- Konsolide edilmiş
Yargıtay/Hukuk 23/79 ve 24/79
(Dava No. 125/77; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mah-keme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Ahmet İzzet, Salih S. Dayıoğlu.
İstinaf eden:Jean Suzanna Druce, Lefkoşa, şimdi ada haricinde adresi
meçhul
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1(a) Havva -Ramadan Cemil, (b) Hasan Ramadan
müteveffa Ramadan Cemil Terekesinin
İdare Memurları olarak.
2(a)Rüstem Tatar (b) Vildan C. Müftüzade
mütev-effa Ahmet Cemal Müftüzade
Terekesinin İdare Memurları olarak.
(Davacılar)
a r a s ı n d a
İstinaf eden namına:- A.M. Berberoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ali Dana, Şefika Durduran.
Sözleşme - Taşınmaz mal satış sözleşmesi - Satıcının sözleşmede
belirtilen tarihte malı koçan etmeyerek sözleşmeyi ihlal
etmesi- Alıcıların ödedikleri paranın iadesi ve ta-zminat talep
etmeleri.
Tazminat - Taşınmaz mal satış sözleşmesinin ihlali nedeniyle tazminat
Satış sözleşmesinin 8-9 ay sonra ihlal edilmesi - Malın
sözleşmenin ihlali tarihindeki değeri dikkate alınarak tazminatın
tespit edilmesi - Kısa sürede malın d-eğerinde büyük artış olması -
İlk Mahkemenin malın değerinin 7 kat arttığı kanısına vararak buna
göre hüküm vermesi.
Hukuk Usulû - Celbname ile talep takririnin tadil edilmesi - Hukuk
Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 25 nizam 1 - Mahkemenin celbname ve
- talep takririni resen tadil etmesi - İlk Mahkemenin hüküm verirken
celbname ile talep takririnin tadili için müracaat yapılması
koşuluyla talebi aşan bir miktar için hüküm vermesi - Talep
takririnin genellikle bir müracaat üzerine tadil edilebi-lmesi -
Tadil müracaatının en erken zamanda yapılması zorun-
luluğu - Çok istisnai hallerde İlk Mahkemenin resen talep tak-
ririni tadil etme yetkisi olsa bile Davacının bilgisi dahilinde
talep- ten farklı şahadet verilen ve Davacının tadil mür-acaatı
yapmadığı bir davada bunun mümkün olmaması - Mahkemenin tadilat
yapılması için direktif vermesinin doğru olmaması.
OLAY: Davalı Davacılara K.L.9200.-na bir taşınmaz mal sattı.
Sözleşmenin yapıldığı tarihte Davacılar satış bedelinin tûmünü-
Davalıya ödediler. Satış sözleşmesinde Davalı taşınmaz malı en geç
3 Nisan 1975 tarihinde Davacılara devretmeyi taahhüt etti. Bu
tarihte Davalı malı koçan etmediği gibi koçan etmek niyetinde
olmadığını Davacılara bildirdi. Davacılar Davalı ale-yhine açtıkları
davada ödedikleri K.L.9200.-nın iadesi ve K.L.50000.-ya kadar
tazminat talep ettiler. Duruşmada Davacılar malın değeri konusunda
talep takririnde öne sürdükleri iddiaları aşan şahadet ibraz
ettiler. İlk Mahkeme sözleşmenin ihlal- edildiği tarihte malın
değerinin K.L.73750.- olduğu, dolayısıyle Davacıların
K.L.64550.- tazminat almaya hakları olduğu kanısına vardı.
Davacıların almaya hak kazandıkları tazminatın talep takririnde
talep edilenden daha fazla olduğunu göz önü-nde bulunduran İlk
Mahkeme ödenmiş olan K.L.9200.-in iadesi için emir verirken talep
takririnde talep olunduğu gibi K.L.50000.- tazminatın ödenmesi için
hüküm verdi. Ancak İlk Mahkeme hükmünde Davacıların bir müracaatla
celbname ile talep takri-rini tadil edebileceklerini ve bu durumda
hükmün K.L.64550.- olacağını karara bağladı. Davalı bu hükme karşı
istinaf dosyalayarak İlk Mahkemenin tespit ettiği tazminat
miktarının aşikâr surette fazla olduğunu ayrıca hükümden sonra
talep takriri-nin tadil edilmesi için emir vermekle İlk Mahkemenin
hatalı hareket ettiğini iddia etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme tazminat miktarı konusunda İlk Mahkeme önünde
yeterli şahadet bulunduğunu dikkate aldı ve bu konuda hukuki
prensiplere aykırı hareket- etmediği kanısına vardı. İlk Mahkemenin
talebin üstünde hüküm vermesinin ve hükümden sonra celbname ile
talep takririnin tadilini emretmesinin hatalı olduğunu belirten
Yüksek Mahkeme Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 25 nizam 1'e
göre Mahke-menin müracaat üzerine tadil için emir verebileceğini,
çok istisnai hallerde Mahkemenin resen tadil yetkisi olsa bile
tarafların bilgisi dahilinde farklı şahadet verilen bir davada
Davacıların tadil müracaatı yapmaları gerektiğini belirtti
Dava-cıların son ana kadar herhangi bir tadil müracaatı yapmadıkla-
rını gözönünde bulundurarak İlk Mahkemenin resen talep takririni
tadil etme yönüne gitmesinin hatalı olduğu sonucuna vardı. Bu
nedenle istinafı kısmen kabul eden Yüksek Mahkeme Davalın-ın ödemesi
gereken tazminat miktarını talep takririnde talep olunduğu gibi
K.L.50000.-e indirdi.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- Rainy v. Bravo L.R 4 P.C., s.287, sayfa 298.
2- The Dictator (1892) P.64 ve Duke of Cuccleud (1892) s.201.
3- B-rowne v. Peto, 16 T.L.R. s.133.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- 1963 Annual Practice sayfa. 625.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin Başkan: İstinaf eden 20.12.1978 tarihinde Girne Kaza Mahkemesinin aleyhine verdiği K.L.64550.- hususundaki -tazminat hükmünün hatalı olduğunu ileri sürmektedir.
13 Mart 1975 tarihinde yapılan yazılı bir satış mukavelesi ile istinaf eden, davalı Ağırdağ Köyünde kâin bazı taşınmaz malları davacılara K.L.9200.-ya satmıştır. Davacılar satış bedelini tamamen da-valıya ödemiştir. Satış mukavelesine göre davalı en geç 3 Nisan 1975 tarihine kadar davacılara satılan malları koçan etmeyi deruhte etti. Davalı ise davacılara sattığı malları koçan etmedi ve Kasım 1975 ile Aralık 1975 tarihleri arasında satılan malları da-vacılara koçan etmek niyetinde olmadığını davacılara bildirdi. Davacılar davalının 13 Mart 1975 tarihli mukaveleyi ihlâl ettiğini ileri sürerek davalı aleyhine 1 Mart 1977'de bir dava açarak davalıdan ödedikleri K.L.9200.-nın faiz ile beraber iadesini ve d-ava konusu malın değerinin yükselmiş olmasından dolayı kazanç ve/veya kâr kaybı olarak K.L.50000.- zarar ziyan veya tazminat talep ettiler.
İlk Mahkeme dava konusu satış mukavelesini, taleb takririnde iddia edildiği gibi, davalının ihlâl ettiği ve mu-kavele ihlâl edildiği tarihte dava konusu malın K.L.73750.- kıymetinde olduğu kanaatına vardı. İlk Mahkeme satış bedeli olan K.L.9250.-nın K.L.73750.-dan çıkarıldığında geriye kalan K.L.64550.-nın davacılara tazminat olarak ödenmesi gerektiği kanaatına var-dı. Taleb takririnde K.L.50,000.- tazminat taleb edildiği için taleb takriri tadil edilmedikçe K.L.50000.-nın üstünde tazminat vermenin olanaksız olduğu ve taleb takririnin müracaat üzerine tadil edilebileceği gibi mahkeme tarafından da resen tadil edilebi-leceği hususunda İlk Mahkeme karar verdi.
Mahkeme, satılan malın satıştan sonra değerinin arttığını davalının bildiği ve davanın sair olguları göz önünde tutulduğunda tazminat ile ilgili Mahkeme bulg-ularına paralel olarak celbname ile taleb takririnin tazminat miktarı ile ilgili kısımlarının tadil edilmesi hususunda emir vermenin uygun olacağı kanısına vardı.
Mahkeme hükmünde huzurundaki şahadet ışığında yapılması gerekli görülen tadilâtın daval-ıya herhangi bir haksızlık olmayacağını belirtti ve E.25, n.l uyarınca celbname ile talep takririnin Mahkemenin bulgusuna uygun şekilde tadil edilmesi hususunda emir vermeyi münasip buldu. Mahkeme tazminat hususunda aynen şu hükmü verdi:
"Davalı-nın davacılara K.L.64550.- tazminat ödemesi için
hüküm verilir ancak hükmün bu kısmının icrası 31.1.1979 tarihine
kadar duracak ve bu süre zarfında davacıların celbname ile taleb
takririnin hükme uygun şekilde tadili için istida yapıp emir
- almadıkları takdirde davalının davacılara ödemek zorunda olduğu
tazminat miktarı K.L.50000.- olacaktır."
23/79 sayılı istinaf ihbarnamesi ile davalı İlk Mahkemenin tazminatı tesbit ederken hukuki prensiplere aykırı hareket ettiğini, tesbit e-ttiği tazminat miktarının aşikâr surette yüksek olduğunu iddia etti. Buna ilâveten davalı Mahkeme hüküm verdikten sonra talep takririnin hükme uygun şekilde tadil edilmesi için istida yapılması için direktif vermekle hata ettiğini özellikle hüküm verildikt-en sonra tadilât yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürdü Mahkemenin saptadığı tazminatın fazla olduğu hususunda davalının ileri sürdüğü en önemli iddialardan biri de Mart 1975 ile Aralık 1975 arasındaki 8-9 aylık devre içinde ilgili bölgede taşınmaz malla-rın çarşı fiyatında %10-15 artış olduğu şahadetle saptanmış olmasına rağmen satış fiyatının 7 misli tazminat vermesidir. Tazminat hususunda Mahkeme huzurunda verilen şahadet esaslıca incelendiğinde İlk Mahkemenin tazminatı saptarken hukuki prensiplere aykı-rı hareket ettikleri görülmemektedir. Mahkeme huzurunda verilen şahadet ışığında Mahkeme tazminat miktarı hususunda vardıkları bulguya rahatlıkla varabilirdi. Bu nedenle tazminat miktarı hususunda İlk Mahkemenin hatalı hareket ettiği veya tazminat miktarın-ın çok yüksek miktarda saptandığı hususunda yapılan istinafın reddolunması gerekir.
Mahkemenin hükmüne bakıldığında Mahkemenin tadilât ile ilgili bulguları çelişki halindedir. Bir taraftan Mahkeme tadilâtın resen yapılabileceğini ve böyle bir tadilât-ın yapılması gerektiğini belirttikten sonra celbname ile talep takririnin Mahkemenin bulgusuna uygun şekilde tadil edilmesi hususunda emir verdikten sonra sonucu belirleyen hükümde ise celbname ile talep takririnin hükme uygun şekilde tadili için davacılar-ın istida yapıp emir almalarını öngörmektedir.
Tadilât ile ilgili Mahkemenin hükmü aynen şöyledir:-
"Bu durumda talep takriri tadil edilmedikçe K.L.50,000.-nın
üstünde tazminat verilmesi olanaksızdır. Böyle bir tadilât
müracaat ü-zerine yapılabileceği gibi Mahkeme tarafından da resen
yapılabilir.
................................................................
Böylece mukavele tarihinden sonra davalının dava konusu malın
kıymetinde artışların bilinci ile hareke-t ettiği ve sırf fiat
artışlarından istifade etmek için isteyerek mukaveleyi ihlâl
ettiğini açıkça ortaya koymuştur. Tüm bu nedenler ve davanın sair
olguları ışığında Mahkeme olarak celbname ile talep takririnde
tazminat ile ilgili bulg-umuza paralel tadilât yapılması hususunda
emir verilmesinin uygun olacağı kanısındayız. Mahkeme huzurundaki
şahadet ışığında yapılmasını gerekli gördüğümüz bu tadilât
dolayısıyle davalıya da herhangi bir haksızlık yapılmış
olmayacaktır.- Aksine böyle bir tadilâta fırsat verilmemesi
halinde davacılar almağa hakları olduğu şahadetle sabit olan
tazminatın bir kısmından mahrum edilmiş olacaklardır. Bütün bu
nedenlerden dolayı E.25 k.l ve Halil Kemal v. Georghios M. Kasti,
-1962 C.L.R. p.317 at 323'de belirtilenlere dayanarak celbname ile
talep takririnin yukarıda yaptığımız bulguya uygun şekilde tadil
edilmesi hususunda emir vermeği münasip bulduk.
........................................................-....
Davalının davacılara K.L.64,550.- tazminat ödemesi için
hüküm verilir. Ancak hükmün bu kısmının icrası 31.1.1979 tarihine
kadar duracak ve bu süre zarfında davacılar celbname ile Talep
takririnin hükme uygun şekilde tadili içi-n istida yapıp emir
almadıkları takdirde davalının davacılara ödemek zorunda olacağı
tazminat miktarı K.L.50,000.- olacaktır."
Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatının 25. Emrinin 1. nizamı uyaıınca Mahkemenin talep takririni res'en tadil edebi-leceği hususundaki bulgusu kanaatımızca hatalıdır. Bu madde tahtında Mahkeme ancak tarafların müracaatı üzerine herhangi bir emir verebilir. Kaldı ki E.25 n.l tahtında Mahkemenin talep takririnin res'en tadil etme yetkisi olsa dahi böyle bir yetkinin ancak- çok istisnai hallerde kullanılması gerekir. Örneğin herhangi bir konu hakkında talep takririnin olgular kısmında bir iddia yapılmış ve/veya herhangi bir talepte bulunulmuş fakat şu veya bu nedenle talep takririnin nihai talep kısmında taleb yapılmamış ve -daha sonra duruşma esnasında konu olgular kısmında belirtildiği gibi tartışılmış, karşı taraf gerekli soruları sormuş ve her iki tarafın da konutun talep takririnde normal olarak yer aldığı kanaatına vararak hareket ettiği addolunmuş olduğu hallerde Mahkem-e böyle bir tadilât belki yapabilir. İstinaf konusu davada ise davacıların talebi tazminattır. Tazminat miktarı mukavelenin ihlâl tarihinde satılan malların değerine bağlıdır. Bu husus davacılar tarafından bilinmekte idi ve nitekim talep takririnde de bu -iddia yapılmıştır. Başka bir deyişle dava konusu meselede davacılar tazminatın ne olduğunu davayı açtıkları gün bilmekte idiler veya bilmeleri gerekirdi. Dava açıldıktan sonra dava konusu malların değerinde herhangi bir artış olması tazminat miktarını etki-lemez. Bu böyle olduğuna göre dava açıldığı tarihte davacıların tazminat haklarının miktar bakımından ne olduğu iyice bilinmekte idi. Duruşma esnasında davacılar tarafından çağırılan şahitlerin verdiği şahadeti de davacılar bizzat bilmekte idi. O durumda d-ahi davacılar duruşma esnasında veya kendi davalarını kapatmazdan önce veya hemen sonra şahitlerinin verdiği şahadete önem vermiş olsalardı talep takririnin o şahadetle bağdaşmasını sağlamak için gerekli tadilât için müracaat yapabilirlerdi. Davacılar böyl-e bir müracaatta son ana kadar bulunmadılar. Bu durumda Mahkemenin davacılara böyle bir müracaatta bulunmasına direktif vermesi davalıya büyük haksızlık olur kanısındayız.
E.25'e tekabül eden İngiliz Mahkeme Usulünün E.28'inde verilen tüm içtihadi kar-arları teker teker inceledik. Duruşma esnasında veya hükümden hemen önce yapılan bütün talep takriri tadilâtlarının ilgili tarafın müracaatı üzerine yapıldığını gördük. Hiçbir içtihat kararında mahkemenin kendiliğinden tadilât yaptığı görülmemiştir. Aynı z-amanda tüm içtihatlarda da mahkemenin tadilât yapılmasını sağlamak için
taraflardan birine direktif verdiği de görülmemektedir. Bu gibi hallerde ilgili tarafın müracaatı üzerine olsa dahi mahkemenin tadil emri vermesi için ilgili tarafın zamanında ve derha-l müracaat etmesi gerekir. Her halûkârda en geç zaman İlk Mahkeme hükmünü vermezden öncedir. Bu husus Rainy v. Bravo L.R. 4 P.C., 287, s.298'de şunlar yer almaktadır:
"Their Lordships certainly think that, the Respondent having
himself dest-royed the Letter, an amendment ought to have been
allowed, provided that the application for it had been made at
the right time, and that, if made, proper conditions had been
imposed. The Appellant according to the proper rule of practice
- ought, in their Lordships' opinion, to have applied for the
amendment at the end of his case. At the end of his case it ;
must have been apparent that there was a variance between the
evidence of the Witnesses and the statement of the lib-el in the
declaration, and then, before the Judge had pronounced his
decision or had begun to consider his decision, was the proper
time for the Appellant to have applied to him for an amendment of
the declaration."
Hükmümüzde dah-a önce belirttiğimiz gibi davacılar hiçbir zaman talep takririnin tadili için hüküm verilmezden önce müracaat yapmadı-
lar ve ta-lep takriri de Mahkemenin hükmünden önce tadil edilme- miştir. Bu durumda Mahkemenin K.L.50000.-'dan fazla tazminat hükmü vermesi hatalı idi.
Konsolide edilmiş 24/79 sayılı istinafta davacılar hüküm verildikten sonra Mahkeme hükmünde verilen direktif-e uyarak celbnamenin ve talep takririnin tazminat kısmının tadili için Mahkemeye müracaat etti. İstidayı destekleyen yemin varakasında davacılar istidanın diğer şeyler meyanında Mahkemenin talep takririnin Mahkemece yapılan bulguya uygun şekilde tadil edil-mesi hususunda emir verdiğini belirterek Mahkemenin hükmünde belirttiği gibi talep takririnin tadil edilmesini talep etti. Daha önce belirttiğimiz gibi bu gibi hallerde tadilât talebinin zamanında ve derhal yapılması gerekir. Hüküm verildikten sonra İlk Ma-hkemenin talep takririni tadil etme yetkisi olduğu şüphelidir. Bu hususta 1963 Annual Practice s.625'de şunlar yer almaktadır:
"After the Hearing: After an interlocutory judgment or o
decree in an admiralty action which determines liability- but
leaves the damages to be assessed, the Court still has power to
amend the claim on the writ (The Dictator, (1892) P.64), and even
to add or substitute parties (The Duke of Buccleuch. (1892)
P.201; and see Browne v. Peto, 16 T.L.R.1-33).
But after final decree or judgment the Judge of first
instance cannot, or at all events will not, amend the pleadings
- or add new parties."
Hüküm verdikten sonra İlk Mahkemenin talep takririni tadil etme yetkisi olsa dahi böyle bir yetki ancak çok istisnai hallerde kullanılabilir. İstinaf konusu davada ise tadilât talebinin zamanında yapılmadığı açıktır. Davanın du-ruşması esnasında davacının şahitleri satılan malların değerini talep takririnde ileri sürülenden çok daha fazla gösterdiler. Buna rağmen davacılar talep takririni tadil etme yönüne gitmediler. Davanın duruşması kapandıktan sonra davanın duruşması karar iç-in uzun bir müddet ertelenmiştir, bu esnada dahi talep takririni tadil etme yönüne gidilmemiştir. Daha önce belirtildiği gibi talep takririni tadil etme müracaatı ancak Mahkeme hükmünden ve Mahkemede verilen direktif ve emirden sonra yapılmıştır. Kanımızca- davacılar talep takririnin tadil edilmesini çok geç bir safhada talep etmişlerdir, ve o safhada İlk Mahkemenin davacıların tadilât talebini reddetmesi gerekirdi. Hiç şüphe yoktur o safhada İlk Mahkeme davacıların tadil talebini kabul etmekle davalıya büyü-k haksızlık olmuştur. Yukarıda belirtilenlerin ışığında talep takririnin tadilini amir kılan Mahkeme emrinin iptal edilmesi gerekir.
İlk Mahkemenin talep takririnin tadili ile ilgili esas hükmünde verdiği herhangi bir emir veya direktif hatalıdır. Hü-kümden
sonra davacıların müracaatı üzerine talep takririnin tadil edilmesi hususunda verilen emir de hatalıdır. Bu nedenle İlk Mahkemenin talep takririnde talep edilen K.L.50000.- tazminattan daha fazla hüküm vermesi hatalıdır.
Sonuç olarak 23/79 say-ılı istinaf kabul edilir ve İlk Mahkemenin hükmünün ikinci kısmında "davalının davacılara K.L.64550.- tazminat ödemesi" için verdiği hüküm değiştirilir ve onun yerine "davalının davacılara K.L.50000.- (elli bin Kıbrıs lirası) tazminat ödenmesi için hüküm v-erilir" ibaresi konur.
24/79 sayılı istinaf kabul edilir ve İlk Mahkemenin tadil emri iptal edilir.
Her iki istinaf masrafının yarısının davacılar tarafından davalıya ödenmesine emir verilir.
(Ülfet Emin) (Ahmet İzzet) (Salih S. Da-yıoğlu)
Başkan Yargıç Yargıç
14 Kasım 1979
- 4ı9 -
Full & Egal Universal Law Academy