-D.39/88 Yargıtay/Hukuk 25/88
(Deniz Hukuku No.10/84;Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut, Taner Erginel
İstinaf eden: Arkvar Shipping- (Cyprus) Ltd. Girne
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: M. V. Satelith Gemisi, Girne.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Süleyman Dolmacı
Aleyhine istinaf edilen namına: Ümit Süleyman Onan
H Ü K Ü M
N.Ergin Salâhi: Davacı, Gazi Mağusa Kaza Mahkemesinde, Deniz Hukuk-u yetkisine giren 10/84 sayılı bir dava ile, 12.1.1979 tarihinde İngiltere'de davalı ile aktettiği bir navlun (charterparty) sözleşmesi uyarınca gemi ile İngilterenin Shoreham Limanına taşınmak üzere kolokas, narenciye, hellim, mulihiya, zeytin ve sair eşy-anın gemiye yükletildiğini, yolda geminin fırtınaya tutulması sırasında davalının gerekli tedbirleri almaması sonucu bu malların hasar gördüğünü iddia ederek zarar ve ziyan talep etmiştir.
Davalı, dosyaladığı müdafaa takririnde, sair iddialar yanında, da-vanın açıldığı tarih dikkate alındığında talebin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür. Davanın duruşmasına gidildiğinde ise davalı, mahkemeye sözlü bir müracaat yaparak ilkin aşağıda görülen 2 hususun ele alınıp karar verilmesini talep etmiştir.
1. Ta-lep takririnde zikredilen anlaşma, davacı ile davalı arasında değil davalı ile "Ark Shipping and Trading" adında bir kuruluş arasında yapılmış ve bu nedenle davacı ile davalı arasında "privity of contract" yoktur.
2. Dava, ilgili mevzuat ve özellikle Fas-ıl 263'ün 6. fıkrasının (3). bendine uygun olarak bir yıl zarfında açılmadığı cihetle zamanaşımına uğramıştır.
Davacı, davalının müdafaasında yer alan bu itirazların Emiz 27 Nizam 1 altında bir ön itiraz mahiyetinde olduğunu ve bu gibi itirazların davanı-n duruşmasından önce ve ileri süren tarafından Mahkemeye usulüne uygun yazılı bir müracaat ile ele alınmasını talep etmesi gerektiğini, davalının bunu yapmadığı cihetle duruşmadan önce ele alınamıyacağını ileri sürmüştür. Davalı ise müdafaa takririnde yer- alan bu iddiaların davanın esasına inen hukuki argümanlar olduğunu ve bunların duruşmadan önce ele alınması gerektiğini iddia ederek böyle bir müracaatın Emir 27 nizam 1 altında yapılmadığını, Deniz Hukuku Nizamları madde 89, 203 ve 204 uyarınca yapıldığı-nı ve bu maddelere bakıldığında bu gibi müracaatların sözlü de yapılabileceğini ileri sürmüştür.
İlk Mahkeme duruşmadan önce ele alınması talep edilen bu iki hukuki noktanın yazılı bir müracaat ile mi sözlü bir müracaatla mı ele alınacağı hususunun öncel-ikle karara bağlanmış ve neticede davacının bu husustaki itirazını reddetmiştir. İlk Mahkeme daha sonra ön itiraz mahiyetinde olan bu iki hususu ele almış ve gerek tarafların argümanlarını gerekse lâyihalarda ileri sürülenleri dikkate alarak davalının, dav-acı ile arasında "privity of contract" olmadığı yönündeki itirazını reddetmiş, zamanaşımı hususundaki itirazını ise kabul etmiş ve neticede davadaki talebin zamanaşımına uğradığı kararına vararak tüm davayı reddetmiştir.
İstinaf İlk Mahkemenin bu kararın-a karşı davacı tarafından yapılmış olup 4 sebep içermektedir ancak bunlar istinafın duruşmasında 2 başlık altında ele alınmıştır.
1) İlk Mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatı uyarınca duruş-madan önce, davalı, Mahkemeye bir istida ile müracaat yapıp- ön itirazların dinlenmesini talep etmediği cihetle İlk Mahkemenin bu hususları ve özellikle zamanaşımı iddiasını davanın duruşmasından önce inceleyip bir karara varmakla hata ettiği gibi, davalının bu yönde yazılı bir müracaatta bulunmadığı gözönünde tutu-larak bu iddialarından vazgeçtiği kararına varmamakla da İlk Mahkeme hata etmiştir.
2) Dava sebebinin doğduğu tarihin belli olabilmesi için gemi ile taşınan malların teslim edildiği ve teslim edilmiş ise ne zaman teslim edildiği hususunda şahadet dinlenm-esi gerekirken İlk Mahkeme, beyanlar ile yetinerek zamanaşımı hususunu şahadet dinlemeden karara bağlamakla hata etmiştir.
İstinafın duruşmasında müstenif avukatı 1. istinaf sebebi üzerinde detaylı olarak durmamakla beraber başlıca ileri sürmüş olduğu i-ddia, İlk Mahkemenin, E.27 nizamlarını dikkate almayıp davalının sözlü talebi üzerine, ön itiraz mahiyetinde olan zamanaşımı iddiasını duruşmadan önce ele alıp karara bağlamakla ve yanlış nizam uygulamakla hata ettiği yönündedir.
Aleyhine istinaf edilen -davalı avukatı ise 1. istinaf sebebine değinirken E.27 nizam 1 kurallarına dayanılarak İlk Mahkemeye bir müracaat yapılmadığını, Deniz Hukuku yetkisine giren bu meselede Deniz Hukuku Nizamları Madde 89 ve 203'e dayanılarak sözlü bir müracaat yapıldığını il-eri sürmüş ve İlk Mahkemenin bu husustaki kararının doğru olduğunu iddia etmiştir.
1. istinaf sebebini incelerken, İlk Mahkeme kararına bakıldığında İlk Mahkemenin tarafların iddialarını ve bu iddialar neticesinde yaptığı inceleme ve vardığı sonucu şu şe-kilde özetlediği görülmektedir:
-"Davacı avukatı, Mahkemeye bir talepte bulunarak, işbu davaya mahkemenin sözlü bir müracaat üzerine bakmaya başladığını, hukuki noktaların öncelikle görüşülmesi yolundaki müracaatların sözlü değil yazılı yapılması gerektiğini, hukuki noktalara ilişkin H.U.-M.N. O.27'de yeterli açıklamanın bulunduğunu, H.U.M.N. O.48 R.8(1)'e göre, O.27'de dayanarak yapılacak itirazların yazılı yapılması gerektiğini iddia etmiş ve keza, Rules of Supreme Court of Cyprus in Its Admiralty Jurisdiction, Madde 203'e göre mahkemenin- hukuki noktalara ilişkin konuları öncelikle görüşmek amacıyle yapılan müracaatların yazılı yapılmasını emredebileceğini, öngördüğünü, 204'üncü maddeye göre ise, karşı tarafın haklarının etkilendiği takdirde mahkemenin bu gibi hallerde müracaatların yazılı- yapılmasını emretmesi gerektiğini iddia etmektedir.
-
Davalı avukatı ise, davacı avukatına verdiği cevapta, Deniz davalarında hukuki noktalara ilişkin itirazların H.U.M.N. O.27 değil, Deniz Hukuku Yetkisi Kuralları Madde 89'a dayandığını, söz konusu maddenin olgusal veya hukuksal bir hususun öncelikle görüş-ülmesi için taraflardan birisinin mahkemeye müracaat edebileceğini öngördüğünü, bu müracaatın ise, 203 maddeye tabi olduğunu, 203'cü maddeye göre müracaatların sözlü olabileceğini, ancak mahkeme veya yargıcın bu gibi müracaatların yazılı olmasını emretmeye- yetkisi olduğunu iddia etmiş ve devamla, davacı avukatının elinde Müdafaa Takririnin bulunduğunu ve bu takrirde zaman aşımı def'inin ileri sürdüğünü bildiğini, dolayısıyle yapılan müracaatın 204''ü maddede öngörüldüğü gibi karşı tarafın hak ve menfaatleri-nin etkilenmediğini ileri sürerek davacının müracaatının reddini talep etmiştir.
Taraflarca ileri sürülen iddia ve görüşleri mütalaa ve tezekkür ettim.
Deniz Hukuku Yetkisi altındaki davalara uygulanacak kurallar The Cyprus Admiralty Jurisdiction başlı-ğı altındaki nizamıdır. Mezkûr nizamların 89'cusu layihalarda ortaya çıkan herhangi bir hukuksal veya olgusal konunun öncelikle görüşülmesi için taraflardan birisinin Mahkemeye başvurabileceğini öngörmektedir.
Huzurumuzdaki meselede, bir zaman aşımı def-'ı vardır ve davalı hukuki bir nokta olan bu zaman aşımı def'ini ileri sürerek bunun öncelikle ele alınması hususunda bu maddeye dayanarak mahkemeye bir müracaat yapmıştır. Davalının müracaatının dayandığı madde yukarıda belirttiğim gibi Deniz Hukuku Yetki-si Kuralları 89'cu maddedir, davacı avukatının iddia ettiği gibi H.U.M.N. O.27 değil. Bu konuda: 27'yi uygulamaya olanak olmadığı kanaatindeyim.
Deniz Hukuku Yetkisi Kuralları madde 203'e göre, taraflardan birisi mahkemeye sözlü müracaat yapıp herhangi b-ir emir alabilir. 204'üncü madde taraflardan herhangi birisinin menfaatini etkileyen herhangi bir durumda bu gibi müracaatların yazılı yapılmasını öngörmektedir.
Huzurumdaki meselede, davcının işbu iptidai itirazının görülmesi neticesinde hak ve menfaatl-erinin nasıl etkileneceği hususunda yeterli açıklama olmadığı kanaatindeyim."
Görülebileceği gibi İlk Mahkeme bu meselede Sivil Mahkeme Nizamatı Emir 27 değil Deniz Hukuku Nizamatının uygulanması gerektiğine karar vermiş ve neticede bu karardan sonra dav-acıya herhangi bir haksızlık olamıyacağı kanaatine vardıktan sonra konu edilen hukuki noktayı duruşmadan önce karara bağlamayı uygun görmüştür.
Deniz Hukuku Nizamatı 89, 203 ve 204. maddeleri sırası ile şöyledir:
Madde 89 "Either party may apply to the c-ourt or Judge to decide fortwith any question of fact or law raised by any pleading, and the Court or Judge shall thereupon make such order as to him shall seem fit."
Madde 203 "A party desiring to obtain an order from the Court or Judge shall ordinarily -make oral application for the same, but the court or judge may, on the application being made, direct that a written application be furnished.
Where a written application is furnished, it shall be filed by the Registrar."
Madde 204 "Except where by thes-e Rules it is otherwise provided, no order affecting the interests of any person order than the person on whose application the order is made, shall be made unless notice of the application shall have been given to all other persons interested, except in t-he case hereinafter provided."
Yukarıda alıntısı yapılan nizamlardan açıklıkla görülebileceği gibi ileri sürülen hukuki noktaların karara bağlanmasını, taraflardan birisi duruşmadan önce talep edebilir. Böyle bir müracaatın mutlaka yazılı olması gerekmeme-ktedir. Kanaatimizce, İlk Mahkeme bu husustaki görüşünde, özellikle Sivil Mahkeme Nizamatı Emir 27'nin bu meseleye uygulanmaması gerektiği yönündeki yargısında hatalı değildir. Bu nedenlerle 1. istinaf sebebi reddolunur.
2. istinaf sebebine gelince; dava-cı, müstenif avukatı, İlk Mahkemenin zamanaşımı konusunu, davanın esasını veya şahadet dinlemeden, karara bağlamakla hata ettiğini ileri sürmüştür. Bu başlık altındaki iddiaları, esas itibarı ile, konu malların teslim edildiğine dair şahadet bulunmadığı, t-eslim edilmiş ise ne vakit teslim edildiği hususunda da şahadet bulunmadığı ve bu nedenle zamanaşımı süresinin hangi tarihden başlaması gerektiğine dair bulgu yaparken, İlk Mahkemenin tarafların sadece beyanlarına dayandığı ve bu hususta şahadet dinlemediğ-i ve mahkeme önünde bu konuda başka şahadet de bulunmadığı yönündedir.
Davalı avukatı ise, İlk Mahkeme önünde zamanaşımı defini ispat için şahit çağırmadıklarını kabul etmekle beraber, lâyihalarda ve özellikle davanın talep takriri ile, sunulan yemin var-akalarında konu malların teslim edildiğinin kabul edildiği gibi ne zaman teslim edildiğinin de belirlenmesi için yeterli şahadet mevcut olduğunu ileri sürmüştür. Davalı avukatı istinafın duruşmasında bu iddiaları desteklemek için davacı tarafından mahakemy-e dosyalanan talep takriri ile yemin varakalarına teker teker değinmiştir.
İkinci istinaf sebebi ele alınırken İlk Mahkeme kararına göz atıldığında İlk Mahkemenin zamanaşımı ile ilgili hukuki durumu lâyıkı ile incelendiği ve Deniz Hukuku Yetkisine giren -bu meselede talep için konu malların tesliminden itibaren 1 yıl içerisinde dava açılması gerektiği kararına vardığı görülmektedir. İlk Mahkemenin bu husustaki incelemesi şöyledir:
"Zamanaşımı ile ilgili iddialara gelince: Yukarıda zikrettiğim istinaf kar-arında Mahkemenin bulgusuna göre davalı gemi davacıya ait hellim, zeytin, kolokas, narenciye v.s. eşyayı G. Magosa Limanından İngiltere'nin Shoreham Limanına taşıyacaktı. Davacı Talep Takririnde taşınacak olan eşyaların tafsilâtını vermiştir. Malların deni-zden taşınmasına ilişkin bu sözleşme, yukarıda da belirttiğim gibi Fasıl 263'ün öngördüğü kurallara tabi olacaktır.
Fasıl 263'ün Ek cetvelindeki konişmento tüzüğünün Madde 3'ün 6.cı fıkrasının 3. bendinde:
"Malların teslim edildiği veya teslim edileceği -tarihten bir yıla kadar dava açılmadıkça, taşıyıcı ile gemi, zarar ziyan ile ilgili tüm sorumluluklardan ibra edilirler." denmektedir.
Davacı avukatı bu kuralın aksine bir yıllık zamanaşımına tabi olmadıklarını iddia etmektedir. Davacı avuaktının bu konu-yla ilgili iddialarını sırasıyle ele alıp incelemek gerekir:
Davacı avukatı,d eniz davalarının bir yıllık zamanaşımına tabi olmakla birlikte bunun istisnaları olduğunu iddia etmiştir.
Bu konuda taraflarca iktibas edilen içtihadi kararları i-nceledim. İncelediğim kararlarda huzurumdaki meseleye yıllık zamanaşımının taraflarca uzatıldığı yolunda da huzurumda şahadet beyan veya iddia yoktur. Keza huzurumdaki layihalarda da böyle bir hususu yoktur.
Davacı avukatının 2 nci iddiası, davalının eşyal-arı teslim etmediği, "protest of delivery" vermediği bu nedenle zamanaşımının işlemeye başlamadığı, eğer teslim yapılmış olsaydı zamanaşımının teslim tarihinden itibaren başlamış olacağı iddiasıdır.
Fasıl 263 Ek Cetvel Madde 3, 6.cı fıkranın -3. bendindeki teslim ile ilgili kurala biraz önce yukarıda temas etmiştim. Konu bende göre bir yıllık zamanaşımı süresi eşyaların teslim edildiği veya teslim edilmesi gerektiği tarihten başlar.
1968 Brüksel protokolu ile tadil edilmiş Hague R-ules Madde 3. Fıkra 6'da şöyle denmektedir.
"Subject to paragraph 6 bis the carrier and the ship shall is any event be dishcharged from all liability wahtsoever in respect of the goods unless suit is brought within one year of their delivery or of the dat-e when they should have been delivered. This period may, however, be extinded if the parties so agree after the cause of action has ariser.
Bu konuda gör: Carver, Carriage by sea 13.cü Baskı, sayfa 369.
"Yukarıda iktibaslardan görüleceği gibi bir yıllı-k zamanaşımı, eşyaların teslim edildiği veya teslim edilmesi gerektiği tarihten başlar. Ancak dava sebebi zuhur ettikten sonra taraflar mutabık kalarak bu süreyi uzatabilirler."
Yine İlk Mahkeme yukarıdaki incelemesinden sonra davacının talep takririnin -7 ve 8. paragrafları ile lâyihalara değinerek şu bulguya varmıştır.
"Gerek lâyihalarda gerekse Mahkemeye beyanlarında her iki taraf da Eti Teşebbüslerinin, bu taşıma esnasında meydana gelen zarar ziyanlar ilgili "SATELITH" gemisi aleyhine dava açtığını ka-bul etmektedirler. Layihalara göre davanın duruşma tarihi 27.10.1980 idi. Denizden taşımacılık ile ilgili davaların eşyaların teslim tarihinden veya teslim edilmesi gerektiği tarihten itibaren 1 yıl içinde açılması gerektiği gerçeğinden hareketle Eti Teşeb-büsleri süresi içerisinde dava açıp zarar ziyanını tahsil ettiğine göre her halûkarda geminin 79 yılı içinde İngiltere'ye varmış olması gerekirdi. Bu nedenle davalının 7.9.1984 tarihli yemin varakasında belirtilenleri doğru kabul eder ve 1979 yılı Şubat ay-ında, davalı geminin, yükünü teslim etmiş olduğu veya teslim etmiş olması gerektiği sonucuna varırım. Zaten davacı da lâyihalarda yükün hasarlı ve eksik teslim edildiğini kabul etmektedir."
Kanaatimizce İlk Mahkemenin yukarıdaki bulgusu ve bu bulgusu ne-ticesinde vardığı sonuç hatalı değildir. Lâyihalara göz atıldığında Emir 2 nizam 1 altında davacı tarafından dosyalanan talep takririnde şu iddialar yer almaktadır:
"A. 21.1.1979 - 29.1.1979 tarihleri arasında, davacı tarafından M/V, SATELITH gemisine aşa-ğıdaki malları İngiltere'ye gitmek üzere yükletildi. (428 ton narenciye, 400 torba kolokas, 166 torba kabak, 22 karton molohiya, 20 teneke harup pekmezi, 217 teneke zeytin, 96 teneke hellim, v.s. eşya) yükledi, ve işbu yüklemesi Şirketimizin, Magosa gemi a-centesi Necati Kayalp vasıtası ile yaptırdı. İşbu yükleme davacı şirket ile davalı Geminin kaptanı ve/veya sahipleri arasında varılan takriben Ocak 1979 tarihli anlaşma (Charter) muvacehesinde yapıldı, fakat işbu gemiye yükletilen malların takribi değerini-n %60'ı mezkur gemi tarafından İngiltere'ye kusurlu ve/veya hasarlı teslim edildi, ve davacı takriben 120.000 Sterlinin üzerinde zarar ziyana düçar oldu."
Yine davacı müstedinin konu gemi için isdar ettiği tevkif müzekkeresine (warrant of arest) ilişik ye-min varakasının 4. paragrafında şöyle denmektedir.
"4. Davalı aleyhine olan talebimiz, celpnameden de görüleceği gibi, 21.1.1979 - 29.1.1979 tarihleri arasında, M/V Satelith Gemisine yükletilen narenciye ve diğer yiyecek maddelerinin, işbu geminin sahiple-rinin ve/veya kaptanının ve/veya kaptanlarının taşımadaki kusurlarından mütevellit ve/veya mezkûr malları İngiltere'ye sağlam teslim etmemesinden ve/veya %60 kusurlu teslim etmesinden mütevellit, takriben 120.000 sterling zarar ziyana düçar kaldık."
Görü-lüyor ki gerek talep takriri ve gerekse sair itirazlara cevap olarak davacı müstenif tarafından dosyalanan yemin varakalarında konu malların 29.1.1979 tarihinde gemiye yükletildiği, geminin 18.2.1979 tarihinde İngiltere'ye varıp 19 Şubat 1979'da yükünü boş-altmaya başladığı ancak boşaltılan yükün yolda, geminin fırtınaya tutulması nedeniyle hasarlı olarak teslim edildiği kabul edilmeketdir. Bu nedenle konu malların ne vakit teslim edildiği hususunda şahadet dinlenmemesi veya bu konunun karara bağlanmasının d-avanın sonuna bırakılmış olması hatalı değildir.
Netice olarak İlk Mahkemenin tarafların sadece beyanlarına dayanarak bir yargıya vardığı yönündeki müstenif avukatının iddiası mesnetsizdir ve bu nedenlerle 2. istinaf sebebinin de reddedilmesi gerekir.
-Sonuç olarak istinaf reddolunur. Tabiatı ile daha önce davanın duruşma aşamasında, davanın neticesine değin verilen banka teminatı da yürürlükten kalkacaktır. Masraf hususuna gelince; davanın olgularını ve esas davanın zamanaşımı definden reddedildiğini de- dikkate alarak masraflar hususunda emir vermemeyi uygun görüyoruz.
(N. Ergin Salâhi) (Niyazi F. Korkut) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç Yarg-ıç
23 Eylül 1988
-
-9-
-
Full & Egal Universal Law Academy