-D.18/93 Yargıtay/Hukuk 14/92
(Dava No. 1262/88; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak, özkan Tunçağ
İstinaf eden: Güner Seroydaş, 23-6 Tanzimat Sokak, Lefkoşa.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Öztürk, 30. Sokak, Akın Apt.
Marmara Bölgesi, Lefkoşa.
- (Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Tahir Seroydaş
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Serha-n Çınar
H Ü K Ü M
Niyazi F. Korkut: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Celâl Karabacak okuyacakır.
Celâl Karabacak: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 1262/88 sayılı davada 28.2.1991 tarihinde vermiş olduğu ve Davacının davasını reddeden- hükmünden yapılmış bulunmaktadır.
Davacı (istinaf eden), 11.5.1988 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde Davalı (aleyhine istinaf edilen) aleyhine dosyaladığı 1262/88 sayılı dava ile, Davalının 27.12.1986 tarihinde Lefkoşa'da akdettiği mersum bir borç sen-edi ve/veya alelade bir senet tahtında kendisinden 1200 sterlin borçlandığını, borcunu 1 ay zarfında ve senet tarihinden itibaren %24 faizleri ile birlikte ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, Davalının bu borcuna mukabil 28.5.1987 tarihinde 365 sterlin, 28.-6.1987 tarihinde 170 sterlin olmak üzere toplam 535 sterlin ödediğini, 765 sterlinin ise mütebaki borç olarak kaldığını, müteaddit taleplere rağmen Davalının sözü edilen meblağı ödemediğini iddia etmiş ve Davalıdan 765 sterlin mütebaki borç, %24 faiz ve da-va masraflarını talep etmiştir.
Davalı ise dosyaladığı müdafaa takririnde, Davacıdan 600 sterlin borçlandığını, ancak çok sıkışık ve zaruret halinde ve/veya çok ihtiyaçlı ve/veya acil olarak paraya ihtiyacı olması sebebiyle bu durumdan yararlanan Davacını-n kendisine 1200 sterlinlik bir senet imzalattığını, senedin bu yüzden geçersiz olduğunu, mezkûr senet Türk Lirası ile yapılmayıp sterlin ile yapıldığı için de geçersiz olduğunu; senet geçerli olsa bile %24 faiz oranının yasal olmadığını, Davacınınn talep -takririnde kabul ettiği 535 sterlinlik ödemeden başka ona 27.1.1987 tarihinde 120 sterlin ve 27.2.1987 tarihinde 120 sterlin olmak üzere 2 kez daha ödeme yaptığını savunmuş ve Davacının yapmış olduğu taleplerin herhangi birine hakkı olmadığını iddia ederek- davanın masraflarla birlikte reddini istemiştir.
Davacı davasını ispat için bizzat şahadet vermiş, şahadeti esnasında Davalının imzaladığı 27.12.1986 tarihli borç senedini de emare 1 olarak Mahkemeye sunmuştur. Davalı ise kendi şahadeti yanında bir de t-anık dinletmiştir.
Davacı şahadetinde, Davalıya nakden 1200 sterlin borç para verdiğini, 600 sterlin verdiğinin doğru olmadığını, parayı Lefkoşa'da evden hanımının verdiğini, istintakında ise parayı nereden verdiği mealindeki bir soruya ise parayı cebind-en verdiğini söyleyerek Davalının bu konuda imza ettiği 27.12.1986 tarihli borç senedini emare 1 olarak Mahkemeye sunmuştur.
Davacı şahadetine devamla, Davalının mezkûr borca tuta 28.5.1987 tarihinde o zamanki karşılığı 170 sterlin olan 500,000.- TL ödem-ede bulunduğunu, bu ödemeyi de emare 1 senedin arkasına yazdığını söylemiştir. Talep takririnde Davalının 535 sterlin ödeme yaptığının belirtilmekte olduğunun sorulması üzerine ise Davacı verdiği yanıtta, Davalının borcuna tuta kendisine 535 sterlin ödemed-e bulunduğunu kabul etmiş ancak müdafaada yer alan ve 27.1.1987 ile 27.2.1987 tarihlerinde Davalının işyerinde yapıldığı söylenen 120'şer sterlinlik 2 ayrı ödemenin yapıldığının doğru olmadığını, yapılmış olsaydı bu ödemeleri de emare 1 senedin arkasına ya-zmış olacağını belirtmiştir. Ödemelerin nerede ve kaç taksitte yapıldığı hususundaki bir soruya karşı Davacı, önce ödemenin kendi makinist dükkânında ve bir defada yapıldığını söylemiş, bilâhare ödemenin taksit taksit yapıldığını, birkaç ödemenin Davalının- işyerinde, bir ödemenin de kendi dükkânında yapıldığını belirtmiştir.
Davalı ise şahadetinde, acilen paraya ihtiyacı olduğu için Davacıdan 480 sterlin borç aldığını ve Davacıya karşılığında 600 sterlin geri ödeyeceğini, 600 sterlini Davacıya ödemezse 12-00 sterlin borç miktarı için Davacının kendisini dava etmesine rıza göstererek emare 1 borç senedini imzladığını söylemiştir.
Davalı şahadetinde devamla, 27.1.1987 tarihinde çalıştığı inşaatta Davacıya 12 sterlin, 27.2.1987 tarihinde yine söz konusu işye-rinde 120 sterlin ödediğini, bu ödemeleri yaparken yanında çalışan Hasan Çakli'nin orada olup yapılan bu ödemeleri gördüğünü, yukarıdaki ödemelere ilâveten 28.5.1987 tarihinde 170 sterlin karşılığı 500,000.-TL ve bu tarihten takriben 1,5 ay sonra da 300,00-0.-TL ödemede bulunduğunu, yaptığı tüm ödemeler takriben 735 sterline baliğ olduğundan Davacıya artık herhangi bir borcu kalmadığını belirtmiştir. Davacıya 600 sterlin borcu olduğuna göre niye ona 735 sterlin ödediğine ilişkin sorulan bir soruya verdiği ya-nıtta, 1200 sterlinlik borç senedinden kurtulmak için fazla ödemede bulunduğunu, ancak yine de Davacının kendisini dava ettiğini söylemiştir.
Davalının yanında çalışan ve müdafaa namına şahadet veren Hasan Çakli de şahadetinde, Davalının kendisine Davacı-dan 600 sterlin borçlandığını söylediğini, Davacıyı 1987 yılı Ocak ve Şubat yılları sonlarında 2 kez Davalının çalıştığı inşaatta gördüğünü, Davalıyı söz konusu tarihlerde Davacıya para verirken görmemekle beraber, Davalının daha sonra kendisine Davacıya 1-20 sterlinlik ödemeler yaptığından bahsettiğini belirtmiştir.
Emare 1 borç senedini inceleyen Alt Mahkeme, senedin sterlin ile yapılmış olmasının senedi geçersiz kılmadığına, ancak konu senedin mersum bir borç senedi olmayıp alelade bir senet olduğuna il-işkin bulgu yapmıştır. Senedin içeriğindeki 1200 sterlin borç miktarı ile ilgili tarafların sunmuş olduğu şahadetleri de inceleyen Alt Mahkeme, Davacının Davalıya 1200 sterlin verdiğinin Davalı tarafından reddedilmesine rağmen Davacı davasını sağlamlaştırm-ak ve ispat etmek açısından küçük bir meblağ olmayan 1200 sterlini nasıl ve ne zaman ele geçirdiği hususunda Mahkemeye açıklamada bulunmadığı, senette imzası bulunan eşi Gülten Seroydaş'ı tanık olarak çağırmadığı ve çağırmama sebebini de izah edemediği hus-uslarını da dikkate alarak Davacının üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmediği kanaatına varmış, Davalının şahadetine ise itibar ederek borcun 600 sterlin olduğu ve yapılan 4 ödeme ile Davalının fazlasıyle borcunu ödediği sonucuna varıp Davacının da-vasını masraflarla ret ve iptal etmiştir.
Davacı bu ret kararına karşı işbu istinafı dosyalamıştır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesinde 9 istinaf sebebi yer almakla beraber, Davacı istinafını 3 ana başlık altında toplamıştır. Şöyle ki:
(1) Davalının Davac-ıdan sadece 600 sterlin borç aldığı ve çok sıkışık, ihtiyaçlı ve acil olarak paraya ihtiyacı olması nedeniyle bu durumdan yararlanan Davacının kendisine 1200 sterlinlik emare 1 senedi imzalattığı hususundaki hile veya nüfuz suistimali müdafaasının tafsilat-ının müdafaa takririnde yer almasının zorunlu olduğunu, böyle bir tafsilât müdafaada yer almadığı halde Mahkemenin Davalının müdafaasını kabul ederek aksine bir bulguya varmakla yanlış bir sonuca varmıştır.
(2) Alt Mahkeme huzurundaki emare 1 senet ve Da-vacının şahadetine rağmen, Davacının küçük bir miktar olmayan 1200 sterlini nasıl ve ne zaman ele geçirdiği hususunda Mahkemeye açıklamada bulunmadığı ve eşi Gülten Seroydaş'ı tanık olarak çağırmadığı, çağırmamasını da izah etmediği hususlarını dikkate ala-rak Davacının davasında ispat külfetini yerine getirmediği sonucuna vararak davayı masraflarla ret ve iptal etmekle hatalı hareket etmiştir.
(3) Alt Mahkeme davalının şahadetine inanıp borç miktarının senette belirtilen 1200 sterlin olmayıp 600 sterlin o-lduğu ve bunun da yapılan 4 ödeme ile fazlasıyle ödendiği bulgusuna varmakla hata etmiştir.
Davacı avukatı istinafın duruşması sırasında Mahkemeye yaptığı hitabede, diğer şeyler meyanında, Davacının davasını emare 1 borç senedinden neşet ettiğini, %24 ol-an senetteki faiz oranını ilgili zamanda yürürlükte bulunan Fasıl 149 Sözleşme Yasasının 78. maddesinde belirtilen azami %9 faiz oranını aştığı için senedin mersum bir borç senedi olmayıp alelade bir borç senedi olduğunu, Davalının bu senede karşı hile ve -nüfuz suistimali iddiası bulunduğunu, ancak Davalının müdafaa takririnde bunların tafsilâtını vermediğini, tafsilat verilmediğine göre de Davalının 600 sterlin hususunda şahadet veremeyeceğini, verse bile Mahkemenin bunu nazarı itibare alamayacağını, mahke-menin Davalının bu konudaki şahadetine itibar ederek bulgu yapmakla hata ettiğini, Davacının davasını ispat için emare 1 senedi ibraz ettiğini, Davalı imzası tahtındaki bu senetle Davacıdan da Davalıya 1200 sterlin verdiğini söylemek suretiyle emare 1 sene-di teyit ettiğini, Davacının bu şahadetle davasını kanıtladığını, bu meselede Davacının 1200 sterlini nasıl ve ne zaman ele geçirdiği hususunda Mahkemeye açıklamada bulunmasına gerek olmadığı gibi, Gülten Seroydaş'ı da tanık olarak çağırmasının gerekmediği-ni, talep takririnde kabul edilen 535 sterlin ödemeye ilâveten 249 sterlin ödeme yaptığını söyleyen Davalının şahadetinin Hasan Çakli tarafından geçerli şahadetle desteklenmediğini, Mahkemenin ödemelerle ilgili olarak Davalının şahadetine inanmakla hata et-tiğini ve istinafın kabul edilerek Davacı lehine Davalı aleyhine mütebaki borç, %24 faiz ve dava masrafları için hüküm verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı avukatı ise hitabesinde, diğer şeyler meyanında, emare 1 borç senedinin mersum bir borç sene-di olmadığını, alelade borç senedinin içeriğinin ise tartışılabileceğini, Davalıya 1200 Sterlin borç verdiğini iddia eden Davacının bu şahadetini teyit ettirmesi gerektiğini, Mahkemenin de belirttiği gibi Davacının bunu yerine getirmediğini, kendilerinin i-se hile ve nufuz suistimali iddiasında bulunduklarını, ispat külfetinin olumlu iddiayı yapanda olduğunu, Mahkeme Davalı ve tanığına inanarak borcun 600 sterlin olduğu ve yapılan 4 ödeme ile bunun da fazlasıyla ödendiği hususunda bulgu yaptığını, Alt Mahkem-enin şahadetin değerlendirilmesinde ve yaptığı bulgularda herhnagi bir hata olmadığını ve bu bulgulara müdahale için herhangi bir neden de bulunmadığını ileri sürmüştür.
Her 3 istinaf sebebini de birlikte ele alıp incelemeyi uygun bulduk.
Yukarıda beli-rtilenlerden anlaşabileceği gibi, Davacının Davalı aley- hindeki davası 27.12.1986 tarihli borç senendine dayanmaktadır. Davalı müdafaa takririnde konu senedi imzaladığını kabul etmektedir. Bu durumda, senedin yapıldğı taraflar arasında ihtilâf konusu değ-ildir. Davacı, şahadeti esnasında 27.12.1986 tarihli konu senedi emare 1 olarak Mahkemeye sunmuştur. Emare 1 aynen şöyledir:
"BORÇ SENEDİ
1200 Sterlin
Yalnız Bin iki yüz sterlindir.
Ben aşağıda imza sahibi Lefkoşa'lı Hasan Öztürk olup bugün (27.1-2.86) tarihli senetten itibaren bir aylık vade ile Güner Seroydaş'tan nakden 1200 Sterlin aldım. Borcumdur. Şayet, vadem hitamında borcumu ödemeyecek olursam bütün dava masraflarını ve hitamı vadeden itibaren yüzde 24 faizi dahi ödemeyi kabul eder ve sened-i tamamen anladıktan sonra imza eylerim.
Lefkoşa Borçlu
İMZA
......................-.
08569
27.12.1986
Şahitler:
İMZA
.........................................
İMZA (Gülten Seroydaş)"
.....................-..................
Yukarıda alıntısı yapılan emare 1 borç senedini inceleyen Alt Mahkeme, konu senedin mersum bir borç senedi olmayıp alelade bir borç senendi olduğu bulgusuna varmıştır. Mahkemenin bu bulgusu aleyhine de herhangi bir istinaf sebebi mevcu-t değildir.
Alelade bir borç senedi olarak kabul edilen emare 1 yazılı belgede, diğer şeyler meyanında, Davalının 27.12.1986 tarihinde Lefkoşa'da Güner Seroydaş'tan nakden 1200 sterlin alarak borçlandığını yazmaktadır. Şahadet Hukuku ilkelerine göre, kai-deten yazılı olarak yapılan herhangi bir belgenin şartlarını değiştirecek, şartlarına ilâve yapacak veya herhangi bir şekilde şartlarını nakzedecek belge dışında herhangi bir şahadet kabul edilemez (Gör, Phipson on Evidence, 13. baskı, sayfa 934, para.38-0-1). Ancak her genel kaidenin olduğu gibi, bu kaidenin de bazı istisnaları vardır. Bu istisnalardan biri ve belki de en önemlisi belgenin hata, hile, nüfuz suistimali v.s. sebebiyle geçersiz olması durumudur. (Gör, Phipson on Evidence, 13. baskı, sayfa 945,- para 38-19). Bu gibi durumların lâyihalarda yasal bir şekilde iddia edilmesi halinde, yazılı belgenin dışında kalan sözlü veya başka şahadet Mahkeme tarafından şahadet olarak kabul edilebilir. Müdafaa takririnin 1. paragrafı incelendiğinde, Davalının 600 -sterlin borçlanmasına rağmen Davacının hile ve/veya nufuz suistimali sonucu emare 1 borç senedini imzaladığını iddia etmekte olduğun anlaşılmaktadır.
Bu konuda Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünün Emir 19, Nizam 5'i ise aynen şöyledir:
"In all cases in wh-ich the aprty pleading relies on any misrepresentation, fraud, brach of trust, wilful default, or undue influence, fuli particulars thereof shall be stated in the pleading. In the case of fraud the alleged fraudulent act must be specially set out an it mus-t be averred that such acts were done fraudulently."
Yukarıdaki alıntıdan görülebileceği gibi, gerek hile gerekse nüfuz suisti-mali iddia edildiğinde, bunların ne şekilde yapıldığı hususunda iddia eden tarafından lâyihada tam tafsilat verilmesi gerekmektedir. Müdafaa takriri incelendiğinde ise, Davalının hile ve/veya nufuz suistimali iddiası ile ilgili olarak tam tafsilât vermediğ-i görülmektedir. Lâyihalarda ileri sürülmeyen hususlarda şahadet verilmemesi, verilse dahi Mahkemenin bu şahadeti dikkate almaması gerekir. (Gör, Kira İstinaf 34/67, Hukuk İstinaf 9/70 ve 3/75). Davalı Müdafaa takririnde hile ve/veya nüfuz suistimali husus-larında tam tafsilât vermediğine göre, Davalının borcun 600 sterlin olduğu ile ilgili tüm söylediklerinin nazarı itibare alınmaması gerekirdi. Mahkeme, Davalının bu konuda verdiği şahadeti dikkate alarak emare 1'i değiştirir şekilde Davalının Davacıdan 600- sterlin borçlandığı bulgusuna varmakla hatalı hareket etmiştir.
Yukarıda belirtildiği gibi, Alt Mahkeme Davacının 1200 sterlin gibi büyük bir meblağı nasıl ve ne zaman ele geçirdiğini, eşi Gülten Seroydaş'ı tanık olarak çağırmadığını ve çağırmama nedeni-ni de Mahkemeye açıklamadığını nazarı dikkate alarak Davacının davasını ispat edemediği bulgusuna varmıştır.
Bu davada Davacı davasını ispat için kendisi şahadet vermiş, Davalı tarafından imzalanan emare 1 borç senedini de Mahkemeye sunmuştur. Emare I, D-avalının 27.12.1986 tarihinde Lefkoşa'da Davacıdan bir aylık vade ile nakden 1200 sterlin alarak borçlandığını, borcunu vade hitamında ödemeyecek olursa bütün dava masrafları ile hitamı vadeden itibaren %24 faiz ödemeyi kabul ettiğini göstermektedir. Davac-ı da şahadetinde, Davalıya nakden 1200 sterlin borç verdiğini söyleyerek emare 1 borç senedinin içeriğini bir dereceye kadar teyit etmiştir. Davacı tarafından sunulan bu şahadetin aksine geçerli başka şahadet de yoktur. Emare 1 borç senedini teyit eden Dav-acının, şahadeti esnasında Davalıya verdiği 1200 sterlini nasıl ve ne zaman ele geçirdiğini izah etmediği ve davada eşi Gülten Seroydaş'ı da tanık olarak çağırmadığı bir gerçektir. Ancak bu husus emare 1 borç senendini kısmen veya tümüyle ortadan kaldırabi-lir mi? Kaldı ki, lâyihalar ile dava tutanakları incelendiğinde, Davacının bu hususları yapmasına da gerek olmadığı kanısındayız. Söylenenlerden anlaşılabileceği gibi, Alt Mahkemenin Davacı tarafından ibraz edilen yukarıda belirtilen şahadeti nazarı itibar-e alarak Davalının 27.12.1986 tarihinde Lefkoşa'da akdettiği borç senedi ile Davacıdan bir aylık vade ile nakden 1200 sterlin alarak borçlandığı, vade hitamından borcunu ödemeyecek olursa bütün dava masrafları ile hitamı vadeden itiabren %24 faiz ödemeyi k-abul ettiği hussularında bulgu yapması gerekirdi.
Davacı talep takririnde, Davalının 1200 sterlin borcuna karşılık 28.5.1987 tarihinde 365 sterlin, 28.6.1987 tarihinde de 170 sterlin olmak üzere toplam 535 sterlin ödeme yaptığını iddia etmiştir. Davalı i-se müdafaa takririnde, yukarıdaki ödemelere ilâveten 27.1.1987 tarihinde 120 sterlin, 27.2.1987 tarihinde de 129 sterlin olmak üzere 2 adet daha ödeme yaptığını ileri sürmüştür.
Ödemeler konusunda tarafların Alt Mahkemeye sundukları şahadeti yukarıda öze-tlemiştik. Huzurundaki şahadeti değerlendiren Alt Mahkeme, bu konuda Davalı ve tanığının şahadetini Davacının şahadetine tercih ederek Davalının borcuna karşılık talep takririndeki 535 sterlin ödemeye ilâveten 27.1.1987 tarihinde 120 sterlin ve 27.2.1987 t-arihinde de 120 sterlin olmak üzere 2 ödeme daha yaptığı bulgusuna varmıştır.
Yargıtayın tanıklarına inanıp inanmama konusunda verilmiş pek çok içtihat kararı vardır. Örmek vermek gerekirse, Hukuk/İstinaf 40/71 ve 6/74; Yargıtay/Hukuk 8/77, 30/85 - D.3/8-6 ve 55/92 - D.4/93 gösterilebilir. Bu içtihat kararlarında, şahitlere inanıp inanmama konusunda Alt Mahkemelerin Yargıtaya oranla daha avantajlı oldukları, bu nedenle Yargıtayın Alt Mahkemelerin vardığı kanaata müdahalede çekingen davrandığı, müdahale edi-lebilmesi için bulguların dayandığı gerekçenin gayrımakul veya yetersiz veya tüm şahadet tarafından desteklenmemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu hususlarda Yargıtayı ikna etme yükümlülüğü de istinaf edene düşmektedir.
Tarafların yapmış olduğu argümanla-rı, Alt Mahkemenin hükmü ile dava tutanaklarını inceledik. Yapılan inceleme sonunda Alt Mahkemenin ödemeler konusunda yapmış olduğu bulgulara varabilmesi için huzurunda kâfi şahadet olduğu ve bu bulguların hatalı olduğuna ilişkin Davacı avukatının bizi ikn-a edemediği kanısına vardık.
Yukarıda belirtilenler ışığında, Davalı Davacıdan 1200 sterlin borçlandığına ve borcuna karşılık olarak da 27.1.1987 tarihinde 120 sterlin, 27.2.1987 tarihinde 120 sterlin, 28.5.1987 tarihinde 365 sterlin ve 28.6 1987 tarihin-de 170 sterlin olmak üzere toplam 775 sterlin ödediğine göre Davacıya 425 sterlin daha borcu kalması gerekir. Alt Mahkeme bunun aksine bir bulguya varmakla hata etmiştir.
Faiz konusuna gelince: Davacı emare 1 senetteki faiz oranına uygun olarak talep tak-ririnde %24 faiz talep etmekle beraber, Davalı müdafaa takririnde %24 faizin yasal olmadığını iddia etmiştir. Alt Mahkeme ise faizin talep takririnde belirtildiği gibi 27.12.1986 tarihinden değil de hitamı vadeden yani 27.1.1987 tarihinden itiabren işlemey-e başlayacağını belirtmekle yetinerek Davacının davasını reddettiği cihetle faiz oranına ilişkin herhangi bir bulgu yapmamıştır.
Davacı avukatı bu konuda Mahkememize yaptığı hitabede, diğer şeyler meyanında, faiz oranı Fasıl 150 Faiz Yasası ile senelik a-zami %9 olarak düzenlenmekle beraber bu Yasanın 16.5.1983 tarihinde yürülüğe giren 31/83 sayılı KTFD Merkez Bankası Yasasının 57. maddesi ile tamamen yürürlükten kaldırıldığını, 31/83 sayılı Yasanın faiz oranlarını düzenleyen 29. maddesi ile bu madde altın-da 25.10.1984 tarihli 94 sayılı Resmi Gazetenin Ek IV Bölüm I'de Sayı 50 olarak yayınlanan kararnamenin sadece banka faiz oranlarına düzenleme getirdiğini, bankalar dışındaki borç-alacak ilişkilerine ilişkin herhangi bir kısıtlama veya düzenleme getirmediğ-ine ve Fasıl 150 Faiz Yasası da yürürlükte olmadığına göre bunların tamamen serbest olduğunu, yasal durum senedin yapıldığı 27.12.1986 tarihinde bu olduğuna göre de tarafların faiz oranını serbestçe tayin ve tespit edebileceklerini, tarafların da senette f-aiz oranını %24 olarak saptadıklarını, bunun yasal olduğunu ve Davacının %24 oranında faiz alabileceğini ileri sürmüştür.
Davalı avukatı ise hitabesinde, 31/83 sayılı KTFD Merkez Bankası Yasasının 57. maddesinin Fasıl 150 Faiz Yasasının sadece bankaların- uyguladıkları faiz kurallarını yürülükten kaldırdığını, kişiler arası borç ve mükellefiyetlere uygulanan faizle ilgili kuralları ise yürürlükten kaldırmadığını, eğer kişiler arası muamelelere uygulanan faiz kurallarını da yürürlükten kaldırmış olsaydı 26.-6.1987 tarihinde yürürlüğe giren 35/87 sayılı KKTC Merkez Bankası Yasasının 58. maddesinin Fasıl 150 Faiz Yasasını yeniden yürürlükten kaldırmasına gerek olmadığını, Fasıl 150 Faiz Yasasının tümünün ancak 26.6.1987 tarihinde 35/87 sayılı KKTC Merkez Bankas-ı Yasası ile yürürlükten kaldırıldğını, emare 1 senedin yapıldığı 27.12.1986 tarihinde kişiler arası borç ve mükellefiyetlere yürürlükte bulunan Fasıl 150 Faiz Yasası kuralları uygulanacağına göre senetteki %24 faiz oranının konu yasaya aykırı olduğunu ve -Davacı faiz alacaksa %9'dan daha yüksek oranda faiz alamayacağını iddia etmiştir.
Bilindiği gibi, borç ve mükellefiyetler üzerindeki faiz oranı hakkında mevzuatımızda 16.11.1944 tarihli Fasıl 150 Faiz Yasası vardı. Bu yasa, diğer şeyler meyanında, 16.11.-1944 tarihinden sonra alınan veya üstlenilen borç ve mükellefiyetlerin faiz oranının yılda yüzde dokuzdan fazla olamıyacağını ve böyle bir borç veya mükellefiyet üzerinden daha yüksek oranda bir faizin tahsil edilemiyeceğini hükme bağlamıştı.
16 Mayıs ta-rihinde 31/83 sayılı KTFD Merkez Bankası Yasası yürülüğe girmiştir. Bu yasanın faiz oranları ile ilgili 29. maddesi aynen şöyledir:
"Banka, mevduat kabulünde ve her türlü kredi işlemlerinde alınacak ve verilecek en yüksek faiz oranları ile temin edilecek- öteki menfaatlerin ve tahsil edilecek masrafların mahiyet ve en yüksek oranlarını ve mevduatta vade müddetlerini tayin ve bunların yürürlülük zamanlarını tesbit eder. Bu hususlar Bakanlığın uygun mütalaası ve Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe girer."
-Bakanlar Kurulu, 31/83 sayılı KTFD Merkez Bankası Yasasının yukarıya çıkarılan 29. maddesinin kendisine verdiği yetkiye dayanarak 24.10.1984 tarihinde faiz oranları ile ilgili olarak bir karar almıştır. 25 Ekim 1984 gün ve 94 sayılı Resmi Gazetenin Ek IV,- Bölüm I'de Sayı 50 olarak yayınlanan bu kararın 1, 2 ve 3. maddeleri aynen şöyledir:
" 1. Bankaların mevduat kabulünae ve her türlü kredi işlemlerinde uygulayacakları yıllık azami faiz oranları aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir.
Mevduat Faiz Oranları:-
1. VadesizYıllık %5
2. 3 ay vadeli " %18
3. 6 ay vadeli " %20
4. 1 yıl vadeli " %22
5. 1yıl vadeli 3 aylık fazi ödemeli " %20
6. Resmi ve ticari mevduata vade
türlerine göre, tasarruf mevduat-
larına uygulana-n faizler aynen
uygulanır.
7. Bankalar arası mevduat serbest
8. Mevduat Munzam KarşılıklarıYıllık %8
9. Mevduat Munzam Karşılıklarını
zamanında yatırmayan bankalara
uygulanacak cezai faiz.Yıllık %12
Kredi Faiz Oranları:
1. Genel OlarakY-ıllık %24
2. İstisnalar:
Kontrollü Krediler
a) Tarım (Ayni)Yıllık %12
b)Tarım (Nakdi) " %18
c) Küçük Esnaf ve Küçük
Sanatkâr (Miktarı azami
1.5 Milyon TL'ye kadar
olan krediler) %14
2. Bankalar, bu kararda öngörülen azam-i faiz hadleri dışında hangi nam altında olursa olsun ek menfaat sağlayamazlar. 11/1976 sayılı Bankalar Yasası altında yapılan ve 17 Haziran, 1976 gün ve 46 sayılı Resmi Gazete'nin Ek III'ünde 139 sayılı Amme Enstrümanı olarak yayımlanan kararda öngörülen -ve hizmet görülmesi halinde, görülecek hizmet karşılığı alınacak ücret ve komisyonluklar bu hükmün dışındadır.
Bu hükme aykırı hareket eden Bankalar hakkında ilgili yasa altında gerekli yasal işlem yapılır.
3. Bu kararda öngörülen mevduat ve kredi azami- faiz oranları aşağıdaki istisnalar dışında 1 Kasım, 1984 tarihinden itibaren yürürlüğe girer.
İstisnalar:
1. Kontrollü Krediler:
Bu karar tarihinden önce verilmiş ve 31 Aralık, 1984 tarihine kadar verilecek;
Tarım (Ayni) Kredileri,
Tarım (Nakdi) -Kredileri,
Küçük Esnaf ve Küçük Sanatkâr Kredilerine en geç 30 Haziran, 1985 tarihine kadar, bu karar tarihinden önce yürülükte olan eski faiz oranları uygulanır.
1 Temmuz, 1985 tarihinden sonraki bakiyelere ise, 1 Temmuz 1985 tarihinden itibaren yürülüğe -girmek üzere, bu kararda bu kesim için öngörülen yeni faiz oranları uygulanır.
2. Diğer Krediler:
Bu karar tarihinden önce verilmiş diğer kredilere en geç 1 Mayıs, 1985 tarihine kadar, bu karar tarihinden önce yürürlükte olan eski faiz oranı uygulanı-r. Bu tarihten sonraki bakiyelere ise 1 Mayıs, 1985 tarihinden itibaren uygulanmak üzere, bu kararda öngörülen yeni faiz oranları uygulanır."
Yukarıda alıntısı yapılan yasa maddesi ile Bakanlar Kurulu Kararı Yargıtay/Hukuk 72/87 - D.27/88'de etraflıca in-celenmiş ve konu mevzuatın sadece banka fazilerini ilgilendirdiği, kişiler arasında yer alan akitlerdeki faiz oranlarını ise ilgilendirmediği görüşüne varılmıştır. Biz de bu görüşü aynen benimseriz. Bu görüş ışığında, 31/83 sayılı KTFD Merkez Bankası Yasa-sının yürülükten kaldırma ile ilgili 57. maddesinin sadece banka faizlerini ilgilendirdiği oranda Fasıl 150 Faiz Yasası kurallarını yürürlükten kaldırdığı kanısındayız. Durum böyle olunca da, Fasıl 150 Faiz Yasasının faiz oranları ve faizle ilgili diğer ku-ralları bankalar dışınaki tüm borç-alacak ilişkileri bakımından yürürlükte kalmağa devam etmiştir. Nitekim, 26.6.1986 tarihinde 35/87 sayılı KKTC Merekz Bankası Yasası banka faiz oranlarını bankalar dışındaki tüm borç-alacak ilişkilerine de teşmil edince, -Fasıl 150 Faiz Yasası tümüyle yürürlükten kaldırılmıştır. (Gör, 35/87 sayılı Yasa madde 25 ve 58). Söylenenlerden anlaşılabileceği gibi, emare 1 senet 27.12.1986 tarihinde taraflar arasında yapıldığı zaman yürürlükte bulunan faizle ilgili mevzuat Fasıl 150- Faiz Yasası idi. Bu yasaya göre, azami yıllık faiz oranı %9 olup bunun üzerinde bir faiz tahsil edilemez. Bu nedenle, emare 1 senede %24 yerine %9 faiz oranının uygulanması icap eder. Bu uygulamanın ise, Alt Mahkemenin de bulduğu gibi senette kararlaştırı-lmış olan 27.1.1987 tarihinden başlaması gerekir
Yukarıda belritilen tüm hususlar ışığında, Davacı istinafında kısmen başarılı olduğundan Alt Mahkemenin Davacının davasını masraflarla reddeden hükmünün iptal edilmesi gerekir.
Sonuç olarak, Alt Mahkem-enin vermiş olduğu hükmün iptal edilmesine ve Davacı lehine ve Davalı aleyhine mütebaki borç olan 425 sterlin veya ödeme tarihinde bunun kaşrılığı olan ve ödeme gününe en yakın tarihli Resmi Gazetede belirlenen resmi kur üzerinden hesaplanacak Türk Lirası -için hüküm verilir. Faizin ise %9 oranında olmasına ve 27.1.1987 tarihinden itibaren başlamasına, gerek Alt Mahkeme gerekse istinaf masraflarının Davalı tarafından ödenmesine hüküm ve emir verilir.
(Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak) - (Özkan Tunçağ)
Yargıç Yargıç Yargıç
2 Temmuz 1993
-
13
-
Full & Egal Universal Law Academy