-D.7/92 Yargıtay/Hukuk 16/91
(Lefkoşa Dava No: 3160/88)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak, Özkan Tunçağ
İstinaf eden: 1. Gen-Ak Ltd., L-efkoşa.
2. Doğan Sigorta A.Ş. n/d Doğan Anonim Şti. Lefkoşa.
(Davalılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Behçet Musa Zorba n/d Behçet Zorba, Kal-eburnu.
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler- namına: Avukat Talât Kürşat
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat H. Cahit Yılmazoğlu
H Ü K Ü M
Niyazi F. Korkut: İstinaf eden davalı (1) Türkiye'de teşekkül etmiş bir sigorta şirketi olan istinaf eden davalı (2)'nin KKTC'deki temsilcisidir.
Aleyhi-ne istinaf edilen davacı ise ORO314 R plâkalı otobüsün sahibidir.
Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemsinde davalılar aleyhine dosyalamış olduğu bir dava altında:
"A. Davacının ORO314R plâkalı aracının 28.6.1982 tarihinde veya o civarda bir tarihte methaldar oldu-ğu trafik kazasının taraflar arasında imza edilen M - 4223 sayılı Sigorta Poliçesinin kapsamı içine giren bir kaza olduğu ve davalıların, bu kazadan sonra alınacak olan kesinleşmiş tazminat hükümlerini karşılamakla yükümlü olduğu yolunda bir deklerasyon it-ası;
Davalılar aleyhine sözü edilen poliçe hükümlerine uymadıkları ve davacının taciz edilemsine fırsat verdikleri için manevi tazminata hükmedilmesi;
Davalıların davacıya 0R0314 R plâkalı aracın methaldar olduğu sözü edilen kaza ile ilgili olarak aleyhi-ne alınmış bulunan ve dava tarihinden önce ödemek zorunda kaldığı ve dava tarihinden sonra ödeme zorunda kalacağı bütün meblağları ödeme tarihinden itibaren %68 faizi ve bu yolda düçar olacağı tüm sair masrafları ile birlikte ödemeleri ve davacıyı tazmin -etmeleri (indemnify)
İşbu dava masraflarının davalılara yükletilmesine
ilişkin istemde bulundu.
Davalılar ise dosyalamış oldukları müdafaa takririnde, sair şeyler yanında, davacının otobüsünü yolcu taşıyabilecek şekilde sigorta ettirdiklerini reddedere-k 29.3.1982 tarihli esas poliçenin muafiyetler başlığı altında madde 5'e göre müstahdemler dışında konu vasıta içerisinde taşınan veya binmekte veya inmekte olan kimselerin ölümünden ya da yaralanmalarından sigortanın mesul tutulamıyacağını ve ancak 21 No'-lu endorsman uyarınca para ya da menfaat karşılığı yolcu taşıma izni alması halinde madde 5 tahtındaki muafiyetin iptal edilebileceğini ve davacının ilgili kaza tarihinde böyle bir izni olmadığına göre de kazanın sigorta kaspamı dışında olduğunu ileri sürd-üler.
Davalılar iddialarına devamla kazadan sonra davacıya açıkça poliçe şartları hatırlatırlarak sigortanın bu kazayı kapsamadığının ve kendisine sadece yardım olarak bir avukat tutabileceklerinin bildirildiğini ve davacının da bu hususları kabul ettiği-ni ileri sürdüler.
Alt Mahkeme duruşma sonucu hükmünde, sair şeyler yanında, davacının dava konusu aracına davalı 2'nin Magosa acentesi tarafından 29.3.1982 tarihinde bir aylık bir özel araç sigortası yapıldığı ve kendinden 22.160TL prim alındığı, bilaha-re evrakların davalı (2)'ye gönderilip davalı (2) tarafından, evraklardan görülebileceği gibi, davacıya 29.3.1982'den 28.3.1983 tarihine dek geçerli olmak üzere bir sigorta poliçesi gönderildiği, konu poliçenin muafiyetler başlığı altında Madde 5'e göre si-gorta şirketinin sözleşmeli müstahdemler dışında araçta taşınan kişilerin ölümünde ya da bedensel yaralanmalarından sorumlu olmadığı ve yine bu poliçeye göre sigortalının 21 numaralı endorsmana tabi olduğu ve 21 numaralı endorsmana göre konu poliçe ile sig-ortalanan aracın ücret karşılığı yolcu taşıma izni olması halinde otobüste ücret karşılığı seyahat eden yolcuların sigorta kapsamında olacakları ve muafiyet başlığı altındaki Madde 5'in iptâl edilmiş olacağı; davacının sigorta yaptırırken kamu aracı sigort-ası tutarında prim ödemesine karşın kaza esnasında konu otobüsünün ücret karşılığı yolcu taşıma izni bulunmadığı ve bu durumda konu otobüste seyahat eden yolcuların sigorta kapsamında olmadıkları hususunda bulgu yaptıktan sonra davacının davasında davalıla-rın kaza ile ilgili tüm gerçekleri öğrendikten sonra makul bir süre içerisinde sorumluluğu reddetmeyip davacının müdafaasını üstlendiği cihetle poliçede sözü edilen muafiyet ve 21 no'lu endorsman altındaki haklarından feragat ettiklerine ilişkin savını da -inceleyerek kaza ile ilgili olarak davacı aleyhinde açılan hukuk davaları ile davacının aleyhine ikâme edilen ceza davasında davacının avukatlığının sigortanın avukatı olan Talât Kürşat'ın üstlendiğine ilişkin bulgu da yaparak daha sonra davacı ile avukat -Kürşat arasındaki münasebetin nasıl kurulduğuna ilişkin şahadeti inceleme yönüne gitti.
Bu konuda taraflar Mahkemede şahadetleri sırasında çelişkili iddialarda bulundular.
Davacı şahadetinde kazadan sonra davalı No.(2)'nin Magosa acentesine gittiğini v-e onun da kendini sigortanın avukatı olduğunu söylediği Talat Kürşata gönderdiğini ve hiçbir yetkilinin kendisine sigortanın kazayı kapsamadığını söylemediğini ve ancak aleyhine sonuçlanan davalarda icraya gidilmesi üzerine 1988 yılı sonlarında Talât Kürşa-t'a gittiğinde kendisine sigortanın ödeme yapamıyacağının söylendiğini ileri sürerken davalı (2)'nin Kıbrıs temsilcisi olan Nogay Korhan ise şahadetinde Mağusa acentesinin kazayı bilgisine getirmesi üzerine davacıyı merkeze göndermesini istediğini, davacın-ın Lefkoşa'ya gelip kendisi ile görüştüğünü ve ona sigortanın kazayı kapsamadığını ancak bir yardım olsun diye kendine avukat tutabileceklerini söyleyip davacıyı sigortanın avukatına götürdüğünü ileri sürdü. Mağusa acentesi de davacıyı onun ileri sürdüğü g-ibi direkt avukata göndermeyip Nogay Korhana gönderdiğini ve davacının avukat ile görüştükten sonra kendisine "sigorta kapsamaz ama savunmayı sizin avukat yapacak" dediğini ileri sürdü.
Bu şahadetleri dinleyen Alt Mahkeme, herhangi bir gerekçe göstermeks-izin, sigorta şirketinin Mağusa tali acentesi Oğuz Asil'in olumlu izlenmim bırakmadığı ve şahadetine itibar edilemiyeceği kanaatına vardı. Alt Mahkeme ayrıca davacının kazadan sonra Oğus Asil'e gittiği onun da sigortanın avukatıdır diye davacıyı Talât Kürş-at'a yolladığı ve davacının Nogay Korhan ile görüşmediği doğrultusundaki şahadetini Oğuz Asil ve Nogay Korhan'ın aksi şahadetine rağmen olasılıklar dengesi üzerinden kabul etti.
Mahkeme daha sonra doğru olarak kabul ettiği davacının şahadetine dayanarak -davacının aleyhindeki tazminat davalarının bir kısmı ona haber verilmeden gıyabında sonuçlandırıldığına; sigorta şirketinin herhangi bir yetkilisinin konu kazanın sigorta kapsamı dışında olduğunu davacıya söylemediğine ve davacının sonuçlanan davalarda icr-aya gidildikten çok sonra gerek sigorta avukatı gerekse sigorta şirketinin ödeme yapamıyacaklarını davacıya bildirdiklerine ilişkin bulgu yaparak bu bulgulara dayanarak sigorta şirketinin davacının otobüsüne yolcu taşıma izni olmadığını bilmesine karşın da-vacıya kazanın sigorta kapsamı dışında olduğunu ve sigortanın sorumluluk kabul etmediğini söylememesi ve davacı aleyhine ikame edilen davalarda davacının savunmasını avukatı vasıtası ile sigorta şirketinin üstlenmiş olması daha sonra sigorta şirketinin dav-acıya karşı kazanın sigorta kapsamı dışında olduğunu ileri sürmesine engel teşkil ettiği kanaatına vardı. Bu kanaat ışığında da davalıların davacı ile aktedilen poliçe nedeni ile davacının 28.6.1982 tarihinde 0R0314R plâkalı otobüsü ile yapyığı kazadan dol-ayı davacı aleyhine otobüs yolcuları tarafından, yaralanma ve ölüm nedeni ile, ikâme edilen tazminat davalarında davacının hukuken ödemekle yükümlü olduğu tüm meblağlar için davacıyı tazmin etmeleri gerektiğine karar verdi.
Davalılar bu hükme karşı istin-af dosyaladılar.
İstinaf eden davalılar istinaf ihbarnamelerinde özetle Alt Mahkemenin
(1) Poliçe ve poliçenin muafiyet maddesi ve 21 No'lu endorsman ve bunların yasal sonuçları hakkında doğru bir bulguya vardıktan sonra yaralanmalar ve ölümler için da-vacının ödemekle yükümlü olduğu meblâğlar için davalılar tarafından tazmin edilme hakkı olduğuna ilişkin bulgusunun hatalı olduğu;
(2) Talât Kürşat adına bulunan avukatın davacıya bilgi vermeden bazı tazminat davalarını sonuçlandırmış olmasına fazla ağır-lık verdiği;
(3) Tüm şahadet ve emareler dikkate alındığında ihtimalalr dengesine dayanarak davacının şahadetini davalılar şahadetine tercih etmesinin hatalı olduğu;
(4) Kazada sigorta şirketinin sorumlu olmadığını davacıya bildirmediği doğru osla bil-e bunun sigorta kazayı kapsar anlamında alınmasının mümkün olmadığı ve sigortanın sorumluluk kabul etmediğini söylememesinin ve davacı aleyhine ikame edilen davalarda davacının savunmasını avukatı vasıtası ile üstlenmiş olmasının daha sonra kazanın sigorta- kapsamı dışında olduğunu ileri sürmesine ve sorumluluğu reddetmesine hukuken engel teşkil ettiğine ilişkin bulgusunun hatalı olduğu; ve
(5) Bir sigorta poliçesinin bir kazayı kapsayıp kapsamadığını ya da ortada geçerli bir sigorta poliçesi olup olmadığı-nı mevcut sigorta poliçesi ve yazılı evraklardan değerlendirecek yerde sigorta şirketi acentesinin davranışlarından tespit etmesinin hatalı olduğu;
ileri sürüldü.
Yukarıda özetlenen olgulardan da görülebileceği gibi:
(i ) davacının 29.3.1982 tarihinde d-avalı No.2'nin Mağusa'daki acentine giderek İngiltereden satın alıp Mağusa Limanına getirdiği 0R0314R plâkalı ve 49 yolcu kapasiteli otobüsünü sigorta ettirmek üzere bir sigorta teklifnamesi imzaladığı;
(ii) Sigorta ücreti oalrak aynı gün 22.160TL ödediği-;
(iii) Tali acente tarafından aynı gün özel araç sigortası için bir aylık bir "over note" verildiği;
(iv) Bilâhare davalı (2) tarafından davacıya verilen 29.3.1982 tarihli bir yıllık olan esas sigorta poliçesinde "muafiyet" başlığı altında Madde 5'de sö-zleşmeli müstahdemler dışında, araçta taşınan kişilerin ölümünden veya bedensel yaralanmalarından sigorta şirketinin sorumlu olmayacağının belirtildiği;
(v) poliçede poliçenin 21 No'lu endorsmana tabi olduğunun da belirtilmekte olduğu;
(vi) 21 No'lu endo-rsmana göre de konu poliçe ile sigortalanan aracın ücret karşılığı yolcu taşıma izni olması halinde otobüste ücret karşılığı seyahat eden yolcuların sigorta kaspamında olacakları ve bu durumda muafiyet maddeisnin iptâl edilmiş sayılacağı;
(vii) davacının -konu otobüsünü muayene ettirmeyip kaydını da yaptırmadan ve yolcu taşıma izni olmadan 28.6.1982 tarihinde öğrenci taşırken kaza yaptığı ve bu kaza sonucu yolculardan birinin öldüğü ve birçoğunun da yaralandığı;
(viii) mağdur olan otobüs yolcuları tarafınd-an Mağusa Kaza Mahkemesinde bu davadaki davacı aleyhine tazminat davaları açıldığı;
(ix) Savcılığın da davacı aleyhine kaza ile ilgili olarak bir ceza davası dosyaladığı;
(x) Davacı aleyhine ikâme edilen ceza davası ile hukuk davalarında davacının avukat-lığını sigortanın avukatı olan Talât Kürşat'ın üstlenediği; tartışma konusu değildir.
Özetlenen istinaf sebeplerinden de görülebileceği gibi Alt Mahkemenin kaza anında davacının otobüsünün ücret karşılığı yolcu taşımaya izni olmadığı ve bu durumda poliçe-nin muafiyet maddesi madde 5 ve 21 No'lu endorsman ışığında poliçenin otobüste seyahat eden yolcuları kapsamadığına ilişkin bulgu yaptıktan sonra bulgularına devamla davacının şahadetini davalıların şahadetine tercih ederek inandığı bu şahadet ışığında kaz-adan sonra davalıların sigortanın kazayı kapsamadığını davacıya makul bir süre zarfında söylemeyip hukuk ve ceza davalarında avukatları vasıtası ile savunmasını da kabul ettikten sonra sigorta şirketinin kazanın sigorta kapsamı dışında olduğunu ileri sürem-iyeceği kanaatına vararak davacı aleyhine ikâme edilen davalarda davacının ödemekle yükümlü olduğu tüm meblağlar için davalıların davacıyı tazmin etmesi gerektiği hususundaki kararı yakınma konusu yapılmaktadır. Bu durumda öncelikle Alt Mahkemenin de bulgu- yaptığı gibi mevcut koşula bağlı olan poliçenin yazılı koşullardan sözlü olarak ya da davranışlarla feragat edilip edilemiyeceğinin incelenmesi gerekir.
Merchantile Bank of Sydney v Taylor (1893) A.C. 317'de şu görüşe yer verilmektedir:
"The general r-ule is that when a transaction has been reduced to, or recorded in, writings either by requirement of the law, or agreement of the parties, extrinsic evidence is, in general inadmissible to contradict vary, add to or subract from the terms of the document.-"
Union Insuranca Society of Canton Ltd. v. Geroge Wills X Co. (1916) I.A.C. 281'de s. 288'de ise şu görüşe yer verilmektedir:-
"The cardinal rule is that the intention of the parties as expressed by their words must prevail. The intention of the parties must be gathered from the language of the contract, the subject - matter, and the circumstances in existence at the time it wa-s made."
Bu istinafa konu davada emare olan poliçeden de görülebileceği ve Alt Mahkemenin de bulgu yaptığı gibi konu poliçenin davaya konu kazayı kapsayabilmesi için davacının 21 No'lu endorsmanda belirtilen koşullara uyması gerekiyordu. Kaza günü konu 2-1 No'lu endorsmandaki koşullar yerine getirilmediğine göre de Alt Mahkemenin bulgu yaptığı gibi ortada konu kazayı kapsayacak şekilde bir sigorta poliçesi mevcut değildi. Taraflar arasında varılan anlaşma uyarınca ortada konu kazayı kapsayacak şekilde bir -sigorta poliçesi olmadığına göre de davalıların davacıya kazadan sonra poliçenin kazayı kapsmadığını söylemeyrek suskun kalmaları ya da onu savunmasını avukatları vasıtası ile üstlenmiş olmaları şeklindeki davranışları ile mevcut poliçenin kapsamadığı bir -kazayı kapsar şekilde yorumlayıp poliçeye mevcut olmayan bir koşul eklemek olası değildir.
Aleyhine istinaf edilenin avukatı istinafın duruşması esnasında Showcross on Motor Insurance, 2'nci baskı, sayfa 691'den "Loss of Right to Repudiate by Estoppel, w-aiver or election" başlığı altındaki bir pasaja atıfla sigorta edenin sigorta edilenin zararına hareket eden bir davranışı olursa muafiyet maddesine dayanmaktan feragat etmiş sayılacağını ileri sürmüştür.
Aleyhine istinaf edilenin atıfta bulunduğu pasajd-a şöyledir:
"Part 10 - Loss of Right to Repudiate By Estoppel
Waiver or Election
In certain circumsatnces insurers have been precluded from establishing their right to repudiate an assured's claim to be indemnified under a policy of motor insurance by t-he operation of the doctrines of estoppel, waiver or election. In order to understand fully the cases in which this has happened, it is necessary to explain shortly the principles on which these doctrines are based.
1. Estoppel arises when a person is not- alowed to alege the untruth of a certain statement of fact, whether in relity it be true or not. Estoppel is not a cause of action, a fact which cannot be too strongly stressed, for much confusion has arisen owing to this basic principle being overlooked.- "Estoppel is only a rule of evidence. You cannot found an action upon it."
Ot the three types of estoppel, the third and most common type is estoppel in pair, more commonly knpwn as estoppel by representation. This is the only kind of estoppel with whic-h it is necessary to deal in this work. It is arises where
The party against whom it is set up has by statement or conduct made a represenatation as to a matter of fact with the actual or apparent intention that the partyy to whom it is made shall act upon- it;
The party to whom the representation is made is induced to act, and does act upon it;
The party so induced and acting acts to hs detriment.
Where these conditions are co-existent, the party who has made the representation is precluded from denying th-e truth of that representation as against the persons who were intended to act and have acted upon it. Lastly, estoppel, if established, may assist a plaintiff in enforcing a cause of action by preventing a defendant from denying the existence of some fact- essential to establish the cause of action, or (to put it another way) by preventing a defendant from asserting the existence of some fact, the existence of which would destroy the cause of action.
2. Waiver, on the other hand, is wholly distinct from es-toppel. Waiver is contractual, and may constitute a cause of action. It is an agreement to release or not to assert a right. If an agent, for instance, with authority to make such an agreement on behalf of his principal,- agrees to waive his principal's rights, then (subject to any other question such as consideration) the principal will be bound, but he will be bound by contract, not by estoppel. There is no such thing as estoppel by waiver."
Alıntı yapılan pasajın içer-iğinden de görülebileeği gibi alıntıda söylenenlerin uygulanabilmesi için öncelikle ortada dava konusu kazayı kaspayan geçerli bir sigorta poliçesinin varolması gerekir. Halbuki Alt Mahkeme bulgusuna göre bu istinafa konu kazada, kaza tarihinde, meydana ge-len kazayı kaspayan geçerli bir sigorta poliçesi mevcut değildir. Ortada geçerli bir poliçe olmadığına göre de atıfta bulunulan pasajda belirtilen hususların bu istinafı karara bağlamada bir etkisi yoktur.
Bu nedenlerle Alt Mahkemenin aktedilen davaya ko-nan poliçe nedeni ile davacının 0R0314R plâkalı otobüsü ile yaptığı kazadan dolayı davacı aleyhine otobüs yolcuları tarafından, yaralanma ve ölüm nedeni ile, ikâme edilen davalarda davacının hukuken ödemekle yükümlü olduğu tüm meblağlar için davalıların da-vacıyı tazmin etmelerine ilişkin kararı hatalıdır.
Bu durumda istinafın kabul edilerek bu kararın iptâli gerekir. Bu nokta üzerinde varılan kanaat ışığında davalıların sair istinaf sebeplerine değinmeye gerek kalmamıştır.
Sonuç olarak istinaf kabul edi-lerek Alt Mahkemenin davalılar aleyhine vermiş olduğu hüküm iptâl edilir.
Masraflarla ilgili herhangi bir emir verilmez.
(Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak) (Özkan Tunçağ)
Yargıç - Yargıç Yargıç
13 Nisan 1992
Full & Egal Universal Law Academy