-D.25/85 Yargıtay/Hukuk 12/85
(Dava No. 630/84; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi, Aziz Altay.
İstinaf eden: 1. KKTC M.E.G.K. Spor B-akanlığı.
2. Ekonomi ve Maliye Bakanlığı, Lefkoşa.
(Davalılar)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Mehmet Rasıh, Lefkoşa.
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Mehmet Ali Şefik.
Aleyhine istinaf edilen namına: Rifat Reis.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza- Mahkemesinin, serian hüküm talep eden müstedi davacının (aleyhine istinaf edilenin) istidası doğrultusunda verilen karardan yapılmıştır. İstinafı ilgilendirdiği oranda olgular oldukça basit ve kısadır, şöyle ki:
Davacı sürekli bir kamu görevlisidir. Dos-yalamış olduğu Talep Takririne göre davacı Devlette kamu görevlisi olarak istihdan edildiği halde 1983 Aralık ve 1983 yılı için 13. maaşı ile 1984 yılı Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylıklarını ödenmedi. Ayrıca 1.1.1982 ile 1.1.1984 tarihleri arasında almaya -hak kaznadığı toplam 86,650TL barem içi artışları da ödenmedi. Davacıya göre yukarıdakilerin toplamı 516,630 TL'dir. Yine talep takririne göre 9.3.1984 tarihinde Kamu Hizmetince alınan bir karar uyarınca davacıya yarın maaş ödenmesi koşuluyla 9.3.1984 tari-hinden itibaren iki ay için görevden el çektirilmiş ve ayrıca 6 ay ssüre ile kademe ilerlemesi durdurulmuştur. davacı, Kamu Hizmeti Komisyonu-nun kararının iptali için Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemeye başvuruda bulunmuş olup, başv-urusu henüz görüşülüp sonuçlandırılmamıştır. Davacıya göre, davalılar (istinaf edenler) sözü edilen aylık ve sair parasal hakalrını "ödememe tutumu içindedirler."
Dava E.2 n.1 tahtinde 20.4.1984 tarihinde açıldı. Davalılar Başsavcılık marifetiyle 2.5.198-4 tarihinde isbat-ı vücut muhtırası dosyaladılar. 25.5.1984 tarihinde davacı tafsilâtlı talep takririndeki talepler doğrultusunda serian hüküm talebi ile istida dosyaladı. davalılar ise buna 7.6.1984 tarihinde bir itirazname dosyaladılar.
Davalılar itira-znamelerinde esas itibarıyle, davacının talebinin kamu hukuku alanında bir talep olduğunu ve Anayasanın 118. maddesinin hükümleri ışığında yetkili mahkemenin Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkeme olduğunu ve Kaza Mahkemesinin davayı görm-eye yetkisi olmadığını iddia ettiler.
25.9.1984 tarihinde istidayı dinleyen İlk Mahkemede Başsavcılığın itirazını yerinde bulmadı. Konunun özel hukuk alanına girdiği kanaatına vararak itiraznamede başka sav ileri sürülmediği gerekçesine binaen istidayı -kısmen kabul etti ve davacı lehine ve davalılar aleyhine 1983 Aralık maaşı, 1983 yılı için 13. maaş, 1984 yılı Ocak, Şubat aylıkları ve 1.1.1982'den 1.1.1984'de olan barem içi artışları ile toplam 362.084TL ve masraflar için hüküm verdi.
Başsavcılık işb-u hükümden istinaf etmiş bulunmaktadır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi dört sebep içermekle birlikte bunları bir tek başlık altında toplamak mümkündür, şöyle ki, davalılara göre davacının talebi maaşlarını ödemeyen müstedaaleyhlerin hareketi Anayasanın 118-. maddesi anlamında yürütsel veya yönetsel yetki kullanan bir organın ihmalidir. Böyle bir durumda nizaya bakacak ve sonuçlandıracak yegâne Mahkeme, Yüksek İdare Mahkemesi olarak göreb yapan Yüksek Mahkemedir. Kaza yetkisi olan İlk Mahkemenin bu tip dava-ya veya dolayısıyle istidaya bakmaya yetkisi yoktur.
Konununa esasına girmeden önce iki hususa değinmeyi uygun buldum. Birincisi bir davada serian hüküm talebi E.18 uyarınca yapılabilir. E.19 n.1 ise davanın E.2 n.6 altında açılmış olması önkoşuluna bağl-anmıştır. Bu meselede dava E.2 n.1 altında açıldığına göre davacı serian hükü talebinde bulunamazdı. İkinci husus ise hukuk davalarında dava edilenin devlet veya herhangi bir organı olması halinde davaya davalı olarak sadece Başsavcının katılabileceğidir.- Ancak bu hususlar ne İlk Mahkemenin huzurunda iddia edildi ve ne de istinaf ihbarnamesinde bir sebep olarak ileri sürüldü. Bu nedenle ben de bunlar üzerinde durmayıp tarafların sadece bunlara dikkatlerini çekmekle yetineceğim.
Davacının bir kamu görevli-si olduğu ve maaşının da değiştirilmiş şekliyle 7/79 sayılı Kamu Görevlileri Yasası uyarınca ödenmekte olduğu ihtilâfsız olgulardır. Davacının maaşının kesilmesi ile ilgili olarak doğrudan doğruya alınmış bir karar yoktur. Konu, davacının maaşlarının ödenm-emesinin Anayasanın 118. Maddesi anlamında davalılar tarafından yapılan bir işlem veya onlarca yapılan bir ihmal olup olmadığı konusudur. Bir ihmal söz konusu ise tek yetkili mahkeme Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemedir. Yargıtay/Huk-uk 31/80'de bu knuda Mahkeme şunları söylemişti:
"Anayasanın 118(1) maddesi yürütsel veya yönetsel bir yetki kullanan bir organ, makam veya kişnin bir kararı, işlemi veya ihmalinden yakınma olunması halinde bu tür yakınmaların yargı merciini mühnaıran Yü-ksek İdare Mahkemesi olarak belirlemiştir. Anayasamız bu gibi işlemlerden doğan yakınmalar için Yüksek İdare Mahkemesi dışında başka herhangi bir mahkeme tanımamıştır. Sözü edilen karar veya işlem veya ihmal sonucu yakınma bir tazminat hakkı doğurmuşsa An-ayasanın 118. maddesinin (4). fıkrası uyarınca kati bir netice alındıktan sonra aynı maddenin (6). fıkrası uyarınca "tam ve muhik bir tazminat" için Kaza Mahkemesine başvurabilir."
-davacının kamu görevinden alınması, burada çalıştırılması özel hukuk alanına giren bir sözleşme sonucu olmadığı herhalde tartışma konusu yapılamaz. Haksız bir takım nedenlerle davacının işie son verilmesi halinde onun, haksız ve sebepsiz bir şekilde azled-ildiğini ileri sürerek doğrudan doğruya ve ilk etapta Kaza Mahkemesinde tazminat talep etmesine olanak olmadığı açıktır. Davacının aylık ve sair ödenekleri onun istihdamının doğal bir sonucudur. davacının istihdamı idari hukuk alanında gerçekleşen bir huku-ksal işlemdir. Böyle bir hukuksal işlemden çıkabilecek sorunların da yine idari hukuk çerçevesinde çözümlenmesi tabiidir. davacının almağa hakkı olan parasal hakları bir sözleşme sonucu almadığı sadece amme hukuku alanında konu edilebilecek istihdamı dolay-ısıyle aldığı ve alacağı kuşkusuzdur. Diğer kamu görevlileri gibi davacının ödenekleri davacı ile davalılar arasında varılan bir sözleşme ile belirlenmediği gibi örneğin diğer kamu görevlileriyle birlikte davacının maaşında yapılan son artışlar da davacı i-le davalılar arasında yapılan bir sözleşme sonucu meydana gelmemiştir.
-
Kamu görevlilerinin maaş konusu ilgili bakanlığın yürütsel ve yönetsel görevleri arasında olduğu hususu Yargıtay/Hukuk 10/83 Türker Denizal ile KTFD'ni temsilen Başsavcılık davasında karara bağlanmıştı. Bu davada Yargıtay sayfa 3'de şunları söylemişti:
-
"..... Kamu görevlilerinin maaşları e maaşlarında ödenen fazlalıkların kesilmesi sureti ile hazineye iade edilmesi gibi konular, ilgili Bakanlığın yürütsel ve yönetsel görevleri arasındadır. Konuya başka bir açıdan bakacak olursak bir memurun maaş ile il-gili olarak kesinti yapmak, idari karar almaya yetkili organ tarafından alındığı cihetle idari bir karar olduğu ortaya çıkmaktadır. Tabiatı ile bu idari kararın haksız alınıp alınmadığı kaza Mahkmesinin yetkisinde olmayıp Yüksek İdare Mahkemesinin münhasır- yetkisi dahilindedir."
Tam benzeri olmamakla birlikte zamanın Yüksek Anayasa Mahkemesi tarafından karara bağlanan bir davada emeklilik ve ikramiye konularının kamu hukuku çerçevesinde mütalâa edildiği ve idari davaları görmekle yetkili Yüksek Anayasa Ma-hkemesinin yetkisi dahilinde olduğu vurgulanmıştır. Sözü edilen Markides and The Republic of Cyprus 2 ESCC s.8 sayfa 12'de şunlar yer almıştı:
"(iv) Objection (d), Notwithstanding the fact that under the constitutuional and legal principles prevailing in- Crown Colonies, such as the former Colony of Cyprus was, matters of pension and gratuity are, by legal fiction, regarded as discretionary acts of grace, they were neverthe less vested 'rights' of the individual conerned, in as much as they could be vindic-ated through the appropriate administrative procedure. The Court is of the opinion that the decision of any organ, authority or person exercising any executive or administrative authority in suh matters after the date of the coming into operation of the Co-nstitution is adecision which can properly be made the subject of a recourse under Article 146."
-Yukarıdaki birinci alıntıdan görülebileceği gibi orada söz konusu olan idari bir karardı ancak kanaatımca maaştan kesinti yapılması ile ilgili olarak vazedilen ilke maaşın ödenmmemesi yani maaşın ödenmemesinde yapılan ihmal için aynen geçerlidir. Esas ol-an yönetsel ve yürütsel nitelikli bir ihmalde bulunup bulunmadığıdır. Maaşın ödenmesi yürütsel veya yönetsel bir işlem olduğuna göre bunun ödenmemesi de bu işlemin bir ihamli olamsı gerekir.
-
Anayasanın 118. maddesi anlamındaki "ihmal" yürütsel veya yönetsel yetki kullanan bir makamın veya organın veya kişinin kanunen yapması gerekli işlemleri bu konuda herhangi bir karar almaya gereke duymadan yapmmmaması demektir. Bizi bağlamamakla birlikte- aynı görüşün güney Kıbrıs'ta Rum Yüksek Mahkemesince de paylaşıldığı anlaşılmaktadır. Cyprus Tannery v. Republic 1980 3 CLR s.405 sayfa 415'te bu konuda şöyle denmiştir:
"And it appears to be well settled that an omission, in the sense of paragraph 1 o-f Article 146 of the Constitutuion, means an ommision to do something required by law, as distinct from the non- doing of a particular act or the non-taking of a particular course as a result of the exercise of discretionary powers (see, inter alia, The Po-lice Association and others v. The Republic, (1972) 3 C.L.R. 1,23)"
-Önümüzdeki meselede davacının bir kamu görevlisi olduğu gerçeği karşısında 7/79 sayılı Kamu Görevlileri Yasası uyarınca onu istihdam eden devletin maaşını Yasa uyarınca ödemesi gerektiğine kuşku yoktur. Diğer bir deyimle davacının maaşının Devletçe ödenmm-esi bir yasa gereğidir. Bu konuda devletin herhangi bir tekâsül göstermesi yukarıda belirtilen görüş ışığında Anayasanın 118. maddesi anlamında bir "ihmal"den başka birşey değildir.
-
Türkiyede bir kamu görevlisinin istihdamı dolayısıye işlenmiş maaşlarının ferdi alacaklar olarak telâkki edip bu alacağını kaza mahkemelerinde aramas gerektiği hususu bazı müelliflerce ileri sürülmektedir. Örneğin Sıddık Sami Onar'ın İdare Hukukunun Umum-i Esasları Cşlt II'de sayfa 125'te bu husus vurgulanmaktadır. Hemen ilâve etmemiz gerekir ki bizim Anayasanın 118. maddesine benzer bir madde gerek TC Anayasasında gerekse Danıştay Kanununda yoktur. Dolayısıyle bazı durumlarda Türkiye Mahkemeden ayrı ve çe-şitli sahalarda faaliyet gösterebileeğinin kabul edilmesi gerekir. Örneğin gerek TC Anayasasında gerekse Danıştay Kanununda herhangi bir ihmalden bahsedilmediği gibi Anayasanın 118. maddesinin 4(c) fıkrası uyarnca vaz edilen çareden de söz edilmemektedir.
-
Öte yandan kamu görevlisinin parsal haklarının elde edilmesi ile ilgili ihtilâfın sadece idari hukuk çerçevesinde halledilebileceği ve dolayısıyle yargı yerinin de Danıştay olduğu hususunda Türkiye'nin Uyuşmazlık Mahkemesinin vermiş olduğu birçok içtihat- kararları vardır. Bunlardan sadece birkaçına değinmeyi uygun gördüm.
Birincisi Danıştay Dergisi sayı 6-7 s.427'de yer alan Esas No.1970/45 Karar No.1971/74 sayılı Karadır. Bu kararda Uyuşmazlık Mahkemesi şöyle demiştir:
"Davacı Teknik eleman olarak 4/-10195 sayılı kararnameye bağlı yönetmelik uyarınca çalıştırıldığına göre kamu görevlisidir. Bu nedenle davacının çalıştırılmasına temel olan bu yönetmelik taraflar arasında bir kamu hukuku ilişkisi kurmuş bulunmaktadır. İdarenin memur ve hizmetleri ile i-lgili karar ve muameleleri kamu hukukuna ilişkin mevzuata tabi bulunduğu cihetle kamu kanunlarının ve buna bağlı tüzük ve yönetmeliklerin uygulanmmasından doğan anlaşmazlığın çöüzmlenmesi İdari Yargı yerinin görevi içinde, Adli yargının görevi dışındadır. -Bu nedenden dolayı Danıştay'ın görevsizlik kararının kaldırılması gereklidir."
-İkinci karar ise Danıştay Dergisi sayı 12-13 s.613'de yer alan Esas No.1970/38 Karar No.1973/2 sayılı Karardır. Bu kararda da Mahkeme olgular ve hukukli durum hususunda şunları söyledi:
-
"Mahkememizin 10.6.1972 günlü oturumunda verilen ara kararı uyarınca getirilen davacıya ait sicil dosyasının incelenmesi sonucunda; davacının 1960 yılında davalı belediye başkanlığında encümen kararı ile 700 lira aylık ücretle makinist olarak ise alındığ-ı, 1969 yılına kadar geçici ve sözleşmeli personel statüsünde çalıştırılarak aynı yılda yine encümen kararı ile işine son verildiği anlaşılmaktadır. Bu duruma göre 3659 ve 7244 sayılı Kanunlara tabi olarak çalışan davacı hizmetleri ile ilgili karar ve işle-mleri kamu hukukuna ilişkin mevzuata tabi olduğu cihetle davacı hakkında uygulanan işlem davasının statüsü bakımından ve tabi olduğu mevzuat yönünden idari bir karar bakımından ve tabi olduğu mevzuat yönünden iari bir karar niteliğinde olup, bu sebeple tar-aflar arasındaki anlaşmazlığın çözümü idari yargının görevi içindedir."
-Üçüncü karar ise Danıştay dergisi Sayı 16-17 s.535'de yer alan Esas No.1974/515 Karar No.1974/1133 sayılı Karardır. Bu kararda da Mahkeme Kamu Görevlileri ve Hakları ile ilgili olarak şunları söylemiştir:
-
"Bu durum karşısında ise davacının içşi niteliğinde bulunduğu kabul ile hakkında açıklanan maddede hükmünün işletilmesine olanak görülmemiştir. O halde söz konusu edilen görevlileri bir kamu personeli olduğu sonucuna varılması gerekir. kamu personeli du-rumunda bulunan bir kimsenin bağlı bulunduğu idare ile ilişkisi kamu ilişkisi olupi idarenin memur ve hizmetleri ile ilgili karar ve işlemleri idari nitelikte bulunduğundan taraflar arasındaki anlaşmazlığın çözümlenmesinde idari yargının görevi içinde, adl-i yargının görevi dışındadır. Bu nedenlerden dolayı davaya idari yargı yerinde bakılması gerekmektedir."
-İlk Mahkemenin konuyu özel hukuk alanına bir borçlu-alacaklı şeklinde mütalâa etmesi, kanımca, hatalıdır ve verdiği hükmün iptal edilmesi gerekir.
-
N. Ergin Salâhi: Bu istinaftaki olgular Yargıç Salih S. Dayıoğlunun özetlediği gibidir.
Müstenif bir kamu görevlisidir ve bazı disiplin işlemleri ike ilgili olarak Kamu Hizmetleri Komisyonu 9.3.1984 tarihind aldığı bir karar iile bu tarihten itibaren ik-i ay süre ile işten el çektirilmiş ve 6 ay süre ile kademe ilerlemeleri durdurulmuştur. Davacı Kamu Hizmeti Komisyonu'nun kararının iptali için Yüksek İdare Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemeye başvuruda bulunmuştur. Ancak başvuru henüz görüşülüp -sonuçlandırılmamıştır. Müstenif bu arada Lefkoşa kaza Mahkemesinde dosyalamış olduğu 630/84 sayılı bir davada 1983 Aralık ayı maaşı ile 1983-1984 13. maaş, 1984 Ocak, Şubat, Mart ve Nisan ayı maaşları ile 1.1.1982'den 1.1.1984'e kadar barem için artış tuta-rı 86.650TL ceman 516.630TL'nı sivil dava açarak talep etmiştir.
Bu mesmelede esas itibarı ile üzerinde durulması gereken husus müstenife verilmeyen aaylıklar ve bu aylık maaşlar ile ilgili alınan kararın idari bir karar olup olmadığı ve müstenifin talep- ettiği miktarın Kaza Mahkemesi yetkisine girip girmediği hususudur.
Yargıtay/Hukuk 10/83 Türker Denizal ile Kıbrıs Türk federe Devletini tesmsilen Başsavcılık davasında bir kamu görevlisinin maaşlarında yapılacak kesintiler veya bu hususta alınacak kara-rların idari yargı yetkisine girdiği ve bu hususlarda alınan kararların idari bir karar olduğu karara bağlanmıştı. İktibası yapılan karardaki olgulara göz attığımıda alınan idari kararın o meselede başvuru sahibi kamu görevlisine evevlce fazla ödenen mikta-rların istikbalede alacağı aylıklardan kesinti yapmak sureti ile tahsil edilmesi hususunda bir karardı. Bu olgular ışığında karardan etkilenen veya karar konusu olan, başvuru sahibinin istikbaldeki aylık maaşları olduğu için müstedinin kamu görevlisi olar-ak Devlet ile ilişkileri ve bu arada istikbalde alacağı aylık maaş v.s. ödemeleri kamu hukuku sahasına girdiğinden müstedinin bu gibi aylık maaşını etkileyen kararın da idari bir karar olduğu açıktır ve Yargıtay/Hukuk 10/83'te serdedilen ilkeler doğru olu-p iktibası yapılan kararda doğru olarak tatbik edilmiştir.
Önümüzdeki meselede ise müstedinin statüsü ve maaş durumu ile ilgil alınan karar 9.3.1984 tarihinde alınmıştır. Bu tarihten sonra müstedinin statüsünü ve maaş durumunu tayin eden ve etkileyen kar-arın idari bir karar olduğuna kuşku yoktur. Ancak 9.3.1984'ten önce işlenmiş ve fiilen tahakkuk etmiş olan aylıkları ve sair istihkakı yukarıda serdedilen prensiplere bir istisna teşkil etmektedir. Bu gibi durumlarda devletin idari bir tasarrufta bulunması- söz konusu olamaz ve fiilen müstenifin alacağı olasn aylıkların normal bir alacak davası gibi Kaza mahkemelerinin yetkisine girmektedir.
memurların maaşları, mali menfaatları ile ilgili olarak Prof. Sıddık Sami Onar'ın İdare Hukukunun Umumi esasları isi-mli kitabının 2. cildinde sayfa 1224' te şu görüşe yer verilmektedir:
"Memurlara temine dilen bu mali menfaatler de, memur statüsünün diğer hükümleri gibi, objektif kaidelerden çıkan umumi bir hukuki duruma dayanır. Yani bu haklar ve menfaatler akidden -doğan ve hususi bir hukuki duruma dayanan alacaklar mahiyeinde olmayıp hizmete ayrılmış bir masraftan, tahsisattan hizmet menfaatine olarak memura temin edilmiş kaideler de hizmetin diğer kaideleri gibi bir taraftan o kamu hizmeti statüsünün hükümlerini te-şkil eder ve bu sebepten dolayı objektif mahiyettedir."
-Görülebileceği gibi memurların aylıkları ile mali menfaatları umumi hukuka dayanır. Bu hususlarda alınan kararlar da tabiatıyle idari yargıya girmektedir. Ancak memurların fiilen işleyip almaya hak kazandıkları maaşları bu kurala istisna teşkil ettiği ayn-ı kitabın 1225. sayfasında açıklıkla belirtilmekte ve şu görüşe yer verilmektedir.
-
"Memur statüsünün temin ettiği mali menfaatler umumi bir hukuki durumdan husule geldiği için hangi durumdaki şahıslar için şart edilmişse onlara ait olur, hak sahibinin patrimuan hakları gibi mirasçılarına intikal etmez. Mesela memuriyet maaşı veya dul- ve yetim maaşı ancak mamurun şahsı veya dul eşi veyahut kanunun gösterdiği yetimleri hakkındadır. Diğer kanuni mirasçıları bundan faydalanamazlar. Ancak bunlar işleyip isihkak kesbedildikten sonra partimuana dahil bir alacak durumuna gireceğinden miras hü-kümlerine tabi olur ve varislere intikal eder.
Danıştaya göre işlemiş ve tahakkuk etmiş olmaları itibarıyle partimuana giröiş olan bu nevi alacaklardan doğacak ihtilâflar adliye mahkemelerinde görülür ve bu alacaklar beş seneik bir müruru zamana tabidir: -"Muhasebei Umumiye kanununun 93 üncü maddesi taalûk ettiği mali senenin hitamından itibaren beş sene içinde meşru bir mazarete müstenit olmaksızın aranmıyan afrat alacaklarının müruru zamana uğrayarak Devlet menfaatine sakıt olacağını kaydetmekte olmasına"- göre bu müddet zarfında aranılmıyan bu nevi alacaklar sarkıt olur ve aranılmaması hususunda bir mazaret serdedilirse bunun "tetkiki de umumi mahkemelere aittir" (Devlet Şûrası Birinci Deavi Dairesinin 38/560 sayılı kararı. kararlar mecmuası, sayı 6, sahif-e 29). Şu suretle Danıştay da işlemiş maaşların ve sair hakların ferdi alacak mahiyetine inkılâp ederek medeni hukukun ve adliye mahkemelerinin sajhasına girdiğini kabul etmektedir.
Bu sepeblerden dolayı idare, işlemiş maaş üzerinde re'sen hareket yetkis-ini kulalnarak bir tasarrufta bulunamaz, mesela işlenmiş aylıkların ödenmmmemesi hakkında idari bir karar veremez. Böyle bir tasarruf ancak adli makamlardan alıncak haciz kararıyle olabilir."
-Görülebileceği gibi memurların işlenmiş ve almaya hak kazandıkları aylıklar hususunda idarenin, idari tasarrufta bulunma yetkisi yoktur. Diğer bir deyişle memurların işlenmiş ve tahakkuk eden maaşları umumi hukuk dalından çıkaak özel hukuk dalına girmekte- ve normal bir alacak verecek şeklini almakta olup bunlar hususundaki ihtilâflar da Kaza Mahkemelerinin yetkisine gireceği açıklıkla belirtilmektedir. Bu gibi işlenmiş ve tahakkuk etmiş memur maaşları üzerinde idarenin bir idari tasrrufta bulunması söz ko-nusu olmadığına göre bunların ödenmemesi halinde yapılan işlemin de idari bir hmal olamayacağının kabul edilmesi gerekir.
-
Yukarıdaki görüşler ışığında kanaatımca müstenifin 9.3.1984'den önce tahakkuk etmiş olan 1983 Aralık ayı 1983-1984 13. maaşı, 1984 yılı Ocakk ayı ve Şubat ayı ile 1.1.1982'den 1.1.1984'e kadar barem içi artışların tutarı olan 86.650TL toplam 362.084TL h-ususundaki ihtilâf üzerinde idari bir karar alınması veya bunların ödenmemesi halinde idari yargı sahasına girmediğinden bir idari ihmal konusu olmadığı ve ihtilâfın kaza mahkemesi yetkisine girdiği görüşündeyim. Bu nedenle ilk mahkemenin bu hususta yaptığ-ı değerlendirmenin ve varmış olduğu kararın hatalı olmadığı görüşündeyim.
Müstenifin 9.3.1984'ten sonra tahakkuk edecek maaşlarını etkileyen karar idari yargı yetkisine girdiğinden bu tarihten sonraki maaş durumlarını kapsayan ihtilâfın Yargıtay/Hukuk 10-/83'teki prensipler doğrultusunda idari yargı yetkisine girdiği ve kaza mahkemesinin yetkisi dışında olduğu görüşündeyim.
Netice olarak istinafın kısmen kabul edilmesi ve müstenif lehine 362.084TL için hüküm verilmesi, istinaf masraflarının ise aleyhine -istinaf edilen tarafından ödenmesi gerektiği görüşündeyim.
Aziz Altay: Sayın Yargıç Salih D. Dayıoğlu'nun okuduğu hükmünde serdetmiş olduğu görüşlere ve vardığı sonuçla hemfikirim.
Salih S. Dayıoğlu: Sonuç olarak istinaf ayçokluğu ile kabul edilir ve -İlk Mahkemenin 25.9.1984 tarihinde verdiği karar iptal edilir.
Masraflar için herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) (N.Ergin Salâhi) (Aziz Altay)
Yargıç - Yargıç Yargıç
10 Temmuz 1985
-
-10-
-
Full & Egal Universal Law Academy