-D.6/92 Yargıtay/Hukuk 20/91
(Genel İstida No: 155/80; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Taner Erginel, Metin A. Hakkı
İstinaf eden: 1. Wilferd J-ames Saunders.
2. Jay Heather Saunders, Davlos.
(Müstediler)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. K.T.F. Devleti.
2. K.T.F. Devlet, Eknomi ve Maliye Bakanığı veya
Devlet -Emlâk ve Malzeme Dairesi vasıtasıyle
KTFD, Lefkoşa.
(Müstedaaleyhler)
A r a s ı n d a.
-
İstinaf edenler namına: Ali Dana.
Aleyhine istinaf edilenler namına: İsmet Dağlar.
K A R A R
N. Ergin Salâhi: Müstediler 7/80 sayılı Yasaya dayanarak dosyaladıkları 155/80 sayılı bir başvuruda, Mağusa Kazasına bağlı Davlos Köyünde Amalia mevkiinde Paf-ta/Harita VII/27'de görülen parsel 189 ve 191 numaralı ve kayıt no 8481 olan taşınmaz malı 1974 Barış Harekâtından önce Kıbrıslı bir Rumdan satın aldıklarını ve parasını ödediklerini ancak Barış Harekâtı nedeni ile devir işlemlerinin yapılamadığını ileri s-ürmüşlerdir.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme daha sonra değineceğim hususlarda bulgu yaparak, konu malın müstediler tarafından 7000KL'sına satın alındığı, satış bedelinin taksitlerle ödendiği ve en son taksidin 27.11.1973 tarihinde ödenmiş olduğu bulgusuna v-armakla beraber ilkin, sözlü yapılan sonra yazıya dökülen ve Mahkemeye emare olarak ibraz edilen belgenin yazılı bir satış akdi olmadığı kararına vararak 7/80 sayılı Yasanın 6. maddesinde öngörülen yazılı akdin ibraz edilmesi gerektiği şartının yerine geti-rilmediği bulgusuna vararak müstedileirn başvurusunu reddetmiştir.
İstinaf İlk Mahkemenin bu kararına karşı yapılmakta olup esas itibarı ile sadece bir konuyu içermektedir. O da Mahkemeye Emare 8 olarak sunulan 27 Kasım 1973 tarihli belgenin yazılı bir s-atış akdi olduğu ve İlk Mahkemenin konu belgeyi yasanın öngördüğü bir satış akdi olarak değerlendirmemek ve müstediler lehine karar vermemekle hata ettiği yönündedir.
İstinaf açısından ihtilâfsız olgular özetle şöyledir. İngiliz vatandaşı olup karı koca -olan müstediler kamu görevinden emekliye ayrıldıktan sonra 1972 yılında Kıbrıs'a gelmişler Kıbrısta bir taşınmaz mal alıp üzerine bir ev yaparak devamlı ikamet etmeyi amaçladıklarından kendilerine uygun bir arazi seçimi yaparak Kıbrıslı bir Rum olan Kyriac-os S. Hadjikyriacos isimli şahısla anlaşarak yukarıda pafta/harita, parsel ve tapu referansı verilen arazi üzerine bu şahsın bir ev yapmasına ve arsa ile birlikte belirlenen bir plân dahilinde yapılacak evi 7000KL'sına satın almaya sözlü olarak anlaşmışlar-dır. Taraflar arasında sözlü yapılan bu anlaşmadan sonra tarafların mutabık kaldığı bir plân hazırlanmış ve 1973 yılı başlarında tekrar Kıbrısa geldiklerinde kendileri için inşa edilmekte olan evi görmüşler ve mutabık kalınan 7000KL'sı satış bedeline karşı- ilkin 30.3.1973 tarihinde 1000KL'sı olmak üzere 24.4.1973'de 2000KL'sı, 17.7.1973'de 3000KL'sı, 4.12.1973 tarihinde ise 1000KL'sı daha ödemede bulunmuşlardır. Bu ödemlerin satıcı mal sahibi Ruma Mahkemeye sırası ile Emare 4, 5, 6 ve 7 olarak sunulan banka- havaleleri ile yapıldığı ödemelerden sonra Mahkemeye Emare 8 olarak sunulan tarafların sattığı ve satın aldıkları malın tarifi ile satış bedelini ve bu satış bedelinin ödendiğini içeren bir anlaşma 27 Kasım 1973 tarihinde hazırlanıp satıcı tarafından imza-lanmış ve satın alanlara verilmiştir. Şahadetten öyle anlaşılıyor ki ev 1974 yılı başlarında bitirilip müstedilere teslim edilmiş ve müstediler bu evde ikamet etmeye başlamışlardır. Satın aldıkları arazi üzerinde yapılan evde ikamet ettikleri hususu Mahkem-eye emare olarak sunulan ve adlarına çıkarılan su ve elektrik makbuzlarından görülmektedir. Bu arada yine şahadetten öyle anlaşılıyor ki müstedilerin satın aldığı ve üzerine satıcı Rum aracılığı ile yaptıkları evin bulunduğu parseller civarında aynı satıcı- Rum başka evler de yaptırdığından tapu haritalarında satılan parsel numaraları 189/1 ve 191/1 olarak değiştirilmiştir. Müstediler başvurularını dosyaladıktan sonra bir tadilat istidası dosyalayarak kayıt numarası 8481 de tasvir edilen parsel 189 ve 191'in- parsel numaralarının 189/1 ve 191/1 olarak değiştirilmiş olmasına rağmen bunların aslında aynı parseller olduğu (parsel 189 ve 191) parsel numarasının değişmesine karşın; kayıt numarsının değişmediğini ileri sürmüşler ve bu hususu şahit olarak çağırmış ol-dukları Mağusa Tapu Memurunun şahadeti ile de İlk Mahkemede ispatlanmışlardır.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme, müstediler tarafından yapılan tadilât ve bu yönde verilen şahadeti dikkate alarak müstediler tarafından satın alınan malın aynı taşınmaz mal olduğ-u bulgusuna vararak müstedilerin 7/80 sayılı Yasanın 6(a) maddesinde öngörülen ispat yükülülüğünü yerine getirdiği yönünde bulgu yapmıştır. Yine İlk Mahkeme 7/80 sayılı Yasanın 6(b) maddesi uyarınca yazılı sözleşmenin ibraz edilip edilmediği ile mezkur yas-anın bu maddesi uyarınca ibraz edilmesi öngörülen yazılı belgenin 1974 Barış Harekâtından önce yapıldığının kanıtlanıp kanıtlanmadığını da incelemek yönünde gitmiştir. İlk Mahkeme bunun sonucu Emare 8 olarak sunulan belgenin yazılı bir satış anlaşması olma-dığı kararına vararak müstedilerin başvurusunu reddetmiş olmasına rağmen başvuruyu Yasanın diğer maddeleri açısından da incelemiş ve neticede kararında sunulan şahadet ve ibraz edilen banka havaleleri ile sözü edilen satış belgesi veya belgenin 1974 Barış -Harekâtından önce 7/80 sayılı Yasanın 6(b)(2) maddeleri uyarınca ispatlandığı kanaatına avrmış ve müstedilerin Yasanın 6(c) ve (g) paragrafları uyarınca ispat etmekle yükümlü oldukları hususları da ispat ettikleri bulgusuna varmıştır.
Yukarıdaki hususlar-la ilgili söz konusu İlk Mahkeme kararının ilgili kısımları aynen şöyledir:
"İlgili Yasanın 6(b) (iii) maddesi Satış Bedelinin ödenmesi şekillerini düzenlemektedir. Müstedi No.2 şaahdetinde Satış bedeli olan £7000.-'nı 20 temmuz 1974 tarihinden önce tüm -olarak ödedikleri savını ileri sürmüş ve bu savını teyid için 4 adet belgeyi ibraz etmiştir.
Mahkemeye Emare (4) olarak ibraz edilen 30.3.1973 tarihli Barclays Bank International Limited vasıtasıyle satıcıya £1000.- Emare (5) 24.4.1973 tarihli Banka vası-tasıyle £2000.-'sı, Emare (6) 17.7.1973 tarihli aynı Banka vasıtasıyle £3000.-'sı, Emare (7) 4.12.1973 tarihli aynı Banka vasıtasıyle £1000.-sı Müstedilerin toplam £7000'sı ödedikleri görülmektedir. Müstedilerin satış bedelinin tümü olan £7000.- nı satıcıy-a ödedikleri hususunu Emare 4, 5, 6 ve 7 teyit etmektedir. Müstediler Yasanın 6(b)(iii) maddesinde ödemelerle ilgili öngörülen koşulu kanıtlamışlardır.
Aynı Yasanın 6(g) maddesinde ise şöyle denmektedir:
Md. 6(g) 'Satın alınmış olan malın herhangi bir ip-otek, yetkili bir Mahkeme hükmü veya emri gereğince konan bir haciz veya başka bir yükümlülükle yükümlü olup olmadığı yükümlü ise yükümlülüğün kimin lehine olduğu ve borç miktarı ile faiz oranının ne olduğu ve borcun hangi tarihten beri yürürlükte olduğu, -ödenmiş kısmı varsa ne zaman ne miktarda ödenmiş olduğu.'
Müstediler tanığı Mehmet Hacıların bu hususta huzurumuzdaki şahadeti mevcuttur. Mehmet Hacıların şahadeti incelendiğinde istida konusu taşınmaz malda hernagi bir ipotek veya engel olmadığı görülm-ektedir. Müstedilerin Yasanın 6(g) maddesinde öngörülen koşulu kanıtladığı kanısındayız.
.................................................................................................................
Emare (10) belge Müstedilerin Yasanın 6(c) maddesi-nde öngörülen yükümlülüklerini yerine getirdiklerini teyit eden bir belgedir. Müstediler Yasanın 6(c) maddesinde öngörülen koşulu kanıtlamış-lardır."
İlk Mahkeme yukarıda değindiğim bulgular neticesinde aşağıda alıntısı yapılan görüşe de yer vererek müst-edilerin Yasanın 6(b) maddesi uyarınca yazılı bir sözleşme ibraz etme koşulunu yerine getirmiş olsalardı bu olgular ışığında lehlerinde bir hüküm verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
"Hükmümüzden de görüleceği gibi müstediler Yasanın 6(b) maddesinde öngö-rülen isbat yükümlülüğünü yerine getirmiş olsalardı istidadaki istemleri doğrultusunda lehlerine hüküm verilecekti."
Bu durumda istinafta tezekkür edilip karara bağlanması gereken tek husus Mahkemeye emare olarak sunulan 27 Kasım 1973 tarihli yazılı belg-enin yasanın öngördüğü bir yazılı anlaşma niteliğinde olup olmadığıdır.
Bu konuyu karara bağlamadan önce 7/80 sayılı Yasanın bu amaçla aradığı koşullara ve Fasıl 149 Akitler Yasasının akitle ilgili maddelerine değinmeyi de uygun gördüm.
54/87 sayılı Ya-sa ile tadil edilen 7/80 sayılı Yasanın tefsirle ilgili 3. maddesinde Yasanın aradığı sözleşme şu şekilde yer almaktadır.
"Yabancıdan satın alınan Taşınmaz Mal: -
Yasal yönden geçerli bir sözleşme ile satılmış ve mükellefiyetinin devredilmesi öngörülmüş -malları; .................................. anlatır."
Bu maddeyi yanlız olan bir tefsire tabi tutmamız halinde 7/80 sayılı Yasanın yazılı bir anlaşma öngörmediği, şifahi bir anlaşmanın da söz konusu olabileceği kararına varılması gerekir. Ancak aynı Yasa-nın 54/87 sayılı Yasa ile tadil edilmiş 6. maddesi yazılı bir sözleşmenin ibrazını öngördüğü cihetle şifahi bir sözleşmenin yeterli olmayacağı da açıktır.
Sözü edilen 6. maddenin ilgili fıkrası aynen şöyledir:
"Mahkemede, iddialarını kanıtlamak yükü baş-vuru sahibine (Müstediye) aittir. Başvuru sahibi, lehine bir kararın isdar edilmesi için aşağıdaki hususlarda Mahkemeyi tatmin etmelidir;
...................................................................................................
Satışa ilişkin yaz-ılı sözleşmenin 20 Temmuz 1974 tarihinden önce yapılmış olduğu."
Görülüyor ki Müstedinin başvurusunda muvaffak olabilmesi için yasada yazılı bir sözleşmenin Mahkemeye ibrazının öngörüldüğü ortaya çıkmaktadır. Bu durumda tefsir maddesinde yer alan "sözleşm-e" deyimi bu madde ile birlikte okunduğunda yasanın yazılı bir sözleşme aradığı açıktır.
Yasayı bir bütün olarak etüt ettiğimde 7/80 sayılı Yasanın hiçbir maddesi ibrazı öngörülen yazılı sözleşmenin tarifini yapmamakta ve herhangi bir koşul ileri sürmeme-ktedir. Bu durumda aranan yazılı sözleşmenin Fasıl 149 kapsamında basit bir sözleşme tanımına girebilecek yazılı bir sözleşmenin yeterli olması gerekir.
Fasıl 149 Akitler Yasasının 2(h) fıkrası yasal bir sözleşmeyi şu şekilde tarif etmektedir.
"2(h) a-n agreement enforceable by law is a contract."
Yine Fasıl 149 Akitler Yasası madde 10 basit bir akdin nasıl yapılacağını aşağıdaki şekilde tarif etmektedir:
Fasıl 149 madde 10 şöyledir:
"10. (1) All agremments are contracts if they are made by the fre-e consent of parties competent to contract, for a lawful consideration and with a lawful object, and are not hereby expressly declared to be void, and may, subject to the provisions of this Law, be made in writing, or by word of mouth, or partly in writing- and aprtly by word of mouth, or may be implied from the conduct of the parties.
(2) ................................................................"
-Görülebileceği gibi akitler kısmen şifahi, kısmen yazılı ve kısmen de tarafların tavır ve hareketi ile yapılıp tamamlanabilmektedir. Fasıl 149 Akitler Yasamız bazı akitler örneğin madde 78(A) mersum borç senetlerinin (Bonds of form) yazılı yapılmasını öng-örürken bunların ne şekilde yapılması gerektiğinin tarifini de yapmaktadır. Ancak basit kontrat tanımına giren yazılı kontratların ne şekilde yapılacağına dair Akitler Yasamızda herhangi bir kural mevcut değildir.
Bu gibi yazlı kontratların bir metinde t-oparlanabileceği gibi birden fazla metinden de oluşabileceği mezkûr yasada görülmektedir.
Chitty of Contracts, 23. baskı, 11. paragrafta Classification of Contracts başlığı altında formal and informal contracts olarak konuyu incelerken yazılı kontratlara- değinmekte ve Rann v. Huges, 1778 7 TR 350'ye atıfta bulunmakta ve gerçekte İngiliz Hukuk sisteminde tam anlamı ile yazılı bir kontrat sınıfı bulunmadığına değinmektedir.
Yine Pollock and Mulla, Indian Contract and Specific Relief Acts s.58, as two cont-racts required to be in writing başlığı altında konu incelenmekte ve burada da akitlerin yazılı olmasını öngördüğü yasalara atıfta bulunmakta ve bu atıfta bulunulan yasalara yazılı sözleşmeler için aranan şekil şartlarının da bu yasalarda belirlendiğine de-ğinilmektedir. Ayrıca yasaların akdin yazılı olmasını öngördüğü şeklini belirlediği hallerde bile birden fazla metin kısmen daktilo ve kısmen el yazısı ile bir yazılı akit oluşturabileceği de belirtilmektedir.
Önümüzdeki meselede daha sonra alıntısını ya-pacağım 27 Kasım 1973 tarihli olup Mahkemeye ibraz edilen belge içeriği itibarı ile bir yazılı akittir. Ancak bu akit sadece malı satan kişi tarafından imzalanmış, satın alan tarafından imzalanmamıştır.
Bu durumda esas tezekkür edilmesi gereken husus sat-ın alanın imzasının eksikliği bu belgeyi yazılı bir akit olmaktan çıkarıp çıkarmayacağıdır. Bu hususlarda sıhhatli bir karara varabilmek için tek kişi tarafından imzalanan ve içerdiği bir akit olan belgenin akit sayılıp sayılamayacağına karar verilmesi ger-ekir.
Yine Chitty of Contracts, 23. Baskı, paragraf 13' de akitleri Unilateral and bilateral contracts başlığı altında incelenmekte ve tek taraflı akidlerden (Unilateral Contracts) örnekler vermektedir. Fasıl 149 Akitler Yasamızda da Unilateral Contracts- tanımına girebilecek ve yazılı olması gereken birçok örnekler vardır. Örneğin: Kefil kontratları, tek kişi tarafından imzalanmış olmasına rağmen akit olarak kabul edilmektedir. Bir örneğe poliçeler, banka çekleri ve benzeri dökümanlar da örnek olarak veri-lebilir. Görülebileceği gibi tek kişi tarafından imzalanmış ve akit unsurlarını içeren belgeler de yazılı akit sayılabilmektedir.
Bu görüşler ışığında aşağıda alıntısını yaptığım Mahkemeye sunulan belge incelendiğinde tam anlamı ile bir Unilateral Contra-cts tanımına girmemiş olmasına rağmen içeriği itibarı ile yazılı bir akdin tüm unsurlarını içermekte olup, imzalayan tarafı yasal yönden bağlayıcı ve yasal yöndeki geçerli bir akit olduğu görüşündeyim. Mahkemeye sunulan Emare no.4 aynen şöyledir:
" - 27 th November, 1973
I, KYRIAOS S. HADJIKYRIACOS, of 40A AESCHYLOS STREET, FAMAGUSTA, the undermentioned declare that I have received from Mr. And Mrs. W.J. Saunders, teh sum of 7,000- being the value of the land and the house in Davlos, situated in Amalia on plot Mo.189/191 and I undertake to convey the title of the aforesaid propertu to Mr. and Mrs. Saunders as soon as the title has been approved by the Cyprus Authorities.
KYRI-ACOS S. HHADJIKYRIACOS."
Yukarıda alıntısı yapılan belgenin içeriği itibarı ile yazılı akit mahiyetinde olduğuna değinmiştim. Ancak bu belgenin satın alan tarafından imzalanmamış olmasını ve bu nedenle yazılı bir akit olup olmadığını bir başka açıdan da -incelemeyi uygun buldum.
Taraflar ilkin konu malın satışı için şifahi bir anlaşma yapmışlar ve bu şifahi anlaşmadan sonra satın alan, şifahi anlaşmaya atıfta bulunarak içeriğine değinmiş ve ödeyeceği parları ödemeyi taahhüt ettiğini bildirerek 7.000KL'sı-na baliğ olan paraları banka vasıtası ile de ödemiştir. Bu durumda satan ve satın alan sunulan yazılı belgelerle iradesini belirtmiş ve satın alan ödenmesi gerek paraları da banka havalesi ile yazılı olarak ödediğine dair belgeler sunmuştur. Yukarıda alınt-ısı yapılan ve satılan malın pafta ve parsel numarasını, kime satıldığını, bu paraların tümünün alındığını ve konu malı devretmeye hazır olduğunu bildiren ve satanın imzasını taşıyan belgenin hakikatte daha önce satın alan tarafından yazılı gönderilen be-lgelerle birlikte mütalâa edilmesi gerekir.
Konu bu açıdan değerlendirildiğinde Mahkemeye Emare no.8 olarak sunulan 27 Kasım 1973 tarihli belgenin Müstediler tarafından sunulan sair belgelerle birlikte birden fazla yazılı metni içeren yazılı bir akdin bi-r parçası ve onun tamamlayıcısı olarak değerlendirilmesi gerekir.
7/80 sayılı Yasanın 6. maddesi yasal yönden geçerli yazılı bir akit öngörmektedir. Yukarıda değindiğim gibi bu bir yazılı akit olduğuna göre şimdi de bunun yasal yönden geçerli olup olmadı-ğını incelemek gerekir.
Yukarıda alıntısını yaptığım 27 Kasım 1973 tarihli Emare 8 belge, satanı kendi başına bağlayıcı bir satış taahhüdüdür. Diğer sözünü ettiğim belgelerle birlikte tamamlanmış bir yazılı satış akdi olduğuna göre yasal yönden geçerli b-ir akit olduğu da açıkça görülmektedir.
Bu durumda İlk Mahkemenin sadece Emare 8'i değerlendirerek bunun yazılı bir satış akdi olmadığı yönündeki bulgusu hatalı olduğu gibi buna dayanarak müstedinin taleplerini reddetmekle de hata ettiği görüşündeyim. Da-ha önce değindiğim gibi İlk Mahkeme müstedilerin 7/80 sayılı Yasanın sair kurallarını tatmin ettiği ve başvurusunu bu yasa kuralları uyarınca ispat ettiği yönünde bulgu yapmıştı.
Bu durumda müstedilerin 7/80 sayılı Yasanın ilgili kuralları altında Mağusa- Kazasına bağlı Davlos Köyünde Amalia mevkiinde Pafta/harita VII/27'de görülen ve kayıt no.8481'de tasvir edilen parsel 189/1 ve 191/1 den oluşan taşınmaz malı 1974 Barış Harekâtından önce 7.000KL'sına Kıbrıslı bir Rum olan Kyriacos S. Hadjikriakos'tan sat-ın aldıkları ve tüm satış bedelini Mahkemeye Emare olarak ibraz edilen banka havaleleri ile ödedikleri, ancak Tapu devir işlemlerinin barış harekâtı nedeni ile yapılmadığı bulgusuna varırım.
Netice olarak istinafın kabul edilmesine ve müstediler 7/80 say-ılı Yasanın öngördüğü kurallar çerçevesinde konu taşınmaz malı satın oldıklarını ve bedelini ödediklerini ispat ettiklerine göre istidadaki taleplerinin (a) paragrafı mucibince hüküm verilmesi gerketiği görüşündeyim.
Taner Erginel: Sayın N. Ergin Salâhi'n-in serdettiği görüşler ve verdiği karara katılmaktayım.
Metin A. Hakkı: Bu istinaf, tam teşekküllü (full court) Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinin Müstedilerin Mağusa Kazasına bağlı Davlos Köyünün Amalia mevkiindeki Kayıt No: 8481 Parsel 189/1 ve 191/1 gayrıme-nkullerin isimlerine kayıt edilmesini talep eden 155/80 sayılı istidasını reddeden 21.12.1990 tarihli kararından yapılmıştır. İstinafın kökeninde yatan olgular ihtilâf konusu olmayıp kısaca şöyle özetlenebilir. Müstediler, İngliz olup karı kocadırlar ve 19-72 de yapılan şifahi bir satış mukavelesi tahtında Kyriacos S. Hadjıkyrıacos isimli Kıbrıslı Rum'dan ismine kayıtlı bulunan yukarıda teferruatı verilen gayrımenkulleri 7000 Kıbrıs Lirasına satın aldılar. Muhtelif tarihlerde ödemede bulunan Müstediler, son -ödeme tarihi 27.11.1973 tarihinde olmak üzere satış bedelinin tümünü mezkûr Ruma bir tamam ödediler. Mezkûr Rum ödemenin akabinde Müstedilere şu şekilde bir yazı verdi: -
" 27 th- November, 1973
I, KYRIAOS S. HADJIKYRIACOS, of 40A AESCHYLOS STREET, FAMAGUSTA, the undermentioned declare that I have received from Mr. And Mrs. W.J. Saunders, teh sum of 7,000 being the value of the land and the house in Davlos, situated in Amalia on -plot Mo.189/191 and I undertake to convey the title of the aforesaid propertu to Mr. and Mrs. Saunders as soon as the title has been approved by the Cyprus Authorities.
KYRIACOS S. HADJIKYRIACOS."
Ad-ı edilen Rum, koçanı Müstedilerin ismine çevirmeden mutlu Barış Harekâtı gerçekleşti ve Rum Magosayı terk etti. Müstediler 24.6.1980 tarihinde tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasaya istinaden Magosa Kaza Mahkemesinde, Devlet aleyhine dosyalamış oldukla-rı istinaf konusu genel istida ile yukarıda teferruatı gösterilen gayrımenkulün isimlerine kaydedilmesini talep ettiler. Davayı dinleyen tam teşekkülü Magosa Kaza Mahkemesi, sempatileri Müstedilerden yana olmasına rağmen, istidalarını üzerine dayandırdıkla-rı, tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yabancıdan Satın Alınan Taşınmaz Malların Kaydı Yasası, tahtında Müstedilerin mezkûr istidalarında muvaffak olmaları için ispat etmeleri gereken tüm hususları ispat edemediğini kabul ederek, Müstedilerin başvuruların-ı reddetti. 24.1.1991 tarihinde Müstediler Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinin bu kararına karşı yukarıda ünvan ve sayısı gösterilen istinafı Yargıtay olarak oturum yapan Yüksek Mahkemeye dosyaladılar. İstinaf ihbarnamesi 7 istinaf sebebi içermekle birlikte 23.9-.1991 tarihinde Yüksek Mahkemede yapılan duruşmada Müstedilerin avukatları istinaf sebeplerini kısaca bir tek başlık altında topladı. Bu şekilde topralanan istinaf sebebi özetle; 54/87 sayılı Yasa ile tadil edilen 7/80 sayılı Yasanın 6(b) maddesini Bidayet- Mahkemesinin yanlış tefsir ettiğini ve Emare 8 olarak Mahkeme önünde duran ve yukarıda "verbatim" alıntısı yapılan yazılı belgenin aslında ilgili Yasanın 6(b) maddesini tatmin ettiğini iddia edip, Bidayet Mahkemesinin kararının değiştirilerek, ilgili malı-n Müstedilerin ismine kaydının emredilmesine yönelik Mahkemeden emir talep etmişlerdir.
Konuyu daraltmak amacı ile şunu söylemek yerinde olur ki; Anayasamızın 195. maddesi ve 32/75 ve 41/77 sayılı Yasaların ilgili maddeleri tahtında istinaf konusu gayrım-enkulün idare ve mülkiyeti 1974 Barış Harekâtını müteakiben Devlete intikal etmiştir. Yine değinmede yarar görürüm ki duruşmada, her iki tarafın da kabul ettiği ve Bidayet Mahkemesinin hükmünde de belirtildiği gibi Müstediler, tadil edilmiş şekli ile 7/80 -sayılı Yasanın öngördüğü ve ispat yükünü kendilerine yüklediği hususların tümünü, satılan malın bugünkü plânlarda görülen farklı kıta numaraları da dahil Bidayet Mahkemesini tatmin etmişlerdir. İstinaf konusu gayrımenkul, Müstedilerin Rumdan satın alıp bed-elini bir tamam ödedikleri gayrımenkuldür. Bu genellemeye bir tek ve istinafın kökeninde yatan husus dahil değildir. Müstedilerin istidalarında muvaffak olabilemleri için gerekli olan bu tek husus dışında tüm hususlarda Bidayet Mahkemesini tatmin etmişlerd-ir.
İstinaf konusunu ve ilgili yasa maddesini incelemezden önce bu safhasında meselenin güncelliğine atfen 7/80 sayılı Yasa ile ilgili genel olarak birkaç söz söylemeyi uygun görmekteyim. Mezkûr Yasa dünyanın hiçbir ülkesinde benzerine benim rastalayamad-ığım tip bir Yasadır. Şöyle ki; Devlet normal yürürlükte bulunan Akitler Yasası hükümlerine paralel olarak kişi A ile kişi B arasında yapılan ve performansı henüz tamamlanmayan işleme katılmakta ve B'nin mükellefiyetlerini üstlenmesine ilâveten normal Akit-ler Yasasında mevcut olmayan ek yükümlülüklerde üstlenmektedir. Meselâ, 1974 Mutlu Barış Harekâtından önce Kıbrıslı bir Türk vatandaş A ile Kıbrıslı bir Türk vatandaş B arasında Barış Harekâtı neticesi KKTC sınırları içinde kalan bir gayrımenkulün satışı i-le ilgili bir mukavele yapılmış ise ve satış konusu gayrımenkul malı A'nın ismine çevirmeyi B haksız olarak reddederse, mezkûr yasa bu duruma şamil değildir ve B şayet ilgili satış sözleşmesini Fasıl 232 Sale of Land (Specifice Performance) Law, tahtında i-lgili Tapu Dairesine kayıt ettirmemişse B, A'ya sadece, mukaveleye uygun olarak ilgili gayrımenkulü koçan etmedi diye normal Akitler Yasası tahtında zarar ziyan ödemekle yükümlüdür. Halbuki şayet alıcı A yine bir Kıbrıslı Türk ve tadil edilmiş şekli ile 7/-80 sayılı Yasa hükümleri uyarınca Yasanın "yabancı" saymadığı bir başka Devlet uyruklusu, meselâ İngiliz ise ve B'de bir Kıbrıslı Rum ise devlet, B'nin yükümlülüklerini üstlenmekle kalmayıp normal Akitler Yasasının bahşettiği haklara ilâveten veya bunların- fevkinde A, Devletten ilgili malın ismine kaydını da talep edebilmektedir. Bir başka deyişle bu meselede İngiliz olan Müstediler 1974 öncesi bir Kıbrıslı Türkten sözleşme tahtında gayrımenkul satın almış olsalardı ve tüm satış bedelini bir tamam ödemeleri-ne rağmen, anlaşmaları hilâfına Kıbrıslı Türk ilgili gayrımenkulün koçanını Müstedilere haksız olarak çevirmeyi reddetmiş olsaydı tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasa bu duruma şamil olmayacaktı. Müstediler, normal Akitler Yasası altındaki hakları ile -baş başa kalacaklar ve Devlet bu ihtilâfa taraf olmayacaktı. Halbuki aynı malı Kıbrıslı bir Rumdan satın aldılar diye ve Rum koçanı isimlerine çevirmedi diye, Devlet (eğer sözleşme 7/80 sayılı Yasa kaspamında bir sözleşme ise) ihtilâfa taraf yapılabilmekte- ve Devlet, satıcı Kıbrıslı Rumun Müstedilere olan mikellefiyetlerini üstlenmekle kalmayıp Müstediler ilgili gayrimenulün koçanının isimlerine çervrilmesini de talep edebilmektedirler. Bu nedenledir ki bu konuda yapılabilecek suistimali önlemek için tadil -edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasasnın amacını gösteren 2. maddesi ve tefsirini öngören 3. maddesi ve Yasanın diğer maddeleri bu Yasa altında dosyalanan istidalarda muvaffak olunabilmesi için Müstedilere bazı ağır denilebilecek yükümlülükler getirmiştir. M-eselâ yukarıdaki örnekte A ile B arsında yapılan satış sözleşmesinin yazılı olmasını sözleşmenin de duruşma esnasında Mahkemeye ibrazını 7/80 sayılı Yasa öngörmektedir. Bu husus Fasıl 149 Akitler Yasasının öngördüğü yükümlülüklerden daha da öteye bir yüküm-lülüktür. Fasıl 149 Akitler Yasamız ise 2(2)(h) maddesinde 'an agreement enforceable by law is a contact' derken aynı yasanın 10. maddesi ile sözleşmenin genelde, yazılı da şifahi da yapılabileceğini hükme bağlarken, aynı yasanın 77. maddesinde özel olarak- bir seneyi mütecaviz kira mukavelelerinin yazılı olmasını ve 2 şahit huzurunda düzenlenmesi gerektiği hükmünü getirmiş olmasına rağmen, bir gayrımenkulün satışı ile ilgili olarak 2 vatandaş arasında yapılan bir sözleşmenin yazılı olması gerektiği koşulunu- getirmemiştir. Netice olarak birçok içtihatlarda da vurgulandığı gibi bir gayrımenkulün satışı ile ilgili olarak yapılan bir sözleşme şifahi de olabilmektedir. (Bak: Alkins Menelun Stavrou v. Pericles Stylienou, 23 CLR 217 at page 221). Halbuki 7/80 sayıl-ı Yasa tahtında işlem yapılan gayrımenkuller için durum böyle değildir. Tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasanın 2. ve 3. maddeleri bu istinafı ilgilendirdiği orandaki ilgili kısımlar aynen şöyledir:
"2. Bu Yasanın amacı, 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtın-dan önce Kıbrıslı Türklerin ve bu Yasanın yabancı saymadığı diğer devlet uyruklularının, yabancıdan bu yasada belirtilen koşullara göre sözleşme ile satın alınmış oldukları ve ülkedeki koşullar nedeniyle kaydını yaptıramadıkları taşınmaz malları adlarına k-aydettirmeyi düzenle-mektedir." (underline supplied)
Yine 54/87 sayılı Yasa ile tadil edilen 7/80 sayılı Yasanın 3. tefsir maddesi kısıtlayıcı kural içermekte olup şöyledir:
"Bu yasa'da metin başka türlü gerektirmedikçe; ................................-..... ...................
Yabancıdan Satın Alınan Taşınmaz Mal:
Yasal yönden geçerli bir sözleşme ile satılmış ve mülkiyetinin devredilmesi öngörülmüş mallar'ı; ........................... anlatır." (underline supplied)
Bunlardan da görülebileceği gibi, -tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasa hükümlerine istinaden dosyalanmış olan bir başvuru da Müstedinin muvaffak olabilmesi için Yasanın getiridği mükellefiyetlerin tümünü, tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasada gayrımenkulün ismine kadyedilmesini is-teyen Müstedierin üzerine istinad ettirdikleri mukavelelerin Yasanın 6(b) maddesine istinaden yazılı olmasını ve Mahkemeye ibraz edilmesi gerektiğini söylemiştir.
Gayrımenkullerin satışı ile ilgili olarak yapılan sözleşmelerin yazılı olması gerektiği, şa-yet yazılı değilse ona istinaden dava açılamayacağı hususu medeni ülkelerde yeni bir ilke değildir. Meselâ İngiltere'de halen yürülükte bulunan Law of Property Act, 1925, 40. maddesi gayrımenkuller ile ilgili olarak sözleşmelerin yazılı olması gerektiği ve-ya gayrımenkülün satışı ile ilgili olan sözleşmenin yazılı bir belge ile teyit edilmesi gerketiği hususunu aramaktadır. Mezkûr 40. madde aynen şöyledir:
"40. (1) No action may be brough upon any contract for the sale or other disposition of land ort any i-nterest in land, unless the agreement upon which such action is brought, as some memorandum or note thereof, is in writing, and signed by the party to be charged or by some other person thereonto by him lawfully authorised.
(2) This section applies- to contrcts whether made before or after the commencement of this Act and does not affect the law relating to part performance, or sales by the court." (Bak. Halsbury's Statutes, Fourth edition (1987) Vol.37, page 122; ve Law Reports, 1925, 15-16 George 5-, Vol 1, chapters 1-30 page 587)
Bu istinafın karara bağlanmasında etken olan tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasanın 6(b) maddesi iaw aynen şöyledir:
" 6 Mahkemede iddialarını kanıtlamak yükü başvuru sahibine (müstediye) aittir. Başvuru sahibi, leh-ine bir kararın isdar edilmesi için aşağıdaki hususlarda mahkemeyi tatmin etmelidir:
............................................................................................
Satışa ilişkin yazılı sözleşmenin 20 Temmuz 1974 tarihinden önce yapılmış oldu-ğu;
Bir satışın 20 temmuz 1974 tarihinen önce yapılmış olduğu Sözleşmenin Mahkemeye ibrazı kaydıyle bu sözleşmeye ek olarak aşağıdaki belgelerden en az birinin ibrazı ile mümkün olur: ............. ......................." (underline supplied).
Yu-karıdaki iktibastan da görülebileceği gibi 7/80 sayılı Yasa altında dosyalanan bir istida bir Müstedinin muvaffak olabilmesi için Yasada öngörülen diğer hususlara ilâveten üzerine istinad ettiği sözleşmenin yazılı olması ve bunu Mahkemeye ibraz etmesi de ş-arttır. Nitekim Yüksek Mahkeme Yargıtay/Hukuk 85/88 sayılı (D.12/89) ve şimdiki Başhakimimizin başkanlık ettiği bir meselede oybirliği ile verilen bir kararda aynen şöyle denmiştir:
"Bu meselede bütün semaptimiz müstedi ile birlikte olmasına rağmen önümüz-deki Yasayı olduğu gibi uygulamakla yükümlüyüz. 7/80 sayılı yasanın 6(b) maddesinin öngördüğü 'satışa ilişkin sözleşme' mevcut olmadığına ve ayrıca böyle bir sözleşmede yine ayni maddenin öngördüğü gibi Mahkemeye ibraz edilmediğine göre müstedinin istidası-nda başarılı olması düşünülemez. Bu nedenle istidanın reddi doğrultusunda karar vermekle İlk Mahkeme hata etmiş değildir."
Yukarıdakilerden de anlaşılabileceği gibi tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasanın kendisinin ve bilhassa amaç ve tefsirini düze-nleyen 2 ve 3. maddelerinde getirdiği hükümler Yargıtayın yukarıdaki iktibasında da vurgulandığı gibi sıkı bir tefsire tabi tutulmuştur. Bunlar ışığında Bidayet Mahkemesi, şifahi olarak aktedilen, bu istinafa konu olup yukarıda kararın başında aynen "verba-tim" alıntısı yapılan Emare 8 evrağın ilgili yasa hükümlerini bilhassa 6(b) madde hükmünü tatmin etmediği kanaatına varmakla bir hata yapmış mıdır?
Gayrımenkullerin satışı ile ilgili olarak bir sözleşme bizim normal Akitler Yasamız Fasıl 149 tahtında şif-ahi olarak yapılabilirken ve İngiltere'de yapılamazken, yazılı bir mukavele öngörülüp veya en azından bir gayrımenkulün satışı ile ilgili olarak yapılan şifahi bir sözleşmenin bir yazı ile de teyit edilmesi hususu aranırken, tadil edilmiş şekli ile 7/80 sa-yılı Yasanın kapsamına giren bir sözleşmenin tümünün yazılı olması gerektiği koşulunun aranması hiç de anormal değildir.
Kanımca Bidayet Mahkemesi Emare 8 olarak önünde duran evrağı tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasa kapsamında bir "sözleşme" kabul- etmemekle bir hata yapmış değildir. Mezkûr evrağın 7/80 sayılı Yasa anlamında yazılı bir "sözleşme" olabilmesi için bunun mukaveleye taraf kişilerin tümünün de, yani hem satıcının hem de alıcıların imza etmesi gerekirdi. Nitekim Türk Dil Kurumu tarafından- yayınlanan Türkçe Sözlüğün 2. cildinde (genişletilmiş 7. baskı) sayfa 1083 de "sözleşme" sözcüğü şöyle tarif edilmektedir:
"1. Sözleşmek eylemi.
2. Hukusal sonuç doğurmak amacı ile 2 ya da daha çok kişinin ya da kuruluşun karşılıklı ve biririne uygun -irade beyanları ile gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat.
3. Bu işlemi gösteren belge, mukavelename."
Yazılı bir belgenin, taraflar arasnda yazılı bir mukavele veya sözleşme teşkil edebilmesi için ilgili belgeyi, tarafların tümünün de imzal-aması yukarıda "sözleşme" sözcüğünün tanımından da görülebileceği gibi bence şarttır.
Bu meseleye tam uymamakla birlikte eski İngiliz içtihatlarından olan T.A.Ruf and Co. Ltd. v. Pauwels davasında bu kararda yer vermeyi uygun gördüm. (Bak: Law Reports, K-.B. Division, 1919 vol. 1 page 660). O meselede istinaf eden Alphonse Pauwels, aleyhine istinaf edilen T.A.Ruf and Co. Ltd.'e bir miktar sabun satıp teslim etti. Bundan sonrasını aynen sayfa 660'ın ilgili kısmından aktarıyorum:
"The terms of the contract- were contained in a sold note signed by the Respondent. At the foot of the note were these words:- 'P.S. - Please confirm the above" The note also contained a clause providing that" and dispute on the contract or any question arising thereout to be settle-d by arbitration herein, in the usual manner ........." A dispute arose under the contract as to non-delivery of part of the soap and was referred to arbitration, and the arbitrators made in an award in favour of the appellants. The award contained a recit-al that "by a contract in writing made by Alphonse Pauwels with T.A.Ruf and Co., Ltd., dated the 28th day of February, 1918, Alphonse Pauwels conrtacted to sell and deliver" a certain quantity of soap to the appellants at a certain price, and that a disput-e had arisen which was referrred to arbitration; it contained and adjudication of that dispute in favour of the appellants; and it concluded as follows:- "We award and determine that T.A. Ruf and Co. Ltd., are to pay the costs of the reference, arbitration- and award, including 36L 15s. our fees expensess in regard to the said arbitration, as we consider that their conduct in not confirming in writing the contract was probably the cause of the dispute."
The respondent moved in the Divisional Court to set a-side the award on the ground that it "is bad in law and shows error on its face and shows further that there was no legal contract binding on the parties."
The Divisional Court ordered the award to be set aside upon the ground that on the face of the awa-rd the arbitrators had treated as a contrat in writing binding upon both parties that which was signed by one of the parties only and was therefore not a contract in writing. Appellants appealed."
İstinafı dinleyen Court of Appeal, Bankes, L.J., Warringt-on L.J. ve Duke L.J.'den oluşmuştu. Bankes L.J. kararında konuya ilişkin olarak şöyle dedi. (Bak sayfa 665 ve 666):
".... The case made in the Divisional Court was that the award was bad upon its face in that it recited the existence of a contract in writ-ing and the same time indicated that it was signed by one only of the parties, and that to constitute a contract in writing it was necessary in law that it should be signed by both parties. Reference was made to a number of cases, such as in re New Eberhar-dt Co., where the Court had to decide whether an agreement signed by one party only consituted a 'contract duly made in writing' within the meaning of s.25 of the Companies Act, 1867. In my opinion these decision are of no real assistance in the present ca-se, as there are just as many decisions to be found where the Courts have decided that the signature of a party only is sufficient to satisfy the requirements of some particular statute as there are decisions that the signatures of both parties are necessa-ry to satisfy the requirements of some other statute. As instances of the former class of case I may mention Bake v. French and In re Jones, decisions upon s.4 of the Solicitors Act, 1870, which requires 'an agreement in writing' between the solicator and -the client."
Warrington L.J. ise kararının sonunda şöyle dedi: (Bak sayfa 668)
".... the arbitrators found that Ruf and Co. had confirmed the contract though not in writing, and if so they may quite properly refer to the contract as a 'contract in writi-ng' although the memorandum of it was signed by one party only........"
Duke L.J. ise, konuya ilişkin olarak kararına (Bak sayfa 669 ve 670) aynen şöyle dedi:
"... As to the suggestion which was made that the words contract in writing import a contract -made by means of a writing or writings signed by both parties, I do not think the words necessarily have that meaning. A document purporting to be an agreement mey be an agreement in writing sufficient to satisfy the requirements of an Act of Parliament th-rough it is only verified by the signature of one of the parties: In re Jones (1895) 2 Ch. 719."
İçtihadın tamamı okunduğunda -genelde yazılı bir mukavelenin mukaveleye taraf kişilerin tümü tarafından imzalanması gerektiği prensibi doğru olarak kabul edilmekle birlikte bazı özel yasa hükümlerini tatmin için tek tarafın imzasını taşıyan yazıların da ilgili yasa hükümlerini tatmin e-debileceği görüşüne yer verilmektedir. Meslelâ eskiden yürülükte olan Statute of Frauds veya Attorney and Solicitors Act, 1870, de olduğu gibi. Aslında, yukarıda 1925, Law of Property, Act, in 40. maddesinden alıntı yaparken vurgulamaya çalıştığım gibi İng-ilterede gayrımenkul mal satışları ile ilgili sözleşmenin tümünün yazılı olması koşulunu İngiliz Yasası aramamaktadır ancak sözleşmeyi teyit eden yazılı bir "memorandum" da kafidir.
Halbuki bizde tadil edilmiş şekli ile 7/80 sayılı Yasa hükümlerine göre -Yasanın ilgili maddesi Yargıtay/Hukuk 85/88'de vurgulandığı gibi sözleşmenin hem yazılı olması koşulunu ve hem de ilgili Mahkemeye mezkûr sözleşmenin ibraz edilmesi koşulunu aranmaktadır ki bu meselede istinaf edenler Yasanın getirdiği bu yükümlülüğü tatmi-n edememişlerdir, yani "yazılı" bir sözleşme Bidayet Mahkemesine ibraz edememişlerdir.
Bunlardan hareketle Bidayet Mahkemesinin sadece satıcı sıfatıyle bir tarafın imzaladığı belgeyi bir taahhütname olarak kabul etmesini ve tadil edilmiş şekli ile 7/80 sa-yılı Yasa anlamında "sözleşme" kabul etmemesinde bir hata görmedim. Netice olarak Müstedilerin istinafta yaptıkları Bidayet Mahkemesinin hatalı hareket ettiği doğrultusundaki iddiaları ile tatmin olmadım, bu nedenle istinafın reddedilmesi taraftarıyım.
N.- Ergin Salâhi: Netice olarak istinafın kabul edilmesine Sayın Yargıç Metin A. Hakkı'nın karşıoyu ve oyçokluğu ile karar verilir. Müstediler yukarıda değinilen nedenlerle 7/80 sayılı Yasanın öngördüğü kurallar çerçevesinde ispat yükümlülüklerini yerine geti-rmişlerdir. Müstedilerin Kıbrıslı bir Rum olan Kyriacos S. Hadjikyriakos'dan Barış Harekâtından önce Mağusa Kazasına bağlı Davlos Köyünde Amalia mevkiinde Pafta/Harita VII/27 ve parsel 189/1, 191/1 de görülen ve 8481 numaralı koçanda tasvir edilen taşınmaz- malı satın aldıklarından, tüm satış bedelini ödediklerinden ve 7/80 sayılı Yasanın sair kurallarında öngörülen yükümlülükleri de yerine getirdikleri cihetle konu malın müstedi müsteniflerin isimlerine müştereken Tapu harçları ve sair gerkeli harçları ödem-eleri kaydı ile müstedaaleyhe bağlı Tapu Dairesi ilgililerince kaydının yapılması hususunda emir verilir.
Masraflar hususunda herhangi bir emir verilmez.
(N. Ergin Salâhi) (Taner Erginel) (Metin A. Hakkı)
- Yargıç Yargıç Yargıç
4 Mart 1992
Full & Egal Universal Law Academy