- Yargıtay/Hukuk 16/77
(Dava No.506/75; Mağusa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Ahmet İzzet ve
Salih S. Dayıoğlu.
İstinaf edenler: l.- Behçet Musa, Kaleburnu.
2. Cypruvex, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilenler: Şerife Yılmaz ve diğerleri,
Mağusa.
a r a s ı n d a.
isti-naf edenler namına: Menteş Aziz ve Talât Kürşat.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Hüseyin M. Emin.
Trafik kazası - Kaza neticesi ölüm - Ölenin eşi ve
çocuklarının özel ve genel tazminat talebi - Kamyon
sürücüsünün 2. Davalının müstahdemi olması -- İlk
Mahkemenin kazanın 1. Davalı sürücünün dikkatsiz
sürüşünden meydana geldiğini bulması ve Davacılar lehine
özel ve genel tazminata hükmetmesi - Katkısal kusur -
Davalıların kendilerine kusur yüklemekle veya alternatif
olarak Müteveffya k-atkısal kusur bulmamakla İlk
Mahkemenin hata yaptığına ilişkin istinafı - Yargıtayın
Müteveffanın anayola girmezden önce kamyonun gelip
geçmesini beklememesi nedeniyle %30 oranında katkısal
kusuru olduğu kanısına varması.
Müterafik kusur - Kaz-anın tümden Davalı 1'in kusurundan
meydana geldiğine ilişkin İlk Mahkeme bulgusu aleyhine
istinaf - Kamyonun geçmesini beklemeden yola çıkması
nedeniyle Yargıtayın Müteveffada %30 oranında kusur
bulması.
Dikkatsiz sürüş - Dikkatsiz sürüş netic-esi ölüm - Davalı
kamyon sürücüsünün anayola çıkan ve motosiklet süren
müteveffaya çarpması İlk Mahkemenin Davalıyı (1) kazayı
önlemek için Müteveffayı zamanında görmemek, (2) Kazayı
önlemek için durmamak, (3) süratli araç kullanmak, (4)
pan-iğe kapılarak yolun sağına dümen kırarak yolun solunda
olan Müteveffaya çarpmaktan kusurlu bulması - Kusur
aleyhine istinaf - Yargıtayın müteveffanın kamyonunun
gelip geçmesini beklemeden anayolu geçmeğe çalışmakla
kazaya katkıda bulunduğu kanı-sına varması ve Müteveffada
%30 oranında kusur bulması.
Tazminat - Ölenin eş ve çocuklarının özel ve genel tazminat
talebi - Kazadan Davalıyı kusurlu bulan İlk Mahkemenin
ölenin eşine K.L. 5860.-, çocuklarına K.L.1400.-,
K.L.1500.- ve 1800.- g-enel tazminat ödenmesine hükmetmesi
Yargıtayın Müteveffayı %30 oranında kusurlu bularak
tazminatların %30 oranında azaltılmasını emretmesi.
OLAY: 1. Davalı 2. Davalı olan şirketin müstahdemi olarak
çalışmaktaydı. 1. Davalı 2. Davalıya ait kamyonu Aşağ-ı
Maraşta anayolda sürerken motosikletiyle anayola çıkan
Metin Yılmaz isimli bir şahsa çarptı ve ölümüne neden
oldu.
Ölenin eşi ve çocukları dava açarak Davalılardan özel
ve genel tazminat talep ettiler.
Davalılar kazanın Müteveffan-ın motosikletini dikkatsiz
sürmesinden meydana geldiğini savundular ve sorumluluk
ile tazminat talebini reddettiler.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme kazaya tamamen 1.
Davalının sebep olduğu kanaatine vararak 1. ve 2. Davalı
aleyhine ve Davacı-lar lehine toplam K.L.10,560.- genel
tazminata hükmetti.
Davacılar İlk Mahkemenin kazadaki tüm kusuru
kendilerine yüklemekle veya alternatif olarak Müteveffada
herhangi bir katkısal kusur bulmamakla hata ettiğini
ileri sürerek hükmü istin-af ettiler.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, İlk Mahkemenin l. Davalı-müstenifi
kazayı önlemek için durmama, süratli araç kullanma,
paniğe kapılarak yolun sağına dümen kırma nedeniyle
kusurlu bulmasının isabetli olduğu kanısına vardı.
Müteveffaya atf-edilmek istenen katkısal kusurun
Davalılar tarafından ispat edilmesi gerektiğine ilişkin
İlk Mahkeme görüşü ile hemfikir olduğunu belirten Yüksek
Mahkeme, güvenilir ve dürüst şahit olarak kabul edilen
tahkikat memurunun şahedetinden Müteveffanı-n anayola
girmezden önce kamyonu görmüş olması ve kamyonun
geçmesini beklemesi gerektiği kanısınn vardı ve
Müteveffada %30 oranında katkısal kusur buldu. Bu nedenle
takdir edilen tazminatların da %30 oranında azaltılmasına
hükmetti.
Atıfta -Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- Panayiotis Nicolaides v. Georghios Economides (1963)
C.L.R. Part II, s.78, sayfa. 81.
2- Lewis v. Denye (1939) 1 K.B. s.540.
3- Jones v. Livox Quarries Ltd (1952) 2 Q.B. s.608.
4- Chapman v. Copeland (1966) The Time, M-ay 7th S.J. 569
(C.A.)
5- O' Connell v. Juckson ( 1971 ) 3 All E. R. s.129.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin, Başkan:
Bu istinafta hükmü Sayın Yargıç Salih S. Dayıoğlu verecektir.
Salih S. Dayıoğlu:
Davacılar Magosa Kaza Mahkeme-sinde ikame ettikleri bir dava ile 1. davalının, 2. davalıya ait BW 36 plâkalı kamyonu, 30.3.1975 tarihinde Magosa' da Aşağı Maraş'ta Thamasos Yolu üzerinde 2. davalının müstahdemi olduğu bir esnada sözü edilen kamyonu dikkatsiz sürüşünden dolayı Metin Yıl-maz isimli bir şahsa çarparak ölümüne sebep olduğundan davalılardan özel ve genel tazminat talep ettiler. 1. davacı müteveffanın karısı, 2, 3 ve 4. davacılar ise çocuklarıdır.
Davalılar ise dosyaladıkları müdafaa ile dava konusu kazanın müteveffanın -HG 314 plâkalı motosikletini dikkatsiz sürüşünden ötürü meydana geldiğini iddia ederek gerek mes'uliyet ve gerekse tazminat talebini reddettiler.
Davayı dinleyen Magosa Kaza Mahkemesi kazanın meydana gelmesinde tamamen l. davalıyı mesul tutmuş ve kaz-a gününde onun ve 2. davalının müstahdemi olması nedeniyle her iki davalı aleyhine ve l. davacı lehine K.L.5860.- 2, 3 ve 4. davacı lehine sırasıyle K.L. 1400.-, K.L.1500.- ve K.L.1800.- toplan K.L.10.560.- genel tazminat için hüküm vermiştir. Davalılar iş-bu hükümden istinaf etmişlerdir. Davacılar ise mukabil bir istinaf dosyalayarak hükmolunan miktarların aşikâr surette az olduğunu iddia etmişlerdir.
Müstenifler istinaf ihbarnamelerinde 15 istinaf sebebi ileri sürmüşlerse de istinafın duruşmasında Bi-dayet Mahkemesinin müstenife kusur yüklemekle veya alternatif olarak müteveffaya herhangi bir oranda katkısal kusur atfetmemekle hataya düştüğünü iddia etmişlerdir.
Aleyhine istinaf edilenler de mukabil istinaflarında ısrar etmemişler ve Bidayet Mahk-emesinin bulgu ve takdir ettiği tazminat miktarının doğru olduğunu savunmakla yetirmişlerdir.
Bu hükümde 1. müstenif sadece müstenif olarak anılacaktır.
Bidayet Mahkemesi kaza ile ilgili olarak hükmünde şunları söyledi:
"Kazanın olu-ş şekli ve kaza ile ilgili sair
hususlar, kaza günü kaza mahalline giderek gerekli
tahkikatı yapıp plân hazırlayan PÇ.833 Ali Öztürk
tarafından Mahkemeye anlatılmıştır. Bu şahidin şahadeti
tekzip edilmemiş olarak durmaktadır. Mahkemede -gayet
dürüst bir şekilde şahadet vererek gerekli olguların
ortaya çıkmasında çok yararlı olmuştur. Bu tanığın
şahadetini tümü ile kabul ederiz. Bu bakımdan araçların
kazadan sonraki durumları; kaza vuruş noktası;
lâstiklerin karart-ma izleri ile vuruş noktasından
sonraki stop izleri; yolun durumu ile görüş mesafesi ve
sair ölçülerin bu tanık tarafından şahadetinde
belirtmiş olduğu ve emare 2 plânda görüldüğü gibi
olduğu hususunda, bulgu yaparız. Bu şahide göre:
- Thamasos Sokağı Aşağı Maraş'ta olup şahadete göre kaza
tarihinde sivillere açık olmayıp sadece bahçelerde
çalışanlar tarafından kullanılan bir yol idi. Kaza
yerinde yolun genişliği 22 ayaktır. Yolun sağ ve
solunda banket mevcut değil-dir. Yine bu tanığın
ifadesine göre kamyonun kaza anındaki tahmini süratinin
35-40 mil saatta olduğu belirtilmiştir. Bu şahadeti de
kabul eder ve bütün hakikatlar dikkate alınmakla
beraber kamyonun tonajı ve yükü göz önünde tutulduğunda-
bu süratin fazla olduğu hususunda bulgu yaparız.
Kazanın oluşu ile ilgili olarak aynı tanık tarafından
verilen izahatı da kabul eder ve kazanın bu tanığın
belirttiği şekilde olduğu hususunda bulgu yaparız. Bu
durumda müteveffa yol-u geçmeğe çalıştığında davalı 1'in
kamyonu en az 125 ayak bir uzaklıkta idi. Müteveffa
yolu gececeğini tahmin ederek devam etmiş ve yolun
solunu almıştır. Davalı 1 ise müteveffanın çıkışından
paniğe kapılarak sağa dümen kırmış ve dümen -kırdığı
yerden 83 ayak kadar sağı alarak stop basmadan ve fren
kullanmadan yoluna devam etmiş ve "X" noktasında
müteveffaya çarparak onu fırlatmış ve "F" noktasında
kamyonu ile üzerinden geçmiş ve ölümüne sebebiyet
vermiştir. Dava-lı 1'in müteveffaya çarpmadan stop ve el
freni kullanarak durabilmesi için yeterli mesafe
mevcuttur ve davalı 1 dikkatli tedbirli bir sürücünün
kullanması gereken dikkat ve ihtimamı kullansa idi
kazayı önleyebilir. Davalı 1'in kazanın o-luşundan
sorumlu olduğu polise kaza günü vermiş olduğu ve emare
4 olarakk ibraz edilen ifadesinde de görülmektedir. Bu
ifadesinde davalı 1 yan yola 20 ayak kala müteveffanın
yola atıldığını iddia etmekle beraber bu hususta
şahadet -vermemiş ve mahkeme de bu hususta PÇ.833 Ali
Öztürk'ün vermiş olduğu hakikatlara istinaden bulgu
yapmıştır. Emare 1 plâna göre kazanın davalı 1'in
ifadesinde belirttiği gibi olduğuna inanmak
olanaksızdır."
Bidayet Mahkemesinin zab-ıtlarından da görüleceği gibi l. müstenifin kullanmakta olduğu kamyon iskân edilmemiş bir bölgede anayol üzerinde seyrederken anayola açılan bir meydandan müteveffa motosiketi ile anayola çıkmış ve neticede müstenifin kullandığı 22' genişliğindeki ana yol-un (müstenifin seyrettiği yöne doğru) sağ asfalt kenarına 1'9" kala bir noktada kaza olmuştur. Gerek ibraz edilen plânda ve gerekse şahadetten açıkça görülüyor ki kazadan hemen önce müstenif ana yolda yolun sol tarafında seyretmekte idi ve müstenif kamyonu-n ana yolun meydan ile birleştiği yere 83' kala bir mesafeden sağa kıvırmağa başlamıştır. Bundan da açıkça anlaşılacağı gibi müstenif meydandan çıkan müteveffaya ancak 83 ayak veya düşünme payını da dikkata alırsak biraz daha fazla bir mesafede olduğu zama-n görebilmiştir.
Bidayet Mahkemesi kaza ile ilgili olarak müstenife şu kusurları buldu:
a)kazayı önlemek için müteveffayı zamanında görmemek,
b) kazayı önlemek için durmamak,
c) süratli areç kullanmak,
d) paniğe kapılarak yolun s-ağına dümen kırarak yolun
solunda olan müteveffaya çarpmak.
Şimdi de bunlar üzerinde durmak ve verilen şahadet muvacehesinde, Bidayet Mahkemesinin yukarıda vardığı bulgular hakkında hata yapıp yapmadığını incelemek gerekir.
Kazada metha-lder olan bir tarafın diğer tarafı görmemesi kendi başına her zaman bir kusur olmayabilir. Bu hususta makul bir sürücüden beklenen dikkat ve ihtimam görülebilir bir şeyin zamanında görülmemesidir. Açıkça görülebilir bir şeyin görülmemesi bir dikkatsizlik u-nsurudur. Nitekim Panayiotis Nicolaides v. Georhios Economides (1963) C.L.R. Part II, s.78; sayfa 81'de zamanın İstinaf Mahkemesi şöyle demiştir:
"Failure to see what is plainly visible is
negligence."
Bu istinafta müteveffanın ana yo-la çıkıncaya kadar müstenif tarafından görülebilmesine olanak yoktu. Müteveffa da ana yola çıktığı zaman müsteniften ancak 30 metre kadar uzakta olduğu hakikatı karşısında müstenife müteveffayı zamanında görmeme kusurunu atfetmeğe imkân yoktur.
Biday-et Mahkemesi ibraz edilen şahadetten müstenifin kullandığı kamyonun çarpışma noktasına kadar bıraktığı herhangi bir fren izine rastlanmadığı görülmektedir. Bu da müstenifin kamyonu yavaşlatmak veya durdurma gibi herhangi bir önlem almadığına delâlettir. Bu- bakımdan Bidayet Mahkemesinin müstenife atfettiği ve yukarıda (b) olarak belirlenen kusuru işlediğine şüphe yoktur.
Aleyhine istinaf edilenlerin şahit olarak celbettikleri ve kazayı soruşturan P.Ç.833 Ali Öztürk'ün şahadetine göre müstenifin kulland-ığı kamyonun kaza snasındaki sürati saatta 35-40 mil kadar vardı. Bu nokta üzerinden istinaf edilmediğine göre bunu doğru olarak kabul etmemiz gerekmektedir. Kaza mahalli henüz iskân edilmemekle beraber belediye hudutları dahilinde olduğuna göre müstenifin- portokal kasalarıyla dolu bir kamyonu saatta 30 milden fazla süratle seyretmemesi icab ederdi. Binaenaleyh Bidayet Mahkemesi müstenife "süratli araç kullanmak" kusurunu atfetmekle hataya düşmemiştir.
Müstenifin, kendi açısından kazayı önlemek için, -normal seyir hattını çıkıp yolun sağ tarafını aldığı bir vakıadır. Gerek Bidayet Mahkemesinin ve gerekse PÇ.833 Ali Öztürk'ün de ifade ettikleri gibi müstenif yolun sağını değil de ya normal seyir hattını takip etmiş veya sağ yerine sola kıvırmış olsaydı b-u elim kaza olmayacaktı. Müstenifin sol yerine niye sağ tarafa dümen kırmak mecburıyetinde kaldığı hususunda Mahkemeye şahadet verip herhangi bir izaha.tta bulunmadı. Bu durumda Bidayet Mahkemesinin müstenifin yukarıda belirtilen önlemleri almadığı ve dola-yısıyle kusurlu olduğu doğrultusundaki bulgusu hatalı değildir.
Bidayet Mahkemesi yukarıda belirtildiği şekilde müstenifi kusurlu bulduktan sonra müteveffanın da kazanın meydana gelmesinde herhangi bir oranda katkısı olup olmadığını incelemiş ve bu h-ususta hükmünde şunları söylemiştir:
"Şahadete göre müteveffa kazadan önce yolun
sağından soluna geçmeğe çalışarak yolun solunu
alabilmiş ve kaza yolun tamamen solunda olmuştur.
Davalılar kazanın oluşunda müteveffanın dikkatsizliğ-i
ve/veya müterafik dikkatsizliği bulunduğunu iddia
etmekle beraber bu hususta Mahkemeye herhangi bir
şahadet ibraz edilmemiştir. Davacı tanığı PÇ.833 Ali
Öztürk müteveffanın kamyonu görmekle beraber geçebilir
zannı ile yolu geçmeğ-e çalışarak yolun solunu aldığı
hususunda bir tahmin yürütmüştür. Müteveffanın bir
dikkatsizliği olup olmadığı hususunu, yukarıda
serdedilen Chapman davasına göre, bu iddiayı yapan
davalıların isbat etmeleri gerekirdi. Bu hususta
d-avalılarca Mahkemeye herhangi bir şahadet ibraz
edilmemiştir. Bu durumda, mevcut şahadete istinaden,
müteveffanın dikkatsiz olduğu hususunda bulgu yapmak da
imkânsızdır ve binaenaleyh müteveffanın kazanın
oluşunda dikkatsiz olmadığı hus-usunda bulgu yaparız."
Katkısal kusur kavramı gerek Kıbrıs'ta ve gerekse İngiltere'de birçok içtihatlarda derinliğine işlenmiştir. Bunlardan sadece birkaçını belirtmekle yetinmek yerinde olur:
Lewis v. Denye (1939) 1 K.B. s.540.
Jones v Li-vox Quarries Ltd. (1952) 2 Q.B. s.608.
Chapman v. Copela.nd (1966) The Time, May 7th 5.J.569
(C.A.) O' Connell v. Juckson ( 1971 ) 3 All E. R.
s.129.
Bilhassa Jones v. Livox Quarries davasında Denning (L. J.' in söyledikleri katkısal kusur-u tanımlamak bakımından yeterlidir. Denning L. J. şöyle demiştir:
"Just as actionable negligence requires the
foreseeebility of harm to others, so contributory
negligence requires the foreseeability of harm to
oneself. A person is- guilty of contributory negligence
if he ought reasonably to have foreseen that, if he did
not act as a reasonable, prudent man, he might be hurt
himself; and in his reckonings he must take into
account the possibility of others being c-areless."
Bidayet Mahkemesi müteveffaya atfedilmek istenen katkısal kusurun davalılar tarafından isbat edilmesi gerektiği-ni hükmünde söylemiştir. Bununla hemfikiriz. Ancak Bidayet Mahkemesi bu isbat yükümlülüğünün davalılar tarafından yerine getirilmediği görüşünü savundu. Aşağıda serdedilen hakikatlar ışığı altında bu görüşü paylaşmamıza olanak yoktur. Şöyle ki:
Biday-et Mahkemesi davacılar tarafından şahit olarak celbedilen PÇ.833 Ali Öztürk'ü bitaraf ve dürüst bir şahit olarak tanımlamış ve şahadetinin tümünü doğru olarak kabul etmiştir. Zabıtlar iyice incelenecek olursa Bidayet Mahkemesi adıgeçen şahidi bir bilirkişi- olarak da kabul etmiştir. PÇ.833 Ali Öztürk davacılar tarafından celbedildiğine ve özellikle mahkeme bu şahidin şahadetine itibar ettiğine göre bu şahitin şahadetinin davacıları bağlaması da tabiidir. PÇ.833 Ali Öztürk'ün şahadetinde müteveffanın kamyonu -görmekle beraber geçebilir zannıyle ana yolu geçmeğe çalıştığını sarahaten söylemiştir. Bundan da açıkça anlaşılıyor ki müteveffa anayola girmezden önce kamyonu görmüş fakat normal ve makul sürücüden beklendiği gibi kamyonun gelip geçmesini beklememiş ve g-eçebileceğini tahmin edrek anayolu geçmeğe çalışmıştır. Bu husus esasen Emare IV ile de teyit edilmektedir.
Binaenaleyh müteveffanın katkısal kusuru anayola girmezden önce kamyonun gelip geçmesini beklememekten ibaret olduğunu salimen söylemek mümkün-dür. İşbu davada müteveffanın sözü edilen meydandan ana yola yavaşça çıktığını, kazanın davalı 1'in seyrettiği yolun tamamen sağ tarafında vukubulduğunu ve sair tüm ahval ve şerait dikkate alındığında müteveffaya atfedilebilecek katkısal kusur oranını %30 -olarak saptamak adil ve uygundur kanaatindeyiz. Bu durumda Bidayet Mahkemesi müteveffaya %30 oranında katkısal kusur atfetmemekle hata işlemiştir ve istinafın bu noktada kabul edilmesi gerekir.
Netice itibarıyle istinaf kabul edilir. Bidayet Mahkemes-inin hükmünün tazminat ile ilgili kısmı ve dolayısıyle davacılara takdir edilen miktarlar %30 oranında eksiltilir. Mukabil istinaf reddolunur. Bu istinafın tüm ahval ve şeraitine binaen masraflar için herhangi bir emir verilmez.
(Ülfet Emin) (Ahme-t İzzet) (Salih S. Dayıoğlu)
Yargıç Yargıç Yargıç
25 Ocak, 1978
Full & Egal Universal Law Academy