-D.12/80Yargıtay/Hukuk 20/80
(Dava No.319/77;Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti:Ülfet Emin, Başkan, Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin
Salâhi.
İstinaf eden: Mehmet Emin Ahmet, c/o Evkaf Dairesi, Lefk-oşa.
(Davacı)
ile -
Aleyhine istina£ edilen: Ahmet Mehmet Emin, Fota, Girne.
(Davalı)
A r a s ı n d a .
İstinaf eden namına: Kemal Aktay.
Aleyhine -istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
Tehir talebinin reddi - Davayı sürüncemede bırakma niyetiyle yapıIan tehir talebinin reddi - Mahkemenin davayı tehir edip etmeme konusunda takdir hakkı - Mahkemenin takdir hakkını adil bir şekilde kullanma zorunlul-uğu.
Takipsizlik nedeniyle davanın ret ve iptal edilmesi - İlk Mahkemenin müteaddit defalar tehire uğrayan davada Davacının tehir talebini reddetmesi - Davacının davayı kasten sürüncemede bırakması ve haksız tehir talebinde bulunması nedeniyle tehir taleb-inin reddi - Davalının malları üzerinde ara emri bulunması ve tehir nedeniyle Davalının mağdur olma olasılığının bulunması Tehir talebine itibar edip etmemenin Mahkemelerin takdirine bağlı bir husus olması - Mahkemelerin takdir hakkını adil bir şekilde ku-llanma zorunluluğu - Tehir verildiği takdirde Davacının göreceği zararın Davalıya olabilecek zarardan daha büyük olması Yargıtayın dava konusu yüksek olan bir davanın esasına girilmeden iptal edilmesinin Davacıya adaletsizlik teşkil edeceği görüşü - Yargıt-ayın İlk Mahkeme kararını takipsizlikten ötürü ret ve iptal etmesi.
OLAY: Dava müteaddit defalar tehire uğradıktan sonra davanın duruşmasına başlandı. Duruşma esnasında bazı itirazlar ileri sürüldü. Davacı avukatı itirazlar üzerine verilen ara karardan -istinaf edebilmesi için davanın süresiz ertelenmesini talep etti. Bunun üzerine İlk Mahkeme davayı süresiz erteledi. Davacı avukatı verilen ara karardan îstinaf etmedi ancak bir dilekçe ile davaya devam edilmesini talep etti. Mahkeme de davanın duruşmasın-a devam edileceğini taraflara bildirdi. Dava yine müteaddit defalar tehire uğradı. Son duruşma gününde davacının hazır bulunmaması nedeniyle Davacı avukatı tehir talep etti. Ancak Davalı avukatı tehir talebine itiraz etti.
İlk Mahkeme Davacının davayı sü-rüncemede bırakmak niyetiyle tehir talebinde bulunduğuna kanaat getirerek tehir talebini reddetti. Tehir talebininreddinden sonra Davalı avukatı duruşmaya devam edilmesini istedi. Bunun üzerine davacının avukatı Davacının avukatlığından çekildi. Davacı b-u safhadan itibaren herhangi bir kişi tarafından temsil edilmedi. Davalı avukatının talebi üzerine İlk Mahkeme davayı takipsizlikten iptal etti.
Davacı İlk Mahkemenin tehîr talebini vermemekle takdir hakkını yanlış kullandığını ileri sürerek istinaf etti-.
SONUÇ: Yargıtay ilk nazarda kuvvetli bir dava sebebi olan ve faizleriyle birlikte dava konusu 5OOOKL'nin üstünde olan bu davanın esası dinlenmeden iptal edilmesinin adaletsizlik olacağını belirtti. Tehir talebinin kabul edilmemesi halinde Davacıya olaca-k olan adaletsizliğin tehir talebinin kabul edilmesi halinde Davalıya olacak adaletsizlikten kat kat büyük olduğunu vurgulayan Yargıtay, İlk Mahkemenin takdir hakkını hatalı kullandığı sonucuna vardı ve İlk Mahkemenin iptal emrini iptal etti.
Atıfta Bulun-ulan Yargısal İçtihatlar:
Evans v. Bartlam (1937) A.C. s.480.
Miller v. Miller (1960) 3 AIl E.R. s.115.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin, Başkan: Bu istinafta Hükmü Yargıç Salih S. dayıoğlu verecektir.
Salih S. Dayıoğlu : İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkeme-sinin davacı tarafıdan getirilen davayı takipsizlikten ötürü iptal ettiği emrinden yapılmıştır. Bu meselede olgular şöyledir.
Davacı, davalı aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 319/77 sayılı dava ile 20 Kasım 1976 tarihinde Lefkoşa'da davalı tarafından leh-ine yapıldığı iddia edilee bir mersum veya alelâde borç senedi tahtında KL4500.- ve bunun üzerinden %9 faiz talep etmektedir.
Dosyalanan müdafaada ise yapıldığı iddia edilen senet inkâr edilmekte, alternatif olarak böyle bir senedin sahtekârlık veya nüfuz- suistimali neticesi elde edildiği ileri sürülerek davacı tarafından talep edilenler reddolunmaktadır.
Davanın geçirdiği safahat ise zabıtlara göre söyladir: Davanın duruşması ilkin 17.IQ.1977 tarihine tayin olundu. taraflar arasında bir uyuşma zemini bu-lunmadığı için dava 20 Aralık 1977'e ertelendi. 20.12.1977 tarihinde tarafların rıza ve muvafakatı ile duruşma 17.3.1978 tarihine tayin olundu. 17.3.1978'de Mahkemelerin emri ile davanın duruşması 22.3.1978 tarihine alındı. 22.3.1973'de davanın duruşmasına- başlandı ve davacı şahadet verdi. Davacı da istintaka tabi tutuldu ve istintakına devam edilmek üzere dava 24.5.1978 tarihine ertelendi. 24.5.1978 tarihinde davanın betekrar duruşmasının yapılmasına karar verildi ve davacı betekrar şahadet vermeye başladı-. Duruşma esnasında bazı itirazlar ileri sürüldü ve mahkeme bu itirazları dinleyip karara bağladı. Davacı avukatı itirazlar üzerine verilen ara karardan istinaf edebilmesi için davanın süresiz ertelenmesini talep etti. Davalı avukatı buna herhangi bir itir-azda bulunmadı. Bunun üzerine dava süresiz ertelendi. Davacı avukatı itiraz üzerine verilen karardan istinaf etmedi fakat dava süresiz ertelenme safhasında iken Mahkemeye yaptığı bir dilekçe ile davanın duruşmasına devam edilmesini talep etti. Mahkeme de d-avanın duruşmasıııa 3.11.1978 tarilıinde devam edeceğini ve bitmediği takdirde duruşmanın 8.11.1.978 tarihinde de devam edeceğini bildirdi. 3 Kasım 1978'de Mahkeme heyetinin bir üyesi Girne Ağır Ceza Mahkemesinde görevlendirildiği için davanın duruşması yi-ne süresiz ertelendi. Bundan sonra davacı avukatı davanın duruşmasına başlanması için mahkemeye yine müracaat etti. Mahkeme de davanın duruşmasını 6.3.1979 tarihine tayin etti. 6.3.1979 tarihinde bir uyuşma zemini için uğraşıldı fakat bir netice elde edile-mediği için davanın durıışması 10.4.1979 tarihine ertelendi. 10.4.1979 tarihinde davacının avum katı davacının rahatsız olduğunu ileri sürerek kısa bir tehir talep etti. Davalının avukatı buna itiraz etmedi fakat masrafları talep etti. Mahkeme de davanın d-uruşmasının 27.4.1979'da devam edilmesine ve masrafların da davacı tarafından ödenmesine karar verdi. 27.4.79 tarihinde davacının avukatı davacının vazife icabı Türkiyeye gönderildiği ve henüz Adaya dönmediği gerekçesi ile tehir talep etti. Karşı taraf bun-a itiraz etti. Davacının avukatı davacının vazife icabı Türkiyeye gönderildiğini kanıtlamak bakımından davacının çalıştığı Evkaf Dairesinin Genel Müdür Muavinini tanık olarak celbetti. Evkaf Dairesi Genel Müdür muavini verdiği şahadette davacının dairesini-n bazı işlerini yapmak için ivedilikle 21 veya 22.4.1979 tarihinde Türkiyeye gönderildiğini ve 7 veya 8 Mayıs 1979'da Adaya döneceğini söyledi. Şahit devamla davacının Türkiyeye gönderilmesi kararı çıktıktan ve davacıya bu husus bildirildikten sonra davacı-nın dairesine 27.4.1979 tarihinde davası olduğunu söylemediğini ve söylemiş olsaydı mahkemedeki davanın öncelik kazanacağını söyledi.
Tehir talebi hususunda kararını veren ilk mahkeme talebini haklı bulmadı ve tehir talebini reddetti. İlk mahkeme kararını- verirken davacının davayı "kasten sürüncemede bırakmak ve ilgilenmemek sureti ile haksız olarak tehir talebinde bulunduğuna kanaat getirdi ve "davalının malları üzerinde ara emri bulunması da göz önünde bulundurulursa tehirden dolayı davalıya bir adaletsi-zlik doğuracağı" kanısına vardı. İlk mahkeme bu kararı verdikten sonra davanın duruşmasının devamına emir verdi. Davacının avukatı îse bu durumda davacının avukatlığından çekilmek için izin istedi. Mahkeme de izni verdi ve davacı avukatı davadan çekildi. B-undan sonra davacı mahkemede herhangi bir kişi tarafından temsil edilmedi. Davalı avukatı, bunun üzerine, davanın takipsizlikten ötürü reddolunmasını talep etti. Mahkeme de bu talebi uygun bularak davayı takipsizlikten ötürü reddetti ve masrafların da dava-cı tarafından ödenmesine emir verdi. Davacı işbu karardan istinaf etti. İstinaf eden dosyalamış olduğu istinaf ihbarnamesinde 10 istinaf sebebi ileri sürmüş ise de bunlar genel hatları ile birbirlerîne bağlıdırlar ve bunların tümünü ilk mahkemenin tehir ta-lebini vermemekle adli takdirini yanlış kullandığı noktasında toplamak mümkündür.
Bir davada tehir talebine itibar edip etmeme ilk etapta ilk mahkemelerin takdirlerine bırakılmış bir husustur. Tabiatıyle ilk mahkemeler bu takdirlerini adli bir şekilde kul-lanmak zorundadırlar. İlk mahkemelerin adli takdirlerini yanlış kullandıkları veya bu gibi takdirlerini kullanmaları neticesi bir adaletsizliğin doğacağı durumlarda istinaf mahkemesi böyle durumlarda müdahale edebilir. Gör: Evans v. Bartlam (1937) A.C. s.4-80, Miller v. Miller (1960) 3 All E.R. s.115.
Bu meselede istinaf edenin (davacının) ilk nazarda kuwetli bir dava sebebi olduğu gözükmektedir. Esasen bundan ötürü olacaktır ki dava neticeleninceye kadar davacının istemi üzerine davalının mallarına bir ar-a emri konmuştu. Bu da davacının ilk nazarda kuvvetli bir dava sebebi olduğu görüşünü destekler mahiyettedir.
Davanın seyri ile ilgili safahat incelendiğinde yapılan müteaddit tehirlerin sadece iki tanesinin davacının istemi üzerine verildiği görülmektedi-r. Bu tehirlerde de davalının itiraz etmediği gözükmektedir. Fakat 10.4.1979 tarihinde verilen tehirin de mahkemeye yapılan yanlış beyan üzerine verildiğini de kabul etmek lâzımdır. İlk mahkeme, tehir verildiği takdirde davalıya (aleyhine istinaf edilene) -bir adaletsizlik olacağından bahsetmektedir. Adaletsizliği ise davalının mallarına konan ara emrinin daha da yürürlükte kalacağında görmektedir. Bu hususta bir gerçek payı olmakla beraber ilk nazarda kuvvetli bir dava sebebi görülen ve faizleriyle birlikte- KLSOOO.nın üstünde bir davanın esası dinlenmeden iptal edilmesi davacıya olabilecek adaletsizliğin yanında çok küçük kalır. Diğer bir deyişle tehir talebinin kabul edilmemesiyle davacıya olacak adaletsizlik tehir talebinin kabul edilmesiyle davalıya olaca-k adaletsizlikten kat kat büyüktür.
Kanımzca tehir talebinin kabul edilmemesiyle davacıya olabilecek adaletsizliği ilkk mahheme gerektiği ölçüde değerlendirmemiş ve bunu hata etmiştir. Bu meselede gerek 10.4.1979 da bir yanlış beyan üzerine verilen ve ger-ekse 27.4.1979'da verilebilecek tehirden doğan masrafların önceden davalıya ödenmesi şartı ile ilk mahkeme davalıdan gelen tehir talebini kabul etmesi gezekirdi.
Bu nedenle ilk mahkemenin 27.4.1979 tarihinde vermiş olduğu emrin iptal edilmesi gerekir.
So-nuç olarak aleyhine istinaf edilenin 10.4.1979 ile 27.4.1979 tarihleri için Mahkemece tesbit edilecek dava masraflarının istinaf edenin avukatına bildirdikten sonra (10) gün zarfında ödenmesi koşuluyla -şayet şimdiye kadar ödenmemişse- ilk mahkemenin 27.4.-79 tarihinde davanın red ve iptali ile davacının masraf ödemesi hususundaki emri iptal edilir.
Aleyhine istinaf edilenin sözü edilen tarîhlerle ilgili masraf listesini (5) gün zarfında mahkemeye sunması emrolunur. Bu yapılmadığı takdirde masrafların ödenm-esi ile ilgili koşul kendiliğinden geçersiz olacaktır. İstinaf eden sözü edilen masrafları (10) gün zarfındâ ödemediği takdirde ilk mahkemenin verdiği istinaf konusu karar aynen kalır.
Konunun ehemmiyetine binaen davanın duruşmasının en erken bir zamanda -yapılması için dava Kaza Mahkemesine iade edilir.
İstinaf masrafları için herhangi bir emir verilmez.
(Ülfet Emin)(Salih S. Dayıoğlu)(N. Ergin Salâhi)
Başkan Yargıç Yargıç
17 Nisan 1980
Full & Egal Universal Law Academy