-D.3/2000 Yargıtay/Hukuk 25/2000
- (Dava No: 1821/98; Lefkoşa)
-
-YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Metin A. Hakkı, Mustafa H. Özkök, Seyit A. Bensen.
İstinaf eden: Fahri Karagözlü, Lefkoşa
(Davalı)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Köşklüçiftlik Sağlık Ltd., Lefkoşa
- (Davacı)
A r a s ı n d a.
Lefkoşa Kaza Mahkemesinin 1821/98 sayılı davada 15.12.1999 tarihinde verdiği karara (Narin Ferdi Şefik Kıdemli Yargıç) karşı Davalı tarafından yapılan istinaftır.
İstinaf eden namın-a: Avukat Ata Dayanç
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Kıvanç M. Riza.
----------------
-
H Ü K Ü M
Metin A. Hakkı: Bu istinafın kökeninde yatan olguların aşağıdaki şekilde özetlenmesi mümkündür: Davacı Hükümlü Alacaklı Aleyhine İstinaf Edilen, (bundan sonra kısaca Davacı diye bahsedilecektir) 27.7.1998 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde- Davalı Hükümlü Borçlu İstinaf Eden (bundan sonra sadece Davalı diye bahsedilecektir) aleyhine 1821/98 sayılı bir dava ikame etti. Bu davanın celpnamesi Davalıya tebliğ edildikten sonra sözü edilen kişi davaya önce bir İspatı Vücut Varakası, bilâhare bir -Müdafaa Takriri dosyaladı. Neticede dava Kaza Mahkemesinde, tam yetkili Mahkeme tarafından dinlenmesini müteakip Alt Mahkeme 9.12.1999 tarihinde Davacı lehine £47.000 Sterling meblağ için hüküm, bu miktar üzerinden hükümde görülen faiz ve dava masrafları -için hüküm verdi. Davalı, sözü edilen bu karar aleyhine yasal süresi içinde Yüksek Mahkemeye Yargıtay/Hukuk 24/2000 sayılı bir istinaf
dosyaladı. Bu istinaf henüz sonuçlanmış değildir. Bu işlemlere paralel olarak, Davacı alacağının temini için Davalı a-leyhine 15.12.1999 tarihinde bir menkul mal writ'i isdar etti. Sözü edilen writ henüz icra edilmeden, Davalı 14.12.1999 tarihinde Alt Mahkemeye dosyaladığı ve Mukayyitlikçe duruşma için 15.12.1999 tarihine tayin edilen tek taraflı bir istida ile Kaza Mahk-emesinden aynen şu meyanda bir emir talep etti:
"Yukarıda sayı ve ünvanı verilen davada Davalı
Müstedaaleyh aleyhine verilen 9.12.1999 tarihli
hükmün ve/veya emrin icrasının 14.12.1999
tarihli ihbarlı olarak yapılan ve 3.1.2000
- tarihine tayinli bulunan icranın durdurulması
ve/veya icra işlemlerinin başlatılmaması
ve/veya icra takibinin yapılmaması istidasının,
sonuçlanmasına değin durdurulması için emir."
Sözü edilen bu 14.12.1999 tarihli, tek taraflı (-Ex Parte) icranın durdurulması istidası yine Davalının şahsının yaptığı 14.12.1999 tarihli bir yemin varakası ile desteklenmiştir. Bu istida 15.12.1999 tarihinde Davalı avukatının huzurunda ve tek taraflı olması hasebi ile (Davacının gıyabında) Alt Mahke-me tarafından ele alınmış, ve Alt Mahkemece 15.12.1999 tarihinde reddedilmiştir. Davalı 16.12.1999 tarihinde Alt Mahkemenin bu red kararına karşı önümüzdeki istinafı dosyalamıştır. İstinaf konusu icranın durdurulmasını reddeden Alt Mahkeme kararı (daktil-o hataları giderildikten sonra) aynen şöyledir:
"İstida ve yemin varakası tezekkür edildi.
Emir 35 Nizam 18 uyarınca Mahkemeye yapılacak
müracaatta konu hükmün kapsadığı miktarın
büyük olması halinde ve çok acil durum olmaması
- halinde Mahkemeye müracaatın tek taraflı değil
de çift taraflı yapılması gerekir. (Yargıtay/
Hukuk 9/79)
Bu nedenle bu davaya konu miktar gözönünde
tutularak, aciliyet olduğuna dair da ikna
olmadığım cihetle işb-u istida altında emir
vermemeyi ve icranın durdurulması için
Müstedinin halen dosyalamış bulunduğu çift
taraflı istida altında çare aranmasının daha
uygun olacağına karar veriririm.
Sonuç itibarı ile işbu istida red ve-
iptal edilir."
İlgili Mahkeme dosyalarının tetkikinden görülmektedir ki, Davalı 14.12.1999 tarihinde Alt Mahkemeye dosyaladığı icranın durmasına yönelik tek taraflı istidasına paralel olarak yine aynı tarihte yani 14.12.1999 tarihinde, Alt Mah-kemeye aynı gayeye yönelik bir de çift taraflı (By summons) istida dosyalamış ve çift taraflı istidasında da Alt Mahkemeden aynen şöyle bir emir talep etmiştir:
"Yukarıda sayı ve ünvanı verilen davada Muhterem
Mahkeme tarafından Davalı aleyhine- verilen
9.12.1999 tarihli karar ve/veya hükümden yapılan
istinafın neticesine değin, hükmün icrasının
yapılmaması ve/veya icra takibi işlemlerinin
yapılmaması ve/veya icranın durdurulması için
emir."
Sözü edilen bu çif-t taraflı istida, çift taraflı olması hasebi ile Davacıya da tebliğini müteakip Alt Mahkemece 12.5.2000 tarihinde reddedilmek suretiyle neticelendirilmiştir.
Tablonun tamamlanması amacı ile aşağıdaki hususlara da bu kararda yer verilmesi yerinde o-lur: Davalı 14.12.1999 tarihli icranın durdurulmasını talep eden tek taraflı istidası Alt Mahkemece 15.12.1999 tarihinde reddedildikten ve Davalı bu karar aleyhine önümüzdeki istinafı dosyaladıktan sonra Alt Mahkemeden 16.12.1999 tarihinde başka bir istid-a marifetiyle 15.12.1999 tarihli red kararı aleyhine yaptığı istinafın neticesine dek icranın durdurulmasını talep etmiş ancak bu talebi de Alt Mahkemece aynı tarihte reddedilmek suretiyle neticelendirilmiştir. Bunun akabinde Davalı 15.12.1999 tarihli kar-ar aleyhine 16.12.1999 tarihinde dosyaladığı istinafın neticesine dek, 17.12.1999 tarihinde Yüksek Mahkemeye dosyaladığı başka tek taraflı bir istida ile Yüksek Mahkemeden, önümüzdeki istinafın neticesine dek Davalının £50.000 Sterlinlik bir banka garantis-i vermesi koşulu ile esas davada verilen hükmün icrasını durdurmuş durumdadır.
Önümüzdeki istinafın kökeninde yatan ihtilâfsız olguları yukarıdaki şekilde özetledikten sonra yapılan istinaf tezekkür edilmeden, 14.12.1999 tarihli tek taraflı yapılan- icranın durması talebinin Alt Mahkemece reddinden sonra Davalının Yüksek Mahkemeye 5 yakınma içeren istinaf sebeplerine göz atmayı faydalı buldum. Davalının istinaf ihbarnamesinde görülen istinaf sebepleri aynen şöyledir:
"1. Muhterem Bidayet Mahke-mesinin 14/12/1999 tarihli
istida ve/veya yemin varakasına ekli belgelerde
ileri sürülen iddialara rağmen aciliyet olmadığı
gerekçesine istinaden 14/12/1999 tarihli tek
taraflı istidayı red ve iptal etmesi ve/veya- bu
husustaki kararı hatalıdır.
Muhterem Bidayet Mahkemesi bu gerekçeye istinaden
istidayı reddetmekle yanılmış ve/veya hataya
düşmüştür. Çünkü, istidayı destekleyen yemin
varakası ve yemin varakasına ekli be-lgeler,
Mahkeme içtihatları ışığında değerlendirildiğinde
Muhterem Bidayet Mahkemesinin talep edilen emri
vermesi gerekirdi. Saniyen, Muhterem Bidayet
Mahkemesi istidayı tezekkür ettiğine göre
meselenin acil -olduğu kanaatiyle istidayı tezekkür
etmiştir. Bu itibarla aciliyet olmadığı gerekçesi
hatalıdır ve/veya yanlıştır. İcranın durdurulması
istemi aciliyeti olan bir husustur.
2. Muhterem Bidayet Mahkemesi icranın durdurulm-ası
için müstedinin dosyalamış olduğu çift taraflı
istida altında çare aranmasının uygun olacağına
karar vermekle hatalı karar vermiştir.
Çünkü, Müstedi istinaf konusu 14/12/1999 tarihli
istida ile talep etmiş- olduğu icranın durdurulması
emrini, çift taraflı istidanın görüşülmesine değin
talep etmişti.
3. Muhterem Bidayet Mahkemesi 14.12.1999 tarihli
istidaya ekli yemin varakasında müstedinin
teminat vermek hususund-aki talep iddialarını
göz önüne almadan 14/12/1999 tarihli istidayı
reddetmekle hatalı karar vermiştir.
Çünkü Muhterem Bidayet Mahkemesi müstedinin
verebileceği teminatı hiç tezekkür etmemiştir.
4. Muhterem Bid-ayet Mahkemesi Hükümlü alacaklının
Hüküm miktarını alması halinde geriye iade
edememe ihtimalini göz önüne almadan, hatalı
karar vermiştir.
Çünkü, 14/12/1999 tarihli istidaya ilişik yemin
varakasının ekinde h-ükümlü alacaklının bir
Limited şirket olduğu ve sermayesinin de
5,000,000 TL olduğunu göz önüne almamış ve
hatalı karar vermiştir.
5. Muhterem Bidayet Mahkemesi icranın durdurulması
ile ilgili ve/veya talep olu-nan emirler ile
ilgili yasal mevzuatı ve/veya içtihadi prensip-
leri yanlış anladı ve/veya huzurundaki 14/12/1999
tarihli istidaya ve/veya meseleye yanlış olarak
uyguladı. Muhterem Bidayet Mahkemesi bu hataları
- yapmamış olsaydı talep olunan emirleri vermesi
gerekirdi".
Bu istinaf konusu istinaf sebeplerini incelemeden önce 14.6.2000 tarihinde istinafın duruşması esnasında Davalının öne attığı ve bence istinafın kaderini etkileyen bir noktayı incel-eyip karara bağlamayı sonra KKTC Mahkemelerinin uygulamakla mükellef olduğu konuya şamil hukuki mevzuata bir göz atmayı ve bilâhare istinaf sebeplerini tezekkür etmeyi uygun buldum.
14.6.2000 tarihinde istinafın duruşması esnasında Davacı tarafı, D-avalının Alt Mahkemece red ve iptal olunan talebinin 14.12.1999 tarihinde Mahkemeye dosyaladığı çift taraflı istidanın neticesine dek icranın durdurulması doğrultusunda bir talep olduğunu, talebinin bununla sınırlı olduğunu, sözü edilen çift taraflı istida-nın ise 12.5.2000 tarihinde yine Alt Mahkemece reddolunduğunu dolayısıyle bu istinafın akademik kaldığını Davalı tarafı bu istinafı kazansa bile eline hiçbir şey geçmeyeceğini çünkü icranın çift taraflı istidanın neticesine dek durdurulması talep olunduğun-a göre ve çift taraflı istida da Alt Mahkemece red ve iptal olunmuş olduğuna göre bu istinaf daha ileri gitmeden reddolunması gerektiğine Yargıtay olarak Mahkememizin dikkatini çekmiştir. Çift taraflı istidanın da Alt Mahkemece 12.5.2000 tarihinde reddolu-nduğunu Davalı tarafı da bir olgu olarak kabul edip doğruluğunu istinafın duruşmasında teslim etmiş durumdadır. Bu durumda ve bu olgular muvacehesinde bu istinaf kabul olunup istinaf konusu Alt Mahkeme kararı Yargıtayca bozulmuş olursa ne olur? Alt Mahke-menin iptal kararı ortadan kalkar ancak Davalı bundan hiçbir menfaat sağlamaz. Şöyle ki; zaten iptal olunmuş olan çift taraflı istidanın neticesine dek icra durmuş olur ki o istida da ortadan kalktığına göre konu tamamen akademik kalır; yani icra işlemle-ri bırakıldığı yerden devam eder. Davalı tarafı istinaf konusu karara dayanak teşkil eden tek taraflı istidasında, talep ettiği emrin çift taraflı "istidanın sonuçlandırılmasına değin" icranın durmasını değil de, istidanın nihaî sonuçlandırılmasına değin -(yani yapılması muhtemel bir istinafın neticesine dek) demiş olaydı ve böyle bir talepte bulunmuş olaydı belki durum farklı olur ve konu akademik kalmazdı.
Mahkemeler, bilhassa Yargıtay, akademik ekzersiz yapmak için görev yapmaz ve istinafı kazanmas-ı sonucu bir tarafın eline elle tutulur bir menfaat geçmeyecekse o istinaf akademik kaldığından yalnız bu sebepten ötürü reddi gerekir. Bunlar muvacehesinde istinafın duruşması esnasında tebellür eden yukarıdaki durum ışığında bu istinafın kanımca reddolu-nması gerekmektedir.
Bu kanaata vardıktan sonra Davalının istinaf sebeplerini kanımca tezekküre bile gerek yoktur. Ancak yine de bir an için bu hususu bir kenara bırakarak istinaf sebeplerine ve ondan önce meselenin kökeninde yatan mevzuata bir gö-z atmayı uygun bulmaktayım. İlgili mevzuat yerini bilhassa Usulü Mahkeme Nizamları Emir 35 Nizam 18, Usulü Mahkeme Nizamları Emir 48 Nizam 8 (1) (ee) de bulmaktadır. Bunların tatbikatta ne şekilde uygulanacağını gösteren birden fazla istinaf kararı da v-ardır, meselâ Yargıtay/Hukuk 4/87 (D.1/87) ile Yargıtay/Hukuk 9/79 (Bak: Yüksek Mahkeme Kararları, Yargıtay/Hukuk (1977-1979) sayfa 417) Konuya şamil yasal prensipleri özetleyecek olursam yasal durumun şu merkezde olduğu kanımca tartışma konusu olmayacak- kadar sarihtir: Herhangi bir karardan istinaf olunması yalnız başına istinaf olan kararın icrasını durdurmaz meğer ki sözü edilen kararın icrasını durduran yine aynı Mahkeme veya Usulü Mahkeme Nizamları Emir 35 Nizam 19 uyarınca bir üst Mahkeme tarafında-n söz konusu hükmün icrasının durmasını öngören bir emir verilmiş olsun. Bu gibi emirleri isdar etme her ne kadar da Davalının tek taraflı istidası ile yapılabilirse de böyle bir emrin çok acil istisnalar dışında tek taraflı istida neticesi verilmemesi ge-rektiği içtihatlarla karara bağlanmış durumdadır. Böyle bir emir, eğer verilecekse, prensip olarak çift taraflı istida ile ve Davacının görüşü de alındıktan sonra verilmelidir. Meselâ Davalının ödediği meblağı istinafı kazanırsa bile geri alamama ihtimal-i yüksek olan meselelerde icrayı durdurma emri verilebilir. Genel kaide odur ki (Yargıtay/Hukuk 9/79'dan alınan kelimelerle) "....... ilke olarak hüküm alan herhangi bir kişinin aldığı hükmün meyvelerinden mahrum edilmemesi gerekir." Bu iktibası destekle-yen bir çok İngiliz kararı da yukarıda numaraları verilen 2 içtihatın içeriğinde görülmektedir.
Yargıtay/Hukuk 4/87 ve 9/79 dan sonra KKTC'de tatbikatta yerleşmiş genel prensip şudur ki istinaf icrayı durdurmaz. Davalı, aleyhine icraya gidilmemesi-ni isterse, hükümlü borcunu Davacıya öder ve Davacı da istinafta Davalının muvaffak olması halinde İstinaf Mahkemesinin istinafta vereceği karar doğrultusunda ve o karar mucibince Davalıya ödediği parayı geri alacağına dair bir banka garantisi verir.
- Konuya şamil yasal durumu yukarıdaki şekilde özetledikten sonra 15.12.1999 tarihli istinaf konusu Alt Mahkemenin kararı incelendiğinde burda bir hata görülmemektedir. Alt Mahkeme tek taraflı istida ile icranın durudurulmasını tatbikata ve içtihatlara uya-rak uygun görmemiş ve ortada tek taraflı istida ile böyle bir emrin verilmesi için acil bir durum olduğuna da kâni olmamıştır. Davalının 14.12.1999 tarihli icranın durdurulmasını talep eden yemin varakası incelendiğinde aciliyetle ilgili sadece yemin vara-kasının 10. paragrafında bir iddia bulunmaktadır ve o da aynen şöyledir:
"10. Bu istidayı tek taraflı yapmaktaki amacım
Davacı Müstedaaleyh almış olduğum bilgiye
ve istihbarata göre icraya başvurmuş
ve/veya başvurmak üz-eredir, keza icra
işlemlerinin yapılmaması ve/veya durdurul-
ması hususunda bugün yani 13.12.1999
tarihinde Muhterem Mahkemeye ihbarlı bir
istida dosyalamış bulunmaktayım. Muhterem
Mahkemeden talebim ihba-rlı istidanın
neticesine değin Davacı Müstedaaleyh
tarafından icra işleminin başlatılmaması
ve/veya icranın durdurulmasıdır."
Aciliyetle ilgili olarak Alt Mahkeme önündeki material aynen yukarıdaki gibidir. Kanımca ha-klı olarak Alt Mahkeme talep edilen emrin tek taraflı verilmesi için bunun yeterince acil olmadığı kanaatine varmış ve Davalının istidasını reddetmiştir. Burda herhangi bir hata yoktur. Tam aksine istinaf edilen Alt Mahkeme kararı doğru bir karardır. İs-tinafın duruşması esnasında Davalı haciz işlemlerinin başladığını ve ilgili tarihte arabasına haciz gelmek üzere olduğundan söz etmiştir. Bu doğru olarak kabul edilse bile Davalının arabasının haczolunması kanımca mevzuatın anlamında icra emrinin tek tara-flı verilmesini ve icranın durdurulmasını adil kılmaz. Davalının hükümlü borcunun ödenmesi, Davalının arabasının haczolunmasından daha önemlidir. Bu olay başlı başına tek taraflı olarak yapılan talebin aciliyetini göstermez ve tek taraflı talep olunan em-rin verilmesini adil kılmaz.
Alt Mahkeme doğal adalet ilkelerine uygun olarak Davalının icrayı durdurma talebini, Davacının görüşünü de aldıktan sonra karara bağlamanın daha uygun olacağı kararını vermekle ve istinaf konusu tek taraflı istidayı redde-tmekle yukarıda söylenenler ışığında kanımca hiçbir hataya düşmemiştir. Netice olarak bu görüşe ve yukarıdaki konuya şamil prensiplere ters düşen Davalının tüm 5 istinaf sebebinin de reddedilmesi taraftarıyım.
Netice olarak, yukarıdakilere binaen i-stinafın reddolunması taraftarıyım.
Mustafa H. Özkök: İstinaf Eden Davalı aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesi 1821/98 sayılı davada 9.12.1999 tarihinde aşağıdaki şekilde hüküm vermiştir:
A. 47.000 Sterlin ve bu miktar üzerinden 27.7.1998 tarihinden iti-baren %5.5 faiz;
B. 3.6.1998 tarihinden 27.7.1998 tarihine kadar ayda 300 Sterlin ve bunun üzerinden de %5.5 faiz ile birlikte dava masraflarını ödemesi için aleyhine hüküm vermiştir.
İstinaf Eden Davalı, işbu karardan dolayı istinaf dosyalamı-ş ve hükmün icrasının durdurulması için de 14.12.1999 tarihinde çift taraflı dosyalamış olduğu istidayı görüşmek üzere 3.1.2000 tarihine tayin olunmuş aynı gün dosyalamış olduğu tek taraflı istida ile icranın durdurulması için 15.12.1999 tarihine tayin olu-nmuştur. 15.12.1999 tarihinde tek taraflı icranın durdurulması istidasını gören Bidayet Mahkemesi Yargıcının verdiği kararında özetle;
"Emir 38, Nizam 18 uyarınca Mahkemeye
yapılacak müracaatta konu hükmün kapsadığı
miktarın büyük olması- halinde ve çok acil
durum olmaması halinde Mahkemeye müracaatın
tek taraflı değil de çift taraflı yapılması
gerekir. (Y/H 9/97).
Bu nedenle bu davaya konu miktar göz-
önünde tutularak, aciliyet olduğuna dair
de ikna olm-adığım cihetle işbu istida
altında emir vermemeyi ve icranın dur-
durulması için müstedinin halen dosyalamış
bulunduğu çift taraflı istida altında çare
aranmasının daha uygun olacağına karar
veririm."
karar vermiştir.
Müste-di-Davalı işbu karara karşı istinaf dosyalamış bulunmaktadır. İstinaf ihbarnamesi 5 istinaf sebebi içermektedir. İstinaf sebepleri tek tek ele alınmıştır.
1. istinaf sebebi, Emir 35 nizam 18'e göre icranın durdurulması için dosyalanacak olan isti-daların tek taraflı yapılabileceği Emir 48 nizam 8'de görülmektedir. Bidayet Mahkemesi tek taraflı yapılan işbu istidada da aciliyet olmadığı nedeniyle reddetmekle hata etmiştir.
2. istinaf sebebi ise talep edilen çarenin çift taraflı istidanın gör-üşülüp karara bağlanmasına kadar olduğu halde Bidayet Mahkemesi çarenin çift taraflı istidada aranması gerektiğine karar vermekle hatalı hareket etmiştir.
3. istinaf sebebi ise icranın durdurulması için teminat göstermeye hazır olduklarını belirttikl-eri halde Mahkeme bu hususa hiç inanmamakla hata etmiştir.
4. istinaf sebebinde ise Davacının bir şirket olduğunu, sermayesinin ise 5 Milyon TL olduğunu ve hükümlü borcun ödenmesi halinde geri alma imkânı olmadığını belirtmelerine rağmen bu hususu da- Bidayet Mahkemesi tezekkür etmemekle hata etmiştir.
5. istinaf sebebinin ise mevzuatla ilgili olduğunu ve Yargıtay/Hukuk 9/79'da öngörülen prensiplerin yanlış uygulandığını ileri sürmekte ve istinafın kabul edilmesini talep etmektedir.
Aleyhin-e İstinaf Edilen Avukatı ise yaptığı hitabesinde özetle; istinafa konu istidada icranın durdurulması için çift taraflı istidanın görüşülüp karara bağlanmasına kadar durdurulması talep edildiği, çift taraflı istidanın ise sonuçlandığı cihetle işbu istinafın- akademik kaldığını belirttikten sonra Emir 48 nizam 8'e göre Emir 35 nizam 18 tahtında icranın durdurulması için tek taraflı istida ile başvuruda bulunulabileceğini öngörmekle beraber Mahkeme tatmin olmamışsa istidanın çift taraflı yapılmasına emir verebi-leceğini ve bu meselede de kendilerine de söz
hakkı vermekle Bidayet Mahkemesinin doğru hareket ettiğini ve doğal adalet ilkelerine göre istidayı reddetmekle herhangi bir hata işlemediğini belirterek istinafın reddini talep etmiştir.
Yapılan beyanlar- ile dosya tezekkür edildikten
sonra meselenin olgularının kısaca şöyle olduğu anlaşılmaktadır:
Davacının, Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosyalamış olduğu 1821/98 sayılı davası 9.12.1999 tarihinde sonuçlanmış ve yukarıda izah edildiği şekilde 9.12.1999 -tarihinde Davalı aleyhine hüküm verilmiştir.
Bu hüküm aleyhine Davalı istinaf dosyalamış ve yine yukarıda arzettiğim gibi 14.12.1999 tarihinde icranın durdurulmasını talep eden tek taraflı istidasının 15.12.1999 tarihinde reddedilmesinden dolayı işbu- istinafı dosyalamıştır.
Yine dosya tetkikinden 12.12.1999 tarihinde Davacının icraya başvurduğu ve icranın 28.12.1999 tarihinde başlaması ve kısmen icra edilmesi nedeniyle işbu istinaftaki İstinaf Eden Davalı Yüksek Mahkemeye başvurarak Yargıta-y/Hukuk 8/99 sayılı istidada icranın kısmen yapıldığını beyan ederek istinafın sonucuna
kadar icranın durdurulmasını talep etmiş ve 28.12.1999 tarihinde Yargıtay tarafından Davalının 50.000 Sterlin banka garantisi göstermesi halinde icranın durdurulmasına -karar verilmiştir; aynı gün dosyalanan banka garantisi neticesi icra durmuştur.
Emir 35 nizam 18 incelendiği zaman istinaf dosya-
lanması halinde Davalının istinafın sonucuna kadar icranın durdurulması için tek taraflı istida ile başvurabileceği Em-ir 48 nizam 8'de görülmektedir. Böyle bir istida dosyalanması halinde gerek Bidayet Mahkemesinde gerekse İstinaf Mahkemesinin Davalının göstermesi öngörülen teminat şartlarına bağlı olarak da icranın durdurulmasına emir verebileceği anlaşılmaktadır.
- Kanuni durum bu şekilde özetlendikten sonra bu
emre göre yani Emir 35 nizam 18'e göre dosyalanan tek taraflı istidada hangi hallerde icranın durdurulabileceği içtihat kararlarında belirtilmektedir. Yargıtay/Hukuk 9/79 incelendiği zaman bu içtihat karar-ında vazedilen prensiplere göre miktarın büyük olması ve durumun da acil olması halinde icranın tek taraflı istida ile durdurulabileceğini keza parasal hükümlerin icranın durdurulmasında öncelikle göz önünde bulundurulması gereken hususun Davalının borcunu- ödemesi ve istinafında başarılı olması halinde parasını geri alıp alamayacağı hususunun da tezekkür edilmesi gerektiği yönündedir. Bu istinafta da vazedilen prensipler bilâhare Yargıtay/Hukuk 4/87 (D.1/87)'de de kabul edilmiş ve bu kararda sayfa 4'te ayn-en şu şekilde bir ifade kullanıldığı görülmektedir:
"Yukarıda iktibas ettiğimiz İngiliz
otoritelerinden açıkça görülüyor ki
verilen herhangi bir hükmün icrasının
durdurulması için icranın durdurulmasını
isteyen tarafın hüküm-lü borcu ödediği
ve istinafı kazandığı takdirde ödediği
miktarı hükümlü alacaklıdan geri alamama
makul olasılığı olduğu hususunda mahke-
meyi ikna etmesi gerekir ve böyle bir
ikna etme istida ile beraber dosyalanan
bir yemin v-arakası ile yapılabilir.
Böyle bir yemin varakası yapılmayan
hallerde icrayı durdurma emri verilme-
mesi gerektiği aşikârdir."
Bu prensipler meselemize uygulandığı zaman miktarın yukarıda da görüldüğü gibi 47.000 Sterlin + 300 Sterlin-in belli bir süre içinde ödenmesine hüküm verildiği ve bu miktarın da büyük olduğu anlaşılmaktadır. Yine icranın yapılması için 12.12.1999 tarihinde Mahkemeye başvurulduğu Mahkeme dosyasından görülmektedir. Davalı İstinaf Edenin dosyalamış olduğu icranın- durdurulması için istidaya ek yemin varakasında bu hususlar özetle şu şekilde belirtilmektedir; icranın başlamış olduğu ve/veya başlamak üzere olduğu belirtilmekte keza icranın durdurulması için gerekli teminatı göstermeye hazır olduklarını ve hükümlü bor-cun ödenmesi halinde Davacının 5 Milyon TL'lik bir şirket olduğunu, (şirketle ilgili evraklar dosyada görülmektedir) veya şirketin hükümlü borcu istinaf edenin istinafında başarılı olması halinde geri iade etme imkânları olmadığı belirtilmektedir.
-Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğu zaman özellikle miktarın büyük olduğu, icranın yapılması için 12.12.1999 tarihinde Mahkemeye başvurulduğu ve her an icraya gidilebileceği tezekkür edildiğinde de ilk nazarda miktarın büyük olması ve durumun acil ol-ması nedeniyle geçici olarak icranın durdurulması gerekmekte idi.
Diğer bir husus ise yine Davalının yemin varakasında görüldüğü gibi Davacının bir şirket olduğu ve şirketin sermayesinin 5 Milyon TL olduğu yine dosyadan görülmektedir. Bu durumda da i-cranın durdurulmamasına karar vermeden önce bu hususun da tezekkür edilmesi ve ona göre bir karar üretilmesi gerektiği halde Bidayet Mahkemesi bu hususa da hiç değinmemiş ve netice itibarıyle herhangi bir gerekçe göstermeden ve/veya yeterli gerekçe gösterm-eden sadece durumun acil olmadığını ve keza hükümlü miktarı göz önünde bulundurarak istidayı reddettiğini belirtmekle yetinmiştir. Ancak niçin aciliyet olmadığı, icra için başvurulmuş olmasına rağmen bunun bir önemi olup olmadığı hususunda da herhangi bir-şey söylemeden kararı reddetmekle de hata ettiği kanaatindeyim. Bu durumda tek taraflı istida yapılması halinde ki meselemizde de tek taraflı başvuruda bulunulmuştur, yukarıda arzettiğim Emir 35 nizam 18 tahtında dosyalanan istidaların tek taraflı dosyala-nabileceği Emir 48 nizam 8'de de belirtilmekte ve bu husus taraflarca da kabul edilmektedir. Davalının iddiaları
ve yemin varakasında belirtilen hususlar da dikkate alındığında ilk nazarda icranın geçici olarak durdurulması bilâhare karşı tarafa da söz ha-kkı verildikten sonra icranın nihai olarak durdurulup durdurulamayacağına karar verilmesi gerekmektedir kanaatindeyim. Bidayet Mahkemesi bunları yapmamakla hatalı davranmıştır ve bu nedenle istinafın kabul edilip Bidayet Mahkemesi kararının iptal edilerek- istidanın dinlenmek üzere Bidayet Mahkemesine iade edilmesine karar verilmesinin uygun olacağı kanaatindeyim.
Bu istida sonuçlanıncaya kadar da 28.12.1999 tarihinde Yargıtay'ın vermiş olduğu icranın durdurulması ile ilgili kararın yürürlükte olması -gerekir kanaatindeyim.
Seyit A. Bensen: İşbu İstinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinin tek taraflı bir istida ile yapılan icranın durdurulması müracaatını reddeden kararına karşı yapılmıştır.
Olgular aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Davac-ı (aleyhine istinaf edilen) 9.12.1999 tarihinde Davalı (istinaf eden) aleyhine, sair talepler yanında £47.000.-sterling için hüküm aldı. Davalı söz konusu hükmün aleyhine istinaf etti. Davalı 14.12.1999 tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesine ihbarlı bir istida- ile müracaat ederek icranın durdurulmasını talep etti. Ayni gün Davalı tek taraflı bir istida dosyalayarak Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 14.12.1999 tarihinde dosyalanmış olan ihbarlı istidanın sonuçlanmasına kadar 9.12.1999 tarihli hükmün icrasının durdurulma-sını talep etti. İcranın durdurulması için yapılan istida Davalı Dr.Fahri Karagözlü tarafından yapılan bir yemin varakası ile desteklendi. İstidasına ekli yemin varakasında Davalı, özetle sair şeyler yanında, Mahkemenin 9.12.1999 tarihinde, sair talepler y-anında, aleyhine £47.000.-sterling için hüküm verdiğini, bu hükme karşı istinaf dosyaladığını, istidaya ekli istinaf sebeplerinden görüleceği gibi istinafında çok haklı ve ciddi istinaf sebeplerinin mevcut olduğunu, ve başarılı olma ihtimalinin çok yüksek -olduğunu, Davacı elde etmiş olduğu hükmün icrasını infaz ettiği takdirde evinde bulunan ve kullanımında olan şahsi menkul mallarının yok pahasına satılacağını ve istinaf lehine sonuçlandığı takdirde de bunları yerine koymasının imkânsızlaşacağını ve ayrıca- doktor olarak toplumdaki yerinin sarsılacağı gibi geriye dönüşü imkânsız ve telâfisi mümkün olmayan bir durumla karşılaşacağını, hükümlü borca karşı teminat olarak gösterebileceği menkul mal varlığının mevcut olduğunu, Davacının ise limited bir şirket old-uğu ve sermayesinin 5,000,000.-TL olduğunu, Davacı şirketin hiç bir mal varlığının olmadığı gibi faaliyeti de olmadığını ve her an tasfiye olabileceğini, bu nedenle istinaf lehine neticelendiği takdirde Davacıdan hükmün konusu olan miktarları geri almasını-n ihtimal dahilinde olmadığını, Davacının, almış olduğu bilgi ve istihbarata göre icraya başvurduğunu veya başvurmak üzere olduğunu, bu nedenle ihbarlı istidanın neticesine değin icranın durdurulmasını talep etti.
Tek taraflı istidayı tezekkür eden İlk -Mahkeme sadece davaya konu miktar gözönünde tutularak ve acil bir durum olduğuna dair da ikna olmadığı cihetle, Davalının yemin varakasında ileri sürülen iddiaları tezekkür etmeden, bu istida altında emir vermemeyi ve icranın durdurulması için Davalının ha-len dosyalamış bulunduğu çift taraflı istida altında çare aranmasının daha uygun olacağı kararına varmış ve istidayı red ve iptal etmiştir. İlk Mahkeme bu iptal kararına varırken Yüksek Mahkemenin Yargıtay/Hukuk 9/79 sayılı hükmüne atıfta bulunmuştur.
-Davalı bu karardan istinaf etmiş bulunmaktadır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi özetle aşağıdaki beş istinaf sebebini içermektedir.
Muhterem Bidayet Mahkemesinin 14/12/1999 tarihli istida ve/veya yemin varakasına ekli belgelerde ileri sürülen iddialara ra-ğmen aciliyet olmadığı gerekçesine istinaden 14/12/1999 tarihli tek taraflı istidayı red ve iptal etmesi ve/veya bu husustaki kararı hatalıdır.
Muhterem Bidayet Mahkemesi icranın durdurulması için müstedinin dosyalamış olduğu çift taraflı istida altında ç-are aranmasının uygun olacağına karar vermekle hatalı karar vermiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi 14/12/1999 tarihli istidaya ekli yemin varakasında müstedinin teminat vermek hususundaki talep iddialarını göz önüne almadan 14/12/1999 tarihli istidayı redd-etmekle hatalı karar vermiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi hükümlü alacaklının hüküm miktarını alması halinde geriye iade edememe ihtimalini göz önüne almadan, hatalı karar vermiştir.
Muhterem Bidayet Mahkemesi icranın durdurulması ile ilgili ve/veya tal-ep olunan emirler ile ilgili yasal mevzuatı ve/veya içtihadi prensipleri yanlış anladı ve/veya huzurundaki 14/12/1999 tarihli istidaya ve/veya meseleye yanlış olarak uyguladı. Muhterem Bidayet Mahkemesi bu hataları yapmamış olsaydı talep olunan emirleri ve-rmesi gerekirdi.
Herhangi bir hükmün icrasının durdurulması Hukuk Muhakemeleri Usulü Nizamatı Emir 35, nizam 18 tahtında yapılmaktadır. Emir 35, nizam 18'e göre bir istinaf kendiliğinden herhangi bir hükmün icrasını durdurmaz, meğer ki hükmü veren Mahkem-e veya İstinaf Mahkemesi böyle bir karar versin.
Emir 48, nizam 8(1)(ee) bendine göre de Mahkemeye müracaat tek taraflı bir istida ile yapılabilir. Fakat böyle bir hükmün icrasının durdurulması emrinin tek taraflı bir istida üzerine verilebilmesi için, s-air kriterler yanında, acil bir durumun veya böyle bir yolu takip etmeyi haklı gösterecek meselenin kendisine has ahval ve şeraitin mevcut olması gerekir. Konu acil değil veya meselenin tüm şeraiti dikkate alınarak karşı tarafa söz hakkı verilmesi uygun gö-rülüyorsa, istidanın karşı tarafa da tebliğ ettirilerek ona da söz hakkı tanınması veya istidanın çift taraflı yapılmasına direktif verilmesi gerekir. Bu durumda İlk Mahkemelerin ilkin karar vereceği husus, tek taraflı istida ile yapılan hükmün icrasının d-urdurulması müracaatının acil olup olmadığına karar vermesidir. Acil olduğu kararına vardıktan sonra istidayı tek taraflı olarak görmeğe karar veren Mahkeme, bir çok içtihat kararlarında değinildiği gibi, örneğin Yargıtay/Hukuk 9/79 da özetlenen prensipler-i dikkate alarak bir karar vermesi gerekir.
Önümüzdeki meselede yemin varakası tetkik edildiğinde Davacının, alınan bilgi ve istihbarata göre, icraya başvurmuş ve/veya başvurmak üzere olduğuna ilişkin iddialar vardır. Davacının icraya başvurmak üzere old-uğu olasılığı gözönünde tutulduğunda acil bir durumun mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Kanaatimce İlk Mahkemenin aciliyet olmadığı yönündeki değerlendirmesi ve vardığı bulgu hatalıdır. Bu nedenle 1. istinaf sebebinin kabul edilmesi gerekir. Geriye kalan ist-inaf sebeplerini yukarıda 1. istinaf sebebi üzerinde vardığım karar ışığında, tezekkür etmem gerekmemektedir.
Sonuç olarak İlk Mahkemenin 15.12.1999 tarihli kararının iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim. İlk Mahkeme konuyu sadece acil bir durum olmadığ-ı hususu üzerine dayanarak bir karara bağladığı ve diğer ileri sürülen iddia ve olguları değerlendirme yönüne gitmediği cihetle 14.12.1999 tarihli tek taraflı istidanın diğer hususlar üzerinde görüşülüp karara varılması için betekrar İlk Mahkemeye iade edi-lmesi taraftarıyım.
Metin A. Hakkı: Sonuç olarak, benim karşıoyum ve oyçokluğu ile istinafın kabul edilip 15.12.1999 tarihli Alt Mahkeme kararının iptal edilmesine ve 14.12.1999 tarihli istidanın gereği için Lefkoşa Kaza Mahkemesine iadesine emir veril-ir.
Bu istinaf masrafları ile ilgili olarak da oybirliği ile herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
Metin A. Hakkı Mustafa H. Özkök Seyit A. Bensen
- Yargıç Yargıç Yargıç
29 Haziran 2000
-
-1
19
-
Full & Egal Universal Law Academy