- Yagıtay/Hukuk 13/78
(Dava No. 489/75, Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Ahmet İzzet, Salih S. Dayıoğlu.
İstinaf eden: Pemb-e Hüseyin, Lefke
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Ali Macit Halil, Lefkoşa
(Davalı)
- a r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Gürsel E. Kadri.
Aleyhine istinaf edilen namına: Menteş Aziz.
Trafik kazası - Kaza neticesi ağır yaralanma - Yağmurlu ve sisli bir
havada yolun karşı tarafına geçmek isteyen Da-vacıya Davalının araba
ile çarpması - Davacının ağır yaralanması ve Davacıda kalıcı
arazlar kalması - İlk Mahkemenin kazanın oluşunda Davacının %35 ve
Davalının %65 oramnda kusurlu olduğu kanısına varması ve tam
mesuliyet esası üzerinden Davacı- lehine K.L.1278.özel ve K.L.4500.-
genel tazminata hükmetmesi.
Sorumluluk - Davacıya kazanın oluşunda %35 katkısal kusur atfeden İlk
Mahkemenin bulgusuna karşı istinaf - Kazanın yağmurlu bir havada
yolun karşı tarafına yaya olarak geçmeye çalışa-n Davacıya Davalının
arabası ile çarpması sonucu meydana gelmesi Arabanın arızası
olmaması - Yeterince aydınlık olmasa bile 90 ayak görüş mesafesi
olan bir yerde trafiğin yoğun olduğu bir saatte Davacının arabası
ile gelen Davalıyı görmemesini -Yargıtayın önemli bir hata olarak
kabul etmesi.
Tazminat - Genel tazminat - Davacının ağar yaralanması - Genç yaşta
tahsilli ve istikbal vaadeden Davacayı kazanın büyük ölçüde
etkilemesi - Davıacının çok ağır hareketlerle sadece bazı işleri
y-apabilecek hale gelmesi - Davacının topallamasının yanısıra
kalçasında ve bacağında çirkin yara izleri kalması - Davacının
evlilik şansının geniş ölçüde azalması - Tazminat miktarının
tespiti için Davacının durumunun benzer yaralanmalarla kıyasla-nması
ve paranın alım gücünün dikkate alınması - Yargıtayın genel tazmi-
natın aşikâr surette az olduğu kanaatine varması ve miktarı
K.L.4.500.-den K.L.5500.-ye yükseltmesi.
OLAY: Davacı yağmurlu ve sisli bir havada yolun bir taraftan diğer
t-arafına geçmeye çalışırken Davalının sürdüğü araba Davacıya çarptı
ve ağır yaralanmasına neden oldu. Davacı açtığı davada Davalıdan
özel ve genel tazminat talep etti.
Davalı müdafaasında kazanın tamamen Davacının kusuruyla meydana
geldiğini -veya kazada Davacının katkısal kusuru olduğunu iddia
etti.
İlk Mahkeme kazada Davacının %35, Davalının ise %65 oranında
kusurlu olduğu kanısına vardı ve bu oran üzerinden Davacı lehine
K.L.1278.- özel ve K.L.4500.- genel tazminata hükmetti.
- Davacı, İlk Mahkemenin tüm şahadet ışığında Davacıya %35 kusur
atfetmekle ve genel tazminatı aşikâr surette az tespit etmekle
hatta ettiğirıi ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, yağmurlu bir havada ö.s. saat 5 civarında
otobü-sten inen Davacının yolun karşısına geçmeye çalışırken sağına
soluna baktığı halde Davalının arabasını görmemesinin büyük bir
hata olduğunu belirtti. Davacı için İlk Mahkemenin takdir ettiği
%35 katkısal kusur oranının fazla değil bilakis az olduğ-unu
açıklayan Yüksek Mahkeme mukabil istinaf olmadığı için kusur
oranında herhangi bir değişiklik yapmamayı tercih etti.
24 yaşında genç bir kız olan Davacının topallaması yanında
bacağında ve kalçasında kalan son derece çirkin yaranın Davac-ıyı
psikolojik yönden etkilediği ve evlilik şansını da azalttığına
değinen Yüksek Mahkeme benzeri meselelerde verilen tazminat
miktarlarıyla kıyasladıktan ve hükmolunan tazminatın 36 ile
çarpılıp TL olarak ödeneceğini dikkate aldıktan sonra K.L-. 5400.-
olan genel tazminatın açıkça az olduğu kanısına vardı ve bu miktarı
K.L.55OO.-ye yükseltti.
H Ü K Ü M
Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde davalı aleyhine açmış olduğu 489/75 sayılı bir dava ile 4.12.1974 tarihin-de davalının GN 503 plâkalı arabasını dikkatsiz ve ihmalkârane sürmesinden mütevellit yapmış olduğu bir kaza neticesi davacının aldığı yara ve çektiği sızı ve ızdıraptan dolayı davalıdan özel ve genel tazminat talep etti.
Davalı ise dosyaladığı müdaf-aa takriri ile sözü edilen kazanın tamamen davacının kusur ve kabahatlarından ileri geldiğini veya alternatif olarak davacının da kazada katkısal kusuru bulunduğunu iddia ederek davacının talebini reddetti.
Davayı dinleyen tam kadrolu Lefkoşa Kaza Ma-hkemesi mesuliyet hususunda davacıda %35 ve davalıda /65 kusur buldu ve davacı lehine tam mesuliyet esası üzerinden özel tazminat olarak K.L.1278.ve genel tazminat olarak da K.L.4500.- hüküm verdi.
Davacı bu hükümden istinaf etti. İstinaf ihbarnamesi-nin içerdiği sebepler aynen şöyledir:
"1.Muhterem Bidayet Mahkemesi Davacının almağa hak kazandığı
Genel Tazminatı tesbit ederken yanlış ölçüler kullandı. Ve
Davacıya kesmiş olduğu Genel Tazminat aşikâr surette azdır.
Muhterem B-idayet Mahkemesi Davacının dava konusu kazada
almış olduğu çok ağır yaraları ve benzeri meselelerde
tesbit edilen tazminat miktarlarını hiç nazarı itibara
almayıp davacının almış olduğu yaralardan çok daha hafifi
olan benzeri olayları ölçü -tutarak tazminat tesbit etmesi
hatalıdır.
Muhterem Bidayet Mahkemesi tüm şahadet ışığında davacıya %35
kusur atfetmekle hata etmiştir."
İstinaf sebeplerine değinmeden önce İlk Mahkemenin kazanın oluşumu ile ilgili olarak yaptığı bulgulara te-mas etmekte fayda görürüz.
İlk Mahkeme kaza ile ilgili olarak şöyle dedi:
"Ortak veya tekzip edilmemiş şahadete göre kaza mahalli
Lefkoşada Mehmet Akif Caddesi diye bilinen caddenin dere boyunda
uzanan kısmında bir yerdir. Ortakö-ye doğru gidişte vaka
mahallinin sol tarafında davacı şahidi No.4 Hüseyin Zabit'e ait
boyacı veya tamirci dükkânları karşı tarafında (sağ tarafında)
ise Enişte restorantı ve sair dükkânlar mevcuttur. Davacı o
günlerde yeni aldığı işinde-n saat 5'te çıkmış Kızılay karşısında
otobüse binerek evine gitmekte idi. Evi ise bu vak'a yerinin
Ortaköy gidiş istikametine göre yolun sağında veya mevcut
dükkânların ittisalinde anayol üzerinde bir yerdir. Davalı
Lefkoşa Ortaköy isti-kametine doğru otobüsle seyrettikten sonra
Mahkemeye davacı şahidi Polis Eri 1266 Önder Ali tarafından
hazırlanıp ibraz edilen plânda görüldüğü gibi yolun Ortaköye
gidişte sağında oto boyacısı olan ve D.Ş. No.4 Hüseyin Zabit'e
ait bulun-an dükkânın önünde yolun tam kenarında otobüs durduktan
sonra otobüsten saat 5.15 raddelerinde inmiş izah edildiğine göre
otobüsün yolcular için iniş kapısı Ortaköy gidiş istikametine
göre solda idi ve anayol içerisine açılmıyordu. Bu kapıda-n
indikten sonra otobüsün arkasından dolaşmış ve otobüs hareket
ettiği anlarda yolu yaya olarak karşı tarata geçmek istemiştir. O
anlarda yağmur yağıyordu ve etraf hem ıslak ve hem de yağan
yağmurdan görüntü temiz değil sisli veya buğul-u idi. Davacı bir
an duraklayıp sağa sola baktıktan sonra yolun karşı istikametine
geçmek istemiş ve yolun ortasına geldikten sonra yine sağına
soluna bakarak normal adımlarla karşı tarafa geçmeğe çalışmıştır.
Yolun yarısını geçtikten s-onra belirli bir yerde iken Ortaköy
istikametinden gelmekte olan ve GN 503 plâkalı volksvagen
arabasını kullanan davalı 3-5 metre önünde bir karaltı görmüş ve
tedbir almağa fırsat bulamadan bu karaltıya çarpmıştır. Daha
sonra şahadetten- çıktığına göre bu karaltı davacı idi. Davacıya
arabasının ön sol feneri kısmı ile çarpmış onu yukarıya
fırlattıktan sonra duramayıp 40 kusur ayak ileriye gitmiştir.
Davacı ise havaya fırladıktan sonra yere vuruş noktasından 3-5
ayak Le-fkoşa istikametine göre daha sola kaldırım yanına
düşmüştür. Yine ortak veya tekzip edilmemiş şahadete göre hava o
gün orta şiddette yağmurlu ve araba kullananların ön camın
sileceklerini çalıştırmasını gerektirecek derecede yağmurlu ve bu
- yağmurdan ötürü sisli veya buğulu idi: Kazanın vuku bulduğu 5.15
raddelerinde hava iyice kararmış sokak lâmbaları yanmak üzere
idi. Ancak vak'a yerinde lâmbalar full yanmıyordu. Boyacı
Zabit'in dükkânı içerisinde bir lâmba yanıyordu karş-ı tarafta
enişte restorantın içerisinde ışık vardı ancak yolu tam
aydınlatmıyordu. Yol üzerindeki diğer sokak lâmbalarının durumu
da ayni idi henüz yanmak üzere idiler."
İlkin 3. istinaf sebebini ele almayı uygun bulduk.
Bu istin-af sebebinin kaleme alınış şekliyle müstenif (davacı) İlk Mahkemenin olgular hususunda yaptığı bulgular dışına çıkmaz ve sadece yapılan bulgular ışığında İlk Mahkemenin müstenife %35 katkısal kusur atfetmekle hata ettiğini ileri sürebilir.
İlk Mahkem-e müstenife %35 katkısal kusur atfederken hükmünde şöyle dedi:-
"Şahadetten görülebielceği gibi davacı normal olarak sağına
soluna bakmış ve yolu geçmeğe çalışmıştır. Yolu geçerken davalıya
baktığı halde görmemiştir. Bu durum lâyıkı il-e izah
edilememiştir. Kendi şahidi olarak çağrılan Mehmet Sait Tilki'nin
şahadetine göre uzunca bir mesafeyi görebilirdi en az 90 ayak
mesafeden ışıksız dahi olsa davalıyı görebilirdi ve görmesi
gerekirdi. Işıklı olması halinde çok daha- uzun bir mesafeden
görebilme olanağına sahipti ve görüş alanı yönünden mütalâa
edildiğinde yaya olması hasebi ile davalıdan daha avantajlı
durumda idi. Kanaatimizce dikkatlice bakmış olsaydı Ortaköy
istikametinden gelmekte olan davalıy-ı görmesi gerekirdi. Baktığı
halde görmemiş olmasını dikkatsizliğine veya bakmamasına
atfedebiliriz. Bunun başka türlü izahı aksi halde mevcut
değildir. Bu yönden davacıda da kabahat mevcuttur."
Görülüyor ki müstenif kaza mahallinde yo-lu geçmeğe başlamadan önce sağına soluna baktığı halde İlk Mahkemenin de değindiği gibi ışıksız dahi olsa aleyhine istinaf edilenin (davalının) arabasının en az 90 ayaklık bir mesafeden görmesi gerekirdi. Kaldı ki bizzat İlk Mahkemenin, şahadetine inandığı- ve müsterıif tarafından celbedilen D.Ş. No.3 Hüseyin Zabitin şahadetine göre tam kaza anında aleyhine istinaf edilenin arabasının farları yanık ve cam silgileri de çalışır vaziyette idi. Müstenifin yolu geçmeğe teşebbüs etmeden sağına soluns baktığı halde- aleyhine istinaf edilenin arabasını görmemesi muhakkak ki büyük bir hatadır. Özellikle kazanın vuku bulduğu saatta trafiğin çok yoğun oluşu müstenifi daha da dikkatli olmaya sevketmeliydi. Bu durumda İlk Mahkemenin müstenife %35 katkısal kusur atfetmesi k-anımızca çok değil hatta bu şartlar altında az bile olduğu söylenebilir ancak mukabil istinaf olmadığı için bu hususta daha fazla birşey söylememekle yetineceğiz.
1 ve 2. istinaf sebebleri birbirine çok sıkı bir şekilde bağlı oldukları için bunları b-irlikte ele almayı uygun bulduk.
Kaza neticesi müstenifin çok ağır yaralar aldığı ve bunların yarattığı yan tesirlerin sürekli olarak devam edeceği aşikâr bir surette görülmektedir. Müstenifin aldığı yaralarla ilgili olarak İlk Mahkeme inandığı Dr. A-kan Sonuç'un şahadetine dayanarak şunları söyledi:
"İlk muayenesinde davacı kafa traumasından muzdarip ve umumi
durumda bir bozukluğu vardı. Kafanın sağ tarafında parietal ve
oksi ital bölgede 3 cm'lik raddi yara, sol collum fermoris (-femur
boynu kırığı) sol omuz mafsallarında traumatik ağrı ve hematom,
ayni zamanda vücudun muhtelif yerlerinde her iki ayak bileği, sağ
dirsek, avuç içerisinde, dizlerde, sol uyluk üst yan dış yüzünde
geniş sıyrık yaralar ve ekimotik sa-halar yani yer yer ezik
sahalar tesbit etti. Yine sol uyluk dış yan grup adalelerinde
ezik ve ruptür (kopmalar), aynı zamanda pelviste sağ tarafta
kırık vardı. Yine bu şahidin şshadetine göre hasta derhal
ortophedi ve travmatoloji servi-sine yatırıldı. Hastanın durumu
ağır olduğu için ameliyat derhal edilemedi. İlk yardım yapıldı ve
15 gün kadar tedavi edilerek hasta ameliyata hazırlandı. 15 gün
sonra davacı ameliyat edildi. Ameliyat edildiği zamandaki bu
şahidin bulgu-larına göre sol bacakta dış grup (M. vastus
fibularis) bacağın 4 başlık kasının dış kısmı (M. tensör
facielata) sol bacağın dış yan tarafındaki grup adalelerinde
adale kopması tesbit edildi. Aynı zamanda bu bölgede cilt altı
yağ dokusun-da kopma tesbit edildi. Tûm bu kopmalar hep içten idi.
Dıştan bu kopmalar tesbit edilebilirdi, ameliyatta bunların
doğruluğunu da bu şahit tesbit etmiştir. Collum femoristeki
kırığı Smith Peteron çivi ve plâka ile tesbit etti, eziklikler de
- ameliyatlarla tesbit edildi gerekli tedavi olarak çivi çakıldı ve
adaleler dikildi. Bir müddet sonra hastada beklenen iltihaplanma
tesbit edildi. Bu şahidin şahadetine göre bu iltihaplanma geniş
bölgelere yayılan eziklik ve adale kopmal-arından ötürü idi ve
bekleniyordu. Bunun üzerine çivi çıkarılma yönüne gidildi.
İltihaplanma durdu gerekli haplar ve tedavisine devam edildi.
Ancak çivinin çakılması lâzım geldiğinden ve bu tip geniş yaygın
kırık ve adale ezikliklerinin- tedavisi Genel Hastahanede elde
olmayan nedenlerle yapılamadığından davacının durumunun daha da
kötü hale geleceğini düşünerek hastanın dışta Türkiyede tedaviye
gönderilmesi uygun görüldü ve bu hususta Sağlık Kurulu, karar
aldı.
- Bu şahitin şahadetine göre davacı 13.3.1975'te Türkiye'ye
gönderildi 12.6.1975'te geri geldi ve tekrar muayenesine ve
kontroluna bu şahit tarafından devam edildi. Yapılan tedavi ve
verilen raporlara göre tekrar 29.9.1975'te gönderildi.
- 22.1.1976'da geri geldi ve bu aralarda da tedavisine devam
edilmiştir. Bu şahidin şahadetine göre en son tedavi ve
kontrolunu 4.2.1976 tarihinde yapmıştır. Bu son muayenesindeki
bulgulara göre son durum özetle şöyledir. Başta sağ periet-al
okipital bölgede mevcut nedbe yeri, bu yer bastırıldığında
sızılamaktadır.
Omuzda durum iyi olmakla beraber aşırı hareketlerde halen
ağrı mevcuttur.
Bacakta sol kalçada collum femoristeki kırığı tesbit eden
bölg-ede bir çivi ve vidası halen durmaktadır. Bu vida
röntgenlerden görülebileceği gibi kemiği kestiler ve vidaladılar
gerekli ameliyatı Türkiyede yaptılar. Sol kalçada arkadan öne ve
yukarıdan aşağıya doğru uzanan 33 cm'lik daimi kalıcı ameliya-t
yarası ve yine sol bacakta 1/3 üst dış yan yüzde geçirilmiş olan
cilt altı yağ dokusu ve adale eziklikleri nedeni ile çukurluk ve
defektler mevcuttur. Sol bacağın bu bölgesi diğer sağ bacağın
ayni yere tekabül eden yeri ile 2.5 cm'lik- bir fark vardır ve
adrofı mevcuttur. Sol kalça mafsal hareketleri kuvveti sağa
nazaran azalmıştır. Ayni zamanda davacının sol kalçasında
fleksiyon konjektürü vardır yani bacak düz olmaz ve aksamaya
sebeb oluyor. Hasta yattığı zaman iki- bacağını yan yana koyabilir
fakat belini çukurlaştırması gerekir ki bu da sızı veriyor. Sol
kalçada (konjektür) çekilme vardır.
Yine bu şahit halen mevcut ve kalıcı olan bacağın ve
kalçanın mahdudiyetlerini şu şekilde izah etmekt-edir. Sol kalça
fleksiyon 40 dereceye kadardır normali 90 derece olması gerekir.
Sol diz fleksiyon 30 derece bunun ise normali 120-125 derece
arasında olması gerekir. Sol kalça eklemi hareketlerinde
mahdudiyet vardır. Sol bacakta abdüks-iyon 15 derece bunun ise
normal 30 derece olması gerekir. Davacıda ayrıca fazla ayakta
durduğu zaman yürüdüğü zaman ağrı ve etlerin çekilme şikâyeti
vardır. Örneğin bu da şahide göre 100 metre bir mesafe yürüdüğü
ve bir müddet ayakta ka-ldığı zaman bu sızı ve şikâyetleri
davacının şimdiki durumuna göre normaldir.
Davacının yürürken ayağı aksamakta ve topallamaktadır ve
topallarken de hep bir tarafa eğili olarak topallamaktadır. Bu
şahidin izahatına göre bunlar kı-rıklık ve kısalıktan olduğu gibi
daha ziyade adale eziklikleri, çekilme ve umumi durumuna
bağlıdır. Keza davacıda osteoarthritik değişiklikler başlamıştır
ve bu şahidin ifadesine göre ileride daha da artarak durumu
kötüleşecektir.
- Bu şahit uzun boylu şahadet ve istintakında davacının
şimdiki hali ile neler yapıp neler yapamayacağını izah etmektedir
ve 4.2.1976 tarihinde yaptığı muayenedeki bulguları kalıcıdır ve
ileride daha da kötüleşecektir. Bu şahidin şahadet-ine göre
bacakta kalan izler çirkindir ve Mahkemede bizim de görüp
müşahade ettiğimiz kadarı ile hakikaten son derece çirkin bir
durum arzetmektedir. Davacının genç bir kız olduğu nazarı itibara
aldığımızda bu durumun kendisini psikoloj-ik yönden de etkilediği
söylenebilir. Buna bağlı olarak aktif sporlar yapamayacağı, bu
görülür yara ve bıraktığı izler nedeni ile denize giremeyeceği ve
ilerideki evlilik hayatını da bir dereceye kadar etkileyeceğini
söyleyebiliriz.
- Davacı uzun boylu şahadetinde şu anda kendisini ne kadar
etkilediğini şimdiki hali ile neleri yapıp neleri yapamayacağı
hususunda şahadet vermiştir. Bu hususta verdiği şahadet D.Ş.No.l,
Dr. Akan Sonuç tarafından da teyid edilmektedir-. Gerek davacının
bu husustaki şahadetine gerekse D.Ş. No.l Dr. Akan Sonuç'a
tamamen inanmaktayız ve Dr. Akan Sonuç'un Mahkemeye son derece
yardımcı olduğu kanaatindeyiz."
Bu safhada İlk Mahkemenin hükmünde değindiği fakat serdetmediği- "davacının neleri yapıp neleri yapamayacaklarına" (notların 60 ve 61. sayfasında) göz atmakta fayda mülâhaza ederiz.
"Sol bacağım aksar, sağ aksamıyor. Yürürken aksıyorum. Bu durumda
beni rahatsız eder eskiden öyle olmadığı için şimdi aksadığı-ndan
acaba benimle herkes alay mı ediyor diye çekiniyorum. Sonra
merdiven çıkamıyorum. Tek tek çıkarım ve ayağımı katlayamıyorum.
Düz çıkamıyorum açılıyor böyle yan ayağım bacağımdaki izlerden
dolayı 33 cm aşağıdan yukarıya bir yara- izi vardır bunların
dikişleri var 3 defa ameliyat edildim. Ben bu durumda denize
falan da giremiyorum. Bu yerler halen duruyor. Sol bacağımı yan
tarafa açamıyorum fazla miktarda. Dizden katlanabiliyor kalçadan
açılmıyor.
S. -Denize girme yahut spor yapma imkânı var mı?
C. Yoktyr.
S. Kaç yaşındasınız?
C. 24 yaşındayım. Kaza geçirdiğim zaman 22 yaşında idim.
S. Şimdi herhangi bir iş yapmanızda yardımsız yapabilir misiniz?
yoksa ihtiyacın var mı b-ir yardımcıya?
C. Yapamıyorum meselâ örneğin banyoya girdiğim zaman oturarak
yıkanamıyorum arınemin yardımı lâzımdır. Giyinirken
ayakkabıyı çorabımı hatta iç çamaşırlarımı annem giydirir o
mesafeye yetişemiyorum. Kendi çora-bımı kendi ayağıma
geçiremiyorum bu durumda annemin bana yardım etmesi lâzımdır,
veya herhangi birisi yardım etmesi lâzımdır.
S. Bu sızıların birkaç zaman oluyor kaç zaman olmuştur?
C. 2 seneyi geçti.
S. Halen daha deva-m ediyor mu?
C. Ediyor şimdi şu anda bile ağrıdığı için ayakta duramıyorum
gördüğünüz gibi. Hatta yatağıma düz uzanamıyorum, tek ayak
üzerinde duruyorum durduğum zaman ağırlık veremem öbür
ayağımın üzerine.
S. Sol bac-akta çukurluk vardır?
C. Evet.
S. Bu durumu senin yaşındaki kızlarla mukayese ettiğinde
söyleyebilir misirıiz durumunuzu Mahkemeye?
C. Mukayese ettiğim zaman onlar bir defa benden daha sağlamdır.
Her istediklerini rahatl-ıkla kendileri yapıyorlar. Meselâ
denize gidebiliyorlar bir kere benim bu durumda olmam artık
bir aşağılık kompleksi gibi bir şey oluyor utanıyorum kendi
işimi kendim yapamadığım için, Meselâ dairede çalışırken yazı
yazm-ak için şöyle iğilmem lâzım yahut ayakta durup iğilmem
lâzımdır.
S. Çalışma kapasiteniz ve enerjiniz bu kazadan evvelki durumda
C. Çok farklı idi, o zaman daha enerjik durumda idim şimdiki
durumda değildim sıhhatim tamamdı. So-nra yapmak istediğimi
rahattıkla kalkıp yapabiliyordum bugün bir defa almak için
yerimden kalkmak istemiyorum çünkü zorluk çekiyorum. Dairede
benim için bir problem oluyor sandalyeyi çekip de bir defteri
almak ve tekrar -yerime oturmak için en azından 15 dakika
vakit alır tekrar yazıya başlamak için."
İlk Mahkeme bütün bunlara inanmış ve hükmünde şu mülâhazaya yer vermiştir:-
"Genç yaşta tahsilli ve istikbal vaad eden davacıyı büyük
ölçüde bu- kaza etkilemiştir. Kalıcı arazları yukarıda
değindiğimiz gibi çok fazladır ve bundan sonraki hayatını da
etkileyecektir. Neleri şu anda yapabileceğini ve neleri
yapamayacağını uzun boylu sıralamağa luzum görmüyoruz. Bilhassa
topallamas-ı yanında bacağında ve kalçasında kalan son derece
çirkin yara bu kızı psikolojik yönden de etkilemektedir ve buna
ilâveten ileride evlilik şanslarını da geniş ölçüde azaltmış
olacağı aşikârdır."
İlk Mahkeme tarafından genel tazminat o-larak verilen miktarlara Yargıtay genellikle müdahale etmez meğer ki İlk Mahkeme dikkate alınmaması gerekenleri dikkate aldığı veya dikkate alınması gerekenleri dikkate almadığı veya takdir edilen miktar aşikâr surette az veya çok olduğu hususlarında müste-nif tarafından müsbet bir şekilde tatmin edilmiş olsun.
Genel tazminatın az veya çok oluşu büyük bir dereceye kadar o davaya has olgular çerçevesinde mütalâa edilmelidir. Benzeri davalarda verilen tazminat miktarlarının da gözönünde bulundurulması ge-rekli hususlardan biridir. Benzeri içtihat kararlarına bakıldığında muhtelif davalarda yaralananın yaşı, medeni hali, yaptığı iş ve daha birçok etkenler değişik olduğu için verilen genel tazminat miktarları da K.L. 3500.- ile K.L.8,500.- arasında değişmekt-edir.
Önümüzdeki istinafta da müstenifin çok ağır bir şekilde yaralandığı ve bunların kalıcı etkilerini hayatının sonuna kadar daha da kötüleşerek çekeceği aşikârdır. Bu durumda tedavülde olan pâramızın satın alma gücünde büyük çapta bir düşüş kaydet-tiğini ve verilen hüküm Kıbrıs lirası olarak verildiği halde bunun 36 rakamı ile çarpılarak Tı. olarak ödeneceğini de dikkate alarak tam mesuliyet esası üzerinden hükmolunan K.L.4500.- genel tazminatın aşikâr surette az olduğu ve bununK.L.5500.-ya yükselti-lmesi gerektiği inancı içindeyiz.
Netice itibarıyle İlk Mahkemenin genel tazminatla ilgili olarak hükmettiği K.L.4500.-lık rakam iptal edilir ve onun yerine K.L.5500.-konur. Bu durumda müstenifin %35 katkısal kusurunu da dikkate alarak müstenifin leh-ine genel tazminat olarak K.L.3575.- için hüküm verilir.
Müstenif yaptığı istinafta sadece bir sebep üzerinde muvaffak olduğu için aleyhine istinaf edilenin müstenife istinaf masraflarının yarısını ödemesi emrolunur.
(Ülfet Emin) (Ahmet- İzzet) (Salih S. Dayıoğlu)
Başkan Yargıç Yargıç
11 Mayıs, 1978
Full & Egal Universal Law Academy