-D.4/96 Yargıtay/Hukuk 20/95
(Dava No: 596/88; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen
İstinaf eden: M. Kemal veya n/d M-ustafa Kemal Birgen, Lefkoşa
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Türk Bankası Ltd., Lefkoşa
- (Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Oktay Feridun adına Avukat Serhan Çınar
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Kıvanç M. Riza-
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: Davacı talep takririni tadil etmek için yaptığı bir müracaatı reddeden Alt Mahkeme kararına karşı bu istinafı dosyalamış bulunmaktadır. Hu-zurumuzdaki istinafın tarihçesi özetle şöyledir:-
7 Temmuz 1939 tarihinde Davalı banka tarafından işe alınan istinaf eden Davacı, muhtelif görevlerde istihdam edildikten sonra Lefkoşa Merkez Şubesi Müdürü olarak görev yapmakta olduğu bir sırada 14.8.1979- tarihli bir yazı ile görevden uzaklaştırıldı.
Davacı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 10.12.1979 tarihinde açtığı 1052/79 sayılı davada herhangi bir suistimal, takipsizlik, ihmal, yetki aşımı veya yetkiyi kötüye kullanma, aldığı emirlere veya talimata aykırı h-areket etme söz konusu olmadığı halde görevine usulüne uygun olmayan bir kararla ve önceden kendisine herhangi bir ihbar verilmeden son verilmesinin haksız ve yasal mesnetten yoksun olduğunu ileri sürerek, başka şeyler yanında, tazminat ve emeklilik istemi-nde bulundu.
Kaza Mahkemesi 1052/79 sayılı davada davacının haksız olarak görevine son verildiği hususunda karar verdi. Yüksek Mahkemeye istinaf eden karşı tarafı haklı gören İstinaf Mahkemesi ise, Y/H 13/84 (D.34/84) sayılı kararla Kaza Mahkemesinin bu -kararını iptal etti.
Bu defa Ağustos 1984 tarihinde ikame edilen 1128/84 sayılı başka bir dava ile aynı davacı davalıdan emeklilik hakkı kazandığını iddia ederk bunların ödenmesini talep etmiştir.
Daha sonra Davacı, 3.3.1988 tarihinde 596/88 sayılı dav-ayı açarak, emeklilik maaş ve ikramiyesinin ödenmesini talep ederek, 1052/79 sayılı dava dosyasını Emare 1 ve 1128/84 sayılı dava dosyasını da Emare 2 olarak ibraz ettirmiştir.
Davacı, Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 596/88 sayılı dava ile, davalı bankada yapt-ığı ve emeklilk bakımından nazarı itibare alınan 29.5.1945 tarihinden itibaren 14.8.1979 tarihine kadar hizmet veya görevden dolayı yürülükte olan Emeklilik Yasası uyarınca emeklilik maaşı ve ikramiye alma hakkı kazandığını beyan eden bir Mahkeme beyanı ta-lep etmiştir. Davacı ayrıca bu davada 14.8.1979 tarihinden itibaren yıllık ödenekler esası üzerinden emeklilik maaşı ve hayat pahalılığı ile emeklilik ikramiyesi ödenmesi ve ahar surette kendisi ile davalı arasında takriben Mart 1973'de emeklilik hususunda- yapılan anlaşmayı davalı ihlâl ettiğinden davalının kendisine genel tazminat ödemesi talebinde bulunmuştur.
Söz konusu davada davalı, müdafaasındaki diğer iddialarına halel gelmeksizin davanın reddedilmesi gereğine ilişkin iki iptidai itirazda bulunmuşt-ur. Davalı iptidai itirazların birincisinde davadaki dava sebebinin davanın ikame edildiği tarihten önceki 6 sene zarfında ikame edilmediği cihetle müruruzamana uğradığı, ikincisinde ise, dava konusu emeklilik maaş veya ikramiyesi ile ilgili olarak davacın-ın davalı aleyhine olabilecek taleplerini de içeren ve/veya içermesi gereken hususların 1052/79 sayılı davada nihai bir hükme bağlandığını dolayısıyle bu davaya konu teşkil eden hususların 'res judicata' olduğunu ileri sürmektedir.
Davalı müdafaasına dev-am ederek başka şeyler yanında özetle şu hususlara değinmiştir:-
Taraflar arasında yapılmış olan 22.12.1976 tarihli anlaşmaya göre Bölüm 311 Emeklilik Kanunu hükümlerinin tefsirinde davalı banka ile herhangi bir memur arasında ihtilaf çıkması halinde ger-ekli tefsirin belli bir komisyon tarafından yapılması gerektiği, dolayısıyle davacının bu davayı açmadan önce mezkur komisyona müracaat etmiş olması gerekirken, davacının ise bunu yapmadığını, bu nedenle tarafları bağlayıcı bir tefsirin halen bulunmadığını- bu davanın zamanından önce yani prematüre ikame edildiğini iddia etmiştir. Keza davalı, davacının iddialarını reddederken davaya esas teşkil eden sözleşmenin değiştirilmiş şekli ile 26/77 sayılı Emeklilik Yasası hükümlerine göre değil, Türk makamaları tar-afından 21.3.1973 tarihine kadar kabul edilmiş kurallar gereğince tadil edilmiş şekli ile Bölüm 311 Emeklilik Yasası hükümlerine tabi olduğunu ileri sürerek davacının taleplerinin reddini talep etmiştir.
İlgili 596/88 sayılı dosyanın tetkikinden Davacını-n 11.1.1989 tarihinde talep takririnin 5 ve 15. paragraflarını tadil etmek için istida dosyalandığı görülmektedir. Keza, Davalı tarafından itiraz dosyalandıktan sonra istidayı dinleyen Alt Mahkeme, davacının bu talebini reddetmiştir.
İşbu istinafa konu o-lan ve davacı tarafından 15.12.1994 tarihinde dosyalanan tadilât istidasındaki istemler ise aynen şöyledir:
"A) Tafsilatlı talep takririnin 20. paragrafını kaldırılmak ve yerine aşağıdaki şekilde yeni paragraf konması sureti ile değiştirilmesi; '20 - Dava-cı, davalı Banka aleyhine tart edilmesinden dolayı Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 1052/79 sayılı bir dava ikame etti. Mezkur dava Bidayet Mahkemesinde davacı lehine sonuçlanmıştı. Bu karardan dolayı davalı Yargıtaya müracaat etmiş ve Y/H 13/84 sayılı istinaf di-nendikten sonra 25.12.84 tarihinde davacı aleyhine sonuçlanmıştır. İşbu tarihten hemen sonra 1984 senesi sonunda ve/veya 1985 senesi başlarında davacı davalıdan aralarındaki anlaşmaya uygun olarak emeklilik hak ve menfaatlerini talep etmiştir. Ancak davalı- davacıya tard olduğu gerekçesi ile herhangi bir emeklilik hakkını tanımadı ve davacının talebini red etti.'
B) Talep Takririne 22'nci paragraftan sonra aşağıdaki şekilde 23. paragrafın ilave edilmesi sureti ile Talep takririnin tadil edilmesi; '23 - Da-vacı emeklilik hakkını ve dolayısı ile menfaatlerini kazanabilmek için davalı Banka leyhine ihtiyat sandığındaki tüm hak ve menfaatlerinden feragat etmiştir. Davacı mezkur feragat tarihinde ihtiyat sanıdğında 10.000 Kıbrıs Lirası ve/veya o civarlarda biri-kmiş hakkı vardı. İşbu meblağ yıllık %9 faizleri ile birlikte takriben 80.000 K.L.'sı ve/veya muadili bugünkü kur üzerinden ve/veya ödeneceği tarihteki kur üzerinden Türk Lirası tutmaktadır. Keza davacı ile davalı arasındaki anlaşmadan sonra davalı davacın-ın maaşından emeklilik maksatları için çıkacağı tarihe değin kesinti yapmıştır. Davalının davacı ile aralarındaki anlaşma hilafına hareket etmesi dolayısı ile davacı genel ve/veya özel zarar ziyana düçar kalmıştır. Davacı tarafından davalı leyhine feragat -edilen ve yukarıda belirtilen hak ve menfaatler nazarı dikkate alındığında davacının zararı 80.000 Kıbrıs Lirası ve/veya ödeneceği tarihteki kur üzerinden Türk Lirası civarındadır ve davacı işbu meblağın alternatif olarak kendisine genel veya özel zarar ol-arak ödenmesini talep etmektedir.' "
Tadilat istidasına itiraz dosyalayan davalı, talep edilen tadilâta müsaade edilmesi halinde tadile dilecek olan talep takrirnin, takriben 28.12.1991 tarihinde verilen munzam (ek) tafsilata ve Emir 19 nizam 14'e ters o-lacağını, müdafaada belirtilen müruruzamana uğramış bir dava sebebinin canlandırılacağını ve bu şekilde konu ile ilgili muktesep haklarının zedeleneceğine değinmiştir. Davalı ayrıca Davacının daha önce talep takririni tadil etmek için Mahkemeye müracaat et-tiğini, ancak bu istidada konu ettiği hususlardan bahsetmediğini, müracaatta çok geç kaldığını, davacının davasını hangi baza veya esasa oturtacağına henüz karar veremediğini, davacının söz konusu tafsilatı bir zühul eseri yazdığını iddia etmekle iyi niyet-le, kötü niyetler hareket ettiğini, davacının genel veya özel tazminat talebinin makul veya adil olmadığını, bu davada haksız olduğu takdirde genel ve/veya özel tazminat almaya hak kazanamayacağını ve ek bir dava sebebi eklemeden bu alternatif tazminat tal-ebinin herhangi bir mesnetten yoksun olduğunu ileri sürerek istidanın reddedilmesini talep etti.
Tarafları dinleyen Alt Mahkeme 24.2.1995 tarihinde vermiş olduğu kararda davacıdan daha önce açmış olduğu 1128/84 ve 1052/79 sayılı davalar ışığında ek tafsi-latta belirtildiği şekilde 1979 yılında emeklilik talebinde bulunmadığını ve 1985'de emeklilik talebinde bulunduğuna ilişkin hatayı ancak davayı hazırlarken farkettiğini kabul etmediğini, hatanın davacı avukatı tarafından irtibatsızlık veya yanlış anlama s-onucu yapıldığını da kabul etmediğini belirtmiştir. Keza Alt Mahkeme kararına devamla, davacının tadilat talebini kabul etmesi halinde davalının müdafaasında yer alan iptidai itirazlara ilişkin iddialarının ortadan kaldırılacağı bir tarafa, "pleading"lerin- bir parçası olarak telakki edilen tafsilat lâyihaları değiştirilmeden, tadilata izin verilemeyeceğini belirtmiştir. Bu durumda Yargıtay/Hukuk 50/80'de tadilatla ilgili vazedilen kriterler çerçevesinde, davacının talep ettiği tadilata izin verilmemesi gere-ktiği görüşünü belirtmiştir.
İlk Mahkeme davacının 2. tadilat talebini ise, tadilatla ilave edilmesi istenilen kısımların talep takririnde ve ek nizam tafsilatta 1 - 2 satır hariç yer aldığı cihetle tadilata gerek olmadığına kanaat getirerek reddetmiştir-.
Bu hükümden istinaf eden davacının istinaf sebepleri beş başlık altındadır:-
1. Alt Mahkeme davanın esasına girerek davacının 1979 yılında emeklilik talebinde bulunmadığı ve/veya 1984 senesi sonlarında ve/veya 1985 yılları başlarında emeklilik talebin-de bulunduğu yolundaki iddialarını doğru kabul etmemekle hata etmiştir.
2. Mahkeme, huzurundaki emareler özellikle 1052/79 ve 1128/84 sayılı davaların bu davadaki celpname ile şahadetleri ve bu konudaki Yüksek Mahkeme kararını hatalı değerlendirmiştir.
3-. Mahkemenin yapılmak istenen tadilatla davalının zamanaşımı yolundaki iddialarına halel gelecek ve/eya iddiaları ortadan kaldıracak dolayısıyle müktesep haklarına halel geleceği hususundaki bulgusu ve buna dayanrak tadilat emrinin verilmesi yolundaki bulg-usu hatalıdır.
4. Mahkemenin davacı tarafından verilen munzam tafsilat talebinin değiştirilmesi ile ilgili davacının talebi olmadığı cihetle istidanın "A" paragrafında talep edilen tadil talebinin verilmesine olanak olmadığı yolundaki bulgusu hatalıdır.
-5. Mahkemenin, davacının 2. tadilat talebinin gereksiz olduğu yolundaki bulgusu hatalıdır.
Taraflar bu konularda Mahkemeye hitapta bulunarak şahadet dinletmişlerdir.
Birçok içtihat kararlarımızda belirtildiği gibi taraflar arasında esas ihtilafı çözmek -amacıyle karşı tarafın masrafları ödenmesi kaydıyle, genelde tadilat taleplerine izin verilmektedir. Bu konuda (Bak Y/H 49/83 (D.27/83); Y/H 2/89 (D.34/89); Y/H 89/87 (D.38/89).
Tadilatla ilgili Hukuk Usulü Nizamatı Emir 25'in ilgili kısmı aynen şöyledir-:
"1. The Court or a Judge may, at any stage of the proceedings, allow either party to alter or amend his indorsement or pleadings, in such manner and on such terms as may be just, and all such amendments shall be made as may be necessary for the purpose -of determining the real questions in controversy between the parties."
Bu emir ile ilgili Yüksek Mahkemenin Y/H 70/84 (D.7/85)- sayılı kararının 3. sayfasında ise şöyle denilmektedir:-
"Bu emrin gerek sözünden ve gerekse özünden açıkça görülüyor ki tadilattan esas gaye davaya taraf olanlar arasında olan gerçek ihtilafın halledilmesidir. Bu bakımdan tadilat müracaatları genel- olarak karşı tarafın masrafları ödemek koşuluyla kabul edilir. Bu husus Yargıtay 50/80'de şöyle vurgulanmıştır:
'Genel kaide odur ki davada taraflardan biri davasının takdim edilmesinde makul bir surette gerkli olabilecek tadilatı, bu gibi tadilatın sebeb-iyet vereceği masrafları ödemek şartıyle, yapabilir meğer ki tadilat yapmada çok gecikmiş olsun ve aynı zamanda karşı tarafa zarar vermesin veya karşı tarafın muktesep haklarını etkilemesin.'
Yasal durum bu merkezde olmakla beraber bu genel kaideye bi-rçok istisnalar getirilmiştir. Yine Yargıtay/Hukuk 50/80 s.2'de E.25 n.1'in mehazı olan İngiliz O.28 r.1 (The Annual Practice 1951 sayfa 453) iktibas edildikten sonra Mahkemeye şunları söylemiştir:
' Görülüyor ki tadilat isteminin reddedilmesi aşağıda serd-ettiğimiz bir veya daha fazla sebeplerin varlığı ile mümkün olabilir:
Davanın takdim edilmesinde tadilât makul surette gerekli olacak.
Tadilat isteminde bulunan taraf çok geç kalmamış olacak.
Karşı tarafa zarar vermiyecek veya karşı tarafın muktesep haklar-ını etkilemeyecek.' "
Lâyihaların içeriği ile ilgili Hukuk Usulü Nizamatı Emir 19 nizam 14 aynen şöyledir:-
"No pleading shall, except by way of amendment where leave to amend has been granted, raise any new gorund of claim or contain any allegation of- fact inconsistent with the previous pleadings of the party pleading the same."
Bu nizamdan da görülüyor ki; bir davanın temelini oluşuran lâyihalar, mahkeme tarafından tadil etmek için izin verilmedikçe hiçbir şekilde önceki layihalardaki olgulara ters -düşecek hususlar veya yeni dava sebebi içeremez. (Lâyihaların önemi konusunda Bak: 176 1 C.L.R. sayfa 186)
Davacı, davalı tarafından kendisinden emeklilik ile ilgili bilgi talep eden istidası neticesi 16.12.1991 tarihinde dosyaladığı munzam (ek) tafsilat- belgesinde, bu konuda başka şeyler yanına şu şekilde cevap vermiştir:-
"1.........
16'ncı paragrafa göre Davacıya ödenmesi gereken emekli maaşı 20'nci paragrafta da belirtildiği gibi zaman zaman değişen maaş üzerinden artış göstermektedir. Bu da değiştir-ilmiş şekli ile 26/77 sayılı Emeklilik Yasasının 30 ve 31'inci maddelerine göre değiştirilmekte ve aynı yasanın 5'inci maddesine göre maaş ve ikramiye hesap edilmekte idi. Ancak 34'ncü maddeye göre emekli ikramiyesi emekliye ayrıldığı takdirde en geç 1 ve/-veya 2 ay içerisinde ödenmesi gerekirdi. Emekli ikramiye ve maaşının zamanında ödenmemesi dolayısı ile davacı parayı zamanında alamamış ve bu nedenle alacağı para değer kaybına düçar kalmıştır. İşbu hususu genel tazminat olarak talep etmektedir.
Davalı, D-avacıyı işten durdurduğu andan sonra 1979 yılı sonlarında, Davacının emekli maaş ve ikramiye taleblerini reddetti." (underline supplied)
Bu tafsilatı içeren lâyihaya herhangi bir atdilât yapılmış değildir.
Davacı 15.5.1991 tarihinde dosyalamış olduğu b-irinci tadilat istidasında davalının zamanaşımına ilişkin iddialarını bilmiş olmasına rağmen işbu istinafa konu 2. tadilat istidasının (A) paragrafında belirtilen tarihler konusunda birşey söylemediği gibi, davadaki esas istemleri içeren talep takririnde v-e 26.12.91 tarihinde dosyaladığı munzam tafsilat lâyihasında konuya ilişkin farklı iddialar ileri sürmüştür.
Davada sunulan tafsilatın (Further and Better Particulars) rolü, davanın dinlenmesi sırasında kimsenin herhangi bir sürprizle karşılaşmaması için-, tarafların genel iddialarını bir çerçeveye oturtmak ve birbirlerine karşı ileri sürdükleri olgu ve iddiaları bilmelerini sağlamak içindir. Tafsilat, taraflar arasında esas ihtilaf konularını belirleyen ve açıklayan belgedir. Bu nedenledir ki tarafların k-abul ettiği ve bu konuda içtihadi ve hukuki alanlarda vazedildiği gibi, munzam tafsilat, lâyihaların bir parçası olarak telakki edilmektedir. Tadil edilmedikçe, taraflar tafsilatta ileri sürülen olgulara tam anlamıyla bağlıdırlar. Bunun aksini düşünmek, da-vada ihtilaf konularının (points in issue) istenildiği anda değiştirilebileceği demek olur. Böyle bir durum ise davayı içinden çıkılması mümkün olmayan bir kaosa sokacağı gibi davanın adil çözümünü de imkansız kılacaktır. (Bak. Y/H 5/81 - D.10/81)
Halsbu-ry's Laws of England 3. Baskı Volume 30 sayfa 31 para 64'de bu görüşü destekleyerek konu üzerinde şöyle diyor:-
"paticulars binding on aprty furnishing them. A party is bound by this pleadings unless he is allowed to amend them, and he is therefore bound -by this particulars, which are, in effect, part of the pleading under which the are delivered."
Sinclair v.Jjames 1894 3 Ch p557 davasında şunlar yer almaktadır:-
"An inonsistent or uneless amendemnt ill not be allowed."
Davacının yapmak istediği tadi-lat, davacının tafsilatta belirtilen emeklilik maaş ve ikramiye taleplerinin 1979 yılında değil de 1984 sonları veya 1985 başlarında yapıldığını göstermeye yöneliktir. Bu husus, davacının yukarıda alıntısı yapılan tafsilat layihasının 3. paragafında belirt-ilen "davacıyı işten durdurduğu andan sonra 1979 yılı sonlarında, davacının emekli maaş ve ikramiye taleplerini reddetti" ibaresine zıt ve tamamen ters düşmektedir. Sadece bu nedene dayanarak tadilata izin verilmemesi gerekir.
Bir başka husus da zamanaşı-mına ilişkin iddialardır. Fasıl 15 madde 3(1)'de bir banka ile olan herhangi bir borç ilişkisinde, dava sebebinin doğduğu tarihten 6 sene sonra dava getirilemeyeceği belirtilmektedir. Aynı Fasılın 5. maddesinde, zamanaşımı ile ilgili genel madde, yasada ak-sine madde bulunmadıkça, herhangi bir dava sebebi doğduğu tarihten 6 sene zarfında getirilmemesi halinde zamanaşımına uğramakta olduğu serdedilmiştir.
Yüksek Mahkeme, Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 596/88 sayılı davada davacının davasını dava sebebi içermediğ-i için reddeden karar aleyhine yapılan ve Davacının lehine sonuçlanan Y/H 80/89 (D.28/90) sayılı istinafta, davacının emeklilik hakkı ve buna bağlı dava sebebi davalı bankanın teklifini 26.3.1973 tarihinde kabul etmekle meydana gelmiş sözleşmeye dayandırma-kta olduğu bulgusuna varmıştır. Konu kararın 3 ve 4. sayfalarında şöyle denilmektedir:-
"Talep takririne göre davacı takriben 28 Mayıs 1945 tarihinden 15 Mart 1973'e kadar bankanın kurduğu ihtiyat sandığının üyesi idi. 15.3.1973'de banka memurlarına arzu -ederlerse ihtiyat sandığından ayrılıp bankanın emeklilik hakkı tanıyan kadrosuna dahil olmaarı için bir teklifte bulundu. Bu teklifin 2. ve 3. maddeleri şöyledir" .............. davacı 26 Mart, 1973 tarihidne kendisine yapılan teklifi kabul etti. Böylece t-araflar arasında bir sözleşme aktedilmiş oldu. Sözleşne şartlarına uygun olarak ihtiyat sandığı haklarını yitiren Davacının maaşından emeklilik kesintisi yapılmaya başlandı. Görülebileceği gibi Davacının emeklilik hakkı 15.3.1973 tarihli teklife ve bu tekl-ifin 26.3.1973 tarihinde kabul edilmesiyle meydana gelmiş sözleşmeye dayanmaktadır. Davacı bu hakkı kazanmak için büyük bir bedel ödemiş yani ihti"yat sandığı haklarından feagat etmesinin yanısıra aylığından emeklilik kesintisi yapılmaya başlanmıştır.
Da-vacı, 596/88 sayılı davadaki talep takririnin 17. paragrafında belirtildiği gibi görevinden 14.8.1979'da ayrıldığını kabul etmektedir. Bu durumda Davacının dava sebebi 26.3.1973 tarihinde yürülüğe giren sözleşmeye aykırı 1979 senesinde yapılan tard işlemin-e dayanmakta olduğu görülmketedir.
The Annual Practice 1964 sayfa 452'de izin verilen tadilatın davanın dosyalandığı tarihten itibaren yapılmış addedildiği hususunu şöyle açıklamaktadır:-
"An amendment duly made, with or without leave, takes efefct, not- from the date when the amndment is made but from the date of the original document which it amends; and this applies to every successive amendment of whatever nature and whatever stage the amendment is made. Thus, when an amendment is made to the writ, th-e amendment, dates back to the date of the orginal issue of the writ and the action continues as though the amendment had been iserted from the begining: the writ as amended becomes the origin of the action, and the calim thereon indorsed is substituted fo-r the claim originally indersed' (per Collins M.R. Sneade v. Wotherton etc., 1904 1 KB at page 297' "
"Once pleadings are amended, what stood before amendment is no longer material before the Court and noı longer defines the issues to be tried." (Per Hadso-n L.J. Warner v. Sampson 1QB at page 321)"
Tadilatta talep edilen hususların eklenmesine izin verilmesi halinde, tadilat davanın ikame edildiği tarihten itibaren geçerli addedilip esas davadaki taleplerin yerine geçecektir. Bu hususu gözönünde tutarak huz-urumuzdaki istinafa bakmamız gerekir.
İlgili dava 3.3.1988 tarihinde, istinaf konusu tadilat istidası ise 15.12.1994 tarihinde dosyalanmıştır. Davacının tadilatla talep ettiği, yani emeklilik talebini 1984 sonları veya 1985 başlarında yaptığı hususu dikk-ate alındığında, davanın açıldığı tarih olan 3.3.1988'de zamanaşımına uğramadığı görülmekte ise de, tadilata izin verilmesi halinde, davalının iptidai itiraz ile ilgili haklarına halel geleceği aşikârdır. Çünkü yapılmak istenilen tadilâtla, önceki layihala-rda Davacı ile Davalı arasında anlaşmaya uygun olarak emeklilik hakkı ve menfaatlerinin talep edilmesine ilişkin belirtilen hususları zamanaşımı dışına çıkaracak esas talepte yer almayan yeni dava sebebi ekleyecek ve davalının tadilat istidasının dosyaland-ığı tarihte, davalının müdafaasında yer alan iptidai itirazlarda ileri sürdüğü savları ortadan kaldıracaktır. Böyle bir durum Davalının davanın açıldığı tarihteki müdafaa hakkını büyük ölçüde zedeleyecektir. Bu nokta üzerinde Weldon v. Neal (1887) 19 Q.B.D-. 394, davasında, yapılmak istenilen tadilatın, tadilat istidasının dosyalandığı tarihte karşı tarafın haklarına zarar vermemesi gerektiği konusunda sayfa 295'de Lord Esher M.R. şu hususlara değinmiştir:-
"We must act on the settlşed rule of practice, whi-ch is that amendemnts are not admisisble when they prejudice the rights of the opposite party as existing at the date of such amendments. If an amendment were allowed setting up a cause of action, which, if the writ were issue in respect thereof at the dat-e of the amendment, would be barred by the Statute of Limitations, it would be allowing the palintiff to take advantage of her former writ to defeat the statute and taking away and existing right form the defendant, a proceeding wwhich, as a general rule, -would be, in my opinion, imporer and unjust. Under very peculiar circumstances the Court might perhaps have power to allow such an amendment, but certainly asa general rule it will not do so."
Son olarak, tadilat istidasının dosyalandığı tarihle ilgili -görüşlerimize değinme gereğini duymaktayız. Alt Mahkeme kararında bu hususa değinmemişse de, davanın açılış tarihi ile işbu tadilat istidasının dosyalandığı tarih arasında 6 yıllık bir süre geçtiği göze çarpan ve yadsınamayan bir gerçektir. Buna ilâveten, -daha önce taraflar arasında aynı konu ile ilgili yukarıda belirtilen 1052/79 ile 1128/84 sayılı davalar, tarafların konuya ilişkin karşılıklı iddiaları bilebilecek durumda olduklarını veya en azından öğrenmek için yeterli temasları olduğunu göstermektedir.- 1979 yılından başlayan bu uzun zaman diliminde tadilat başvurusunun daha önce yapılmamasının nedeni olarak, avukat müvekkil arasındaki kopukluk, irtibatsızlık veya yanlış anlamnın devam ettiğine veya hataya bağlamaya çalışılması, kabule şayan bir sav olam-ayacağı gibi, ciddi bir açıklama veya iddia olmaktan da yoksundur. Bu durumda yapılan tadilat talebi, davanın gecikmesine neden ve adilane sonuçlanmasına engel olmaktan başka bir etkisi olmayacağı bir tarafa, davacının tadilat istidasını dosyalamasındaki n-iyeti konsuunda da şüphe uyandırıcıdır.
Yukarıdakileden de anlaşılacağı üzere, Alt Mahkemenin Davacının tadilat talebini reddetmekle hata ettiği söylenemez.
Davacı istinafında başarılı olmadığı cihetle istinaf ret ve iptal edilir.
İstinaf masrafların-ı istinaf eden, aleyhine istinaf edilene ödeyecektir.
(Celâl Karabacak) (Mustafa H. Özkök) (Gönül Erönen)
Yargıç Yargıç Yargıç
29 Ma-rt 1996
Full & Egal Universal Law Academy