D.13/80 Birleştirilmiş Yargıtay/Hukuk 2/80 ve 3/80Yüksek Mahkeme Huzurunda.Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi, Aziz Altay. Yargıtay/Hukuk 2/80 (Dava No. 304/77; Lefkoşa)İstinaf eden: Ekrem Salih, A.41, Akçay, Güzelyurt (Davacı)- ile –Aleyhine istinaf edilen: 1. Feridun Ahmet, Göçmenköy, Lefkoşa (Sürücü) 2. Toros Ticaret Ltd. Şirketi (Mal Sahibi) c/o Toros Trikotaj Şirketi, Mehmet Akif Caddesi, Lefkoşa. (Davalılar) A r a s ı n d a . Yargıtay/Hukuk 3/80 (Dava No. 305/77; Lefkoşa)İstinaf eden: Öcal Ekrem, küçük, en yakın arkadaşı ve tabii vasisi ve/veya babası Ekrem Salih vasıtasıyle, A.41 Akçay, Güzelyurt (Davacı)- ile -Aleyhine istinaf edilen: 1. Feridun Ahmet, Göçmenköy, Lefkoşa (Sürücü) 2. Toros Ticaret Ltd. Şirketi (Mal Sahibi) 3. Üçüncü şahıs olarak davaya eklenen Akçaylı Ekrem Salih (Davalılar) A r a s ı n d a.İstinaf edenler namına: Menteş Aziz.Aleyhine istinaf edilenler namına: Kıvanç M. Riza.Trafik Kazası - Kazada baba ve oğulun yaralanması - Davacının karşıdan gelen arabayı görünce yolun solunda durduğunu ve Davalının sürdüğü arabanın kendisine tosladığını iddia etmesi - İ1k Mahkemenin bu iddiayı reddederek tüm kusurun Davacıda olduğu kanısına varması.Üçüncü şahıs prosedürû - Kıbrıs'ta ve İngiltere'de Üçüncü Şahıs Prosedürüne ilişkin mevzuatın tamamen aynı olması - Davacı lehine ve Ücüncü Şahıs aleyhine hüküm verilmemesi - Üçüncü Şahsın Davalının Davalısı olması - Davalının Davacı lehine ve Üçüncü Şahıs aleyhine hüküm verilmesini istemesi halinde Üçüncü Şahsı davaya Davalı olarak katmak zorunda olması.Usul - İlk Mahkemenin tüm kusurun Davacıda olduğunu tesbit etmesinden sonra Davacının zarar ziyanını tespit etme yönüne gitmemesi - Yargıtayın mesuliyetle îlgili kararı değiştirme olasılığını dikkate alarak İlk Mahkemenin kusurlu gördüğü tarafın zarar ziyanını da tespit etmek zorunda olması - İlk Mahkemenin bazı önemli konularda bulgu yapmaması nedeniyle duruşmanın tekrarlanması.OLAY: Davacı ve küçük oğlu van arabalarıyla Güzelyurta giderken karşıdan gelen bir araba ile çarpıştı. Kaza sonucu gerek Davacı gerekse oğlu yaralandılar. Davacı Davalı ve onun işvereni aleyhine 304/77 sayılı bir dava açarak tazminat talep etti. Davacı ayrıca küçük oğlu adına onun en yakın arkadaşı ve tabii vasisi sıfatıyla 305/77 sayılı davayı açarak davalılardan tazminat talep etti.. Davalılar 305/77 sayılı davaya Davacıyı Üçüncü Şahıs alarak eklediler. Davacı, oğlu ile Güzelyurta giderken sağ tarafa dönmek istediğini, döneceği yere 20-30 metre kala sağ trafikeytörünü çalıştırdığını, fakat karşıdan süratli bir araba geldiğini görünce yolun sol tarafında durduğunu ve karşıdan gelen Davalı 1'in sürdüğü arabanın kendisine çarptığını iddia etti. Davalı 1 ise Davacının sağa dönmeye teşebbüs ederek önünü kestiğini ve kazanın bu nedenle meydana geldiğini iddia etti.İlk Mahkeme kazanın oluşumuna ilişkin Davacının iddiasını reddetti ve kazanın Davalı 1'in iddia ettiği gibi meydana geldiği kanısına vararak Davacının kazadan %100 oranında sorumlu olduğu sonucuna vardı. İlk Mahkeme 305/77 sayılı davada küçük oğulun lehine ve Üçüncü Şahıs sıfatıyle babanın aleyhine tazminata hükmetti. Davacı ve oğlu bu hükme karşı istinaf ettiler.SONUÇ: Yüksek Mahkeme bir davada Davacı lehîne ve Üçüncü Şahıs aleyhine hüküm verilemiyeceğini hükme bağladı. Davaya Üçüncü Şahıs olarak katılan kişinin Davacının değil, Davalının Davalısı durumunda olduğunu, dolayısıyle Üçüncü Şahıs aleyhine verilen hükmün ancak Davalı lehine olabileceğini vurguladı. Yüksek Mahkeme bir davada Davacı lehine ve Üçüncü Şahıs aleyhine hüküm verilmesi istendiği takdirde Üçüncü Şahsın davaya Ek Davalı olarak katılması gerektiğini belirtti. Yargıtay ayrıca İlk Mahkemenin sadece mesuliyet konusunda karar vermemesi gerektiğini, Yargıtayın mesuliyetle ilgili bulguyu değiştirme olasılığını dikkate alarak karşı tarafın tazminatını da tespit etmesinin uygun olacağını belirtti. İlk Mahkemenin bazı önemli konularda bulgu yapmadığını dikkate alan Yargıtay istinafları kabul etti ve davayı tekrar başka bir heyet tarafından dinlenmek üzere İlk Mahkemeye iade etti.Atıfta Bulunuları Yargısal İçtihatlar:1- Edison and Swan United Electric Light Cnmpany v,. Holland 41 Ch. D. p.28, s.32.Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar: 1- The Annual Practice 1963 sayfa 388.H Ü K Ü MSalih S. Dayıoğlu: Davacılar baba ve oğuldur. 25.2.l977 tarihinde vukubulan bir trafik kazasında düçar oldukları zarar ziyan için davalılardan tazminat talebinde bulunmuşlardır. Baba olan davacı 304/77 sayılı davayı ve oğlu ise yine en yakın arkadaşı ve tabii vasisi olan babası vasıtasıyle 305/77 sayılı davayı ikame ettiler. Davalılar 305/77 sayılı davada babayı üçüncü şahıs olarak davaya dahil ettiler. Duruşma gününde ise her iki dava birleştirilerek dinlendi. İlk Mahkeme davayı dinledikten sonra. kazanın oluşunda tüm kusurun 304/77 sayılı davadaki davacıya dolayısıyle 305/77 sayılı davadaki üçüncü şahısta olduğu kanaatına vardı ve davaları reddetti. İlk Mahkeme tüm kusurun üçüncü şahısta olduğu kanaatına vararak üçüncü şahsın 305/77 sayılı davadaki davacıya 2220Tl. özel ve 35000Tl, genel tazminat ve aynı davacının ve davalıların dava masraflarını ödemesini emretti.304/77 sayılı davada davacı ve 305/77 sayılı davada küçük oğlunu tomsilen davacı ve üçüncü şahıs bu hükümden istinaf ettiler. Baba davacının istinaf no Yargıtay/Hukuk 2/80 ve küçük davacının ise Yaxgıtay/Hukuk 3/80'dir. Istinafın duruşmasında her iki istinaf birleştirilerek dinlendi. İşbu hükümde sırf davacıları tefrîk etmek maksadıyle Yargıtay/Hukuk 2/80'deki istinaf edene davacı, Yargıtay/Hukuk 3/80'deki davacıya da küçük davacı denilecektir.Sözü edilen trafik kazası 25.2.1977 tarihinde Zümrütköy-Güzelyurt ana yolu üzerinde olmuştur. Davacıya göre sözü edilen yol üzerinde Güzelyurt istikametine doğru yolda V 276 plâkalı van tipi arabasıyle küçük davacı ile birlikte seyrederken sağ tarafta bulunan birbahçe yoluna dönmek istedi ve döneceği yola 20-30 metre kala sağ trafikatörünü çalıştırdı. Davacı karşıdan kendi deyişiyle "saatta 80- 90 mil" bir süratte gelmekte olan bir arabayı görünce yolun sol tarafında durdu fakat karşıdan gelen ve davalı 1 tarafından kullanılmakta olan araba gelip kendi arabasına tosladı.Kaza ile ilgili bazı naktalar taraflarca kabul edilmektedir. Şöyle ki: tarafların araçlarının birbirlerine teması her iki aracın sol ön feneri civarında olmuştur. Kaza yerinde görüş mesafesi her iki araç icin çok uzundur. Kaza yerinde asfaltın genişliği 20' 7"tir ve kaza vuruş noktası asfalt yolun orta yerinde 7' davalının tarafında olmuştur.Duruşma safhasında davacı ve küçük oğlu kaza yerinin kaba bir taslağını hazırlayan PÇ461 Emir Ali Hasan Bilginoğlu ve davacıları tedavi eden Dr. Akan Sonuç ile Dr. Şefik Hüseyîn şahadet verdiler. Davalılar tarafından ise esas kazada methalder olan davalı 1 şahadet vermedi. Davalı I tarafından kullanılmakta olan A 859 plâkalı arabanın sahibi davalı 2, sözü edilen arabanın kazadan sonra çarpık yerlerini doğrultan, mekanik açıdan tamîr eden İbrahim Süleyman ve yine aynı arabayı boyayan oto boyacısı Salih Mustafa şahadet verdi.İlk Mahkeme davayı dinledikten sonra kazanın oluşunda tüm kabahatlı tarafın davacı olduğu kanaatına vardı ve onun talebini reddettikten sonra onun 3. şahıs sıfatıyle küçük davacıya 35,OOOTl genel ve 2220Tl, özel zarar zîyan, ödemesine hükmetti.Davacılar bu hükümden istinaf ettiler. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi dokuz istinaf sebebi içermekle beraber bunları üç başlık altında taplamak mümkündür, şöyle ki:l. İlk Mahkemenin hükmü şeklen hatalıdır çünkü mesuliyet hususunda davacılara tüm kabahatı yüklemekle yetinilmemeli, davacıya da olan zarar ziyanın saptanması gerekirdi.Kanımızca bu husus kendi başına istinafın kaderini davacı lehine çevirecek nitelikte değildir. Mamafih istinaf edenin bu noktada haklı olduğunu belirtmekte fayda vardır. Geçmiş istinaf kararlarında birçok defalar değinildiği gibi ilk mahkemelerin sadece mesuliyet hususunda bulguda bulunup bununla yetinilmemelidir. Mesuliyet hususunda yapılan bulguların Yargıtayca bozulması halinde tazminatın saptannıası için davanın iade edilmesini önlemek amacıyle her iki tarafın zarar ve ziyanlarının saptanması gerekir. Bu tür davalarda ilk mahkemelerin bu hususa gereken önemi vererek buna uyacaklarını ümit ederiz.2. 3. şahıs aleyhine ve küçük davacı lehine herhangi bir hüküm verilemezdi ve ilk mahkeme bunu yapmakla hata etmiştir.Kanımızca istinaf eden bu noktada haklıdır. Bir davaya üçüncü şahıs olarak dahil ettirilen bu şahıs o davada davalı olan kişiye karşı davalı durumundadır. Diğer bir deyimle üçüncü şahıs davacıya karşıdavalı durumunda olmadığı için davacı lehine ve üçüncü şahıs aleyhine herhangi bir hüküm verilemez. lngilterede üçüncü şahıs prosedürü ile ilgili mevzuat bizim mevzuatımızla tamamen aynıdır. (Gör. Hukuk Ûsulü Nizamatı E.10 ve The Annual Practice 1963 0.16a) Üçüncü şahıs olarak bir davaya dahil ettirilen bir kişinin aleyhine ve o davadaki davacı lehine hüküm verilemiyeceği E.10 n.9 (İngiliz Ol6 r.9)da görülmektedir. Küçük davacı, üçüncü şahıs aleyhine hüküm alabilmesi için üçüncü şahsı davaya davalı olarak dahîl ettirmesi gerekir. Bu hususta The Annual Practice 1963 sayfa 388'de şöyle denmektedir:"Judgment cannot be given far the plaintiff against a third party: to enable this to be done the plaintiff must procure the third party to be added as a defendant."Davalı olarak bir davaya taraf yapılmadığı sürece üçüncü şahısların aleyhine davalı imişler gibi hüküm verilemiyeceği Edison and Swan Ûnited Electric Light Company v. Holland (41 Ch.D.p.28 davasında da açıklıkla belırtilmiştir. Sözü edilen davada sayfa 32'de mahkeme şöyle dedi."A curious point has been raised after judgment in this case. The Plaintiffs now ask the Court to treat the third parties in this action as if they were defendants to the action, not only to the extent of making them pay costs, but also the extent of granting relief against them by way of injunction.That, however, would I think, be wrong, because the third parties are not in reality defendants.If a plaintiff has a direct olaim against a third party his proper course, as soon as that is known, is to amend the statement of claim, and make the third party a defendant, and then the Court has a11 that jurisdiction as against that defendant, which is gained by serving him with a writ and bringing him in as a party to the action."Yukarıda söylenenlerden de anlaşılacağı gibi üçüncü şahıs aleyhine ve küçük davacı lehine hüküm vermekle İ1k Mahkeme hata etmiştir.3. İstinaf edenlerin üçüncü sebebi ise İlk Mahkeme gerekli bulguları yapmadan davalı 1'e herhangi bir oranda kusur atfetmemekle hata ettiğidir.Trafik kazalarında kusurun veya belli bir oranın hangi tarafta olduğunu saptama ilk etapta ilk mahkemelerin takdirlerine bağlıdır. Tabiatıyle böyle bir takdir yetkisi de usulü veçhile verilen şahadetten çıkacak olgu ve bunlara istinaden yapılacak bulgulara dayanılarak yapılabilir. Geçmiş birçok içtihat kararlarımızda belirttiğimiz gibi ibraz edilen geçerli şahadete dayanarak ilk mahkemelerin yaptıkları makul bulgulara, genellikle Yargıtay müdahale etmez meğer ki bu gibi bulguların yanlış oldukları hususunda istinaf eden Yargıtayı tatmin etmiş olsun.Önümüzdeki rneselede bazı olgular hususunda ilk mahkemenin herhangi bir bulguda bulunmadığı görülmektedir. İlk Mahkeme sadece, kazanın istinaf edenin iddia ettiği gibi yolun sol tarafında değil de sağ tarafında olduğu hususunda bir bulguda bulunmuştur. Bu bulguya her iki aracın birbirine temas ettikleri yeri ve kaza vuruş noktasını gözönünde bulundurarak varmıştır. Kanımızca ilk mahkeme böyle bir bulguya önündeki şahadete binaen varabilirdi. Ancak ilk mahkeme davalı 1'in katkısal kusuru açısından kazanın oluşunu incelememiştir. Davacı, dönmek istediği sağ tarafa dönmezden önce ve döneceği yere 20-3Q metre kala sağa dönme niyetini trafikatörünü çalıştırmakla gösterdiğini iddia etti. İlk mahkeme bu noktada herhangi bir bulguda bulunmadı. Kanımızca davacı tarafından ileri sürülen bu iddia çok önemlidir ve İlk Mahkeme bu hususta bir yargıya varması gerekirdi. Çünkü kazanın olduğu yer bir yana, şayet davacının iddia ettiği gibi döneceği yere 20-3Q metre kala trafikatörünü çalıştırmağa başlamışsa ve buna rağmen davalı 1 gerekli tedbiri almamışsa onun (davalı l'in) de kazaya bir katkısı olabileceği düşünülebilir. Keza davacılar davalı 1'in kazadan hemen önce saatta 80-90 mil bir süratte seyrettiğini iddia ettiler. Bıı hususta da ilk mahkeme herhangi bir bulguda bulunmadı. Burada da şayet davacı iddia ettiği gibi trafikatörünü çalıştırmışsa davalı 1'in bu süratte seyretmesi -şayet seyretmişse ve makul bir izahat yokluğunda- bir kusur olarak düşünülebilir.Görüleceği gibi bazı önemli konularda İlk Mahkeme bazı iddialar hususunda bulgu yapması gerekirken bunları yapmamıştır. Bu meselede bu gibi bulguların da yapılabilmesi için tarafların veya şahitlerinin şahadetlerinin değerlendirilmesi ile mümkündür. Bu bakımdan bir Yargıtay olarak, taraflarla şahitleri dinlemediğimiz için bu hususta bulguda bulunmamız olasılığı yoktur.Yukarıda belirtilenler ışığında İlk Mahkemenin davacının düçar olduğu zarar ziyanı saptama.ması ve ayrıca bazı önemli hususlarda herhangi bir bulguda bulunmayıp davalı 1'in bu meselede herhangi bir katkısal kusuru olup olmadığı hususunu incelemediği hakikatı karşısında meselenin yukarıda belirtilenlez hakkında bir karara varmak için İlk Mahkemeye iade edilmesi gerekmektedir. Ancak İlk Mahkemenin eski şekli ile tekrar teşekkül etmesi halen imkânsız olduğundan davanın yeni bir mahkeme heyeti tarafında.n yeniden dinlenmesi kaçınılmaz olacaktır.Sonuç olarak her iki istinaf kabul edilir. İlk Mahkemenin istinaf konusu davalarda vermiş olduğu hükümler iptal edilir. Davalar yeni bir mahkeme heyeti tarafından betekrar dinlenmek üzere Kaza Mahkemesine iade edilir. İstinaf masrafları aleyhine istinaf edilenler tarafından ödenecektir.(Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi) (Aziz Altay) Yargıç Yargıç Yargıç13 Mayıs 1980
Full & Egal Universal Law Academy