-D.7/95 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 1/95 ve 2/95
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Metin A. -Hakkı, Nevvar Nolan.
Yargıtay/Hukuk 1/95
(Dava No: 563/94; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Bulancak Ltd. Sanayi Bölgesi, Haspotalt
ve diğeri.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Hüseyi-n Öztürk, Riza Vuruşkan Sokak,
No. 4B Kumsal, Lefkoşa ve diğerleri.
(Davalılar)
- A r a s ı n d a.
Yargıtay/Hukuk 2/95
(Dava No: 563/94; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Bulancak Ltd.
2. Zirmak İşletmeleri Ltd. Haspolat.
ile
Aleyhine İstinaf edilen: Hüseyin Öztürk, Lefkoşa ve diğerleri.
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Kıvanç M. Riza adına Avukat Mustafa B. Asena.
Aleyhine istinaf edilen 1,2,3 namına: Avukat Tahir Seroydaş.
Aleyhine istinaf edilen 4 namın-a: Savcı Ersoy Ölçter.
K A R A R
Celâl Karabacak: Bu istinafta Mahkemenin kararını Sayın yargıç Metin A. Hakkı okuyacaktır.
Metin A. Hakkı: Bu istinafın kökeninde yatan ihtilafsız olguları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür.
Davacı İstinaf Eden Mü-stediler (bundan sonra sadece Davcılar olarak bahsedilecektir) 1.3.94 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosyaladıkları tek taraflı bir istida ile Davalı Aleyhine İstinaf Edilen Müstedaaleyhler aleyhine (bundan sonra sadece Davalılar olarak bahsedilecekti-r) aynen aşağıda görüldüğü gibi bir emir talebinde bulunmuşlardır:
"a) Halen Davalı no. 1, 2 ve 3'ün tasarrufunda Yılmazköy'de bulunan ve Davacılar tarafından sağlanan takriben -
180 adet P.V.Ç. Çap 150mm'lik plastik boru;
360 adet P.V.Ç. Çap 125mm'lik -plastik boru;
500 adet P.V.Ç. Çap 300mm'lik plastik boru;
320 adet P.V.Ç. Çap 250mm'lik plastik boru;
100 adet P.V.Ç. Çap 200mm'lik lplastik boru;
101 adet Çap 80mm'lik Volanlı Vana;
5 adet Çap 300mm'lik Volanlı Vana;
4 adet Çap 550mm'lik Volanlı Vana;
ı) - 14 adet Çap 80mm'lik tek küreli Vantur;
50 adet muhtelif çapta Voyar Manşon;
250 adet muhtelif çap ve açılarda P.V.C. dirsek (deve boynu).
Muhtelif boru aksamlarının
Mahkeme icra Memurları tarafından yakalanıp sayımlarının yapılması ve bu dava bir n-eticeye bağlanıncaya kadar, mezkûr malzemenin kaybolmasını ve/veya herhangi bir zarara uğramasını ve/veya herhangi bir şekilde elden çıkarılamsını önlemek maskadı ile Mukayyidin uygun göreceği bir şekilde ve/veya Su İşleri Dairesi Müdürlüğünün muhafazası a-ltına alınması; ve
b) Davalı no. 1, 2 ve 3'e Su İşleri Dairesi Müdürlüğü tarafından ve/veya Ekonomi ve Maliye Bakanlığı aracılığı ile Dağyolu ve/veya Serdarlı ve/veya Hamitköy ve/veya Yılmazköy göletleri projeleri ile ilgili olarak yapılacak olan ödemeler-den davacıların, davalı no.1, 2 ve 3'den olan alacaklarını karşılayak kadar olan kısmının ödenmesinin ve bu dava dinlenip nihai bir netcieye bağlanıncya kadar durdurulması; ve
c) Bu istida masrafları
için gerekli emrin isdarını talep eder."
İstida, Da-vacıların direktörü Hüseyin Bulunak'ın yaptığı 28.2.94 tarihli bir yemin varakası ile desteklenmektedir. Sözü edilen istida Lefkoşa Kaza Mahkemesi tarafından 1.3.1994 tarihinde ele alınmış ve Kaza Mahkemesi, istida, ona ek yemin varakası ve Mahkeme önünde -Müstedilerin ibraz ettiği emareleri tetkik ettikten sonra istidanın a) paragrafında talep edilen malzemelerin, Mahkeme icra memurları tarafından yakalanıp miktarlarının tespit edilerek sayımlarının yapılması, ve bu malzemelerin Su İşleri Dairesi Müdürlüğün-ün muhafazsı altına verilmesine, keza Dağyolu, Serdarlı, Hamitköy, Yılmazköy göletlerinin yapımında sözü edilen malzemelerin Davalılar tarafından kullanılmasının serbest olmasına, ancak sözü edilen malzemelerin yine adı geçen göletlerde kullanılması sonucu- Davalı 1, 2 ve 3'ün doğacak alacak veya istihkak bedelinin Davacıların alacağını karşılayacak kadarki kısmının Davalı tarafından 1, 2 ve 3'e ödenmemesine emir vermiş ve emir 'returnable' olarak Mahkemece 10.3.94 tarihine ertelenmişti. Davacıların Davalıla-r aleyhine olan dava talepleri, Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 2 Nizam 1 altında açılan bir dava ile dosyada mevcuttur. Dosyanın tetkikinden öyle görülüyor ki Davacılar aleyhine ceman 1,919,196TL'lik miktar için hüküm talep etmektedir. Tüm dosyanın t-etkikinden dava dosyalanalı takriben 14 ay geçmiş olmasına rağmen, Davacılar halen teferruatlı Talep Takrirlerini Mahkemeye dosyalamadıkları görülmektedir.
Davalılar 1, 2 ve 3, Mahkemece verilen ara emrinin kesinleşmesine 9.3.1994 tarihinde itiraz etmişl-erdir. Keza davalı 4 de 17.3.1994 tarihinde Mahkemeye dosyalanan bir itirazname ile sözü edilen ara emrinin kesinleşmesine itiraz etmiştir. Bunun üziirne tek taraflı verilen emrin kesinleşip kesinleşmemesine karar vermek için alt Mahkeme, istidanın duruşma-sını yapmış ve 10.6.1994 tarihinde verdiği bir karar ile alt Mahkeme sözü edilen ara emrini kesinleştirip verdiği geçici ara emrini iptal etmiştir. Alt Mahkeme yapılan duruşmada Davacılar tarafından ilgili şirketlerin direktörü Hüseyin Bulancak şahadet ver-miş Davalılar tarafından ise Su İşleri Dairesi Müdürü Eren Soygür dahil 3 kişi şahadet vermiştir. Keza duruşma esnasında Mahkemeye dosyada görülen evraklar emare olarak ibraz edilmiş durumdadır.
Kendilerini 10.6.1994 tarihli alt Mahkeme kararından mağdur- hisseden Davacılar yukarıda ünvan ve sayısı gösterilen istinaflar ile sırası ile 25.5.1994 ve 20.6.1994 tarihinde istinaf yolu ile konuyu Yüksek Mahkemeye intikal ettirmişlerdir. İstinafın duruşması Yargıtay olarak oturum yapan Yüksek Mahkemenin 16.5.1995- tarihli oturumunda ele alınmış ve Davacılar avukatının müracaatı ve diğer Davalıları Yüksek Mahkemede temsil eden avukat ve Savcının görüşleri de alındıktan sonra Yargıtay sözü edilen istinafların ayni alt Mahkeme kararından kaynaklandığını, zabıtlarının -ayni alt Mahkeme dosyasında bulunduğunu ve 2 istinafın konsolide edilip birlikte dinlenmesinin uygun ve adil olduğu kanaatine vardığından 2 istinaf Yüksek Mahkemenin emri ve onayı ile 16.5.1995 tarihli oturumda birleştirilerek birlikte dinlenmiştir. Yargıt-ay/Hukuk 1/95 sayılı istinaf, alt Mahkeme kararını vermeden duruşma esnasında verilen bir ara karardan yapılmıştır, şöyle ki, Davacıalr sunmak istediği şahadeti sunup davasını kapattıktan sonra, Davalıların şahitleri şahadet verirken Davalılar namına şahad-et veren Su İşleri Dairesi Müdürü Eren Soygür'den Davacılar sözü edilen şahidi istintak ederken bazı evrakları Mahkemeye ibraz etmesini istemiş, alt Mahkemede bunu yersiz görerek sözü edilen evrakların ibrazına müsaade etmemiştir. Yargıtay/Hukuk 1/95 de gö-sterilen istinafın özü budur. Yargıtay/Hukuk 2/95 de esas karar aleyhine yapılmış olup istinaf ihbarnamesinde muhtelif başlıklar altında 3 istinaf sebebi görülmektedir. 3 'üncü istinaf sebebi, masrafların Davacılar tarafından ödenmesini emreden emirdeki bi-r yakınmaya dayanmaktadır ki bu istinaf sebebini 16.5.1995 tarihinde Yüksek Mahkemedeki duruşma bitmezden önce Davacılar geri çekmiştir. Yargıtay/Hukuk 2/95'deki diğer istinaf sebepleri İstinaf Mahkemesince incelenirken aşağıda zikrolunacaktır. Tabloyu tam-amlamak amacı ile şunu da belirtmede fayda vardır ki istinafın duruşması esnasında Davacılar istinafa temel teşkil eden Mahkeme önündeki teferruatı yukarıda belirtilen istidalarının (a) paragrafında taleplerinden feragat etmiştir. Yüksek Mahkemedeki istina-fın duruşması bitmezden önce bilhassa Savcının beyanından öyle anlaşılıyor ki bir yandan Davacılar ile diğer yandan Davalılar arasındaki ihtilâf Dağyolu, Serdarlı, Hamitköy ve Yılmazköy göletlerinin yapımından neşet etmektedir ki sözü edilen göletlerin inş-aasını Davalı 1, 2 ve 3 bir tamam bitirmiş ve Davalı 4'e istinafın duruşmasından önce teslim etmiş durumdadır.
İstinaf Mahkemesindeki duruşmada Davacıların avukatı Mahkemenin bir sualine cevaben, ve Yargıtay/Hukuk 1/95 sayılı istinaf ile ilgili olarak, a-lt Mahkeme Yargıcının, Su İşleri Dairesi Müdürü tarafından ibrazı istenen evrakların Mahkemece ibrazına müsaade edilmemesine karşın, alt Mahkemenin bu evrakların ibrazı ile ispat edilmeye çalışılan hususu bir olgu olarak kabul ettiğinin zabıtlarda görülmes-inin hatırlatılması üzerine, alt Mahkemenin ilgili evrakların ibrazına müsaade etmemekle Davacıların ne gibi bir yakınmaları olabileceğini sormuş, Davacıları Mahkemede temsil eden avukat da Yargıtay/Hukuk 1/95 sayılı istinaf üzerinde ısrarlı olmadıklarını -Mahkemeye beyan etmiştir. Bu beyan karşısında istinaf konularını daraltmayı uygun görür ve fuzuli ve akademik kalan Yargıtay/Hukuk 1/95 sayılı istinafın tümünün Yargıtay/Hukuk İstinaf 2/95'in masraflarla ilgili 3. istinaf sebebinin reddedilmesini emrederiz-. Bu durumda tezekkür etmemiz gerken sadece Yargıtay/Hukuk 2/95'in 1 ve 2'nci istinaf sebepleri kalmaktadır, bunları da ele alıp tezekkür etmeden önce Yargıtay/Hukuk 2/95'deki istinafın kökeninde yatan ihtilâfsız olguları ve durumu şöyle özetleyip bunlara -göz atmada fayda görmekteyiz.
Davacılar 1.3.1994 tarihli istidalarının (b) paragrafı ile taleplerini sınırlamış durumdadırlar, bu durumda Davacıların talebini "Mareva Injunction" diye vasıflandırmak mümkündür. Bu açıdan da yapılan istinafın hukuki olarak- doğruluğunu tespit etmek için mümkün mertebe davanın esası ile ilgili olarak bu aşamada bulgu yapmaktan kaçınarak zabıtlardan ve mahkeme önünde bulunan emarelerin tetkikinden istinafın kökeninde yatan ihtilâfsız olguları ve tarafların iddialarını şöyle sı-ralamak yerinde olacaktır.
Davacıların tüm iddiaları odur ki Davalı 1, 2 ve 3, dava ile ilgili zamanlarda, Dağyolu, Serdarlı, Hamitköy ve Yılmazköy'de 4 adet gölet inşaatının ihalesini kazandılar. Davalı 4 de bu inşaatları Devlet tarafından yürüten makam- idi. Davacıların esas iddiasına göre gölet inşaatında kullanılan ve teferruatı şimdi geri çekilmiş durumda bulunan 1.3.95 tarihli tek taraflı istidanın (a) paragrafında gösterilen mazlemeyi, Davalı 1, 2 ve 3'e Davacılar temin etti ve Davacıların Davalı 1,- 2 ve 3'ten alacakları bundan kaynaklanmaktadır. Yine Davacıların iddiasına göre Devlet bu malzemelerin Davalı 1, 2 ve 3'e Davacılar tarafından veresiye olarak verilmesini teşvik etti, dolayısıyle Davalı 1, 2 ve 3'ün Davacıya olan borçlarından Davalı 4 sıf-atı ile Devlet de sorumludur. Buna ek olarak Davacıların diğer iddiası, bir yandan Davalı 1, 2 ve 3 ile diğer yandan Davalı 4 arasında gölet inşaatı ile ilgili olarak yapılan yazılı anlaşmada Davalı 4 Davalı 1, 2 ve 3'e malzeme ve işçilik bedellerini zaman-ında ödemeyi taahhüt etmiştir ve malzeme bedellerinin zamanında Davacılara ödenmemesi Davalı 4'ün Davacılara karşı sorumlu tutar. Burada vurgulamak isteriz ki bir yandan Davalı 1, 2 ve 3 ile diğer yandan Davalı 4 arasında yapılan ve Mahkeme önünde emare ol-arak duran yazılı gölet inşaat sözleşmesine Davacılar taraf değildir. Önümüzdeki mesele bir ara emrinden yapılan istinaf olduğuna göre taraflar arasındaki ihtilafın esas davadaki durumu etkilememesi için yorum yapmaktan özellikle kaçınmak istemekle birlikt-e, bir kişinin taraf olmadığı bir mukavele altında nasıl hak talep eder veya nasıl yükümlülük altına sokulabildiğini anlamadığımızı belirtmeden geçemeyeceğiz.
İstinafı ilgilendiren önemli bir durum da, bir yandan Davacılar ile diğer yandan Davalılar aras-ında alacak, tamamı ile şifahi anlaşmalara dayanmaktadır. Hem Davacıların Davalı 1, 2 ve 3 aleyhine olan talepleri şifahi bir anlaşmaya dayanır, hem de, Davalı 4 sıfatı ile Devletin Davacıya karşı sorumluluğu Davacının iddiasına göre şifahi beyanlara dayan-ır. Alt Mahkemedeki duruşmanın zabıtlarından öyle görülüyor ki Davalı 4 sıfatı ile Devlet, diğer Davalıların borçlarına Davacıya karşı sorumlu olmayı reddederken, Davalı 1, 2 ve 3 Davacılara karşı 200 - 250 Milyon TL. civarında bir borçları olabileceğini t-eslim etmiştir. Ancak Yüksek Mahkemedeki zabıtların tetkininden açıklıkla görülen Yargıtay/Hukuk İstida 10/94 ile tarafların anlaşmaları neticesi Devlet Davalı 1, 2 ve 3'e istinaflar dosyalandıktan sonra 880,000,000 TL alelhesap bir ödeme yapmış ve Davalı -1, 2 ve 3 de Davacılara alelhesap 200,000,000 TL'lik bir ödeme yapmış durumdadır. Bu durumda Davalılara göre kendilerinin Davacılara borçları eğer varsa, bu 50 Milyon TL civarındadır. Burada şunu da vurgulamak isteriz ki alt Mahkeme tarafından istinaf konu-su 10.6.1994 tarihli karar verildikten sonra 5.7.1994 tarihinde Yargıtay/Hukuk İstida 9/94 ile 5.7.1994 tarihinde Yüksek Mahkeme verdiği bir emir ile bu istinafın neticesine dek 10.6.1994 tarihli ara emrinin iptal kararının işleme konmamasını, bir başka de-yişle alt Mahkemece verilen 1.3.1994 tarihli emrin yürürlükte kalmasını emretmiş durumdadır.
Davacıların talep ettikleri emrin verilmesi talebi ve üzerine istinat ettiği istinafın kökeninde yatan ihtilafsız olgu ve iddialara bir göz attıktan sonra istina-f sebeplerini ele alıp tezekkür etmezden önce konuyu ilgilendirdiği oranda hukuki mevzuata bir göz atma yerinde olacaktır. Burada klasik prensip Fasıl 6 madde 4 de gösteridiği gibi idi ki buna göre bir davada Davacı lehine hüküm verilmezden önce "subject m-atter" olmayan davalının menkûl mallarına men'i müdahale emri verilmesi olanaksızdı. (Bak: The Cyprus Palestine Plantations Co. Ltd. v. Oliver, CLR vol.16 page 122) Bilâhare yürülüğe giren 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 4(1) maddesine istinat ederek ve s-özü edilen maddeyi geniş tefsir etmek suretiyle Yüksek Mahkeme ilk defa olarak Yargıtay/Hukuk 21/85 (D.27/85) de verdiği bir çoğunluk kararı ile nadiren ve sınırlı olarak İngiliz Hukukunda Mareva Injuction diye vasıflandırılan "subject matter" olmayan Dava-lının menkullerine de böyle bir emir verilebileceğini ilk defa olarak karara bağlamıştı. Para da menkul mal olarak değerlendirilebilmektedir. (Bak: The Borgward Case 1962 CLR page 209). Yüksek Mahkemece 1985 de yukarıda sözü edilen kararı verildikten sonra-, konu başka vesilelerle Yargıtay olarak yine Yüksek Mahkeme önüne gelmiş ve şimdiye kadar Yüksek Mahkeme hiçbir meselede 'Mareva Injunction' vermemesine karşın böyle bir emrin adalet gerektirdiğinde verlebileceğini karara bağlamıştı. (Bak: Birleştirilmiş -Yargıtay/Hukuk 40/92 ve 41/92 (D.12/92) Yargıtay/Hukuk 31/93 (D.21/93), Yargıtay/Hukuk 40/93 (D.23/93). Sözü edilen Yargıtay kararlarında Yüksek Mahkeme, bilhassa bu yetkiyi kullanan alt Mahkemelere ışık tutmak amacı ile hangi hallerde 'Mareva Injunction' -verilebileceği İngiliz içtihat ve hukuk kitaplarını inceledikten sonra aşağıdaki gibi özetlenmişti. Bu prensiplerin ana hatlarını bu safhada tekrar özetlemede bir sakınca görmüyoruz. Bu prensiplere göre 'Mareva Injuction' aşağıda özetlenen kriterlerin mevc-ut olması halinde ve bu çerçeve Mahkemelerce verilebilmektedir:
The must be:-
" 1. A cause of action justiciable within the jurisdiction or the right to seek interim or protective measures ...........
2. A good arguable case on the merits of the sub-stantive action.
Proof that the Defendant has assests within the jurisdiction.
A real risk of obtaining an unsatisfied judgement as a result of the Defendant disposing of assests.
The general balance of convenience is in favour of the greant of an injuc-tion; i.e. any harm to the Defendant does not outweigh any benefit to the palintiff."
Yukarıda zikredilen prensipleri alt Mahke-me yakınma konusu yapılan kararında uygulamada hata etmiş midir? Şimdi de istinaf konusu sebepleri özetleyip onlar ışığında istinaf edilen karar ile birlikte durumu incelememiz gerekmektedir. Yargıtay/Hukuk 2/95 de 1 ve 2. ana başlık altında öne sürülen is-tinaf sebeplerini şöyle özetlemek mümkündür:
1) 'Mareva Injunction' prensiplerini alt Mahkeme yanlış uyguladı veya yanlış yorumlamıştır.
2) Alt Mahkeme istinaf konusu kararı verirken önündeki şahadeti yanlış değerlendirip yanlış bulgular yapmıştır.
Ol-gusal olarak bu istinafı ilgilendirdiği oranda alt Mahkemenin yaptığı bulgular şöyle sıralanabilir. Aslen T.C. uyruklu olan Davalı 1, 2 ve 3, K.K.T.C.'de yerleşmiş, aileleri K.K.T.C.'de bulunan ve K.K.T.C.'de iş yapan kişilerdir. Davacıların Davalı 1, 2 ve- 3'den olan alacağını (ki bunun miktarı hussusnda alt Mahkeme ara emri safhasında haklı olarak bir bulgu yapmaktan kaçınmıştır.) önlemek amacı ile K.K.T.C.'deki mal varlıklarını satıp K.KT.C.'den gitme niyetleri yoktur. Davalı 1, 2 ve 3 dava konusu gölet i-nşaatlarını birtamam bitirip Devlete teslim etmiş durmdadırlar ve halen narenciye sahasında başka işlerle iştigal etmektedirler. Mareva Injunction ile Devletten olan mütebaki alacaklarına el konulması istenen alacakları dışında Davalı 1, 2 ve 3'ün hayvan, -motorlu araç gibi başka menkul malları da mevcuttur. İlâveten kendilerine tahsisli gayrimenkulleri de mevcuttur.
Karar vermemiz gerken istinaf sebeplerini alt Mahkeme kararından alınan ve yukarıda özü verilen olgular ışığında değerlendirirken önce 2 başl-ık altında özetlediğimiz istinaf sebebini tezekkür etmeyi uygun gördük. Bu istinaf sebebi görülebileceği gibi alt Mahkemenin yaptığı olgusal bir bulguya dayanmaktadır. Bir çok kez Yargıtay'ca vurgulandığı gibi Yüksek Mahkeme olarak alt Mahkemelerin olgusal- olarak yaptıkları bulgulara müdahale etmekten kaçınır, meğer ki alt Mahkeme Yargıcının hata yaptığı kesin olarak Yüksek Mahkeme önünde gösterilsin ve Yüksek Mahkeme bu hususta tatmin edilsin. Birçok kez vurgulanan bu prensibin teferruatlı olarak nedenleri-ni burada tekrarlamak ihtiyacını histememekle birlikte esas nedeni bu gibi durumlarda alt Mahkemelerin daha avantajlı durumda oldukları oluşturmaktadır. Çünkü ilgili şahit alt Mahkeme önünde şahadet vermiş, alt Mahkeme önünde istintak edilmiş ve alt Mahkem-e şahadet verirken şahidin tavrını inceleme fırsatı bulmuştur. Bu olanaklardan Yüksek Mahkeme ise genelde mahrumdur. Bu meselede, alt Mahkeme Davacıların dava sonunda kazanmaları muhtemel davada lehlerine verilecek kararın tatmin olmama ihtimalini ve Davcı-ların bu doğrultudaki endişelerini görmemiştir. Bu yönde alt Mahkeme kararının hatalı olduğuna Davacılar tarafından biz de ikna edilmedik. Dolayısıyle Mareva Injunction'ın verilmesi ile ilgili yukarıda özetlenen kritelerin 4.üncüsü bu meselede yoktur. A fo-rtiori, Davacılar sadece kişi olarak ilk 3 Davalıyı dava etmiş olmaları bir yana Davalı 4 sıfatı ile Davalı 1, 2 ve 3 den olan alacaklarından Davalı 4 sıfatı ile Devleti de mesul tutmuşlar ve devleti de dava etmiş durumdadırlar. Dolayısıyle Davacılar daval-arında muvvafak olmaları halinde Davalı 1, 2 ve 3 den değilse bile en azından Davalı 4 tarafınan tazmin edilebilecektir.
Davacıların Davalılardan olan alacağı tamamı ile şifahi anlaşmaya dayanmaktadır ki bunun ne derece yukarıda sıralanan kriterlerle 'A -good arguable case on the merits of the substantive action' teşkil edip etmediği en azından bu aşamada tartışma konusudur. Bu açıdan da alt Mahkemenin istinaf konusu kararı ile kesin olarak hata yaptığını söylemek olanaksızdır.
Yine 5. kriter altına istin-af sebepleri incelendiğinde de istinaf konusu kararda bir hata olduğuna tatmin olmadık. Ülkemizdeki mevcut enflasyon oranı gözönünde bulundurulur ise Davalı 1, 2 ve 3'ün inşaasını bir tamam bitirip Davalı 4'e teslim ettikleri göletlerden hakları olan alack-alarına mani olmak hiçbir adalet prensibi ile bağdaşmaz.
Netice olarak her 2 istinaf da reddedilir. İstinaf masraflarının İstnaf Eden Davacılar tarafından Aleyhine İstinaf Edilen Davalılara ödenmesi emrolunur. Bu masrafın miktarını Başmukayyit tespit ede-cektir.
(Celâl Karabacak) (Metin A. Hakkı) (Nevvar Nolan)
Yargıç Yargıç Yargıç
31 mayıs 1995
Full & Egal Universal Law Academy