-D.13/90 Birleştirilmiş
Yargıtay/Hukuk 27/89 ve 29/89
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Aziz Altay, Taner Erginel.
Yargıtay/Hukuk 27/89
(Dava No: 2132/87; L-efkoşa)
İstinaf eden: Halil İbrahim Bicen, Lefkoşa.
(Davalı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hüseyin Songur, Lefkoşa.
(Davacı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Tahir Seroydaş.
Aleyhine istinaf edilen namına: Ergin Ulunay.
Yargıtay/Hukuk 29/89
(Dava No: 2132/87; Lefkoşa)
İstinaf eden: Hüseyin Songur, Lefkoşa.-
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen:İbrahim Bicen, Lefkoşa.
(Davalı)
- A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Ergin Ulunay.
Aleyhine istinaf edilen namına: Tahir Seroydaş.
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Taner Erginel verecektir.
Taner Erginel: Davacının arabası davalıya ai-t benzin istasyonunda yıkanırken ortaya çıkan bir yangın sonucu hasar gördü. Bunun üzerine bir dava açan Davacı, Davalının arabaya olan hasarı tazmin etmesini talep etti. İlk Mahkeme arabaya olan hasardan Davalının sorumlu olduğu kanısına vardı ve davacı l-eyhine 3.66.600.-TL için hüküm verdi. Davalı bu hükme karşı önümüzdeki istinafı dosyalayarak yangın nedeniyle meydana gelen hasardan kendisinin sorumlu olmadığını ve İlk Mahkemenin takdir ettiği tazminat miktarının aşırı derecede yüksek olup indirilmesi ge-rektiğini iddia etmektedir. Davacı ise dosyaladığı 29/89 sayılı mukabil istinafta tazminat miktarının yeterli olmadığını öne sürmektedir. Her iki istinaf birleştirilerek dinlenmiştir.
Davanın olguları özetle şöyledir. Bir iş adamı olan davacı, 1970 yılın-a 1960 model Peugot marka injektörlü bir araba satın aldı. 25.9.1986 tarihinde arabasının yağını, suyunu ve genel durumunu kontrol ettikten sonra arabayı Lefke'de askerliğini yapmakta olan oğluna verdi. Araba 4 gün Lefke'de oğlunun yanında kaldı. 29.7.1986- tarihinde sabahleyin Davacının oğlu, bölüğünden izin alarak araba ile Lefkoşa'ya geldi. Saat 10.00 - 11.00 arasında arabayı Davalıya ait benzin istasyonuna götürdü ve yıkanması için orada çalışanlara bıraktı. Benzin istasyonunun sahibi olan Davalı, Davacı-nın oğlu ile görüşmedi. Fakat arabayı bizzat sürerek yıkama odasına götürdü. Davalı, araba yıkandıktan sonra tekrar arabaya girdi ve arabayı geri geri yıkama odasından çıkararak silineceği yere götürmek istedi. Arabayı yıkama odasından çıkardıktan sonra ön- vitesi koyup ileriye doğru sürmek üzere iken benzin yerinde çalışanlar "arabanın altından ateş çıkar"diye bağırmaya başladılar. Davalı arabanın motorunu söndürerek dışarı çıktı. O esnada bir tanker işyerinde benzin boşaltmakta idi. Arabayı iterek tankerde-n uzaklaştırdılar ve yangın söndürmek için işyerinde bulunan 3 yangın söndürücü tüpü getirerek yangını söndürmeye teşebbüs ettiler. Arabanın motorunda başlayan yangını söndürmek için arabanın bonetini yani ön kapağını açıp içeriye köpük püskürtmek gerekiyo-rdu. Ne var ki arabanın ön kapağı muhtemelen yangın nedeniyle hasar gördüğünden açılmadı. Bunun üzerine Davalı ve işçileri arabanın altından yanmakta olan motora köpük püskürttüler. Bu esnada itfaiyeye haber verildi. Çok kısa sürede 4-5 dakika içinde olay -yerine gelen itfaiye arabanın motoruna su püskürttü. Daha sonra bir levye ile arabanın ön kapağını açan itfaiye memurları, motora tekrar su püskürterek yangını tamamen söndürdüler. Beş on dakika içeisinde olup biten bu olayda araba büyük hasar gördü. Davac-ı açtığı davada Davalının yangından sorumlu olduğunu öne sürdü. İlk Mahkeme kararında Davalının sorumluluk konusu ile tazminat konusunu ayrı ayrı inceledi.
İlk Mahkeme kararında Davalının sorumluluğu konusunda şöyle dendi:
"Konuya ilişkin eski İngiliz -içtihatlarını incelediğimizde görülmektedir ki bir yangın hiç kimsenin kusur ve kahabati olmadan başlarsa bile yangının anında söndürülmemesi için grekli müdahale yapılmaz ve yangın büyür ve bunun için Davacı daha büyük zarara düçar olursa yangının çıkması-na sebep olan şahıs Davacıya karşı yine de sorumludur. Bu şekilde Masgrove v. Pandellis davasında (1919 2 K.B. 43) kazaen çıkan bir yangının gerektiği şekilde müdahale edilmemesi neticesi büyümesi sonucu Davalı, davacıya karşı yangın neticesi düçar olduğu -zarar ziyandan sorumlu tutulmuştu. Bizim önümüzdeki meselede de yangın, Davalının hiç bir kusuru olmadan başlamış olsa dahi arabanın bonetinin bir leveri ile açılıp anında söndürülmemesi neticesi arabaya olan hasarın çoğaldığı göz önünde bulundurularak Da-valı, Davacıya karşı common law altında sorumludur ve zarar ziyanını tazmin etmekle yükümlüdür."
Kararın diğer bir yerinde ise şöyle denmektedir:
"Kendimizi tekrarlamak pahasına vurgulamayı uygun görmekteyiz ki bu meselede Davalı bir yandan Davacının oğ-lu ile diğer yandan Davalının müstahdemleri arasında yapılan şifahi bir anlaşma neticesi ve makul ücret muabili Davacının arabasını 29.7.1986 tarihinde yıkama için yasanın öngördüğü anlamda "bailee" sıfatıyle tasarrufuna almıştır ve arabaya olan hasar Dav-alının bu anlaşmaya uygun olarak araba tasarrufunda iken olmuştur. Fasıl 149'un yukarıda iktibas edilen 109 ve 110. maddeleri İngiltere'den alındığına göre ilgili İngiliz yazarlarının veya İngiliz içtihatlarının veya İngiliz Mahkemelerinin kararlarının bun-ların tatbikatındaki tefsiri ile ilgili uyguladıkları usulden yararlanmamız doğaldır. Halsbury's Laws of England 3. baskı, cilt 2, sayfa 103'de 202. paragrafta "measure of deligence"i incelerken aynen şöyle demektedir:
""The fact that the chattel was lost- or injured whilst in the possession of the bailee raises a prima fazie presumption against him but he may rebut it by probing that he was not blame for the loss of injury, even if unable to show how it happened."
Bu meselede Davalı ne Fasıl 148 Madde 53- altında ne de Fasıl 149'un ilgili maddeleri altındaki bu "presumption"ı rebut edememiştir çünkü araba tasarrufunda iken motorunda, kendinin hiçbir kusuru olmadan yangın başlamış olsa dahi itfaiyenin gelmesinden önce arabanın bonetini bir leveri ile açmaya- çalışıp yangını arabanın altından söndürmeye çalışmışlardır. Bu hatası hem Haksız Fiiller (Mad. 51 ve 53) Yasası açısından hem de Fasıl 149 açısından Davalıyı, Davacıya karşı düçar olduğu zarar ziyandan dolayı sorumlu tutar."
-Görüleceği gibi İlk Mahkeme yangının başlamasından Davalıyı sorumlu tutmamıştır. Ancak Fasıl 148 madde 53 ile Fasıl 149 madde 109 ve bunlara kaynak olan İngiliz içtihatlarını dikkate alan İlk Mahkeme yangın çıktıktan sonra yangını söndürmek için gerektiği- gibi müdahale etmediği için davalının sorumlu olduğu kanısına varmıştır.
Konumuzla ilgili olan yasa maddelerine göz atalım. Fasıl 148 Haksız Fiiller Yasasının 53. Maddesi şöyledir:
"53: in any action brought in respect of any damage in which it is pro-ved
that such damage was caused by or in consequence of any fire, and
that the defendant kindled such fire orr was liable for the kindling of such fire or was the occupier of the immovable property or the owner of the movable proterty on which such fire or-iginated,
the onus shall be upon the defendant to show that there was no negligence for which he is liable in connection with the origin or spread of scuh fire."
Bu maddeden anlaşıldığına göre bir yangının çıkmasına neden olan kişi veya yangının çıktığı -taşınmaz malın sahibi sorumluluktan kurtulmak için yangının çıkmasında veya yayılmasında ihmali olmadığını kanıtlamak zorundadır.
Konumuzla ilgili emaneten mal tasarrufuna ilişkin Fasıl 149 Akitler Yasasının 109'uncu maddesi ise şöyledir:
"109: In all c-ases of bailment the baliee is bound to take as much care of the goods bailed to him as a man of ordinary prudence would under similar circumstance, take of his own goods of the same bulk, quality and value as the goods bailed."
Görülebileceği gibi bir b-aşkasının malını emaneten tasarrufunda bulunduran kişi de malın korunması için özen göstermek zorundadır ve hasar durumunda gerekli özeni gösterdiğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. 109'uncu madde daha da ileri giderek emanetçiyi sorumluluktan ku-rtarmada uygulanacak ölçüyü de belirtmiştir. Buna göre emanetçi tasarrufunda bulundurduğu mala normal ölçüde ihtiyat sahibi bir kişinin ayni koşullarda kendi malına gösterdiği özeni göstermek zorundadır. Yani bu ölçüde özen gösterdiğini kanıtlayabildiği ta-kdirde sorumlu olmaktan kurtulur.
Fasıl 148'in 53. maddesine dönerek orada ihmali olmadığını kanıtlamaya çalışan bir davalının hangi ölçüde özen göstermesi gerektiğine bakalım. Fasıl 148'de "ihmalin" tanımını yapan 51. maddenin (1). fıkrası bu konuda biz-e ışık tutmaktadır. Bu madde şöyledir:
"51. (1) Negligence consist of
doing some act which in the circumstances a reasonable prudent person would not do or failing to do some act which in the circumstances such a peson would do, or
failing to use such sk-ill or take such care in the exercise of a profession, trade or occupation as a reasonable prudent person qualified to exercise such profession, trade or occupation would in the circumstances use or take,
and thereby causing damages:
Provided that c-ompensation therefor shall only be recovered by any person to whom the person guilty of necligence owed a duty, in the circumstances, not to be negligent."
Görüleceği gibi ihmal makûl ölçüde ihtiyatlı bir kişinin ayni koşullarda yapacağı bir şeyi yapmama-k veya yapmayacağı bir şeyi yapmaktır. Dikkat edilirse Fasıl 148 madde 53'de belirtilen ölçü ile Fasıl 149 madde 109'da belirtilen ölçü birbirinden fazla farklı değildir. Yani Davalı her iki halde de normal veya makul ölçüde ihtiyatlı bir kişinin yapması g-errken hareketleri yapmışsa sorumluluktan kurtulacaktır. İstinafta çeşitli yasal argümanlar yapılmış olmakla birlikte tüm tartışmalar bir konuya bağlanmakta ve bir konunun karara bağlanmasıyla diğer konular önemsiz veya akademik kalmaktadır. Yasal tartışma-ların düğümlendiği bu soruyu şöyle özetlemek mümkündür. O gün Davalı, yangını söndürmek için normal veya makûl ölçüde ihtiyatlı bir benzin istasyonu sahibinin yapması gerekenleri yapmış mıdır? Eğer yapmışsa diğr yasal tartışma konularında nasıl düşünülürse- düşünülsün arabaya olan hasardan Davalının sorumlu tutulması mümkün değildir.
Bu meselede Davalının yangının başlamasında kusuru olup olmadığını araştıralım. Davalı arabayı teslim aldıktan sonra sadece dışına duş yapıldığını, arabanın motorunun açılıp e-llenmediğini söylemiştir. Araba Davalıya sadece duş için bırakıldığına göre arabasının motorunun açılması için herhangi bir neden de yoktu. İlk Mahkeme de kararında yangının muhtemelen bir elektrik kontağından çıktığını ve Davalının yangının başlamasında h-erhangi bir kusuru olmadığını belitmiştir. İlk Mahkemenin bu bulgusu istinafta tartışılmamıştır. Bu durumda Davalının yangının başlamasında herhangi bir kusuru olmadığını belirtmiştir. İlk Mahkemenin bu bulgusu istinafta tartışılmamıştır. Bu durumda davalı-nın yangının başlamasında kusuru bulunmadığı sonucuna varmamız ve sadece daha erken söndürülmesinde kusuru olup olmadığını araştırmamız gerekir.
Üzerinde durulması gereken diğer bir nokta benzin istasyonlarında yangına karşı alınması gerken önlemlerin g-enelde Davalı tarafından alınıp alınmadığıdır. İtfaiye Müfettiş Muavini Kaner Köksal şahadetinde Davalıya ait benzin istasyonunu yangından önce, 7.7.1986 tarihinde kontrol edildiğini, orada 3 yangın söndürme cihazı bulunduğunu, istasyonda yangına karşı alı-nması gerken önlemlerin tümünün alınmış olduğunu söylemiştir. Bu tanığa göre bir eksiklik olduğu tesbit edilse bu, derhal Davalıya söylenecek ve eksikliğin tamamlanması sağlanacaktı. Yangına karşı alınması gerekli önlemler alındığı için yangından sonra Dav-alı leyhine ceza davası getirilmemiştir. Bu durumda Davalının gerekli önlemleri aldığını kabul etmemiz gerekir.
Kaner Köksal şahadetinde devamla arabanın ön kapağının açılarak tüplerin üstten püskürtülmemesinin yangının uzamasına neden olduğunu söylemişt-ir. Ancak üst kapak yangın nedeniyle açılmadığı için bir levye ile kırılarak açılması mümkün olabilirdi. Şu halde bu davada kararlaştırılması gereken konu Davalının ve müstahdemlerinin bir levye ile arabanın ön kapağını kırıp üstten yangını söndürmeye teşe-bbüs etmelerinin ve yangın söndürmelerini alttan kullanmalarının bir ihmal oluşturulup oluşturmadığıdır. Eğer normal veya makul ölçüde ihtiyatlı bir istasyon sahibinin aynı koşullarda levye ile arabanın ön kapağını kırıp yangını üstten söndüreceği kanısına- vardığımız takdirde Davalıyı sorumlu tutmamız gerekecektir.
Öncelikle belirtmemiz gerekir ki bu meselede Davalının kendi bilgi ve becerisi içinde yangını söndürmek için elinden gelen herşeyi yaptığı açıktır. Yanmakta olan araba Davalının kendi malı olsa -daha farklı hareket etmiyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü Davacının arabası yanarken, istasyonda bir tanker benzin boşaltmakta idi. Davacının arabasının yanarak patlamasının yanısıra tüm benzin istasyonunun havaya uçması sözkonusu idi. Davalının ke-ndi malları ve şahsının da tehlike içerisinde olduğu bir ortamda yangını söndürmek için elinden geleni yapmış olduğunu kabul etmemiz gerekir.
Yangın söndükten sonra olayı analiz eden uzman Kaner Köksal, arabanın ön kapağının levye ile açılıp yangın söndü-rme cihazlarının üstten kullanılmamasının bir hata olduğunu söylemiştir. Ancak davalının ihmali olup olmadığını saptarken dikkate almamız gerken ölçü bir uzmanın olaydan sonra yaptığı böyle bir değerlendirme değildir. Bu uzamanın ayni koşullarda nasıl hare-ket edeceği de bizim için bir ölçü olamaz. Dikkate almamız gerken ölçü normal ve makûl ölçüde ihtiyatlı bir istasyon sahbinin o koşullarda nasıl hareket edeceğidir. Bu konuda karar verirken arabanın ön kapağını bir levye ile kırıp açmanın kolay bir iş olma-dığını da göz önünde tutmak zorundayız. Bu kadar zor bir iş yanmakta olan yani her an patlaması söz konusu olan bir araba üzerinde normal bir istasyon sahibi nasıl başarabilirdi? O koşullarda arabanın ön kapağını kırıp açmanın değil, arabaya yaklaşmanın bi-le cesaret işi olduğu söylenebilir. Ön kapağı açmanın güçlüğü bir tarafa bırakılsa bile normal bir istasyon sahibini yangın söndürücülerini alttan kullanmanın sonuç vermiyeceğini bilmesi mümkün değildi. Tüm bu gerçeklerden açıkca anlaşılıyor ki normal ve m-akûl ölçüde ihtiyatlı bir istasyon sahibi bu davaya özgü koşullarda arabanın ön kapağını levye ile kırma yönüne gitmezdi. Dolayısıyle davalının yangını söndürmek için yaptığı harketlerin ihmal oluşturmadığı görüşündeyiz. Bu nedenlerle davalıyı hasardan sor-umlu tutmamız mümkün değildir.
Bu bulguya vardıktan sonra istinafta tartışılan diğer yasal konular ve tazminat miktarı üzerinde durmaya gerek duymuyoruz.
Sonuç olarak istinaf kabul olunur ve İlk Mahkemenin verdiği hüküm iptâl edilir. Mukabil istinaf is-e reddolunur.
Bu meselede Davacının da kusuru olmadığını ve Davacının büyük zarar gördüğünü dikkate aldıktan sonra masraflar için herhangi bir emir vermemeyi uygun görürüz.
(N. Ergin Salahi) (Aziz Altay) - (Taner Erginel
Yargıç Yargıç Yargıç
19 Haziran 1990
-
-
8
-
Full & Egal Universal Law Academy