-D.10/91 Yargıtay/Hukuk 13/91
(Dava No: 14/88; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak, Özkan Tunçağ
İstinaf eden: Hasan Öztürk, Lefko-şa.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Haval Türksever, Lefkoşa.
(Davacı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Tahir Seroydaş
Aleyhine istinaf edilen namına: Rifat M. Reis
H Ü K Ü M
Niyazi F. Korkut: Bu istinafta taraflar arasında tartışma konusu olmayan olgulara göre aleyhine istinaf edilen davacın-ın babası ile annesinin ½ oranında hisse sahbi oldukları Gönyeli'de Harmanaltı mevkiinde Harita/Pafta XXI.20.W.II, Blok C, parsel 369 üzerinde bulunan istinafa konu ev 27.5.1987 tarihinden itiabren bağış yolu ile Davacıya devredildi. Davacının kızkardeşi Ç-elen Türksever ile 8.7.1984 tarihinde evlenen istinaf eden Davalı, evlendikten sonra konu eve yerleşti. Davacının kızkardeşi Çelen Türksever 19.11.1987 tarihinde Davalıdan boşandı ve konu evden ayrıldı. Davalının boşanmadan sonra da konu evde ikâmet etmeye- devam etmesi üzerine davacı, avukatı vasıtası ile, Davalıya 18.12.1987 tarihli bir ihbar göndererek konu evi hiçbir yasal hak ve statüye dayanmadan işgal ettiğini ileri sürerek konu evi derhal tahliye etmesini istediğini ve Davalının konu ihbara rağmen ev-i tahliye etmemesi üzerine de istinafa konu davayı dosyalayarak tahliye istemini yinelediğini ve ilâveten konu evin boş olarak teslimine dek ayda 100.000.-TL ara kâr (mesne profit) talep etmekte olduğunu belirtti.
Alt Mahkeme de, tarafların rızası ile ve-rdiği bir ara emri uyarınca istinafa konu eve dava sonuna dek herhangi bir şahsın girmesini yasakladı.
Davalı dosyalamış olduğu müdafaa takririnde, sair şeyler yanında, 19.10.1980 tarihinde davacının kızkardeşi Çelen ile nişanlandıktan sonra o tarihte kon-u evin arsasının sahibi olan davacının babası ile sözlü bir anlaşma yaptığını; bu anlaşmaya göre Davalının konu arsa üzerinde, aile yuvası olarak kullanılmak üzere, bir ev inşa etmeyi kabul ettiğini ve Davacının babasının da buna karşılık olarak konu arsay-ı Davalıya koçan etmeye söz verdiğini; herhalükarda konu arsa davalıya koçan edilene dek ya da konu evi inşa etmek için yapacağı masraf kendisine ödenene dek konu evde izinli ya da "contractual - licensee" olarak ikâmet edebileceğini; bu anlaşmaya uygun ol-arak konu arsa üzerine 8 milyon TL. harcayarak istinafa konu evi inşa edip Davacının kızkardeşi ile 8.7.1984 tarihinde evlenerek konu eve yerleştiklerini; daha sonra davacının kızkardeşinden 19.11.1987 tarihinde boşanmış olmasına karşın bahse konu anlaşman-ın sarih ya da zımni şartları uyarınca veya konu şartlar Davacının babası veya davacı tarafından yerine getirilmedikçe anlaşmaya göre var olan izninin sona erdirilemiyeceğini ve davacının babası ile yaptığı anlaşmanın Davacıyı da bağladığını ve davada sözü- edilen 18.12.1987 tarihli ihbarı da almadığını ileri sürdü.
Yapılan duruşma sonucu Alt Mahkeme vermiş olduğu hükmünde, sair şeyler yanında, davacının şahadetini doğru olarak kabul etti. Davalının ise şahadetinde konu eve 8 milyon TL harcadığını söylemes-ine karşın 2,503,615 TL için makbuz ibraz edebildiğini, evi kendisinin inşa ettiğine ilişkin itibar edilebilir tanık çağıramadığını, Davalının dava konusu evin üzerinde bulunduğu arsanın koçanının Davacının babası tarafından kendisine devredileceğini ileri- sürmesine karşın iligili aynı arsa üzerinde davacının babasının ikâmet etmekte olduğu kendi evi de bulunduğunu ve konu arsayı davalı adına koçan edeceği iddiasının hakikatla bağdaşamıyacağını; davalının yalnız Davacının babası ile anlaştığını söylemesine -karşın ilgili arsanın eşit oranda karı koca adına kayıtlı bulunduğu ve Davalının şahadeti sırasında sunduğu makbuzların da sonradan düzenlendiklerini söylediğini de dikkate alarak Davalının şahadetine inanmadıklarını belriterek bu bulgular ışığında Davalı -ile Davacının babası arasında hiçbir sözlü anlaşma olmadığı kanaatına vardı. Alt Mahkeme hükmüne devamla itibar ettiği Davacının babasının şahadetine göre konu evin Davacının babası tarafından inşa edildiğini; Davalının bu eve kısmen emek vermek suretiyle -yardımda bulunduğu; Davalının müdafaa takririnde Davacının babası ile yaptığı sözlü anlaşmanın Davacıyı da bağladığına ilişkin bir sav ileri sürmediği ve bu yönde bir mukabil talepte de bulunmadığı gibi Davalı iddialarında başarılı olsa bile, Davacıya karş-ı herhangi bir talebi olmadığı cihetle, Davalı aleyhine tahliye verilmesine ilişkin bir engel bulunmadığı; Davalının 19.11.1987 tarihinde davacının kızkardeşinden boşanmasını müteakip konu evde işgalci durumuna girdiği ve 18.12.1987 tarihli ihbarın da Dava-lıya tebliğ edildiği kanaatına vardı. Alt Mahkeme kararında, ayrıca, davacının dava konusu evini, Davalının işgali nedeni ile kullanamadığı için Davalının davacıya belli bir miktar ödemesi gerektiğini de vurgulayıp, davacının bu husustaki şahadetini de doğ-ru kabul ederek, davalının davacıya ayda 100,000 Tl ödemesinin makul olacağı kanaatına vardı ve sonuçta Davalının dava konusu evi derhal tahliye edip boş olarak Davacıya teslim etmesine ve 19.11.1987 tarihindern itibaren konu evi tahliye edene dek Davacıya- ara kâr (mesne profit) olarak ayda 100.000 TL ödemesine ilişkin hüküm verdi.
Davalı bu hükme karşı istinaf dosyaladı. İstinaf eden 8 istinaf sebebi içeren istinaf ihbarnamesindeki 6 ve 7'inci istinaf sebeplerinde ısrar etmedi.
Geriye kalan ve 4 başlık- altında toparlanabilen 6 istinaf sebebi ise, özetle; Alt Mahkemenin:
(i) Davalının 19.11.1987 tarihinden itibaren işgalci duruma geldiğine ilişkin bulgusu ile; davalı ile davacının babası arasında yapılan akdi izin münasebetinin sona erdiğine ilişkin bu-lgusunun hatalı olduğu;
(ii) Davacı ile tanığının şahadetlerini doğru olarak kabul edip Davalı tanığına itibar etmemekle yanılgıya düştüğünü;
(iii) Huzurundaki şahadet muvacehesinde Davalının iddiaları doğrultusunda bulgu yapmamakla hata ettiği; ve
(-iv) Davalının 19.11.1987 tarihinden itiabren Davacıya ayda 100.000 TL ara kâr ödemesine ilişkin emir vermekle hatalı hareket ettiği doğrultusundadır.
İstinaf edenin yukarıda özetlenen istinaf sebeplerinden görülebileceği gibi Alt Mahkemenin Davacı ile ta-nığına inanıp Davalıya inanmadığı yakınma konusu yapılmaktadır. Taraflar ile tanıkları dinleme ve onları yakından izleyip gözlem altında bulundurma olanağına sahip olan Alt Mahkemelerin hangi tanığın doğru söyleyip söylemediği hususunda Yargıtay'a nazaran -daha avantajlı durumda olduğu ve bu nedenle Alt Mahkemelerin şahadeti değerlendirirken hataya düştükleri açıkça görülmedikçe tanıklarla ilgili bulgu ve kanaatlarına müdahalede çekingen davranıldığı birçok kez vurgulanmıştır.
Bu istinafa konu davada da ta-raflar ile tanıkları dinleyen ve şahadet verirlerken onları gözlem altında bulunduran Alt Mahkeme, kararında, Davacı ile tanığının şahadteini doğru olarak kabul etmiş ve Davalının şahadetine inanmamıştır. Alt Mahkeme bu kanaata varırken de davacı ile tanığ-ına niye inanıp davalıya niye inanmadığına ilişkin yeterince de gerekeçe vermiştir. Alt Mahkemenin bu hususta bahsettiği gerekçeler ışığında tutanakları incelediğimizde Alt Mahkemelerin bu bulguya varabilmesi için önünde yeterince şahadet olduğu ve bu bulg-uya varmakla hatalı hareket etmediği görüşündeyiz. Alt Mahkemenin doğru olarak kabul ettiği Davacının şahadetine göre de davalının 19.11.1987 tarihinden itibaren işgalci duruma geldiğine ilişkin bulgusunda da bir hata görmüyoruz.
Bütün bu söylenenlerden -görülebileceği gibi, istinaf edenin Davacı aleyhine bir dava sebebi ya da talebi olmadığına göre, Alt Mahkemenin de belirttiği gibi Davalının konu evde işgalci olduğu ortadadır. Kaldı ki Davalının söylediklerini doğru olarak kabul edecek olsak bile Davalın-ın Davacı aleyhine bir haksız kazanç talebi bulunmadığına göre de bütün bu söyledikleri kendini bir sonuca götüremez.
Son olarak bir hususa daha değinmek isteriz: Müdafaada ileri sürüldüğü gibi bir evlenme söz verisine dayanan bir anlaşmanın geçerli olab-ilmesi için yazılı olarak yapılması gerekir. Halbuki bu meselede, müdafaa ve şahadetten de görülebileceği gibi, ortada yazılı bir sözleşme olduğu ileri sürülmemiştir. Bu husus bir yana, şahadetten de görülebileceği gibi dava konusu ev davacının babası ile -annesinin adında kayıtlı olup davacının annesi ile herhangi bir anlaşma yapıldığına ilişkin bir sav da ileri sürülmemiştir. Bütün bunlar bir yana Davalının Davacının babası ile yaptığı ileri sürülen anlaşmanın Davacıyı ne şekilde bağladığına ilişkin de müd-afaada bir sav ileri sürülmemiştir. Mahkeme de herhalde hükmünde Davalının sözlü anlaşmanın Davacıyı da bağladığına ilişkin bir sav ileri sürmediğini bu anlamda söylemiştir.
İstinaf edenin Alt Mahkemenin saptadığı ayda 100.000 Tl ara kâra ilişkin istinaf- sebebine gelince: Alt Mahkemenin doğru olarak kabul ettiği Davacının şahadetine göre ayda 100.000 TL olarak saptadığı ara kârda bir hata görmüyoruz. Konu evin davalı tarafından kullanımının tarafların onayı ile verilen bir ara emri ile engellenmiş olması -davacı lehine ara kâr için bir hüküm verilmesine engel teşkil etmez. Önemli olan Davalının işgali nedeni ile Davacının konu evden bir kazanç elde etmesinin önlenmiş olmasıdır ve Alt Mahkemenin 19.11.1987 tarihinden itibaren konu ev için davalının ara kâr ö-demesine ilişkn kararında da bir hata görmüyoruz.
Yukarıda söylenenler ışığında istinaf reddolunur.
Aleyhine istinaf edilenin masrafları istinaf eden tarafından ödenecektir.
(Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak) -(Özkan Tunçağ)
Yargıç Yargıç Yargıç
22 Mayıs 1991
Full & Egal Universal Law Academy