- Yargıtay/Hukuk 25/79
(Dava No. 878/78; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin
Salâhi.-
İstinaf eden: Yaşar M. Nuri, Lefkoşa
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: KTFD Başsavcısı, Lefkoşa
(Davacı)
- a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: A.M. Berberoğlu.
Aleyhine istinaf edilen namına: Yaşar Boran.
İşgal - Konut işgali - Davalıya K. Kaymaklı'daki evi tamir edilinceye
kadar geçici yapılan konut tahsisinin iptaliyle ortaya çıkan işgal
durumu -- Yargıtayın tahliye emrini onaylaması.
Anayasaya aykırılık müracaatı - Bir yasanın bazı hükümlerinin
uygulanması bazılarınınsa uygulanmamasının Anayasaya aykırı olduğu
iddiası - Yapılan iddianın karara etkisi olmaması.
Tahsis - 41/77 sayılı Yasa h-ükümleri - Geçici tahsisin iptali
nedeniyle mütecaviz duruma gelme - Tahliye emri verilmesi.
Hukuk Usulü - Bir tanığın bir belgeyi tanıtma olarak ibraz ettikten
sonra tekrar çağrılarak emare olarak ibraz etmesi - Ortada bir
prosedür usulsüzlüğü o-lmakla birlikte bunun davanın sonucunu
etkiler nitelikte olmaması.
Hukuk Usulû - Talep takririnde gereksiz yere yasal hükümlerin yer
alması - Davalının talep takririnin yapılış şekline karşı ön
itirazı - Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 27 - -İtirazın
duruşmadan önce yapılmadığı için reddedilmesi - Yargıtayın gerekli
olmayan iddiaların talep takririnden çıkarılması için bunların
karşı tarafa zarar verecek veya müşkül duruma sokacak nitelikte
olması gerektiği görüşü.
Yabancıya ait ma-llar - İtiraz - Davalının adından tahsisi iptal edilip
tahliye etmesi istenen malın yabancıya ait olduğunun ispatlanmadığı
itirazı - 1965-66'da Rum tarafı ile yapılan bir anlaşmaya göre
herhangi bir bölgenin taşınmaz mallarının çoğunluğunun sahipl-eri
Rum ise Rumların esas tapu kütüklerini alması ve Rumların aldığı bu
kütüklerde Türklere ait olan taşınmaz malların mikro filmlerin
alınmasının kararlaştırılmış olması - Bu anlaşmaya bağlı yapılan
işlemler sonucu hazırlanan kütüklere göre ka-ydı olmayan malların
Ruma ve dolayısıyle yabancıya ait olduğunun kabul edilmesinde
herhangi bir hata olmadığına ilişkin Yargıtayın görüşü.
OLAY: Davalıya ait olup K. Kaymaklıda kalan ve hasara uğrayan konut
Devletçe tamir edilinceye kadar Davalı-ya geçici olarak bir ev
tahsis edildi. K. Kaymaklıdaki konut Devlet tarafından tamir
edildikten sonra Davalının geçici tahsisi iptal edildi ve Davalıya
evi bir aya kadar tahliye etmesi bildirildi. Davalının evi tahliye
etmemesi üzerine Davalı a-leyhine 41/77 sayılı Yasa hükümlerine
dayanarak tahliye davası açıldı. Talep takririnde gereksiz yere
yasal hükümler belirtildi. Davalı müdafaa takririnde evi tahliye
etmesi için kendisine gönderilen ihbarı almadığını ve 41/77 sayılı
Yasaya gör-e evi tasarrufunda tutmaya hakkı bulunduğunu iddia etti.
Duruşmada Davalı avukatı talep takririnde yasal hükümlerin yer
almasına karşı ön itirazda bulundu. Ayrıca 41/77 sayılı Yasanın
bazı hükümlerinin uygulanıp bazılarının uygulanmamasının Anayas-aya
aykırı olduğunu iddia etti. İlk Mahkeme lâyihalara karşı yapılan
itirazın Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğü Emir 27'ye göre duruşmadan
önce yapılması gerektiğini belirterek ön itirazı reddetti.
Anayasaya aykırılık müracaatını ise davanın kara-ra bağlanmasında
etken olmayacağı için kabul etmedi. Davalıya ihbarın yapıldığı ve
Davalının evde mütecaviz olduğu konusunda bulgu yapan İlk Mahkeme
Davalı aleyhine tahliye hükmü verdi. Davalı bu hükme karşı istinaf
dosyaladı ve İlk Mahkemenin -ön itirazı reddetmekle, Anayasaya
havale müracaatını kabul etmemekle ve tahliye emri vermekle hata
ettiğini iddia etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme talep takririnde yasal iddiaların yazılmasının
gereksiz olduğunu ancak bir hususun talep takririnden çık-arılması
için karşı tarafa zarar verecek nitelikte olması gerektiğini
belirtti ve Davalıya herhangi bir zararı olmayan iddiaların
çıkarılması talebini reddetmekle İlk Mahkemenin hata etmediği
kanısına vardı. Davalı avukatının 41/77 sayılı Yasan-ın hangi madde-
lerinin Anayasaya aykırı olduğunu belirtmediğiııi, yapılan
iddiaların davanın karara bağlanmasında etken olmadığını dikkate
alan Yüksek Mahkeme İlk Mahkemenin havale müracaatını reddetmekle
isabetli karar verdiği kanısına vardı.- Duruşmada bir belgenin
ibrazı konusunda prosedür bakımından usulsüzlük olmakla birlikte bu
usulsüzlüğün davanın sonucunu etkilemediğini göz önünde bulunduran
Yüksek Mahkeme istinafı reddederek İlk Mahkeme hükmünü onayladı.
- H Ü K Ü M
Davacı (aleyhine istinaf edilen) davalı (istinaf eden) aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde açtığı dava ile Lefkoşa'da 18. bölge No.26 (Şehit Salih Ali Sokak No.2) de kâin konutun yabancıya ait olması nedeni ile kendisinin kontrol ve zilye-tliğinde bulunduğunu, davalının ise söz konusu evi işgal etmesi için izni veya tahsisi olmadığını ileri sürerek davalının dava konusu evi tahliye ederek boş olarak davacıya teslim etmesini talep etti. Davalı dosyaladığı müdafaa takriri ile davacının tahliy-e emrine hakkı olduğunu red ve inkâr etti.
Davadaki olgular özetle şöyledir. Dava konusu ev davacının Küçük Kaymaklı'daki T67 kot numaralı evi Devletçe tamir edilinceye kadar geçici olarak davalıya tahsis edilmişti. Davalının Küçük Kaymaklı'daki evi -Devletçe tamir edildikten sonra davalının tahsisi 13.3.1978 tarihinde iptal edildi ve bu durum 24 Mart 1978 tarihli bir yazı ile davalının bilgisine getirildi ve dava konusu evi bir ay içerisinde tahliye etmesi istendi.
Davanın duruşması esnasında da-valı 24.3.1978 tarihli yazıyı almadığını iddia etti ve 41/77 sayılı Yasa hükümleri uyarınca dava konusu evi tasarrufunda tutabileceğini ileri sürdü. Mahkeme, huzurunda verilen şahadet ışığında 24.3.1978 tarihli yazının davalıya postalandığı ve yazının 31.3-.1978 tarihinde davalıya imza karşılığında verildiği kanaatına vardı. Mahkeme hükmünde davalının şahadetinde tahsisi iptal edildiğine ilişkin ihbarı aldığını da kabul ettiğini belirtmiştir. Mahkeme davalının işgal ettiği evin tahsisi iptal edildikten sonra- davalının dava konusu evi mütecaviz olarak işgal ettiği kanısına vardı ve davalı aleyhine talep olunan tahliye emrinin verilmesine ve davalının hükmün tebliğinden itibaren 21 gün zarfında evi tahliye edip boş olarak davacıya teslim etmesine emir verdi. Da-vanın duruşması esnasında davalının avukatı bir hukuki itirazda bulundu. Davalının yaptığı hukuki itiraza göre davacının Talep Takririnin 4, 5, 6 ve 7. paragrafları dava konusunun gerçeklerini ilgilendirmeyip 41/77 sayılı Yasanın bazı hükümlerini içerdiğin-i iddia etti, bu hususun lâyihaların sadece gerçekleri içermesi gerektiği hususundaki kurallara ters düştüğünü ileri sürdü. Mahkeme ise böyle bir itirazın duruşmadan evvel Hukuk Muhakemeleri Usulü Tüzüğünün E.27'ye uygun olarak duruşmadan önce yapılması ge-rektiği kanısında olduğundan, itirazı reddetti. Yine duruşma esnasında davalının avukatı 41/77 sayılı Yasanın vatandaş leyh ve aleyhinde olan tüm hükümlerini uygulamadığını, sadece davalının aleyhine olan hükümleri uyguladığını, leyhine olanların ise uygul-anmadığını ileri sürerek konunun Anayasanın 114. maddesine dayanarak Yûksek Anayasa Mahkemesine havalesini talep etti. Mahkeme herhangi bir konunun Anayasanın 114. maddesi uyarınca Yüksek Mahkemeye havale edilebilmesi için uyuşmazlık konusunun karara bağla-nmasında etkili olabileceği Yasanın ilgili madde veya maddelerinin Anayasaya aykırı olup olmadığı hususunun sunulması gerektiğini belirtti ve Anayasa Mahkemesine havale edilecek bir durum mevcut olmadığı kanaatına vararak talebi reddetti.
Davalı İlk -Mahkemenin hükmünün aşağıdaki nedenlerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek hükme karşı istinaf eyledi:
"1.Muhterem Bidayet Mahkemesi, Talep Takririnin Hukuk
Muhakemeleri Usulü Tüzüğündeki Emir ve kurallara uygun
olmadığı husu-sunda yapılmış olan iptidai itirazı reddetmekle
hata etmiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi, davalı namına yapılan, Yüksek
Anayasa Mahkemesine havale istemini reddetmekle hata
etmiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi, ibraz olunan emareler ve- verilen
şahadet ışığında tahliye emri vermekle hata etmiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi, davalının yıllardır tahsisli
olarak işgal ettiği ve K.L.926.750 mil masraf ederek
ikamete uygun hale getirdiği evi 21 gün gibi kısa bir süre
içind-e tahliye etmesine ilişkin emri vermekle nisfet
kaidelerine ters düşmüş, takdir hakkını kullanmakta, tüm
ahval ve şerait muvacehesinde, hata etmiştir."
Önce 1. istinaf sebebini ele alalım. Davalı mûdafaa takririnin (a) paragrafında talep takr-irinin bazı paragraflarının dava ile ilgili gerçekleri değil de, Yasa hükümlerini ve bu husustaki ilgili makamların görüşlerini iddia niteliğinde ortaya koyduğunu ileri sürerek bu gibi paragrafların lâyihadan çıkarılması gerektiğini iptidai itiraz olarak i-leri sürdü. Davanın duruşmasına başlar başlamaz, davalının avukatı şahadet çağırılmazdan önce bir iptidai itirazı olduğunu belirtti ve talep takririnin 4, 5, 6 ve 7. paragraflarının tamamen' 41/77 sayılı Yasanın hükümlerini içerdiğini ileri sürdü. Bu para-graflar lâyihaların yalnız gerçekleri içermesi gerektiği hususundaki kurallara ters düştüğûnü ve bu paragrafların özel kural olmaması gerektiğini iddia etti. Ancak itirazı ile kesin olarak ne talep ettiğini belirtmedi. Duruşma esnasında yaptığı bu itiraz i-le müdafaa takririnin (a) paragrafındaki yazılı itirazı beraber alındığında talep takririnin itiraz ettiği ilgili paragraflarının talep takririnden çıkarılmasını talep ettiği addolunabilir. Talep Takririnin itiraz konusu paragrafları hakikaten gerçeklerle -ilgisi yoktur ve 41/77 sayılı Yasanın bazı yasal hûkümlerini içermektedir. Bu gibi hallerde gerekli olmayan iddiaların talep takririnden çıkarılması için bu gibi iddiaların karşı tarafa zarar verecek nitelikte veya karşı tarafı müşkil duruma düşürücû nitel-ikte olması gerekir. Halbuki ihtilâf konusu talep takririndeki paragraflar sadece bir yasanın hûkümlerini içermektedir. Davalıya herhangi bir şekilde zarar verici veya davalıyı müşkil duruma düşürücü nitelikte olduğu söylenemez. Bu durumda bu bakımdan İlk -Mahkeme davalının ön itirazını reddetmesi gerekirdi. İlk Mahkemenin ön itirazı reddederken dayandığı hukuki konuların doğruluğunu bu istinafta karara bağlamayı gereksiz addediyoruz.
2. istinaf sebebine gelince Yüksek Anayasa Mahkemesi birçok kararlar-ında alt mahkemelerin herhangi bir konuyu Anayasa Mahkemesine havale etmek için sadece uyuşmazlık konusunun karara bağlanmasında etkili olabileceği yasanın ilgıli madde veya maddelerini sunabileceği belirtilmiştir. Davalı avukatı gerek Alt Mahkemede gerek -İstinaf Mahkemesinde 41/77 sayılı Yasanın hangi madde veya maddelerinin Anayasaya aykırı olduğunu belirtmedi. Davalı Yasanın bir kısmının uygulandığını, bir kısmının ise uygulanmadığını belirterek konunun karara bağlanmak üzere Anayasa Mahkemesine sunulmas-ını talep etti. Yapılan talebi İlk Mahkeme reddetmekle herhangi bir hata işlemiş değildir.
3. istinaf sebebini ele alalım. İstinafın duruşması esnasında davalının avukatı İlk Mahkemede şahadet veren bir şahidin ilk önce bir belgeyi tanıtmak amacı ile- ibraz ettiğini, daha sonra ise şahit tekrar mahkemeye çağrılarak tanıtma diye ibraz ettiği bir belgeyi emare olarak ibraz etmesinin hatalı olduğunu ileri sürdü. Hakikaten dava zabıtlarından görülmektedir ki şahit 13.3.1978 tarihli İskân Şube Müdürlüğünün -iptal belgesini ilkin tanıtma A olarak Mahkemeye ibraz etti. Daha sonra ise aynı şahit tekrar çağırılarak tanıtma A diye ibraz ettiği belgeyi bu defa emare olarak ibraz etti. İlk bakışta prosedür bakımından bir usulsûzlük olmakla beraber davanının sonucunu- etkiler herhangi bir niteliği yoktur. Bu nedenle Mahkeme şahidin tekrar çağırılmasına izin vermekle ve şahidin daha önce tanıtma olarak ibraz ettiği belgenin emare olarak ibraz edilmesine izin vermekle hata etmedi.
3. istinaf sebebi altında davalını-n avukatı istinafın duruşması esnasında dava konusu konutun yabancıya ait olduğunun isbat edilmediğini ileri sürdü. Bu iddiasını da Mahkemede 1. şahit olarak şahadet veren Lefkoşa Tapu Dairesinde görevli Sümer Ali Hallûma'nın şahadetine dayandırdı. Bu şahi-din şahadetine göre dava konusu konut Tapu Dairesindeki evraklara göre kayıtsız görülmektedir. Kütüklerde bu malın kime ait olduğuna dair herhangi bir kayıt yoktur. Ancak bunun da sebebi 1965-66'da Rum tarafı ile yapılan bir anlaşmaya göre herhangi bir böl-genin taşınmaz mallarının ekseriyetinin Rumlara ait olan hallerde Rumların esas kütükleri aldığı ve Rumların aldığı bu kütüklerde Türklere ait olan taşınmaz malların mikro filmleri alınmasıdır. Türk Tapu Dairesinde halihazırda olan kayıtlar bu Türk taşınma-z mallarını ilgilendiren mikro filmlere bakılarak hazırlanmıştır. Şahidin işbu şahadetinden açıkça görülüyor ki 1965 ve 1966 yılına yani mikro filmler alınıp esas kütükler Rum tarafına teslim edilinceye kadar dava konusu taşınmaz mal bir Ruma ait idi. Eğer- Türk'e ait olmuş olsaydı, bu mal alınan mikro filmlerde görülecekti. 1966'dan sonra taşınmaz mal bir Türk tarafından satın alınmış olsaydı Barış Harekâtından sonra kaydını Tapu Dairesine gidip yaptırması doğaldı. Böyle bir kayıt yapılmadığına göre durumun- 1966 yılında olduğu gibi, devam ettiğinin addolunması da doğaldır. Bu nedenle 3. istinaf sebebi ile ileri sürülenler de reddolunur.
4. istinaf sebebinde ileri sürülen hususlar müdafaa takririnde yer almamaktadır. Kanımızca bütün durum göz önünde tu-tulduğunda dava konusu konutun tahliye edilmesi için verilen 21 gün zaman çok kısa bir süre değildir. Unutmamak gerekir ki davalı mütecaviz durumunda idi. Kaldı ki hüküm 30 Nisan 1979 tarihinde verilmiştir, 21 gün çok
aşılmış bulunmaktadır.
Yukarıda -belirtilen sebeplerden ötürü istinaf reddolunur. İstinaf masrafları için herhangi bir emir verilmez.
(Ülfet Emin) (Salih S. Dayıoğlu) (N.Ergin Salâhi)
Başkan Yargıç Yargıç
4 Temmuz 1979
'- 475 -
Full & Egal Universal Law Academy