-D. 9/2001 Yargıtay/Hukuk 20/98
(Dava No: 2212/95; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
mahkeme Heyeti: Taner Erginel, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen.
İstinaf eden: 1. M. Toros Ticaret Ltd. Lefkoşa
2. Fikri Toros, Lefkoşa
3. Mus-tafa S. Amcaoğlu, Gönyeli
4. Derviş Sadık Güvener n/d
Derviş Güvener, Lefkoşa
(Davalılar)
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: Ferda Amcaoğlu n/d Ferda Kılıç,
Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a.
Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 221-2/95 sayılı davada 22.1.1997 tarihinde verdiği (Kıdemli Yargıç Recep Gürler, Kaza Mahkemesi Yargıcı Hasan Sözmener) karara karşı Davalı 1 ve 2 tarafından yapılan istinaftır.
İstinaf eden Davalı 1 ve 2 namına : Avukat Talat Kürşat
Aleyhine istinaf edilen -namına: Avukat Kıvanç M.Rıza.
-----------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: Davacı ile Davalı 3 karı kocadırlar. Davalı 3 takriben, 1992 tarihinden itibare-n, Davalı 1'e ait şirketin oto satış sorumlusu olarak çalışmaktaydı. Davalı 2, Davalı 1 şirketin hissedarlarından ve direktörlerinden birisi olup ayni
zamanda Davalı 1'in temsilcisidir. Davalı 4 Lefkoşa'da, diğer şeyler yanında Tasdik Memurluğu yapmakta o-lan bir şahıstır.
Davacı bu davaya ilişkin zamanlarda D 1682 numaralı koçan tahtındaki Lefkoşa-Ortaköy, Bedreddin Demirel Caddesi'nde kain Blok D Pafta Harita No.XXI/38.W.I Parsel 1517 üzerinde 2. kattaki 4 no'lu dairenin kayıtlı mal sahibi idi.
Davacı -18.10.1995 tarihinde Davalı 1 lehine düzenlenen 45.000 sterlinlik borç senedini borçlu olarak imza etti. (Emare 2 borç senedi). Davalı 3'ün söz konusu borç senedinin altında "kefil" olarak imzası bulunmaktadır.
Davacı ayni tarihte emare 5'de görülen ve Da-valı 3'e dava konusu daireyi Davalı 2'ye satıp devretmesine yetki veren bir vekaletname imzalamıştır. Davalı 4 ise mezkûr vekaletnamenin Davacı tarafından huzurunda imzalandığına dair bu vekaletnameyi tasdiklemiştir.
19.10.1995 tarihinde Davalı 2 ve 3 L-efkoşa Kaza Tapu Dairesine giderek emare 4'de görülen devir takriri ile emare 5 vekaletnameyi ve emare 6 dava konusu dairenin koçanını yetkili memura verdiler ve Davalı 3, Davacının vekili sıfatı ile dava konusu daireyi Davalı 2'ye satış yolu ile devretti.-
Davacı bunun üzerine 13 Kasım 1995 tarihinde yukarıda sayı ve ünvanı verilen davayı E.2 n.1, tahtında ikame etti. Bilâhare Davacı dosyalamış olduğu talep takririnde özetle; 9 ay civarında hamile olduğu bir sırada, Davalı 3'ün Davalıların bilgisi dahilin-de kendisine karşı hile yaparak, ve/veya üzerindeki etkinliğini (undue influence) kötüye kullanarak emare 3 borç senedini ve emare 5 vekaletnameyi kendisine imzalattığını; Davalı 3'ün Davalı 1'in işini yaparken 10,000 sterlin açığı çıktığını kendisine söy-lediğini; ve bu borç için Davalı 1'in lehine yapılan borç senedini kefil olarak imza etmesini ve keza dava konusu dairesini de 10.000 sterlin için Davalı 1'in lehine ipotek vermesini istediğini; kendisinin de bunu kabul ettiğini iddia etmiştir.
Davacı tal-ep takririndeki iddialarına devam ederek ,gerek emare 3 borç senedini, gerekse emare 5 vekaletnameyi kocası durumundaki Davalı 3'e güvenerek okumadan imzaladığını; borç senedinin 45.000 sterlin olduğunu; vekaletnamenin ise Davalı 3'e dava konusu daireyi sa-tış yetkisi verdiğini bilse idi borç senedini ve vekaletnameyi kesinlikle imzalamayacağını; borç senedini, 2 şahit huzurunda imzalamadığını, vekaletnameyi tasdik memuru huzurunda imza etmediğini; borç senedinin ve satış işlemlerinin ivazsız olduğunu; taraf-ların "ad idem" olmadıklarını ve tüm bu nedenlerle emare 3 ve 5'in ve satış işlemlerinin geçersiz olduklarını; dava konusu dairenin makul değerinin 35,000 sterlin olduğunu iddia ederek, Davalılar aleyhine aşağıdaki şekilde talepte bulundu:
"14.(a) 18.10.19-95 tarihli olup borçlu olarak Davacının ve
kefil olarak da Davalı No.3'ün imzasını taşıyan ve, diğer şeyler meyanında, "iş ilişkileri çerçevesinde" Davacının Davalı no.1'e 45.000 stg tutarında borcu olduğunu öngörüp bir fotokopisi ek
1 olarak ilişikte -bulunan borç senedinin nüfûz suistimali ve/veya hile ve/veya yanlış anlaşma ve/veya hata dolayısıyle elde edildiği ve/veya tanzimi sağlandığı ve/veya ivazsız olduğu
cihetle geçersiz kılınması ve/veya geçersiz olduğuna dair bir Mahkeme kararı;
(b) Lefkoşa-da Ortaköy'de Bedreddin Demirel Caddesinde kain olup D 1682 numaralı koçan gereğince kayıtlı
bulunan taşınmaz malın (Blok D Pafta Harita No. XXI/38.W.1.Parsel 1517 üzerinde bulunan 2. katta 4 nolu dairenin ) Davacıdan satış yoluyla Davalı No2'nin ismine- kaydını öngören muamelenin ve/veya Tapu kayıtlarının ve/veya mezkûr daire için Davalı No.2 ismine isdar edilmiş koçanın ve/veya yapılan Tapu muamelelerinin nüfuz suistimali ve/veya hile ve/veya yanlış anlaşma ve/veya hata dolayısıyle yapıldıkları ve/veya -yapılmaları sağlandığı ve/veya yukarıda da belirtildiği gibi usulsüz bir vekaletname gereğince yapıldığı ve/veya bu hususlarda taraflar asla "ad idem" olmadıkları ve/veya ivazsız oldukları cihetle geçersiz kılınmaları ve/veya iptal edilmeleri için gerekli -Mahkeme emri;
(c) Yukarıda (b) paragrafında gösterilen dairenin tekrar Davacının ismine kaydedilmesi için gerekli tüm masraf, harç ve/veya vergilerin münferiden ve/veya müştereken, Davalılar tarafından ödenmesi;
(d) Davalıların, münferiden ve/veya müşter-eken, yukarıda (a) ve (b) paragraflarında sözü geçen borç senedinin ve/veya diğer Tapu muamelelerinin yapılmasında hilekar davranışlardan dolayı Davacıya zarar ziyan ödemeleri;
(e) Davacının yukarıda (b) paragrafında yaptığı talebinde başarılı olmaması ha-linde, Davalıların ve/veya Davalı No.4'ün Davacıya paragraf 12 gereğince 35,000 stg özel zarar ziyan ödemesi;
(f) Muhterem Mahkemenin uygun göreceği başka herhangi bir emir; ve
(g) Dava masrafları."
Davalı 1 ve 2, 11.3.1996 tarihinde dosyalamış oldukl-arı müdafaa ve mukabil talep takrirlerinde özetle:
Davacının tüm iddialarını reddettiler ve Davalı 3'ün Davalı 1'e 45.000 sterlin açığı çıktığını, bu açığa karşılık Davalı 3'ün kendisine ait bir aracı ve Davacıya ait bir daireyi Davalı 1'e ve/veya Davalı -2'ye devretmeyi kabul ettiğini, mütebaki açığı için Davacının babasının kefaletini teklif ettiğini ve bu konuda Davalı 3 ile Davalı 1 ve/veya Davalı 2 arasında bir mutabakat temin edildiğini, buna karşılık Davalı 1 ve/veya 2'nin Davalı 3 aleyhinde başlatac-ağı yargısal işlemlerden vazgeçtiğini ve Davacının Davalı 1'in işyerine gelerek bu mutabakatı kabul ettiğini, bunun üzerine emare 3 borç senedi ile emare 5 vekaletnamenin hazırlandığını; ve Davacının Davalı 3 olan kocasının borcunu yüklendiğini, dava konus-u dairesini devretmeyi kabul ettiğini; emare 3 ile 5'i okuyarak imza ettiğini, emare 3 borç senedinin 2 tanık huzurunda imzalandığını ve mersum bir borç senedi olduğunu bu nedenle muhteviyatının kesin olduğunu, borç senedinin Davacıya verildiğini; vekalet-namenin ise tasdik memuru huzurunda imzalanmak üzere Davacıya verildiğini; Davacının vekaletnameyi görüldüğü şekilde tasdik memuru huzurunda imzaladığını, dava konusu dairenin mutabakat çerçevesinde Davalı 2'ye devredildiğini, devrin buna uygun olarak satı-ş gibi gösterildiğini ve Tapunun takdir ettiği 22.500 sterlin değerin borç senedinden mahsup edildiğini, Davalı 3'ün aracını Davalı 1'e devrettiğini ve bunun için de 10.000 sterlin senetten mahsup edildiğini; Davacının hile ve nüfûz suistimali iddialarını -reddettiklerini; talep takririnde iddia edilenlerin hile ve nüfûz suistimali teşkil etmediğini her halukarda Davalı 1 ve/veya 2'nin bunlardan haberleri olmadıklarını; emare 3 ve 5 imzalandığı için Davalı 1 ve/veya 2'nin Davalı 3 aleyhine yargısal işlem baş-latmadığını; bunun emare 3'ün ivazı olduğunu her halukarda emare 3'ün ve 5'in Davacı tarafından okunmadan imzalandığı isbatlansa dahi bunun Davacının kusur ve dikkatsizliğinden kaynaklandığını bu nedenle Davacının kendi kusur ve dikkatsizliğine sığınamayac-ağını; dava konusu senedin ve vekaletnamenin Davalı 1 ve/veya 2'nin avukatı tarafından hazırlandığını; avukatın dava konusu dairenin ipotek verileceğini emare 3'e yazmasının sebebinin senedi mersumluktan
çıkartmamak olduğunu; tarafların gerçek niyetinin i-potek olmayıp devir olduğunu; Davacının babasının mütebaki borç için kefil olmayı önceleri kabul ettiğini; bilahare Davalı 3'ün piyasaya çok miktarda borcu çıkınca bundan vazgeçtiğini ve Davacının da Davalı 3'ün çok miktarda borcu çıkınca uydurma iddialarl-a bu davayı açtığını, halen Davacının emare 3 senet mucibince 12.500 sterlin borcu bulunduğunu, Davalı 3 ile Davacının dava konusu daireyi 1995 yılı sonunda tahliye etmeyi kabul ettiklerini; Ancak buna uymayarak 1.1.1996 dan itibaren mütecaviz olarak dair-eyi işgal ettiklerini; dava konusu dairenin değerinin 22,500 sterlin olduğunu; aylık kirasının ise 200 sterlin olduğunu iddia ederek Davacı ve Davalı 3 aleyhine mukabil dava marifeti ile aynen aşağıdaki taleplerde bulundular.
"20.(a)Davalı 1 leyhine ve- Davacı aleyhine asıl ve Davalı 3
aleyhine kefil sıffatı ile müştereken ve münferiden olmak
üzere 18.10.95 tarihli senet borç bakiyesi olan 12.500
sterlin için bir hüküm,
(b)18.10.95 tarihinden itibaren 12.500 s-terlin üzerinden senevi
%22 oranında faiz için hüküm;
(c)Muhterem Mahkemenin bir meni müdahale emri ita eyleyerek
Davalı 2'ye ait olan Ortaköyde Bedreddin Demirel Cad.
kain olup D.1682 nolu koçan gereğince kayıtlı ol-an taşınmaz
mal (Blok D. SH/PL.XXI/38.W.I Parsel 1517 üzerinde bulunan
apartmanın 2. Kat 4 nolu daire )'nin Davacı ve Davalı
3 ve/veya aileleri ve/veya ajanları ve/veya vekilleri
tarafından tecavüz etmeye devam et-melerinin ve/veya ayni
daireyi haksız ve mütecaviz sıffatı ile tasarrufuna devam
etmelerinin men olunmasına mütedair bir emir.
(d)Ahar şekilde yukarıda C paragrafında belirtilen taşınmazın
Davacı ve Davalı 3 ve/v-eya aileleri ve/veya ajanları
ve/veya vekilleri ile birlikte tahliye edilerek boş
olarak tasarrufun Davalı 2'ye teslimine emir ve tahliye
hükmü ve emrinin itası,
(e)1.1.96 tarihinden itibaren mezkur ap-artman dairesinin boş
tasarrufunun Davalı 2'ye teslimine kadar geçecek süre
için Davacı ve Davalı 3'ün müştereken ve münferiden
zarar ziyan ve/veya kullanım bedeli (mesne profit) olarak
Davalı 2'ye ayda 200 s-terlin ödemeleri için bir hüküm veya
emir.
(f)Nizami faiz ve işbu mukabil dava masrafları."
Davacı, Davalı 1 ve 2'nin müdafaa ve mukabil talep takririne karşı 29.3.1996 tarihinde dosyalamış olduğu müdafaaya cevap ve mukabil davaya müda-faa takririnde özetle;
Davalı 1 ve 2'nin kendi iddiaları ile bağdaşmayan tüm iddaialarını reddettiğini, iddia edilen yasal prensiplerle
hemfikir olmadığını, emare 3 borç senedinin 2 tanık huzurunda imzalanmadığını ve/veya faiz haddini aştığı için mersum- borç senedi olmadığını; emare 5 vekaletnamenin tasdik memuru huzurunda imza edilmediğini Davalı 1 ve/veya 2'nin bunu bildiklerinin kabul edilmesi gerektiğini; tasdik memuruna Davalı 3 ile Davalı 1 ve/veya 2'nin müstahdemi Ahmet Ferhat'ın birlikte gittikle-rini ve tasdik memurunun huzurunda atılmayan bir imzayı tasdik etmeğe teşvik edildiğini, dava konusu dairenin değerinin 12.500 sterlinden çok yüksek olduğunu, aylık kira değerinin 5,000,000TL'yi aşmadığını, Davalı 1 ve/veya 2 ile dava konusu daireyi tahliy-e hususunda anlaşmadıklarını, dava konusu daireyi mütecaviz sıfatıyle işgal etmediğini, dava konusu daireyi satma hususunda bir anlaşması olmadığı gibi Davalı 1 ve/veya 2'ye herhangi bir borcu da olmadığını iddia ederek mukabil davanın masraflarla reddini -talep etmiştir.
Davalı 4, 11.3.1996 tarihinde dosyaladığı müdafaa takririnde özetle: Emare 5 vekaletnamenin huzurunda Davacı tarafından imzalanmadığını ancak Davalı 3 ve Davalı 1 ve/veya Davalı 2'nin müstahdemi Ahmet Ferhat'ın vekaletnameyi Davacının imza-ladığı ve muhteviyatını bildiği hususunda kendisini tatmin ettiklerini ve bu nedenle Davacının imzasını tasdik ettiğini, talep takririndeki diğer hususları bilmediğini, Davacıya karşı hiçbir sorumluluğu olmadığını, iyi niyetle tasdik yaptığını, alternatif -olarak tasdikin usulüne uygun olduğunu iddia ederek davanın iptalini talep etti.
Davacı, 29.3.1996 tarihinde Davalı 4'ün müdafaasına verdiği cevapta özetle: Davalı 4'ün kendi iddiaları ile bağdaşmayan tüm iddialarını reddettiğini, Davalı 4'ün huzurunda i-mza edilmeyen emare 5 vekaletnameyi tasdik etmeğe hak ve yetkisi olmadığını, Davalı 3 ve Ahmet Ferhat'ın söyledikleri ve
iddia edilenler doğru olsa bile durumun değişmeyeceğini iddia etti.
Bidayet Mahkemesi huzurundaki duruşma sırasında Davacı şahadet ve-rip ayrıca 4 tanık dinletmiştir. Davalı 1 ve 2 tarafından ise Davalı 2 şahadet verip ayrıca 2 tanık dinletmiştir. Davalı 4 sadece kendisi şahadet vererek tanık dinletmemiştir. Davalı 3 tarafından ise hiçbir şahadet ibraz edilmemiştir.
Davanın duruşması s-ırasında dava konusu borç senedi emare 3, Davacının eşi Davalı 3 Mustafa Amcaoğlunu vekil tayin eden vekaletname ise emare 5 olarak ibraz edilmiştir.
Emare 3 borç senedi aynen aşağıdaki gibidir:
"Ben aşağıda imza sahibi Lefkoşa'lı Ferda Amcaoğlu n/-d Ferda Kılıç M.Toros Ticaret Ltd., ile olan iş ilişkilerim çerçevesinde ve bugün yaptığımız hesaplaşma sonunda M.Toros Ticaret Ltd'e bakiye ve/veya hesaplatılmamış hesap borcum olarak £ 45.000.- (Y/kırkbeşbin stg) borcum olduğunu ve/veya bugün M.Toros Tic-aret Ltd.'den £ 45,000.- nakden borçlandım, borcumdur.
İşbu borcumu ilk talepte %22 faizi ile birlikte Lefkoşa'da M.Toros Ticaret Ltd. veya emrine ödemeyi kabul veya deruhte ederim.
Keza işbu borcum için teminat olmak üzere halen namımda kayıtlı Lefkoşa,- Ortaköy'de, Bedrettin Demirel Cad., D 1682 koçan nolu Blok D. pafta harita no.XXI/38.W.I, parsel 1517 üzerinde bulunan 2. katta 4 nolu daireyi ipotek vermeyi ve bu işlem yapılıncaya kadar bu daireyi hiçbir şekilde elden çıkarmamayı veya yükümlülük altına -sokmamayı kabul ve deruhte ederim.
Şayet yukarıda kayıtlı borcu vadesinde ödemezsem veya mezkur gayrı menkulu bugünden 3 gün içinde alacaklı veya emrine ipotek vermezsem ve meselem Mahkemeye intikal edecek olursa tüm dava masraflarından da ayrıca mesul o-lmayı kabul ve deruhte ederim.
Şahitler: 1. İmzaBorçlu
2. İmza Ferda Amcaoğlu
(imza)
Lefkoşa...18 Ekim 1995
Ben aşağıda imza sahibi Mustafa S. Amcaoğlu yukarıda adı geçen Ferda Amcaoğlu n/d Ferda Kılıç tüm mük-ellefiyetlerine ve borcun tamamı ödeninceye kadar kendisine kefil olduğumu beyan ve taahhüt ederim.
Şahitler: 1. İmzaKefil
2. imzaMustafa S. Amcaoğlu
(imza)
Lefkoşa: 18 Ekim 1995"
Emare 5 vekaletname ise aynen şöy-ledir:
"Ben aşağıda imza sahibi Ferda Kılıç n/d Ferda Amcaoğlu bugün Lefkoşa'da aşağıdaki maksatlar için kocam Mustafa S. Amcaoğlunu vekil olarak tayin ve nasbeylerim.
Halen D. 1682 kayıt no tahdında tümü namımda kayıtlı Lefkoşa Ortaköy'de Bedrettin Demir-el Caddesinde, Blok D, pafta XXI harita 38.W.I ve parsel 1517 üzerinde kain 2. katta 4 nolu dairenin Fikri Toros'a dilediği bedel ve kendisince uygun görülecek bedel karşılığında satması ve Lefkoşa Kaza Tapu Dairesinde isbatı vücud edip devir takrirlerin-i tanzim ve namıma imza eylemesi, satış bedelini kabul etmesi makbuz vermesi makbuz alması,
Yukarıdaki gayrı menkulun devri için gerekli olabilecek stopaj veya başka herhangi bir vergiyi namıma ödemesi,
Velhasıl şahsen ben hazırmışım gibi yukarıdaki devi-r işlemlerinin gerçekleşmesi için hertürlü işlemi yapması, namıma imza koyması için adı geçen kocam Mustafa S. Amcaoğlu'nu irrevocable vekil tayin ederim.
Vekaleti Veren
Lefkoşa 18.10.1995Ferda Kılıç n/d Ferda Amcaoğlu
TASDİKNAME
Ben a-şağıda imza sahibi tastik memuru ................ yukarıda adı geçen Ferda Kılıç n/d Ferda Amcaoğlu'nun K.K.No:147377 işbu vekaletnameyi huzurumda imza eylediğini tasdik ve temhir eylerim.
Lefkoşa: 18.10.1995 Tasdik Memuru
Der-viş Güvener
Noter
Tasdik Memuru"
Duruşma yapılıp tamamlandıktan sonra Bidayet Mahkemesi huzurunda sunulmuş olan şahadeti değerlendirdi ve neticede taraflar arasındaki işlemlerde iradelerinin- karşılıklı ve uyum içerisinde olmadığı kanaatine vararak Davalı 1 ve 2'nin mukabil davalarını isbat edemediklerinden dolayı mukabil dava ve bu dava altındaki talepleri reddederek Davacı leyhine aşağıdaki şekilde hüküm vermiştir.
"Emare 3'de görülen 18.10-.1995 tarihli Davalı 1 lehine yapılan ve borçlu olarak davacının imzasını taşıyan 45.000 sterlin borç senedinin, Lefkoşa-Ortaköy Bedreddin Demirel Caddesinde kain D.1682 numaralı koçan gereğince kayıtlı bulunan taşınmaz malın (Blok D Pafta Harita No.XXI/38-.W.I Parsel 1517 üzerinde bulunan 2. katta 4'nolu dairenin ) 19.10.1995 tarihinde Lefkoşa Kaza Tapu Dairesinde davacının vekili davalı 3 tarafından davalı No.2'ye satış yolu ile devrine ilişkin devir işlemlerinin geçersiz olduğuna dair ilâm verilir. Ve söz- konusu devir işlemleri dava konusu dairenin davalı 2 adına yapılan kayıt işlemleri, ve davalı 2'ye dava konusu daire ile ilgili verilen koçan iptal edilir ve dava konusu dairenin Davacı adına yeniden kaydına hüküm ve emir verilir."
Davalı 1 ve 2 bu kara-rdan istinaf etmiştir. Davalı 1 ve 2'nin istinaf sebeplerini beş başlık altında özetleyebiliriz:
Bidayet Mahkemesinin Davalı 3'ün davacıya nüfuz suistimali yaptığı ve herhalükarda yapıldığı iddia edilen böyle bir nüfuz suistimalinin Davalı No.1 ve Davalı N-o.2'yi bağladığı hususundaki bulgusu hatalıdır.
Bidayet Mahkemesinin dava konusu muamelelerin nüfuz suistimali ve/veya hile neticesinde yapıldığı ve geçersiz olduğu hususundaki bulgusu hatalıdır.
Bidayet Mahkemesinin Davalı 1 ve 2'nin Davalı 3 aleyhine yar-gısal işlem başlatmaktan imtina etmelerinin Davacının
Davalı 1 ve 2'ye mevcut senet tahtındaki taahhütlerine
yasal ivaz teşkil edemiyeceği bulgusu hatalıdır.
Bidayet Mahkemesinin Davalı 2'nin şahadetine inanmamak için göstermiş olduğu sebepler yete-rli veya makul değildir ve bu konuda şahadet yetersizdir. Keza Bidayet Mahkemesi Davacının şahadetini Davalı 2'nin şahadetine tercih etmekle hata yapıp şahadeti yanlış değerlendirdi ve genel olarak şahadeti hatalı bir şekilde dikkate aldı.
Davacının kusu-rlarını dikkate almayarak Davacının kendi kusurlarından istifade edip imzaladığı belgelerden kaçınmasına imkan vermekle Bidayet Mahkemesi hata etmiştir.
İstinaf sebeplerini incelemeye geçmeden önce burada bir hususa değinmekte fayda vardır.
Aleyhine İst-inaf Edilenin avukatı istinafın duruşması sırasında söz alarak İstinaf Edenin istinaf sebeplerini reddetti ve özetle, Bidayet Mahkemesinin tarafların ayni fikirde ve ayni şeyi yaptıkları konusunda, "ad idem" olmadıklarıyla ilgili bulgusu hakkında istinaf s-ebebi bulunmadığını bu nedenle Bidayet Mahkemesinin bu hususa dayanarak dava konusu senedin geçersiz olduğu ile ilgili bulgusunun da geçerliliğini koruduğunu, bu nedenle istinafın sırf bu sebepten dolayı reddedilmesi gerektiğini iddia etmiştir.
İstinaf Ed-en bu iddialara cevaben diğer istinaf sebepleri yanında "ad idem" konusunda istinaf sebebi dosyalamaya gerek duyulmadığını ileri sürdü ve özetle, yazılı olan borç senedinde
tarafların iradelerinin yazıya döküldüğünü karşılıklı iradelerin bu borç senedinde- mevcut olduğu nedeniyle, bu hususun sözlü şahadetle bertaraf edilemiyeceğini ancak bazı hallerde "ad idem" iddiasının ileri sürülebileceğini iddia etmiştir.
Bidayet Mahkemesinin "ad idem" konusundaki bulgusu istinaf edilmeden ve daha da önemlisi böyle- bir bulguyu bertaraf etmeden Bidayet Mahkemesinin verdiği hükmün huzurumuzdaki istinaf sebepleri ile iptal edilip edilemiyeceğini aşağıda istinaf sebeplerini incelememiz sırasında temas edip karara bağlayacağız.
Önce 1. ve 2. istinaf sebeblerini birlikt-e ele alıp inceleyelim. İstinaf Edenin 1. ve 2.istinaf sebeplerinde üzerinde durduğu husus nufûz suistimali (undue influence ) ile ilgilidir.
Bidayet Mahkemesi Davalı 3'ün Davacı üzerinde nüfûz suistimalinde bulunduğu konusunda bulguya varmıştır. Bu husus-taki prensipleri ve Davacı üzerindeki ispat külfetini göz önünde tutarak huzurumuzdaki istinafın olgularını inceleyelim.
1971 CLR Part 1 sayfa 437 Maria Marianthi Christopoulou &others v. Att. Gen. davasında sayfa 441'de "undue influence" ve "fraud" kel-imeleri hakkında yapılan bir alıntıda şöyle denmektedir.
"In section 2 of the Wills and Succession Law, Cap 195,"undue influence" and "fraud"are thus defined: "'undue influence' means the exercise by a person of influence to dominate the will of another p-erson where the relations subsisting between them are such that one of them is in a position the dominate the will of the other and uses that position to obtain an unfair advantage over the other.
'Fraud' includes any of the following acts committed by a p-erson or with his connivance or by his agent, with intent to deceive another person or his agent or to induce him to do any act, that is to say-
the suggestion as to a fact, of that which is not true by one who does not believe it to be true,
the active co-ncealment of a fact by one having knowledge or belief of the fact,
any other act fitted to deceive".
Yapıldığı iddia edilen nüfûz suistimalinin yapılan işlemlere bağlı olması gerekir, yani borç senedi, vekaletname ve yapılan tapu muamelesi ile ilintili ol-ması ve bunlara etki eder nitelikte olması gerekir.
Mevcut olgular olanaklı kıldığı takdirde bazı hallerde belgelerin içeriği nüfûz suistimali veya hileye varsayım oluşturabilir.Ancak huzurumuzdaki meselede böyle bir durum varit değildir. Davacı, dava ko-nusu emare 3 borç senedini ve emare 5 vekaletnameyi ne yaptığının bilinci içinde kendi hür iradesi ile kocası olan Davalı 3'e yardımcı olmak ve onu bir takım sıkıntılardan kurtarmak, Davalı 1 ve 2 tarafından onun aleyhine yargısal işleme gidilmesini önleme-k ve Davalı 3'ün açığına karşılık teminat vermek gayesiyle yapmışsa bu durumda borç senedi veya vekaletnamenin bertaraf edilmesi ya da geçersiz kabul edilmesi söz konusu değildir. Bir başka deyişle Davacının sırf eşinin borç veya yükümlülüklerini yüklenmes-i tek başına eşinin etkisi altında böyle bir yükümlenmeye gittiğini göstermediği gibi, bu durum etkinliğin kötüye kullanıldığına veya nüfûz suistimaline dair bir karine de teşkil etmez.
Davacının Davalı 3'e kocası olması nedeniyle güven duyması, Davalı -3'ün sırf eşi olması veya o tarihte 9 aylık hamile olması, Davacıya herhangi bir nüfûz suistimali uygulandığına veya hileye veya yanlış anlamaya veya senetle ilgili herhangi bir gizli hususun varlığı varsayımına karine oluşturmaz ve böyle bir iddia kendi b-aşına kanıt teşkil etmez. Başlangıçta karine teşkil etmeyen bu hususun iddia eden tarafından ispatlanmaması durumunda ise bahsi geçen işlemlerin yapan tarafından hür iradesiyle yapıldığı gerçeği geçerlilik kazanır.
Gerek belgelerin imzalandığı ilgili tar-ihlerdeki olaylar, gerekse Davalı 3 ile Davacı arasında yapılmış konuşmalar, keza
Davalı 3 ile arasındaki ilişki, Davalı 3'ün açığı ile ilgili gerçekleri Davalı 3'den almış olduğu bilgiler ışığında Davacının bilmekte olduğuna işaret etmektedir.
Diğer tara-ftan Davacının üzüntü ve sıkıntı çekmesi Davacının Davalı 3'den Davalı 1'e olan borcu veya açığı ile ilgili bilgi almış olduğunun bir başka göstergesidir. Neticede Davacı almış olduğu bu bilgiler ışığında kocasının polise şikayet edileceğini öğrenmiş ve b-u hususta endişe duymuştur. Ancak yukarıda izah etmeye çalıştığımız gibi bu husus kendi başına dava konusu borç senedi ve vekaletnameyi yaparken Davacının Davalı 3 kocasının nüfûz suistimali altında kaldığını göstermez. Davacının dava konusu senet ve vekal-etnameyi doğumdan sadece bir gün önce yapması da kendi başına bahse konu senet veya vekaletnameyi geçersiz kılacak bir husus değildir. Bidayet Mahkemesi huzurundaki şahadet, gerçeklerin bu şekilde olduğunu yansıtmaktadır.
Mevcut şahadet ışığında ise dav-a konusu borç senedi ve vekaletnamenin Davalı 3'ün nüfûz suistimali veya hilesi ile temin edildiği hususunda Davacının üzerine düşen ispat külfetini tam olarak yerine getirmediği hususunda bulguya varırız. Neticede,Bidayet Mahkemesinin bu konudaki bulgusu- hatalıdır.
Davalı 1 ve 2'nin, Davalı 3'ün 45000 sterlinlik açığının ortaya çıkmasıyle karşılaştıkları bu durum karşısında söyledikleri, yaptıkları veya davranışları Davacıya nüfûz suistimali veya hile yapıldığını göstermediği gibi Davalı 3 tarafından -Davacı üzerinde nüfûz suistimali veya hile icra edildiği konusunda bilgileri olduğuna da delalet etmez. Kaldı
ki zaten yukarıda böyle bir nüfûz suistimali veya hile yapılmadığına dair bulgularımız yer almaktadır. Bidayet Mahkemesi huzurundaki şahadetten b-ilhassa Davalı 2'nin Davacı ile hiç muhatap olmadığı, Davacı üzerinde nüfûz suistimali kullanabilecek herhangi bir pozisyonda bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Davalı 1 ve 2'nin de meseleye ilişkin tüm olgular çerçevesinde Davacıya karşı herhangi b-ir baskı veya hileli bir davranış içinde olmadıkları görülmektedir. Hatta Davalı 2 şahadetinin bir kısmında şöyle demiştir:
"Müşteri kabul yerine alın dedim, rahatsızlıkları vardı. Rahat olmasını istedim. Ben Ferda hanımla muhatap olmak istemedim. Herhangi- bir baskı yapar görünmek istemedim. Kendisini tamamen kocası ile bıraktım. Parayı çalan da kocası;açığı olan da kocası. Dolayısıyle Ferda hanımla muhatap olmak istemedim. Yanlış anlaşma olmasın diye,ve Ferda hanıma gelmeden ben ayni zamanda şirketimizin A-vukatı......'yı aradım ve showroom'a gelmesini istedim, .... bey benim, Mustafanın iki bayan arkadaşımızın olduğu odaya geldi. ....beye olayı anlattım. Mustafa Amcaoğlu'nun 45,000 sterlinlik bir açığı olduğunu tesbit ettiğimizi söyledim. Mustafa ile bu 45.-000 sterlin borcun bize nasıl ödeneceği konusunda sağladığımız mutabakatı da .... beye izah ettim...."
Şahadetten anlaşılan odur ki Davalı 2, bir an önce kayıplarını telafi etme uğraşı içerisinde, kimseyi rencide etmeden meseleyi halletme çabasından öte-ye uğraş göstermemiştir. Davalı 2'nin bu konudaki davranışlarında herhangi bir kötü niyet veya yanıltma girişimi veya hile girişimi olmamıştır görüşündeyiz ve bu konuda bulguya varırız.
Yukarıda izah ettiğimiz nedenlerle 1. ve 2. istinaf sebeplerini hakl-ı bularak bu konudaki istinaf sebeplerini kabul etmekteyiz. Ancak bu istinafa konu meseleye özgü nedenlerle 1. ve 2. istinaf nedenlerinin kabulü Bidayet Mahkemesinin kararını
iptal etmeye yeterli değildir. Bu nedenle diğer istinaf nedenlerini de incelemem-iz gerekecektir.
4. İstinaf Sebebi: Yukarıda 1. ve 2. istinaf sebeblerini incelediğimiz esnada Davacı 2' nin şahadeti ile ilgili olarak belirtiğimiz görüşler bu istinaf sebebi için de geçerlidir.
Bidayet Mahkemesi Davalı 2'nin şahadetinin güvenilir ve ina-ndırıcı bir şahadet olmadığı kanaatine varmıştır. Konu ile ilgili geçmiş içtihat kararlarına bakmakta fayda vardır.
Yargıtay /Hukuk 30/85 D.3/86 sayfa 11'de Bidayet Mahkemelerinin huzurlarındaki şahadeti nasıl değerlendirecekleri hususunda şöyle denmektedi-r :
"Yargıtay/Hukuk 8/77 sayılı istinafta sayfa 2'de şöyle denmektedir:
"Bir alt kademedeki mahkemenin olgular hususunda yaptığı herhangi bir bulguya Yüksek Mahkeme, İstinaf Mahkemesi olarak kolay kolay müdahale etmez. Bilhassa Mahkemenin olgular hususun-daki bulgusu şahadet verenlerin, şahadet verirken takındıkları tavır ve hareketlerine istinat ettirilmişse İstinaf Mahkemesinin bu gibi bulgulara müdahale etmezden önce çok dikkatli davranması gerekir. Ancak alt kademedeki Mahkemenin bulgusu Mahkeme huzuru-nda verilen direkt veya zahiri delillere istinat ettirilmişse ve alt Mahkemenin bu hususta verdiği gerekçeler ikna edici değilse veya mahkeme huzurunda verilen direkt veya zahiri deliller tarafından desteklenmiyorsa İstinaf Mahkemesinin bu gibi bulgulara m-üdahale etmesi gerekir."
Hukuk/İstinaf 8/70 sayfa 3'te şöyle denmektedir:
"İstinaf sebeblerinin ikincisini ele alalım. Bidayet Mahkemesi verilen şahadeti tetkik ettikten sonra Müstedaaleyhin kocasının vermiş olduğu şahadeti kabule şayan bulmadı. Bidayet M-ahkemesinin şahadet hususunda vardığı kanaatı İstinaf Mahkemesinin bozması için varılan kanaatın yanlış olduğuna İstinaf Mahkemesinin kanaat getirmesi lazımdır ve bunun kati olarak yanlış olduğunu ispat etmek de istinaf edene düşer."
Hukuk/İstinaf 8/71'de- de şöyle denmektedir.
"Yüksek Mahkeme, İstinaf Mahkemesi olarak şahitlere inanıp inanmama ve vakıalar hususunda Bidayet Mahkemesinin vermiş olduğu kanaatı hangi hallerde bozabileceğini veya tadil edebileceğini daha evvel vermiş olduğu birçok kararlarda sa-rahaten belirtmiştir. Bu gibi hallerde Bidayet Mahkemesinin kanaatının kati olarak yanlış olduğu hususunda istinaf edenin Yüksek Mahkemeyi ikna etmesi gerekir."
Biz de bu görüşleri aynen benimsemekteyiz. Ancak bu görüşleri huzurumuzdaki davaya uyg-uladığımız zaman bu davanın kendine özgü koşulları nedeniyle bazı anomaliler ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki, Davalı 2'nin vermiş olduğu şahadet incelendiğinde görülecektir ki, Davalı 2 bilgisi dışında hiçbir konuda şahadet vermemiştir ve yorum da yapmamıştır-. Davalı 2'nin vermiş olduğu şahadetin Mahkemenin varmış olduğu sonuca ve karara etkili olduğu da söylenemez. Davalı 2, emare borç senedi ile vekaletnamenin avukatına duyduğu güvenden dolayı avukatının bilgi ve görüşleri ışığında hazırlandığını beyan etmiş-tir. Bu iddianın tersini gösterecek başka şahadet yoktur. Davalı 2 herhangi bir hususu gizlemeye veya Mahkemeyi
yanıltmaya çalışmamıştır. Bunun ötesinde olaylar anındaki gerek yaptıkları gerekse davranışları Davalı 2'yi güvenilir olmayan bir tanık ve sunm-uş olduğu şahadeti ise inanılmaması gereken bir şahadet kategorisine koyacak nitelik ve nicelikte olmadığı görüşündeyiz.
Yukarıda nüfûz suistimali ile ilgili değindiğimiz hususlarda belirttiğimiz gibi Davalı 2'nin neden acelesi olduğu anlaşılmaktadır.- Bidayet Mahkemesi huzurunda bulunan tüm şahadete göz atıldığı zaman Davalı 2'nin hiçbir zaman Davacı ile direkt teması olmadığı görülmektedir. Bidayet Mahkemesi Davalı 2'nin şahadetinin bir çok yerde Davacının şahadetini desteklediği kanısına da varmıştır-. Ancak bazı konularda şüpheler uyandırdığına değinmiştir ve bu konuda Bidayet Mahkemesi kendine bazı sorular sorma yoluna gitmiş ve bunlara cevap bulmaya çalışmıştır. Bidayet Mahkemesinin Davalı 2'nin şahadetinin güvenilir ve inandırıcı olmadığı duygusuna- kapılarak kendi kendine neden bu kadar fazla soru sorma ihtiyacı duyduğunu anlamakta zorluk çekmekteyiz. Çünkü sorduğu sorulara verilecek cevaplar zaten huzurunda sunulmuş olan şahadette vardı.
Sorulmuş olan bu soruların cevapları Davalı 2'nin vermiş old-uğu şahadet sırasında da izah edilip açıklanmıştır. Örneğin esas borçlu durumunda olan Davalı 3 olduğu halde Davacının neden borçlu gibi gösterildiği sorusuna Davalı 2 şahadeti sırasında açığın 40,000 sterlin üzerinde olması nedeni ile Davalı 3'ün bu borcu- karşılayacağı başka herhangi bir teminat olmadığı veya yetersiz olduğu izahatını vermiştir. Hatta Davalı 3'ün Davacıya, huzurunda telefon ettiğini ve telefondaki konuşması sırasında "açığım 45.000 sterlin"dir dediğini beyan etmiştir.
Davalı 2, Davalı 3'-ün ortaya çıkan açığına karşılık teminatın nasıl sağlanacağı hususlarını kendisiyle konuştuğunu, gerçek olayı yansıtmamakla beraber senedin emare 3 de görüldüğü gibi yazılması hususunda avukatına talimat vermiştir. Davalı 2 Mahkemeyi yanıltmak istemiş olsa- idi emare borç senedi ile
vekaletname arasındaki çelişkiyi gizleme yoluna da gidebilirdi. Ancak bunu yapmamıştır. Nerede kaldı ki Mahkeme huzurundaki diğer şahadet Davalı 2'nin esasa ilişkin gerçekleri tüm çıplaklığı ile Mahkemeye açıkladığını göstermekt-e hatta borç senedi ve vekaletnameyi desteklemektedir. Dolayısıyle Bidayet Mahkemesinin Davalı 2'nin şahadetini kabule şayan bulmadığı hususundaki bulgularının hatalı ve yanlış kanaate dayandığı görüşündeyiz. Neticede Bidayet Mahkemesinin bu konu üzerinde-ki bulgusunun hatalı olduğu hususunda bulgu yaparız.
Davacı, eşi olan Davalı 3'ün çalıştığı iş yerinde büyük bir açığının ortaya çıkması üzerine Davalı 3'ün bu açığını teminat altına almayı kabul etmiştir. Davacı bu amaçla adında kayıtlı bulunan Lefkoşa'd-a Ortaköy Bedrettin Demirel Caddesinde D.1682 koçan nolu Blok D. Pafta Harita XXI/38.W.I parsel 1517 üzerinde bulunan 2. kattaki 4 nolu dairesini teminat olarak göstermek, bir başka deyişle ipotek vermek istemiştir. Davacının iddiaları bu doğrultudadır. Da-vacı ayrıca kefil olmak niyetiyle konu belgeleri imza ettiğini iddia etmiştir. Halbuki Davacının hür iradesiyle, emare borç senedini "borçlu" başlığı altında, borçlu sıfatı ile imzaladığı görülmektedir.
Görüleceği gibi, Davalı 3'ün açığı ile ilgili çeliş-kiyi yaratan şahadet emare borç senedi ve emare vekaletname'nin varlığıdır. Şöyle ki, emare borç senedi Davacının Davalılara borcu olduğunu ve söz konusu taşınmaz malını ipotek vermeyi kabul ettiğini göstermektedir. Emare vekaletname ise ipotek yetkisi ye-rine Davalı 3'e yukarıda mezkur Davacıya ait taşınmazı Davalı 2'ye satma ve devretme yetkisi vermekte ve Davalı 3'ü bu konuda vekil kılmaktadır. Keza, Davacı ile Davalı 1 ve 2 arasında bir borç ilişkisinin olduğunu gösteren emare 3
borç senedi ile emare 5- vekaletname ve bu konudaki diğer
şahadet birbiriyle bağdaşmamaktadır. Hatta bu davanın can alıcı en önemli belgeleri olan emare 3 ile emare 5 birbiriyle dahi çelişmektedir.
Bu safhada sırası gelmişken, Davalı 2 tanığı avukatın gerek mesele ile ilgili -icraatı ve şahadeti ile ilgili hususlara değinmeden geçemiyeceğiz. Adalete hizmet eden bir avukatın görev ve sorumlulukları Yüksek Mahkeme huzurunda Birleştirilmiş No 1,2,3/2001, Dağıtım 1/2001 sayılı kararda sayfa 5'de şöyle açıklanmıştır.
"Avukatlık m-esleğinin kutsiyeti hakkında uzun boylu yazmağa gerek yoktur. Adaletin gerçekleşmesinde avukatların oynadıkları rolün önemi ortadadır. Kişi herkesten sakladığı sırlarını, icabında avukata açmakta hiçbir sakınca görmemektedir. Avukata duyulan güven o kadar -yüksek düzeydedir ki müvekkili tarafından avukata söylenenlerin açıklanması hukukça da menedilmiştir. Meğer ki müvekkilinin rızası alınmış olsun.
.........
Avukatlık mesleğinin önemi 1961'de görülen bir davada da vurgulanmıştır. Sözü edilen dava In Re A-.B., an Advocate, 1961 C.L.R. s.441'de görülebilir. Bu davanın 451. sayfasında Mahkeme şu görüşlere yer vermişti.
"An advocate belongs to an honourable profession; and all his actions, particularly those connected with his professional activity, must be go-verned by a full sense of his great responsibilities towards the good name of his venerable profession. If he cannot keep its very high standards of honesty and integrity , he has no place in its ranks."
Huzurumuzdaki istinafta dava konusu borç senedi ve- vekaletnamenin hazırlanması ve icraya konulması Davalı 2 tanığı tarafından yapılmıştır. Mevcut tüm olgular çerçevesinde söz konusu avukat müşterisi olan Davalılara gerekli hukuki tavsiyeleri gerekli şekilde yapmadan ve hazırlayacağı belgelerin doğacak huk-uki neticelerini izah etmeden ya da göz
ardı ederek hareket etmiştir. Halbuki burada avukatın görevi Davalı 3'ün ortaya çıkan açığından dolayı müşterisinin yasal haklarını korumaktı. Davalı 2'nin talimatına rağmen hazırlanacak borç senedi ve vekaletnameni-n ne gibi sonuçları olacağı bu belgeleri hazırlayan avukat tarafından müvekkili olan Davalı 1 ve 2'ye önceden söylenmeli ve bu konuda hukuki tavsiyede bulunmalıydı. Bunu yapmak yerine maalesef şahadeti sırasında eksiklikler ortaya çıkmış, Bidayet Mahkemesi- nezdinde kendi kendini güvenilir olmayan bir tanık durumuna düşürmüştür.
3.ve 5. İstinaf Sebepleri:
Dava konusu borç senedi ve vekaletname'nin içerikleri
Davalı 3' ün Davalı 1 ve 2' ye olan 45000 sterlin açığı ile ilgili gerçeklerle bağdaşmadığı Mahkem-e huzurundaki tüm şahadetten rahatlıkla görülmektedir. Ancak diğer istinaf sebebleri altında belirtmiş olduğumuz ve varmış olduğumuz görüşler neticesinde, bu hususu burada belirtmekten öteye gitmek istemiyoruz. Davacının emare borç senedi altında imzası ol-duğu, keza hem Davacının hem de Davalı 3'ün bu meseledeki esas ilgisi ve rolünü göz önünde tuttuğumuzda Davalı 1 ve 2'nin Davalı 3 veya başka şahıslar aleyhine ileride açması muhtemel davayı etkileyebilecği cihetle borç senedinin ve vekaletnamenin esasları- ve bunlara bağlı olarak bu başlıklar altında ileri
sürülen diğer iddialarla ilgili olarak görüş beyan ederek derinlemesine bir inceleme yapmayı uygun görmemekteyiz.
İstinaf sebeplerini bu şekilde gözden geçirdikten sonra şimdi de kararımızın başında d-eğindiğimiz " ad idem" konusunu incelememiz gerekir. Çünkü Aleyhine İstinaf Edilenin avukatının da söylediği gibi Bidayet Mahkemesinin bu konudaki bulgusu önümüzde durmaktadır ve istinaf edilmiş değildir.
Ad İdem : "Of the same mind, agreed" demektir.
Ha-lsbury's Laws of England Third Edition Volume 8 sayfa 80'de bu konuda şöyle denmektedir:
"140. Mutual assent. It follows from what has been stated previously under the heading of offer and acceptance that it is an essential of a valid contract that the par-ties thereto should either have assented or be deemed to have assented to the same thing in the same sense or as it is sometimes put, that there should be consensus ad idem . A party may be deemed to have assented if he has so conducted himself as to be es-topped from denying that he has so assented."
Bidayet Mahkemesi huzurundaki davada, Davalı 1 ve 2, dava konusu işlemlerin yap-ıldığı sırada Davacının esas niyetinin konu malını ipotek vermek değil satmak olduğu hususunda isbat külfetleri bulunmakta idi. Ancak mevcut şahadeti incelediğimizde bu ispat külfetinin Davalı 1 ve 2 tarafından yerine getirildiğini söylememiz mümkün değild-ir. Davacı ise ihtimaller dengesi üzerinden dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada Davalı 1 ve 2 ile "ad idem" olmadığı konusunda kendi üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmiştir.
İstinaf Edenin avukatının istinafın duruşması sırasında yukarıda d-eğindiğimiz şekilde, "ad idem" konusunda istinaf sebebi dosyalamaya gerek olmadığı ve tarafların karşılıklı
iradelerinin yazıya dökülerek bu borç senedinde mevcut olduğu ile ilgili iddiaları bir an için doğru kabul edelim. O zaman emare 3 borç senedi ile e-mare 5 vekaletnamenin Davalı 3'ün açığının kapatılması amacı ile yapıldığı veya düzenlendiği gerçeği karşısında, diğer şahadet bir tarafa bırakılsa bile, sadece emare 3 ve 5 bir bütün olarak ele alındığında, belirttiğimiz gibi iki belge arasındaki çelişkil-er, iki belge arasındaki iradenin ayni olmadığını açıkca ortaya koyduğunu görmekteyiz. Bir başka deyişle, borç senedinin geçerli bir borç senedi kabul edilmesi halinde dahi vekaletname, eğer borç senedinin icrasını sağlamaya ve ayni amaca yönelik olduğu ka-bul edilirse, borç senedinin içerdiği gerçekleri yansıtmamaktadır.
Tüm bunlar neticesinde, ihtimaller dengesi üzerinde tarafların ayni hususta ayni şekilde bir mutabakata veya anlaşmaya vardıklarını söylemek mümkün değildir. En azından ilgili belgeler, D-avacının niyetinin çelişkili veya yanlış anlama üzerine kurulduğunu ihtimal dahilinde kuvvetle göstermektedir.
Bütün bu nedenlerle bu davada dayanılan borç senedi ile vekaletname yapılırken tarafların iradelerinin uyuşmadığı, gerçek iradelerinin yansıtıl-madığı, yani "ad idem" olmadıkları cihetle geçersiz addedilmesi ve bunun akabinde yapılan Tapu devrinin de tarafların müşterek iradelerini yansıtmadığı cihetle ayni şekilde geçersiz addedilmesi kaçınılmazdır.
Bidayet Mahkemesinin tarafların "ad idem" olma-dıkları, bunun neticesinde yapılan işlemlerin geçersiz olduğu hususundaki bulgusu istinaf edilmiş olmadığına değinmiştik. Davalı 1 ve 2 diğer istinaf sebeblerinin tümünde başarılı olsalar dahi Bidayet Mahkemesinin bu bulgusu aleyhine istinaf sebebleri bulu-nmadığı cihetle istinaflarında başarılı olmaları mümkün değildir.
Yukarıdaki tüm görüşlerimiz ışığında Davalı 1 ve 2 istinaflarında başarılı olmamıştur.
Netice itibarıyle yapılan istinaf red ve iptal edilir.
Taraflar kendi masraflarını ödeyeceklerdir.-
Taner Erginel Mustafa H. Özkök Gönül Erönen
Yargıç Yargıç Yargıç
29 Haziran 2001
23
Full & Egal Universal Law Academy