-D.5/87 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 2/87 ve 3/87
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Aziz Altay, Celâl Karabacak.
Yargıtay/Hukuk 2/87
(Dava No. 49/84 -Lefkoşa)
İstinaf eden: Halil İbrahim Göktepe (Davalı 4)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Ali Yusuf No. 8, Taşkınköy.
2. Türk-Sen lefkoşa.
3. İffet Hale Taşkın, 33 Mahmut Paşa Sok. Lefkoşa.
4. Özer Haftabaşı, Lefkoşa
- (Davacı ve davalı 1,2,3)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Zeki Bayram
Aleyhine istinaf edilen 1 adına: Bülent Asena
Aleyhine istinaf edilen 2 ve 3 namın-a: Cahit Yılmazoğlu.
Yargıtay/Hukuk 3/87
(Dava No. 49/84 Lefkoşa)
İstinaf eden: 1. Türk-Sen, 7-7A, Şh. Mehmet R. Hüseyin Sok; Lefkoşa.
2. Hale Taşkın Müteveffa N. taşkın Terekesinin İdare Memurları
olarak 33 Mahmut P. Sok. Lefkoşa.
- 3. Özer Haftabaşı
(Davalı 1,2,3)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Ali Yusuf, No.8 Taşkınköy.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden 1,2,3 namı-na: Cahit Yılmazoğlu
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaflar Lefkoşa Kaza Mahkemesinin bir trafik kazası neticesi davacının (aleyhine istinaf edilenin) aldığı yara ve çektiği sızı ve ızdırap ve düçar- olduğu maddi kayıptan ötürü lehine takdir edilen tazminat hükmünden yapılmış bulunmaktadır. Olgular özetle şöyledir:
Davacı bütün ilgili zamanlarda takriben 29 yaşında, Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-Sen)de istihdam edilmekte ve Gıda--Sen'in sendika başkanı olup ayda 40,000TL, daha sonra ise ayda 85,000TL maaş almakta idi.
Davacı 12.1.1983 tarihinde müteveffa Necati Taşkın tarafından sürülmekte olan G 979 plâkalı bir arabada seyahat ediyordu. 12.1.1983 tarihinde sözü edilen araba ile -TM 425 numaralı bir kamyon arasında Lefkoşa-Gazi Mağusa ana yolu üzerinde bir trafik kazası oldu ve davacı ciddi bir şekilde yaralandı. Davacı, Türk-Sen, kazada hayatını kaybeden Necati Taşkın'ın terekesinin idare memurları ve TM 425 plâka numaralı kamyon -sahibinin aleyhine (sırasıyle istinaf eden No. 1, 2, 3 ve 4) tazminat davası açtı. Kaza ile ilgili mesuliyet ve kusur oranı taraflar arasında bir sonuca bağlandığı cihetle bunlar bizi bu istinafta ilgilendirmemektedir.
Yapılan duruşma sonucu İlk Mahkeme,- davacı lehine ve davalılar aleyhine, münferiden ve müştereken, 2,600,000 TL özel ve 15,500,000TL genel olmak üzere toplam 18,100,000TL tazminata hükmetti. İlk Mahkeme genel tazminata, sızı ve ızdırap için 12,000,000TL, hayat zevklerinden mahrumiyet için 2-,000,000TL ve müstakbel kazanç kaybı için 1,500,000 TL takdir etmek suretiyle vasıl oldu.
Davalı No. 1, 2, 3 bir istinaf ihbarnamesi ve davalı 4 de ayrı bir istinaf ihbarnamesi dosyalamak suretiyle işbu tazminat hükmünden ayrı ayrı istinaf ettiler. Taraf-ların müracaatı ve Mahkemenin de uygun görmesi sonucu, istinaflar birleştirilerek dinlendi. Ayrı ayrı yapılmakla birlikte her iki istinaf ortak sebepler içermektedir. Bunların tümü ise, ayrıntılara girmeden, davacı lehine hükmolunan tazminat miktarının müd-ahalemizi gerektirecek kadar alenen çok olduğu doğrultusundadır.
Tazminat miktarının aşikâr surette çok olup olmadığı konsuna girmeden, İlk Mahkemenin davacının yaraları ile ilgili olarak yaptığı bulguları özetlemek yerinde olur. İlk Mahkeme davacının al-dığı yaralar ve ona uygulanan tedavi hakkında şunları söyledi:
"Genel zarar ziyan maksatları için incelediğimizde davacının çok ciddi bir yaralanma geçirdiği, esas başının travması nedeni ile beyinde ve kafatasında ciddi yaralanma ve zedelenmeler olduğun-u, iç kanamalar ve beyin zarında yırtılma olduğu, başın sol tarafında 12 cm'lik bir kemik alındığı ve o yerin hala daha açık durduğu, sağ tarafta da bir delik açıldığını ve trakeotam yapıldığını, ortadadır. Beyin de ameliyat yolu ile müdahaleler o safhada -yapılmıştır.
Davacının çok uzun süre iki aya yakın komada kaldığı ve şiddetli ateş ve sara nöbetleri ile geçirdiği de ortadadır. Bu safhada hem troehomide hem shrotumda enfeksiyon geçirdiği ve tüm bunlar ışığında acı ve izdırabın yüksek bir derecesine ul-aştığı ortadadır.
Davacının ilk yaralandığı zamanlar beyinde olan etkilerden dolayı konuşma bozukluğu, yazma bozukluğu, davranış bozukluğu, ve beyinde çok süratli performans vermediği durumlar olmuşsa da bunların bir kısmı şimdi ortadan kalkmış ve daha i-yiye gitmiştir. Fakat davacı anlaşılan yazabilmektedir, konuşması da tam akıcı olmamakla beraber normale yanaşmıştır. Beyinin performansı biraz yavaş olmakla beraber fonksiyonunu yerine getirmektedir. Zekâ geriliği için davacı taraf herhangi bir şahadet ve-ya test sunmadığı için böyle bir bulgu yapmamıza olanak yoktur ve zeka geriliği davacıda olmadığına bulgu yaparız. Yine etkilenen beyin veya merkezi sistemimizden davacı sağ kol ve bacağında kuvvetsizlik olduğu, hatta davalı taraf doktorun da kabul ettiği -gibi %20 zaafiyeti olduğu ortadadır. Zaafiyetten dolayı davacının dengesiz bir yürümesi de vardır. İmpotans durumunu da tüm şahadet ışığına kabul ederiz ve davacının en azından bir cinsel münasebeti tam gerçekleştiremediği ve kazadan mütevellit olduğu ve d-avalı taraf doktorun da belirttiği gibi en azından kazadan dolayı, psikolojik nedenlerden doğduğu cihetle bir yönden dürüst bir iddia ve yaralanma olduğu ortadadır. Kafadaki kemik eksikliğinin giderilmesi gerekliliği ve bugüne kadar veya ameliyatın olacağ-ı güne kadar olan mahzurlar, tehlikeler her iki tarafca da kabul edilmeketdir. Sara nöbetleri için davacı, hala daha ilaç almaktadır ve bu kafa kemiği ameliyatını olana kadar da alacağı anlaşılmaktadır."
-Davacı lehne hükmolunan tazminatın aşikâr surette çok odluğu iddiasını yaparlarken, davalılar, belirli birtakım şikâyetlerini dile getirdiler. Bunları bir bir ele alıp incelememiz gerekmektedir:
-
(a) Davacının cinsel iktidarsızlığı konusu:
Bu konuda davalılar İlk Mahkemenin bulgusunun hatalı olduğunu çünkü böyle bir şahadetin inandırıcı olmaktan uzak olduğu gibi kendilerinin celbettiği eksper şahit Dr. Zeki Birsel tarafından da nakzedildiğini i-ddia ettiler.
Şahadete bir göz atacak olursak Dr. Zeki Birsel'in nüro-psikiyatri dalında ihtisas yaptığını, beyin cerrahı olduğunu ve davacının başında olan yaraların yer ve mahiyetinin onun organik olarak cinsel açıdan iktidarsız olmamasını gerektirdiği-ni ancak iktidarsızlık varsa bunun psikolojik olabileceğini ifade ettiğini görürüz. Ne var ki beyinde yapılan harabiyetin cinsel iktidarsızlığa yol açıp açmadığı hususu aynı dalda ihtisas yapan ve davacı tarafından celbedilen Dr. Öztürk Ünverdi'ye sorulmad-ı ve dolayısıyle davacı tarafına bu soruya cevap verme fırsatı verilmedi. Geçmiş birçok kararlarımızda da değindiğimiz gibi bu gibi durumlarda davalıların eksper şahitinin şahadeti geçersiz değildir ancak kıymeti oldukça azdır. Bu böyle olmakla birikte dav-acının beynine olan harabiyet neticesi Dr. Birsel de organik neden bağlı cinsel iktidarsızlığın ihtimal dahilinde olduğunu ancak bu ihtimalin az olduğunu söylemişti. Durum ne olursa olsun gerek organik nedene bağlı olsun ve gerekse psikolojik yönden olsun -davacı kısmi cinsel iktidarsızlık sorunu ile karşı karşıyadır. İlk Mahkeme de davacının kısmi cinsel iktidarsızlıktan muztarip olduğunu bulgu olarak buldu ve bunun için 2,500,000TL'yi "düşündüklerini" beyan etti. Kanımızca İlk Mahkemenin gerek yaptığı bulg-uda ve gerekse genel tazminatı saptarken davacının cinsel iktidarsızlığı için gözönünde bulundurduğu 2,500,000TL yerindedir ve aşırı bir fazlalığı da yoktur.
(b) Müstakbel kazanç kaybı:
Davacının özel bir kazanç kaybı olmadı. Eski işine devam etmekte v-e Gıda-Sen sendikasının başkanlığını da el'an yapmaktadır. Keza 1985 milletvekilliği seçimlerinde bir siyasal partiden milletvekili adaylığını dahi koyduğu sabittir. İlk Mahkemenin bulgusuna göre davacı lise mezunu olup, ileride işini kaybetmesi halinde şi-mdiki işine denk bir iş bulmakta güçlük çekebilir ve daha az gelir getiren bir iş bulabilir. Bu ihtimali gözönünde bulunduran İlk Mahkeme davacıya yılda 150,000TL'den on yıl için 1,500,000TL, müstakbel kazanç kaybı olarak, özel tazminata hükmetti. Kanımızc-a, İlk Mahkeme, bu hususta hata etmiştir.
İlkin İlk Mahkemenin önünde davacının işini yaralarından ötürü kaybetme ihtimalinin var olduğu veya böyle bir ihtimalin gerçekleşme oranının ne olduğu hususunda şahadet yoktur. Saniyen davacının aldığı yaralar on-un faal sendika başkanlığı yapmasına engel olmadı. Hatta, 1985 Milletvekili Seçimlerine bir siyasal parti listesinden aday olarak faal bir şekilde katıldı. Böylesine faal bir durumda olan davacının belirsiz gelecekte muhtemel iş kaybı nedeniyle daha az gel-ir getirebliecek bir iş bulabileceği ihtimalinden bahsetmek hiç dikkate alınmaması gereken farazi hesaplardır. Bu nedenle davacıya müstakbel kazanç kaybı adı altında 1,500,000TL tazminata hükmetmekle İlk Mahkeme hatalı hareket etmiştir.
Bu safhada önemli- bir hususa değinmek isteriz. Müstakbel kazanç kaybı genel tazminat içinde mütalâa edilecek bir rakamdır. Bunun özel tazminat ile bir ilgisi yoktur. Keza genel tazminat saptanırken, dikkate alınacak hususlar, örneğin, yaraların nevi, tedavi süresi, kalıcı -tesirleri, müstakbel kazanç kaybı ve sair faktörler belirlendikten ve dikkate alındıktan sonra global bir miktara vasıl olunur. Alınan her yara veya meydana gelen her fiziksel veya ruhsal rahatsızlık için ayrı ayrı tazminat miktarları üzerinde durulması ha-linde, bu yöntem, kişiyi yanıltıcı bir sounuca götürür. Bu bakımdan İlk Mahkemelerin bu hususa dikkatelerini çekmek isteriz.
(c) Kafa kemiği ameliyatı için uygun görülen 2,600,000TL özel tazminat:
Taraflar, davacının, ileride kafa kemiği ameliyatı geçi-rmesinin gerekli olduğu hususunda birleşmişlerdir. Ayrıca bu tip ameliyatın Türkiye'de de yapılabileceğini İlk Mahkeme kabul etmiştir. İlk Mahkemenin itibar ettiği şahadete göre bu tip ameliyat Amerikada 2000-3000 U.S. dolar iken Türkiye'de 1 ½ milyon TL'd-ir. Bu şahadet devalı doktorun verdiği şahadettir ve İlk Mahkeme bunu kabul etmiştir. Ancak tazminat saptanırken İlk Mahkeme ameliyatı 2,400,000TL olarak saptanmasını anlamakta güçlük çektik. Bu tip ameliyatın Türkiye'de yapılabileceği ve bunun için aşağı -yukarı 1 ½ milyon TL'nin normal olduğu kabul edildikten sonra bu başlık altında hükmolunan tazmiant miktarı artık 1,500,000TL'yi aşamaz.
(d) Epilepsi, sızı ve ızdırtap ve sair yaralar için takdir edilen 12,000,000 TL tazminat konusu:
-İlk Mahkemelerin saptadıkları genel tazminat miktarlarına müdahale etmekte İstinaf Mahkemesinin oldukça çekingen davrandığı ve ancak çok bariz durumlarda müdahale ettiği bilinmektedir. Davacının aldığı yaraların ciddi olduğuna kuşku yoktur. Bir süre önce -Yargıtay/Hukuk 68/86 ve Yargıtay/Hukuk 69/86 sayılı birleştirilerek dinlenen istinaflarda ayni trafik kazasında yaralanan o istinaflardaki davacıya genel tazminat olarak 12,000,000TL hükmedilmesi uygun görülmüştü. Sözü edilen istinaf kararında geçmişte di-nlenip karara bağlanan Hukuk/İstinaf 5/75, Yargıtay/Hukuk 4/78 ve Yargıtay/Hukuk 108/85 sayılı istinaf kararlarına değinilmiş ve o davalarda yaralanan davacıların alıdğı yaralar üzerinde etraflıca durulmuştu. Sözü edilen içtihat kararlarında davacıların al-dıkları yaraların bu meseledeki davacının aldığı yaralardan daha ciddi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu meselde davacının aldığı yaralar ve bazılarının kalıcı oldukları, çekmiş olduğu sızı ve ızdırap dikkate alındığında lehine takdir edilen 12,000,00-0TL genel tazminat aşikâr surette çoktur ve müdahale etmek zorunluluğunu duyuyoruz. Kanımızca davacıya verilecek en uygun tazminat kısmi cinsel iktidarsızlık için makul bulunan 2,500,000TL de dahil 9,000,00TL olması gerekirdi.
Sonuç olarak her iki istina-f kabul edilir ve yukarıda söylenenler ışığında İlk Mahkemenin hükmü özel tazminat miktarının 1,600,000TL ve genel tazminat miktarının 9,000,000TL olmak üzere toplam 10,600,000TL olarak değiştirilir.
İstinaf masrafları davacı tarafından ödenecektir.
(Sa-lih S. Dayıoğlu) (Aziz Altay) (Celâl Karabacak)
Yargıç Yargıç Yargıç
11 Mart 1987
-
-
1
-
Full & Egal Universal Law Academy