-D.30/86 Yargıtay/Hukuk 16/86
(Dava No:958/80;Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Aziz Altay, Hamdi Atalay.
İstinaf eden: Müesser Ahmet İsmail veya -Müesser Hüseyin Şevki,
Gerçek ve Kanuni vekili Ahmet İsmail vas., Lefkoşa.
(davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: KTFD Başsavcısı, Hukuk Dairesi, Lefkoşa-.
(davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ergin Ulunay.
Aleyhine istinaf edilen namına-: Mustafa Arıkan.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinafta olgular hususunda taraflar arasında herhangi bir görüş ayrılığı yoktur. Şöyle ki:
Davacı (istinaf eden) Lefkoşa'da Küçük Kaymaklı mahallesinde Koçan No:D29, parsel No:297 Pafta No.XXI, Blok- D harita No.39 W.1. de kâin bir hanenin yarı hissesinin kayıtlı mal sahibidir. Sözü edilen hane 1974 Barış Harekâtına kadar Rumların elinde idi ve 1963 hadiselerinde Rumlar tarafından talan edilip metruk bir halde idi. 1974 Barış Harekâtı ile hane kurtard-ığı ve Güvenlik Kuvvetleri tarafından tamir edildikten sonra 1974 Barış Harekâtından beri yine Güvenlik Kuvvetleri tarafından askeri maksatlar için işgal edilmekte ve kullanılmaktadır. Güvenlik Kuvvtleri konu haneyi davacı veya iğer yarı mal sahibinin izni- olmaksızın tasarrufunda bulundurmaktadır.
esas davacı Avustralyada ikamet etmekte olup, işbu davayı vekili sıffatıyle açmış bulunmaktadır. davacı davalıdan konu hanenin tahliyesini ve 1974'den bu yana ara kâr olarak zarar ziyan talep etmektedir.
Davalı- ise dosyaladığı müdafaa takriri ile konu hanenin Güvenlik Kuvvetleri tarafından 1974'den beri savunma maksatları için tasarruf edildiğini kabul ettiği ancak bu hanenin, askeri bölgede olduğu nedneiyle kiralanmaya müsait olamdığını ve dolayısıyle davacının- herhnagi bir zararı da olamıyacağını idddia etti. İlk Mahkeme konu hanenin davacının izni olamdan Güvenlik Kuvvetleri tarafından işgal edildiğini bir bulgu olarak buldu ancak bu işgalin hayat ve mülkü korumak maksadıyle gerçekleştiğini ve bu nedenle Güven-lik Kuvevtlerinin mütecaviz sayıllamıyacağını ve binnetice davalının davacıya zarar ziyan ödemesinin söz konusu edilemiyeceği kanaatına vardı ve bu doğrultuda hüküm verdi.
Davacı bu hükümden istinaf etmiş bulunmaktadır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi çok- detaylı olmakla beraber bunu İlk Mahkemenin Güvenlik Kuvevtlerini mevcut olgu ve bulgular ışığında mütecaviz olarak bulmamakla ve bundan hareketle tazminata hükmetmekle hara ettiği noktasında toparlamak mümkündür.
Hayat ve mülkü koruma maksadına yönelik- gerekli olduğu zamanlarda bir taşınmaz mala giriş o gibi mala tecavüz sayılmayabilir. Bu hususta Clerk and Lindsell on Torts 15. baskı sayfa 1124, para 20-40'da söylenenlerin ilgili kısmını ayanen aktarmakta yarar vardır.
"Justification by necessity. Tr-espass can be justified by showing that it was necessary to enterupon the şand to preserve life or property. The necessity depends on the state of things when the trespass takes place, and not upon the inference as to necessity to be drawn from the event. -In considering what is necessary, the position of the trespasser must be regarded. What in neceaary in the case of a person with property to protect might not be considered to be necessary in the case of a volnteer such as an antrant who seeks to assist in- putting out a fire with which the fire brigade are already coping effctively. It hasd been held that homelessness is no justification for unpermitted occupation of a dwelling -house, even if vacant, and necessary repair of contiguous property is not a jus-tification."
-Güvenlik Kuvevtlerinin konu haneye girişleri 1974 Barış Harekâtı sonucu olmuştur. O vakit bu hanenin, toplumun bekası açısından Güvenlik Kuvvetleri tarafından işgal edilmesi elzemdi, dğer bir deyimle hanenin 1974'dte işgal edilmesi kaçınılmazdı. 1974 Barı-ş Harekatı esnasında Güvenlik Kuvevtleri görevini layıkı veçhile yapabilmesi için bu haneye girmelerine olanak sağlamak maksadıyle hane sahibinin arayıp, ondan izin istemesi herhalde beklenemezdi. Ancak 1974'ün sıcak günleri geçtikten sonra hanenin işgale -devam edilmesi mazur görülemez. Hele davacının 1977'den beri evi üzerinde hakkını araması ve bu meyanda devletten hiç olmazsa kullanım bedeli vermesini istemesi gibi makul taleplere devletin ilgili organlarının kulaaak tıkamasını cidden anlayamadık. Toplum-umuzu korumak için Güvenlik Kuvvetlerinin bu haneye ihtiyaçları olabilir ve hatta bu hane muhtemel bir düşman saldırısına karşı kullanılmaya çok elverişli de olabilir. Bunun çaresi bu gibi hassas bölgelerde olan taşınmaz malları tasarruf etmeye olanak tanı-yan bir yasa yapmak veya istimlâk yasasını harekete geçirmektir. Bunun aksini düşünmek hassas bölgelerde tüm taşınmaz mal sahiplerinin mülkiyet haklarını tanımamak anlamına gelir. Böyle bir durumun varolduğunu düşünemeyiz.
-
Öte yandan bu hanenin, toplum bekası için gerekli olduğu hususundaki iddia ise yasal düzenleme yokluğunda toplumun bkasını sadece davacı veya onun gibiler tarafından üstlenmesiin doğru olmayacağı bunun bütün toplum tarafından yapılamsının daha uygun oalc-ağı görüşü ile yanıtlamak mümkündür.
Davacıya konu hanedeki hakkına mukabil 41/77 sayılı iskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Yasası altında müracaat edip taşınmaz mal talep etme hakkı verilmesi onu sözü edilen hane üzerindeki hakalrından yoksun bıraktığı an-lamı çıkamaz. Davacı 41/77 sayılı yasanın kendisine tanıdığı hakları kendi dilerse talep edebilir. Konu hane üzerindeki haklarını sadece 41/77 sayılı yasa çerçevesinde arayabileceğine dair herhangi bir kural yoktur. Yukarıda söylenenlerden de anlaşılacağı -gibi Güvenlik Kuvvetlerinin konu haneyi mütecaviz oalrak işgal etmedikleri doğrultusundaki İlk Mahkemenin kararı hatalıdır ve iptal edilmesi gerekir.
Güvenlik Kuvevtlerinin konu haneyi mütecaviz olarak işgallerinden ötürü davacıyı tazmin etmesi gerektiği- hususuna gelince;
İlk Mahkeme Güvenlik Kuvvetlerinin dava konusu işgalelrinden ötürü davacının uğradığı zarar ziyanın miktarı için hernagi bir bulguda bulunmadı. Bu hususun saptanması için davayı İlk Mahkemeye iade etmeyi düşündükse de davanın 1980'den -beri askıda kaldığını dikkate aldık ve Mahkemeye serdedilen şahadetten tazminat mikatarını saptamağa çalışmayı daha uygun bulduk.
Konu evin 1. sınıf askeri bölgede sınırda olduğu ve bu yüzden giriş ve çıkışın izne bağlı olduğu bir gerçektir. Ancak tehlik-eli bölgededir diye hiç kiralanamaz anlamı da çıkmaz. Öte yandan konut darlığı çekildiği bu zamanlarda, tehlikeyi göze alıp düşük bir kira ile bu evde ikamet edecek kişilerin var olmadığı söylenemez. Nitekim bu bölge içinde ikamet eden sivillerin bulunduğu-na dair şahadet mevcuttur.
Davacının 1981 yılında verdiği şahadete göre konu ev kiralanmış olsaydı en az ayda 3.000TL kira getirebilirdi. 1981 yılından önceki devre için konutun kiralanması halinde ne kadar bir kira getireceğine dair Mahkeme huzurunda h-içbir şahadet yoktur. Konuta yapılan tamirat ve ödenecek tazminat miktarının da geriye dönük olmakla brilikte bundan sonra ödeneceği gerçeğini gözönünde bulundurduktan sonra dvalının 1.1.1981 tarihinden itibaren konu konut için davacının yarı hiisesine muk-abil konutun tahliye edileceği atrihe kadar ayda 1500 TL'nı tazminat olarak ödemeleri emrolunur.
Güvenlik Kuvevlerinin konu evin fuzuli şagil olarak işgal ettiğinden onu tahliye etmeleri emrolunur. Tahliye emir 3 ay için durdutulur. Gerek istinaf gerekse- Alt Mahkeme masrafları aleyhine istinaf edilen tarafından ödenecektir.
(Salih S. Dayıoğlu) (Aziz Altay) (Hamdi Atalay)
Yargıç Yargıç Yargıç
2-2 Ekim 1986
-
-4-
-
Full & Egal Universal Law Academy