-D.6/96 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 24/95 ve 25/95
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Celâl Karabacak, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen
Yargıtay/Hukuk 24/95
(Dava No:- 519/94; Lefkoşa)
İstinaf eden: Kıbrıs Türk Hava Yolları Şti. Ltd., Lefkoşa
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Fikret Çavuşoğlu c/o Kıbrıs Türk Hava Yolları
Şti.- Ltd., Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Ali Dana
Aleyhine istinaf edilen namına: Avu-kat Kıvanç M. Riza
Yargıtay/Hukuk 25/95
(Dava No: 519/94; Lefkoşa)
İstinaf eden: Kıbrıs Türk Hava Yolları Şti. Ltd., Lefkoşa
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Fikre-t Çavuşoğlu c/o Kıbırs Türk Hava Yolları
Şti. Ltd., Lefkoşa
(Davacı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına-: Avukat Ali Dana
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Kıvanç M. Riza
H Ü K Ü M
Celâl Karabacak: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: Huzurumuzdaki istinaf, Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 8.3.1995 tarihinde -Davalı aleyhine 519/94 sayılı davada vermiş olduğu hüküm aleyhine Davalı tarafından dosyalanmıştır. İhtilâfsız olgular kısaca şöyledir:
Davacı 23.2.1994 tarihinde dosyalamış olduğu bu dava ile Davalı Şirket nezdinde iş akdinin haksız olarak sona erdirild-iği nedeni ile verilen fesih kararının geçersiz olduğuna dair İş Yasası hükümlerine dayanarak Mahkemeden bir emir talep etmiştir. 5.10.1994 tarihinde tafsilâtlı talep takriri dosyalamıştır. Davalı 16.12.1994 tarihinde müdafaa takriri, Davacı ise 23.12.1994- tarihinde müdafaa takririne cevap layihası dosyalamıştır.
Layihaların tamamlanmasını müteakip davanın duruşmasına Davalının gıyabında 24.2.1995 tarihinde başlanmıştır. Bu tarihte davalıyı temsilen Avukat Ali Dana adına Avukat Fuat Veziroğlu ile Avukat Ş-efika Dururan hazır bulunmakta idi. İlgili tarihte duruşmaya başlanmadan önce Davalı Avukatı adına Fuat Veziroğlu davanın dayandığını iddia ettiği İş Yasasının 12. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu iddiası ile konun Anayasa Mahkemesine havalesini talep et-miştir. Kaza Mahkemesi, yapılmış olan Anayasaya aykırılık iddiasını talebe etken olmadığı nedeni ile kabul etmemiş ve reddetmiştir. Huzurumuzdaki Yargıtay/Hukuk: 25/95 sayılı istinaf bu ret kararından yapılmıştır.
Bu karar üzerine Davalı Avukatının duru-mlarını gözden geçirmek için talep etmiş oldukları tehir talebi Mahkemece reddolunmuştur. Davanın duruşmasına aynı gün ve durşma tamamlanmadığı cihetle, 27.2.1995 tarihinde de devam edilmiştir. Her iki tarihte muhtelif şekilde yapılan taleplere rağmen tehi-ri alamayan Davalı Avukatları Davalının gıyabında davadan çekildiler. Bunun neticesinde dava davalının gıyabında dinlenmiş olup karar için 1.3.1995 tarihine bırakılmıştır.
Kaza Mahkemesi 8.3.1995 tarihinde Davalının gıyabında vermiş olduğu karar ile Dava-lının 22/92 sayılı İş Yasası altında vermiş olduğu fesih kararının geçersiz olduğuna dair ve Davalının Davacının maaşını ödemesine devam edilmesine ve bu maaşa bağlı olarak diğer yan ödemelerin de ödenmesi hususunda Davacı lehine hüküm vermiştir. Huzurumuz-daki Yargıtay/Hukuk: 24/95 sayılı istinaf ise bu karardan yapılmıştır.
Yargıtay huzurunda yapılan duruşmada her iki istinaf birleştirilerek dinlenmiştir. İstinaf eden davalının Avukatı her iki istinaf sebeplerini 10 başlık altında sıralamıştır. Birleştir-ilmiş istinaflar, özetle, Anayasa Mahkemesine havale taleplerini reddeden kararlar ile Davalının gıyabında aleyhine verilen hükme Alt Mahkemenin yaptığını iddia ettiği değerlendirme ve hatalara ilişkin sebepler içermektedir. Bunların tümünü istinaf maksatl-arı bakımından burada sıralamayı gereksiz görüyoruz.
Taraflar, öncelikle 7. ana başlık altındaki istinaf sebebi üzerinde karar verilmesi isteminde bulundular. Bu istinaf sebebinde Davalının başarılı olması halinde, diğer istinaf sebepleri üzerinde incele-me yapılması gerekmeyeceği gibi, Mahkemenin vaktinin de fuzuli yere harcanmayacağı hususunda yaptıkları beyanlar Mahkemece uygun görülmüştür. Bunun üzerine taraflar 7. ana başlık altında istinaf sebebi üzerinde Mahkemeye hitapta bulundular. Bu ana başlık a-ltındaki istinaf sebebi şöyledir:
"7. Davalının, duruşmanın erken bir safhasında Avukatsız kalmasından sonra Mahkeme duruşmada hazır bulunmayan Davalıya gerkli ihbarı vermeden duruşmaya devam edip davayı neticelendirmekle hata etmiştir.
İstinaf eden, 7-. istinaf sebebi üzerinden sadece bu davaya benzer Konsolide edilmiş Hukuk/İstinaf: 38/71 ile Hukuk/İstinaf: 35/71 sayılı istinaf kararına atıfta bulunmakla yetinmiştir. Aleyhine istinaf edilenin Avukatı ise Mahkeme huzurunda Alt Mahkemedeki duruşma zabıtl-arıdan iktibaslarda bulunarak istinaf edenin Alt Mahkemedeki esas amacının tehiri sağlamak olduğu cihetle Yargıtay/Hukuk: 7/87, D.11/87 sayılı içtihat kararı ışığında Davalıya karşı herhangi bir adaletsizlik olmadığına ve Alt Mahkemenin hata yapmadığını il-eri sürmüştür.
İstinaf edenin Avukatı tarafından ileri sürülen hususlara göre ilk Anayasa havale istemi reddedilen karardan sonra öğleden sonraya kadar durumu tezekkür etmek için süre istendi. Avukatının bilahare yaptığı ikinci tehir talebi ile 2. Anayas-aya havele istemi değerlendirilmeden reddedilince Davalıyı temsil eden avukatlardan biri olan Avukat Fuat Veziroğlu davaya devam edemeyeceği cihetle avukatlıktan çekilme talebinde bulundu. Mahkeme de bu çekilmeye izin vermiştir. Hazırda bulunan Avukat Şefi-ka Durduran'ın müvekkilerine Avukat Ali Dana adına bu davada bulunmasını kabul edip etmemeyi sormak için Mahkemeden 10 dakika izin talep eden müracaatı, Mahkeme tarafından reddedilerek davanın duruşmasına devam edilmiştir.
Mahkeme zabıtlarında da yer ala-n bu hususlar incelendiğinde olayların daha sonra şöyle cereyan ettiğini görmekteyiz. Avukat Ali Dana, Kaza Mahkemesinde yapılan ilgili duruşma sırasında, o gün davası bulunduğu Yüksek Mahkemeden izin alarak Kaza Mahkemesi duruşma salonuna girmiştir. Avuka-t Ali Dana, Mahkeme ile arasında geçen olaydan sonra Mahkeme salonundan öfkeli bir şekilde ayrılmıştır. Hazırda bulunan Avukat Şefika Durduran da Davalının hazır olmadığını beyan ederek davadan çekilmek için izin talep etmiştir. Bunun üzerine Mahkeme Avuka-t Şefika Durduran'a şahadet vermekte olan tanığın şahadeti bittikten sonra davadan çekilmesine izin vereceğini bildirerek, tanığı dinlemeye devam etmiştir. O günkü duruşma sonunda Avukat Şefika Durduran davadan çekilme talebinin işleme konulmasını talep ed-erken, mahkeme davanın duruşmasını günün sonunda 27.2.1995 tarihine tehir etmiştir. 27.2.1995 tarihinde Avukat Ali Dana yazıhanesini Avukat Osman Ertekün temsil etmiştir.
Bu tarihteki oturumda Hukuk Muhakemeleri Uzulü Nizamaları Emir 9 nizam 10 altında D-avalı, Devletin davaya taraf olması ve bu yapılıncaya kadar davanın tehirini talep eden tek taraflı istidayı dosyalamıştır. Böyle bir istidanın tek taraflı olamayacağını beyan eden Mahkeme, istidanın karşı tarafa tebliğ edilmesini emrederek istidanın dinle-nmesini 17.3.1995 tarihine tehir etmiştir. Bunun üzerine Avukat Osman Ertekün, Avukat Ali Dana'nın başka Mahkemede duruşması olduğunu ve esas davada duruşmaya tehir verilmemesi halinde, davayı yürütmeye yetkisi bulunmadığını beyan etmiştir. Davacı Avukatı -ise Mahkemenin geçmiş celselerde gerekli emirleri verdiğini, davanın duruşmasının o gün olacağının tarafların bilgisinde olduğunu, davanın tehir edilmesiyle Davacıya büyük adaletsizlik olacağını beyan ederek tehir talebini reddetmiştir. Bunun üzerine Avuka-t Osman Ertekün'ün çekilmesine izin verilmiştir.
Avukat Ali Dana çağrıldıktan sonra Davacı davasını ispat etmek için tanık çağırmaya devam ederek daha sonra davasını kapatmış ve hitapta bulunmuştur. Mahkeme kararını 1.3.1995 tarihinde açıklayacağını bel-irtmiştir. Zabıtlardan anlaşılamayan nedenlerden ötürü Mahkemenin kararı 8.3.1995 tarihinde Davalı ve/veya Avukatının gıyabında okumuştur. İlgili dosyanın tetkikinden kararın okunacağı tarihin Davalıya bildirilmemiş olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı Avukatı-, 24.2.1995 tarihinde davanın duruşması tehir edilirken esas amacın bunu Davalının bilgisine getirilmesi olduğunu ve 27.2.1995 tarihinde yapılan duruşmada durumun davalıya bildirilmesi hususunda Davalı Avukatının Mahkemeye herhangi bir beyanda bulunmadıkla-rını beyan etmiştir. Davacı Avukatı tehir verip vermemek hususunda da Y/H: 20/80 D.12/80 sayılı karar ışığında Mahkemenin adli takdir yetkisinin bulunduğunu, mahkeme huzurunda cereyan eden olayların Mahkemenin tehir vermeme kararını haklı kıldığını ve keza- Davacı Avukatının iddiasına göre, Mahkemenin konunun Davalının bilgisinde olup olmadığı hususunu sormasının gerekmediğini iddia etmiştir.
Davacı Avukatı tarafından yapılan bu beyan karşısında Davalı tarafından hazır bulunan Avukat, ana prensibin tehir v-erip vermemek olmadığını, Avukat çekildikten sonra çekilme talebinin haklı veya haksız nedenlere dayanıp dayanmadığına bakılmaksızın Davalıya bildirmeden davayı karar bağlamanın doğru olamayacağı üzerinde durmuştur. Keza ilgili Avukat, davalının bilgisine -gelip gelmediği hususunda Mahkeme zabıtlarında kaydı bulunmadığını, ilk duruşma günü olduğu cihetle gecikmenin de söz konusu olamayacağını dile getirmiştir.
Huzurumuzdaki meselede iki husus dikkatimizi çekmiştir. Birincisi Alt Mahkemenin Davalı Avukatını-n çekilmesine ilişkin izni ne zaman ve nasıl verdiği hususu, başka bir ifade ile Davalının ne zaman Avukatsız kaldığı hususudur. İkincisi ise, Avukatın çekilmesine izin verildikten sonra, Mahkemenin Davalıya davada müdafaasını yapmak için fırsat tanıyıp ta-nımadığıdır.
Sayın Yargıç Taner Erginel'in Yüksek Mahkeme Kararları Hukuk İstinaf 1971 - 1973 adlı kitabında sayfa 77'de alıntısı bulunan Hukuk/İstinaf 28/71 ve 35/71 (Konsolide edilmiş) davada Yüksek Mahkeme sayfa 83'de şöyle demektedir:
"Davalı avukat-ı izinle Mahkemeden çekildikten sonra bütün inisiyatif Mahkemeye kalmıştı. Bu durumda en adil yol, vaktin geç olduğunu nazarı itibara alarak, durumdan davalıyı haberdar edip başka bir avukat tutup tutmayacağını veya müdafaa yapıp yapmayacağını sormaktı. Bu-nu yapmamakla kanaatimzice Mahkeme hata işlemiştir ve davalının Anayasanın 30. maddesi ile sağlanan müdafaa hakkını elinden almıştır."
Huzurumuzdaki meselede zabıtlara bakarak konuyu incelediğimizde, Mahkemenin duruşma boyunca "süratli ve seri şekilde da-vaların görüşülmesi ve neticeye ulaşılması" prensibine dayanarak hareket ettiği ve davayı bir an önce tamamlamaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla olacaktır ki, veya en azından o görünüm sergilenmektedir ki, Mahkeme, birinci Anayasa havale istemini r-eddetmesini mütakip, Davalı Avukatının yapmış olduğu diğer tüm istem ve taleplerini de duruşma boyunca reddetme yoluna gitmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki haklı neden ve hukuki dayanağı olması halinde Mahkemenin takdir yetkisini böyle kullanmasına elbett-e engel yoktur.
Bu safhada, Mahkeme huzurunda cereyan eden bazı olaylar ve Mahkemenin olaylar karşısında sergilediği tutum hakkında zabıtların tümü incelenmiş olmasına karşın bir kısmına bakmakta fayda vardır. 24.2.1995 tarihinde öğleden sonraki oturumda- Davalının tehir talebine karşılık Mahkemenin kararı ve duruşmanın seyri şöyledir:
"Mahkeme: Yapılan beyanlar tarafımızdan incelenmiş bulunmaktadır. Davalı Avukatı Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu havaleden Mahkeme vermiş olduğu ara karardan istinaf yapa-cağı ve esas Avukatın Ali Dana bey olduğunu ve aynı zamanda Müdafaa Takririni tadil etmek istediğini keza bu davaya devletin de veya diğer başka makamların davalı olarak katılması gerektiğini Mahkemeye katılmasını talep etmiştir. Davalı avukatının yapmış o-lduğu beyanlara itibar etmeye olanak dışıdır. İlgili davacı duruşma için tayinli olduğu 18.1.1995'den beri tespit edilmiştir ve bu husus tarafların müşterek müracaatı ile Mahkeme tarafından tespit edilmiş ve bugün Mahkeme duruşma yapmak üzere hazır bulunmu-ştur. Mahkemelerin görevi süratli ve seri bir şekilde görülmesi ve neticeye ulaşılmasıdır. Anayasa Mahkemesine yapılan havaleden istinaf yapılması duruşmanın tehirini gerektirmez. Bu davada Ali Dana esas Avukat olan Ali Dana Beyin yazıhanesinden Şefika han-ım o gün, bugün de Mahkeme huzurunda Sn Fuat Bey bulunuştur. Pek tabiidir ki bir ofiste birden fazla avukat bulunmaktadır. Davacı bir engel teşkil etmemektedir.
Tüm gerçekleri dikkate aldığımız zaman davacıya herhangi bir adaletsizlik olmaması için tehir -talebinin red edilmesi görüşündeyiz. Bu nedenle yapılan müracaat reddedilir.
Av. Fuat Bey: Anayasa Mahkemesine başka bir maddeyi havale ettirmek istiyoruz.
Mahkeme: Anladığım kadarı ile Fuat Bey davanın görüşülmesinin sabahtan beri Anayasaya havale edilmes-i için müracaat yaptı ve bu müracaatı mahkeme tarafından red edilmiştir. Dolayısı ile bu isteği de Mahkeme tarafından reddedilir.
Av. Asena: Tanık çağırırım.
Av. Fuat Bey: 10 dakika ara talepe derim.
Mahkeme: Yapılan müracaat reddedilir. Duruşmaya devam ed-ilir.
Av. Fuat Bey: Bu davadan çekilmek isterim ve Ali Beye haber vermek isterm.
Mahkeme: Fuat beyin yapmış olduğu müracaat Mahkeme tarafından uygun görülüt ve davadan çekilmesine izin verilir.
Av. Şefika Hanım: Muhterem Mahkemenizin Fuat beya şimdi çekil-me izni vermekle Fuat Bey burada kimin adına bulunuyordu, Fuat Bey bu davada Ali Dana Bey adına bulunuyordu. Fuat Beyin şahsen bir riteyneri yoktu, şahsen bulunmuyordu. Şimdi Fuat Beye izin vermekle Ali Dana Beyin bu davadan çekilmesine izin vermiş sayılıy-orsunuz, kalmıyor burada riteyneri olan avukat kalmıyor.
Av. Asena: Bu davayı yürüten Fuat Beydir. Fuat beyin beyanı gayet açıktır ve Ali Beyin adına yürütemeyeceğiz......
Mahkeme: Biraz önce Fuat Beyin yapmış olduğu beyan sadece Fuat Beyin Ali Dana Bey ad-ına şahsen davayı yürütemeyeceği beyan etmiştir. Biz Fuat Beyin davadan çekilmesine emir verdik. Onun için davanın duruşamsına devam edilmesine izin verilir.
Av. Şefika Durduran: Bu safhada ben Ali Dana Beyin adına Muhterem Mahkemeden 10 dakika izin talep -ederim, müvekkilimizin benim bu davada bulunmamı kabul edip etmemeyi sormak için.
Av. Asena: Bu husus tamamen bu duruşmayı bugün yapmamadan başka bir amaç götürmemektedir. Ali Dana Bey adına sabahtan ispat etüt eden 2 avukatın şu anda yetkisiz diye beyan e-tmesini hayretle karşıladım. Av. Ali Dana Beyin davalıları tevsir etme hakkı vardır. Şu andaki beyan yersizdir kabul edilmemesi gerekir.
Mahkeme: Yapılan beyanlar tarafımdan tetkik edilmiştir. Dava bugün duruşma olarak tayinlidir ve taraflar önceden bilmek-tedir. Mahkeme bu nedenle bugün temiz bir gün vermiştir. Mahkeme hazırdır. Yapılan istem yersizdir. Dolayısı ile talep reddedilir. İstem reddedilir.
Av. Asena: Tanık çağırıırm." .......
Aynı gün Avukat Ali Dana'nın salona girmesi ile cereyen eden olayda -ise Mahkeme şöyle hareket etmiştir:
"Mahkeme Ali beye sorar: Biz duruşmaya başladık ve devam etmektedir. Sizin bir maruzatınız mı, bir müracaatnız mı olacak?
Av. Ali Dana: Bu davanın duruşması için şeker suya düşmüş değildir bugün.
Mahkeme: Ali beye bu sa-fhada duruşmanın selametine engel olduğu için Ali Beyin beyanı reddedilir.
Av. Şefika: Ali Bey gelmiştir.
Mahkeme: Av. Ali Dana'ya Mahkeme söz hakkı vermemiş ve hiddetli Mahkemeden ayrılmıştır ve biz kim oluyoruz da kendisine söz hakkı vermiyoruz diye Şef-ika Hanıma da 'siz de bu davadan çekilin ne duruyorsunuz' şeklinde beyanda bulunmuştur.
Av. Şefika: Ali Dana Bey adına bulunduğum davadan çekilmek için izin talep ederim. Muhterem Mahkemenin müvekkilerimin bugün hazır olmadığını bilgisine getirir ve bana i-zin verilmesini talep ederim.
Av. Asena: Birşey söylemek istemiyorum. Takdiri sire bırakıyorum.
Mahkeme: Yapılan müracaat ve bu konudaki ilgili tarafın şahadet verdiği bu tanığın şahadeti bittikten sonra Şefika Hanımın çekilmesine izin verilir."
Duruşmanı-n ileri bir kısmında şöyle devam edilirir:
"Av. Şefika: Talep takririnde böyle bir iddia yoktur. Talep takriri dışına çıkılıyor bu şahadet talep takririne bakıldığında davalı şirketin şimdi duymak istenilen şekilde hangi bakanlığa bağlı olduğu veya nasıl -bakanlıklar arasında olan öyle iddialar yoktur. Öyleyse......
Av. Asena: Esasa müteallik hususlar değildir. Tadilâttır, tadilâtla ilgili şahadet vermekteyiz.
Mahkeme: Yapılan itiraz, verilen cevap, istendiği, sorulmak istenen soru yerindedir. İtiraz redded-ilir...
S. ..........................
C.............................
Av. Şefika: İtirazım vardır. ......
Av. Asena: .................................
Mahkeme: Yapılan itiraz, verilen cevap incelenerek sorulmak istenen soruda herhangi bir sakınca yoktur. İt-iraz reddedilir."
Adalet yapılması gerektiği kadar yapılmış olduğunun da görülmesi gerekir prensibi (justice must not only be done but must be seen to be done) her zaman geçerli bir prensiptir ve istisnası olamaz. Bir hukuk Mahkemesi haklı ve/veya hukuki- nedenlere dayanrak huzurunda cereyan eden adli işlemi dilediği şekilde yönetmeye yetkilidir. Ancak bunu yaparken, adaleti dağıtan Yargıçlar her zaman soğukkanılıklarını korumaya ve hukuki kurallara bağlı kalmaya mecburdurlar. Huzurumuzdaki meselde bunun y-apılmadığını üzülerek görmekteyiz. Mahkeme, yukarıda konu edilen talepleri reddederken, hassasiyet göstermesi gereken yerde, bütün talepleri baştan savma, makul veya yeterli hukuki gerekçelere dayanmaksızın reddetmiş ve huzurundaki davayı bir an önce sırf -bitirmek için hareket etmeye temayül etmiştir. Buna örnek vermek gerekirse şu hususa değinebiliriz: Zabıtlarda görüleceği üzere Alt Mahkeme Avukat Fuat Veziroğlu'nun ilk Anayasa Mahkemesine havale istemini reddettikten sonra aynı Avukat Anayasa Mahkemesine- bir başka hususu daha havale etmek istemiştir. Alt Mahkeme bu talep tam olarka oluşmadan ve havalenin hangi hususlar içerdiği anlaşılmadan bu istemi de reddetmiştir. Mahkemeye yapılan hukuki bir istemin ne olduğu tam olarak anlaşılmadan ve talebe ilişkin -hukuki gereçekleri sunmasına izin vermeden, yukarıda iktibas edildiği şekilde gerekçesiz ve hukuki dayanaktan yoksun olarak bu talebin reddedilmesinin sakıncaları ortadadır.
Dava duruşmasının yukarıda değinildiği şekilde seyretmesinin gerek Mahkemeyi ger-ekse avukatları zor durumlarda bırkamış olduğunu belirtmeden geçemeyeceğiz.
Unutulmaması gerkir ki Mahkemeler, her ne kadar da görevlerini seri şekilde yürütmekle yükümlü isler de, bu husus adil davranmalarına ve her iki tarafa adaletin nimetlerini eşit -olarak paylaştırmalarına engel olmamalıdır. Huzurumuzdaki meselede, istek doğrultusunda davanın duruşmasını tehir etmek herhangi bir tarafa adaletsizlik yaratacak mıydı? Tehir talebini Davalının istemiş olması gerçeği karşısında tehir verilmesi halinde Dav-acının haklarını haleldar edecek durum var mıydı? Davacı 23.2.1994 tarihide dosyalamış olduğu işbu davada Davalı Şirket nezdinde iş akdinin haksız olarak sona erdirildiği nedeni ile verilen fesih kararının geçersiz olduğuna dair İş Yasası hükümlerine dayan-arak Mahkemden bir emir talep etmektedir. 5.10.1994 tarihinde tafsilâtlı talep takriri dosyalanmıştır. Müteakip safhalarda davanın seyrinde herhangi bir gecikme olmamıştır.
Dava ilk defa dinlenmek üzere 24.2.1995 tarihine tayin edilmiştir. Davalı Avukat-ı aynı gün Anayasaya havale talebinde bulunduktan sonra yukarıda belirtilen olaylar cereyan etmiştir. Bundan anlaşılacağı üzere normal seyrini takip eden davada, duruşma safhasına gelmiş olan davanın düzneli seyrine engel herhnagi bir aşırı oyalama görülme-mektedir. Davanın nevine ve dava sebebine bakıldığında ise ilk nazarda dinlenmesinde aciliyet gerektirecek bir durum bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı Avukatı usulüne uygun olarak yapmış olduğu bir taleple, Anayasaya aykırı olduğuna inandığı bir hususta -sadece müdafaa hakkını kullanarak havale isteminde bulunmuştur. Bundan daha doğal birşey düşünülemez. Muhakkak ki bu isteminin reddedilmesini müteakip bir durum değerlendirmesi aamcıyla tehir istenmesi de doğal bir istek olarak karşılanabilir. İlk nazarda,- henüz ilk duruşma gününde yapılan bu istemin gecikmeye sebep olabileceği veya o niyetle yapıldığını peşinen söylemek mümkün değildir. Meğer ki böyle bir kasıtlı niyetin varlığını ortaya koyan ciddi belirtiler olsun.
27.2.1995 tarihinde Avukatların çekil-mesine izin verildikten sonra Davalının hazır olup olmadığına veya çağrılıp çağrılmadığına ilişkin kayıt görülmemektedir. Olayların cereyan tarzına bakıldığında Davalı Avukatının avukatlıktan çekilmesine ilişkin ilk izin Avukat Fuat Veziroğlu'na 24.2.1995- tarihinde öğleden sonraki oturumda verildi. Daha sonra Avukat Ali Dana'ya şahsen çekilmesi için izin verildi. Daha sonra Avukat Şefika Durduran'a da aynı oturumda çekilmesine izin verildi. 27.2.1995 tarihinde ise Avukat Ali Dana adına bulunduğu görülen Av-ukat Osman Ertekün'ün çekilmesine izin verildi.
En azından dört defa Davalıyı temsil eden Avukatların çekilmesine izin verildiği ve en son avukatın çekilmesine izin verildiği safhada ve Davalının hehangi bir safhada Mahkemede huzurunda bulunmamış olması -gerçeği karşısında, Davalının Mahkeme huzuruna gelmesine olanak tanımak için ona bir fırsat verilmesi gerekirdi. Bidayet Mahkemesi bu fırsatı vermemekle hata etmiştir. 27.2.1995 tarihinde, Davalıyı değil de, Davalının avukatlığından çekilmiş olan ve artık -Davalıyı temsil etmeyen Avukatın ismini, Davalıyı hala temsil eder gibi, çağırmak, ondan sonra Avukat hazır olmadığı cihetle davanın duruşmasına Davalının gıyabında devam edip tamamlamak, en basit tabirle, yanlıştır. Nitekim, böyle durumda, Alt Mahkemenin -tanımaldığı gibi, tehir vermenin Davacıyı düçar bırakacağı adaletszilikten daha büyüğü, talep edilen tehir verilmemekle ve müdafaa hakkını elinden almakla, Davalıya yapılmıştır.
Mahkemece kararın okunacağı belirtilen 1.3.1995 tarihinde herhangi bir zabıt- tutulmadığı ve Davalıya bildirilmediği gibi, kararın neden o tarihte okunmadığını anlamakta güçlük çekmekteyiz. Kararın hazır olmadığı nedeniyle okunmadığını varsayarsak konuya yaklaştığımızda dahi, kararın okunduğu tarih olan 8.3.1995 tarihinin davalıya -gerek sözlü gerekse yazılı ihbarla bildirildiği hususunda herhangi bri kayıt olmaması Alt mahkemenin bir ihmali olarak ortaya çıkmaktadır. Keza kararın okunması sırasında Davalının değil de Davalıyı artık temsil etmeyen Avukatın isminin yer alması ve tabia-tıyle hazır olmadığını gösteren kayıt gereksiz bir fazlalıktır.
Davalı avukatının çeşitli şekil ve zamanlarda çekilmiş olmasına rağmen Mahkemede hazır bulunması, halen davalıyı temsil ettiği konusunda Mahkemeyi yanıltmış olabileceği varsayımından hareket- ettiğimizde dahi, Davalının davasında hazır bulunmak veya başka avukat tutmasına olanak sağlamak hakkı bulunmakta idi; en azından Mahkeme huzurunda cereyan eden olaylardan Davalının haberdar olup olmadığı hususunda Mahkemenin tatmin olması gerekirdi. Bunu- yapmamakla Bidayet Mahkemesi hata etmiştir.
Alt Mahkeme, Davalı Avukatının sırf tehiri sağlamak veya davayı geciktirmek amacıyla hareket ettiğini düşünerek ve bu doğrultuda algıladığı hareketlerden dolayı, hatalı hareket etmiş ve davayı bir an önce biti-rme pahasına adil davranmayı ihmal etmiştir. Alt Mahkeme, müdafaa hakkının tanınması doğrultusunda Davalının istinafta çare aramasına neden olup, davayı daha da uzatmış ve varmak istediği neticeye varmadığı gibi Yargıtay'ın vaktini de almıştır. Aynı şekild-e, Kaza Mahkemesinin davayı dinleyerek kararın hazırlanması için sarfetmiş olduğu emek boşa gitmiş, önemli bir zaman ve enerji kaybına neden olmuştur.
Tüm bu hususları göz önünde bulundurduktan sonra Kaza Mahkemesinin davanın adil bir şekilde seyretmesin-e ilişkin gerekli dikkat, titizlik ve hassasiyet göstermediği bulgusuna varırız ve Davalının müdafaa hakkının engellendiği ve bu hakkını kullanmasına izin verilmediği görüşündeyiz.
Bu durumda davalının müdafaasını yapmasına fırsat vermek için davanın Alt- Mahkemeye iade edilmesi gerektiği görüşüne vardık. Mahkemenin 8.3.1995 tarihinde vermiş olduğu hükmün iptal edilmesine ve başka bir Heyet tarafından görüşülmek üzere Alt Mahkemeye geri gönderilmesine emir verilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak birleştiri-lmiş istinafın 7. ana başlık altındaki istinaf sebebi kabul edilir. Mahkemenin 8.3.1995 tarihli hükmü iptal edilerek davanın başka bir Mahkeme Heyeti tarafından dinlenmek üzere tekrar Kaza Mahkemesine iade edilmesine emir verilir. Varılan bu sonuç neticesi-nde birleştirilen diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine ve karara bağlanmasına gerek kalmadığından, reddedilir.
İstinaf masrafalrı Davacı tarafınan Davalıya ödenecektir. Masraf listesi Başmukayyit tarafından takdir edilecektir.
(Celâl Karabacak) - (Mustafa H. Özkök) (Gönül Erönen)
Yargıç Yargıç Yargıç
26 Nisan 1996
11
Full & Egal Universal Law Academy