-D.16/80 Yargıtay/Hukuk 18/80
(Dava No. 145/79; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Salih S. Dayıağlu,
Niyazi F. Korkut.
-İstinaf eden: 1. Nefize Küfi, Lefkoşa.
2. Emine Küfi, Lefkoşa.
3. Hüseyin Küfi, Lefkoşa.
(Davalılar)
ile -
Aleyhine istinaf edilen: Dr. Salih Ramadan (Rana Ramadan'ın
kanuni vekili sıfatıyle), Lefkoş-a.
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler namına: Hasan Hasipoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ümit A. Özdil.
Tahliye - İşyerinin tahliyesi - İcar mukavelesinin sona ermesine rağmen- işyerinin müstecir tarafından işgal edilmesi - Kanuni müstecirin tanımı - 18/73 sayılı 1973 Kira (Kontrol) (Geçici Hükümler) Yasasının 2. maddesi - Ölen kiracının eşinin dükkânın kanuni müsteciri olup olmadığı tartışması - İlk Mahkemenin Fasıl 86'ya göre -ölen kiracının eşinin işyerinin kanuni kiracısı sayılamıyacağı nedeniyle tahliye emri vermesi.
İstinaf - Davalıların mütecaviz olarak işyerini işgal etmediklerine ve İlk Mahkemenin kendilerini mütecaviz saymasının hatalı olduğuna ilişkin istinafları - Dav-acının İlk Mahkemenin ara kâr miktarını tesbit ederken hata ettiğine ilişkin mukabil istinafı - Yargıtayın 18/73 sayılı yasa altında Davalı 1'in kanuni kiracı olduğu kanaatine varması.
Yorum - Yasaların yorumu - Sözcüklere alelâde alışılmış manaları veril-diğinde abes bir netice ortaya çıkar veya yasanın diğer maddeleri ile çelişki doğacak olursa farklı bir mana verilebilmesi.
Ara kâr (mesne profits).
Olay: Davacı dükkânını bir yıl süre ile Küfi Hüseyin isimli şahsa
kiraladı. Küfi Hüseyin kira süresinin- sona ermesinden sonra
dükkânı kullanmaya devam etti ve 9 yıl snnra öldüğü zamarı eşi ve çocukları aynı dükkânı kullanmaya başladılar. Davacı, Küfi Hüseyin'in eşi ve çocuklarının mütecaviz olduklarını öne sürerek aleyhlerîne tahliye davası açtı. Dava1ılar- müdafaalarında dükkânın kanuni müsteciri olduklarını iddia ettiler.
İlk Mahkeme Davalıların mütecaviz oldukları kanaatine vararak dükkânın tahliyesi ile ara kâr öderımesi için emir verdi.
Davalılar, İlk Mahkemenin kendilerini kanuni müstecir değil de mü-tecaviz saymakla ve tahliye emri vermekle hata ettiğini ileri sürerek istinaf ettiler.
Davacı ise İlk Mahkemenin yeterli ara kâr tespit etmediğini ileri sürerek mukabil istinaf dosyaladı.
SONUÇ: Yargıtay çoğunluk kararında Fasıl 86 Kira (Kontrol) Yasasın-ın kiracı tanımına kiracının öldüğü tarihte birlikte oturan eşinin de dahil olduğunu ancak bir Yüksek Mahkeme kararına göre işyerlerinde ölen ksşinin eşinin kiracı olamayacağını belirtti. 1961 Kira Kontrol (İşyerleri) Yasasına göre ayırım yapmadan hem işye-rlerinde hem konutlarda ölen kiracının eşinin kiracı tanımına dahil edildiğini dikkate alan çoğunluk karar Küfi Hüseyin'in eşinin kanuni kiracı olduğu sonucuna vardı ve tahliye emrini iptal etti.
Azınlık kararı ise ölen bir kiracının eşinin konutlarda ki-racı tanımına dahil olduğunu, işyerlerinde ise olmadığını belirtti. 17/61 sayılı Kira (Kontrol) (İş Binaları) Yasasının ölen kiracının eşini kiracı tanımına dahil ettiğini ancak bu yasanın daha sonra yürülükten kalktığını dikkate alan azınlık kararı kiracı-nın eşinin işyerlerinde kiracı olamıyacağını görüşünü savundu.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1-Schiza and Another v. Gavrias and Others 21 C.L.R. p.177 at 178.
2- Webb v. Outrim (1907) A.C- 81 at 89.
Committee of London Clearing Bankers v. Cnmmis-sioners of Inland
Revenue (1896) 1 Q.B. 22 at p.227.
Grey v. Rearson (1857) 6 H.L. Cas. 61, sayfa 106.
Cramas Properties Ltd. v. Connanght Fur Triminings Ltd.
(1962) 2 All E.R. s.382.
H Ü K Ü M
Şakir Sıdkı İlkay : İşbu istinaf Lefkoşa Kaza M-ahkemesinin müstenifler aleyhine verdiği bir tahliye kararından yapılmıştır.
Aleyhine istinaf edilen davacının vekili bulunduğu Rana Ramadan Lefkoşa'da Müftü Ziyai Efendi Sokak No.6'daki bir dükkânın sahibidir. Rana Ramadan bu dükkânı 1973'de ölen babası-ndan tevarüs etti. Bu dükkân 1969'da yazılı bir mukavele tahtında 1.7.1969'daıı 1.7.1970'e kadar bir yıl için Küfi Hüseyin isimli birine kiralandı. İcar mukavelesinin sona ermesinden sonra da Küfi Hüseyin dükkânı kanuni müstecir olarak işgal etmeye devam e-tti. Küfi Hüseyin bu dükkânı ölüm tarihi olan Ağustos I978'e kadar temizleyici dükkânı olarak kullandı ve ölümünden önce davacıya ayda TL700.- kira ödemekte idi. Küfi Hüseyin'in ölümünden sonra temizleyici dükkânını müstenif davalılar çalıştırmaya başladıl-ar. 1. müstenif müteveffanın eşi, 2 ve 3. müstenifler de çocuklarıdır. Mahkeme huzurundaki şahadete göre l. müstenif ta başlangıçtan kocası ölünceye değin dükkânda çalışmakta ve kocasına yardım etmekte idi.
Küfi Hüseyin'in ölümünden sonra aleyhine istinaf- edilen davacı davalılardan kira kabul etmedi ve mütecaviz olduklarını iddia ederek dükkânı tahliye etmelerini istedi ve bu hususta kendilerine 15.9.1978 tarihli yazılı bir ihbar gönderdi. Müstenif davalılar davacının bu isteğine uymadılar.
Aleyhine istina-f edilen davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesi huzurunda açtığı davada müstenif davalıların dükkânı mütecaviz olarak işgal ettiklerini ileri sürdü ve dükkânı tahliye etmelerini ve edinceye değin de ara kâr (mesne profits) ödemelerini istedi. Müstenifler ise dosyal-adıkları müdafaa takririnde l. müstenifin mezkûr dükkânın kanuni müsteciri bulunduğunu ve bu nedenle dükkânı mütecaviz olarak işgal etmediklerini iddia ettiler.
Davayı dinleyen Lefkoşa Kaza Mahkemesi müstenif davalıların mütecaviz oldukları kanaatına vard-ı ve dükkânı üç ay zarfında tahliye etmeleri ve 1.8.1979'dan itibaren de davacıya ara kâr olarak ayda TL700.- ödemeleri hususunda hüküm ve emir verdi. Müstenifler işbu hükümden istinaf ettiler ve Bidayet Mahkemesinin l. müstenifi veya müstenifleri kanuni m-üstecir değil de mütecaviz saymakla ve dükkânı tahliye etrnelerini emretmekle hata ettiğini ileri sürdüler. Aleyhine istinaf edilen davacı da bir mukabil istinaf ihbarnamesi dosyalayarak Bidayet Mahkemesinin aylık ara kâr miktarını KL45.- yerine TL700.- ol-arak tesbit etmekle hata ettiğini ileri sürdü.
İlkin istinafı incelemeyi uygun gördüm.
18/73 sayılı 1973 Kira (Kontrol) (Geçici Hükümler) Yasasının 2. maddesinde ' müstecir' şöyle tanımlanmıştır:
" ' Müstecir', mevcut bîr kira münasebeti dolayısıyle bir g-ayrimenkul malın müstecirini ifade eder; ve
(i) Kanuni müsteciri,
(ii) Herhangi bir müstecirin veya asli müstecirden veya
müstecirin müstercirinden hak elde etmiş herhangi bir
şahsı,
(iii) Ölümü zamanında kendis-i ile birlikte ikamet eden
müstecirin dul karısı veya dul karı bırakmadığı veya müstecirin kadın olduğu hallerde müstecirin ölümüne tekaddüm eden en az altı ay müddetle müstecir ile birlikte ikamet eden müstecirin ailesinden bir ferdi,
ihtiva eder-."
Müstecirin yasadaki tanımı yukarıdaki gibi olduğuna göre tezekkür edilip karara bağlanması gereken husus ölen kiracının eşi olan I. müstenifin konu dükkânın kanuni müsteciri sayılıp sayılamayacağıdır. Ölen bir kiracının eşinin bir iş yerinin kanuni kir-acısı sayılıp sayılamayacağı ise yasadaki tanımın ilgili kısmının yormuna bağlıdır. Sıhhatlı bir yorum yapılabilmesi için 18(1973 sayılı Yasasından önceki durumun ne olduğunun bilinmesi gerekir.
1954'de geçirilen Fasıl 86, Kira (Kontrol) Yasası 31.12.1958-'e kadar gerek evlere gerekse iş yerlerine şamildi ve bu Yasada da müstecirin tanımı 18/1973 sayılı Yasasındakinin ayna idi. Fasıl 86, Kira (Kontrol) Yasasının iş yerlerine de şamil olduğu 1956 yılında zamanın Yüksek Mahkemesi "ikamet" kelimesinin bir iş y-erinde değil de bir evde ikamet anlamına gittiğini ve ihtilaf konusu yerden başka bir yerde ikamet eden bir eşin kocasının ölümünden sonra onun iş için kanuni kiracı olarak işgal etmiş olduğu bir yeri işgal etmeye hakkı olmadığına karar verdi.- Gör: Schiza- and Another v. Gaviras and Others 21 C.L.R. p.177 at 178.
Fasıl 86, Kira (Kontrol) Yasası, daha önce de belirtildiği gibi, evlere olduğu gibi işyelerine de şamildi. Mamafih, Yasanın 3(2) maddesi uyarınca 30.12.1958'de Resmi Gazete'de yayınlanan bir bild-iri ile iş yerleri 1.1.1959'dan itibaren Yasanın kapsamından muaf tutuldu. Daha sonra geçirilen 17/1961 sayılı Kira (Kontrol) (İş Binaları) Yasası ile iş yerleri de kontrola tabi tutuldu. Bu Yasada da müstecirin tanımı Fasıl 86'dakinin aynı idi. Böylelikle- iş yerleri müsteciri tanımına müstecirin öldüğü tarihte birlikte oturduğu eşi de dahil edildi ve bu nedenle Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra dul bir eş ölen kocasının kanuni müsteciri bulunduğu bir iş yerini kanuni müstecir olarak işgal etmek hakk-ına sahip oldu.
18/1973 sayılı Kira Yasasında müstecirin tanımı değişmemiş olmakla beraber 18. maddesi uyarınca Yasa yürürlükte bulunduğu sürece 17/1961 sayılı Kira (Kontrol) (İş Binaları) Yasası hükümlerinin uygulanması durduruldu veya diğer bir deyimle -sözü edilen süre için yürürlükten kaldırıldı. 17/196I sayılı Kira (Kontrol) (İş Binaları) Yasası yürürlükten kaldırıldığına göre bu noktada kanuni durumun Fasıl 86'dakinin aynı olması gerekir.
Bidayet Mahkemesi bu hususta hükmünde şöyle demiştir:
"Konu il-e ilgili her üç yasada da kiracı tanımı aynıdır. Yani kiracının öldüğü tarihte birlikte oturan eşi kiracı tanımına dahildir. Bu tanımın sadeca oturmakta oldukları ev anlamına geldiğini, Mihalakis v. Paris davasında görüyoruz. İş Binaları için yapılmış bir -yasaya aynı tanımı koymak ölen kiracının eşine iş yerinde de kiracı sıfatı kazandırmıştır. İş Binaları ile ilgili yasanın yürürlükten kalkmasıyle eski duruma dönmekten başka olanak yoktur. Açıkça iptal edilmiş bir yasanını böyle bir hükmünü yorum yoluyla a-yakta tutmaya olanak yoktur. 1961 İş Yerleri Yasası diğer yasalardaki tanımın aynını yapmakla kiracının ölen eşine iş yerlerinde de kiracılık sıfatını kazandırmıştır. Eşe iş verlerinde kiracılık sıfatının kazandırılmasına neden ayrı bîr işyerleri yasasının- yapılmasından başka bir şey değiledir ve bu yasanın yürürlükten kalkmasından sonra eşe iş yerlerinde kiracılık slfatı tanıyacak başka bir neden yoktur."
Bidayet Mahkemesinin bu görüşü ile hemfikirim. 17/1961 ile 18/1973 sayılı Yasalarda müstecirin tanımı- aynı olduğuna göre dul bir eşin niçin, 18/l973 sayılı Yasa altında, koşullar uygun olduğu takdirde, ölen kocasının iş yerinin müsteciri sayılamayacağı sorusu akla gelebilir. Buna verilecek kısa asıl 86'da da müstecir tanımının aynı olduğu ve o yasa altınd-a dul bir eşin ölen kocasının iş yerinin kanuni müsteciri sayılmamış olduğudur. Bidayet Mahkemesinin de belirttiği gibi 'eşe iş yerlerinde kiracllık sıfatının kazandırılmasına neden ayrı bir iş yerleri yasasının yapılmasından başka bir şey değildir ve bu y-asanın yürürlükten kalkmasından sonra eşe iş yerlerinde kiracılık sıfatı tanıyacak başka bir neden yoktur.
18/1973 sayılı Yasa ile Fasıl 86'nın da uygulanması durdurulmuştur. Mamafih 17/1961 sayılı Yasa kaldırılmlş ve yürürlükte ayrı bir iş yerleri yasası- bulunmadığına göre 18/1973 altındaki dururrı 31.12.1958 den önce Fasıl 86 altındakinin aynıdır. 31.12.1958'den önce ayrı bir iş yerleri yasası mevcut değildi ve Fasıl 86, halen 18/1973'ün olduğu gibi gerek evlere gerekse iş yerlerine şamildi ve o yasa alt-ında dul bir eş ölen kocasının kanuni müsteciri bulundu u bir iş yerini işgal etmek hakkına sahip değildi. Kanun koyucunun daha önceki bir kanunun ne şekilde yorumlandığını ve uygulandığını bilmiş olduğu varsayılır. Bu öyle olduğuna göre de yeni yasada müs-tecirin tanımını Fasıl 86'daki tanıma benzer bir şekilde vaz etmekle kanun koyucunun yeni tanımın eskisine benzer bir ekilde yorumlanı uvgulanmasını istemiş olduğunun kabul edilmesi gerekir. Webb v. Qutrim (1907) A.C. 81 at 89'da Privy Council'ın hükmünü v-eren Earl of Halsbury şöyle demiştir;
"It is quite true, as observed by Griffith C.J., in the above-mentioned case of D'Emden v. Pedder, that: ' When a particular form of legislative enactment, which has received authoriative interpretation, whether by ju-dicial decision or by long course of practice, is adopted in the framing of a later statute, it is a sound rule of constitution to hold that the words so adopted were intended by the Legislature to bear the meaning which has been so put upon them."
Commit-tee of London Clearing Bankers v. Commissioners of Inland Revenue, (l896) 1 Q.B., 22 at p.27 davasında da Writght J. şöyle demiş-tir:
'In construing the words is the present case the Court has a right to look to the surrounding circumstances -to the facts which must have been known to the Legislature when the statute was passed- above all, to the language of the class of statutes o-f which this is one."
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi 1. müstenif konu dükkanın kanuni müateciri sayılamaz.
Şimdi de mukabil istinafın incelenmesi gerekir.
Konu dükkân müteveffa Küfi Hüseyin'e kiralandığında icar bedeli ayda KL6.- idi. Bu mikt-ar sonradan artırılmış ve Mayıs 1978'den itibaren öldüğü tarihe kadar müteveffa tarafından aleyhine istinaf edilen davacıya kira olarak ayda TL700.- ödenmekte idi.
Aleyhine istinaf edilen davacının çağırdığı 2. şahit Mahkemeye verdiği şahadette o bölgede -en düşük kiranın KL3O.- olduğunu, konu dükkânın normal kirasının ise TL3000.-'dan aşağı olmaması gerektiğini söyledi.
Bidayet Mahkemesi ara kâr (mesne profits) olarak davalıların davacıya ayda KL700.- ödemesini emrederken müteveffanın ölümünden önce anlaş-ma sonucu bu miktarın ödenmekte olduğunu göz önünde tuttu. Bidayet Mahkemesi bu miktarın ödenmesini emretmekle davacının çağırdığı 2. şahidin konu dükkânın normal kirası ile ilgili olarak yaptığı değerlendirmeyi ve verdiği şahadeti kabul etmemiş olmalıdır.- Bidayet Mahkemesi bu şahadeti niçin kabul etmediğini hükmünde açıkça belirtmemiş olmakla beraber konu dükkânın yıkılmak üzere ve tehlikeli bir durumda olduğuna dair davacının vermiş olduğu şahadeti göz önünde bulundurmuş dlduğu anlaşılmaktadır.
Mesele il-e ilgili tüm ahval ve şerait muvacehesinde Bidayet Mahkemesinin tesbit ettiği ara kâr miktarına müdahale etmemizin doğru olmayacağı kanısına vardım.
Sonuç olarak gerek istinafın gerekse mukabil istinafın reddedilmesi ve masraflarla ilgili herhangi bir emi-r verilmemesi gerektiği görüşündeyim.
Salih S. Dayıoğlu: Sayın Yargıç Niyazi F. Korkut'un hükmünü daha önce okuma fırsatını buldum. Sayın Korkut'un serdettiği görüş ve vardığı sonuçla hemfikirim.
Niyazi F. Korkut: Bu davanın Alt Mahkemede geçirdiği evre-ler ile dava ile ilgili olgular Sayın Yargıç Şakir Sıtkı İlkay'ın verdiği hükümde belirtildiği cihetle bunları yinelemekte yarar görmüyorum. Olgular ile ilgili olarak sadece bir hususa değinmeyi uygun gördüm. Davalılar tarafından dosyalanan müdafaada daval-ı l'in evlendikleri günden ölümüne dek kocası Küfi Hüseyin ile beraber yaşadiğı savı ileri sürülmüş ve davada davalı 1'in bu yöndeki şahadeti istintaka tabi tutulmamıştır.
Bu istinafta karara bağlanması gereken konu:
İstinaf edenlerden davalı 1'in kanuni- kiracı olup olmadığı ve davalı 1'in kanuni kiracı olmadığı kanaatına varılıması halinde de mukabil istinaf konusu olan ara kâr'a ililşkin Alt Mahkemenin bulgusunda hata edip etmediği hususudur.
Fasıl 86 Kira (Kontrol) Yasasındaki kiracı tanımına kiracını-n öldüğü tarihte birlikte oturan eşi de dahildir. Aynı yasada kiracınn tanımlamasında geçen "premises" sözcüğünün de tanımlaması yapılıp bu sözcüğün ikâmetgah ve işyerlerini içerdiği belirtilmekle beraber 21 C.L.R. s.177'de Mihalakis v. Paris davasında o z-amanın Yüksek Mahkemesi bir kiracı öldüğü zaman karısının oturmakta oldukları evin kiracısı sıfatını kazandığı fakat oturmadıkları yerlerin örneğin işyerlerinin kiracısı olmadığına karar verdi. Bu kararın verildiği günden bugüne dek yasaların durunmu değiş-tirmiş olduğu ve yukarıda değinilen kararın önümüzdeki davada etkisi olamayacağı cihetle o zaman vsrilen kararın doğru olup olmadığını burada eleştirmeğe gerek görmüyorum.
Fasıl 86'nın iş binalarına uygulanmasının Resmi Gazetede yayınlanan bir emirname il-e 30.12.1958 tarihinden itibaren durdurulması nedeni ile Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmasından sonra 1961 Kira (Kontrol) (İş Yeleri) Yasası geçirilerek işyerleri için kiracı tanımının kiracının öldüğü tarihte birlikte oturan eşini de içermesini yasal olanak sağ-lamıştır. Bu durumda 17/61 sayılı Kira (Kontrol) (İş Yeleri) Yasası yürürlüğe girdiği tarihten sonra ölen bir kiracının öldüğü tarihte kendisi iie birlikte oturan eşi hem oturdukları evin hem de işyerlerinin kiracısı sıfatını kazanmış oldu.
Daha sonra kab-ul edilen 18/73 sayılı Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Kuralının l8. maddesi gerek Fasıl 86 ve gerekse 17/61 sayılı Yasaların uygulanmasını durdurarak 18/73 sayılı Yasa konu iki yasanın yerini almıştır. Bu nedenle yorumlanması gereken bir yasa varsa o da 18-/73 sayılı Yasadır. Adı edilen yasa eski yasaların uygulanmasını durdurduğuna göre eski yasalar ve onlara dayanılarak verilen kararlara bağlanmağa gerek yoktur.
18/73 sayılı Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Kuralının 2. maddesinde "gayrimenkul mal" tanımlam-ası şöyledir:
"Gayrimenkul mal", kira münasebetine konu teşkil eden ve ikametgâh, iş yeri ve zirai maksatlar dışında herhangi bir maksat için tasarruf edilen gayrimenkul malı ifade eder.
Ancak, savunma maksatları için kullanılan ve iş binası veya ikamet-gah dışındaki gayrimenkul mallar bu Kural hükümleri kapsamına girmez.
Madde 2.'de müstecirin tanımlanması ise şöyledir:
"Müstecir", mevcut bir kira münasebeti dolayısıyle bir gayrimenkul malını müstecirini ifade eder; ve
(i) Kanuni müsteciri,
- (ii)Herhangi bir müstecirin müstecirini veya asli
müstecirden hak elde etmiş herhangi bir şahsı,
(iii)Ölümü zamanında kendisi ile birlikte ikamet eden
müstecirin dul karısı veya dul karı bırakmadığı veya
müstecirin ka-dın olduğu hallerde müstecirin ölümüne
tekaddüm eden en az altı ay müddetle müstecir ile
birlikte ikamet eden müstecirin ailesinden bir ferdi
ihtiva eder."
Yasaların tefsiri belli başlı bazı kurallara göre yapılmaktadır. Tefsir kural-larından en önemlilerinden biri yasalarda kullanıları sözcüklere bunların alelâde, alışılmış manalarının verilmesine ilişkindir. Yorumu yapılması istenen sözcüğe alelâde alışılmış manaları verildiğinde abes bir netice ortaya çıkar ya da yasanın diğer madde-leri ile bir çelişki doğacak olursa ancak o zaman o abes manayı ya da çelişkiyi bertaraf etmek için sözcüklere kendi alelâde ya da alışılmış manalardan farklı bir mana verilir.
Bu ilke Grey v. Rearson (1857) 6 H.L. Cas.6l, sayfa 106'da şöyle izah edilmekt-edir:
"In construing wills and, indeed, statutes and all written instruments, the grammatical arid ordinary sense of the words is to be adhered to, unless that would lead to some absurdity, or some repugnancy or inconsistency with the rest of the instrume-nt, in which case the grammatical and ordinary sense of the words may be modified so as to avoid that absurdity and inconsistency, but not further."
99/78 sayılı Yüksek İdare Mahkemesi davasında da aynı ilke benimsenerek şöyle denmektedir:
"Tefsir kurall-arına göre bir yasa veya maddeyi tefsir ederken o yasa veya maddede yer alan sözcüklere ilkin basit lugâti anlamının verilmesi gereklidir. Yasa veya maddede yer alan sözcüklere basit ve lugâti anlamı verildiği takdirde bir anlam çıkarsa veya çıkan anlam sa-çma veya gülünç değilse o takdirde çıkacak mana makul, adil, keyfi vcya uygunsuz olup olmadığına bakılmaksızın Mahkemeler ilgili yasa veya maddeyi olduğu gibi uygulamakla zorunludurlar."
Bu ilkeyi benimseyen Yüksek İdare Mahkemesi:
Ornamental Woodwork -Co. v. Brown (1863) 2 H.C.63
(ii) May v. G.W.Ry. (1873) 41 L.J. Q.B.104; ve
(iii) Biffin v. Yorke (1843) 5 M and Gr.428
davalarına atıfta bulunmuştur.
1962 2 All E.R. s.382'de yayınlanan Cramas Properties Ltd. v. Connanght Fur Triminings Ltd. davasında a-ynı ilke benimsenerek s.385'de şöyle denmektedir-
"One must always remember that the object in construing any statory provision is to discover the intention of Parliament and that there is an even stronger presumption that Parliament does not intent an un-reasonable or irrationâl result. Of course we must go by the words of the Act....... and, if they are capable only of one meaning, then we must take that meaning however irrational the result."
Yukarıda atıfta bulunulan davalarda saptanan ilkelere göre 18-/73 sayılı Yasada madde 2'de tanımlaması yapılan müstecir sözcüğüne alelâde alışılmış lûgati manasını verdiğimizde ortaya abes bir netice çıkmadığı gibi yasanın diğer maddeleri ile bir çelişki de söz konusu değildir. Bu durumda Yasadaki müstecir sözcüğünün- makul, adil, keyfi ya da uygunsuz olup olmadığına bakılmaksızın olduğu gibi uygulanması zorunludur.
Alt Mahkeme bu sonuca varacağına 18/73 sayılı Yasanın uygulanmasını durdurduğu Fasıl 86'nın yürürlükte olduğu bir devrede verilen bir karara dayanarak ist-inaf edenlerin işgalci olduklarına karar vermekle hataya düşmüştür.
Davalı 1'in 18/73 sayılı Yasadaki müstecir tanımlamasına giren bir kişi olduğuna hiçbir kuşkum yoktur. Davalı 1 bu kapsama girdiğine göre de işgalci olduğu söylenemez ve davalıların aleyh-ine tahliye hükmü verilmemesi gerekirdi ve bu nedenle Alt Mahkemenin davalıları işgalci oldukları gerekçesi ile dava konusu dükkânı tahliye etmelerine ilişkin vermiş olduğu hükmün iptali gerekir.
İstinaf edenler istinaflarında başarılı oldukları ve istina-f eden davalı 1'in 18/73 sayılı Yasanın kapsamına giren bir müstecir olduğu kanaatına varıldıktan sonra mukabil istinafın da ileri gitmesi söz konusu olamaz.
Davanın tüm olguları nazarı dikkate alındığında masraflarla ilgili herhangi bir emir vermenin uyg-un olmayacağı görüşündeyim.
Şakir Sıdkı İlkay: Sonuç olarak istinaf, oyçokluğu ile, kabul edilir ve Bidayet Mahkemesinin aleyhine istinaf edilen davacı Iehine verdiği hüküm ve emir iptal edilir.
Mukabil istinaf reddolunur.
İstinaf ve mukabil istinaf- masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmez.
(Şakir Sıdkı İlkay)(Salih S. Dayıoğlu)(Niyazi F. Korkut) Yargıç Yargıç Yarıç
12 Haziran 1980
Full & Egal Universal Law Academy