-D.15/94 Yargıtay/Hukuk 12/94
(Dava No. 1726/92 Magosa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Metin A. Hakkı, Nevvar Nolan.
İstinaf eden: Ali Riza Meseryalı,- c/o Mesai Ltd. Altun Tabya Yolu,
Magosa.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Türk Bankası Ltd. Magosa Merkez Şubesi,
Magosa.
2. Türk Bankası Ltd. c/o Magosa Merekz Şubesi.
- (Davalılar)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden tarafından Av. Tonguz Ayman-
Aleyhine istinaf edilenler tarafından Av. Kıvanç M. Riza.
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak: Bu başvuruda Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Nevvar Nolan verecektir.
Nevvar Nolan: Davalı No.1 banka nezdindeki döviz mevduat hesabına 17.6.1992 tarihinde 30,000 Am-erikan Doları yatıran Davacı 19.6.1992 tarihinde bu meblağı bankadan çekti. 30,000 doların kendisine 100 dolarlık banknotlardan oluşan her biri 10,000 dolar tutarında üç deste halinde verildiğini, ayni gün tüm dolarları Yılmaz Ayanoğlu'na verdiğini, İstanb-ul'da ikamet eden Ayanoğlu'nun da ayni gün dolarlar ile İstanbul'a döndüğünü, takriben bir hafta sonra kendisinin de İstanbul'a gittiğini ve bir gemi alımı nedeni ile Ayanoğlu ile birlikte İsrail'e gideceklerinde İstanbul Atatürk Hava Limanında Ayanoğlu'nu-n kendisine verdiği dolarlardan iki adet yüzlük kullandığını, üçüncü yüz doları çıkış vergisi için görevliye verdiklerinde sahte olduğu şüphesi ile görevlinin yüzlük doları kabul etmediğini, bu durumda kendilerinin dolarların sahte olabileceğinden şüphe et-tiklerini, Kıbrıs'a dönünce 6.7.1992 tarihinde 9,800 doları Davalı No.1 nezdindeki hesabına yatırdığını, Davalı No.1'in 13.7.1992 tarihli bir yazı ile yatırılan 9,800 doların Merkez Bankası tarafından sahte olduklarının saptandığını ve bu miktarın hesabınd-an tenzil edildiğini bildirdiğini, Davalı No.1'e yatırılan 9,800 doların 19.6.1992 tarihinde kendisine Davalı No.1 tarafından verilen 30,000 doların bir kısmı olduğunu, Deniz Marşalının Davalı No.1 banka nezdineki hesabına 9.6.1992 tarihinde 72,000 sahte A-merikan Doları yatırıldığını ve kendisine bu sahte dolarlardan verildiğini iddia ederek Davalıların 9,800 doları 6.7.1992 tarihi itibarı ile hesabına alacak olarak kaydetmeleri veya kendisine 9,800 dolar ödemeleri talebi ile Magosa Kaza Mahkemesinde Davalı-lar aleyhine 1726/92 sayılı davayı ikâme etti.
Kaza Mahkemesinde yapılan duruşmada Davacı kendisi şahadet verdi ayrıca Yılmaz Ayanoğlu ile sahte dolar tahkikatını yapan polis memuru Önder Çaltınoğlu'nu da tanık olarak dinlettirdi. Davlılar tarafından ise- Davalı No.1 bankanın döviz bölümü sorumlusu Nemika Eser şahadet verdi
Duruşmadan sonra Tam Kadrolu Kaza Mahkemesi, huzurundaki şahadeti ve emareleri değerlendirerek, Davacının davasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davayı reddetti.
Davacı davasını redd-eden Tam Kadrolu Kaza Mahkemesinin kararından istinaf etti. Davacının istinaf ihbarnamesinde aşağıda aynen verilen beş istinaf sebebi görülmektedir:
1. Muhterem Bidayet Mahkemesi sunulan şahadet ışığında Davacının isbat külfetini yerine getirip davasını -kanıtlayamadığı kararına varmakla ve/veya Davalılar tanığına inanmakla hata etmiştir;
2. Muhterem Bidayet Mahkemesi inandığını söylediği Davacı tanığı Önder Çaltınoğlu'nun şahadetini iyi değerlendirmemekle ve/veya bu tanığın dava konusu dolarlarla diğer- sahte dolarların baskı yılı, serileri ve sahtelik hatalarının aynı olduğu hususundaki esaslı şahadetini Davacı lehine değerlendirmekle ve/veya inandığı bu tanığın şahadeti doğrultusunda Davacı lehine Talep Takriri mucibince hüküm vermesi gerekirken vermem-ekle hata etmiştir;
3. Muhterem Bidayet Mahkemesi Davacı ve tanığı Ayanoğlu'nun şahadetleri arasında esasa müteallik olmayan küçük uyumsuzlukları esasa müteallik sayarak davasını isbat etmediği bulgusuna varmakla hata etmiştir.
4. Muhterem Bidayet Mahk-emesi Davalıların Davacıya 19.6.1992 tarihinde vermiş oldukları dolarların akıbeti ile ilgili huzurunda yeterli şahadet bulunmuş olmakla birlikte aksi yöndeki kararı hatalıdır,
5. Muhterem Bidayet Mahkemesi dava konusu 9,800 Amerikan Doları ile ilgili Da-vacının Davalılardan 19.6.1992 tarihinde aldığı ve derhal Ayanoğlu'na teslim ettiği 30,000 Amerikan Dolarının dışında kalan ve/veya bu dolarlardan bir kısmı olmayan dolarlar olduğu bulgusuna varmakla hata etmiştir.
Davacının istinaf sebeplerinin birbirle-ri ile yakından ilgili, hatta iç içe, birbirlerini tamamlayıcı, oldukları açıkça görülmektedir; bu nedenle istinaf sebeplerini ayrı ayrı değil de bir bütün olarak incelemeyi ve bütünsellik içerisinde değerlendirmeyi uygun görürüz.
Kaza Mahkemesi kararınd-a Davacının iddialarını ve davasını olasılıklar dengesi üzerinden kanıtlamakla yükümlü olduğunu, huzurundaki davada Davalı No.1 banka tarafından 19.6.1992 tarihinde Davacıya verilen 30,000 Amerikan Dolarından 10,000 doların sahte olup olmadığı hususunun ya-nıtlanması gerektiğini, Davalı No.1 banka tarafından 19.6.1992 tarihinde kendisine verilen 30,000 Amerikan Dolarından 10,000 doların sahte olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını olasılıklar dengesi üzerinden kanıtlamakla yükümlü olduğunu ifade ettikten- sonra huzurundaki şahadeti detaylı olarak tezekkür etmiştir.
Kaza Mahkemesi Davacı tanığı Yılmaz Ayanoğlu'nun şahadetinde 19.6.1992 tarihinde Davacının kendisine verdiği 30,000 dolar ile Kıbrıs'tan İstanbul'a döndükten iki gün sonra Davacı ile İstanbul'-dan Cezayir'e gittiklerini ve gemi alımı için 20,000 dolar verdiğini, 20,000 doların Cezayir'de kaldığını, takriben bir hafta sonra yine gemi alımı için İsrail'e gideceklerinde Davacıya Atatürk Hava Limanında 10,000 dolar verdiğini, bu 10,000 doların Davac-ının kendisine 19.6.1992 tarihinde verdiği 30,000 doların bir kısmı olduğunu ifade ederken Davacının, şahadetinde İsrail'e gideceklerinde Ayanoğlu'nun kendisine 30,000 dolar verdiğini söylerken çarpraz sorgulan-masında Ayanoğlu'nun kendisine İsrail'e gider-ken Atatürk Hava Limanında 20,000 dolar verdiğini, İsrail'e 20,000 dolar ile gittiklerini ve 20,000 doları geri getirdiklerini, Ayanoğlu'nun daha önce Cezayir'e giderken 10,000 doları kullandığını ifade ettiğini belirterek Davacı ile tanığı Ayanoğlu'nun 30-,000 dolar ile ilgili şahadetlerini keza Davacının şahadetini kendi içerisinde çelişkili bulmuştur. Kaza Mahkemesi huzurundaki davada Davalı No.1 banka tarafından 19.6.1992 tarihinde Davacıya verilen 30,000 doların akıbetinin büyük önem taşıdığını, bu konu-da Davacı ile tanığı Ayanoğlu'nun çelişkili şahadetlerinin gerçekleri gizlemeye çalıştıkları hususunda kuşku uyandırdığını, esaslı noktalarda büyük çelişkiler içeren bu şahadetin güvenilir şahadet olmadığını ifade etmiştir. İstinaf eden Davacı avukatı Dava-cı ile tanığı Ayanoğlu'nun şahadetleri arasında uyumsuzluğun esasa ilişkin olmayan küçük uyumsuzluklar olduğunu ileri sürmektedir; ancak Davalı No.1 banka tarafından 19.6.1992 tarihinde Davacıya verilen 30,000 doların akıbeti ile ilgili şahadetteki çelişki-lerin veya istinaf eden avukatının ifadesi ile uyumsuzlukların esasa ilişkin olmadıkları iddiasına katılmıyoruz. Kaza Mahkemesi Davacı ile tanığı Ayanoğlu'nun şahadetinde 30,000 doların akıbeti ile ilgili temas ettiği çelişkileri esasa ilişkin olarak nitel-emekle doğru değerlendirme yapmıştır.
İstinaf eden Davacı, Deniz Marşalının Davalı No.1 banka nezdindeki hesabına 9.6.1992 tarihinde 72,000 sahte Amerikan Doları yatırıldığını ve Davalı No. 1 banka tarafından 19.6.1992 tarihinde kendisine verilen 30,000 -Amerikan Dolarının 10,000 dolarlık kısmının bu sahte dolarlardan verildiğini iddia etmektedir. Davacı bu iddiasını kanıtlamak için ülkemizde görülen sahte dolarlar ile ilgili tahkikat yapan polis memuru Önder Çaltınoğlu'nu tanık olarak dinletmiştir. Kaza M-ahkemesi kararında tanık Çaltınoğlu'nun şahadetini de tezekkür ederek Deniz Marşalının Davalı No.1 banka nezindeki hesabına 9.6.1992 tarihinde yatırılan 72,000 Amerikan Dolarından 50,700 doların Merkez Bankası tarafından sahte olduğunun saptandığını belirt-miştir. Tanık Çaltınoğlu şahadetinde 72,000 doların tümünün de sahte olduğunu ifade etmemiştir. Bu tanığın Davalılar avukatı tarafından çapraz sorgulamasında aşağıda verilen soru ve cevaplar 72.000 dolardan sadece 50,700 doların sahte olduğunu ve bu sahte -dolarların Davalı No.1 banka tarafından kimseye verilmediğini açıkça ortaya koymaktadır.
"S: Türk Bankası bu parayı, 72,000 doları, aldı K.K.T.C. Merkez Bankasına gönderdi?
C: Gönderdiler ve sonradan sahte olduğu bildirildi.
S: Yani 50,700 doları saht-e çıktı?
C: Evet.
S: 50,700 doların sahte olduğunu Türk Bankası mı tespit etti, K.K.T.C. Merkez Bankası mı?
C: K.K.T.C. Merkez Bankası tespit etti.
S: O sahte olan dolarları Türk Bankası tedavüle sürdü mü tekrar?
C: Sahte olanlar bizdedir, emaredi-r.
S: Demk ki Türk Bankası aldığı dolarların sahte olduğu Merkez Bankası tarafından tespit edilirkenden size teslim etti?
C: Evet, bize teslim etti ve bizde durur, emaredir."
Çaltınoğlu şahadetinde Deniz Marşalının hesabına yatırılan sahte dolarlar d-ışında piyasada başka sahte dolarlar da görüldüğünü, tüm bu sahte dolarların ortak sahtelik hataları bulunduğunu, sahte dolarların ülkemize Türkiye'den getirilip piyasaya sürüldüğünü de ifade etmiştir.
Deniz Marşalının davalı No.1 banka nezdindeki hesab-ına yatırılan 72,000 Amerikan Doları ile ilgili Davalı No.1 bankanın döviz bölümü sorumlusu Nemika Eser'in şahadeti de Kaza Mahkemesinin huzurunda idi. Duruşma Mahkemesi Nemika Eser'in şahadetini de değerlendirdi. Nemika Eser'in şahadetine göre Deniz Marşa-lının hesabına 72,000 dolar yatırıldığında her banknotun üzerine deniz marşalının hesap numarası tükenmez kalem ile yazılmıştır. Uygulamada bankaya döviz yatırıldığında dövizin üzerine mevduat sahibinin hesap numarası yazılmaktadır. Davacı 19.6.1992 tarihi-nde bankadan 30,000 dolar çektiğinde Davacıya deniz marşalının hesabına yatırılan dolarlardan verilmiş olsaydı üzerlerinde deniz marşalının hesap numarası görülecekti, halbuki ne Davacıya verilen 30,000 doların üzerinde ne de Davacının 6.7.1992 tarihinde b-ankaya yatırdığı 9,800 doların üzerinde deniz marşalının hesap numarası yazılı değildi. Yine Nenika Eser'in şahadetine göre Davalı No.1 banka yatırılan dövizi yanında tutmaz, bir limite kadar ihtiyacı olduğu miktarın üzerindeki dövizi merkeze Lefkoşa'ya gö-nderir. Davacı 19.6.1992 tarihinde Davalı No.1 bankadan 30,000 doları çekmek istediğinde Davalı No.1 banka nezdinde bu miktarda dolar olmadığından 30.000 dolar Lefkoşa'daki merkezden getirilip Davacıya verilmiştir. Davacı da şahadetinde 30,000 doları hesab-ından çekmek istediğinde Davalı No.1 banka yeterli dolar olmadığını ve Davalı No.1 bankanın kurye ile Lefkoşa'dan dolar getirerek kendisine 30,000 doları verdiğini ifade etmektedir.
Davacının, Davacı tanıklarının ve Davalılar tanığı Nemika Eser'in şahade-tlerini değerlendiren Kaza mahkemesi Deniz Marşalının Davalı No.1 banka nezdindeki hesabına 9.6.1992 tarihinde yatırılan dolarların üzerine deniz marşalının hesap numarası yazıldığını, Davacı tarafından 6.7.1992 tarihinde hesabına yatırılan 9,800 doların ü-zeirnde ise deniz marşalının hesap numarasının yazılı olmadığını, konu 9,800 dolar deniz marşalının hesabına yatırılan dolarların bir kısmı olmuş olsaydı üzerinde deniz marşalının hesap numarasının yazılı olacağını belirttikten sonra Davacı tarafından 6.7.-1992 tarihinde Davalı No.1 banka nezdindeki hesabına yatırılan 9,800 Amerikan Dolarının deniz marşalının Davalı No.1 banka nezdindeki hesabına yatırılan sahte dolarların bir kısmı olduğu iddiasını kanıtlanmış bulmayarak reddetmiştir.
Duruşmanın sonunda h-uzurundaki tüm şahadeti ve emareleri değerlendiren Kaza Mahkemesi davasını kanıtlamakla yükümlü olan Davacının bu yükümlülüğünü yerine getirmediği kanaatına vararak davayı reddetti.
Duruşma Mahkemesi (trial Court) huzurunda şahadet veren tanıkları dinler- ve izler. Huzurunda şahadet veren tanıkları, bu tanıkların şahadetlerini değerlendirmek, hangi tanığın şahadetine ne ölçüde değer vereceğini saptamak duruşma Mahkemesinin yetki ve görev alanı içerisindedir. Duruşma Mahkemesi huzurundaki şahadeti değerlend-irir ve şahadet ışığında bulgulara varır. Duruşma Mahkemesinin bulgularından istinaf edildiğinde huzurunda şahadet veren tanıkları dinleyen ve izleyen duruşma Mahkemesinin şahadeti değerlendirmede İstinaf Mahkemesi duruşma Mahkemesi açıkça hata yapmadıkça,- bulgular mevcut şahadet ile açıkça çelişkili, şahadete aykırı, şahadet ışığında tutarsız olmadıkça duruşma Mahkemesinin bulgularına müdahale etmez. Duruşma Mahkemesinin huzurundaki şahadet vardığı bulgulara varabilmesine makûl olarak açık ise İstinaf Mahk-emesinin bu bulgulara müdahale etmemesi yerleşmiş bir ilkedir. Duruşma Mahkemesinin vardığı bulgulara müdahale edebilmesi için İstinaf Mahkemesini yukarıda hususlarda ikna etmek istinaf edenlerin yükümlülüğüdür. (Gör: Kıbrıs'ta duruşma Mahkemesinin olgusal- bulgularına İstinaf Mahkemesinin yakalşımını açıklayan ve ilkleri belirleyen ilk kararlar arasında yer alan (1963) 2 C.L.R. p.3'de yayınlanan Adem v. Mevlid davası).
İngiltere'de house of Lords Watt v.Thomas (1947) A.C. 484 davasında sayfa 486'da duruş-ma Mahkemesinin huzurundaki şahadet vardığı bulgulara varabilmesine makûl olarak açık ise İstinaf Mahkemesinin, duruşma Mahkemesinin sahip olduğu tanıkları dinleme ve izleme avantajına sahip olmadığını dikkate alarak, duruşma Mahkemesinin şahadeti değerlen-dirmesine ve vardığı bulgulara ağırlıklı olarak itibar edeceğini ifade etmiştir. (If the evidence as a whole can reasonably be regarded as justifying the conclusion arried at at the trial, and especially if that conclusion has been arrived at on conflictin-g testimony by a tribunal which saw and heard the witnesses, the appellate Court will bear in mind taht it has not enjoyed this oportunity and the view of the trial judge as to where credibilty lies is entitled to great weight).
Yukarıda da ifade ettiğim-iz gibi Kaza Mahkemesi, duruşma sonunda huzurundaki tüm şahadeti değerlendirerek Davacı tarafından 6.7.1992 tarihinde Davalı No.1 banka nezdindeki hesabına yatırılan 9,800 sahte Amerikan Dolarının deniz marşalının Davalı No.1 banka nezdindeki hesabına yatı-rılan sahte dolarların bir kısmı olduğu iddiasını kanıtlanmış bulmayarak reddetmiştir. Kaza Mahkemesinin konu 9,800 doların deniz marşalının Davalı No.1 banka nezdindeki hesabına yatırılan dolarların bir kısmı olmadığı bulgusuna vardığı karardan görülmekte-dir. Kaza Mahkemesi huzurundaki şahadet Kaza Mahkemesinin vardığı bulguya varabilmesine makûl olarak açıktı. Kaza Mahkemesinin huzurundaki şahadeti yanlış değerlendirdiği, şahadeti değerlendirmede hata yaptığı veya Kaza Mahkemesinin bulgularının şahadetle -desteklenmediği, şahadete aykırı, şahadet ışığında tutarsız olduğu hususlarında istinaf eden tarafından ikna edilmedik; aksine Kaza Mahkemesinin şahadeti titiz bir değerlendirmeye tabi tuttuğu, şahadeti iyi değerlendirdiği ve bulgularının şahadetle destekl-endiği karardan görülmektedir.
Sonuç olarak yukarıda belirtilenler ışığında istinaf reddedilir. Aleyhine istinaf edilenlerin istinaf masraflarının istinaf eden tarafından ödenmesine emir verilir. Masraflar yazılı bir müracaat üzerine Başmukasyyit tarafın-dan saptanacaktır.
(Celâl Karabacak) (Metin A. Hakkı) (Nevvar Nolan)
Yargıç Yargıç Yargıç
31 Ekim 1994
Full & Egal Universal Law Academy