-D.2/95 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 23/94 - 24/94
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Metin A. Hakkı, Nevvar Nolan.
Yargıtay/Hukuk 23/94
-(Mağusa Dava No: 1796/92)
İstinaf eden: 1. Özmen Özbaş terekesinin Tereke İdare Memuru sıf. ile
Mustafa Alper, Y. İskele.
Ahmet Sabancı, Boğaztepe.
2. Nadiye Özbaş, Aydın, Söke, Türkiye.
3. Zafer Özbaş (küçük) tabii- temsilcisi yasal vasisi annesi
ve en yakın arkadaşı Nadide Özbaş vas. Aydın, Söke, Türkiye.
4. Ender Özbaş (küçük) tabii temsilcisi, yasal vasisi, annesi ve en
yakın arkadaşı Nadide Özbaş vasıtasıyle, Aydın, Söke, Türkiye.
- (Davacılar)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hakan Göksan, Kocatepe Sk. No.1 Magosa.
- (Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf edenler tarafından Av. Tevfik Pilli
Aleyhine istinaf edilen tarafından Av. Eerdal Öncü.
Yargıtay/Hukuk 24/94
-(Mağusa Dava No: 1796/92)
İstinaf eden: Hakan Göksan, Kocatepe Dokak, No.1, Mağusa.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: 1. Özmen Özbaş tereke İdare Memuru Sıf. -ile
Mustafa Alper, İskele.
Ahmet Sabancı, Aydın Söke, Türkiye.
2. Nadide Özbaş, Aydın Söke, Türkiye.
3. Zafer Özbaş, (küçük) tabii temsilcisi yasal vasisi,
annesi ve en ya-kın arkadaşı Nadide Özbaş
vasıtasıyle, Aydın, Söke, Türkiye.
4. Ender Özbaş (küçük) tabii temsilcisi, yasal vasisi,
annesi ve en yakın- arkadaşı Nadide Özbaş
vasıtasıyle, Aydın, Söke, Türkiye.
(Davacılar)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden tarafından Av. Erdal Öncü
Aleyhine istinaf edilenler tarafından Av. Tevfik Pilli.
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Nevvar No-lan verecektir.
Nevvar Nolan: 20 Temmuz 1992 tarihinde saat 22.10 raddelerinde Magosa'da Cengiz Topel Sokak'ta CC 595 plâkalı Renault marka arabasını Yeni Kapı istikametine doğru kullanmakta olan Davalının karşı istikametten gelen Özmen Özbaş'ın kullanmak-ta olduğu CL 827 pâkalı Suziki marka motosiklete çarpması sonucu bir trafik kazası meydana geldi. Motosiklet sürücüsü Özmen Özbaş kazada aldığı yaralar sonucu hayatını kaybetti.
Müteveffanın terekesi ve bakımına muhtaç kişiler tarafından Davalı aleyhine -tazminat davası ikame edildi. Davayı dinleyen Kaza Mahkemesi Davalıyı dikkatsiz ve ihmalkâr bularak kazanın meydana gelmesinden sadece Davalının sorumlu olduğu, müteveffa Özmen Özbaş'ın ise katkısal kusuru bulunmadığı kararına vardı.
Davacıalrın tazminat- taleplerini tezekkür eden Kaza Mahkemesi müteveffanın terekesi lehine müteveffanın hayat intizarını kaybı nedeni ile 20,000,000 TL genel ve 3,274,580 TL özel tazminat için hüküm verdi. Müteveffanın bakımına muhtaç kişilerin, müteveffanın dul eşi ile iki k-üçük çocuğunun, taleplerini de tezekkür eden Kaza Mahkemesi müteveffanın bakımına muhtaç kişilere aylık katkısını 1,000,000 TL, yıllık 12,000,1000 TL olarak belirledi ve bu miktara 13 çoğaltıcı rakamını uyguladı. Bulunan 156,000,0000 Tl'yi de müteveffanın -dul eşi Davacı No.2 ile, müteveffanın küçük çocukları Davacı No.3 ve No.4 arasında bölüştüren Mahkeme, bu Davacıların aynı zamanda terekenin mirascıları da olduklarını göz önüne alarak, bu Davacılara 156,000,000 TL'den uygun görülerek bölüştürülen miktarda-n terekeden miras yolu ile alacakları miktarları çıktıktan sonra Davacı No.2 lehine 72,660,000 TL, Davacı No.3 lehine 26,670,000 TL ve Davacı No.4 lehine de 36,670,000 TL tazminat saptadı.
Kaza Mahkemesinin hükmünden hem Davacılar hem de Davalı istinaf e-ttiler. Davacılar, Yarrgıtay/Hukuk 23/94 sayılı istinafı, Davalı da Yargıtay/Hukuk 24/94 sayılı istinafı dosyaladılar. Her iki istinaf Yargıtayda birleştirilerek dinlendi.
Yargıtay/Hukuk 23/94'de istinaf eden davacıların yakınmaları şöyledir:
Kaza Mahk-emesi;
1. Müteveffanın hayat intizarı kaybı nedeni ile müteveffanın terekesi lehine daha yüksek bir miktar saptamayıp 20,000,000 TL tazminat saptamakla,
2. Müteveffanın sağlığında bakımına muhtaç kişiler olan Davacı No.2, No.3 ve No.4'e ayda 5,000,000- TL yardımda bulunduğu veya nafaka temin ettiği hususunda şahadet var iken, bu şahadeti gözardı ederek müteveffanın Davacı No.2, No.3 ve No.4'e ayda 1,000,000 TL yardımda bulunduğu veya nafaka temin ettiği bulgusuna varmakla,
3. Müteveffanın ölüm tarihin-de 32 yaşında olması nedeni ile çoğaltıcı rakamı daha yüksek saptamayıp 13 olarak saptamakla yanılgıya düşmüştür.
Yargıtay/Hukuk 24/94'de istinaf eden Davalının yakınmaları ise şöyledir:
Kaza Mahkemesi,
1. Konu kazanın meydana gelmesinde müteveffada -katkısal kusur bulmamakla,
2. Müteveffanın Zafer ve Ender Özbaş isimli iki küçük çocuğu olduğu hususunda bulguya varmakla,
3. Davalı tarafından sunulan ve müteveffanın aylık gelirinin 520,000 TL olduğunu ortaya koyan şahadete rağmen müteveffanın aylık -gelirini daha yüksek kabul etmekle
yanılgıya düşmüştür.
Öncelikle Davalının, konu kazanın meydana gelmesinde, Kaza Mahkemesinin müteveffaya katkısal kusur bulmamasından yakınmasını ele alalım. Kaza Mahkemesi kazanın meydana gelmesi ile ilgili kazanın ta-hkikat memurunun şahadetini, sunduğu krokiyi ve Davalının şahadetini kararında gözden geçirmiş ve değerlendirmiştir. Kaza müteveffanın kullandığı motosiklet ile karşı istikametten gelen Davalının kullandığı arabanın yüz yüze çarpışmaları ile meydana gelmiş-tir. Kaza Mahkemesi Davalının arabasını yolun tamamen sağından sürüp müteveffanın kullanmakta olduğu motosikletin önünü tıkadığı bulgusuna vardıktan sonra müteveffanın kendi gidiş istikametinde karşısına çıkan Davalının arabasını görünce Muzaffer Paşa yolu-na sapması veya bankete düşmesi için yeterli karar ve icra süresi olmadığı kanaatine vararak kazanın meydana gelmesinde müteveffanın herhangi bir katkısal kusuru bulunmadığı bulgusuna vardı.
Tahkikat memuru şahadetinde kullandığı motosikletin ışık huzmes-ine göre müteveffanın 50 metre görüş mesafesi olduğunu ifade etmiştir. Kazanın gece olduğunu dikkate aldığımızda müteveffa karşı istikametten üzerine gelen davalının kullandığı arabanın ışıklarını 50 metrenin üzerinde bir mesafeden de görebilirdi. Müteveff-anın sürüş istikametine göre asfalt yolun sol kenarında 7 ayak 7 inç genişliğinde kullanılabilir toprak banket vardı, yolda sokak lambaları da yanıyordu. Karşıdan üzerine gelen Davalının kullandığı arabayı en az 50 metre mesafeden görebilen müteveffa, tahk-ikat memurunun da şahadetinde belirttiği gibi, kullanılabilir toprak bankete veya sağına saparak, Muzaffer Paşa yoluna girebilirdi. Tahkikat memuruna göre karşıdan üzerine gelen davalının kullandığı arabayı gören müteveffa kullanılabilir banket içerisine g-irseydi veya sağına Muzaffer Paşa yoluna sapmış olsaydı bu kaza önlenebilirdi. Tahkikat memurunun bu konuda belirttiklerine katılırız. Kaza Mahkemesi karşı istikametten üzerine gelen Davalının arabasını görünce Muzaffer Paşa yoluna sapması veya bankete düş-mesi için müteveffanın yeterli karar ve icra süresi olmadığı kanaatına varmakla, tahkikat memurunun açık şahadeti ve sunduğu Emare kroki ışığında, hata etmiştir. En az 50 metre mesafeden karşı istikametten üzerine gelen arabayı görebilen müteveffa özellikl-e kendi istikametine göre asfalt yolun soluna bulunan 7 ayak 7 inç genişliğindeki kullanılabilir bankete girmemekle kazanın meydana gelmesinde kusurludur. Müteveffa toprak bankete girmemekle Davalının dikkatsiz sürüşü karşısında kendi güvenliği için alabil-eceği tedbiri almamıştır.
Kazanın meydana gelmesinde her iki tarafta da kusur bulduktan sonra tarafların sorumluluk oranını saptamamız gerekmektedir. Kazanın meydana gelmesinde sorumluluk oranını saptarken tarafların hatalarını, kusurlarını ve bunların k-azaya katkı durumlarını dikkate alırız. The Miraflores and Abadesa (1967) 1 A.E.R. 672. "In assessing degress of fault blameworthiness as well as causation must be considered". Brown v. Thompson (1968) 2 A E.R. 708, "Regard must be had not only to the caus-ative potency of the acts or omissions of ecah of the parties but to their relative blameworthiness. Mulligan v. Holmes (1971) R.T.R. 179, per Salmon L.J. "In considering what proportion of balme they should bear one has to consider the degree of balmewort-hiness and causative effect attaching to the negligence of the respective parties." Belittiklerimizin tümü ışığında konu kazanın- meydana gelmesinde Davalının sorumluluk oranını %80, müteveffanın sorumluluk oranını %20 olarak saptarız.
Davalının bir diğer yakınması Kaza Mahkemesinin Davacı No.3 Zafer Özbaş ile Davacı No.4 Ender Özbaş'ın müteveffanın küçük çocukları olduğu bulgusun-dadır. Davacı No.3 ile Davacı No.4'ün müteveffanın küçük çocukları olduğunu gösteren resmi bir belge Mahkemeye sunulmamıştır. Davalı avukatı böyle resmi bir belge eksikliğinde, Mahkemenin, Davacı No.3 ile Davacı No.4'ün müteveffanın küçük çocukları olduğu -bulgusuna varmasının hata olduğunu ileri sürmektedir. Kaza Mahkemesi müteveffanın dul eşi Davacı No.2'nin ve tereke idare memurlarından müteveffanın işvereni Mustafa Alper'in konu ile ilgili şahadetlerini değerlendirerek şahadet ışığında müteveffanın Davac-ı No.3 ve No.4 olarak görünen Zafer ve Ender Özbaş isimli iki küçük çocuğu olduğu bulgusuna varmıştır. Davacı No.3 ile Davacı No.4'ün müteveffanın küçük çocukları olduğunu veya müteveffanın Zafer ve Ender isimli iki küçük çocuğu olduğunu gösteren resmi bir- belge ibraz edilmemiş olması, tek başına, Mahkemenin Davacı No.3 ile Davacı No.4'ün müteveffanın küçük çocukları olduğu veya müteveffanın Zafer ve Ender Özbaş isimli iki küçük çocuğu olduğu bulgusuna varmasına engel değildir. Kaza Mahkemesi konunun ciddiy-eti ile orantılı olarak, huzurundaki şahadeti gereken titizlikle incelemiş ve müteveffanın 12 yaşında Zafer Özbaş ve 8 yaşında Ender Özbaş ismli iki küçük çocuğu olduğu bulgusuna varmıştır. Kaza Mahkemesinin bu bulgusunun hatalı olduğunu söyleyemeyiz.
Da-valı bir diğer istinaf sebebinde, Davalı tanığı tarafından sunulan ve müteveffanın aylık gelirinin 520,000 TL olduğunu ortaya koyan şahadete rağmen, Kaza Mahkemesinin müteveffanın aylık gelirini daha yüksek kabul etmekle yanılgıya düştüğünden yakınmaktadır-. Hemen ifade edelim ki 520,000 TL, 1991 yılındaki asgarı ücrettir. Aylık asgari ücret kaza tarihinde 806,000 TL, duruşma tarihinde ise 1,373,000 TL idi. Kaza Mahkemesi müteveffanın aylık gelirini 520,000 TL'nin üzerinde saptamakla hata etmemiştir. Bu konu-ya Davacıların istinafını incelerken daha detaylı değineceğiz.
Davalının Yargıtay/Hukuk 24/94'deki yakınmalarını yukarıda karara bağladıktan sonra şimdi de Davacıların Yargıtay/Hukuk 23/94'deki yakınmalarını ele alalım. Davacılar avukatı müteveffanın hay-at intizarını kaybından dolayı tereke lehine takdir edilen 20,000,000 TL'nin az olduğunu, daha yüksek bir miktarın saptanması gerektiğini ileri sürmektedir. İstinafın dinlenmesinde Davacılar avukatı Yargıtayın daha önceki kararlarında hayat intizarının kay-bından dolayı tereke leyhine takdir edilmesi gereken tazminat miktarını £1.000.- sterlin olarak belirlediğini ifade etmiştir. İngiltere'de Mahkemeler hayat intziarının kaybından dolayı uzun süre £300 - £500.- sterlin arası tazminatı uygun gördükten sonra 1-980 yılında bu miktarı £1,000.- sterline yükselttiler ve zamanla £1,000.- sterlinin üzerine de çıkılmıştır. Davayı dinleyen Kaza Mahkemesinin de müteveffanın hayat intizarını kaybından dolayı terekesi lehine £1,000.- sterlin civarında bir tazminat saptanma-sını uygun gördüğü anlaşılmaktadır. Kaza Mahkemesi tereke lehine müteveffanın hayat intizarını kaybı nedeni ile 20,000,000 TL tazminat saptamıştır. Kaza Mahkemesi hükmünü 29 Aralık 1993 tarihinde okumuştur. İlgili tarihte bir sterlinin Türk Lirası olarak k-arşılığı 21,000 TL civarında olduğu dikkate alınırsa, Kaza Mahkemesinin hayat intizarının kaybı nedeni ile £1,000.- sterlin civarında bir tazminatı uygun gördüğü ortaya çıkar. Kaza Mahkemesinin, müteveffanın hayat intizarı kaybı nedeni ile, tereke lehine -saptadığı 20,000,000 TL tazminat, Yargıtayın müdahalesini gerektirecek kadar düşük bir miktar değildir.
Davacı No.2 müteveffanın dul eşi, Davacı No.3 ve Davacı No.4 de müteveffanın küçük çocuklarıdır. Görülebileceği gibi Davacı No.2, No.3 ve No.4 mütevaf-fanın bakımına muhtaç kişiledir (dependants). Kaza Mahkemesi Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 58. maddesi altında Davacı No.2, No.3 ve No.4 lehine takdir edilmesi gereken tazminat miktarını saptama çabasında, doğru olarak, önce müteveffanın kazancını ve -bakımına muhtaç kişiler olan Davacı No.2, No.3 ve No.4'e yaptığı yıllık katkı miktarını bulmaya çalışmıştır. Müteveffanın dul eşi Davacı No.2 Söke'de ikamet ettiğini, eşinin sağlığında Mustafa Alper'in yanında motosiklet tamircisi olarak çalıştığını, ayda -6,000,000 TL maaş aldığını, kendisinin ve çocukların ihtiyacı için kendisine her ay 5,000,000 TL gönderdiğini şahadetinde ifade etmiştir. Müteveffanın işvereni keza tereke idare memurlarından biri olan Mustafa Alper de şahadetinde mütevaffanın önce motosik-let tamircisi oaraak 520,000 TL aylık asgari ücretle yanında çalıştığını ancak daha sonra kendi nam ve hesabına da iş yaptığını, ayda 6,000,000 TL geliri olduğunu ve aylık gelirden her ay eşine ve çocuklarına 5,000,000 TL gönderdiğini bildiğini ifade etmiş-ir. Davalı, müteveffanın işi ve kazancı ile ilgili Sosyal Sigortalar Dairesinden tanık çağırmıştır. Davalı tanığı, dairesinin 17 Aralık 1991 tarihinde yaptığı kontrolde müteveffanın Alperler Co. Ltd'e ait motosiklet tamir ve bakım atölyesinde 17 Haziran 19-91 tarihinde 520,000 TL aylık asgari ücretle işe başladığının tespit edildiğini ifade etmiştir.
Müteveffanın ölümünden önceki geliri ile ilgili müteveffanın dul eşi Davacı No.2'nin, müteveffanın işvereni Mustafa Alper'in ve Davalı tanığının şahadetlerini- değerlendiren Kaza Mahkemesi Davacı No.2 ile Mustafa Alper'in şahadetlerini çelişkili bulmuş, Mustafa Alper'i de nüteveffanın yüksek geliri olduğunu ortaya koyma çabasında değerlendirmiştir. Kaza Mahkemesi, müteveffanın Alperler Co. Ltd.'de 520,000 TL ayl-ık asgari ücretle motosiklet tamircisi olarak çalıştığı, keza kendi nam ve hesabına da çalışarak ek gelir elde ettiği, Söke'deki ailesine para gönderdiği bulgularına vardı ancak müteveffanın ek geliri ile birlikte aylık kazancının 6,000,000 olduğu hususund-aki şahadeti tatmin edici bulmadı. Müteveffanın kendi nam ve hesabına da çalışarak ek gelir elde ettiği bulgusuna varan Kaza Mahkemesinin huzurundaki şahadet, Mahkemenin bu bulguya varabilmesine makul olarak açıktı. Müteveffanın ek geliri ile ilgili işvere-ni Mustafa Alper'in şahadetini titizlikle inceleyen Kaza Mahkemesinin bu yanığı müteveffanın gelirini yüksek gösterme çabasında değerlendirmekle hata yaptığı hususunda ikna olmadık. Kaza Mahkemesi ifade ettiğimiz gibi bu tanığın şahadetini titizlikle incel-eyerek değerlendirmiştir. Kaza Mahkemesi huzurunda mevcut tüm şahadet ışığında geliri ile ihtiyaçlarını karşılayan ve ailesine de para gönderen müteveffanın 1,500,000 - 2,000,000 TL arası aylık geliri olduğu ve gelirinden Söke'deki ailesine ayda 1,000,000 -TL gönderdiği kanaatine varmıştır. Kaza Mahkemesi kararında ölüm tarihinde müteveffanın Alperler Co. Ltd.'den 520,000 TL aylık asgari ücret aldığını belirtti. Müteveffa 20 Temmuz 1992 tarihinde vefat ettiği ve Temmuz 1992'de aylık asgari ücret 520,000 TL d-eğil 806,000 TL idi. Davanın Kaza Mahkemesinde dinlendiği Kasım 1993'de ise haftalık 40 saat mesai esası ile aylık asgari ücret 1,373,000 TL idi. Temmuz 1992 ve Kasım 1993'de aylık asgari ücretin ne kadar olduğu hususunda tarafların Kaza Mahkemesine şahade-t sunmadıkları görülmekle beraber aylık asgari ücret Resmi Gazetede yayınlandığı cihetle adli ihbar olarak alınabilir. Aylık asgari ücretin 1 Ocak 994 tarihinden itibaren 3,000,000 TL'ye, 1 Ağustos 1994 tarihinden itibaren de 5,000,000 TL'ye yükseltildiğin-i belirtmek isteriz. Kaza Mahkemesi yukarıda da ifade ettiğimiz gibi müteveffanın ek geliri olduğunu kabul etmiş ancak ek geliri ile birlikte aylık gelirinin 6,000,000 Tl olduğunu ortaya koymaya çalışan müeveffanın dul eşinin ve işverenin şahadetlerini tat-min edici bulmamıştır. Yargıtay/Hukuk 5/80 (D.24/80) de ifade edildiği gibi şahadet, bir kişinin geliri olduğunu ortaya koyar ancak gelirin miktarının ne olduğunu açık olarak göstermez ise, o kişinin sosyal yaşantısı ile uyumlu olarak, kendisinin ve ailesi-nin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar geliri olduğuna makul olarak varılabileceğini benismeyen Kaza Mahkemesi, müteveffanın aylık gelirinin 1,500,000 - 2,000,000 TL arasında olduğu kanaatına vardı.
Kaza Mahkemesi duruşma tarihinde aylık asgari ücretin 199-1 yılındaki aylık asgari ücret olan 520,000 TL değil de 1,373,000 TL olduğunu dikkate almamakla ve müteveffanın kendisi ile ailesinin geçimlerini sağalayabilecek gelirini duruşma tarihindeki ekonomik koşullar, Türk Lirasının geçmiş yıla oranla satın alama -gücündeki düşüş ışığında tezekkür etmemekle hata etmiştir. Kaza Mahkemesi huzurundaki konuya Yargıtay/Hukuk 5/80'de belirtilenleri benimseyip yaklaşmakla beraber değerlendirmesini duruşma tarihine göre yapmamıştır. Kaza Mahkemesi değerlendirmesini duruşma -tarihine göre yapmış olsaydı müteveffanın duruşma gününde kendisinin ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek gelirini ayda 4,500,000 - 5,000,000 TL arasında bulabilirdi. Müteveffanın kendisinin ve Söke'deki eşi ile iki küçük çocuğunun, sosyal yaşantıla-rı ile uyumlu, ihtiyaçalrını karşılayabilecek gelirinin duruşma araihi olan Kasım 1993'de ayda 4,500,000 - 5,000,000 TL arasında olabileceği bulgusuna varılması makuldur. Müeveffanın bu gelirinden kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra eşi ile iki küçük ç-ocuğuna yapabileceği aylık katkıyı 3,000,000 TL civarında kabul eder ve yıllık katkıyı 36,000,000 olarak belirleriz.
Davacılar avukatı Kaza Mahkemesinin çoğaltıcı rakamı daha yüksek saptamayıp 13 olarak saptamasından da yakınmaktadır. Müteveffa ölüm tari-hinde 32 yaşında idi ve geride 30 yaşında dul bir eş ile 12 yaşında Zafer ve 8 yaşında Ender isimli iki küçük bırakmıştır. Çoğaltıcı rakam aritmetik işlemle kesin olarak saptanabilen bir rakam değildir. Mahkemeler çoğaltıcı rakamın saptanmasında müteveffan-ın yaşı, çalışma hayatının ne kadar bir süre olabileceği, sağlık durumu, işinin türü, eğer görünüyorsa çalışma hayatında ve kazancında beklenen olumlu gelişmeler (future prospects of the deceased if the deceades has good prospects), bakıma muhtaç kişilerin- yaşları, dul eşin evlenme şansı, hayatın beklenmedik olayları, bakıma muhtaç kişilerin uzun yıllar içinde dilimler halinde değil de önceden yekün bir miktar alacakları gibi hususları değerlendirerek bir rakam takdir ederler. Çoğaltıcı rakamı saptama çabal-arında davayı dinleyen yargıç veya yargıçlar göz önüne alınması gereken faktörleri değerlendirerek takdirlerini kullanırlar; yargıcın değerlendirmesi gereken bir faktörü değerlendirmemiş veya yanlış değerlendirmiş veya değerlendirmemesi gereken bir faktörü- değerlendirmiş olduğu durumlar dışında takdir ettiği çoğaltıcı rakam açıkça çok düşük veya çok yüksek olmadıkça, yargıcın takdir ettiği çoğaltıcı rakama Yargıtay tarafından müdahale edilmemesi benimsenmiştir.
Kaza Mahkemesi, kararında, çoğaltıcı rakamın- saptanmasında uygulanacak prensipleri doğru olarak belirledikten sonra huzurundaki davanın olguları ışığında çoğlatıcı rakamı 13 olarak takdir etmiştir. Kemp & Kemp, The Quantum of Damages, Fourth Edition (1975), Volume 1, sayfa 249 ve 250'de yer alan çiz-elgede verilen davalar arasında bulunan aşağıdaki davalarda karşılarında gösterilen çoğaltıcı rakamların uygulandığı görülmektedir.
Hoar v. Concrete (Southern) Ltd. (1965) - Yaş: 30 - çoğaltıcı rakam: 13
Reave v. King (1968) - -Yaş: 30 - çoğaltıcı rakam: 13
Russel v. Nixon (1966) - Yaş: 31 - çoğaltıcı rakam: 12
Barry v. Black - Clawson Int. (1966) - Yaş : 32 - çoğaltıcı rakam: 12
Russel davasında müteveffa geride 30 yaşında dul bi-r eş ile 10 ve 7 yaşlarında iki kız çocuğu, Barry davasında ise müteveffa geride 36 yaşında dul bir eş ile 12, 10 ve 7 yaşlarında üç küçük bırakmıştı.
Yine Kemp & Kemp, The Quantum of Damages, 1991 baskısı, Volume 1, paragraf 27080'de yer alan çizelgede -verilen davalar arasında bulunan aşağıdaki davalarda da karşılarında gösterilen çoğaltıcı rakamların uygulandığı görülmektedir:
Young v. Percival (1975 - Yaş: 29 - çoğaltıcı rakam: 14
Davies v. Smith (1980) - Yaş: 25 - çoğaltıcı rakam: 12
Neilson v.- Bowater...... (1972) - Yaş: 24 - çoğaltıcı rakam: 16
Whitworth v. Dennis ... (1973) - Yaş: 37 - çoğaltıcı rakam: 13
Müteveffanın yaşının 32 veya o civarda olduğu davalar arasında çoğaltıcı rakamın 13'ün üzerinde takdir edildiği davalar da vardır. Yu-karıda da ifade ettiğimiz gibi çoğaltıcı rakam aritmetik işlemle kesin olarak saptanabilen bir rakam değildir; çoğaltıcı rakam davayı dinleyen yargıç veya yargıçların çoğaltıcı rakamın saptanmasında göz önüne alınacak faktörleri değerlendirmelerindeki takd-irleri ve deneyimleri ile belirlenir. Huzurumuzdaki davada Kaza Mahkemesi çoğaltıcı rakamın saptanamsında uygulanacak prensipleri doğru olarak belirledikten, değerlendirilmesi gereken faktörleri değerlendirdikten sonra çoğlatıcı rakamı 13 olarak takdir etm-iştir. Kaza Mahkemesi, bu davda, 13'ün üzerinde bir rakamı da çoğaltıcı rakam olarak takdir edebilirdi, ancak 13 çoğaltıcı rakamı Yargıtayın müdahalesini gerektirecek kadar düşük olmadığı cihetle Kaza Mahkemesinin bu takdirine müdahale etmemeyi uygun görür-üz. Kaza Mahkemesinin takdir ettiği 13 çoğaltıcı rakamına müdahale etmemekle beraber, bu rakamı, tümü ile, müteveffa yaşamış olsaydı duruşma günündeki kazancı ile bakımına muhtaç kişilere sağlayabileceği yıllık katkı miktarına uygulamayı da bu davada daha -adil buluruz.
Yukarıda ifade ettiklerimiz ışığında 13 çoğlatıcı rakamını müüteveffanın yaşamış olsaydı duruşma gününde bakımına muhtaç kişiler yani Davcı No.2, No.3 ve No.4'e sağlayabileceği 36,000,000 TL yıllık katkıya uyguladığımızda 468,000,000 TL bul-uruz. Müteveffaya kazanın meydana gelmesinde %20 kusur bulduğumuzdan davacıların alacağı tazminat 468,000,000 TL'nin %20 eksiği olan 374,400,00 TL'dir. Tazminat miktarının bakıma muhtaç kişilere bölüştürülmesindeki uygulamalara bakıldığında tazminat miktar-ının büyük bir kısmının küçüklerin bakımını sürdürecek dul eşe verildiğini, çocuklardan yaşı daha küçük olana da, bakıma muhtaç olacağı süre diğer cocuğa oranla daha uzun olacağı için, diğer çocuktan daha yüksek bir miktar saptandığını görürüz. 374,400,000- TL'yi müteveffanın bakımına muhtaç kişiler olan Davacı No.2, No.3 ve No.4'e aşağıdaki şekilde bölüştürmeyi uygun görürüz: Müteveffanın dul eşi Davacı No.2'ye 190,000,000 TL, müteveffanın ölüm tarihinde 10, duruşma tarihinde 12 yaşında olan Davacı No.3'e 8-0,400,000 TL ve müteveffanın ölüm tarihinde 6, duruşma tarihinde 8 yaşında olan Davacı No.4'e 104,000,000 TL. Müteveffanın bakımına muhtaç dul eşi ile iki küçük çocuğu olan bu Davcılar ayni zamanda terekenin mirascıları da olduklarından, terke lehine takdi-r edilen tazminattan miras yolu ile alacakları miktarları yukarıda uygun görülen bölüştürme ile kendilerine takdir edilen miktarlardan düşmek gerekir. Tereke lehine Davalının tam sorumluluğu esası üzerinden 3,274,580 TL özel ve müteveffanın hayat intizarın-ı kaybı nedeni ile 20,000,000 TL genel tazminat takdir edilmişti. Müteveffanın kazadaki %20 katkısal kusuru ışığında terekenin alcağı toplam tazminat 18,619,664 TL'dir. Terekeden miras yolu ile müteveffanın dul eşine, 3,103,277 TL, müteveffanın iki küçük ç-ocuğunun her birine 7,758,193 TL kalacaktır. Bu durumda dependancy olarak Davacı No.2'nin alacağı tazminat miktarı 186,896,723 TL, Davacı No.3'ün alacağı tazminat miktarı 72,641,807 TL, Davacı No.4'ün alacağı tazminat miktarı ise 96,241,807 TL'dir.
Yukarı-da belirttiklerimizin tümü ışığında, sonuç olarak, Kaza Mahkemesinin Davalı aleyhine ve Davacılar lehine verdiği hükümdeki tazminat miktarları aşağıdaki şekilde değiştirilir.
Davacı No.1 tereke lehine,
a) 2,619,664 TL özel tazminat
b) Müteveffanın hayat -intizarını kaybı nedeni ile 16,000,000 TL tazminat,
a) Davacı No.2 lehine 186,896,723 TL genel tazminat
b) Davacı No.3 lehine 72,641,807 TL genel tazminat
c) Davacı No.4 lehine 96,240,807 TL genel tazminat
Küçük Davacılar olan Davacı No.3 ve No.4 lehin-e takdir edilen tazminat miktarlarının, faizleri ile birlikte, yerel bir bankada bu Davacılar adına ayrı ayrı açılacak vadeli hesaplara yatırılmasına ve banka defterlerinin Davacılar avukatı tarafından 21 gün içerisinde Yüksek Mahkeme Mukayyitliğine ibraz -edilmesine emir verilir.
Tarafların istinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmez.
(Celâl Karabacak) (Metin A. Hakkı) (Nevvar Nolan)
Yargıç Yargıç - Yargıç
20 Ocak 1995
Full & Egal Universal Law Academy