-
D31/80 Yargıtay/Hukuk 28/80
(Dava No: 315/78 Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut.
İstinaf- eden: Mustafa Lâtifoğlu, Mağusa
(Davalı)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Mustafa Mehmet Tansu, Mağusa
(Davacı)
A r as ın da
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Riza.
Al-eyhine istinaf edilen namına: Fuat Veziroğlu.
Tahliye - İhtiyaca binaen tahliye -18/73 sayılı Kira (Kontrol) Yasasının 7(l)(g) maddesi - Davacı 18 yaşını bitirmiş oğlunun dava konusu dükkâna ihtiyacı olduğunu ileri sürerek -tahliye talebinde bulunması - Davalının, eski mal sahibi ile aralarında mukavele bulunduğu ve bu mukavelenin Davacıyı da bağladığı iddiası - İlk Mahkemenin Davacının dükkâna makul surette ihtiyacı olduğu ve Davalı aleyh-ine tahliye emri verilmemesi halinde Davacının Davalıya nazaran daha büyük müşkülâta uğrayacağı görüşü - İlk Mahkemenin tahliye emri vermesi - Davalının dava konusu dükkânda yasal kiracı olduğunun kanıtlanamaması - Yasal kiracılığın - esasa ilişkin olgulardan olması ve bu iddianın talep takririnde yer alma zorunluluğu.
Yasal kiracılık - Yasal kiracılığın kanıtlanması - Kira münasebetinin koşullarının bilinmemesi.
İhbarname - Eski mal sahibi ile kiracı arasındaki kira münase-betinin koşullarının ne olduğunun belirtilmemesi nedeni ile Davacının Davalıya gönderdiği ihbarnamenin mana ifade etmemesi - Talep takririnde Davalının mukaveleli kiracı olup olmadığının ve neye dayanarak kira ilişkisinin sona erdirdiğinin belirtmemesi - Y-argıtayın Davalıya sadece ihbarname gönderilmesi nedeni ile Davalının kanuni kiracı tanımına giremiyeceği görüşü.
Usul - Esasa ilişkin olgu - Esasa ilişkin olguların dava layihalarıda belirtilmemesi halinde bu olgular hakkında Mahkemede şahadet verilemem-esi ve verilse bile dikkate alınmaması.
Mal sahibi - Davacının dükkânı satın alması - Eski mal sahibi ile kiracı arasındaki kira sözleşmesinin yeni mal sahiplerini bağlaması - Sözleşmenin nasıl sona erdirilebileceği.
OLAY: Davacı, Davalıya yazılı ihbar- göndererek var olan veya var olduğu farzolunan kiracılık münasebetini fesh ettiğini bildirdi. Davacı, kendisinin ve oğlunun dava konusu dükkâna makul surette ihtiyacı olduğunu ileri sürerek tahliye davası açtı.
Davalı müdafaasında, eski mal s-ahibi ile kendisi arasında icar mukavelesi bulunduğunu ve bu mukavelenin Davacıyı da bağladığını, Davacının gönderdiği ihbarların eski mal sahibi ile kendisi arasındaki mukaveleyi fesh edecek nitelikte olmadığını iddia etti.
İlk Mahkeme, - Davalının kanuni kiracı olduğu, dava konusu dükkâna Davacının makul surette ihtiyacı bulunduğu ve Davalı aleyhine tahliye emri verilmemesi halinde Davacının Davalıya nazaran daha büyük müşkülata uğrayacağı kanaatine vararak tahliye emri verdi.
- Davalı, talep takririnde kendisinin nasıl kanuni kiracı olduğu hususunda bir iddianın bulunmadığını buna rağmen İlk Mahkemenin bu konuda bulgu yaptığını Davacının oğlunun dükkâna makul surette ihtiyacı olduğunu kabul etmekle İlk -Mahkemenin hata ettiğini ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yargıtay çoğunluk kararında Davacının tahliye davasında başarılı olabilmesi için Davalının kanuni kiracı olduğunu ispatlaması gerektiğini belirtti.
Çoğunluk kararı, kanuni kira-cılığın nasıl meydana geldiğine dair olguların esasa ilişkin olduğunu ve talep takririnde yer alması gerektiğini vurguladı. Çoğunluk kararı, dava layihalarında esasa ilişkin olguların yer almaması halinde bu olgular hakkında şahadet verilemeyeceğini ve ve-rilse bile dikkate alınamayacağını belirtti.
Bu meselede, eski mal sahibi ile Davalı arasındaki kira münasebetinin koşulları ile neye dayanarak mukavelenin feshedildiğinin belirtilmediğini, bu durumda Davalıya gönderilen ihbarların bir anlam t-aşımadığım belirten çoğunluk kararı, Davalının kanuni kiracı olmadığı sonucuna vardı ve tahliye emrini iptal etti.
Azınlık kararı ise Davacının Davalıya kiracılık münasebetini sona erdiren iki yazılı ihbar gönderdiğini, bunun bizzat Daval-ı tarafından kabul edildiğini, kira münasebeti sona erdirilen bir kiracının ise kanuni kiracı olduğunu belirtti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Yargıtay/Hukuk 4/75.
Yargıtay/Hukuk 6/75.
HÜKÜM
Salih S. Dayıoğlu: Bu istinafta -iki hüküm verilecektir. Sayın Yargıç Niyazi F. Korkut'un hükmünü önceden okuma fırsatını buldum. Serdettiği görüş ve verdiği sonuçla hemfikirim.
Niyazi F. Korkut: Aleyhine istinaf edilen, davacı, Mağusa'da Namık Kemal Meydanı No.9'da bulunan dükkânın sahib-idir. İstinaf eden, davalı ise konu dükkânın kiracısıdır.
Davacı Mağusa Kaza Mahkemesinde dosyaladığı 315/78 sayılı davada konu dükkâna kendisinin ve/veya 18 yaşını bitirmiş oğlunun makul surette ihtiyacı olduğunu ve davalıya gönderdiği 25.10.1977 ve 2-7.10.1977 tarihli iki yazılı ihbarname ile var olan ve/veya var olduğu farzolunan herhangi bir icar anlaşmasının ve/veya kiracılık münasebetini fesh ettiği için davalının konu dükkânı kanuni kiracı olarak işgal ettiği savını ileri sürerek davalının dava k-onusu dükkânı tahliye ederek boş olarak tasarrufunu kendisine teslim etmesine ilişkin bir istemde bulundu. Davalı ise dosyaladığı müdafaada, sair şeyler yanında, kendisi ile dava konusu dükkânın eski mal sahibi arasında yapılan 7.12.1967 tarihli bir icar m-ukavelesi bulunduğunu ve bu mukavelenin davacıyı da bağladığı ve bu nedenle kendisine gönderilen ihbarların kanunen geçersiz olduklarını ve konu ihbarların kendisi ile eski mal sahibi arasındaki kiracılık münasebetlerini fesh edecek nitelikte olmadığı savı-nı ileri sürdü. Davalı ayrıca konu dükkâna davacıdan daha fazla ihtiyacı olduğunu da ileri sürdü.
Duruşmada, sair şeyler yanında, davacı 31 yaşında evli ve bir çocuk babası olup 1.9.1973 yılından beri işsiz olan oğlu Tansu'nun toptan ve perakente kumaş t-üccarlığı yapması için davalıdan dava konusu dükkânı tahliye etmesini istediğini, davalının olumsuz yanıt vermesi üzerine davalıya iki yazılı ihbarname göndererek kiracılık münasebetlerini fesh ederek dükkânı 1.12.1977 tarihine kadar boşaltmasını istediği-ni, daha önce oğlunun Mağusa'da uygun bir dükkân aradığını fakat bulamadığını, dava konusu dükkânda önce deniz nakliyat komisyonculuğu yapan davalının 3 1/2 yıldan beri, Şirket kurarak, daha geniş bir yere taşındığını ve dava konusu dükkânda turistik eşy-a satışı başlattığını ve dava konusu dükkâna davalıların kendisinden fazla ihtiyacı olmadığını ileri sürdü. Davalı ise, sair şeyler yanında, halen mukaveleli kiracı olduğunu, davacının daha önce Hakkı Önen'in icarında bulunan başka bir dükkânı elde etme o-lanağı olduğu halde bu olanaktan yararlanmadığını ve keza kiracısı olan Ahmet Tahsin'in icarında bulunan başka bir dükkânın da icarım Ahmet Tahsin'in damadına devrettiğini ve davacının oğlunun ticaret yapmak için parası olmadığını ve genelde davacının tah-liye isteminde samimi olmadığını iddia ederek davacının isteminin reddedilmesi gerektiğini savundu.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme vermiş olduğu hükümde davalının kanuni kiracı olduğunu, dava konusu dükkâna davacının makul surette ihtiyacı bulunduğ-una ve davalının aleyhine tahliye emri vermesi de böyle bir emrin verilmemesine nazaran daha büyük müşkülata uğrayacağına kanaat getirmediğine ilişkin bulgu yaptı ve davalının dava konusu dükkânı 1.6.1980 tarihine kadar tahliye etmesine hükmetti.
İlk Mahke-menin aleyhine vermiş olduğu hükümden istinaf eden davalının ileri sürdüğü istinaf sebepleri şöyledir:
Muhterem Mahkeme, huzurunda bulunan layihalar ve/veya şahadet muvacehesinde, ve bilhassa Davalı No.l'in nasıl kanuni kiracı olduğu hususundaki olgularla- ilgili olarak Talep Takririnde herhangi bir iddia olmamasına rağmen, Davalı No.l'in dava konusu malın kanuni kiracısı olduğu hususunda bulgu yapmakla ve/veya bu hususun ihtilafsız şahadetten ortaya çıktığı kanaatına varmakla ve/veya bu hususun taraflar a-rasında ihtilafsız olarak kabul edilen hususlardan biri olduğu neticesine varmakla ve/veya Davalı No.l'in dava konusu -malın -kanuni kiracısı olup olmadığı hususunu gerekli şekilde etüd etmeden Davalı No.l'in kanuni kiracı olduğu varsayımından hareket etmekle hata etmiştir;
Muhterem Mahkeme, huzurunda bulunan layihalar ve/veya şahadet muvacehesinde Davacının kendi ve/veya oğlu- için dava konusu dükkâna makûl surette ihtiyacı olduğu ve/veya tüm şahadet ve/veya bulgular ışığında talep edilen tahliye emrini ve/veya hükmünü vermesinin makûl olacağı hususunda bulgu yapmakla hata etmiştir.
Muhterem Mahkeme, talep edilen tahliye emrin-in ve/veya hükmünün verilmesinin niçin makûl olacağı hususunda herhangi bir gerekçe vermemekle de hata etmiştir; tüm şahadet ve/veya bulgular ise böyle bir emrin ve/veya hükmün verilmesinin makûl olmayacağı yönünde idi.
Muhterem Mahkeme, Davacının oğlunu-n dava konusu dükkânı hakikaten çalıştırıp çalıştırmayacağı hususunu gerektiği şekilde değerlendirmedi ve/veya bunu yaparken, bilhassa maksadına uygun başka dükkân ve/veya dükkânlarının tasarrufunu daha evvel elde etme imkânı varken bu imkânlardan yararl-anma yönüne gidilmediği cihetle ve/veya Davacının oğlunun yapmayı tasarladığı ve/veya iddia ettiği iş için yeterli paraya sahip olmadığı cihetle, davacı oğlunun dava konusu dükkânı hakikaten çalıştıracağı ve/veya bu dükkâna makûl surette ihtiyacı olduğu h-ususunda bulgu yapmakla hata etmiştir; Muhterem Mahkeme, keza, Davacının ve/veya oğlunun maksatlarına elverişli başka dükkân ve/veya dükkânları olduğu ve/veya bunların tasarrufunu daha evvel etme olanakları olduğu halde bunu yapmadıkları hususlarında bul-gu yapmamakla hata etmiştir.
Muhterem Mahkeme, Davalı No.l'in tahliye emri verilmesinin böyle bir emrin verilmemesine nazaran daha büyük bir müşkülât yaratacağı hususunda uhdesine düşen ispat külfetini yerine getirmediği hususunda bulgu yapmakla hata etm-iştir; Muhterem Mahkeme, tam aksine, talep edilen tahliye emrinin ve/veya hükmünün verilmesinin böyle bir emir ve/veya hükmün verilmemesine nazaran daha büyük müşkülâta sebep olacağı hususunda bulgu yapmalıydı.
Muhterem Mahkeme, tüm şahadet ve/veya gerçekl-er muvacehesinde, Davalı No.l'in dava konusu dükkânı tahliye etmesini emretmekle ve/veya tahliye için Davalı No.l'e ancak 1.6.1980 tarihine kadar çok kısa bir mühlet vermekle hata etmiştir:
Davacının tahliye davasında başarılı olabilmesi için öncelikle dav-alının dava konusu dükkânda, davasında talep takririnde ileri sürdüğü gibi, kanuni kiracı olduğunu kanıtlaması gerekir. Bu nedenle davalının kanuni kiracılığının nasıl meydana geldiğine dair olgular talep takririnde belirtilmesi gereken esasa ilişkin olgul-ardır. Bu yöndeki savların talep takririnde ileri sürülmemesi davacının istemini olumsuz yönde etkiler.
Yargıtay/Hukuk 3/75 sayfa 3'de paragraf 4, 5 ve 6'da şöyle denmek-tedir:
"E. 19. n.4'de bahsedilen esasa ilişkin olgular (materiali facts-) dava sebebi ortaya koyan olgulardır; esasa ilişkin olguları dava layihalarında yer almamışsa duruşmada bu olgular hakkında duruşmada şahadet verilemez, verilse bile nazarı dikkata alınamaz. Bidayet Mahkemesi yanlış olarak bunları nazarı dikka-ta almış olsa bile İstinaf Mahkemesi Bidayet Mahkemesi hükmünü iptal edebilir veya yeniden duruşma yapılması için emir verebilir.
Kanuni bir istidlalin (inference of law) belirtilmesi yeterli değildir. Davacının dava sebebi olduğunu -gösteren olguların açıkça belirtilmesi gerekir. (Bak, Riddell v. The Earl of Strathmore, (1887) 3 T.L.R. 329).
Davacının talebinde başarılı olması için kanuni kiracı olması şarttır. Bu iddianın ise Talep Takririnde yer alması gerekir. "Kanuni kiracı" d-eyimi, husule gelen kanuni bir durumu izah etmektedir. Hangi olguların bu durumu meydana getirdiği "esasa ilişkin" olgulardır, bu sebeble kanuni kiracılığın nasıl meydana geldiği dava lâyihalarında belirtilmelidir. Aksi takdirde bunlar hakkında Mahkemede ş-ahadet verilemez, verilse bile bu şahadet nazarı itibara alınamaz."
Yine Yargıtay/Hukuk 6/75'de sayfa 3'de paragraf 4'de şöyle denmektedir:
"İstinafa konu teşkil eden davadaki gibi bir talebin muvafakiyeti davalının ilgili binanın -kanuni kiracısı olmasına bağlıdır. Bu böyle olduğuna göre davalının kanuni kiracı olduğunu gösteren olgular esasa ilişkin olgulardır ve talep takririnde zikredilmeleri gereklidir, davalının kanuni kiracı olduğu iddiası ise sadece kanuni bir iddiadır v-e yeterli değildir; böyle bir iddianın üzerine dayandığı veya bunun doğru olduğunu gösteren olguların talep takririnde zikredilmesi gerekir."
Talep takririnde eski mal sahibi ile davalı arasındaki kira müna-sebetinin koşullarının ne olduğ-u, örneğin davalının mukaveleli kiracı ise mukavelenin son bulup bulmadığı, belirtilmediğine göre davacının davalıya gönderdiği ihbarlar bir mana ifade etmez. Herhangi bir mal sahibi kiracısı ile aralarındaki kira münasebetini keyfi olarak so-na erdiremez. Kira münasebetinin sona erdirilmesi, sürenin sona ermesi ya da süre içinde mukavelede ileri sürülen koşullara dayanarak olabilir. Bu davada davacı talep takrirlerine davalının mukaveleli kiracı olup olmadığını, mukaveleli kiracı- ise mukavele süresinin bitip bitmediğini, ya da neye dayanarak davalının kira münasebetini sonra erdirdiğini ileri sürmediğine göre sadece gönderilen ihbarlar ile davalının kanuni kiracı durumuna girdiği söylenem-ez ve bu nedenle şahadette bu hususlara ilişkin şahade olsa dahi davalının kanuni kiracı olduğunun nazarı itibara alınmaması gerekirdi. Bu durumda İlk Mahkemenin davalının kanuni kiracı olduğuna ilişkin bulgusu hatalıdır-. Davalının kanuni kiracılık durumu kanıtlanmadığına göre de davalının birinci istinaf sebebi kabul edilerek İlk Mahkemenin vermiş olduğu tahliye kararının iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim.
1. istinaf sebebi ile ilgili olarak bu görüş-e vardıktan sonra geriye kalan istinaf sebeblerine değinmeğe de gerek yoktur.
Aziz Altay: Aleyhine istinaf edilen davacı 1971 yılından beri Mağusa'da Namık Kemal meydanı No.9'daki dükkânın sahibidir. İstinaf eden davalı ise söz -konusu dükkânın kiracısıdır. Davacı 25.10.1977 ve 29.10.1977 tarihlerinde davalıya gönderdiği iki ihbarname ile var olabilen ve/veya var olduğu farzolunabilen herhangi bir icar anlaşmasını ve/veya kiracılık münasebetini feshe-derek dükkânın tahliyesini isedi. Davalı dükkânı tahliye etmediği için, davacı Mağusa Kaza Mahkemesinde 315/78 sayılı davayı açtı ve söz konusu dükkâna ken-disinin ve/veya 18 yaşını bitirmiş oğlunun makul surette -ihtiyacı olduğunu ileri sürerek tahliye talebinde bulundu. Davalı dosyaladığı müdafaa takririnde 7 Aralık 1967 tarihinde kendisi ile eski mal sahibi arasında imzalanan icar mukavelesinin davacıyı da bağladığını, gönderilen - ihbarların ise kanunen geçersiz oldukları cihetle taraflar arasındaki kiracılık münasebetini fesheder nitelikte olmadığını ileri sürdü. Davalı müdafaasında dava konusu dükkâna davacıdan daha fazla ihtiyacı olduğunu- da iddia etti.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme davalının kanuni kiracı olduğunu, dava konusu dükkâna makul surette ihtiyacı bulunduğunu ve davalının tahliye emri verilmesinin böyle bir emrin verilmemesine nazaran daha büyük mükşilât yaratacağını isbat etmediğ-i hususunda bulgu yaparak davalının söz konusu dükkânı 1.6.1980 tarihine kadar tahliy etmesini emretti.
Davalı İlk Mahkeme hükmünün aşağıda özetlenen sebeplerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürerek tahliye emri aleyhine istinaf etti.
Talep- takririnde davalının nasıl kanuni kiracı olduğu hususunda herhangi bir iddia bulunmadığı halde İlk Mahkeme davalının kanuni kiracı olduğu bulgusunu yapmakla hata etmiştir.
İlk Mahkeme davacının oğlunun söz konusu dükkâna maktul surette ihtiyacı olduğunu- kabul etmekle hata etmiştir.
İlk Mahkeme davalının tahliye emrinin verilmesinin böyle bir emrin verilmemesine nazaran daha büyük müşkilât yaratacağını isbat etmediği hususunda bulgu yapmakla hata etmiştir.
İlk Mahkeme davacının oğlunun dava konusu dükkâ-nı çalıştırıp çalıştırmıyacağına ve daha önce bu dükkânları elde etmek imkânlarından yararlanmak yoluna gitmemesine ilişkin şahadeti gerektiği şekilde değerlendirmemekle hata etmiştir.
İlk mahkeme tahliye için çok kısa bir süre vermekle hata etmiştir.
Da-vacının tahliye davasında muvaffak olabilmesi için, davalının dava konusu dükkânda kanuni kiracı olup olmadığına bağlıdır. Bu nedenle, esasa ilişkin bir olgu olan bu hususun talep takririnde belirtilmesi gerekir. Talep takririnin 4. paragrafında davacı, gö-nderdiği ihbarlarla davalı ile arasında var olabilen veya var olduğu farzolunabilen herhangi bir icar anlaşmasını ve/veya kiracılık münasebetini feshederek dükkânının tahliyesini istediğini, 7. paragrafında da davalının kanuni kiracı olarak dükkânı işgal e-tmeye devam ettiğini belirtti. Davalı talep takririnde yer alan bu olguların yetersiz olduğunu iddia etti. Memduh Erdal ile Hüseyin H. Songur Yargıtay/Hukuk 4/ 75 sayfa 3'de aynen şöyle denmektedir:
"E. 19 n.4'de bahsedilen esasa il-işkin olgular (material facts) dava sebebi ortaya koyan olgulardır; esasa ilişkin olgular dava layihalarında yer almamışsa duruşmada bu olgular hakkında şahadet verilemez, verilse bile nazarı dikkata alınamaz."
Ayşe Mehmet Hasan -Kalfa ve diğerleri ile Muhammed Abudehap, n/d Muhammed Emin Yargıtay/Hukuk 6/75 sayfa 3'de de şöyle denmiştir:
"Esasa ilişkin olgular dendiğinde tam bir dava sebebini veya müdafaayı ortaya koyacak olgular demektedir. Bir takrirde esasa ilişkin o-lgu veya olgular eksik olursa, o takrir kusurlu ve geçersizdir."
Gerek Yargıtay/Hukuk 4/75 ve gerekse Yargıtay/Hukuk 6/75'de talep takririnde davalının sadece kanuni kiracı olduğu iddia edilmiş, bununun dışında başka herhangi bir iddi-a yer almamıştır. Bu, Yargıtay tarafından yeterli görülmemiş ve talep takririnin davalının nasıl kanuni kiracı olduğunu gösteren herhangi bir olgu veya iddia içermediği için, tam bir dava sebebini ortaya koyduğu kabul edilmemiştir. Halbuki h-uzurumuzdaki istinafta durum farklıdır. Talep takririnde davalı ile var olabilen veya var olduğu farzolunabilen icar mukavelesinin ve/veya kira münasebetinin feshedildiği ve böylece davalının kanuni kiracı durumuna getirildiğ-i iddia edilmiştir. Bu suretle talep takririnde davalının kanuni kiracı olduğuna ilâveten onun nasıl kanuni kiracı olduğuna dair olgular da yer almış bulunmaktadır. Şimdi bu olguların, yukarıda iktibas ettiğimiz Yargıtay içtihat-larında belirtildiği gibi, bir dava sebebi ortaya koyacak nitelikte olgular olup olmadığına bakmak gerekir. 1973 Kira Kontrol (Geçici Hükümler) Kuralında kanuni kiracının tanımı aynen şöyle yapılmıştır:
" "Kanuni müstecir", bir kira münaseb-etinin sonra ermesi veya erdirilmesi halinde ilgili gayrimenkul malı tasarrufunda bulundurmakta devam eden müsteciri ifade eder."
Görüleceği gibi bir kiracı kira mukavelesinin sona ermesi veya kira münasebetinin sona erdirilmesi halinde kan-uni kiracı durumuna gelir. Davacı talep takririnde davalıya gönderdiği iki ihbarname ile kira münasebetine son verdiğini iddia etmiştir. Bu olgular kanımca yeterli bir dava sebebi ortaya koymaktadır. Davacının mukaveleyi neye dayanarak feshettiğine il-işkin olgular ise daha geniş tafsilât (Further and better particulars) istemek suretiyle elde edilebilecek olgulardır. Binaenaleyh bu olguların talep takririnde yer almamış olması, bir dava sebebinin bulunmadığı anlamına gelmez.
Yukarıda belirtilenler ı-şığında, davalının nasıl kiracı olduğu hususunda talep takririnde herhangi bir iddianın yer almadığı görüşüne katılmak olası değildir.
Davacının davalıya kiracılık münasebetine son veren iki ihbarname gönderdiği bizzat davalı tarafından kabul edilmiştir. -Kira münasebeti sona erdirilen bir kiracının ise kanuni kiracı durumuna geldiğine hiç kuşku yoktur. Davalı müdafaa takririnde bu ihbarnamelerin geçersiz olduğunu ileri sürdüğü halde, davanın duruşması sırasında söz konusu ihbarnamelerin geçersiz olduğunu -gösteren en küçük bi şahadet dahi çağırmadı. Davalı yine müdafaa takririnde eski mal sahibi ile 7.12.1967 tarihinde yaptığı icar mukavele-sinin davacıyı da bağladığını iddia etti. Ne var ki duruşma sırasında bu icar mukavelesi emare olarak ibraz -edilmeyerek İlk Mahkemeye bu mukaveleyi değerlendirme imkânı da verilmedi. Bununla beraber davalı istintakı sırasında eski mal sahibi ile yaptığı icar mukavelesinin bir senelik olduğunu kabul etti. Tüm bu şahadet ışığında İlk Mahkemenin davalının kanuni ki-racı olduğuna ilişkin bulgusu kanımca hatalı değildir.
Davacının 1973 Kira Kontrol (Geçici Hükümler) kuralının 7(1)(g) maddesi altında tahliye emri alması için iki hususu ispatlanmasıgerekir:
1- Kendisinin veya18 yaşını bitirmiş oğlunun dükkana makul sure-tte ihtiyacı olduğunu;
2-Mahkemenin, tahliye emrini veya hükmünü vermesinin makul olup olmadığını
Davacı bu iki hususu ispat etse dahi, davalı tahliye emri verilmesinin böyle bir emrin verilmemesine nazaran daha büyük müşkilat yaratacağı hususunda mahkemey-i tatmin etmedikçe tahliye emri verilmez.
Mahkeme huzurundaki şahadetten davacının 31 yaşında, evli ve bir çocuk babası olan oğlunun 1973 yılından beri işsiz olduğu, karısının maaşı ile geçinemediği için ticaret yapmaya karar verdiği ve tüm aramalarına r-ağmen uygun bir dükkân bulamadığı görülmektedir. Bu şahadet dikkate alındığında, İlk Mahkemenin davacının dava konusu dükkâna makul surette ihtiyacı olduğu hususundaki bulgusunu hatalı olmadığı kanısındayım.
Yine Mahkeme huzurunda davalının senelerden beri- dava konusu dükkânda yaptığı komisyonculuk işini kurduğu yeni şirkete taşıdığı, şirketten hissesine düşen kâr ile kendisinin ve ailesinin geçimini sağladığı, ileriye yönelik bir ek güvence olarak dava konusu dükkânda ikinci bir iş yaptığı -ve 60-70 yaşında olduğu, halbuki davacının oğlunun 31 yaşında ve herhangi bir işi bulunmadığı hususunda şahadet mevcuttur. İlk Mahkeme bu şahadete dayanarak tahliye emrinin verilmesinin böyle bir emrin verilmemesine nazaran daha büyü-k bir müşkilât yaratmadığı sonucuna vardı. İlk Mahkeme huzurunda böyle bir bulguya varmak için yeterli şahadet bulunduğu kanı- sındayım.
Davalı avukatı gerek İlk Mahkemedeki duruşma esnasında gerekse istinafın dinlenmesinde Hakkı Önen ile Ahmet Tahsinin ic-arında bulunan dükkânları tahliye ettirmek için dava açmak fırsatı çıktığı halde davacının bu fırsatları değerlendirmediğini, davacının oğlunun mali olanaklarının da ticaret yapmaya müsait olmadığını ileri sürdü. Davalıya göre davacının oğlunun ticaret yap-acağı iddiası, dava konusu dükkânların tahliyesini sağlamak maksadıyle davacının ortaya attığı bir mazaretten başka bir şey değildir. Şahadetten Hakki Önen'in icarındaki dükkânın merdiven altı olması nedeniyle uygun bir yer olmadığı görülmektedir. Öte yan-dan Ahmet Tahsin'in icarındaki dükkanı boşaltıp davacıya teslim etmek istediğine dair hiçbir şahadet mevcut değildir. Aksine Ahmet Tahsin'in dükkânı boşaltmayı reddetmesi üzerine davacının, Ahmet Tahsin'in kızı ile damadı-na ayrı mukavele yapmaya mecbur kaldığına dair şahadet mevcuttur. Bu durumda İlk Mahkemenin bu konuda verdiği izahatı tatminkâr bulması hatalı değildir.
Davacının oğlunun mali olanakları ticaret yapmaya elverişli olmamakla -beraber davacının geniş mali olanaklara sahip olduğu davalı tarafından da kabul edilmektedir. Davacı şahadetinde "dükkanı oğlum için aldım" demiş, dükkâna olan ihtiyacı nedeniyle 3-4 evvel Ahmet Tahsinin icarında-ki dükkânın tahliyesini istemiş,bunda başarıya ulaşamayacağını anlayınca dava konusu dükkânın tahliyesini talep ettiğini söylemiştir. Davacının oğlu ise kendisine yardım yapmak isteyen babasının arsaları üzerinde kendisi için - bir dükkan yapmak istediğini, ancak arsayı gidip gördüklerinde uygun bulmadıklarını, Mağusa içerisinde başka uygun bir dükkân bulup kiralayamadıklarından o sırada boş olan dava konusu dükkânın tahliyesi dava açmak zorunda kaldıkların-ı iddia etti. İlk Mahkeme hükmünde davacının oğluna dükkân açmak için gerekli yardımı yapacağı kanaatine vardığım belirtti. İlk Mahkemenin mevcut şahadet ışığında böyle bir kanaata varması mümkün olduğu cihetle bu konuda herhang-i bir hataya düştüğü söylenemez.
1973 Kira Kontrol (Geçici Hükümler) kuralının 7. maddesinin (2). fıkrasına göre Mahkeme makul göreceği şartlara tabi olarak bir yıldan fazla olmamak üzere tahliye emrini durdurabilir-, talik edebilir, veya tasarrufun elde edilmesi tarihini tehir edebilir. İlk Mahkeme davada verilen şahadeti ve tüm sair hususları göz önünde tuttuktan sonra takdir yetkisini kullanarak tahliye emrinin icrasını 1-.6.1980 tarihine kadar durdutmuştur. İstinaf eden bu sürenin kısa olduğunu iddia etmiş ise de İlk Mahkemenin davanın tüm olguları ışığında, takdir yetkisini kullanırken herhangi bir hata yaptığı bunda, ikn-a edilemedim.
Yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı istinafın reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Salih S. Dayıoğlu: Sonuç olarak istinaf oy çokluğu ile kabul edilerek İlk Mahkemenin verdiği hüküm iptal edilir. Masraflar için herhangi emir verilmez.
-
(Salih S. Dayıoğlu) Niyazi F. Korkt) (Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
24 Ekim 1980
1
10
10
Full & Egal Universal Law Academy