-D.41/89 Yargıtay/Hukuk 24/89
(Dava No. 3107/86; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Celâl Karabacak.
İstinaf eden: Sevim Süreç, L-efkoşa.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Nilgün Orhan, Alsancak.
(Davacı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Aytekin Musa.
Aleyhine istinaf edilen namına: Türkay Saadetoğlu.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesi'nin 9.2.1989 tarihinde vermiş olduğu karardan yapılmış bulunmaktadır. İ-stinafı ilgilendirdiği oranda olgular özetle şöyledir:
Davacı (aleyhine istinaf edilen) Lefkoşa Kaza Mahkemesi'nde davalı (istinaf eden) aleyhine ikame ettiği bir dava ile, sair şeyler meyanında, davalıdan icarında bulundurduğu Lefkoşa'da Bedreddin Demir-el Caddesinde bulunan bir dükkânı tahliye etmesini talep etti. Davalı ilkin bir avukat tutmuşsa da daha sonra avuklat değişikliği yaptı. Davalının ikinci avukatı davacı tarafından dosyalanan talep takririne karşı müdafaa takriri dosyaladı. Müdafaa takriri,- ilgili nizamatın öngördüğü süre içerisinde dosyalanmadığından bunun dosyalanması için, davacı avukatının herhangi bir itirazı olmadığı hususunda gerekli şerh düşüldükten sonra dosyalandı. Dava muhtelif tariherde yargıç önünde geldi ve taraflar, avukatları- tarafından temsil edildiler. Mahkememize aktarılan bilgilerden analdığımız kadarı ile dava duruşma için tayin edildiğinde dosya içeriğinden davalının ikinci avukatı tarafından avukat tutma varakasının dosyada bulunmadığı görüldü. Bunun üzerine İlk Mahkeme- davalının ikinci avukatı tarafından dosyalanan müdafaa takririni dosyalanmamış telâkki etti. Müdafaa yokluğunda davacının davasını isbat için davayı ileri bir tarihe tebliğ edilmesini de emretti. Muadil tebligat yapıldıktan sorna -muadil tebligat konu dük-kânın kapısına asılmak suretiyle yapıldı- davacı şahadet verdi ve tek taraflı olarak verilen şahadetten sonra İlk Mahkeme davalının konu dükkanı tahliye etmesini emretti. Tahliye emrinden sonra konu dükkana isdar edilen zilyetlik müzekkeresi uyarınca zorla- girildi ve davacı tasarrufu elde etti. Dükkân bilâhare bir 3. şahsa davacı tarafından kiralandı.
Durumu çok sonra öğrenen davalı bir istida dosyalayarak gıyabında verilen hükmün bertaraf edilmesini talep etti. Davacı ise buna itiraz etti ve sair şeyler -meyanında tahliye gerçekleştikten sonra konu dükkânın iyi niyetle 3. bir şahsa kiralanmış olduğunu ön itiraz olarak ileri sürdü ve bu durumda esas tahliye davasının canlandırılmak suretiyle dinlenmesinin bir yararı olmayacağı iddiasıyle istidanın reddolunm-asını talep etti.
Taraflar şahadet çağırmayıp dosyaladıkları yemin varakalarında beyan ettikleri ile yetindiler.
30.1.1989 tarihinde yapılan duruşmada davacının ileri sürdüğü üç ön itiraz dinlendi. Mahkeme öne sürülen 3 ön itirazın ikisinde herhangi bi-r mesnet görmeyerek bunları reddetti. Ancak 3. ön itirazı kabul ederek istidanın esasına girmeden bertaraf istidasını reddetti. İstidanın reddine neden olan ön itirazın özü şöyledir:
Tahliye emri gerçekleştikten sonra konu dükkânın tasarrufunun icar yolu- ile 3. bir şahsa devredilmesi keyfiyeti, kendi başına, istidanın reddine yeterlidir.
Yukarıda özeti verilen olgulardan anlaşılacağı gibi bu meselede davalı gıyabında aleyhine verilen tahliye hükmünden yakınmakta ve bunun iptalini istemektedir. Verilen h-üküm sonucu başlatılan dükkâna iyi niyetle de olsa icar yolu ile bir 3. şahsın yerleştirilmesi davalının müdafaasını ilk nazarda etkilememesi gerekir. İleride davalının bertaraf istidasında ve bunu müteakip esas davadaki müdafaasında başarılı olması halind-e konu dükkânın tasarrufunu elde etmesi söz konusu olmasa bile bunun yerine davacıdan tazminat isteme hakkı doğabilir. Bu konuda bu safhada daha fazla birşey söylemeyi uygun görmüyoruz. Çünkü bu husus esas itibarıyle İlk Mahkemenin yetkisine giren bir konu-dur ve İlk Mahkeme lehte ve aleyhte tüm argümanları dinledikten sonra bu konuda bir karara varacaktır. Bizim üzerinde durmak istediğimiz husus, konu dükkânın tasarrufunun icar yolu ile 3. bir şahsa devredilmesi keyfiyetinin davalıyı müdafaasını ileri sürm-ekten alıkoymaması gerektiğidir. Bunun aksini düşünmek, tahliye davalarında usulüne uygun bir tahliye kararı almadan müstecirin arzusu hilâfına mecurun başlatılması durumunun yaratılması, mahkeme dışı bir takım olaylarla onu, müdafaasını yapmaktan alıkoyma-k demek olur ki böyle bir hareket yasa dışı hareketlere en azından gözyummak olur. Oysa ki böyle bir duruma hukukun cevaz vermesi düşünülemez. İlk Mahkeme belirtilenlerin aksine bir yargıya varıp bertaraf iddiasını reddetmekle hata ettiğine inanıyorz. Bu n-edenle istinafın kabul edilerek bertaraf istidasının esası dinlenip bir karara vardırılmak üzere İlk Mahkemeye iade edilmesi gerekir.
Sonuç olarak istinaf kabul edilir ve bertaraf istidası esastan dinlenmek üzere İlk Mahkemeye iade edilir.
Masraflar iç-in herhangi bir emir verilmez.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut) (Celâl Karabacak)
Yargıç Yargıç Yargıç
28 Haziran 1989
-
-3-
-
Full & Egal Universal Law Academy