-D.2/97
Yargıtay/Hukuk: 19/95
(Dava No: 276/92; Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti:Taner Erginel, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen.
İstinaf eden: Nurten Güler, Müteveffa Hüseyin- Rauf
Güler'in Tereke İdare Memuru sıfatıyle,
Girne
(Davalı)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Kamil Çağay, Girn-e
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Gözel Halim
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Şefika Durduran.
--------------
- H Ü K Ü M
Taner Erginel: Bu başvuruda Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Mustafa H. Özkök okuyacaktır.
Mustafa H. Özkök: İşbu istinaf, Girne Kaza Mahkemesinin 276/92 sayılı davada Davalı Müstenif aleyhine verdiği hükümden yapılmıştır.
Davacı (-Aleyhine istinaf edilen) Girne Kaza Mahkemesinde dosyalamış olduğu 276/92 sayılı davada özetle; Girne'de ikâmet ettiğini, müteveffa Hüseyin Rauf Güler terekesi varislerinden olduğunu, istinaf eden Davalının ise müteveffanın kardeşi kızı ve mezkûr terekenin- tereke idare memuru olduğunu ve terekenin menfaatlerini korumadığını, tereke adına tahsisli bulunan Girne Kordonboyu Caddesi, No.10'da kâin dükkânın koçanının tereke adına çıkmasını sağlamak için çaba harcamadığını, aksine mezkûr dükkânın tereke adından ç-ıkarılması için tereke aleyhine dava açıldığı gibi İskân Bakanlığı nezdinde dükkânın tahsisinin terekeden iptali için çaba harcadığı keza tereke ile ilgili hesapların da Mahkemeye dosyalanmadığını ve terekeyi kasti olarak gayri yasal bir şekilde ve/veya ku-surlu bir şekilde idare etmekte olduğunu ileri sürerek Davalının müteveffanın tereke idare memurluğundan azlinin ve/veya Davalının Hüseyin Rauf Güler tereke hesaplarını ve/veya envanterini dosyalaması için hüküm ve/veya Mahkemenin uygun göreceği başka bir -emir veya hüküm ve dava masraflarını talep etti.
Davalı istinaf eden ise dosyalamış olduğu müdafaa ve mukabil talep takririnde özetle; talep takririnin 1, 2 ve 3. paragraflarını ve 355/88 sayılı davada verilen hükmü kabul ettiğini ve görevinin terek-eyi Fasıl 189 Tereke Yasasının hükümlerine uygun olarak yönetmek olduğunu, bu nedenle terekeye ait malları idare edip varislere taksim etme, terekeye ait olmayan malları terekeninmiş gibi göstermenin Yasaya aykırı olduğunu, yaptığı işlemlerin ise tereke le-hine olduğunu, 523/92 sayılı davanın merhum Hüseyin Rauf Güler'in eşdeğerine gösterdiği Limasol Ankara Sokak'taki evin Rauf Güler'e ait olup olmadığının tespiti ile ilgili bir dava olduğunu, davanın halen askıda bulunduğunu ve terekenin tasfiyesini gecikti-renlerin Davacı ve yandaşları olduğunu belirterek aleyhine açılan işbu davanın haksız ve mesnetsiz olarak açıldığını ileri sürerek davanın reddini talep etmekte ve mukabil talep olarak merhum Rauf Güler'in sağlığında eşdeğere yaptığı başvurudaki gayrımenkû-lün kendi malı olmadığını ve eşdeğere başvurmadığı, başka malların bulunduğunu zikrederek "Terekenin lehine veya aleyhine olmasına bakılmaksızın ortaya çıkarılmasının ve Yasaların üstünlüğünün korunmasının tereke idare memurunun görevi olduğuna dair bir Ma-hkeme emri verilmesini" talep etmektedir.
Meselenin duruşması yapılmıştır. Davacı bizzat şahadet vermiş ve 1 de tanık dinletmiştir. Davalı da bizzat şahadet vermiş ve 3 de tanık dinletmiştir.
Sunulan şahadet ve ibraz edilen emareler ışığınd-a olguların kısaca şöyle olduğu anlaşılmaktadır. 28.7.1980 tarihinde Girne'de vefat eden Hüseyin Rauf Güler terekesine 15.8.1982 tarihinde Davalı Nurten Güler tereke idare memuru olarak atanmıştır. İstinaf eden ve aleyhine istinaf edilen mezkûr terekenin- mirasçılarıdır. Tereke memuru seçilen Nurten Güler, tereke ile ilgili 1.11.1983, 5.4.1984 ve 9.5.1994 tarihinde olmak üzere 3 kez hesap dosyalamıştır. Tereke idare memuru aleyhine Girne Kaza Mahkemesinde dosyalanan 523/88 sayılı tespit davasında Girne K-ordonboyu Caddesi'ndeki 10 numaralı dükkânın Hüseyin Rauf Güler terekesine tahsisli olduğu tarafların muvafakatıyle karara bağlanmıştı. Bilâhare tereke idare memuru, YİM 68/90 sayılı davayı dosyalayarak Girne Kordonboyu Caddesi'ndeki 10 Numaralı dükkânın -tahsisinin terekeye ait olmadığını ileri sürmüşse de bilâhare bu başvuruyu geri çekmiştir. Yine tereke aleyhine tereke mirasçılarından Vural Güler'in Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açtığı 523/92 sayılı dava ise halen devam etmektedir. Müteveffanın ölümünden ö-nce İTEM Yasası tahtında yapmış olduğu başvuruda kendisinin olduğunu belirttiği evin kendisine ait olmadığı iddia edilmekte ve bu hususu tespit için açılan 523/92 sayılı dava henüz sonuçlanmamıştır. İstinaf eden tereke idare memuru sıfatıyle müracaatların- müteveffanın ölmeden önce müracaatta bulunmuş olduğu malların belirtilmediği ve müteveffaya ait malların dökümünü içeren listeyi Tanıtma "H" olarak Mahkemeye sunmuştur. Davacı (Aleyhine istinaf edilen) 1991 yılında varis sıfatıyle yaptığı müracaat sonucu- müteveffaya ait olup sağlığında İTEM Yasasına göre müracaatta bulunmadığı bir evi için müracaatta bulunduğunu ve 850.000 puanın çıkarıldığını ancak bu durumun tereke idare memuru olan istinaf edene bildirilmediğini belirtmiştir. Yine aleyhine istinaf edi-len şahadetinde bu davadan önce bir istida ve bir de dava olmak üzere 2 kez tereke idare memuru değişmesi için başvuruda bulunduğunu ve gerek istida ve gerekse davayı geri çektiğini belirtmiştir. Bütün bu gelişmelerden dolayı Davacı Girne Kaza Mahkemesind-e dosyalamış olduğu işbu davayı da yukarıda belirtildiği gibi istinaf edenin terekeyi iyi idare edemediği ve terekenin idaresini şahsi menfaatleri için kullandığı ve terekenin tasfiyesini sağlamadığı için hesapları da sunmadığı nedeniyle tereke idare memur-luğundan azlini ve/veya tereke hesaplarının sunulmasını talep etmektedir.
İlk Mahkeme yapmış olduğu incelemede tereke idare memurunun tereke idare memuru seçildikten sonra 12 ay içerisinde hesap vermesi gerektiğini ve bundan sonra da görevinin Yasa g-ereği 6 ayda bir hesap dosyalaması olduğunu, istinaf edenin ise bu yasal amir hükme uymadığı cihetle tereke idare memurluğundan azledilmesine karar vermiştir. İlk Mahkeme terekenin iyi yönetilip yönetilmediği ile ilgili sunulan şahadeti yüzeysel olarak de-ğerlendirdikten sonra birtakım ihmâller olduğu nedeniyle tereke idare memurunun terekeyi gerektiği şekilde iyi yönetmediği ve Davacının davasını ispat ettiği sonucuna vardıktan sonra tereke idare memurunun azline ve Girne Kaza Mahkemesi Mukayyit Amiri Oğuz- Kaymakamoğlu'nun tereke idare memuru olarak atanmasına, mukabil davanın da reddedilmesine karar vermiştir. İstinaf işbu karardan dolayı yapılmış bulunmaktadır.
Fasıl 189 Tereke İdaresi Ölen Kişilerin Terekesinin İdaresine İlişkin Yasayı Konsolide -Eden ve Değiştiren Yasanın 45. maddesi tereke idare memurunun hesap vermesi ile ilgilidir. Bu madde aynen şöyledir:
"45.(1) Vasiyeti tenfiz veya terekeyi idare memuru atanan herkes ile Mahkemece atanan her idare memuru, atama tarihinden on iki aya k-adar idaresindeki malların hesaplarını Mahkemeye sunar ve ondan sonra da idare sona erene kadar vasiyet mukayyidinin emredeceği şekilde başka periyodik hesaplar daha sunar.
(2) Bu emir uyarınca Mahkemeye bir hesap sunulduğunda, vasiyet mukayyidi -sunulan hesapları dikkatle inceler ve usulsuz, teyid edilmeyen ve haksız kayıtlar veya başka sebeplerden dolayı hesapları tam ve uygun bulmazsa, hesapları sunan kişiye yazılı ihbarda bulunarak görülen hataların bu amaçla makûl saydığı bir süre içinde düzel-tilmesini ister ve hesapları sunan kişi vasiyet mukayyidinin makûl saydığı süre içinde hataları düzeltmezse, hatalı hesap sunmuş olan kişi (1). fıkra anlamında hesap sunmakta kusur işlemiş sayılır.
(3) Mahkeme, bu madde uyarınca sunulan ve karışı-k veya büyük çapta olan hesapları incelemek üzere re'sen ehliyetli bir kişi atayabilir ve bu şekilde atanan kişiye Mahkemenin emredeceği kadar ve Terekeden ödenen makûl bir ücret verilebilir. Atanan kişi, Mahkemenin emredeceği süre içinde hesaplarla ilgil-i raporunu vasiyet mukayyidine sunar ve vasiyet memuru da bunun üzerine, hesapları dikkatle kendisi incelemiş gibi hesaplarla ilgili gerekli tedbirleri alabilir.
(4) Mahkeme haklı bir sebep gösteril-
mesi halinde, yukarıdaki biçimde -hesapların sunulmasına ilişkin süreyi kısaltabilir veya uzatabilir.
(5) Hesapları sunmak için yukarıdaki biçimde süresi uzatılan herhangi bir vasiyeti tenfiz veya tereke idare memuru, uzatılmış süre içinde hesapları sunmakta kusur işlerse, (1). f-ıkra anlamı içinde hesap sunmakta kusur işlemiş sayılır.
(6) Bu madde uyarınca hesaplarını sunmakta kusur işleyen herhangi bir vasiyeti tenfiz veya tereke idare memuru, elli Kıbrıs lirasına kadar para cezasına çarptırılır.
(7) Vasiyet m-ukayyidi, herhangi bir vasiyeti tenfiz veya tereke idare memurunun bu maddenin gerektirdiği biçimde hesap sunmakta kusur işlediğini, Mahkemenin bilgisine getirmekle görevlidir.
(8) Bu hesaplar, vasiyet memurunu vasiyet veya terekenin idaresinde i-lişkileri olduğu yolunda tatmin eden herkesin ücretsiz olarak incelemesi için açık bulundurulurlar.
(9) Bu maddede 'hesaplar' kelimesi, idarenin hesaplarını, vasiyeti tenfiz veya terekeyi idare memuru-
nun elinde bulunan idareye iliş-kin harcama belgeleri ile hesap ve belgeleri teyid eden yemin beyannamesini anlatır ve içerir."
Bu maddeden de anlaşılacağı gibi tereke idare memuru seçilen kişi, 12 ay zarfında tereke ile ilgili hesap vermesi gerekmektedir ve bundan sonra ise Terek-e Mukayyidinin direktifleri doğrultusunda hesap vermekle yükümlüdür ve hesap verme işlemlerinin Tereke İdare Mukayyidinin kontrolunda yapılacağı ve hesap verilmemesi halinde aynı maddenin (6). fıkrasında ise Mahkeme tarafından Tereke Memurunun cezaya çarpt-ırılabileceği öngürülmektedir. Tereke idare memurunun azlini öngören madde ise aynı Yasanın 52(1)(a) maddesidir. 52(1)(a) maddesi aynen şöyledir:
"52.(1) Mahkeme re'sen veya terekede ilgisi olan herhangi bir kişinin müracaatı üzerine-
- (a) Terekenin idaresinde kasten
kusur işleyen veya yolsuzluk
yapan vasiyeti tenfiz veya
tereke idare memurunu azle-
debilir;"
Bu maddeden de anlaşılacağı gibi tereke ida-re memurunun terekenin idaresinde kasten kusur işlemesi ve/veya yolsuzluk yapması halinde azledileceği öngörülmektedir. Mahkemenin kararı bu yasal durum ışığında incelendiği zaman Mahkeme hükmünde Mavi 55'te aynen şöyle denmektedir:
"Ön-ce birinci noktayı inceleyelim. Fasıl
189'a göre tereke idare memuru tereke idare
memuru seçilmesini müteakip ilk 12 ay içeri-
sinde ve bilâhare her altı ayda bir hesap
vermek zorundadır. Bu konuda yasa amir hüküm
içermektedir.-"
Bu karardan da anlaşılacağı gibi İlk Mahkeme hükmü tereke idare memurunun hesap vermemesine dayanmaktadır. Diğer bir deyişle tereke idare memurunun ilk 12 ay zarfında ve her 6 ayda bir hesap vermesi gerektiği sonucuna varan İlk Mahkeme, tereke id-are memurunun her 6 ayda bir hesap dosyalamaması nedeniyle tereke idare memurluğundan azlini uygun görmüştür. Terekeyi idare edip edemediği konusunda ise yüzeysel olarak yaptığı incelemede, terekeyi idare ederken bazı kusurları olduğu sonucuna varmış olma-kla beraber bu hususu gerektiği şekilde değerlendirmemiştir ve netice itibarıyle tereke idare memurunun hesap vermemesinin tereke idare memurluğundan azlini gerektirdiği sonucuna vararak yukarıda iktibas edilen hükmünü vermiş bulunmaktadır. Tereke Mukayyi-di Tijen Debreli'nin şahadetine göz atıldığı zaman tereke emrinde hesapların verilmesi ile ilgili herhangi bir direktif yazılmadığı gibi tereke idare memuru hesap vermek için de herhangi bir uyarıda bulunmuş değildir. Yukarıda iktibas edilen 45. maddeden -açıkça anlaşılacağı gibi tereke idare memurunun hesap dosyalaması, hesapların incelenmesi ve hesap dosyalamamasının sonuçları tamamen Tereke Mukayyidinin kontrolunda bulunmaktadır. Bu şahidin şahadetinden anlaşılacağı gibi Tereke Mukayyidi ilgili tereke i-dare memurunu herhangi bir şekilde uyarmış değildir ve yukarıda arzedildiği gibi 3 kez de hesap vermiş bulunmaktadir. Bu nedenle sadece tereke idare memurunun hesap vermemesi ve/veya her 6 ayda bir hesap vermemesi ile bu husus Yasada öngörülmemektedir.
- Yukarıda arzettiğimiz gibi tereke idare memurunun
12 aydan sonraki devrelerde ne kadar, hangi sürelerde hesap vermesi gerektiği Tereke Mukayyidi tarafından saptanmalıdır. Bu husus saptanmadığına göre sadece tereke idare memurunun hesap vermemesine day-anılarak tereke idare memurluğundan azlinin yanlış olduğu kanaatindeyiz.
Terekenin iyi idare edilmediği yönünde söylenenler incelendiğinde ise tereke idare memuru tereke aleyhine dava açtığı ve bilâhare bu davayı geri çektiği görülmekte keza başka -bir mirasçı tarafından Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açılmış 523/92 sayılı tespit davası ise henüz sonuçlanmamış bulunmaktadır. Yine Davacı tarafından mirasçı sıfatıyle yaptığı müracaatta müteveffanın sağlığında müracaat etmediği, malı için çıkarılmış olan 85-0.000 puandan tereke idare memurunu haberdar etmediği yine kendi şahadetinden anlaşılmaktadır. Bu durumda gerek Davacı tarafından açılan dava gerekse tereke mirasçısı tarafından açılmış olan 523/92 sayılı davanın sonuçlanmamış olması da hali ile terekenin- tasfiyesini geciktirmektedir.
Tüm bu söylenenler dikkate alındığında tereke idare memurunun birtakım hataları olmakla beraber bunların tereke idare memurluğundan azlini gerektirecek şekilde, diğer bir deyişle Yasanın 52(1)(a) maddesinde öngörülen ş-artların mevcut olduğu hususunda Mahkeme huzurunda yeterli şahadet olmadığı gibi Mahkeme de bu hususta yeterli bulgu yapmamıştır. Bu durumda Mahkemenin tereke idare memurunun sadece hesap vermemesi nedeniyle tereke idare memurluğundan azlini öngören hükmü-nün iptal edilmesi gerekmektedir. Buradaki tek düşündürecek husus tereke idare memuru olan istinaf edenin tereke idare memuru sıfatını taşıdığı ve bu durumda aynı zamanda tereke aleyhine dava açmasının doğru olup olmadığıdır. Bu soruya cevap vermesi gere-ken Bidayet Mahkemesinin bu hususu gerektiği şekilde incelemediği görülmektedir. Şunu belirtmek isteriz ki bir tereke idare memurunun tereke ile ilgili birtakım sorunları var ise ve tereke ile davalaşmasını gerektiriyor ise en uygun yolun tereke idare mem-urluğundan çekilmesinin ve şahsi menfaatlerini korumak için tereke aleyhine şahıs olarak ve/veya varis sıfatıyle dava açmasının uygun ve adil olacağı kanaatindeyiz.
Şunu da belirtmek isteriz ki dosya tetkik edildiği zaman dosyada Tanıtma "C" olarak i-braz olunan belgede Girne Kordonboyu Caddesi'nde bulunan dükkânın terekenin "T" cetveline işlendiği keza Tanıtma "B" belgede müteveffanın sağlığında müracaat etmediği malları için yapılan müracaat sonucu tereke adına 864.662 puan tespit edildiği, bu nedenl-e tereke idare memurunun görevini Tanıtma "B"deki puanları kullanıp Tanıtma "C"de terekenin "T" cetvelinde olduğu belirtilen malı almak için gerekli işlemleri tamamlaması gerekir.
Tereke idare memurunun görevini yapmadığını ve Yasanın 52(1)(a) maddes-indeki koşulların oluşması halinde Davacı ve diğer mirasçıların tereke idare memurluğundan azlini talep etme haklarının olduğunu vurgulamak isteriz.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi istinaf eden istinafında başarılı olduğu cihetle Bidayet
Ma-hkemesinin 21.1.1995 tarihinde vermiş olduğu hükmün iptal edilmesine emir verilir.
Masraflarla ilgili herhangi bir emir verilmez.
(Taner Erginel) (Mustafa H. Özkök) (Gönül Erönen)
Yargıç Yargıç Yargı-ç
24 Mart 1997
-
3
-
Full & Egal Universal Law Academy