-D.13/83 Yargıtay/Hukuk 13/83
(Dava No.156/81 Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Sal(hi, Niyazi F. Korkut.
İstinaf eden: 1. Fedai Hüseyin n-/d Roger Thomson, Londra
2. Namık Kemal, Londra
(Davalılar)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Fatma Cahit Canberk n/d Fatma Cahit Hüseyin
Defne S-ok. No.4, Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a
İstinaf edenler namına: Güneş Menteş
Aleyhine istinaf edilen namına-: Kıvanç M. Rıza
Hükmün iptali - Uzlaşma yoluyla verilen hükmün iptal edilmesi için istida dosyalanması - Avukatın hüküm vermeğe yetkili olmadığı ve Avukata bu konuda talimat vermediği iddiası - İlk Mahkemenin Davacının hüküm verildiği gün Mahkemede haz-ır bulunmadığı dolayısıyle hükme rıza göstermediği ve Mahkeme Nizamatı olarak kaydedilmemesi nedeniyle hükmü iptal etmesi.
İstinaf - İstinaf konusu hükmün dayanıklık ettiği nedenlerin tümünün istinaf edilmesi gerekir - İlk Mahkeme hükmünün beş ayrı nedene- dayanması ve bunlardan sadece üçü aleyhine istinaf yapılması nedeniyle istinafın reddi - istinaf edilmeyen nedenlerin doğru olarak kabul edilmesi ve diğer nedenlerde haklı olsalar bile hükmün bozulmaması - İlk Mahkemenin hükmüne dayanıklık eden 2 neden is-tinaf edilmediği cihetle hüküm geçerliliğini korur ve hükmün bozulmasına olanak yoktur.
.
Avukatın yetkisi - Avukatın hüküm verip veremeyeceği - Yargıtayın Avukatın davanın yürütülmesinde yetkili ve bu yetkiye dayanarak uzlaşma da dahil davayı yürütmeye -yetkili olduğu görüşü - Verilen yetkinin kısıtlı olması veya geri alınması halide bu durumun karşı tarafca da bilinmesi gerekir - Davaya taraf olan şahsın bilgiisi dışında avukatı tarafından yapılan uzlaşma dava sebebiin dışındaki bir mevzuya inhisar eders-e avukatın böyle bir uzlaşma yapmaya yetkisi yoktur.
Usül - Emir 35 nizam 4 - İstinaf ihbarnamesinde istinaf sebeplerinin gerekçelerinin de belirtilmesi zorunluluğu.
OLAY: İlk Mahkeme 252/79 sayılı davada tarafların mutabakatı ile bir hüküm verdi. Dava-cı 156/81 sayılı istidayı dosyalayarak uzlaşma yapması için avukata yetki vermediğini, kendisi hazırda olmadan gıyabında ve rızası olmadan hüküm verildiğini ileri sürerek hükmün iptalini istedi.
İstidayı dinleyen İlk Mahkeme Davacının Mahkemede hazır bu-lunmadığını, avukatına uzlaşma ve hüküm vermek için yetki ve talimat vermediğini, uzlaşmanın Mahkeme Nizamatı olarak kaydedilmediğini belirterek hükmü iptal etti.
Davalılar İlk Mahkemenin Davacı ve tanıklarına inanmakla hata ettiğini ve Davacı Avukatını-n yapmış olduğu uzlaşmayı yetkisiz olarak yaptığına ilişkin bulgusunun hatalı odluğunu ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay İlk Mahkeme hükmünün dayanıklık ettiği nedenlerin tümünün istinaf edilmediği takdirde hükmün geçerliliğini koruyacağını ve h-ükmün bozulamayacağını belirtti. Yargıtay bu davada İlk Mahkeme hükmüne dayanıklık eden tarafların emre rıza göstermediği ve konu parsellere ayrı koçan alınmasının mümkün olmadığı ve taraflar adına kaydedilmesine Mahkemenin emir vermeye yetkili olmadığı hu-suslarının istinaf edilmediğini belirtti ve istinafı reddetti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Neale v. laady Gordon lennocx (1902) 1 K.B. s.838, 843.
Shephard v. Robinson (1919) 1 A.C. s.474 s.477
Y/H 37/77
Matthews v. Munster (1888) 20 QB.D. s.14-1, 143.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İstinaf eden davalılar Girne Kaza Mahkemesinde davacı olarak dosyaladıkları ve aleyhine istinaf edilenin de davalı 3 olduğu 252/79 sayılı bir davada:
"A. Kıbrıs Türk Federe Devleti sınırları dahilinde Girne Kazasın-ın Kara- oğlanoğlu köyünün Ayia-Mina mevkiinde eski Kayıt No. 1551i Plot No.85/2, 85/3, 85/4/2, 87/2/1/2, Pafta No.XII/10 üzerinde k(in olup, daha önceki kayıtlı mal sahibleri bulunan Davalılar No.4 ve 5 tarafından Davalı No.1'in davacılara olan borcunu ay-ni, mezk(r mal- lardaki menfaatlarının tahsilini önlemek ve/veya geciktirmek kasdı ile ve/veya adı geçen alacaklıların, alacaklarının tahsilini önlemek ve/veya geciktirmek maksadı ile davalılar No.2 ve No.3'e satıp tescil eylediğinizden yapılan muamelenin -iptal edilmesini temin ile davacıların alacağının tatmini için gereken kanuni muameleye tabi tutulmasını mümkün kılacak duruma sokulmasını emreder Mahkeme emri itası.
B. Veya ahar surette olmak üzere Muhterem Mahkemenin duruma göre gereken diğer adilane -harekette bulunmasını emreder Mahkeme emri itası.
C. Davalılar No.2 ve 3'ün davalı No.1 marifeti ile ve/veya davalılar No.1, 4 ve 5 marifeti ile yukarıda "A" bendinde tarifi verilen malın mülkiyetinin davalı No.1 ile olan aalcak durumunu bilerek kabul et-tiklerinden davacılara karşı kurmuş oldukları ve/veya tezg(hladık- ları alacaklarının tahsilini önlemek fiiline katılıklarından ve/veya yukarıda "A" bendinde tarifi verilen malların kendi isimlerine tescilini kabul ettiklerinden mezk(r malların devir ve te-scil muamelesinin iptalini emreder Mahkeme emri itası.
D. Veya ahar surette olmak üzere yukarıda "A" bendinde beyan olunan emvali gayri menkuleyi devir ve tescil ederken Girne Tapu Dairesinde sahte beyanda bulunduğunuzdan ve davacıların hakalrına halel -getirdiğinizden sahte beyan ve/veya sahte k(rdan mütevellit dava evzuu gayri menkuleyi davalılar 2 ve 3 isminde olan kaydının fesih ve iptal edilmesini emreder Mahkeme emri itası.
E. Ahval ve şerait altında Muhterem Mahkemenin uygun göreceği başka herhan-gi bir çare.
F. İşbu dava masraflarının davalılara tahmili."
isteminde bulundular.
29.5.1979 tarihinde Mahkeme konu davada, tarafların mutabakatı ile, aşağıda belirtildiği şekilde bir hüküm verdi:
"Taraflar arasında yapılan yukarıdaki anlaşma ışığın-da Emare I planda kırmızı renkle gösterilen 5 ve 8 numaralı arsaların 3. davalı tarafından davacıların adına en geç 15.10.1979 tarihine kadar 15 günlük l(tuf ile müştreken koçan edilmesi için emir verilir.
Davacılar 1868 numaralı koçanlı mala memorandum -koymağa serbesttirler."
Aleyhine istinaf edilen davacı Girne Kaza Mahkemesinde dosyalamış olduğu 156/81 sayılı bir dava ile Mahkemenin 252/79 sayılı davada uzlaşma yolu ile verdiği yukarıda belirtilen hükmünün iptaline ilişkin bir istemde bulundu. Talep -takririnde, sair şeyler yanında, davacının 252/79 sayılı davada davalı 3 olduğu, bu davada avukat Oktay Feridun'u kocası vasıtası ile avukat tayin ettiği, davada herhangi bir talep takriri dosyalanmadığı gibi avukat ile hiç görüşmediği ve uzlaşma yapması i-çin de avukata yetki vermediği ve 29.5.1979 tarihinde davacı hazır olamdan ve rızası hilafına bir uzlaşmaya varıldığı, yapılan uzlaşmanın davadaki taleplerle ilgili (incidental) olamdığı ve 252/79 sayılı davanın bu davadaki davacı aleyhine herhnagi bir dav-a sebebi içermediği ve keza Mahkemenin de böyle bir uzlaşma vermeye kazai yetkisi olmadığı ve Mahkemenin konu hükmü vermeye yetkili olmadığı ileri sürüldü.
İstinaf eden davalılar da bu davada dosyaladıkları müdafaa ile davacının iddialarını reddederek da-vacının 252/79 sayılı davada hüküm verilirken hazır bulunduğunu, kararın muvafakatla çıktığını, davacının herhnagi bir talebi olsa dahi bunun kocası veya avukatı aleyhine olabileceğini, davacının davanın safahatından haberdar olduğunu ve verilen hükmün de -bağlayıcı olduğunu ileri sürdüler.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme davacının 29.5.1979 tarihinde Mahkemede hazır olmadığı, yapılan anlaşmanın davadaki taleplerle doğrudan doğruya ilgili (incidental) ve avukatının bu anlaşmayı yapamya yetkili olmadığı 29.5.19-79 tarihinde taraflar sadece mutabık kaldıkları hususlarda Mahkemeye beyanda bulunmakla yetinip mutabakata varılan hususlar için bir emir verilmesi ya da Mahkeme Nziamatı olarak kaydına ilişkin istemde bulunulmadığı ve keza, şahadete göre, huduları bilinme-yen ve arsa olarak ayrı koçan almanın mümkün olmadığı o devirde Mahkemenin 5 ve 8 No.lu parsellerin devri hususunda da bir emir vermeye yetkisi olamdığına ilişkin bulgu yaparak sonuçta 29.5.1979 tarihinde davacının Mahkemede hazır bulunmadığı, avukatı ile -bir araya gelmediği için avukatının Mahkemede yapmış olduğu anlaşma hususunda avukatına yetki ve talimat vermediği, o gün yapılan anlaşmanın bir yan (collateral) anlaşma olduğu, anlaşmada mutabık kalınan hususların beyan niteliğinde olup bunun dışında Mahk-emeden mutabakata varılan hususlarda bir hüküm verilmesi istenmediği veya Mahkeme Nizamatı olarak kaydı hususunda hiçbir kayıt bulunmaması nedeni ile verilmiş olan hüküm veya emrin iptali gerektiği kanaatına vararak 29.5.1979 tarihinde 252/79 sayılı davada- uzlaşma yolu ile verilen hükmü iptal etti.
Davalılar İlk Mahkemenin verdiği bu hükümden istinaf ettiler. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi on iki sebep içermekle birlikte istinafın duruşmasında bu sebeplerin bazıları gruplar halinde ele alındığı gibi bazıl-arı geri çekildi ve bazıları üzerinde ısrar edilmedi. Neticede davalılar istinafı aşağıda dermeyan edilen üç ana başlık altında yürüttüler;
(1) İlk Mahkeme davacı şahitlerine inanmakla ve davalılar ve şahitlerine inanmamakla hata etmiştir.
(2) İlk Mahkem-e davalıların şahidi ile ilgili zamanda davacının avukatı olan Oktay Feridun beyin 29.5.1979 tarihinde yapılan uzlaşmayı yetkisi olmadan yaptığı bulgusuna varmakla hata etmiştir.
(3) İlk Mahkeme, 252/79 sayılı davada talep edilenin dışında bir emir verild-iği doğrultusund karar vermekle hata etmiştir.
Dikkat edilirse yukarıda istinaf sebepleri olarak belirtilenler arasında İlk Mahkemenin hükmüne dayanıklık eden;
(a) 252/79 sayılı davada Mahkeme emrini verirken verilen bu emre taraf- ların rıza gösterdiğin-in gözükmediği,
(b) 5 ve 8 nolu parsellerin ayrı koçanları olmadıkları ve bunlara ayrı koçan alınmasının mümkün olmadığı bir devirde bu parsellerin, aynen ifa yoluyla, bu davadaki davalıların ismine kaydedilemsini emretmeğe mahkemenin yetkisi olmadığı,
-doğrultusundaki bulgu ve kanuni görüşlerş ayrı istinaf sebebi oalrak ileri sürülmemiştir. Bu durumda davalılar serdettikleri istinaf sebeplerinde tamamen haklı olsalar bile hükmün dayanıklık ettiği ve yukarıda (a) ve (b) olarak derme- yan edilen hususlarda- istinaf yapılmadığı için istinaf konusu hükmün bozulma- sına olanak yoktur. Çünkü bir hüküm ayrı ayrı muhtelif nedenlere dayanıklık edebilir ve bu nedeler arasında bir veya iki tanesi hatalı olabildiği gibi geriye kalanlar hatlı olmayabilir veya hatta tüm-ü dahi hatalı olabilir. Ancak böyle bir hüküm ve dayanıklık ettiği nedenlerin tümü istinaf konusu edilmediği takdirde hükmün geçerliliğini koruması doğaldır. Veya istinaf konusu hükmün dayanıklık ettiği öreneğin beş nedenden sadece iki neden ile sınırlandı-rılmış ise bu iki neden üzerinde istinafe den haklı bile olsa geriye kalan ve istinaf edilmeyen diğer üç neden ile hüküm geçerliliğini koruyabilirse, istinaf edenin haklı bulunduğu iki istinaf nedenine rağmen, yine de hüküm bozulöaz çünkü istinaf edilmeyen- nedenlerden istinaf edenin bir şik(yeti olmadığı ve onları kabullendiği anlamı çıkması bir zorunluluktur.
Önümüzdeki istinafta da durum aynen bu şekildedir. İlk Mahkeme hükmünü beş ayrı nedene dayandırmıştır. Bu beş nedenden sadece üçü aleyhine istinaf -edilmiştir. Geriye kalan iki neden istinaf konusu yapılmadığı için bunların doğru olduğunu kabul etmemiz gerekir. Bu durumda bu iki nedenle de hüküm geçerliliğini koruduğuna göre davalılar istinaf konusu yaptıkları üç nedende haklı olsalar bile hükmün bozu-lmasına yasal açıdan imk(n yoktur. Bu durum bizi istinafın tamamen akademik kalacağı sonucuna vardırı oysa ki mahkemeler genelde akademik kalacak konularda karar vermezler. Bu nedenlerle istinafın reddolunması gerekir. Ancak istinafta konu edilen nedenleri-n önemine binaen bunlar hakkında görüşlerimizi belirtmekte yarar görürüz.
istinaf sebebi:
Bu istinaf sebebini incelemezden önce istinaf ihbarnamesi ile ilgili olan E.35 n.4'ü buraya aktarmakta yarar vardır:
"4. The appellant may, by his notice, appea-l from the whole or any part of any judgment or order, and the notice shall state whether the whole or part only of the judgment or order is complained of, and in the latter case shall specify such part. The notice shall also state all the grounds of appea-l and set forth fully the reasons relied upon for the grounds stated. Any notice of appeal may be amended at any time as the Court of Appeal may think fit."
Dikkat edilirse istinaf ihbarnamesinde sadece istinaf sebeplerinin belirtilmesi ile yetinilemez. -Ek olarak bu sebeplerin gerekçelerinin de belirtilmesi gerekir. İstinaf sebebinde davacı veya davalıya inanmakla İlk mahkemenin -hata ettiğinin dermeyan edilmesi k(fi değildir. Davacı veya davalıya hangi hususularda inanmakla ve niçin hata edildiğinin de özet olarak belirtilmesi gerekir. Bundan da maksat istinafın duruşmasında aleyhine istinaf edilenin nelerle karşılaşacağını ve nel-ere cevap vereceğini bilmesine olanak sağlamaktır. İlk Mahkeme davacıya inanmakla hata etti" veya buna benzer çok geniş ve muğlak ibareler E.35 n.4 maksatları bakımından neden olamaz. istinaf eden İlk Mahkemenin davacıya hangi noktada ve niçin inanmakla ha-ta ettiğinin açıklıkla belirtilmesi gerekir. Bu husus Y/H 37/77 sayılı davada da incelenmiştir. O davada istinaf ihbarnamesinde 1. neden şöyle idi:
"1. Muhterem Bidayet Mahkemesi verilen tüm şahadeti değerlen- diriken hataya düşmüş ve/veya verilen şahade-ti yanlış değerlendirmiştir ve/veya inanmaması greken şahadete inanmakla ve/veya inanması gerken şahadete inanmamakla hataya düştü."
Yargıtay ise bu sebeple ilgili olarak şunları söyledi:
"İstinaf sebebi incelendiğinde görülüyor ki sebep ve gerekçe olara-k ileri sürülen hususlar hakikaten çok genel tutulmuş ve ilgili nizamda öngörüldüğü gibi herhangi bir gerekçe verilmiş değildir. İstinaf sebeplerinde 'mahkemenin inanmaması gereken şahadete inanmakla ve/veya inanması gerken şaahdete inanmamakla hataya düşt-üğünü' ileri sürmek bir gerekçe değildir. Bu gibi hallerde mahkemenin hangi şahidin şahadetine inanmakla veya hangi şahidin hangi şahadetine inanmamakla hataya düşüldüğünün açıklıkla belirtilmesi gerekir. Bunlar belirtilmediği hallerde, istinaf sebeplerini-n hangi gerekçelere dayandırıldığı tam olarak belirlenmemektedir ve bu nedenle Emir 35 nizam 4'ün hükümlerine uyulmamaktadır. İstinaf sebeplerinin tüm gerekçeleri ile birlikte belirlenmesinin amacı karşı tarafa hangi hususlar hakkında hazırlanması grektiği-ni bildirmektir. istinaf sebeplerinin tüm gerekçeleri verilmediği hallerde yukarıda belirlenen amaç yerine getirilmemiş olur."
Yukarıdaki nedenle bu istinaf sebebinin reddolunması gerekir.
2. ve 3. istinaf sebepleri:
İlk Mahkeme davacının avukatı olan- Oktay Feridun beye davada uzlaşma yapma da dahil belirli bir yetki vermediğini bir bulgu olarak buldu. Bu hususta İlk Mahkeme şunları söyledi:
"Avukat Oktay Feridun'un dürüst olarak şahadet verdiğine inanıyoruz; ancak bu dava hakkında nered görüşüp ne h-ususta talimat aldığı hususund Mahkemeye kesin birşey söylememiş ve dolaylı yollardan söylemeyi tercih etmiştir. Kesin olarak nerede konuştuğunu, nasıl ve ne şekilde tam olarak yetkilendirildiğini söylememiştir. Muhakkak ki bu şahidin hatırlamadığı bir hus-usu hatırlayamadığını söylemesi bir dürüstlük örneğidir.
..................................................................................
Hiç şüphesiz Oktay Feridun, Cahit Canberk'e Mithat Berberoğlunun da yetid ettiği gibi eşi Fatma Canberk'inyapılaca-k anlaşmada Fatmayı ikna edip edemeyeceğini sorması üzerine Cahit canberk karısını ikna edeceğini söylemiş ve neticede buna inanarak 252/79 sayılı Davadaki anlaşmayı yapmak suretiyle Davayı sonuçlandır- mıştır."
Bir kişi davası ile ilgili olarak bir avuk-at tayin ettiğinde o davanın yürütülmesinde avukatına yetki vermiş sayılır. Avukat da bu yetkiye dayanarak böyle bir davayı uzlaşma da dahil yürütmeğe yetkilidir. Verilen yetkinin kısıtlı olması veya geri alınması halinde bu durumun karşı tarafca da bilinm-esi gerekir. Bu hususta Matthews v Munster 1888 20 Q.B.D. s.141 s.143'de Lords Esher şöyle dedi:
"But when the client has requested counsel to act as his advocate he has done something more, for the thereby represents to the other side that counsel is to -act for him in the usual course, and he must be bound by that representation so long as it continues, so that a secret withdrawal of authority unknown to the other side would not affect the apparent authority of counsel. The request does not mean that coun-sel is to act in any other character than that of advocate or to do any other act than such as an advocate usually does. The duty of counsel is to advise his client out of court and to act for him in court, and until his authority is withdrawn he has, with- regard to all maters that properly relate to the conduct of the case, unlimited power to do that which is best for his client."
Yine Neale v. Lady Gordon Lennox- 1902 1 K.B. s.838 sayfa 843'de şunlar söylendi:
"I think it is now clearly established that counsel appearing for a party in an action is held out as having authority, and has full authority, as to all matters which relate to the conduct of the action an-d its settlement, and further that, notwithstanding a limit may have been placed upon the authority of counsel, the party for whom he appears is bound by such settlement, unless the fact that the counsel's apparent authority had been limited was communicat-ed to the other side."
Yukarıdaki içtihat kararında da açıkça görülebileceği gibi yetkisiz olduğu karşı tarafca bilinmediği sü-rece bir avukat -avukat olarak tayin edildiği ve tayininin geçerliliği kabul edilen hallerde- dvayı avukatlık mesleği çerçeevsinde müvekkilinin nam ve hesabına yürütme ve bu meyanda uzkaşma yetkisine sahiptir. Avukat olarak tayin edilişi böyle bir yetkiye -sahip olduğunu varsayar.
Önümüzdeki meselede Oktay Feridun beyin davacı tarafından avukat olarak tutulduğuna ve 29.5.1979 tarihine kadar avukatı olduğuna kuşku yoktur. Bu durumda davacının Oktay beyle buluşmadığı veya hatta telefonla dahi görüşmediği hus-usuları tamamen konu dışı kalır. Çünkü gerçekten davacı avukatıyle buluşmasa da bu durum karşı tarafın bilgisinde zaten yoktu.
Öte yandan avukatın bu "görünürdeki yetkisi" (apparent authority) sınırsız değildir. Bu yetki sadece davaya ve ona ilişik mesel-eler (incidential) için geçerlidir. Şayet davaya taraf olan şahsın bilgisi dışında avukatı tarafından yapılan uzlaşma dava sebeinin dışındaki bir mevzuya (collateral to the action) inhisar ederse ilgili avukatın böyle bir uzlaşma yapmaya yetkisi yoktur. Ne-ale v. Lady Gordon Lennox davasında sayfa 843'de mahkeme bu hususta şunları söyledi:
"...... it is equally well established that the authority of counsel does not extend to matters collateral to the action."
Shepherd v Robinson 1919 1 A.C. s.474 s.477'd-e ise bu hususta şunlar söylenmiştir:
"... It is clear that counsel has an apparent authority to compromise in all matters connected with the action and not merely collateral to it."
Şimdi de yapılan uzlaşmanın dva sebebi ile ilgili olup olmadığına baka-lım.
252/79 sayılı davadaji taleplerin net olarak ve hitab edilenin kolaylıkla anlayabileceği şekilde kaleme alındığını kolaylıkla söylemek hakikaten zordur. Böyle olamsına rağmen aşik(rdır ki bu taleple davcıdan "aynen ifa" istenmemektedir. Keza belirle-nen taşınmaz malalrın veya bir kısmının bu istinafa konu olan davadaki davalılar adına akydının yapılması da istenmemektedir. Talep, bu malalrın davacının adından kaydının ptalidir. Öte yandan verilen emir talebin dışında olup taşınmaz mallardan bir kısmın-ın belirli bir süre içinde davalıların adına kaydının yapılmasıdır. Aşik(rdır ki böyle bir emirle varılan sonuç dava sebebinin dışına taşar. Bu durumda böyle bir emrin verilmesine yol açacak uzlaşma yapmasına avukatın "görünürdeki yetkisi" cevaz vermez. İl-k Mahkemenin de bu doğrultuda verdiği karar hatalı değildir. Tabiatıyle bir davaya taraf olanlar Mahkeme önüne geldikten sonra davada talep edilenlerin de dışında uzlaşmaya varabilirler, ancak takip edilecek yöntem başkadır. Bunları, konu dışı olduğu için,- bu meselede incelememiz gerekmemektedir.
Yukarıda söylenenler ışığında istinaf reddolunur. İstinaf masrafları istinaf eden tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Sal(hi) (Niyazi F. Korkut)
Yar-gıç Yargıç Yargıç
4 Nisan 1983
10
Full & Egal Universal Law Academy