-D.35/89 Yargıtay/Hukuk 14/89
(Dava No. 332/85; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak.
İstinaf eden: 1. Müdüroğlu Ltd-., Mehmet Akif Caddesi, Lefkoşa.
2. Efruz Müdüroğlu, Ardahan Sokak, Girne.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Mustafa Mustafa, Çınarlı
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Serhan Çınar.
Aleyhine istinaf edilen namına: Peyman Erginel.
H Ü K Ü M
S-alih S. Dayıoğlu: Bu istinaf tam kadrolu Girne Kaza Mahkemesinin 13.10.1988 tarihinde verdiği hükümden yapılmış bulunmaktadır. İstinafı ilgilendirdiği oranda olgular aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
Bütün ilgili zamanda davalı 1 kayıtlı bir şirket, daval-ı 2 ise onun direktörü idi. Davalı 1 Libya'da müteahhitlik işleri yapıyordu. Davacıya göre davalı 1 kendisinin 19.9.1974 - 4.5.1981 tarihleri arasında ayda 3050 Libya Dinarı ücretle marangoz, işçibaşı olarak veya sair şekilde istihdam etti. Davacı davalı 1-'in yanında çalıştığı 30.6.1980 tarihine kadar geçen süre zarfında 2175 Libya Dinarı dışında ücretlerini aldı. Davacı 30.6.1980 - 4.5.1981 tarihleri arsında davalı 1 tarafından istihdam edildiğini ve bu süre için kendisine 3050 Libya Dinarı ödenmesi gerekt-iğini iddia etti. Davcı talep takriri ile ayrıca, davalı 2'nin, davalı 1 nam ve hesabına, karısına 22.12.1982 - 31.10.1984 tarihleri arasında toplam 100,000TL ödemede bulunduğunu iddia etti Bu şekilde davacı davalılardan ödenmemiş ücret toplamı olarak 1399-6 Amerikan Doları faiz ve dava masraflarını talep etti.
Dosyalanan müdafaa takriri ile davalılar, davacının davalı 1tarafından istihdam edildiğini kabul etmekle birlikte, davacının ödenmemiş herhangi bir ücret alacağı bulunmadığını, olsa bile bunun zaman-aşımına uğradığını, davacının iddia ettği gibi 30.6.1980 - 4.5.1981 tarihleri arasında davalı 2 tarafından istihdam edilmediğini, davalı 2'nin herhangi bir mesuliyeti olmadığını ve davalı 2'nin herhangi bir şekilde davacı 1 nam ve hesabına olmak üzere dava-cının karısına kısmi ödemede bulunmadığını iddia etti.
Oldukça çekişmeli geçen duruşmadan sonra İlk Mahkeme gerekçeli kararını 13.10.1988 tarihinde verdi. Bu kararında özetle;
Davacının sadece davalı 1 tarafından 30.6.1980 tarihine kadar istihdam edildi-ğini ve bu tarihe kadar 2175 Libya Dinarı dışında ücretlerini aldığını,
30.6.1980 - 4.5.1981 tarihleri arasında bir aylık bir süre dışında davacının davalı 1 tarafından istihdam edildiğini ve bu süre zarfında davalı 1'den 3050 Libya Dinarı alacağı bulundu-ğunu,
Davalı 2'nin talep ile ilgili herhangi bir mesuliyeti bulunmadığını,
-birer bulgu olarak buldu ve davacının talebinin zamanaşımına uğramadığı kanısına vararak davayı davalı 2 için reddederken gerekli bir takım düşüşleri de yaptıktan sonra davacı lehine ve davalı 1 aleyhine 3125 Libya Dinarı veya ödeme gününde resmi kurdan g-eçerli Türk Lirası için hüküm verdi.
Davalı 1 bu hükümden istinaf etmiş bulunmaktadır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi 6 sebep içermekle birlikte bunları 2 ana başlık altında toparlamak mümkündür. Şöyle ki;
1. İlk Mahkeme davacı ve şahitlerine inanıp, da-valı 1'in şahitlerine inanmamakla ve bundan hareketle davalı 1 aleyhine hüküm vermekle hata etti.
2. İlk Mahkeme davacının taleperinin zamanaşımına uğradığını bulmakla hata etti.
İlkin davalı 1'in yukarıda özeti verilen 1. istinaf sebebini inceleyelim.-
Geçmiş birçok istinaf kararımızda de değindiğimiz gibi önlerinde şahadet olduğu sürece bu şahadete dayanarak İlk Mahkemelerin yaptıkları bulgulara Yargıtay müdahalede bulunmakta son derece çekingendir. Elbette ki bu, hiçbir zaman müdahalede bulunmaz anla-mında değldir ancak müahale edilmesi gerektiğini savunan taraf bu hususta Yargıtayı kesin bir şekilde tatmin etmelidir. İlke olarak hangi durumlarda müdahalede bulunulacağı ise geçmişte birçok içtihatlarda değinilmiştir. Bunları burada tekrarlamayı fuzuli -addederiz.
Önümüzdeki meselede davacının şahadetine ek olarak ilgili zamanda davalı 1 tarafından mesul bir görevde istihdam edilen Av. hasan Balman'ın şahadeti vardır. İlk Mahkeme bu konuda gerek davaıya ve gerekse Av. Hasan Balman'a inandı. Bu şahıslara- inanmaması için ne gibi sebeplerin mevcut olduğu hususunda ise, davalı 1 bizi tatmin etmedi. Özetle İlk Mahkemenin 1. istinaf sebebi ile ilgili şikâyet konusu bulguyu yapmakla hata etmediğine ve bu istinaf sebebinin reddedilmesi gerektiğine inanıyoruz.
-Davalının 2. istinaf sebebi ile gündeme getirdiği zamanaşımı konusu hususuna gelince; taraflar, davacının talebinin işçi ücretlerinden ibaret olduğu ve zamanaşımı süresince de Fasıl 15 m.3(f) uayrınca iki yıl olduğu hususunda hemfikirdirler. Hemfikir olmad-ıkları hususlar ise şöyledir:
(a) Davacıya göre iki yıllık zamanaşımı süresi geçmedi, çünkü davalının kendisine (davacıya) borcunu ileride Libya Hükümeti ile olan ihtilâfı bittikten sonra ödeyeceğini 1984 yılı başlarında taahhüt ettiği cihetle dava sebebi- 1984 başlarında doğdu. Dava da 12.4.1985'de açıldığına göre iki yıllık süre henüz geçmemişti.
(b) Davacının ikinci iddiası ise Fasıl 15'in 8. maddesine dayanmaktadır. Davacıya göre 21.10.1981 - 19.1.1985 tarihleri arasında Kıbrıs'a 8 defa giriş çıkış ya-pmışsa da bu devreler zarfında Kıbrıs'ta kaldığı süre 2 yılı geçmez. Kıbrıs dışında geçirilen sürenin zamanaşımı hususunda dikkate alınmıyacağını öngören Fasıl 15'in 8. maddesi ışığında davanın açıldığı tarihte yine de 2 yıllık süre geçmemişti.
İlkin bir-inci noktayı ele almayı uygun bulduk. Taraflar arasında ihtilâf konusu olmadığı daha önce de vurgulandığı gibi davacının talebi işçi ücretlerinden kaynaklanmaktadır ve bu tür alacaklar için zamanaşımı da iki yıldır.
Fasıl 15 Zamanaşımı Yasasının m. 3(f) -maddesi aynen şöyledir:
"3(f) any goods sold and delivered, shop bill, hotel bill, book debt, (other than a book debt as mentioned in paragraph (d) hereof work and labour done, wages of artisans, labourers or servants, after the expiration of two years fro-m the date on which the cause of action accured."
Yukarıda alıntısı yapılan fıkra dikkatli bir şekilde incelenecek olunursa iki yılın başlangıç tarihi dava sebebinin doğduğu tarihe bağlanmaktadır. Davacı tarafından dosyalanan talep takririnin 3., 4. ve 6-. paragraflarına göre davacının ödenmeyen ücretleri 4.5.1981 tarihine kadar ödenmesi gerekirdi. Diğer bir ifade şekliyle ücretleri ödenmediğine göre, aksine bir anlaşma yokluğunda, ücretler için dava hakkı 5.5.1981'de doğmuştu. Davalıların davacının bu ücr-etlerini ileride kendisine ödemeği taahhüt ettiği ve buna kendisinin de rıza gösterdiği doğrultusunda davacının iddiası kabul edilecek olursa böyle bir anlaşma ancak dava sebebinin doğmasından sonra gerçekleştiği cihetle iki yıllık zamanaşımı süresini yasa-l olarak durdutmaz. Bir an için davacının Kıbrıs'a ilk geldiği, dolayısıyle davalıları dava etme fırsatının ilk doğduğu 21.10.1981 tarihini dava sebebinin doğuş tarihi olarak dikkate alındığı varsayılsa davalı 2 tarafından yapıldığı iddia olunan taahhüt 21-.10.1981'den sonra olduğuna göre yasal durumda herhangi bir değişiklik de söz konusu olamaz. Bu husus Papa Ioannis Zagraphakis v. Eftychia Agathocleous C.L.R. Vol. XX Part I s.31 davasında karara bağlanmıştı. Sözü edilen içtihat kararında zamanın Baş Hakim-i olan Hallinan s.32'de de şöyle dedi:
"Having regard to section 63 of our Contract Law, we agree with the respondent's submission that an agreement to extend the time for perforance postpones the right of action accuring and consequently postpones the s-tatute running against the promisee. But the result is not the same if the time is extended after the right of action has accured. The Limitation of Actions Law will then continue to run unles there is an acknowledgment of this right of action so as to sat-isfy the prvisions of section 6 of that Law."
Aynı davada oturan ve daha sonra Baş Hakim olan M. Zekâ Bey de b hususta s.34 ve 35'de şunları söyledi:
"With due respect I agree with the statement of the law relating to the limitation of actions made by -the Chief Justice in his judgment just delivered. Once the cause ofa ction hasa ccured the period of limitation start to run and it appears that nothing can interrupt or suspend the operation of the statute in question save acknowledgment, fraud and mistak-e, disability and unsoundness of mind as proveded in sections 6, 7 and 8 of the Limitation Law. I quote from an Indıan case (Jedhanar v. Manroo): "The operation at the law of limitation cannot be prevented by any act of the parties or arbitrators unless as- provided by law, and a suit beyond time cannot be entertained by the Courts merely because the person entitled to assert the right was by some arrangement or negotiation prevented from asserting it within the statutable period, "This is what haappened in -this case. I read also from leak on Contracts. 8th Edition, page 760. "when the statute has once begun to run it is not stopped or suspended by any supervenining disability or other circumsatnces preventing the creditor from bringing an action. "This shou-ld be read subject to section 8 of our Limitation law. Secton 63 of our Contrct lae gave me considerable thought in view of the fact that ectending time of perfprmance without consideration is binding on the promisee and what is more such extension could b-e made verbally. After consideration I find myself in full agreement with the judgment just delivered. Verbal extension of time under section 63 has the effect of putting off the date of the accrual of a cause of action but such extension cannot have the e-ffect of niterrupting or suspending the operation of the Limitation of Actions Law after the cause of action has accured and the period of limitation started to run."
Yukarıda yapılan alıntılardan açıkça görülüyor ki davacının bu konudaki olgusal iddiala-rı doğru olarak kabul edilecek olunsa bile iki yıllık zamanaşımının durmasına yasal olanak yoktur. Bu konuyu terktemeden önce Baş Hakim Hallinan'ın yukarıya çıkarılan gözlemlerine özellikle dikkat çekmek isteriz. Dava sebebi henüz doğmadan, Fasıl 149 madde- 63 hükümleri ışığında zamanaşımı tarafların anlaşması ile bir süre durdutulabilir. Ancak bu iddia doğrultusunda ibraz edilecek şahadet ihtiyatla karşılanmalı ve ancak kati bir kanıtlanma sonucu kabul edilme yoluna gidilmelidir. Son derece önemli bir nokta- olduğu cihetle Baş Hakim Hallinan'ın bu görüşlerini aynen aktarmayı uygun bulduk. Alıntı sayfa 32 ve 33'dendir:
"The fact that in Cypru agreeemnts under section 63 of the contract Law can be made without consideration should make the Courts regard the ev-idence of such agreemnts with caution and require strict proof from the party on which the burden lies. For the object of the Limitation of Actions Law (which is to prevent litigation brought to enforce staele claims) would in many cases ber defeated if a -promisee could lightly set up a parole agreement to extend the time for performance so as to prevent the right of action accuring."
Davacının ikinci noktasına gelince:
Fasıl 15 madde 8 aynen şöyledir:
"8. In computing the period of limitation, any tim-e during which the person against who the period of limitation runs is under the age of eighteen or is of unsopund mind or is prohibited from the management of administration of his affairs or is absent from the Colony, shall be excluded from such period."-
Bu konuda davacının iddiasına itibar edilirse, onun 21.10.1981 - 19.1.1985 tarihleri arasında Kıbrıs dışında geçirdiği süre iki yıllık zamanaşımı hesaplanırken dikkate alınmaması gerekir.
İngiltere'de, dava sebebi doğduktan sonra yasa ile gösterilen i-stisnalar dışında, zamanşımı ile ilgili süre kesilmemek üzere işlemeye başlar. İngiltere'de yürürlükte olan Limitation Act 1939 bizim Fasıl 15'de bulunan 8. madde gibi bir madde içermemektedir. Limitation of Actions by Preston and Newson's 3rd Ed. s.7'de İ-ngiltere'de zamanaşımı işlemeye başladıktan sonra kesilmemesi yasa yokluğuna bağlanmaktadır. Diğer bir ifade şekliyle, yasal provizyon varsa, zamanaşımı süresi yasaca belirlenen durumlarda durur. Sözü edilen eserin 7. sayfasında şunlar yer almaktadır:
"T-he statutory exceptions. -Besides the exceptions created by the Act of 1945, the rule that time runs continuously is some what restricted by s.10 of the Act od 1939, which provides that time shall only rum against actions to recover land in favour of apers-on continously having adverse possessions. Section 22 might be thought also to create and exception in the case of a plaintiff who is under one of the disabilities mentioned in s.31(2) and (3); but this is not a true exception, since s.22 only applies wher-e the disability exists at the date when the cause of action accures so that time never begins to run at all; there is no provisions for the suspension of a period which has once stareted to run the event of a disability supervening."
Kanımızca yukarıya m-etni çıkarılan Fasıl 15'in 8. maddesi orada belirlenen durumların söz konusu olması halinde, zamanaşımının işlerliğini durdutur. Esasen yine yukarıya çıkarılan M. Zekâ Beyin hükmünden alınan alıntı bu konuda açıktır. Önemine binaen hükümdeki ilgili kısmı a-yrı olarak aktarmayı uygun gördük.
"...Once the cause of action has accured the period of limitation starts to run and it appears that nothing can interrupt ors uspend the operation of the statıte in question save acknowledgment, fraud and mistake disabi-lity and unsoundness of mind as provided in section 6, 7 and 8 of the Limitation Law."
Önümüzdeki meselede davacının Kıbrıs'a geldiği 21.10.1981'den kedni iddiasına göre kesin dönüş yaptığı 19.1.1985 tarihine kadar olan zaman süreci içinde Kıbrıs'a geliş -ve Kıbrıs'tan çıkışları aynen şöyledir:
21.10.1981geliş
20.11.1982çıkış
12. 8.1982geliş
14. 9.1982çıkış
9. 7.1983geliş
15. 7.1983çıkış
12. 8.1983geliş
3.11.1983çıkış
19. 1.1985geliş
Yukarıdaki tab-lo incelendiğinde davanın açıldığı tarih olan 12.4.1985 tarihi dikkate alındığında, davacının 21.10.1981 - 19.1.1985 tarihleri arasında Kıbrıs'ta fiilen sadece 4 ay 8 gün bulunduğu ortaya çıkar. Bu rakama davanın açıldığı tarih olan 12.4.1985'e kadar geçen- 2 ay 23 gün de eklenirse toplam 7 aylık bir süre olur. Bu durumda Fasıl 15 madde 8 hükümleri ışığında yukarıdaki süreler zarfında davacı Kıbrıs'ta sadece 7 ay kaldığı gerekçesiyle dava zamanaşımına uğramamıştır. İlk Mahkeme de bu yargıya varmakla hata etm-ediği kanısındayız.
Davalı 2'nin davacı nam ve hesabına davacının karısına 1982, 1983 ve 1984 yıllarında muhtelif tarihlerde ödenmemiş ücretlerine tuta bir takım ödemelerde bulunduğu iddiasının zamanaşımı açısından ne gibi etkisi olduğu hususunda bir gör-üş belirtmemiz gerekmez. Çünkü İlk Mahkeme davacının bu iddiasını reddetmiş bulunmaktadır.
Sonuç olarak istinaf reddolunur. İstinaf masrafları istinaf eden tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Celâ-l Karabacak)
Yargıç Yargıç Yargıç
16 Haziran 1989
-
-
-8-
-
Full & Egal Universal Law Academy