) - (Niyazi F. Korkut) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç yargıç
14 Mayıs 1982
Full & Egal Universal Law Academy