-D.11/2004 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk: 19/03, 21/03 ve 22/03
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Taner Erginel, Başkan,Mustafa H.Öz-kök,Seyit A.Bensen.
Yargıtay/Hukuk: 19/03
(Dava No: 3862/01; Lefkoşa)
İstinaf eden: Menteş Aziz, Lefkoşa
(Davalı)
- - ile -
Aleyhine istinaf edilen: Tasfiye halindeki Kıbrıs Finansbank
Ltd., Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Me-nteş Aziz
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Aygün Doratlı.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Kaza Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik
ve Yargıç Türkay Saadetoğlu'nun 3862/2001 sayılı davada
10.1.2003 tarihinde verdiği karara karşı Davalı tarafından
yapılan ist-inaftır.
Yargıtay/Hukuk: 21/03
(Dava No: 2748/01; Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Ümit Hansel, 4 Müftü Hilmi Efendi Sokak,
Lefkoşa
- 2. Aysel Hansel, 4 Müftü Hilmi Efendi Sokak,
Lefkoşa
3. Selda Şonya, 4 Müftü Hilmi Efendi Sokak,
Lefkoşa
4. Mustafa Boyacı, Astro Hipermarket, Lefkoşa
- (Davalılar)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Kıbrıs Kredi Bankası Ltd., Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Menteş Az-iz
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Ali F. Yeşilada.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Kaza Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik
ve Yargıç Türkay Saadetoğlu'nun 2748/2001 sayılı davada
10.1.2003 tarihinde verdiği karara karşı Davalılar tarafından
yapılan istin-aftır.
Yargıtay/Hukuk: 22/03
(Dava No: 2748/01; Lefkoşa)
İstinaf eden: Mustafa Boyacı, Lefkoşa
(Davalı No.4)
- ile- -
Aleyhine istinaf edilen: Kıbrıs Kredi Bankası Ltd., Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Oktay F. ve Ortakları için
- Avukat Füsun Cemaller
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Ali F. Yeşilada.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Kaza Mahkeme Başkanı Narin Ferdi Şefik
ve Yargıç Türkay Saadetoğlu'nun 2748/2001 sayılı davada
10.1.2003 tarihinde verdiği karara karşı -Davalı No.4 tarafından yapılan istinaftır.
----------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel (Başkan): Bu birleştirilmiş istinaflarda Mahke-
menin hükm-ünü Sayın Yargıç Mustafa H. Özkök verecektir.
Mustafa H. Özkök: Huzurumuzda bulunan 19/2003, 21/2003 ve
22/2003 sayılı istinaflar birleştirilerek dinlenmiştir.
19/2003 sayılı istinaf, Lefkoşa Kaza Mahkemesinin
3862/2001 sayılı davada vermiş oldu-ğu 10.1.2003 tarihli hükmü-
ne karşı yapılmıştır. 3862/2001 sayılı davada Davacının
(Aleyhine İstinaf Edilen), Davalı (İstinaf Eden)'den talebi
özetle şöyledir; Davalı, 26.6.1998 tarihinde Davacı aleyhine
banka nezdinde açtırmış olduğu cari TL hesabı ve-/veya çek
hesabından kaynaklanan 100.896.911.814.25TL ve bu miktar
üzerinden 19.6.2000 tarihinden tamamen tediye tarihine kadar
%135 faiz talep etmekte idi.
Davalı (İstinaf Eden) ise dosyalamış olduğu müdafaa ve
mukabil talebinde özetle; Davacıy-a herhangi bir borcu
olmadığını, Davacı ile arasında set-off anlaşma yapıldığını
ve bu şekilde hesabın da kapatıldığını ileri sürerek Davacının
set-off yapıldığına dair Mahkeme emri almaması ve set-off
yapmak için gerekli işlemleri yapmaması nedeniyle Da-vacıdan
uğradığı zarar ziyanın tazminini talep etmekte idi.
21/2003 ve 22/2003 sayılı istinafların konusu ise yine
Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 2748/2001 sayılı davasında verilen
hükme karşı yapılmıştır. Davalı No.(1), (2) ve (3), 21/2003
sayılı is-tinafı, Davalı No.(4) ise 22/2003 sayılı istinafı
dosyalamışlardır. 21/2003 ve 22/2003 sayılı istinaflara konu
hükmün verildiği 2748/2001 sayılı davada Davacı (Aleyhine
İstinaf Edilen) Talep Takririnde özetle; 2.2.1998 tarihli
senet tahtında Davalı No.(1-)'in asıl borçlu, Davalı No.(2),
(3) ve (4)'ün ise kefil sıfatıyle 18.000.- Sterlin borç
aldıklarını ve bu borcu aldıklarına dair bir borç senedi
imzaladıklarını ve senedin %20 faiz taşıdığını, faizleri
ile birlikte 34.231.094.- Sterlin için hüküm ve bu- miktar
üzerinden 1.4.2001 tarihinden itibaren tediye tarihine
kadar da %20 faiz talep etmekte idi.
21/2003 sayılı istinaftaki (İstinaf Eden) Davalı No.(1),
(2) ve (3) dosyaladıkları müdafaa takririnde özetle; aleyh-
lerinde borç olarak görülen 18.-000.- Sterlin'i Davacıya yapmış oldukları, inşaat ve dülger işlerinden doğan alacakları ile
borcun ödendiğini, senetin sadece banka muhasebesi için
formalite olarak yapıldığını ve Davacıya herhangi bir borçları
olmadığını ileri sürmekte idiler.
-22/2003 sayılı istinaftaki (İstinaf Eden) Davalı No.(4)
ise dosyaladığı müdafaa takririnde özetle; Davalı No.(1)'e
kefil olmadığını, kefil girdiği kabul edilse bile Davalı
No.(1)'in Davacıdan sağladığı menfaatler nedeniyle kefale-
tinin sona erdiğini ve- kefil sıfatıyle herhangi bir borcu
olmadığını ileri sürmekte idi.
Her iki davayı da dinleyen Lefkoşa Kaza Mahkemesi
sırası ile 19/2003 sayılı istinaf konusu 3862/2001 sayılı
davada şu hükmü vermiştir:
"Yukarıda sayı ve ünvanı yazılı davada- davacı
tarafından Avukat Aygün Doratlı, Davalı tarafın-
dan Avukat Erdaş Erbilen hazır bulundukları halde
davacı veya taraflar tarafından sıra ile ileri
sürülen iddialar dinlendikten sonra;
BU MAHKEME; Davalının davacıya 56,759-,063,424,97.-
TL'den ibaret bir meblağ ile onun üzerinden
29/01/2000 tarihinden tamamen tediye tarihine
kadar yılda %135 faiz ödemesi hususunda EMİR VE
HÜKÜM VERİR.
YİNE BU MAHKEME; Davalının davacıya hüküm
masrafı o-larak 12,600,000.-TL'den ibaret bir
meblağ ile onun üzerinden 10/01/2003 tarihinden
tediye tarihine kadar %52 faiz + %13 KDV ödemesi
hususunda EMİR VE HÜKÜM VERİR.
VE YİNE BU MAHKEME; Davacının usüle uygun
hazırlayacağı masraf- listesinin mukayyit
tarafından taks edilmesine ayrıca EMİR VE
HÜKÜM VERİR."
21/2003 ve 22/2003 sayılı istinaflara konu 2748/2001
sayılı davada ise şu hükmü vermiştir:
"Yukarıda sayı ve ünvanı yazılı davada
davacı ta-rafından Avukat Ali Fevzi Yeşilada,
Davalı No.1,2 ve 3 tarafından Avukat Menteş
Aziz namına Avukat Pınar Beyoğlu, Davalı
No.4 tarafından Avukat Oktay Feridun ve
Ortakları namına Stj. Avukat Özen Hürses
hazır bul-undukları halde davacı veya taraflar
tarafından sıra ile ileri sürülen iddialar
dinlendikten sonra,
BU MAHKEME; Davalıların müştereken ve/
veya münferiden davacıya STG 18,000.-
Sterling'den ibaret b-ir meblağ ile onun
üzerinden 2/02/1998 tarihinden tamamen
tediye tarihine kadar her yılın Mart,
Haziran, Eylül, Aralık sonu hesaplanıp
kapitalize edilmek kaydı ile %20 faiz
ödemeleri hususunda EMİR -VE HÜKÜM VERİR.
YİNE BU MAHKEME; Davalıların müştereken
ve/veya münferiden davacıya hüküm masrafı
olarak 12,600,000.-TL'den ibaret bir
meblağ ile onun üzerinden 10/01/2003
tarihinden tediye tarihine kadar- %52 faiz
+ %13 KDV ödemeleri hususunda EMİR VE
HÜKÜM VERİR.
VE YİNE BU MAHKEME; Davacının usule
uygun hazırlayacağı masraf listesinin
mukayyit tarafından taks edilmesine ayrıca
EMİR VE HÜKÜM VERİR.-"
İstinaf, bu hükümlere karşı yapılmıştır. 19/2003 sayılı
istinaf sebepleri şöyledir:
"1. Muhterem Mahkeme 35/87 sayılı Merkez
Bankası Yasasının 25. maddesinin Merkez
Bankasına borç üzerinden tahsil edilecek
fa-iz miktarını borç ile orantılı bir şekilde
veya oran belirleme dışında herhangi bir
şekilde sınırlama yetkisi vermediği cihetle
bu madde altında alınan ve borç olarak tahsil
edilecek faiz miktarını borcun 1 katı vey-a 3
katı ile sınırlayan kararların ultra vires
yani yoklukla malul olduğu hususunda bulgu
yapmakla hata etmiştir, çünkü sözkonusu
25. madde Merkez Bankasına böyle bir yetkiyi
vermektedir.
2. Muhte-rem Mahkeme 290/93 sayılı Amme Enstrüma-
nında Merkez Bankası Yönetim Kurulu kararı
olarak yayınlandığı ve/veya sözkonusu
kararın yasanın yetki verdiği şekilde yani
Bakanlar Kurulunun kararının Resmi Gazetede
- yayınlanması ile yürürlüğe girmediği cihetle
bu bakımdan da yetki gasbı sözkonusu olduğu
ve dolayısıyle bu kararın da ultra vires
yani yoklukla malul olduğu hususunda bulgu
yapmakla hata etmiştir çünkü sözkonusu
- 290/93 Amme Enstrümanı her ne kadar da
Merkez Bankası Yönetim Kurulu kararı olarak
yayınlanmışsa da Bakanlar Kurulu onayından
geçmiştir.
3. Muhterem Mahkeme 16/92, 122/93 ve 280/91
sayılı Amm-e Enstrümanlarının da yukarıda
1 ve 2. istinaf sebeplerinde belirtilen
nedenlerle ultra vires oldukları hususunda
bulgu yapmakla hata etmişdir.
4. Muhterem Bidayet Mahkemesi 320/2000 sayılı
Amme Enstrümanında- yine daha evvel arzetmiş
olduğu nedenlerden dolayı ultra vires
olduğu yani yoklukla malul bulunduğu husu-
sunda bulgu yapmakla hata etmiştir.
5. Muhterem Bidayet Mahkemesi bu dava ile
ilgili tüm zamanlarda- Davalıların borç-
larına tahakkuk eden faiz miktarını
sınırlandıran herhangi bir mevzuat
olmadığı hususunda bulgu yapmakla ve
dolayısıyle Davalının tahsil edilecek
faiz miktarının sınırlandırılması
- doğrultusundaki talebi uyarınca karar
vermesine yasal olanak olmadığı kanaatına
varmakla hata etmiştir çünkü yukarıda
bizzat Bidayet Mahkemesinin bahsettiği
gibi muhtelif zamanlarda isdar edilen
v-e dava yolu ile tahsil edilecek faiz
miktarını kısıtlayan amme enstrümanları
mevcuttur.
6. Muhterem Bidayet Mahkemesinin 280/91 ve
320/2000 sayılı Amme Enstrümanlarının
geçerli olmaları halinde dahi bu davada-
tahsil edilen faiz miktarlarını sınırla-
madığı ve bu davaya sadece hüküm tarihinde
yürürlükte bulunan mevzuatın uygulanabile-
ceğini, hüküm tarihinde ise faiz tahsilâtı
ile ilgili yürürlükte herhangi bir -sınır-
layıcı mevzuat olmadığını dolayısıyle
davanın tahsil edilecek faiz sınırlan-
dırılması gerektiği doğrultusundaki
iddiasına atıf etme olanağı olmadığı
hususunda bulgu yapmakla hata etmiştir
- çünkü borcun doğduğu zamanki mevzuat
değilse bile hiç yoktan davanın açıldığı
zaman yürürlükte bulunan mevzuatın uygu-
lanması gerekirdi."
21/2003 sayılı istinaf sebepleri ise şöyledir:
"1. Muhterem Mahkeme 3-5/87 sayılı Merkez
Bankası Yasasının 25. maddesinin Merkez
Bankasına borç üzerinden tahsil edilecek
faiz miktarını borç ile orantılı bir şekilde
veya oran belirleme dışında herhangi bir
şekilde sınırlama -yetkisi vermediği cihetle
bu madde altında alınan ve borç olarak tahsil
edilecek faiz miktarını borcun 1 katı veya 3
katı ile sınırlayan kararların ultra vires
yani yoklukla malul olduğu hususunda bulgu
ya-pmakla hata etmiştir, çünkü sözkonusu
25. madde Merkez Bankasına böyle bir yetkiyi
vermektedir.
2. Muhterem Mahkeme 290/93 sayılı Amme Enstrüma-
nında Merkez Bankası Yönetim Kurulu kararı
olarak yayınlandığı- ve/veya sözkonusu
kararın yasanın yetki verdiği şekilde yani
Bakanlar Kurulunun kararının Resmi Gazetede
yayınlanması ile yürürlüğe girmediği cihetle
bu bakımdan da yetki gasbı sözkonusu olduğu
ve dolayısı-yle bu kararın da ultra vires
yani yoklukla malul olduğu hususunda bulgu
yapmakla hata etmiştir çünkü sözkonusu
290/93 Amme Enstrümanı her ne kadar da
Merkez Bankası Yönetim Kurulu kararı olarak
yayın-lanmışsa da Bakanlar Kurulu onayından
geçmiştir.
3. Muhterem Mahkeme 16/92, 122/93 ve 280/91
sayılı Amme Enstrümanlarının da yukarıda
1 ve 2. istinaf sebeplerinde belirtilen
nedenlerle ultra vires oldukları- hususunda
bulgu yapmakla hata etmişdir.
4. Muhterem Bidayet Mahkemesi 320/2000 sayılı
Amme Enstrümanında yine daha evvel arzetmiş
olduğu nedenlerden dolayı ultra vires
olduğu yani yoklukla malul bulunduğu h-usu-
sunda bulgu yapmakla hata etmişdir.
5. Muhterem Bidayet Mahkemesi bu dava ile
ilgili tüm zamanlarda Davalıların borç-
larına tahakkuk eden faiz miktarını
sınırlandıran herhangi bir mevzuat
ol-madığı hususunda bulgu yapmakla ve
dolayısıyle Davalının tahsil edilecek
faiz miktarının sınırlandırılması
doğrultusundaki talebi uyarınca karar
vermesine yasal olanak olmadığı kanaatına
varmakla hata -etmiştir çünkü yukarıda
bizzat Bidayet Mahkemesinin bahsettiği
gibi muhtelif zamanlarda isdar edilen
ve dava yolu ile tahsil edilecek faiz
miktarını kısıtlayan amme enstrümanları
mevcuttur.
6. Muht-erem Bidayet Mahkemesinin 280/91 ve
320/2000 sayılı Amme Enstrümanlarının
geçerli olmaları halinde dahi bu davada
tahsil edilen faiz miktarlarını sınırla-
madığı ve bu davaya sadece hüküm tarihinde
yürürlük-te bulunan mevzuatın uygulanabile-
ceğini, hüküm tarihinde ise faiz tahsilâtı
ile ilgili yürürlükte herhangi bir sınır-
layıcı mevzuat olmadığını dolayısıyle
davanın tahsil edilecek faiz sınırlan-
dırılmas-ı gerektiği doğrultusundaki
iddiasına atıf etme olanağı olmadığı
hususunda bulgu yapmakla hata etmiştir
çünkü borcun doğduğu zamanki mevzuat
değilse bile hiç yoktan davanın açıldığı
zaman yürürlükte bul-unan mevzuatın uygu-
lanması gerekirdi."
22/2003 sayılı istinaf sebepleri ise şunlardır:
"1. Muhterem Mahkeme 35/87 sayılı Merkez Bankası
Yasasının 25. maddesinin Merkez Bankasına
borç üzerinden- tahsil edilecek faiz mikta-
rını borç ile orantılı bir şekilde veya
oran belirleme dışında herhangi bir şekilde
sınırlama yetkisi vermediği cihetle bu
madde altında alınan ve borç olarak tahsil
- edilecek faiz miktarını borcun 1 katı veya
3 katı ile sınırlayan kararların ultra
vires yani yoklukla malul olduğu hususunda
bulgu yapmakla hata etmişdir, çünkü
sözkonusu 25. madde Merkez Bankasına böyle
- bir yetkiyi vermektedir.
2. Muhterem Mahkeme 290/93 sayılı Amme
Enstrümanında Merkez Bankası Yönetim
Kurulu kararı olarak yayınladığı ve/veya
sözkonusu kararın yasanın yetki verdiği
şekild-e yani Bakanlar Kurulunun kararının
Resmi Gazetede yayınlanması ile yürürlüğe
girmediği cihetle bu bakımdan da yetki
gasbı sözkonusu olduğu ve dolayısıyla bu
kararın da ultra vires yani yoklukla malul
- olduğu hususunda bulgu yapmakla hata
etmiştir, çünkü sözkonusu 290/93 Amme
Enstrümanı her ne kadar da Merkez Bankası
Yönetim Kurulu kararı olarak yayınlanmışsa
da Bakanlar Kurulu onayından geçmiştir.
- 3. Muhterem Mahkeme 16/92, 122/93 ve 280/91
sayılı Amme Enstrümanlarının da yukarıda
1 ve 2. istinaf sebeplerinde belirtilen
nedenlerle ultra vires oldukları hususunda
bulgu yapmakla hata etmişdi-r.
4. Muhterem Bidayet Mahkemesi 320/2000 sayılı
Amme Enstrümanında yine daha evvel arzetmiş
olduğu nedenlerden dolayı ultra vires oldu-
ğu yani yoklukla malul bulunduğu hususunda
bulgu yapmakla ha-ta etmişdir.
5. Muhterem Bidayet Mahkemesi bu dava ile
ilgili tüm zamanlarda Davalıların borçla-
rına tahakkuk eden faiz miktarını sınır-
landıran herhangi bir mevzuat olmadığı
hususunda bulgu yapm-akla ve dolayısıyla
Davalının tahsil edilecek faiz miktarının
sınırlandırılması doğrultusundaki talebi
uyarınca karar vermesine yasal olanak
olmadığı kanaatına varmakla hata etmişdir
çünkü yukard-a bizzat Bidayet Mahkemesinin
bahsettiği gibi muhtelif zamlarda isdar
edilen ve dava yolu ile tahsil edilecek
faiz miktarını kısıtlayan amme enstrüman-
ları mevcuttur.
6. Muhterem Bi-dayet Mahkemesinin 280/91 ve
320/2000 sayılı Amme Enstrümanlarının
geçerli olmaları halinde dahi bu davada
tahsil edilen faiz miktarlarını sınır-
lamadığı ve bu davada sadece hüküm
tarihinde yürür-lükte bulunan mevzuatın
uygulanabileceğini, hüküm tarihinde ise
faiz tahsilatı ile ilgili yürürlükte
herhangi bir sınırlayıcı mevzuat olmadı-
ğını dolayısıyla davanın tahsil edilecek
faiz sınırlan-dırılması gerektiği doğrul-
tusundaki iddiasına atıf etme olanağı
olmadığı hususunda bulgu yapmakla hata
etmiştir çünkü borcun olduğu zamanki
mevzuat değilse bile hiç yoktan davanın
açıldığı zam-an yürülükte bulunan
mevzuatın uygulanması gerekirdi.
7. Muhterem Bidayet Mahkemesinin "ultra
vires" iddiası ile ilgili bulgusu taraf-
lardan herhangi birisinin müracaatı
ve/veya istidası olmadığı -ve layihalarda
bu hususta herhangi bir iddia olmadığı
halde resen dikkate alınmakla ve T.C
hukukundaki yokluklar malul döktirini
ile karıştırmakla hata etmişdir."
Yukarıya aktarılan istinaf sebepl-erinden de anlaşılacağı
gibi 19/2003, 21/2003 ve 22/2003 sayılı istinaflardan sırası
ile 19/2003 sayılı istinaf 3862/2001 sayılı davadaki hükme,
21/2003 ile 22/2003 sayılı istinaflar ise 2748/2001 sayılı
davada verilen hükme karşı yapıldığı belirtilmekte -ise de
hükümlere karşı istinaf yapılmadığı, sadece Bidayet Mahkeme-
sinin hükümden önce belirtmiş olduğu bazı görüşlere karşı
diğer bir deyişle hükümlerin icra sırasında hükme konu borç
üzerinden tahsil edilecek faiz miktarının borcun (ana paranın)
kaç kat-ı olacağı yönünde belirttiği görüş ve/veya bulgularına
karşı yapıldığı anlaşılmaktadır. İstinafın nasıl yapılacağı
Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 35 Nizam 4'te şöyle
denmektedir:
"4. İstinaf eden, dosyalayacağı istinaf ihbar-
namesi -ile, herhangi bir hüküm veya emrin tümünü
veya herhangi bir kısmını istinaf edebilir ve
ihbarnamede hüküm veya emrin tümüne veya herhangi
bir kısmına mı itiraz edildiği bildirilir ve
hükmün bir kısmına itiraz edildiği hallerde,
it-iraz edilen kısım açıkça belirtilir. İstinaf
ihbarnamesinde tüm istinaf nedenleri beyan edilir
ve beyan edilen nedenlerin dayandığı gerekçeler
tam olarak ve açıkça gösterilir. Bir istinaf
ihbarnamesi, İstinaf Mahkemesinin uygun görece-ği
herhangi bir zaman değiştirilebilir."
Bu emirden de anlaşılacağı gibi istinaf, hüküm ve/veya
emre karşı yapılmaktadır ve aynı tüzüğün 5. maddesinde istinaf
edilen hüküm veya emrin bir daire suretinin istinaf ihbarna-
mesine ekleneceği öngör-ülmektedir. Nitekim huzurumuzdaki
istinafta da İstinaf Edenler hükümlerini istinaf ihbarnamesine
eklemiş bulunmaktadırlar. Bu durumda 3862/2001 ve 2748/2001
sayılı davalarda Talep Takririne uygun olarak verilen hükümlere
karşı istinaf yapılmadığı cihe-tle istinafların daha ileri
götürülmeden ret ve iptal edilmesi gerekir kanaatindeyiz ve
bu hususta bulgu yaparız.
Ancak Mahkememize yapılan beyanlardan hükümlü borçlara
ve/veya banka alacaklarına ödenecek faiz miktarının ne olacağı
diğer bir dey-işle borcun (ana paranın) kaç katı faiz olacağı
hususunun ihtilâflı olduğu ve Bidayet Mahkemesinin, İstinaf
Mahkemesinin görüşleri doğrultusunda hareket ettiği, bu
nedenle askıda bulunan davalara ışık tutacağı belirtilerek
bu hususta da Yargıtay'ın karar- vermesi talep edilmiştir.
Bidayet Mahkemeleri karar verirken huzurlarındaki
lâyihalarla bağlıdırlar. Diğer bir deyişle Bidayet Mahkemesi
kararını verirken Talep Takriri, Müdafaa Takriri varsa
Müdafaaya Cevap Takrirlerini ve yine dosyalanmışsa Mukab-il
Talep ve Mukabil Talebe Cevap lâyihalarını da dikkate alarak
hüküm vermektedirler. Taraflar da lâyihalara bağlıdırlar.
Lâyihaların dışına çıkılamayacağı gibi lâyihalarda yer alma-
yan esasa ilişkin hususlarda şahadet verilse bile bu şahadet
dikkate a-lınamaz ve bu şahadete dayanarak herhangi bir hüküm verilemez. Bu genel kural ışığında meselemiz incelendiği
zaman yukarıya özetle aktarılan lâyihalardan da anlaşılacağı
gibi Aleyhine İstinaf Edilenler, dosyalamış oldukları 3862/2001
sayılı davada alaca-ğını talep etmiş, İstinaf Eden Davalı ise
borcunun set-off yapıldığını, dolayısıyle borcu olmadığını
ileri sürerek faizle ilgili herhangi bir iddiada da bulunma-
mıştır. Diğer bir deyişle uygulanacak olan faiz miktarında
bir yakınması olmamıştır. 2748-/2001 sayılı davadaki Davacı
(Aleyhine İstinaf Edilenler) ise senet tahtında alacağını
talep etmiş, İstinaf Eden No.(1), (2) ve (3) ise borçları
olmadığını, No.(4) ise kefil olmadığını ve kefil olsa bile
borcu olmadığını ileri sürmüştür. İstinaf Edenl-er, faiz
konusunda herhangi bir şikâyette bulunmamışlar ve faizle
ilgili lâyihalarında herhangi bir iddiaya yer vermemişlerdir.
Bu durumda incelenmesi gereken husus lâyihalarda ileri sürül-
meyen bir hususu Bidayet Mahkemesi re'sen dikkate alıp
alamay-acağı, ikinci husus ise İdari bir karar niteliğinde
olan faiz miktarının saptanması ve faizin (ana paranın) kaç
katı olacağı hususunda Merkez Bankası ve Bakanlar Kurulunun
aldığı kararı Bidayet Mahkemesinin incelemeye yetkisi olup olmadığıdır.
Önc-elikle birinci husus incelendiğinde yukarıya
aktarılan genel prensipten de anlaşılacağı gibi lâyihalarda
yer almayan bir hususu Bidayet Mahkemesinin re'sen dikkate
alarak karar verme yetkisi yoktur. Diğer bir deyişle
müdafaada ileri sürülmeyen bir husus-ta Bidayet Mahkemesinin
karar verme yetkisi yoktur.
İstinaf ihbarnamesine eklenen hükümlerden de anlaşıla-
cağı gibi Bidayet Mahkemesi de Talep Takriri dışına çıkarak
hüküm vermemiştir. Diğer bir deyişle faizin (ana paranın)
kaç katı uygulanacağ-ı hususunda hükümde herhangi bir ifade
yer almamaktadır. Bu durumda idari bir karar olan faiz
miktarının saptanması ve bu faiz miktarının (ana paranın)
kaç katı olacağı yönünde Merkez Bankası tarafından alınan
kararları tartışacak Mahkemenin hangi Mahkeme -olacağının
saptanması gerekir. Yüksek İdare Mahkemesi yetkilerini
düzenleyen Anayasanın 152. maddesi aynen şöyledir:
"Yüksek İdare Mahkemesinin Yetkileri
Madde 152.
(1) Yüksek İdare Mahkemesi, yürütsel veya
yönetse-l bir yetki kullanan herhangi bir
organ, makam veya kişinin bir kararının,
işleminin veya ihmalinin, bu Anayasanın
veya herhangi bir yasanın veya bunlara
uygun olarak çıkarılan mevzuatın kural-
- larına aykırı olduğu veya bunların
sözkonusu organ veya makam veya kişiye
verilen yetkiyi aşmak veya kötüye
kullanmak suretiyle yapıldığı şikâyeti
ile kendisine yapılan başvuru hakkında,
- kesin karar vermek münhasır yargı
yetkisine sahiptir.
(2) Böyle bir başvuru, sahip olduğu meşru
bir menfaatı, bu gibi karar veya işlem
veya ihmal yüzünden olumsuz yönde ve
doğrudan doğruya etki-lenen kişi tara-
fından yapılabilir.
(3) Söz konusu başvuru, karar veya işlemin
yayınlanması tarihinden veya yayınlan-
madığı takdirde veya bir ihmal halinde,
başvuran kişinin bunu öğrendiği tari-hten
başlayarak yetmiş beş gün içinde yapılır.
(4) Böyle bir başvuru üzerine Yüksek İdare
Mahkemesi, kararında:
(a) Sözkonusu karar veya işlem veya
ihmali, tamamen veya kısmen onay-
- layabilir, veya
(b) Sözkonusu karar veya işlemin,
tamamen veya kısmen, hükümsüz
ve etkisiz olduğuna ve herhangi
bir sonuç doğurmayacağına karar
verebilir; veya
- (c) Sözkonusu ihmalin, tamamen veya
kısmen yapılmaması gerektiğine ve
yapılması ihmal olunan eylem veya
işlemin yapılması gerektiğine karar
verebilir.
(5) Bu maddenin (4). fı-krası gereğince verilen
herhangi bir karar, Devlet içerisindeki
bütün mahkemeleri ve bütün organları veya
makamları bağlar. Karar, ilgili organ
veya makam veya kişi tarafından uygulanır
ve -ona göre hareket edilir.
(6) Bu maddenin (4). fıkrası gereğince hükümsüz
kılınan herhangi bir karar veya işlemin
veya yapılmaması gerektiğine karar verilen
herhangi bir ihmalin, kendisine zarar
-verdiği herhangi bir kişi, ilgili organ,
makam veya kişi tarafından, istemi kendi-
sini tatmin eder şekilde yerine getirilme-
diği takdirde, zararların tazmini veya
kendisine başka bir tazminat verilmesi -
için dava açmak ve mahkeme tarafından
saptanacak tam ve muhik bir tazminat
almak ve sözkonusu mahkemenin vermeye
yetkili olduğu diğer tam ve muhik bir
tazminat almak hakkına sahiptir."
- Bu maddeden de anlaşılacağı gibi yönetsel kararların
Yasaya aykırılık ve/veya yetki aşımı ve/veya yetkiyi kötüye
kullanma nedeniyle iptal edilebileceği öngörülmektedir. Bu
maddede Yasaya aykırılık derecelerine göre ayırım yapılmış
değildir. Başka bir- deyişle Yasaya aykırılık çok ciddi
olsun veya olmasın yönetsel işleme getireceği sakatlık aynıdır.
Sakat bir yönetsel kararın iptal edilmesi halinde sakatlık
derecesi ne olursa olsun Mahkeme söz konusu işlemin tamamen
veya kısmen hükümsüz ve etkisiz old-uğuna ve herhangi bir
sonuç doğurmayacağına karar verir. Anayasamızda iptal
edilebilir veya yoklukla malul işleminin ayrımı olmamakla
beraber Yüksek idare Mahkemesi verdiği bazı kararlardan
bazı işlemlerin iptal edilebilir bazı işlemlerin ise yoklukla
ma-lul olabileceğine karar vermiştir. Örneğin YİM 5/76,
YİM 84/84 (D.18/85)'de bu konu işlenmiştir. Ancak bir
işlemin iptal edilebilir mi yoksa yoklukla malul olduğuna
karar vermek her zaman kolay değildir. Diğer bir deyişle
hangi kararın iptal edilebili-r hangi kararın yoklukla malul
olduğunu saptama yetkisi Yüksek İdare Mahkemesine aittir.
Anayasamızın 152. maddesinden de anlaşılacağı gibi bu
tür davaların yani iptal konusu davaları görmeye münhasır
yargı yetkisi Yüksek İdare Mahkemesine aittir. -Bu durumda
Bidayet Mahkemesinin faiz oranlarını ve/veya faizin kaç katı
olacağı hususunda Bankalar Yasasının verdiği yetkiye dayanarak çıkarılan emirnameler ve/veya alınan kararların Yasaya uygun-
luğunu diğer bir deyişle Yasalara uygun olup olmadığını
-denetleme yetkisi Bidayet Mahkemesine değil Yüksek İdare
Mahkemesine verilmiş bir yetkidir. Bu nedenle Bidayet Mahke-
mesinin bu yönde vermiş olduğu 3862/2001 sayılı dava ile
2748/2001 sayılı davalarda faiz nispetleri ve/veya faizin
kaç kat olacağı yön-ünde belirttiği görüşler ve/veya yaptığı
bulguları yapma yetkisi olmadığı cihetle 280/91, 16/92, 122/93,
290/93 ve 320/2000 sayılı Amme Enstrümanları ile ilgili İlk
Mahkemenin açıkladığı görüşlerin geçersiz olduğu hususunda
bulgu yaparız.
Netice i-tibarıyle yukarıda söylenenler ve varılan bulgular ışığında istinaf ret ve iptal olunur.
Masraflarla ilgili herhangi bir emir verilmez.
Taner Erginel Mustafa H. Özkök Seyit A. Bensen
Başkan Yargıç Yarg-ıç
21 Mayıs 2004
-
16
-
Full & Egal Universal Law Academy