-D.1/2001 Yargıtay/Hukuk 15/98
(Dava No:2130/89; Mağusa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Taner Erginel,Mustafa H.Özkök,Gönül Erönen.
İstinaf eden: 1. Yalçın Ruhi, Mağusa
- 2. Nursal Ruhi, Mağusa
(Davalılar)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Huriye M. Ruhi, Mağusa
(Davacı)
- A r a s ı n d a .
İstinaf, Mağusa Kaza Mahkemesi Başkanı (Seyit A.Bensen ile Kıdemli Yargıç Mustafa Güzoğlu'nun) 2130/89 sayılı davada 30.3.1995 tarihinde verdiği karara karşı Davalılar tarafından yapılmıştır.
İsti-naf edenler namına: Avukat Erdal Öncü
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Orhan Zihni Bilgehan.
---------------------------------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel:Davacı Huriye Ruhi, bu davanın açıldığı tarihte 80 yaşlarında yaşlı bir hanımdı. Davac-ının Mağusa'da surlar içinde merhum eşi Mehmet Ruhi ile birlikte eşit oranda sahip oldukları bir evleri vardı. Mehmet Ruhi ile Huriye Ruhi çiftinin en büyüğü Yalçın Ruhi (Davalı 1) olan Çetin Ruhi ve Akay Ruhi isimli üç oğulları vardı. Mehmet Ruhinin ölü-mü ile ev ve avlu 2080 ve 2081 koçan numaralı iki taşınmaz mala ayrıldı. Bu taşınmaz malları Mehmet Ruhinin mirascısı olan eşi ile oğulları hisselerine göre paylaştılar. Paylaşma sonucu her iki taşınmaz malın 21/36'sı Huriye Ruhi'ye, 5/36'sı Yalçın Ruhi'y-e, 5/36'sı Çetin Ruhiye, 5/36'sı ise Akay Ruhiye ait oldu.
Huriye Ruhinin ara emri almak için dosyaladığı yeminnameye göre, yaşlı kadın bu iki taşınmaz maldaki hisselerini üç oğlu arasında eşit oranda paylaştırmak istiyordu. Oğullarından Akay'ın Londra-'da yaşaması nedeniyle bunu gerçekleştirmeye fırsat bulamadı. Büyük oğlu Yalçın Ruhi 2080 numaralı taşınmaz malda annesinin kendisine vermek istediği hisseyi bir an önce almak için ısrar etmeye başladı. Bu ısrarlara dayanamayan Davacı, 24.11.1986 tarihin-de Mağusa Tapu Dairesine gitti. Yaşlı kadın, 2080 numaralı taşınmaz malda kendisine ait hissenin üçte birini Davalı 1'e hibe etmek istiyordu. Bu taşınmazın 21/36'sı Davacıya ait olduğuna göre, üçte birinin yani 7/36'nın devredileceğinin Tapu formalarına -yazılması gerekiyordu. Fakat formalara 2080 ve 2081 sayılı her iki taşınmaz malda Davacıya ait 21/36 hissenin Yalçın Ruhiye hibe edildiği yazıldı. Böylece her iki taşınmaz malda yaşlı kadının sahip olduğu tüm hisseler Davalı 1'e geçmiş oldu.
Yalçın Ruhi-, annesinden aldığı bu hisseleri 7.1.1987 tarihinde kızı olan Davalı 2'ye hibe ederek devretti. Bu olaydan birkaç yıl geçtikten sonra Davacı kendisinde kaldığını zannettiği geriye kalan hisseleri diğer iki oğluna hibe etmek için hazırlık yapmaya başladı. - Bu esnada üzerinde hiç mal kalmadığını tüm hisselerin 24.11.1986 tarihinde büyük oğluna geçmiş olduğunu öğrendi.
Davacı, oğlu Davalı 1 ile torunu olan Davalı 2'ye karşı önümüzdeki davayı açarak 24.11.1986 tarihli devir işleminin hile ve/veya nüfus suist-imali ile yapıldığını, hisselerin tümünü vermeyi hiçbir zaman düşünmediğini, oğlunun formalara devretmeyi düşünmediği miktarı yazdırdığını ve kendisini aldatarak tüm malını almış olduğunu öne sürdü ve bu devir işleminin iptalini talep etti. Davalılar ise -dosyaladıkları müdafaa takririnde Davacının iddialarını reddettiler ve taşınmaz malın Davacının arzu ve serbest iradesi ile devredildiğini, Davacının kendisine ait hisselerin 1/3'ünü değil tümünü hibe için Tapu Dairesine gittiğini ve Davalı 1'e devrettiği-ni öne sürdüler.
Davacı, davasını isbat etmek için bizzat şahadet verdi. Şahadetinde yeminnamede öne sürdüğü iddiaları aynen tekrarlayan Davacı parsel 2080'in 7/36'sını vermek için Tapu'ya gittiğini ve bu bilinç içinde formayı imzaladığını, tapu formasın-ın Davalı 1 tarafından hazırlattırıldığını, kendisinin yeni Türkçe bilmediği için formayı okuyamadığını ve bu nedenle Davalı 1'in kendisini aldatarak tüm malı aldığını söyledi. Daha sonra şahadet veren Davalılar ise Davacının tüm malı Davalı 2 olan torunun-a vermek istediğini söylediler ve Tapu memuru Yusuf Kocatepe'yi tanık olarak dinlettiler. Yusuf Kocatepe devir işlemi yapılırken tapuda
görevli olan memuru olduğunu; devir işlemi yapılmadan önce formanın taraflara okunduğunu ve bu nedenle Davacının bilerek- ve isteyerek formayı imzalamış olması gerektiğini söyledi.
Duruşma sonunda şahadeti değerlendiren İlk Mahkeme Davacının şahadetine inandı. İlk Mahkeme kararında şöyle dedi.
"Huzurumuzdaki meselede davacı 82 yaşında okuma yazması olmayan yaşlı ve dul b-ir kadındır. Tapu Dairesine gitmeden önce Davacı ile davalı 1 arasında dava konusu taşınmaz malların devri ile ilgili herhangi bir anlaşma yoktu. Davacının esas niyeti davalı 1'e oturduğu 2080 koçan numaralı evde hakkı olan 7/36 hisseyi vermekti. Davalı -1, 24.11.1986 tarihinde G.Mağusa Kaza Tapu Dairesinde annesi olan davacıya herhangi bir açıklama yapmadan, bir anlaşmaya varmadan, davacıyı yanıltmak suretiyle ona imzalattığı Emare 3 Taşınmaz Mal Devir Takrirnamesi ile ona ait tüm hisseleri devralmıştır.
-
İlk Mahkeme kararına göre Davalı 1'e Davacı tarafından yapılan hibe ve devir işlemi tarafların gerçek niyetlerini yansıtmıyordu. Kararda şöyle denmektedir.
"Tapu Dairesinde yapılan hibe muamelesi Davacı ve Davalı 1'in ad idem olduğu hususları içermediğ-i cihetle geçersizdir ve yapılan hibe ve devir muamelesinin iptal edilmesi gerekir."
İlk Mahkeme daha sonra şu sonuca vardı.
"Yapılan hibe ve devir işlemi bidayetten geçersiz olduğuna göre daha sonra davalı 2'ye yapılan hibe ve devir işlemi de g-eçersizdir. Bu durumda davalı 2'ye de yapılan hibe ve devir işleminin de iptal edilmesi gerekir."
Davalılar bu hükmü istinaf ederek İlk Mahkeme hükmünün hatalı olduğunu ve tapu işlemlerinin iptal edilmemesi gerektiğini öne sürdüler.
İstinafta Davalıl-ar avukatı, İlk Mahkemenin şahadeti hatalı değerlendirdiği üzerinde uzun boylu durdu. Öne sürdüğü argümanları dikkatle inceledik. Sonuçta İlk Mahkeme kararının hatalı olmadığı sonucuna varmış bulunuyoruz. Bunun nedenlerini şöyle sıralamak mümkündür.
Şah-adeti değerlendirme konusunda İlk Mahkemeler
Yargıtaydan daha avantajlı durumdadır. Bu nedenle İlk Mahkemelerin tanıklara inanıp inanmama konusunda yaptıkları bulgulara Yargıtay istisnai haller dışında müdahale etmez. Aşağıdaki alıntılar İngiliz Hukuk si-steminde konunun nasıl değerlendirildiğini gösterme açısından yararlı olacaktır:
Odgers on Pleading & Practice (20th edition)
Sayfa 375 - "The judge and jury below who saw the witnesses and heard them cross-examined are the best judges of the weight of t-heir evidence."
Sayfa 378-" If matters of fact only are involved, the judges of the Court of Appeal are naturally very reluctant to disturb the finding of the judge or jury below who saw and heard the witnesses and had the opportunity of judging their dem-eanour in the box."
Sayfa 378 - The Test:"..the Court of Appeal must decide whether, not having those advantages, they are in a position to say that the judge was plainly wrong. If the matter is left in doubt the Court of Appeal will not alter it."
- Langham, Civil Procedure and Evidence, (4th edition)
Sayfa 290 - "The judges have time and again stresses that where an action has been tried by a judge without a jury an appellate court should be most reluctant to interfere with the decision of the ju-dge as to the existence or non-existence of facts." (The S.S. Honestroom (1972) A.C. p373)
Sayfa 290-"...the appelate court (should) not merely entertain doubts as to whether the decision below is right, but be convinced that it is wrong."
Sayfa 291."It (C-ourt of Appeal) must recognise that the ounus is upon the appellant to satisfy it that the decision below is wrong: it must recognise the essential advantages of the trial judge in seeing the witnesses and watching their demenour. In cases which turn on t-he conflicting testimony of witnesses and the belief to be reposed in them, an appellate court can never recapture the initial advantage of the judge who saw and believed."
Yüksek Mahkememiz de bu konuya bi-rçok kararında değinmiş ve aynı prensipleri tekrarlamıştır. Bu konuda Gör: Yargıtay/Hukuk 12/95 D.26/98, Yargıtay/Hukuk 7/85 D.15/85, Yargıtay/Hukuk 67/84 D. 33/84, Hukuk/İstinaf 40/71, Yargıtay/Hukuk 19/82 D.4/2000.
Bu içtihatlar İlk Mahkemenin tanıkla-ra inanma veya olgulara ilişkin bulgularına ne kadar istisnai hallerde Yargıtayın müdahale ettiğine açıklık getirmektedir. İstinaf eden avukatı İlk Mahkemenin şahadeti değerlendirirken bu düzeyde hata yaptığını gösterememiştir.
Davacı işlemin yapıldığı t-arihte 80, duruşmanın
yapıldığı tarihte 82 yaşında olan yaşlı bir kadındı. Bugün ise hayatta değildir. İleri yaşına rağmen bu davayı açmış ve oğullarından biri olan Davalı 1'in kendisini aldattığını açıkca anlatmıştır. İlk Mahkemenin bulgusuna göre Dava-cı uzun süren istintakta sarsılmamıştır. Bu yaşta birisinden beklenenden daha iyi şahadet verdiğini kabul etmemiz gerekir. Yeni Türkçe okuma yazma bilmemesi de nasıl aldatıldığını izah etme açısından önem arzetmektedir.
İlk Mahkemenin Davalıların iddial-arını kabul
etmemesinin makul bir açıklaması vardır. Onlar bu işlemden yararlanacak kişilerdir. Doğal olarak menfaatleri doğrultusunda konuşabileceklerini düşünmek ve şahadetlerini ihtiyatla değerlendirmek gerekir. Halbuki Davacının malını oğulları aras-ında âdil bir şekilde paylaştırmaktan başka menfaati yoktur.
Yusuf Kocatepe'nin şahadetini incelediğimizde
Tapu'da genellikle izlenen prosedürü anlattığını görürüz. Yusuf Kocatepe'nin bu kadar işlem içerisinde dava konusu devri net bir şekilde hatırlamas-ı mümkün değildir. Kaldı ki sorun "2080 sayılı parselin 7/36'sını hibe ediyorsun" yerine "2080 ve 2081 sayılı parsellerin 21/36'ını hibe ediyorsun sözcüklerinin" yazılıp yazılmadığına ve okunup okunmadığına dayanmaktadır. Yusuf Kocatepe'nin şahadeti bu -noktada Davacının aldatılmış olma olasılığını ortadan kaldıracak netlikte değildir.
Yaşlı bir insanın tüm malını devretmesini
içtihatlar eskiden beri şüpheyle karşılamaktadırlar.
Bu hususta Halsbury's 3.rd ed. Vol. 17 paragraf 1299'da "Transactions by ag-ed or in firm persons" başlığı altında şöyle denmektedir:
"Para. 1299. "Transactions by aged or infirm persons. Thereis no presujuption of impostion of fraud merely because a doner is old or of weak character; but where an illiterete or an aged and infirm- person purports to give all his property to another, even to his wife, The Court must be satisfied that he know what he was daing before the gift will be enforced."
Görüleceği gibi Davalılar davalarında başarılı olmak için Davacının tüm malını bilerek -ve isteyerek devrettiğini kanıtlamak zorundaydılar. Halbuki burada bunun aksi olmuş ve İlk Mahkeme Davacının istintakta sarsılmayan şahadetine inanmıstır.
Tüm bu nedenlerle Davalılar istinafta başarılı olamadılar. Dolayısıyle istinaf red ve ip-tal edilir.
İstinaf eden istinaf masraflarını ödeyecektir.
-Taner Erginel Mustafa H.Özkök Gönül Erönen
Yargıç Yargıç Yargıç-
2 Şubat, 2001
1
7
Full & Egal Universal Law Academy