-D.1/96 Yargıtay/Hukuk 19/93
(İstida İstinaf No: 3/90; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Metin A. Hakkı, Nevvar Nolan
İstinaf eden: Ali Erdal Os-man, Lefkoşa
(Müstedaaleyh (1) )
ile
Aleyhine istinaf edilenler: 1. Behçet Oldaçay, Lefkoşa
2. Şaziye Behçet Oldaçay, Lefkoşa
- (Müstediler)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Tahir Seroydaş
Aleyhine istinaf edilenler namına: Avukat Oktay Feridun
Etkilenen taraf Tapu v-e Kadastro Dairesi Müdürlüğü namına:
Kıdemli Savcı Müjgan Irkad
K A R A R
Celâl Karabacak: Önümüzdeki istinaf, Müstedaaleyh (1) tarafından dosyalanmış olup Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürnün geçit hakkının iptali yönünde aldığı karar aleyhine Müstediler-e 3/90 sayılı İstida İstinaf altında yapılan ve tam kadrolu Lefkoşa Kaza Mahkemesinin öncelikle dinlenip Müdürün geçici iptal etme yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle Müstedilerin İstida İstinafını kabul ederek konu kararı iptal eden hükmüne karşı yapılmıştır-.
İstinaftaki ihtilâfsız olgular aşağıdaki gibi özetlenebilir:
İstinaf eden (Müstedaaleyh (1) ) Ali Erdal Osman, Lefkoşa'da, İbrahim Paşa Mahallesinde, Ada C, Pafta/Harita XXI/46.2.IV'de görülen Parsel 19'un kayıtlı mal sahibi Gayem Elektronik Ltd'in D-irektörü sıfatıyle Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürlüğüne müracaat ederek konu taşınmaz mal üzerinde Parsel 17 lehine bir geçit hakkı bulunduğunu, Parsel 17 ve 18'in Parsel 340 altında birleştirilmesi sonucu anayola cephe kazandığından mal sahiplerinin artık- konu geçide ihtiyaçları kalmadığını ve bu nedenle söz konusu geçidin 7/1978 sayılı Yasa ile tadil olunan Fasıl 224 Taşınmaz Mal (Tasarruf, Kayıt ve Kıymet Takdiri) Yasasının 11A(5) maddesi gereğince iptal edilmesini talep etmiştir.
Tapu ve Kadastro Dair-esi Müdürü bu talep üzerine konuyu incelemiş ve bazı işlemleri müteakip söz konusu Yasanın 11.A(5) maddesi altında geçit hakkını iptal ederek bu kararını 31.5.1990 tarih ve TK.13/76/5 Lefkoşa D.222/90 sayılı yazı ile Parsel 340'ın mal sahipleri olan Müsted-ilere (aleyhine istinaf edilenlere) bildirmiştir.
Bunu öğrenen Müstediler ise, 11.6.1990 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde Müstedaaleyh (1) Ali Erdal Osman ve Müstedaaleyh (2) Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürlüğü aleyhine 3/90 sayılı İstida İstinafı dosy-alamış ve Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürünce alınan konu kararın hatalı ve/veya yasalara aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini talep etmişlerdir.
Müstedilerin sözkonusu İstida İstinafı, 7/1978 sayılı Değişiklik Yasası ile tadil edilen 224 Taşınmaz Mal (-Tasarruf, Kayıt ve Kıymet Takdiri) Yasasının 11, 11.A, 61 ve 80. maddeleri ile konu Yasa altında yapılan nizamname ve ilgili diğer yasa, tüzük ve içtihatlara dayanmakta olup Müstedi (1)'in yemin varakası ile de desteklenmektedir.
Müstedi (1) konu yemin v-arakasında, diğer şeyler meyanında, Lefkoşa'da, İbrahim Paşa Mahallesinde Pafta/Harita XXI/46.2.IV'de görülen ve Parsel 340 olup 762 no'lu koçan altında tarifi yapılan taşınmaz malın eşi Müstedi (2) ile birlikte eşit oranda kayıtlı mal sahibi olduklarını, -bu taşınmaz malın Parsel 19 üzerinden geçit hakkı bulunduğunu, bu hakkın 7/1978 sayılı Yasanın yürülüğe girmesinden çok önce iktisap edilerek 30 yıldan fazla bir süreden beri taşınmaz mala bağlı muktesep bir hak olup son zamanlara kadar kullanıldığını, bu -geçit hakkı için tazminat ödenip ödenmediğinin meselede önem taşımadığını, bu hakkın çok eski ve alelade geçit hakkından farklı bir hak olmasına rağmen Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürünün bunu değiştirilmiş şekliyle Fasıl 224'ün 11.A(5) maddesine dayanarak -iptal ettiğini, konu maddenin ise Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürüne böyle bir yetki vermediğini, ilgili geçidi iptal etmeye ancak Yargı Organlarınca karar verilebildiğini iddia etmiş ve tüm bu nedenlerle Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürünce hatalı ve yasalar-a aykırı olarak alınan konu kararın iptal edilmesini talep etmiştir.
İstida İstinafa hem Müstedaaleyh (1), hem de Müstedaaleyh (2) itirazname dosyalamışlar ve konu itiraznameleri Fasıl 224 Taşınmaz Mal (Tasarruf, Kayıt ve Kıymet Takdiri) Yasasına ve bu Y-asanın özellikle 11, 11.A(5), 14, 61 ve 80. maddelerine dayandırmışlardır.
Müstedaaleyhler, itiraznamelerine ekli yemin varakalarında Müstedilerin iddialarını ret ve inkâr ederek 7/1978 sayılı yasa ile tadil edilen Fasıl 224 Taşınmaz Mal (Tasarruf, Kayıt- ve Kıymet Takdiri) Yasasının 11.A(5) maddesinde öngörülenlere göre daha önce verilmiş bulunan geçide ihtiyaç kalmaması halinde bu geçidin iptalinin istenebileceğini, Müstediler şimdi anayola 40 ayak cephe kazandıklarından artık Parsel 19 üzerindeki geçide- ihtiyaçları kalmadığını, Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürünün de belirtilen Yasanın ilgili maddeleri uyarınca konu kararı verdiğini, bu kararın ise doğru ve yasal olduğunu iddia ederek Müstedilerin dosyaladığı istidanın yasal dayanaktan yoksun olduğu nedeni-yle masraflarla reddini talep etmişlerdir.
İstida İstinaf duruşma için Mahkeme huzuruna geldiğinde Müstediler avukatı, sözlü bir müracaatta bulunup 7/1978 sayılı Değişiklik Yasası ile tadil edilen Fasıl 224'ün 11, 11.A, 14, 61 ve 80. maddeleri ile konu Y-asanın diğer herhangi bir maddesinin Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürüne geçit hakkı iptal etme yetkisi vermediğini iddia etmiş ve bu hukuki sorunun bir ön itiraz şeklinde değerlendirilerek ele alınmasını talep etmiştir.
Müstedaaleyhleri temsil eden avuka-t ile Savcı ise konunun dava sonunda karara bağlanabilecğeini belirtmelerine karşın, Kaza Mahkemesi, Emir 27 nizam 1 altındaki takdir yetkisini kullanarak öncelikle bu konunun dinlenmesine geçmiştir.
Tarafları dinleyen Alt Mahkeme, sonuçta konu Yasanın 1-1.A(5) maddesinin, Müstedilerce iddia edildiği gibi, Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürüne bir geçit hakkını iptal etme yetkisi vermediğini, geçit hakkı ciddi bir hak olduğundan yorumla Yasaya getirilemeyeceğini, böyle bir hakkın da ancak Yasa ile ortadan kald-ırılabileceğini belirtmiştir. Alt Mahkeme, ayrıca, yasanın bu konuda hüküm içermediğini, sadece Yasanın 14. maddesinde 11. madde altında elde edilen bir hakkın nasıl ortadan kaldırılabileceğine dair hüküm bulunduğunu, konu Yasa maddeleri özellikle 11.A(5) -maddesi Tapu Müdürüne geçit hakkını iptal etme yetkisi vermediğine göre Müdürün bahse konu Parsel 19 üzerindeki geçit hakkının iptaline karar vermekle açıktan açığa Yasaya aykırı hareket ettiğini ve dolayısıyle bu kararın sıhhat iktisap etmediğinden ortada-n kaldırlması gerketiğini vurgulamış ve neticede İstida İstinafı kabul ederek Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürünün yukarıda referansı verilen kararının iptaline hüküm ve emir vermiştir.
Alt Mahkemenin bu kararına karşı Müstedaaleyh (1) önümüzdeki işbu isti-nafı dosyalamıştır.
İstinafı dinlemeye başlayan Mahkememiz 27.4.1994 tarihinde Alt Mahkemede, Müstedaaleyh (2) olarak bulunan fakat kendisine istinaf ihbarnamesi tebliğ edilmeyen Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürlüğüne istinaf ihbarnamesinin tebliğ edilmesi-ne ve istinafta onları temsilen bulunacak olan Başsavcılığa da söz hakkı tanınmasına direktif vermiştir.
Yukarıda belirtilen direktif soncuunda Tapu ve Kadstro Dairesi Müdürlüğü de istinaftan etkilenebilecek taraf olarak istinafa dahil olmuş ve Başsvcılı-k tarafından temsil edilmiştir.
Dosyalanan istinaf ihbarnamesi 5 istinaf sebebi içermekle birlikte istinaf eden bunları 2 ana başlık altında toplamıştır. Şöyle ki:
(1) Alt Mahkeme, lâyihalarda ileri sürülmeyen bir hususu, diğer bir ifade ile hukuki bir- itirazı öncelikle ele alıp incelemekle ve bunun sonucunda İstida İstinaf konusu kararı iptal etmekle hata etmiştir.
(2) Alt Mahkeme, Fasıl 224'ün ilgili maddeleri ve özellikle 11.A(5) maddesini yanlış yorumlayarak mevzuatın Tapu ve Kadastro Dairesi Müdü-rüne geçit hakkını iptal etme hak ve yetkisi vermediği, böyle bir yetkinin yorum ile de Yasaya getirilemeyeceği kanısına vararak Tapu ve Kadstro dairesi Müdürünün Yasaya aykırı bulduğu kararının hiçbir zaman sıhhat iktisap etmediğinden, iptal edilmesine hü-küm ve emir vermekle hatalı hareket etmiştir.
Şimdi de yukarıdaki istinaf sebeplerini sırası ile incelemeye çalışalım.
İstinaf eden (Müstedaaleyh (1) ), 1. başlık altında özetlenen istinaf sebebinde Alt Mahkemenin Müstedaaleyhlerin itirazlarına rağmen- lâyihalarda ileri sürülmeyen bir hukuki itirazı mevzuat ve içtihatlarda belirtilen ilkelere aykırı olarak öncelikle ele alıp sonuçlandırmakla hatalı hareket ettiğini ileri sürmüştür. Mahkemede Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürlüğünü temsil eden Savcı da isti-naf edenin bu konudaki argümanına katılmıştır.
Aleyhine istinaf edilen (Müstediler) ise, söz konusu hukuki itirazın lâyihalarda mevcut olduğunu ve duruşmaya başladığında yaptıkları müracaat üzerine Alt Mahkemenin takdir yetkisini lehlerine kullanrak bu i-tirazı öncelikle ele alıp incelemeyi uygun gördüğünü, kaldı ki itiraz hukuki bir noktaya dayandığı cihetle de herhangi bir safhada ileri sürülebileceğini belirtmiştir.
Bu konuyu kaspayan Hukuk Usulü Muhakemeleri Tüzüğü, Emir 27 nizam 1 aynen şöyledir:
"-Any party shall be entitled to raise by his pleading any point of law, and any point so raised shall be dispossed of by the Court at any stage that may appear to it convenient."
Yukarıda alıntısı yapılan Tüzüğün söz konusu kuralına göz atıldığında, taraf-lardan herhangi birisinin dava ile ilgili olarak verdiği lâyihalarda herhangi bir hukuki sorunu ileri sürme hakkına sahip olduğu ve bu şekilde ileri sürülecek herhangi bir hukuki sorunun davanın Mahkemece uygun görülecek herhangi bir aşamasında ele alınıp -karara bağlanabileceği görülmektedir.
Konu Emir ve nizam Yüksek Mahkemece birçok içtihat kararında ele alınıp incelenmiştir. Örnek vermek gerekirse, The Heirs of the late Theodora Panayi v. The Administrator of Estate of late Stylianos Mandriotis (1963) -2 C.L.R. 167, Yargıtay/Hukuk: 19/85 (D.16/85) ve Yargıtay/Hukuk: 48/88 (D.50/88) gösterilebilir. Yargıtay/Hukuk: 48/88 (D.50/88) sayılı içtihat kararında bu emir ve nizam ile ilgili olarak aşağıdaki görüşlere yer verilmiştir:
"Hukuk Usulü Muhakemeleri Tü-züğündeki Emir 27'nin amacı zaman ve masraf kaybını önlemektir. Bu amaca yönelmek istenmesi halinde dava lâyihalarının kapanmasından makûl bir süre sonra ve her halükarda esas davanın duruşmasından önce harekete geçilmelidir. Yoksa bu meselede yapıldığı gi-bi böyle bir talebin esas davanın duruşma gününe tayin ettirilmesi Emir 27'nin amacına ters düşmektedir. Foti and Others v. Mandriotis and another 1963 2 C.L.R. s.167 davasında işaret edildiği gibi bu tür hukuki itirazlarda ilgili tarafın önceden E. 27 alt-ında harekete geçmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu konuda sözü edilen içtihat kararında sayfa 170'de Mahkeme şunları söyledi:
'We would like to add that in cases where on objection is taken in the defence the interested party must apply to the Court to -have a particular point of law under O>rer 27 formulated and set down for hearing before the sate of trial and he should not wait until the day of trial when all the parties and their witnesses are before the Court, when considerable costs may be incurred.- An application under Order 27 should normally be made on the summons for direction.'
Hemen ilâve etmeliyiz ki Emir 27 altında- hareket edilmemesi itirazlar hakkında karar verilemiyeceği anlamına gelmez. Sadece bu tür itirazlar üzerinde öncelikle veya dava sonunda karar verip vermeme hususu Mahkemelerin takdirlerine kalır."
İstinaf konusu İstida İstinaf ile buna ekli yemin varak-ası incelendiğinde, Müstedilerin, arzu edilir şekilde olmamakla beraber, Fasıl 224 Taşınmaz Mal (Tasarruf ve Kıymet Takdiri) Yasasının 11.A maddesinin Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürüne geçit hakkını iptal etme yetkisi vermediğini iddia ettikleri görülmekte-dir. Lâyihada ileri sürülen ve Yasanın konu maddesinin tefsiri ile ilgili olan bu konunun hukuki bir sorun olduğu açıktır. Bunun Emir 27 nizam 1 altında öncelikle dinlenebilmesi için, Müstedilerin lâyihaların kapanmasını müteakip, her halükarda duruşma gün-ünden önce ve tercihan talimat safhasında harekete geçmeleri gerekirdi. Halbuki, Mudiler talimat safhasında bunu yapmamışlardır. Ancak, bunun yapılmamış olması bu konuda artık karar verilmeyeceği anlamına gelmemekte, sadece itiraz hakkında öncelikle veya d-ava sonunda karar verip vermeme hususu Mahkemenin takdirine kalmaktadır. Nitekim Alt Mahkeme de, duruşma gününde, duruşmaya başlamadan önce, Müstedilerin yaptığı müracaat üzerine diğer tarafların da görüşlerini aldıktan sonra takdir hakkını kullanmış ve ko-nuyu öncelikle ele alıp incelemeyi uygun görmüştür. Meseleyi kökünden halledebilecek olan hukuki sorunun öncelikle ele alınıp sonuçlandırılması, tarafları daha fazla masraftan kurtaracağı gibi, davanın kısa sürede sonuçlanmasına da yardımcı olacaktır. Bu a-çıdan bakıldığında, Alt Mahkemenin konuyu öncelikle ele alıp incelemekle takdir hakkını hatalı kullandığı söylenemez. Bu durumda, Alt Mahkemenin kullanmış olduğu takdir yetkisine müdahale etmeyi uygun görmüyoruz.
Yukarıda söylenenler ışığında 1. istinaf -sebebinin reddolunması gerekmektedir.
2. İstinaf sebebine gelince;
Yukarıda da belirtildiği gibi Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürü geçit hakkını iptal ederken Fasıl 224'ün 11.A(5) maddesine dayanmıştır. Alt Mahkeme ise Fasıl 224'ün 11.A(5) maddesi ile -14. maddesinin geçit hakkını iptal edebilmesi için Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürüne yetki vermediğine, böyle bir yetkinin ise yorumla Yasaya getirilemeyeceğine, böyle bir yetki verilmediğine göre de Müdürce yapılan istida konusu iptalin açıktan açığa Yasa-ya aykırı olduğundan ret ve iptaline hüküm ve emir vermiştir.
Aleyhine istinaf edilenler, konu 11.A maddesinin geçit hakkının iptalinin talep edilebileceğine imkân vermekle beraber, Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürüne böyle bir iptal etme yetkisi vermediği-ni ve Yasada bu hususta bir boşluk bulunduğunu iddia etmektedirler.
Öte yandan istinaf eden, 7/1978 sayılı Yasa ile Fasıl 224 Taşınmaz Mal (Tasarruf, Kayıt ve Kıymet Takdiri) Yasasına eklenen 11.A maddesinin lâfzı ve ruhu ile, Yasa Koyucunun iradesinin T-apu ve Kadastro Dairesi Müdürüne geçit hakkını iptal etme yetkisi verdiğini, esasen amacın da bu olduğunun sarih olduğunu belirtmiş ve eğer Alt Mahkemenin Yasayı ve ilgili hukuki prensipleri doğru olarak değerlendirmiş olsaydı Müdüre ilgili mevzuat altında- geçit hakkını iptal etme yetkisi verildiği sonucuna varacağını ileri sürmüştür.
Başsavcılık da istinaf edenin ileri sürdüğü hususları benimseyip Alt Mahkemenin hatalı olduğunu beyan etmiştir.
3 Şubat 1978 tarihinde yürürlüğe giren 7/1978 sayılı Değişi-klik Yasası, daha evvel yürürlükte olan Fasıl 224'e yeni kural ve düzenlemeler getirmiştir. Bu şekilde konu Yasaya eklenen geçit verme zorunluluğu ile ilgili 11.A maddesinin ilgili kısımları aynen şöyledir:
"11.A(1) Bu yasa kuralalrına bakılmaksızın, bir -taşınmaz malın herhangi bir sebepten dolayı bir kamu yoluna çıkmak için gerekli olan geçitten mahrum olacak şekilde kapalı olamsı, veya mevcut geçidin, bir taşınmaz malın uygun şekilde kullanılması, inkişaf, veya işletilmesi için yeterli olmaması halinde, -o taşınmaz malıns ahibi makûl bir tazminat ödemek koşulu civardaki taşınmaz malalr üzerinden geçit talep etme hakkına sahiptir.
(2) Geçidin yönü ile bunun kullanma hakkının derecesi ve ödenecek tazminat tutarı, tüm ilgililere önceden yapılacak bildirimde-n sonra Müdür tarafından saptanır.
(3) .......................................................................
(4) .....................................................................
(5) Yeni bir geçit açılması veya başka bir sebepten ötürü daha ön-ce verilmiş olan geçide ihtiyaç kalmaması halinde, eski geçidin açıldığı taşınmaz malın sahibi, ödenmiş olan tazminatı iade etmek koşulu ile eski geçidin iptalini talep etmek hakkına sahiptir.
(6) .........................................................-.................
(7) .........................................................................
(8) ........................................................................"
Yukarıda alıntısı yapılan 11.A maddeisnin (1) fıkrasına göre, bir taşınmaz m-alın herhangi bir sebebpten dolayı bir kamu yoluna çıkmak için gerekli olan geçitten mahrum olacak şekilde kapalı olması veya mevcut geçidin bir taşınmaz malın uygun şekilde kullanılması, inkişafı veya işletilmesi için yeterli olmaması halinde, o taşınmaz -malın sahibi olan kişi makul bir tazminat ödemek koşulu ile civardaki taşınmaz mallar üzerinden geçit talep etme hakkına sahiptir. Yine aynı maddenin (2). fıkrasına göre ise, geçidin yönü ile bunun kullanma hakkının derecesi ve ödenecek tazminat tutuarı tü-m ilgililere önceden yapılacak bildirmden sonra Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürü tarafından saptanır.
Görülebileceği gibi, Fasıl 224'e eklenen 7/1978 sayılı Değişiklik Yasasının 11.A maddesi, Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürüne geçidin yönü ile bunun kullan-ma derecesi ve ödenecek tazminat tutarının saptanmasında yetki tanımak suretiyle, geçitle ilgili ihtilafların hallinde dava etmekten daha pratik ve seri bir şekilde bir usul ihdas etmiştir.
Yine aynı maddenin (5). fıkrasına göre, yeni bir geçit açılması -veya başka bir sebepten ötürü daha önce verilmiş bulunan geçide ihtiyaç kalmaması halinde, eski geçidin açıldığı taşınmaz malın sahibi kendisine ödenen tazminatı iade etmek koşulu ile eski geçidin iptalini talep etme hakkına sahiptir. Herhangi bir şahsın, -bu hakkını etkili bir şekilde kullanabilmesi için, iptal yetkisini kullanabilecek bir şahıs veya makamın varolması gerekir. Ancak, konu maddede geçit hakkını iptal etme yetkisinin kime verildiği sarih değildir.
11.A maddesi bir bütün olarak ele alınıp in-celendiğinde, Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürüne geniş yetkiler tanıdığı, özellikle geçitle ilgili yön tayininde ve tazminat miktarını saptamada Müdürü yetkili kıldığı anlaşılmaktadır. Bundan hareketle ve madenin esas amacı, zımni yetki (implied powers) ile- ilgili Maxwell on Interpretation of Statutes 10. baskı sayfa 361-367'de belirtilenler ve bilhassa Cullen v. Trimble (1872), L.R. 7 Q.B. 416 davasındaki prensip göz önünde bulundurulduğunda, 11.A maddesinin Müdüre geçidin yönü ile tazminatı saptama yetkisi- vermesi yanında, konu geçide ihtiyaç kalmaması halinde bunun iptaline de zımni olarak yetki verdiği kanısındayız. Bu durumda, Tapu ve Kadastro Dairesi Müdürünün bu konuda yetkili olmadığı sonucundn harket eden Alt Mahkemenin, 3/1990 sayılı İstida İstinafa- konu olan Tapu ve Kadstro Dairesi Müdürünce alınan kararın iptaline hükmetmekle hata ettiği ve bu konudaki Alt Mahkeme kararının iptal edilmesi gerektiği görüşündeyiz.
İstida İstinafın diğer olgularında taraflar hemfikir olmadıkları cihetle, bizce bu aş-amada belirsiz olan olgular ışığında Yasanın 11.A maddesinin doğru olarak uygulanıp uygulanmadığını söyleme olanağımız yoktur. Bu nedenle, bu konuda daha fazla birşey söylemek istemiyoruz.
Sonuç olarak, yukarıda belirtilen tüm hususlar ışığında;
1. is-tinaf sebebinin reddolunmasına;
2. istinaf sebebinin ise kabul edilerek Alt Mahkemenin Müstedilerin müracaatı üzerine verdiği konu kararın iptali ile 3/1990 sayılı İstida İstinafıın duruşması yapılmak üzere Alt Mahkemeye iade edilmesine; ve
Meselenin t-üm ahval ve şeraiti nazarı itibare alındığında, istinaf eden ile istinaftan etkilenen tarafın istinaf masraflarının aleyhine istinaf edilenler tarafından ödenmesine -
hüküm ve emir verilir.
(Celâl Karabacak) Metin A. Hakkı - Nevvar Nolan
Yargıç Yargıç Yargıç
24 Ocak 1996
Full & Egal Universal Law Academy